30 Temmuz 2020 Perşembe

Blog Dünyasının Acı Kaybı

Temmuz 30, 2020 10 Comments
Dün bir instagram arkadaşımdan öğrenip çok üzüldüğüm kaybı, beni eskiden beri okuyan arkadaşlarla paylaşmak istedim, çünkü muhtemelen  onu da okuyorlardı : http://sormabulmadunyasi.blogspot.com/ 


Hem blogundan hem ig hesabından her daim çok faydalı bilgiler paylaşan, hatırladığım kadarıyla hukuk doktorasını yapmış ama kendini hem çocuklara hem doğal yaşama adamış bir arkadaşımızdı Pınar. Üç çocuğuna homescholing yapıyor onları her anlamda çok donanımlı yetiştiriyordu. Aynı yaşlardaydık ve çocukları da benim çocuklarım yaşlarında olmalı, hatta üçüncüsü daha küçük😔 Tüm sevenlerine sabır diliyorum, mekanı cennet olsun inşallah 🤲🏻

21 Temmuz 2020 Salı

KG 108-130 Yaz Tatili

Temmuz 21, 2020 2 Comments



Son yazinin yazilmasinin ardindan neredeyse bir ay gectigine inanmak guc, sanki daha dun yazmisim gibi geliyor. Simdi sayinca farkettim ki pandeminin baslamasindan itibaren 130 gun gecmis, dort aydan fazla. Bazen dusunuyorum da neler neler yasadik, surekli evde kaldik, her konuda onlem aldik fakat Hollanda'da hayat buyuk olcude normale dondugunden, gecmisi hatirlayinca icimden bir vay bee narasi yukseliyor. Tabi diger yandan yeni normalimiz olan seyler de var, bu gun girdigim bir magazanin kapisinda elime dezenfektan surerken dusundum, nasil da kaniksadik dezenfektanli hayati. Ve halka acik mekanlarda kapi kollarini tutarken, herkese acik tuvaletleri kullanirken, kendiliginden ortaya cikan bir temkinli davranis hali var -sanirim herkeste de vardir- magazada birinin yakinindan gecmemek icin once onun isini bitirmesini beklemek var. Bunlar hep yeni hay huylarimiz oldu.


Okullar 3 temmuzda tatile girdi burda. Bir cok arkadasimiz yurt ici ve yurt disi tatillere gitti. Biz buralardaydik. 6 haftalik okul tatilinin uc haftasini evde gecirdik, onumuzdeki cumadan itibaren 2 haftasini tatilde gecirecegiz ve son bir haftasi da yine evde, muhtemelen tatil sonrasi camasir ve okul hazirligi ile gececek. Cocuklar evde oldugu icin gunlerim daha yogun, ve tabi bir de gecen yil vefat eden babamin olum yildonumu zamani ben bir sure boyunca "out of the world" oldugum icin zaman nasil gecti anlamadim. Fakat mumkun oldugu kadar cocuklarin tatilini keyifli gecirmek icin calismalar yaptik.




Ilk olarak kendime bir bullet journal hazirladim ve bugun neredeyse hepsini doldurdugum, ilk gercek ajandam oldu.




Ardindan tabi ki muze kartlarini hazirladik. Belli bir abonelik ucretiyle neredeyse tum muzelere ucretsiz giris saglayan muze kartlari iyi bir alternatif oluyor. Cogu muze yaz tatili dolayisiyla cocuklara yonelik ekstra aktiviteler sunuyorlar. Bu yuzden muze kartlarini almak ve kutuphaneden kitap stoklamak tatil baslamadan hemen once hallettigim islerdi. Bu surede iki muzeyi ziyaret ettik bile. Birincisi ilk cagdan baslayip romalilar donemine kadar uzanan tarihi interaktif bir bicimde anlatan Archeon'du. Cogunlukla acik hava muzesi. Tum tarih donemlerine ait insanlarin yasayislarini, evlerini, kasabalarini birebir yapmislar, hatta o evlerde insanlar da var (magara adamlari kiliginda insanlar veya roma donemine ait insanlar gibi) cocuklara birebir anlatiyorlar, evlerin icine girip tecrube edebiliyorsunuz falan, gayet iyi dusunulmus ve cok cok begendigimiz bir muze oldu.




Ikincisi, hafta ici esim calisirken eve nispeten yakin oldugu icin sectigim ve ozel olarak bu donemde dinozorlarla ilgili bir gosterimi olan muzeydi. Gercek dinazor kemiklerinin ve yine bir cok muzede karsimiza cikan bir dedektiflik oyunu ile cocuklara cazip hale getirilmisti.




Daha gidecegimiz listeye alinmis bir cok muze ve satolar var, hava kosullari elverdigi surece ziyaret edecegiz. Cok sukur cocuklarin muze yasi geldi ve bu zamana kadar daha cok parklar, eglence mekanlari agirlikli olan gezilerimiz, biraz daha kulturel icerik kazandi. Tabi onlara yine devam ediyoruz. Bu tatil doneminde yine, bir kez hayvanat bahcesine (ki burasi biraz daha farkli hazirlanmisti, hayvanlar daha serbest ve cocuklar hayvanlarin bolmelerinin icinden altindan ustunden vs gecen parkurlarla bir nevi eglence parki havasinda bir yer. Mesela savanah hayvanlarinin uzerinden celik halatlara baglanip geziyorsun (bknz asagidaki foto). Ancak korona nedeniyle bu alan kapaliydi. Bir digeri de gectigimiz hafta sonu gittigimiz, icinde bisiklet surerek uzaktan geyik, tilki, yaban domuzu gibi hayvanlari gozledigimiz ulusal parkti. O gun cocuklar 30km den fazla bisiklet surdu. Buraya tatil doneminde iki kez gittik hatta biri, ailecek digeri arkadaslarla. 




Tatil basladiktan sonra bir sure havalar hep yagmurlu idi. Ustuste evde kaldigimiz gunlerde eve dair isleri kolayladik. Gerci hic bitmiyor ama bunda benim durmadan bir proje uretmemin sucu da var.



Bu yil evin enerjisi ile ilgili biraz iyilestirme yapmayi planlamistik ama mart ayinda gerceklesecek olan calismalar, korona sebebiyle biz erteleme talep edince temmuza kaldi. Ilk once evin 30 yillik olan isicamlarini degistirdik. Ardindan da gunes panelleri taktirdik. Evinizin enerji seviyesini iyilestirmek amaciyla yapilan cevre dostu girisimleri desteklemek icin devlet bir kredi veriyor ve bu parayi sizden neredeyse hic faizsiz uzun vadede azar azar aliyor. Esim de gectigimiz yilin son aylarinda projeleri hazirlamis ve sunmus, teklifimiz kabul edilmisti. Simdi neredeyse gunluk kullandigimiz enerjinin yuzde 95'ini bu 7 adet panel ile saglayabiliyoruz. Ustelik cogunlukla kapali yagmurlu hollanda havasinda. Tabi bu calismalardan sonra evin defalarca kirklanmasi gerektigini tahmin edersiniz.




