31 Ağustos 2015 Pazartesi

Ananası Böyle Soyun


İtiraf ediyorum bu yazı sadece ananas fotoğrafı çekme isteğimi gidermek için yazılıyor. Bu arada nasıl soyduğumu da anlatayım istedim. 

İstanbul'da ben de herkes gibi markette ananası soydurup dilimleyip öyle alıyordum ama burda yok. Daha doğrusu konserve ve yemeye hazır şekilde satılan meyve salatalarının içinde olması dışında, bizdeki gibi sana hemen soyup verilen şekilde yok. İlk başta bu kalın kabukları nasıl soyacağım diye tereddüt ederek alsam da, aslında hiç de öyle zor değilmiş. Normal bıçaklarla bile kolayca kesiliyormuş.

Bizim evde genelde sadece ben yediğim için hepsini birden soymak yerine fotoğraftaki gibi dilimlemeyi tercih ediyorum. Kalan kısmı kabuklu bırakıp, poşetle dolaba koyuyorum. Gerçi hepsini soyacaksam da önce böyle dilim dilim kesiyorum çünk bu şekilde, dış kabuğundaki dikenlerin ne kadar derinde olduğunu görerek tertemiz bir şekilde kabuğundan ayırabiliyorum. 

Tavsiye ederim :)

29 Ağustos 2015 Cumartesi

Coffee Time of A Mama


Instagram'da belli bir temaya özgü sanatsal fotoğraf paylaşan hesapları çok seviyorum. Bu yüzden ki @gecedesign hesabımda takipçi sayısından çok takip ettiğim hesap var.


Bir gün yine onlara bakıp iç geçirirken, canım istedi ve herkese açık olan böyle bir kullanıcı yarattım. Gün içinde neredeyse tek dinlenme anım olan kahve zamanımı konu etsin dedim.


Gerçekten sadece kahve temalı çok hesap var ama benimki biraz farklı olacak çünkü aksesuarlarım evde en bol olan şey, yani oyuncak.


Böylelikle oyunlarımız hakkında da bilgi verebilecekti ama tabi ki fotoğraf çekebilirsem.


Genelde her gün bir kahve içiyorum ama fotoğrafını çekebilmem kolay olmuyor ne yazık ki. Bazen de unutuyorum :(


Unutmadığım zamanlarda da fotoğrafını çekeyim derken soğutuyorum :D 


Neyse ki böylelikle hem ruhum dinlenmiş oluyor hem de günlük kahve ihtiyacımı gideriyorum. 


Yan tarafa ig gadgetini eklediğim zaman oradan, varsa instagram hesabınızdan beni takip edebilirsiniz. 


28 Ağustos 2015 Cuma

41.Ay Mektubu: Sohbetine Doyum Olmuyor


Neşesini sevdiğim yavrum,

Yine gecikmeli yazıyorum yazıyı ama sanma ki unutuyorum. Artık hayatımın en önemli rakamları 13 ve 23. Her ay bu günleri asla kaçırmıyorum, kardeşinin ve senin kaçıncı ayda olduğunuzu hesaplıyorum.

Bu ay tam seninle ve kardeşinle evde tüm gün zaman geçirmeye alışmıştık ki okul açıldı :)) Hevesle başladın okula, heyecanlı geçiyor ve artık sınıfında yaşı büyükler arasındasın. Bir çok arkadaşın diğer okula geçmişti, sınıf mevcudu epey azalmış ama yenileri gelmeye başladı. Son bir iki gündür daha kalabalık.

Okuldan gelirken genelde omzuma oturuyorsun bu ara. Elimde bebek arabasında Eren, onzumda sen hoplaya zıplaya konuşa konuşa geliyoruz. Son birkaç aydır çok belirgin sohbetler ediyoruz senle ama bu ayı düşününce en çok hatırladığım yoğun sohbetlerimiz. Öyle kısa ve üstünkörü deği, gerçekten ciddi ciddi detaylı ve uzun konuşuyoruz. Ve bazen ilgini çeken mevzuları duymadım anne nolur bi daha anlat diyorsun. Aslında demek istediğin duymadığın değil tabi, tüm ayrıntıları kafana sokmak.

Önce Yiğitlerin tuvalet nasıl tıkanmış da taşmış onu konuştuk bol bol. Sonra dinazorların neden artık yaşamadıklarını. Dün witch'lerin (ben öğretmedim videolardan öğrenmişsin) solucan yediğini söyledin. Ben de sana witchleri ve nasıl iksir yaptıklarını anlattım. Yeni öğrendiğin şeyleri paylaşmayı seviyor ve baban işten gelir  gelmez ona da anlatıyorsun.

