5 Şubat 2014 Çarşamba

Bence En Zor Dönemi Annelerimiz Yaşadı

Çocuk büyürken dertleri de büyür, anne olunca sen de anlarsın gibi sözleri tüm anneler duymuştur herhalde. İkisine de inanıyorum, gün geçtikçe doğruluğuna şahit oluyorum. Çocuğun dertlerinin o büyüdükçe büyümesi meselesini kabullendim artık. Annelik bir çeşit dönüşüm, hoş hayatın kendisi öyle ya. Geniş açıdan bakınca durmadan karşımıza çıkan sınavlar, aşılan/aşılamayan seviyeler, kafa toslamalar, inmeler-çıkmalar böyle geçecek hayat. Daima bir öğrenme, yeniliklere adapte olma, sorunlara çözüm bulmaya çalışma çocuklu hayatta daha yoğun kabul, bunu da hızlandırılmış kurs gibi görüyorum artık ve zihnimin arkaplanında "hadi gelin üstüme korkmuyorum" şarkısı eşliğinde yaşamaya çalışıyorum(z).

Herkesin bir dayanma çubuğu vardır içinde, başı sıkışınca yaslandığı. Ben sık sık kendimi annemin şartları ile kıyaslarken ve o olsa ne yapardı diye düşünürken buluyorum. Ve hissediyorum ki onların zamanına göre daha kolay bizim zamanlarımız.

Hepimizin annesinin söylediği gibi, bezleri elde yıkama, evdeki makinalardan yoksunluk değil sadece. Çocuk ve anne arasındaki bilişsel fark büyüktü o dönemde. Çocuklar her zaman bir önceki nesilden daha üstün donanıma sahip oluyorlar ama ülkemizin genelini düşününce annelerimizin çağı bir geçişti.

Benim annem çok zekidir gerçekten, okuyabilseydi çok başarılı olacağından tüm öğretmenleri hem fikirmiş ama dedem okul uzak diye göndermemiş. Klasik hikaye işte. İlkokul mezunu annem üçü de üniversite mezunu üç kız yetiştirdi. Kendimden de biliyorum, kendini büyümüş zanneden ergen psikolojileri ile uğraşmak, senden daha bilgili (! gerçekten öyle mi kim bilir) çocuklarına yetebilmek zor. Şimdi düşününce nasıl da dengeyi korumuş şaşıyorum. Şahsen ben kendi mantığımın dışındaki doğruları kolay kolay kabul etmeyen bir çocuktum. Şimdi Helo'nun da benzer davranışlar göstermesi, gelecekte muhtemelen benim gibi olması hayatın bana yaptığı eşek şakası olsa gerek :)

Annelerimizin döneminden önce anneler ve çocuklar aşağı yukarı aynı koşullara sahip oluyorlardı ama annelerimizde değişti. Çoğu anne ve çocuğun arasındaki eğitim farkı büyüdü bu dönemde. Eğitimin artması beraberinde sosyalleşmeyi de getiriyor, eskiden çocuklar anasının dizinin dibinde otururken, bu dönemde daha çok dışarıda oldular, dolayısıyla görgüleri arttı,  istekleri /ailesinden beklentileri değişti ve belki de bu dönemde daha yoğun şekilde çocuklar anne-babalarını beğenmedi, yeri geldi onlardan / evlerinden / cahilliklerinden / şivelerinden utandı.  Mesela annem hep anlatır, bizim sülalede ilk üniversiteli olan ablam pantalonla köye gitmiş ve pantalon giyiyor diye dedem çok kızmış ve söylenmiş. Zamanla diğer torunlarında daha ala giyimler gördü ama tabi ki alışmıştı. Kabak ablamın başına patlamıştı yani. O zamanlarda arada kalan annem oluyordu pek tabi. (Annelerimizin gençliğinde pantalon üstü elbise modası ve ispanyol pantalon vardı ama bir dönem kaybomuştu sanırım, ablamın gençliği de seksenli yıllara rastlar, geniş vatkalar, yüksek bel dar paça pantalonlar :) hepsini hatırlıyorum çok özenirdim ) 

Bizim dönemimizde ise bizler anne olarak alabileceğimiz maksimum eğitimleri almış durumdayız ve çocuklarımızın ihtiyaçlarını karşılayabilme uğruna almaya da devam ediyoruz.

Kızıma aman yanlış davranmayım psikolojisi bozulur diye uğraşırken annem nasıl başarmış, tek çocuktan çıldırma noktasına geldiğimde annem nasıl sabretmiş, büyüdüm diye deli deli davranıp eve geç gelmelere başladığımda annem nasıl meraktan ölmemiş, ne cep telefonu var ne bişey nasıl dayanabilmiş. Aklıma geldikçe ve o hallerini anımsayınca aslında içinin nasıl kaynadığını anlıyorum şimdi elbet ama o zamanlar farketmezdim.

Çağımızda, elimizin altında internet her sıkıştığımızda danışıyoruz, birazcık bunalsak dertleşecek birini buluyoruz ve bizden daha akıllı çocuklarımıza yetişmek için didinip duruyoruz ama annelerimiz yapabilecekleri çok sınırlıydı. Yine de o imkansızlıkta bunu başardıklarına göre biz de başarabiliriz diye moral veriyorum kendime. Kolay kolay yılmak yok, hemen sinirlenmek yok, hepsinin yaşanması gerekiyor ve gün gelecek geçip gidecek. Hepsi birer tatlı hatıra olarak anılarımızda yer alacak.