Yagmurlu gunlerde bol bol aktivite yaptik tabi :))




Bir diger projem asagidaki bahce yatagiydi. Hikayesini instagramda soyle yazmistim :

Bu bir dönüşüm hikayesidir🔄 Daha oğlum doğmadan önce misafirler için aldığımız ikea yatağı, oğlumun odasında duruyordu yıllardır. Bu yaz başında ona istediği gibi kaydıraklı bir yatak aldık. Tabi ki #marktplaats dan ikinci el. Haliyle bu yatak tavan arasına atıldı. Ancak hem yer işgal ediyor hem de kullanılmıyordu⭕️

Aklımıza bahçede kullanmak geldi. Demir olduğu için ayrıca suya dayanıklı olurdu. Fakat yaylı yatağı yok. Özel olarak bahçe minderlerinden yaptırayım veya alayım dedim. Çıkan fiyatlar minimum 200-300 eu. Sırf yastık için.😱

Biz de kendimiz yapmaya karar verdik. Marktplaats’dan #gratis bedava bir matras bulduk. Meğer markası #tempur fiyatı da acayip yüksekmiş. Çok da temizdi iyi denk geldi.😋

Kılıf dikeyim istedim kumaş sitelerinde minimim 60-70 eu kumaş bedeli çıkıyordu. Daha ucuz nereden bulurum derken aklıma yatak örtüleri/pikeler geldi. Bir dekorasyon mağazasının indirimli bölümünde tam gönlüme göre, gayet hesaplı pikeler buldum. Biri matraşa kılıf oldu diğerleri de yastıklara kılıf. Geçen haftasonu yağmurlu bir günde onları dikiverdim☺️

Yastıkların içine de ikeanın en ucuz uyku yastıklarını çifter çifter koydum, dolgun ve rahat oldu.☁️☁️

Şimdi geriye üzerine renkli yastıklarla süslemek kaldı. Onlar da yapım aşamasında☺️

Öyle rahat oldu ki anlatamam 💤💤💤

#diy #dönüşüm #bahçekoltuğu


Tabi yataktan sonra yastik projelerine de giristim.



Ve bir gun aklima midye dolmayi taktim. Ve basardim. Sadece midye dolmalik midye degil de, icini yemelik midye aldigimdan (ve kabuklari olaganustu kirli oldugundan) temizlemek cok ugrastirdi. Fakat tadi nefsimizi koreltti.




Bu arada ciceklerimle bol bol hasbihal oldum, ozellikle monstera o kadar cok yeni yaprak cikardi ki <3



Iki tane de dogum gunu kutladik, biri bahcede biri parkta.




Ve son olarak tatil hazirligi kapsaminda maskeler diktim. Arkadaslarimiza da hazirladim, tam yuzumuze gore oldu.


Biraz da hollanda'da korona seyrinden bahsedeyim. Gectigimiz haftaya kadar dusus devam ediyor, durum iyiye gidiyordu hatta son birkac haftadir, sayilari gunluk degil haftalik veriyorlardi. Bir onceki hafta haftalik 534 olan pozitif vaka sayisi, gectigimiz hafta 900'lere cikinca, azalistan sonraki ilk yukselme yasanmis oldu. Sayi hala cok degil ama eger dikkat edilmezse daha da artmasi kacinilmaz olacak. Bu yuzden onlemlerimize devam etmeyi surekli vurguluyorlar. Tatil donusu sayilarda cok yuksek artislar yasanmazsa, sanirim yavas yavas kurtulabiliriz gibime geliyor. 

Simdi onlari uyutmami bekleyen cocuklar yuzunden yaziya son verecegim ama aslinda yazmak istedigim daha cok sey vardi. Artik bir sonraki yaziya...

saglicakla kalin. 

28 Haziran 2020 Pazar

KG 88-107 Bitiyor mu Ne?

Haziran 28, 2020 4 Comments
Yururken gozume carpanlar.

Hollanda' da hayat baya baya normale donmeye basladi a dostlar. Bundandir 20 gundur sesimin cikmayisi. Eski yogun tempomuza neredeyse geri donduk. Fakat biraz once, uzun zamandir bakmadigim dunya capindaki vaka sayilarina bakinca umudum biraz sondu. Ozellikle Amerika ne olmus oyle :( Turkiye'yi zaten takip ediyordum ama dunya genelindeki sayilar cok uzucu.



 Hollanda'da okullarin acilmasi ile beklenen ve hatta George Floyd'un oldurulmesi ardindan birkac yerde yapilan toplu eylemlerin sebep olmasindan korktugumuz firlamalar gerceklesmedi. Beklenen ikinci dalga gelmedi (tabi umarim ilerde de gelmez) ve bu sebeple kisitlamalarin neredeyse cogu 1 temmuz itibariyle artik sona eriyor. Biz disarda ve marketlerde hic maske takmamistik (zorunlu degil isteyen takiyor) zaten ama sosyal mesafe kurali hep gecerliydi ve insanlar dikkat ediyordu. Tabi bunda hollanda'nin tum nufusunun Istanbul kadar olmasinin da etkisi var. Simdi 1 temmuzdan itibaren geriye kalan tek iki sart, sosyal mesafeye devam edilmesi ve sadece toplu tasitlarda maske kurali. Restoranlar cafeler zaten acilmisti ama sayi sinirlari vardi. Onlar tamamen kalkacakmis.

Gunluk vaka sayisindaki artis orani uzun zamandir 100'un altinda seyrediyor. Vefat sayisi da oldukca dustu, hatta birkac gun once ilk defa 0 idi cok sevinmistik. Bu gun ise asagidaki gorselde gorundugu gibi, sadece 2 imis. 


Hollanda haritasi uzerinde bolge bolge pozitif vakalar isaretleniyordu. Haritayi ilk actigimizda asagidaki gorsel cikiyor. Bu 10 hazirandan itibaren gozuken hasta sayisi (tabi tarihi daha geriye ayarlamak mumkun). Fakat bu tarih guncel hasta sayisini gosterdigi icin cevremizde ne kadar hasta olduguna dair bir tahmin yurutmek mumkun. Yasadigimiz sehirde 100bin'e oranlanmis hasta sayisi 5. Gercek nufus ise 150 bin imis. Yani koskoca sehirde su anda 7-8 hasta var sadece. Bunu duymak oyle rahatlatici ki. 

Yazmadigim bu 20 gunde, neler yapmistik diye dusunecek olursam, tabi ki en buyuk fark okulda oldu. Artik eskisi gibi cocuklar 5 gun okula gidiyorlar (sadece oglum iki gun gidiyor, onu bir onceki postta yazmistim), okulda hersey neredeyse eskisi gibi. Cocuklar ayni siniflarda ayni usulde devam ediyorlar. Spor dersleri hava elverdigi surece acik havada yapiliyor. Bu surec cocuklara cok iyi geldi, hepsi mutlu. Hatta geriye kaldi son bir hafta, onumuzdeki hafta okullar tatil oluyor. Cocuklar karnelerini aldi, ogretmen gorusmeleri yapildi, siniflar atlandi. Yaz tatilinin ardindan tekrar normal duzende devam edilecekmis.

Kizim hep online devam ettigi keman derslerine bire bir olarak dondu, jimnastik derslerini hava izin verdigi surece hep acik havada yaptilar, yagisli havalarda evde ama 1 temmuzdan itibaren kapali spor salonlari da kullanima acilacak. Gerci cok kalabalik bir grup degil takimi. Bu arada ritmik jimnastikteki 4 yilinin ardindan kizim artik mini grubundan benjamin grubuna gecti. Onumuzdeki yil birkac farkli dalda yarismalara katilacak. Daha yogun sekilde antremanlara basladi (haftada 3 gun 3 er saat). Hatta cogu jimnastikcinin resmi bur instagram hesabi oldugu icin ona da actik. Ilerde sponsor arayislarina da baslayacagiz gibi gorunuyor. Takip etmek isterseniz hesabi @dila_rg , rg: rhytmic gymnastic (hollandaca ritmische gymnastiek ) bas harflerinden geliyor. Oyle agir antremanlar yapiyorlar ki kimi zaman gozlerine yaslar doluyor bedenini zorlamaktan. Onu boyle gorunce birak annecim yapma boyle kiyamiyorum diyorum ama asla jimnastigi birakmak istemiyor. Sagligi ve sartlar elverdigi surece devam edecek herhalde. Umarim emeklerinin karsiligini alir.