Ama en sık konuştuğumuz konu ise kuş olmak istemen. Keşke kanatların olsaymış da uçsaymışsın sen de. Ama bunun için bir de kuş gözlerine ve kuş gagasına ihtiyacın varmış. Ben sana bir de kuş kostümü dikmeliymişim. Yüzüne de gagayı maskeyle yapabilirmişiz. Keşke zürafalar da uçsaymış ama onların kulakları çok ufakmış. Belki biraz daha büyük olsalar uçabilirlermiş. Ben balık mı olsam kuş mu diye kararsız kaldığımda balık olma sen de kuş ol diyorsun. Balıklar uçamaz ama kuşlar hem uçabilir hem de yüzebilir.

Konuşurken hayal gücüne, kelimeleri telaffuz edişine, mimiklerine, ciddiyetine bayılıyorum. Sohbeti uzatmak için elimden geleni yapıyorum ama bir süre sonra da çenenin hiç kapanmadığından şikayet ettiğim doğrudur :) Bir başlayınca asla susmuyor ve kimseyi konuşturmuyorsun.

Bir de çok hoşuma gittiği için unutmadan yazayım. Dün kendine süper kahraman isimleri ararken (uyduruyorsun birşeyler) kendine Lilla, Eren'e de Balla adını verdin. Ve o andan itibaren artık senin adın Dila değil, Lila imiş (lilla telaffuz kaymasına uğrayıp lilaya dönüştü). Neden senin adını Lila koymamışız da Dila koymuşuz, sen beğenmiyormuşsum ismini. Hay allahım bakalım daha neler görücez :))

Seni çok seviyorum canım kızım
Annen
Amsterdam






25 Ağustos 2015 Salı

Haftanın Bilgisi: Bebeğin Hıçkırığını Kesmek İçin

Özellikle yenidoğanlarda sıkça olan hıçkırığa kayıtsız kalabilen anne var mıdır bilmiyorum. Ciğerleri gelişir bırak hıçkırsın deseler de, kendimiz hıçkırığa tutulduğumuzda rahatsız olduğumuz için bebeğin de rahatlaması için çeşit çeşit yöntemler ararız. Bunlardan en yaygın olanı, ağzına limon damlatmaktır ancak size kesin çözümlü başka bir önerim daha var.

Limon damlattığınızda bebeğin ne yaptığına bakın, ağzındaki ekşi tadı çıkartmak için emme hareketi yapar, ağzının içindeki ve damaktaki tüm tadı toplayıp yutmaya çalışır. İşte asıl nokta burası, emme hareketi. Dolayısıyla bebeğe bu eylemi yaptırmalısınız.

Benim tek yaptığım aç olsun olmasın emzirmek. Hem kızımda hem oğlumda onlarca kez böyle yaptım ve hepsinde de işe yaradı. Birkaç emme hareketinden sonra hıçkırık tamamen kesilir ve çocuk rahatlar. Emmek istemiyorsa da biraz zorlarsanız, birkaç kez çekip bırakacaktır ve çoğu zaman yeterli olur. Hıçkırırken süt boğulmasına neden olur diye endişelenmeyin onlar ayarını çok iyi yapıyor.

Ben denemedim ama emzik ve biberonun da aynı işi göreceğini düşünüyorum. Ve lütfen artık ufacık bebeğe limon vermeyin.

Sorunun Gercek Nedeni

Geçenlerde facebookta Amsterdam Mamas isimli kapalı gruba üye oldum. Daha önce haberdardım ama neden kaydolmadım bilmiyorum. Gerçi aradan bir hafta bile geçmeden pişman oldum diyebilirim. Öyle çok üyesi ve öyle çok gönderi var ki, her açtığımda onlardan başka yapılmış olan diğer paylaşımları göremiyorum.

Bu grup genelde expatlardan oluştuğu için her milletten anne üyesi var. Diğer annelerin tutumları hakkında fikrim oluyor böylelikle. Geçenlerde okuduğum ve yorum yaptığım bir konu üzerine bu yazıyı yazmak aklıma geldi. Bir anne, sabahları pijamasını çıkarmak istemeyen, okula onlarla gitmek isteyen çocuğu için çözüm arıyordu. Onlarca öneri gelmişti, şunu yap bunu dene diye. Herhalde böyle gruplara alışkın olmadığım için yadırgadım, çünkü benim ilk aklıma gelen şu olmuştu ve yorum olarak da belirttim. "Öncelikle yapılması gereken bu davranışının asıl nedenini bulmak. Pijamalarini çok seviyor veya rahat ediyor olabilir, o zaman sevdiği aynı rahatlıkta kıyafetler alınabilir. Ya da sebebi tamamen sabah mahmurluğudur, o zaman sabahları neşelenmesi için birşey yapılabilir."