9 yorum:

  1. Sanırım 2 yaş civarındaocukları olan biz annelerin psikolojisi çok benzer.Haklısın ben de kendimi annemi hayal edelen buluyorum bazen.Sosyallik bizi biraz da bu hale getirdi,hayatımız tekdüze değil ve daha çok şeyi takip etmeye çalışıyoruz.Mesela şu an işe gideceğim ama bloglara da bir göz atayım modundayım:)Herşey içiçe:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bu karmasıklık bizim kafamızı karıstırıyor bazen :)

      Sil
  2. Her dönemin kendine göre farkli farklı zorlukları var. Ben de sık sık annem hem evde bez yıkamakla ugrasiyormus hem ise gidiyormus nasıl yetisiyormus diye düşünürüm; ama muhtemelen o zaman tek dertler bizim karnimizi doyurmakti... simdi herseyin yenisi çıktıkça aman organik olsun, cocugun psikolojisi falan filan farklı dertlerimiz var...
    Yine de o gecis dönemi konusunda cok haklısın tabi. Bir anda o kadar degisime ayak uydurmak tüm bildiklerinin alistiginin alt ust olmasi zor olsa gerek...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Her dönemin zorlukları da kolaylıkları da var tabi, bu yazıda bilişsel farka dikkat çekmek istedim gercekten ne yapacağını bilememe hissi kötü bi his

      Sil
  3. Sürekli fazla, daha fazla şeyler öğreniyoruz, öğrendikçe ya sorguluyor ya da balıklama dalıyoruz, bazımız muhakemesini yapıyor, bazımız yapamıyor, bazımız sindiriyor, bazımız sindiremiyor, bazımız ortaya karışık bulamaç gibi birşey yapıp çocuklarını bozuk para gibi harcıyor, bazımız daha temkinli davranıyor belki, bazımız kafasının dikine gitmeyi tercih ediyor..
    Bizim çocuklar mı şanslı yoksa biz mi şanslıydık, inan mukayese edemiyorum ama ne kadar edemezsem edemeyeyim, bizim şanslı olduğumuz yönündeki düşüncem ağır basıyor, son tahlilde ignorance is bliss derim arkadaş:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok doğru söylediklerin. Görmezden gelme kısmına ben de katılıyorum ama biz bunun bilincine varıp görmezden geliyoruz, bilmeden çocuğuma yetemiyorum düşüncesi daha ağır belki de bilemiyorum. Her durumda çocukların annelerin sınırlarını zorluyor olması da ortak nokta :)

      Sil
  4. Gece'cim,yazıyı okur okumaz içimden seni alnından öpüp helal olsun be ne güzel hissetmiş ne güzel değerlendirmiş ve ne güzel dile getirmişsin demek geldi :))) senle yakın yaş ve yakın dönemlerdeyiz anladığım kadarıyla. yazdıgın herşeyi kelimesi kelimesine paylaşıyorum.analarımız tatlı cefakar analarımız. annem de cok zeki senin annen gibi.okusaymış çok iyi bir öğretmen olabilirmiş mesela. kimi zaman ben okulda birinciydim diye böbürlenir.biz matematikte başarılı olunca siz bana çekmişsiniz,benim matematiğim çok iyiydi,çok iyi hesap yapardım,öğretmenim beni çok severdi der. annem ilkokul mezunu, öğretmen okulunu kazanmış dedem okul uzak diye göndermemiş. hep düşünürüm, acaba annem okusaydı biz (kız kardeşim ve ben) yine biz olur muyduk, daha mı iyi/kültürlü olurduk. belki ama, geldiğimiz noktada ikimiz de mühendis olduk, o dönemdeki anneler kendi hayallerini çocuklarının yaşamasını istediler. ve hepsi (özellikle) kızlarını okuttular. ve özellikle üniversiteye gönderdiler. bize bakınca kendilerini gördüler belki, okusalardı nasıl olurdu hayatları, bizde gördüler. :)) böylece mutlu oldular. şimdi biz çocuklarımızla bir üst seviyeyi yaşıyor gibiyiz bence. nerdeyse tam donanımlı/eğitimli anneleriz. biz ergenlikte veya büyüdükçe annelerimizle yerine göre çatıştık,saçma davrandık,eksik bulduk, peki 17-18 yıl sonra, bizim çocuklarımız bizi nasıl görecek acaba, çok merak ediyorum.ve dediğin gibi bizimle çocuklarımız arasındaki nesil farkının annelerimizle bizim aramızdaki kadar olmamasını diliyorum.Ayrıca ablanla (köye gitme) ortak kaderi paylaşmışız,benzer şeyleri ben de yaşadım :)) şimdi o zamanlara çok gülüyorum :)) bir heves yazıverdim,paylaşmak istedim,konu çok güzel, yazdıkça yazılır. çooook sevgilerimle ;) gönlüne sağlık

    YanıtlaSil
  5. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  6. Ne kadar güzel bir yazı. .
    Yilmak yok:))
    Motive etti beni yazin canim
    Eline saglik..

    YanıtlaSil