Oglum okula sadece iki gun gittigi icin ve evde ablasi olmadigi icin onun ve benim icin biraz daha zor basladi bu tam zamanli okul donemi. Ablasiyla evde ne guzel oynuyorlarmis meger, o yokken hep bana yapisik. Bu da haliyle beni biraz bunalima soktu. Hatta bir hafta kadar once yogun bir duygusal buhran yasadim. Aylardir evde olmanin getirdigi ufak ufak birikimler, neredeyse hic kisisel zamanimin kalmayisi, evin bizi gitgide bataklik misali eve cekmesi, ne diller doksem de oglumun disari cikmak istememesi (haliyle benim de cikamamam), bu surecte is degisikligi yapan kocamin yogun isleri sebebiyle cok azalan katkisi, gecirdigim hastalik normal bir hastalik olsa da acaba korona miyim endisesinin yorgunlugu... gibi sebepler yuzunden en sonunda patladim. Bu patlamanin ardindan yeniden gunluk duzenimize dikkat etmeye gayret ettik, kisisel olarak yeni umut verici haberler de aldim, arkadaslarimla gorsutum sosyallestim, hala kisisel zamanim az ama son bir hafta deyip dayaniyorum. Simdi cok cok daha iyiyim.

Oglum icin ise okula gitmedigi gunlerin birinde eve oyun ablasini cagirmaya basladik, geri kalan iki gunun sabahini (ablasi okuldayken) ben ve babasi bolusup, okul aktivitelerini yaptiriyor birlikte oynuyoruz. Yuzme dersleri acildigi icin baslasa mi dedik ama tatile az kaldi iki hafta icin risk almak istemedik, yaz tatilinden sonra duzenli programlara yeniden baslariz saniyorum.

Bu sure zarfinda bizim icin koronadan sonra bir cok ilk de gerceklesti. Misal gecen hafta ilk defa disardan bir restorandan yiyecek alip arabada yedik -henuz oturmaya cesaretimiz yok- , ilk defa bu haftanin market alisverisini yikamadan kaldirdim, artik market ve dukkanlara girerken icimi saran korku buyuk olcude azaldi, hatta babalar gununun oldugu haftasonundan once bir gun avm gezip alisveris yaptim. Son uc gundur hava muthis sicak oldugu icin bir gun golde bir gun okyanusta yuzduk (daha dogrusu kiyilarda cirpindik diyelim) sonucta girdik mi girdik. Bir ay onceki bana bunu soyleseniz herhalde bir tokat atardim kendine gel diye fakat heyhat, hayat boyle birsey ve iyi ki de boyle birsey.

Hatta ve hatta tatil plani bile yaptik. Malesef turkiyeye bu yaz gitmeyecegiz ama avrupa icinde, nispeten sakin bolgelerde airbnb evlerinde kalip civarlari gezecegiz. Depresyonda oldugum bir hafta once kocama, hayir ben hic bir yere gitmem diye bagriniyordum :/

8 Hazirandan sonra instagram hikayelerimde paylastiklarimdan secmeler:


karantinaya gelen dogum gununu okulda yeniden arkadaslariyla kutladi, kutu ve hediyeler hazirladik.

yilin ilk piknigi, 4 aile mesafeli oturduk.

Kucuk terapiler. Yeniledigimiz masaya eski saksiyi susleyip dekor yaptim. Masa ve sandalyeler ikeadan yillar once alinmisti. Tahtalari tamamen eskidigi icin, yeni tahtalar monte edip guncelledik.

Canim hep yaz menuleri cekiyor.

Gelincik tohumlari topladim bahceme atacagim.



ilk bereketli limonata denemesi, sonra bir kez daha yaptim.

gecen yaz basinda baslayip ancak sonbaharda bitirebildigimiz cardagimiz, bu yaz bize cok iyi geldi. resmen eve ekstra bir oda cikmis gibi oldu. Her isimi orada yapiyorum.

Yazida bahsettigim ilk ev disi yemek. Zararli mararli ama arada sirada yemeyi seviyoruz.

Upgraded version of my daughter. Her derse valizle gidiyoruz.

bu videoydu tabi ama screenshot yaptim,  ellerini yere koyup atlayip kopru yapip yeniden ayaklarinin uzerine kalkiyor.

Assiri sosyal mesafeli deniz :p

Bu ara hollandaca ogrenmeye agirlik verdim de ondan telefonumdaki yazilar hollandaca. Ufaktan konusuyorum da, mesela gecen hafta oglumun ogretmeniyle veli toplantisini tamamen hollandaca dinleyip konusarak yaptim. Kendime inanamiyorum desem. Fakat inkar edemiycem, karantinada kizimin ev odevleri buna buyuk katkida bulundu. Hep karistirdigim cumlede kelimelerin siralanmasi mevzusu kafamda oturdu sayesinde. Ingilizce bilenler turkce ile ingilizcedeki kelime konumlarinin degisikligine asinadir. Simdi buna bir de ne ingilizceye ne de turkceye benzemeyen yeni bir kelime dizilimi ekleyin, iste kafamin karisikliginin nedeni. Cok basit bir ornek vereyim.

Mesela her gun okula giderim cumlesinin ing ve hollandaca versiyonlari soyle:

I go to school everyday. (veya her gunu basa alirsak) Everyday I go to school

Hollandaca soyle oluyor

Ik ga naar school elke dag (ozne-yuklem-tumlec-zarf seklinde. her gun basa gelirse) Elke dag ga ik naar school. (zarf- yuklem- ozne- tumlec). 

Bir de diyelim yadimci fiil alan cumleler var. Ozne yardimci fiil ardindan cumlede anlatacagin her seyi araya koy (tabi onlarin da sirasi var) en sona asil fiil geliyor. Yine benzer sekilde bu cumledeki kelimelerin yer degistirmesi, eger cumle su su su durumlarla baslarsa boyle su su su durumlarla baslarsa boyle diye bir suru versiyonu var. Bunlari kafamda oturtmusum, tik diye dogrusu cikiyor agzimdan :))

Bu yazi daha fazla dil kursuna donusmeden kacayim. Herkese saglikli gunler diliyorum. Sevgiler.

8 Haziran 2020 Pazartesi

KG 75-87 Corona Testi Oldum

Haziran 08, 2020 8 Comments
Karantina gunluklerini ikiser hafta arayla yazmaya baslamisim, planli degil ama nedense oyle gelisiyor. Bu durumda iki hafta boyunca gun gun neler yaptik/yapiyoruz hatirlamak zor. Bir onceki misafircilik baslikli yazdigim gunlerin aksine, bu son iki hafta kimseyle hic gorusmeden, sadece ailecek yaptigimiz bir kac acik hava gezisi ile, yine cocuklarin yari okulda yari evde olduklari, siradan gunlere donustu. Yine duygusal gelgitler, kimi buhranli kimi neseli gunler. Fakat bir kac kalp carpintisi gecirmedik degil. 