Bu yaklaşım benim için çok sıradan, çünkü çocuklarımı büyütürken tek yaptığım bu. Yani; değişen alışkanlıklarda,çıkan sorunlarda, inatla yapılan tavırlarda ne yapacağımı düşünmeden önce ilk baktığım husus nedenidir. Neden böyle oldu, ne değişti de böyle davranmaya başladı, çocuğum aslında bana ne söylemek istiyor? Böyle bir gözlem yaptığınızda çözmek daha kolay olacaktır. Aksi halde bir çok deneme yapıp hangisi tutacak diye onlarca deneme yapmak gerekebilir ve pek tabi ki çözüm niyetine her yerden fışkıran bu bilgiler, sizin çocuğunuza bire bir uymayabilir.

Bebek ve çocuklar duygularını bize davranışlarıyla anlatmaya çalışıyorlar. 3,5 yaşındaki kızım bile, çok iyi konuşmasına rağmen sıkıntısını mızmızlanarak veya bağırarak, ya da bedensel hareketleriyle ifade eder. Ona her seferinde, konuşmayı biliyorsun ne olduğunu söyler misin diyorum ve ardından anlatıyor ancak, bir sonraki seferde yine öyle davranıyor. Aslında duygularımızı ifade etmenin doğal yolu bu, biz büyüdükçe kalıplara girmeye başlıyoruz. Bu yüzden çocuklar böyle davrandıklarında bir bakıma mutlu oluyorum ben, çünkü duygusunu dışa vurmuş oluyor ve bu sayede ben de yolunda gitmeyen birşey olduğunu anlıyorum.

Çocuğu en iyi siz tanırsınız, eğer hoşa gitmeyen davranışlar geliştirdiyse, biraz dikkatli gözlem ve düşünme ile şu sorulara cevap aramak iyi olur.
- bu davranış ilk ne zaman başladı, ondan hemen önce ne olmuştu?
- farklı durumlarda o davranışı gösteriyorsa, bu durumların ortak noktası ne olabilir, çocukta neyi tetikliyor ki sebep oluyor?
- Bazen bu davranışlar, doğrudan bir olaya tepki olarak hemen ortaya çıkmamış olabilir. Bu durumda çocuğun hayatında köklü bir değişiklik oldu mu? Ne oldu? Bu değişiklik onu hangi yönden etkilemiş olabilir?
- Bazen de çocuklar büyürken bir nevi büyüme sancısı çekerler. Yürümek istiyor ama yürüyemiyordur, kendini ifade etmek istiyor ama yapamıyordur ... gibi. Bu durum huysuzluk yaratabilir. Çocuğu gözlemleyin ne yapmak istiyor, onu huzursuz eden şey nedir?

Bu gözlemler birkaç gün (veya olay bazında düşünülürse birbirini tekrarlayan birkaç olay süresince) sürebilir. İster kafanızdan ister yazarak bir değerlendirme yapın. Yukarda bahsettiğim soruların nedenlerini anlamaya çalışın. Tabi genelde evet neden bu diye tek bir yargıya varmak mümkün değil. Şu değiştiği için olabilir, bu değiştiği için böyle gibi birkaç seçenek çıkacaktır.

Sonra da sıra çözüm sürecine geliyor. Olası nedenleri sırasıyla kaldırarak/ değiştirerek/ yumuşatarak denemeler yapın. Çocuğun bu durumlardaki tepkilerine bakın. Birşey değişiyor mu. Tabi eğer değişim varsa bunun yüzde yüz denediğiniz çözümden kaynaklandığını söylemek de mümkün değil. O ana özel diğer şartlar da etkilemiş olabilir. Tabi bunun tersi de doğru, denediğiniz bir yöntem işe yaramamıştır ama bunun nedeni belki de o sırada bir başka unsurdan dolayı (mesela açtır yorgundur vs) işe yaramamış da olabilir. Bu durumda işin püf noktası deneyimleri mümkün olduğunca kontrollü deneyler şeklinde yapmaya çalışmaktır. Yani işin içindeki diğer değişkenler mümkün olduğunca sabit kalmalı, her olayda benzer şartlar sağlanmalı.

Şimdi uzun uzun yazınca gerçekten çok zahmetliymiş gibi görünüyor sanki, ancak öyle değil. Bir kez nedenleri anlayınca, çözüm sürecindeki seçenekler daralıyor. Nedeni bilmeden on farklı deneme yapacaksınız belki ama bilince ikincide iş bitiyor mesela. Diğer yandan zamanla çocuğun ciğerini okur hale geliyor insan. Daha leb demeden leblebiyi anlayacağınız için, ileriki süreçleri düşününce çabalamaya değer :)

Ne yazık ki orda burda gözüme takılan anne çığlıklarında böyle bir irdeleme yapmadıklarını farkediyorum. Belki de panik halinden dolayı, denize düşen yılana sarılır misali hemen yardım için öneri toplamaya başlıyorlar. Elbette fikir paylaşımına karşı değilim, akla gelmeyen çözümler keşfetmek harika. Bazen tüm bu bilgi yığını insanı boğacak gibi oluyor o ayrı mevzu ama lütfen önce çocuğunuzun kitabındaki bilgiyi okuyun.

Sevgiler


i made it GeCe