30 Temmuz 2012 Pazartesi

Geldik Biz

16:10:00 6 Comments
Çok güzel 5 hafta geçirdik Türkiye'de. Babamız bizden iki hafta önce dönünce, kızımla tek başıma ilk uçak yolculuğumuzu da yapmış oldum. Daha önceki uçuşlarda yalnız olmadığım için daha rahattım, bu sefer bayağı bir stres yapmama rağmen maşallah Helocum beni hiç yormadı.

E tabi artık 4 ayı bitirip de kocaman olmasının da etkisi var :) 4. ay yazımızı zamanında yazamadım ilk fırsatta yazmak istiyorum ama şimdi evde yapılacak bir sürü iş, yıkanacak çamaşırlar ve yeniden adapte olunacak bir düzen var. Orda hiç yemek yapmadım tam anlamıyla gecikmiş lohusa keyfi yaşadım :)

Bir de henüz ruhsal olarak da tatil modundan çıkabilmiş değilim. Aklım ve kalbim hep orda, canım pek birşey istemiyor umarım yakında normale dönebilirim.

Yeniden görüşmek üzere

14 Temmuz 2012 Cumartesi

Bebek Mevlidimiz

19:53:00 19 Comments

İstanbul'a gelir gelmez mevlidimizin olmasını arzu ediyordum. Sanki kızımın dinimizle arasında bir ilişki kurulacaktı mevlit ile, bana öyle geliyordu. Her ne kadar dualarımı kulagı alışsın diye sesli okusam da, profesyonel bir agizdan duyması başka olacaktı sanki. 

Genelde ilk 40 günde yapılan mevlitlere ne kadar özensem de hemen gelemedigimiz için Helocum 3 ay 1 haftalıkken oldu bizimki. Katılım oranı, herkesin tatilde olması sebebiyle ablamın oglununkine kıyasla az olsa da (40 kişi civarı) cok guzel gecti.

Mekan olarak annemin evini kullandık. Kızımla ben genelde yatak odasında durduk, misafirler diger odalardaydı. Dilacım pek aglamadi, bir kac kere kısa uyku yaptı ancak amin bolumunde özellikle cok duygusaldı benim icin.

Zaten yatmayı sevmedigi icin amin sirasinda kucagimda salona gectim. Herkes hep bir agizdan amin derken kızım da aynı anda çıglıklar attı. Sanki o da katılıyordu, cok degişik oldu. Selamlaşma aşamasında onun da ellerini sıvazladılar. Hep gec kaldi mevlit diye uzuluyordum ama boyle olunca, aktif olarak dualara katilmasi cok hosuma gitti. İyi ki de boyle olmus dedim.

Sadece kucaklara alinip kibleye dogru pispislanma kisminda agladi cunku yatmak istemiyordu, e misafirler de yatik tuttular bilmedikleri icin : )

Sonrasinda uzerimden buyuk bir yuk kalkti. Kuzum icin edilen dualar, iyi niyetler icime ferahlik verdi. Simdi iyi ki boyle uc aylikken olmus diyorum.

Ustteki resim bebek sekerimiz, alttaki ise mevlit sekerimiz :) (Masallah kizima)


9 Temmuz 2012 Pazartesi

Yaratabiliyorsan Sen Yarat

08:41:00 13 Comments
Bu yaziyi yazip yazmama konusunda cok kararsiz kaldim. Ama hep mukemmel hallerimi yazacak degilim ya falsolarim da yer alsin ve ben bunu hic bir zaman unutmayayim istedim.

Helodunya'yi hamileligimde hic gorememistim ve nasil olacagini hic kestiremiyordum. Sadece 12. haftada yapilan ikili teste ait 3- boyutlu ultrason goruntusu vardi ve orda gercekten cok cirkindi. Kocaman kafasi ve kepce kulaklari gozukuyordu ve ilk o zaman acaba kepce kulakli olur mu diye dusunmustum. Ancak dualarimda hep saglikli ve hayirli bir evlat olmasi vardi elbette, soyle olmasin, boyle olsun gibi dualar bana hep Allah'a karsi nankorluk gibi geliyor.

Allaha sukur hem cok sagikli hem de dunya guzeli (bize gore oyle tabi) bir kizimiz oldu. Fakat kulaklari da kepce imis. Bu durum cok sasirtici degil cunku bende de bir miktar var. Fakat kendi kulaklarimi ozellikle ergenlikte pek sevmedigim icin, ne kadar onemli olan saglikli olmasi desem de, icten ice Helocugumun kepce kulakli olmasini kafama takiyordum.

Zira hep kep kendimi soyle derken yakaliyordum. "Kepce kulakliyiz ama cok tatliyiz teyzesi..."  Kime neyi aciklama ihtiyaci hissediyorsam. Sanirim kendimi ikna etmeye calisiyordum ama bir yandan da surekli saglikli olmasinin en onemli sey oldugunu hatirlatiyordum.

Istanbul'a gedigimizde ayni cumleyi annemlere karsi da kurdum. Annem bana bir kizdi ve

bir daha agzindan boyle bir laf duymayacagim. Kizin o kadar guzel, hic bir kusuru yok. Madem begenmiyorsun sen daha guzelini yarat da gorelim


dedi. Ve o anda kafama kocaman bir tas dustu. Kendi vucudumuzda dahi bir cok seyi kolayca begenmiyoruz yada kusur bulabiliyoruz. Ancak onu yaratabilme ihtimalimizin sifir oldugunu dusunmek insanin ne kadar kucuk oldugunu hatirlatiyor. Cevremizdeki seylere karsi durmadan atip tutarken hatirlamak lazimmis, sahip oldugumuz her seyin ne kadar cok sukre layik oldugunu...