Ilki oglumun ateslenmesiydi. Okullar acildiktan tam iki hafta sonraya denk gelen, 25-26 mayis civarlari bir gece yuksek ates, ardindan biraz halsizlik vs ile iki gunde bitiveren bir olay. Bir iki gun arayla aynisi kizimda , o bitti kocamda, o bitti bende derken, biz acaba korona mi olduk endiseleri... Yalniz benimki biraz daha agir idi, cunku her vucut direncim dustugunde kendini tekrarlayan kroniklesmis bir faranjitim var. Beni yine yatirdi, iki gun atesli, bogazlar feci iltihapli olunca, gectigimiz cuma gunu (hastaligin basladigi gecenin sabahi idi) ev doktorunu aradik. Sekreter not aldiktan sonra, doktor bizi geri aradi, sikayetlerimi dinledi, korona gibi durmuyor ama ortak semptomlar da oldugu icin, seni korona ussune yonlendirecegim dedi ve o bolumde ayni gune bir randevu ayarladi. Tabi boyle yazinca uzay merkezi gibi oldu ama bizim kasabanin aile hekimligi zaten kucuk bir yer, ust katta, 4-5 doktorun odasinin oldugu, alt katta sekreter ve minik bir kan alma ve hemsire odalarindan ibaret 3 katli tatli bir hollanda evi. Korona ussu yapilan yer de yolun karsinda, yine oraya ait olan baska bir ev :) Tek farki iste doktorlar maskeli (diger taraftakiler degil), onlemleri daha arttirilmis. Gorustugum kadin hekim, beni iyice her acidan muayne etti, bogazima antibiyotik verdi (burda antibiyotik verilmesi cok nadir bir durumdur, ancak mecbur kalinirsa verilir ki halimi anlayin), o da koronaya benzemiyor ama istersen test yapalim dedi. Ay ben de zaten onu istiyodum. Hadi kendi vucudumun sinyallerini hep takip ediyorum ama, cocuklar gidip geliyor, e hepimiz sirayla olduk ya koronaysa? Yaptilar. Burnumun ve girtlagimin kokune cubugu dayadilar. Gunlerden cuma, sonuc pazartesi. Maille uzun ve heyecanli bekleyisimiz bu sabah son buldu, negatif. Maille bekledik cunku bayramda gorustuklerimiz eger pozitif cikarsak, bulastirdigimiz kisiler olacakti. Diger yandan ay keske pozitif ciksa diye dilemedik degil, cunku hepimiz gecirmisiz, hem de cok zorlanmamisiz, ne iyi kurtulmus olurduk hem. Tamam diger arkadaslar risk olabilir ama onlar da ayni dusuncedeydiler cunku hepimiz bikmistik. 

Bu sabah sonucu alinca sevindim tabi ki, cunku kimlere bulastirdim acaba psikolojisini kaldiracak durumda degilim su anda. Belki evet o kafaya da geliniyordur, sonucta hic kimse bile isteye yapmiyor bunu ama dedim ya zaten duygusal olarak surec beni yormustu. 

Bu ara vakalarimiz hic bitmiyor nedense, tam bir hafta once de yine doktora gittim, bu sefer de konumuz ayak bilegime yerlesmis iki kene. Onceki hafta cuma sabahi uyandigimda ayak bilegimdeki karartilari kizim farketti, bir pirinc tanesinden buyuk olmayan iki kene nasil da pencelerini sokmus bilegime. Fakat asil tuhaf olan ve hala anlayamadigim, en son orman cimen icine pazartesi ve sali girmisim, o gunler yapistiysa, cuma sabahina kadar nasil gormemisim. Ustelik hava cok sicakti hep etek sort giydim terlikle gezdim. Butun gece uyukuda yataga carsafa surununce bile dusmemis... Hemsire cimbizla cikardi, tek icimlik antibiyotik verdi, bir sey olursa ara dedi tamam. Neyse hic bir enfeksiyon olmadan gecti bitti.

Bu ara hollanda ne alemde derseniz, gecen pazartesi yasaklar bir nebze olsun gevsetildi, restoranlr cafeler, spor ve muzik okullari acildi. Biz tabi daha henuz siftah yapmadik ama millet ilk gun kosa kosa restoranlara gitti. Sebebi cok iyi anliyorum elbette, bakiniz avm asermek :) Bilmem kac ay sonra baska birinin elinden yedigim ilk yemek, ilk icecek diye bildirimler dustu onumuze :))


Veee bu pazartesiden itibaren de okullar normale dondu. Haftada bes gun, eskiden oldugu gibi ayni gidiyor cocuklar. Yalniz kucuk olan iki gun gidecekmis meger onu da okuldan alinca ogrendim, cunku kucuklerin ogretmenlerinden yasli olup risk sebebiyle isten muaf olan ogretmenlerimiz varmis. Geriye kalan ogretmenlere de tum ogrencileri dagitinca, siniflar cok kalabalik oluyormus. Bu sebeple bizim okul yine sinifi ikiye bolup ikiser gun gidecekleri sekilde ayarlamislar. Sadece seneye okuma yazma donemine gececek cocuklari da ekstra bir gun cagirip onlari uclemisler, son hazirliklari tamamlamak icin. Diger okullarda boyle bir sey duymadim yani onlar da 5 gun gidiyor ve birakip almalarimizdaki kurallar disinda, evet cocuklar icin her sey normale donmus gozukuyor.

Bu son iki haftanin bir kisminin yagisli gecmesinden oturu, bir kisminin da bayram gezmelerinin dinlenmesini teskil etmesinden oturu, daha cok evdeydik ve sanki yeniden sosyallesme oncesi karantina gunlerindeki gibi yasadik. Tabi haliyle eve dair daha cok isler yaptik ve buyuk projelerimizin uzerine birer birer ciziyoruz. Bu zamana kadar hep ihmal edip depo gibi kullandigimiz cati katini, yeniden dekore edecegiz ve bu beni cok heyecanlandiriyor. Bazi on hazirliklari tamamladik, yavas yavas uygulamaya baslayacagiz. Onceden gozumuze gorunmeyen detaylar, evdeyken batar oluyorlar degil mi?

Bu arada gecen hafta hollanda basbakanimiz aciklama yapti. Saniyorum diger ulkeler de yaz sezonu icin kapilarini kime acip acmayacaklarini ilan ettiler. Buna gore, hollandanin izin verdigi ulkeler arasinda turkiye yok!!! Haliyle pek cok kisi hayal kirikligina ugradi, ustelik eger giderseniz dondugunuzde 15 gun karantina var ve basiniza bir hal gelirse bizden hizmet beklemeyin diyor. Vay anam vay. Irkcilik gibi gorunse de bu sekilde turuncu kodlanmis ulkeler arasinda danimarka ve isvec de var. Buna ragmen ispanya fransa serbest ama oradaki vaka oranlari hep hollandadan fazla idi. Soylendigine gore, bu izinler ayni zamanda, o ulkenin kendi ic yasaklarina bakilarak da verilmis, yani, turkiyede simdilik kendi icinde kismi yasaklar soz konusu oldugu icin, bizim basbakan diyor ki, bu ulkede yasaklar devam ediyor o yuzden alarm veriyoruz orasi turuncu bolge seklinde. Diger yandan soyle bir haber cikti hollanda basininda. Bizim baskan turisti gonder biz iyiyiz demis amma kendi halkinin yasagini kaldirmamis gibi bir kinama haberi.

Baska aklima gelmiyor neler yaptik ama cogunlukla instagramda her gun hikaye/post paylasiyorum. Oradan sectigim bir kac gorsel ile veda edeyim. Podcastler icin ise demleniyorum diyeyim...

