Kişiliğim Omzumda Gezerim Burnum Havada
Merhabalar herkese, 4 günlük bayram telaşımızı bitirdik, işlerimizin başına döndük çok şükür. Siz de benim gibi oo dört günde neler neler yaparım diye kafasında bir sürü projeyle eve giden ama sonra hiçbirini yapamadan geri dönenlerden misiniz?
Bu bayramı da atlattık, zaman zaman düşündüğüm bazı şeyleri paylaşmak istiyorum. Başlığa bakılırsa ne alaka diyeceksiniz eminim.
Bayramın en güzel yanlarından biri hayatın koşuşturmacası içinde fazla görüşemediğimiz insanlanlarla görüşebilme imkanı tanıması. Ancak bu görüşmelerde, ziyaretlerde bazen çok tanımadığımız kişilerle karşılaşabilir yada ayıp olmasın diye gittiğimiz yerler olabilir. İşte bu gibi durumlarda bana göre bazı hoş olmayan durumlarla karşılaşabiliyoruz.
Bayramda giyinmek süslenmek, gelen misafiri şık bir görünümle karşılamak gerekir ve bende buna gayret ederim. Karşındakinin ciddiye alındığının, sizi umursuyorum demenin gizli yoludur bu. Genelde bayram için alışveriş yapmasam da özenli olmaya gayret ederim. Ancak bu özen benim kişiliğimin önüne geçmez.
Siz de rastlamışsınızdır bazı kişiler var, omuzundaki pahalı çantalardan, kolundaki marka saatlerden, üstündeki kuşamdan güç alıp burnu havada gezerler. Karşılaştığınız ortamda küçümseyici bakışlar atarlar, tatlı bir hoşbeş sohbetten uzak dururlar. Onlar için karşısındaki insanın değeri giyimi ve zenginliğiyle ölçülür.
Böyle insanları görünce ister istemez kızıyorum, üzülüyorum. Benim karşı olduğum o tip giyinmeleri, pahalı şeyler almaları değil zaten. Kimsenin varlığını nasıl değerlendirdiğine karışmam, seçim kişide biter. Ancak kişi farkında değilse (ki böyle insanlar azdır) maddi zenginlik insanın gururunu okşar, burnunu kaldırır ve bu doğal bir sonuçtur. İnsan yaradılış gereği buna meyillidir ve üstelik böyle davrananlar bunun sebeplerinin ve sonuçlarının dahi farkında değildir.
Ancak bunu farkedip, ne kadar zengin, süslü vs olursa olsun, diğer insanları buna göre yargılamayan, sıcakkanlı sevecen olan, karşısındakini ciddiye alan kişiler olabilir. Ki zaten bir insan sadece insan ve canlı olduğu için bile saygıyı hakeder.
98 yılında, 19 yaşımdayken, 19 yıldır benim bir parçam olan saçlarımı kısacık kestirdim. Neden biliyor musunuz? Saçlarım öyle havalı, öyle güzeldi ki, elli metre öteden farkedilirdim. Sapsarı altın renkliydi ve bana sarı saçlı kız, altın saçlı kız, barbi kız gibi seslenirlerdi. Yolda saçımı soranlar, saçlarıma vurulup peşime takılanlar... Genelde aynada vakit de harcamazdım, yıkamadan yıkamaya tarardım doğal olarak böyle bir özelliği vardı. Neyse bütün bu insanların saçlarımı değil benim yüzümü, meziyetlerimi, karakterimi hatırlamalarını istiyordum, ben sadece güzel saçlı kız değildim. Bu yüzden kestim ve onlara veda ettim.
Saçlarım kendi parçam olduğu halde, karakterimin önüne geçmesine izin vermedim. Şimdi ise insanlar kılık kıyafet ile karakter yaratıyorlar. Karakterlerini kıyafet belirliyor ne yazık.
Oysa eşya bize değil biz ona hükmetmeliyiz. Şıkır şıkır giyinince sultan olmuyoruz. Özellikle kadınlar bu hisse ihtiyaç duyuyor, süslenip püslenince kendini iyi hissediyor, bunu anlıyorum ve her kadın gibi ben de biraz öyleyim. Sadece dozajının farkında olmak, insanları yargılamadaki kriterimizin ne olduğuna önceden karar vermek ve bulutlara uçmamak lazım. Sonradan düşüp de kafamızı kırmayalım. Read more...