Mutfak rafinin gorselini degistirmek icin sipsak suluboya calismasi

Cogunlukla kizimin sardigi home made sushiler

 
Kizimin baslayip benim tamamladigim ilk bitmis punch nakisi calismasi



6 Haziran 2020 Cumartesi

Korona Günlerine Uyan İki Kitap

Haziran 06, 2020 10 Comments


Corona başladığından beri okuduğum kitaplardan ikisi -bilinçli bir tercih yapmamış olsam da- ancak bu kadar olur dedirtti bana. Sanki yıllar önce yazılmış olmasına rağmen bu kitaplar, bu günleri anlatıyorlardı. Oysa karantina döneminde kendimi oyalamak için okumaya yeltendiğim kitaplar, izlemeye kalkıştığım diziler hep anlamsız geliyor, kurguları gerçek hayatta yaşadığımız bu zorlu günlerde sanki sabun köpüğü gibi hissettiriyordu. Mesela herkesin salya sümük ağladığı, başka bir dönemde olsam biliyorum ki benim de ağlayacağım 6. Koğuş filmini fazla etkilenmeden izlemiştim. 

İşte bu ruh halinde iken okuduğum bu iki kitap kesinlikle diğerleri gibi değildi. Artık hiç bir kitap bana bu korona günlerinde bir şey katamaz düşüncesini yerle bir eden kitaplar. 

İlki Dino Bugatti’nin Tatar Çölü.

Okumaya başlamam evlere ilk kapandığımız zamana rastladı ve okudukça kalbim bir mengeneyle sıkıştığı için bir yanım elime almak istemezken bir yanım meraktan çatlıyordu. Ülkenin kuş uçmaz kervan geçmez bir köşesinde, çöl kenarındaki artık hiç bir işe yaramayan kalesinde, askerlerin nasıl da gündelik rutine alıştığı, bir hayatın hiçlik içinde nasıl geçebildiği, rutini ha bugün ha yarın kırarım derken yılların geçtiği ve insanların yaşlandığı, öyle ki bir saldırı olursa diye kaleyi terkedemeyişleri ve üstelik tek hayat emellerinin ölmeden önce bir savaşa katılmak, hatta orda can vermek olan insanlar. Gerçekten o dönemde ev benim için aynı tatar çölündeki o kaleye dönmüştü ve gitgide beni bataklığına çekiyordu. İyi bir silkiniş oldu.

İkincisi de Jose Saramago Körlük.

Bu kitabın konusuna bakmadım. Ne zaman ve ne sebeple hatırlamıyorum Goodreads’te okumak istediklerim kısmına işaretlemişim. Sonra e-book versiyonunu buldum ve okumaya başladım. Resmen çarptı. Kitapta aynı korona gibi bir salgın söz konusu fakat bu salgında insanlar aniden kör oluyorlar. Kör olan bir kişiyle temas eden herkes yarım gün içinde kör oluyor ve hükümet bu durumla nasıl baş edeceğini bilemiyor. Körleri kullanılmayan binalarda kendi hallerine bırakıyorlar, arada uzaktan yemek bırakıyorlar. Körlerden oluşan bu yeni mini toplulukta, insanlar hayatta kalmayı yeniden öğrenmek zorunda. İşte burası çok beyin gıcıklayıcı. Herkesin kör olduğu bir odada, yatak paylaşımı, yemek paylaşımı nasıl olacak (bazı kişiler iki üç porsiyon alabilir), tuvalet ihtiyaçları temizlik nasıl sağlanacak, hiyerarşi nasıl kurulacak (kör bile olsa kabadayılar var)? Tabi halleri içler acısı. Artık tuvalete gitmekten vazgeçmiş kendi pislikleri içinde yaşamak zorunda kalan insanlar, dışardan hiç bir desteğin gelmediği bir durum. Ve bu dünyayı hayal edince korona bundan iyi dedirtecek bir kurgu. 


Her iki kitapta da insan psikolojisi çok iyi ele alınmış, tavsiye ederim.



30 Mayıs 2020 Cumartesi

AVM Aşermek?

Mayıs 30, 2020 12 Comments


Geçenlerde Türkiye’de uzun karantina döneminden sonra ilk defa  avm’ler açıldığında, basında yer alan insanların akın akın avm ye gidiş haberleri esefle kınanmıştı hatırlarsınız. İtiraf edeyim oraya gidenleri kınamayan bir tek ben olabilirim, çünkü canım avm çekiyor!!

Geçen gün yine arkadaşlarla sohbet ederken onlara da söyledim. Ben ki mecbur kalmadıkça avm’ye gitmeyen, oraya gitmek gibi bir arzuyu içinde hiç taşımayan ben, avm istiyorum. Tabi hollanda’da yaşadığım bölgede, civarımızdaki avm’lerin istanbuldakilerle alakası yok. Bir kere sayısı çok değil ve genelde çok katlı değil, hem açık havada hem kapalı alanda sıralanmış dükkanlar topluluğundan ibaret. Hele ordaki gibi bir kat yemek katı, içinde onlarca restoran seçeneği hiç yok.

Twitterda avm’ye gidenleri eleştiren biri, doğaya gitmek varken neden avm’ye gidersiniz tarzında bir şey yazmış. Evet türkiyede her yer yasak iken, yani doğaya da çıkamıyorken -hoş istanbulda özellikle ne kadar doğa kaldı- yasak kalktığında ben olsam ben de açık havaya gitmek isterdim. Fakat burda biz doğaya doyduk, artık farklı bir yer görmek istiyorum dermişim 😂

Yok tabi ki aslında sebep o değil. Şu anda avm’ye gittiğimi hayal edince kendimi “kırmızı halı üzerinde yürüyen bir ünlü edasıyla, avm kapısından içeri girdiğimi; şıkır şıkır parlayan ışıkların altında, cilalı pırıl pırıl zemin üzerinde, tık tık sesler çıkaran topuklularımla yürüyüp, çok şık bir kafeye oturduğumu; vip class müşteri edasıyla garsonun bana hizmet ettiğini; kahvemi içerken yumuşacık koltuğa gömüldüğümü; kahvem bittikten sonra almayı düşünmediğim kadar pahalı mağazaları gezip, kıyafetleri, çantaları falan denediğimi” görüyorum. Bütün bunlar beni prenses gibi hissettirecek ve ben biraz ruhumu pohpohlayıp geri döneceğim. 

Düşünün ki 2,5 aydır evdeyiz. Gündemin getirdiği endişeler bir yana, evde resmen köle durumuna düştüm. Bir çok kişi benimle aynı durumda olduğunu söylüyor. En son ne zaman biri bana hizmet etmişti? Hani biz evdeyiz diye, eskiden vakit bulamadığımız işleri yapacaktık ya, onlar geçtim standart işler bile yetişmiyor. Üstelik durmadan bir sürü şey yapıyorum, ev toplama, yemek, temizlik hiç bitmiyor. Bu süreçte biten tek şey var o da prensesliğim:(

Peki ben nasıl yine prenses gibi hissedeceğim, tabi ki avm ile. Avm’ler en sıradan insanın bile ruhunu okşuyor, geçici süreliğine de olsa başına tacını koyuyor. Bu yüzden yasak kalkar kalk az oraya koşanları maalesef çok iyi anlıyorum.



Dip not: Avm’lerin tabi ki sağlıklı olmadığını farkındayım. Ben de henüz hiç gitmedim. Neden gitmeye yönelik bir heves duyduğumun altında yatan sebebi anlamaya çalıştım sadece. 

Sağlıcakla kalın.




26 Mayıs 2020 Salı

KG 60- 74 Misafircilik

Mayıs 26, 2020 13 Comments
Karantina gunluklerini tam iki haftadir yazmamisim ve bu sabah yeniden blog yazma istegiyle dolup tasinca daha fazla erteleyemedim. En son iki hafta once sali gunu yazdigimda, cocuklar ilk kez okula gitmislerdi, bu gun yine onlar okulda ve okula gidislerinin 4. gunu. Haftada iki gun gidiyorlar ama gecen hafta hollandada (ve galiba tum hristiyan aleminde) tatildi, o yuzden sadece bir gun gidebildiler.  8 hazirandan itibaren de okullarin kapanacagi 3 temmuza kadar bir ay tekrar eski duzende haftada 5 gun gitmeye baslayacaklar. 

Bu hafta artik normallesme surecinin ucuncu haftasina girdigimiz icin, olayi daha da kabullendik, ne cesit onlemler almaliyiz ne yapabiliriz gibi konularda dusuncelerimiz yerlesmeye basladi. Sabah twittera su mesaji atmistim.

Hatirlarsaniz, ilk baslarda yeni duzene gecerken de bir belirsizlik yasamistik. Marketten aldiklarimizi yikayacak miyiz, yuzumuze dokunmadan nasil duracagiz, insanlari gormeden nasil yasayacagiz, mesafemizi nasil koruyacagiz, evden egitim nasil yapacagiz gibi daha once aklimiza dahi gelmeyen bir cok yeni durumla yuzlestik, bunlar icin cozumler bulduk, bir duzen kurduk hatta simdi bu yeni duzene bile alistik. Oysa elbet bu surec bitecek ve biz yeniden normallesecegiz. Fakat bu belki corona oncesi ile bire bir ayni olmayacak, hersey ayni olsa bile kafalarimiz ayni olmayacak muhtemelen cunku hepimiz bir sekilde donustuk, evrim gecirdik. En nihayetinde onumuzde yeni bir sayfa olacak ve o sayfaya da yeniden yeni rutinler, yeni disiplinler yazacagiz. 

Bizim icin de okullarin acilmasiyla birlikte bu yeni sayfa acildi ve deneye yanila, duse kalka yeni bir duzen kurduk, simdi isliyor. Bu kurdugum duzeni anlatayim, sizler de ilerde birebir aynisini uygulayin demek hic mantikli degil cunku benim duzenim, benim sosyal sartlarim altinda olusmus, bizim durumumuza ozel cozumler. Her insan, her aile, kendi cozumunu kendisi bulacak, bulmali. 

Belki acikca madde madde yazmadim ama Hollanda'da hukumet tarafindan uygulanan kararlar, bir cok ulkeye gore hafif sayilirdi. Okullar acilana kadar maske zorunlulugu hic olmadi, simdi sadece toplu tasimalarda maske zorunlulugu var, marketlerde ve disarda yok. En basindan beri insanlar eger isterse takti ama o kadar az gordum ki, hatta bizim evde henuz hic maskemiz yok. Sosyal mesafeyi korumak kaydiyla disari cikmak serbestti, hic yasak gelmedi. Ilk baslarda maksimum 2-3 kisilik bulusmalara izin vardi simdi biraz daha sayi artti. Restoranlar, eglence merkezleri, toplantilar yasakti, simdi 30 kisiye kadar izinli. Kuaforler ve bazi ozel hizmetler acildi, hatta duymussunuzdur amsterdam genelevleriyle meshurdur, onlar bile maske ve hijyen kurallarina uyulmak sartiyla acildi.

Hukumetin bu sureci yonetme seklini elestirenler cok oldu. Fakat simdi sayilar oldukca dusmusken (burada da grafikler var) sahsen bu tutumlarinin dogru oldugunu dusunuyorum. Insanlar psikolojik olarak cok fazla bunalmadi, cocuklar her gun disarda oynadi, muhakkak olumsuz etkilenenler olmustur ama ozellikle turkiyede gordugum kadar bunaltici bir surec yasamadik. Diger yandan okullarin acilmasiyla birlikte ortaya cikmasi beklenen artis henuz gozlenmedi ama ilk baslangictaki gibi olmayacagini dusunuyorum. Hatirlayin ilk basta kimse farkinda degilken birden bire yayilmisti ve haliyle bir cok kisi ne olup bittigini anlamadan yakalandi. Saglik calisanlari da neyle karsilastiklarina dair bilincsizdi. Simdi ise iki aydir sureci ve virusu iyice ogrenmis, korunmus, onlemleri almayi aliskanlik haline getirmis kisiler normallesmeye basliyor. (Eger hastalik belirtilerin varsa kesinlikle evde/hastanede kaliyorsun). Haliyle disarida olan kisiler ya temiz kisiler, ya da tasiyici olup bunun farkinda olmayan kisiler oluyor. Yani olasi yeni salgin, bu farkinda olmayan tasiyicilar yuzunden olacak ve orani muhtemelen cok fazla degil. 




Ha diyeceksiniz ki, herkes evde kalmaya devam etse, tamamen bitse bu hastalik da oyle ciksak olmaz miydi? En guzeli bu olurdu elbette ama gercekten ne kadar mumkun. Iki ay daha evde kalsak da sonrasinda yine bugun yasadigimiz gecis surecini yine yasayacaktik. Eninde sonunda yine yuzlesmemiz gerekecekti. Kalis suresi uzayinca belki virus olasiligi daha da azalirdi ama bu sefer baska sikintilarin cikmasi soz konusu olurdu gibi geliyor bana.

Yukaridaki tabloda iyilesen hasta sayisini gormuyorsunuz (sirayla toplam pozitif, hastanede yatan ve olen saiyisi, parantez icindeki de o gune ait sayi) , biz en basindan beri bunu hic gormedik. Hic hesaplanmadi ya da bildirilmedi bilemeyecegim. Ilk basta tedirginlik yaratsa da gercekten ne hasta sayisinin, ne de iyilesen sayisinin gercekleri yansitmasi imkansiz. Evde hafif semptomlarla geciren (ki hollandada sadece ciddi semptomlara sahip kisilere test uygulandi) ve iyilesen binlerce insan olabilir. Bu durumda belki su an sayilara yansimis olandan daha buyuk bir yuzde bu virusi gecirip atlatmis olabilir.

Bizim icin ise bu yeni donemin adi misafircilik oldu ki ben daha karantinalardan cok once buna bayilan biriydim. Fakat son zamanlarda insanlar evde misafir agirlamayi unutmus, cogunlukla kafelerde ve restoranlarda bulusur olmustu hatirlarsaniz. Simdi her yer kapaninca, e artik sosyallesme istegi de tavan yapinca, kendimiz gibi onlemlerine guvendigimiz ailelerle (en basta 1 -2 mt ara ile oturarak ama sonra dayanamayip sarilip kucaklasarak) bulusmalara basladik. Ve son iki haftada eskiye gore baya yuksek bir oranla bulusmalar yaptik :) Cocuklara da bize de cok iyi geldi. Ancak sunu da belirtmeden gecemeyecegim, ilk bulusmalardan sohbetlerden sonra basima nasil agrilar girdi anlatamam. O kadar asosyallemisim ki, bir saatlik konusma bana fazla geldi. Ancak insanoglu kolay adapte oluyor, bayramin ilk gunu 4 aile 8 cocukla cinlayan evde kafamiz sismeden sohbet ettik ya tamam, gecis tamamlandi :))

Bunlari okuyunca tamamen saldigimiz anlasilmasin. Yine disarda onlemlerimize devam ediyoruz, ancak iyi oldugunu bildigimiz guvendigimiz kisilerle gorusuyoruz. Tabi artik cocuklar okula gittigi icin bir miktar risk de almis oluyoruz cunku her birimizin cocugu tasiyici olabilir. Yani bizim icin yeni donemi biraz gevsetilmis onlem donemi olarak tanimlayabilirim. Fakat hala cok kalabalik yerlere gitmek, -hele ki gecenlerde bir gun cok sicak olmustu ve plajlar dolmustu burda-, o tip plajlara bir sey olmaz deyip rahatlikla gitmek, yuzmek imkansiz bizim icin. Yaz tatili yaklasirken turkiyeden gelen sinirlarin acilmasi, ucuslarin baslamasi haberleri herkesi heyecanlandirsa da simdilik boyle bir sey de dusunmuyoruz. 

Gectigimiz hafta yuzme havuzlari birer birer acilmaya baslandi. Oglum henuz gitmek istemiyor ama biz de pek acele etmek istemiyoruz. Havuzlarin acilmasinin mantikli bir gerekcesi varmis cunku sudaki klorda virusun 30 saniyede oldugu bulunmus. Ingilizce biliyorsaniz su 5 dakikalik konusmayi tavsiye ederim. Alman hiyjen ve ekoloji profesoru ile yapilan roportajda, public havuzlarin, public playlara gore daha guvenli olacagini, eger illa deniz isterseniz issiz koylara gidilebilecegini (ama kendisi olsa gitmezmis, ayrica yasliymis ama asil sebebi buralara dair yapilmis hic bir test ve bilginin olmayisi, test edilme imkaninin olmayisi vs) soyluyor.

Aksam whatsapptan bir Turkce haber linki aldim okudum ve paylastim, aradan 3 dakika gecmisti ki o haber kaldirilmis. Tabi ki ben okumustum ve sonrasinda da yabanci basinda arastirdim. Bu habere gore, WHO yasakladigi halde, Italyan doktorlar covid19'dan olenlere otopsi uygulamislar ve sonuclari paylasmislar. Sonuclara gore olenlerin damarlarinda kan pihtilasmasi oldugu (virus kani pihtilastiriyor), kan pihtilastigi icin yeterli oksijen tasiyamamasindan oturu solunum guclugu yarattigi ve olume sebep oldugu soylenmis. Ve basitce bir aspirinle (kani sulandirir) pihtilasmanin onlenebilecegi ama bilmem kimler yuzunden bunlarin yapilmadigi vs vs seklinde suclayici, amacindan sapmis bir haberdi. Yani kaldirilmasinin verdigi bilgiden cok, sunus tarzindan ve aspirin icin birsey olmaz seklindeki yaklasimindan oturu kaldirildigini dusunuyorum.

Sonra google'da basitce autopsy to covid diye arayinca bir suru sonuc ciktigini gordum. Goruluyor ki sadece italyanlar degil almanlar ve amerikalilar da yapmis (yani yasak olmasi soz konusu olamaz bu durumda) ve sonuclari makalelerde paylasilmis. Gercekten thrombeombolism etkisi goruldugunu hatta bir insanin ortalama akciger agirligi, kadinlarda 650gr, erkeklerde 850gr iken olen hastalarda iki katina ciktigi (muhtemelen pihtilasan kan cigerleri dolduruyor) bulunmus. Simdi iki ay sonra doktorlarimizin elinde yeterli bilgiye sahip olduklarina, artik sureci daha kolay yoneteceklerine inanmak istiyorum.

Yalniz hakikaten ne olacak bu bilgileri sapitarak sunan, rasyonel bilgi vermeyen haberciligimizin hali bilemiyorum. Sanki bu korona doneminde daha da cogaldilar ve cogu kisi bunlari hic sorgulamadan sunger gibi emiyor. Bari bu surecten braz dersler cikarsak olmaz mi?

Son gun de olsa bayraminizi kutlarim.

Saglicakla kalin.



13 Mayıs 2020 Çarşamba

Punch Nakisi (Punch Needle) Hakkinda Temel Bilgiler

Mayıs 13, 2020 2 Comments

Birkac yil once instagramda takip ettigim bir yabanci hesapta gordugum punch needle yastiklara daha o an heves etmis ama hayat telasinda erteleyip unutmustum. Karantina doneminde terapi niyetine yapilacak seyler ararken yeniden aklima geldi ve bu sefer kendimi ihmal etmeyip gerekli malzemeleri siparis verdim.  Fakat maalesef yanlis siparis vermisim, yeni siparis ve bekleyis bir aydan uzun surdu. En son birkac hafta once malzemelerime kavusunca, bir hevesle basladim ancak, okudugum arastirdigim her bilgide, bazi seylerin eksik anlatildigini, videolarda tikir tikir cok basit gorulen islemlerin, aslinda o kadar kolay olmadigini farkettim. Deneye yanila kesfettigim puf noktalarini uzun uzun yazmaya karar verdim. Bu yazida bunlari bulacaksiniz.

Punch nakisi icin neye ihtiyacimiz var?

Internete bakinca hazir baslangic paketlerinde ihtiyaciniz olan her seyi sunuyorlar. Bu paketlerin icinde punch ignesi, kumas, kasnak ve ip hepsi bir arada. Temel malzemeler 4 tane. Fakat evde olan malzemeleriniz varsa hepsini almak zorunda degilsiniz. Ben sahsen kasnak ve igne disinda birsey almadim. Orgu ormeye de merakli oldugum icin gereginden fazla aldigim orgu yumaklarini kullanip tuketmeye karar verdim. Yine kumas da almadim (daha dogrusu ilk sipariste almadim ama ikincisinde paket olan daha hesapliydi, ufak bir kumas olan paketten aldim) evdeki kumaslari kullanmaya karar verdim. Soyle ki, asil istedigim punch nakisi yastiklar yapmakti. Ve evde, yillardir canim sikildikca degistirmek icin veya indirimde gordukce aldigim cesitli kirlent kiliflari bulunuyordu. Bu kiliflarin uzerine desenler yaparak yeniden kullanmak istedigim icin ayrica kumas alip, kumasi yastik biciminde dikip, fermuar takip vs ugrasmak istemedim. Tabi surasi bir gercek ki, duz kumas uzerine calismak hazir dikilmis kilif uzerine calismaktan daha kolay, ancak oluyor, olmuyor degil. Yine, eger cok zor olursa bazi yerleri sokup dikmek mumkun. Hatta bazen dusunuyorum, hazir dikilmis duz kiliflar alip uzerine desenler isleyip satis bile yapilabilir. Cunku ozellikle dekorasyon magazalarinin sezon sonu urunlerinde, kumas fiyatindan ucuza hazir dikilmis kiliflar bulunabiliyor.

Yine yastiklardan baska, kullandigim bez cantalari suslemek, cocuklarin odalarina dekorlar yapmak. ceketlerine minik sus yamalari hazirlamak istiyorum. Tabi punch nakisi ile yapilacaklarin sayisi sizin hayal gucunuze bagli. Paspas, hali, havlu nakislari, cocuklara oyuncaklar, kiyafetler, duvar dekorlari hersey yapilabilir. Yazinin icinde pinterestten aldigim ornekleri bulacaksiniz. Benimkiler bitince onlari da ekleyecegim.


duvar panolari


Peki hangi igne? Ilk verdigim sipariste punch ignesini alirken dikkatsiz davranip kalin bir igne almisim. Aslinda nasil bir igne almam gerektigini hic bir yerde okumadim. Uzerinde de numarasi yazmiyor cogu urunun. Fakat ayni orgu icin farkli kalinlikta sislerin olmasi gibi, nakis icin de farkli kalinlikta igneler var. Ilk aldigim igne 5-6 no kalinligindaki bir sis kadar kalindi (tabi ki numarasi yazmiyordu-asagidaki gorsel), boyle bir igneyi her kumasta kullanamiyorsunuz. Benim kullanmayi hedefledigim kumaslarda kocaman delikler oldu, kumas tahrip oldu ve nakis tutmadi. Gercekten videolari inceleyince, bu kalin ignelerin etamin kumasi gibi kalin ve delikli kumaslarda kullanildigi dikkatimi cekti. Diger yandan onu iade etmek istemedim cunku kalin etamin kumasina, kalin yunleri kullanarak paspas tarzi seyler yapabilirim. Ozellikle genis olcekli nakislar yapacaksaniz, hizli bitmesi acisindan kalin uclu igneler ve kalin ipler kullanmak kolaylik saglayacaktir. 






Ikinci siparisimde, icinde 3 tane farkli kalinlikta ignesi olan asagidaki igneyi aldim. Bunda da bazi urun aciklamalarinda kac mm olduklari yazmiyordu. En kalin igne yaklasik 2,5-3 mm civarinda, digerleri de bundan daha ince. En cok bu setin kalin ignesini kullaniyorum cunku elimdeki iplerin cogu 3 no sis ile ordugum orgu ipleriydi. Ve kullandigim kumaslar icin de sorun olmadi. 



Peki nasil ip? Kullanacagimiz ipin igne ile uyumlu olmasi gerektiginden bahsetmistik. Belki resimden de gorebilirsiniz, bu ignelerin ortasi bos, silindir gibi bir yapisi var. Ip bunun icinden geciyor ve arkadan cikiyor. Nakisi islerken, ip kullanildikca ignenin icinden kayip kumasa dogru ilerliyor. Iste bu asamada, kullandiginiz ipin, ignenin icinden rahatca aksamadan gitmesi onem kazaniyor. Bu yuzden ignenin kalinligina uyumlu veya daha ince ipler kullanilmali. Daha kalin ip kullandiginizda, ip sikisiyor ve nakis takiliyor (hatta takilinca da sokuluyor). 

Kalinliktan baska takilmaya sebep olan bir diger faktor de tuylu ipler. Eger ip cok tuylu ise kumasa giris noktasinda, igne tuylere dolanip nakis sokulebiliyor. Fakat tuylu oldugu halde akis sorunsuz ilerliyorsa, kumasa giri kisminda biraz daha dikkatli olup, yavas yavas yaparak tuylu iplerle de basari saglanabilir. Sadece biraz daha ugrastirir. Ancak mesela deseninizin bir yerine tuylu bir goruntu vermek istiyorsaniz neden olmasin?

yastik-oyuncak

Peki nasil kumas? Yukarida bahsettigim gibi, igne kumas iliskisi cok onemli. Narin kumaslarda ince uclu igneler kullanilmali ki tahrip olmasin. Igneyi kumasa batirip cikardigimiz icin esnek olmayan (penye vs olmaz) ve mumkunse dokumasi siki olan kumaslar kullanmakta fayda var. Seyrek dokunmus kumaslar nakisi iyi tutmuyor. Neden derseniz, punch nakisi aslinda igneyi batirip cikardikca ipi kumasa hapsetmekten ibaret. Ayrica bir dikisi, alttan ustten gecireyim de baglayayim mantigi yok. Yani bir ucunu cekseniz hemen sokulur. Kumas siki oldugunda, ipin kalinligi ve kumasin dokusu orada bir sIkIsIklIk yaratiyor ve nakis oyle bozulmadan duruyor. Yine de baslangicta cok sokulecekmis gibi gorunen islemeniz, defalarca ayni yere igneyi batirdiginizda sikilasiyor ve daha saglam oluyor.

Modern desenli yastiklar. Punch nakisi iki yonlu yapilabiliyor, bir tarafi tuylu gorunum, diger tarafi duz gorunum veriyor. Ancak yaygin olan tuylu tarafin kullanilmasi, duz taraf arka oluyor. Bu yastiklar arka taraf olarak islenmis. Bazi calismalarda arka on hepsi bir arada kullanilip farkli yukseklikte desenler yapilmis.  



Peki nasil kasnak? Igneyi batip cikarirken kumasin gergin kalmasini saglayacak her hangi birsey kasnak olabilir. Ben standart kasnaklardan haric asagidaki kasnaktan da aldim, kizim yaparken kucagina koydugunda daha guvenli olmasi icin. Bu kasnak iki yonlu kullanilabiliyor, genis ve dar olcekli calismalar icin. Fakat mesela kare bir kasnak icin, 4 citayi birbirine monte edip kumasi ona sabitleyenler de var. Resim cerceveleri de benzer isi gorebilir. Hatta kase bile kullanabilirsiniz. Mesela bir yuvalak kasenin uzerine kumasi koyup alttan buzup baglayarak gergin bir kumas elde edebilirsiniz. Hatta bir keresinde, isledigim hazir kirlentin kose kismina ulasabilmek icin dikdortgen saklama kabini koseye yerlestirip kumasi gerdim ve oyle isledim. 

Temel malzemelere degindikten sonra nakisi yapis asamasindaki puf noktalara deginmek istiyorum. Youtube, pinterest ve hatta instagramda bir cok model, ornek, video bulabilirisiniz. Ipi, igneyi, kasnagi, deseni hazirladiktan sonra, igneyi batip cikararak nakis yapiliyor. Puf noktalarini anlayip, eliniz alistiginda gercekten cok zevkli yapmasi. Sadece bazen yaptiginiz yerler sokulebilir veya igneyi batirdiginiz halde ip kumasin icinde kalmayip geri cikabilir, bunlar cok sinir bozucu. Eger nakisiniz bir turlu olmuyorsa, 

  • Kumasin, igne ve ip kalinliginin uyumlu oldugundan emin olun. Yukarida hepsine degindim.
  • Desene ilk baslandiginda ipin icerde kalmasi biraz daha zor olabilir ancak ilerledikce daha kolay oluyor. Ilk batislarin ardindan parmaginizla bastirip, igneyi cekince ipin de cikmasini engelleyebilirsiniz.
  • Ard arda islediniz ve ilerlediniz, geriye bakinca butun ipin kumastan cikmis oldugunu gordunuz, maalesef bu oluyor, kesin ip takilmistir o yuzden sokulup cikmistir. Oncesinde yumaktan bir miktar ipi acip serbest birakin, akis kolaylasacak.
  • Arada bir kac igne batimi atlamis (ip yerinden cikmis) olabilir o kismin uzerine geldiginizde, ayni yere birkac kez batip cikarsaniz, desendeki bosluklar kaybolacaktir.
  • Isleme yaparken ilerlediginiz yonun tersi yonde ipin kalmasina dikkat edin. Geride kalmazsa, bir sonraki batirista, ip yolu kesiyor ve onun ustune batinca, ip cekilerek islenmis yerlerin sokulmesine neden oluyor. Bu sorun tuylu iplerde ipin yonu dogru olsa da cok oluyor bu yuzden ekstra dikkat.
  • Igne batis araliklarinin birbirine yakin olmasi nakisin daha saglam olmasina ve iyi gorunmesine sebep oluyor. Yakin araliklarla batirmakta fayda var.
  • Diyelim yamuk islediniz ve sonra soktunuz, kumasta kucuk delikler kalabilir.  Onlari elinizle ovusturursaniz duzelir, yine yikandigi zaman kumas tekrar kaynasacaktir.
  • Nakisi islerken hic bir baglama olmadigindan, nakis sokulmeye cok musait. Bu durum, duvar panolari gibi seylerde sorun yaratmaz ancak, ozellikle cok kullanilan yastik gibi seylerde zamanla sokulme olabilir (aslinda tecrubem yok oyle olacagini dusunuyorum, terzi olan annem de sokulebilir yapistir dedi). Bir videoda kadinin kumasin arkasina bir cesit yapistirici surdugunu gordum. Ancak bir cok videoda da hic birsey yok. Sanirim en azindan iplerin uclarinin oldugu yerlere ben de surecegim.



Bu yastikta da on arka karisik calisilmis