27 Mayıs 2015 Çarşamba

Novadünya'nın Bebek Şekerleri


Oğlumun ani gelişen doğumunda bebek şekeri, hediyesi falan hazırlama imkanım olmamıştı. Kızımda olduğu gibi İstanbul'a gelince yapacağım bebek mevlidine erteledim ben de. Bebek şekeri olarak çok alternatif olmasına rağmen, gönlüm en başından beri benim tasarlayıp annem ve yeğenim tarafından hayata geçirilen Happy Sweet Gifts'in lavanta keselerindeydi.

Tavşan veya ayıcık gibi bir obje olsun istiyordum ön kısmında. Bu tavşanları görür görmez diğer seçenekler gözümden silindi :) Çok şeker değil mi?


Fon olarak çizgili kumaş kullandık. Tavşancığın etek ucunda bulunan kurdelenin aynısından kese ucuna diktik.


Organze mavi ve açık kahve kurdelelerle bağladık. Natürel renkler ağırlıklı olduğu için kağıdın da uyumlu olmasını istedim.


Hoşgeldin Eren ve doğum tarihini yazıp matbaadan çıkarttırdım. 

Fotoğrafta çok azı görülüyor ama bir sürü bir sürü yaptık.
Hepsi de çok beğenildi.

Eğer benzer türde keseler yaptırmak isterseniz Happy Sweet Gifts ile bağlantıya geçebilirsiniz. Tabi hala baskılı keseler de yapılıyor. Baskılı keseler konusunda çok değişik çalışmalar yapıyoruz. Mesela şu anda oldukça değişik bir kese yapım aşamasında. Gelişmeleri instagram hesabından takip edebilirsiniz.




25 Mayıs 2015 Pazartesi

Boklu O Sevmeyeceğim Ben Onu

İstanbul'a geldiğimizden beri, Nova'yı tanıştırdığımız neredeyse her orta yaşın üzerindeki insan kızıma böyle dedi. Ben onu sevmem seni severim, kaka o, altına yapıyor vs... Kızım sözün sahibine şaşkın şaşkın bakarken hemen araya giriyorum, hayır o daha minicik kakasını söyleyemiyor, çok tatlı biz onu çok seviyoruz.

Doğmadan önce iki çocuklu hayata dair yaptığım okumalarda vurgulanan şey; eve gelen yeni bebeğe karşı anne-babanın tavırlarının, söylediklerinin büyük önem taşıdığı. Evdeki diğer çocuk yeni durum karşısında nasıl davranacağını, yeni bebeğe nasıl yaklaşacağını rol modellerine bakarak karar veriyor. Bu yüzden bebeği gizli gizli değil de, büyük kardeşin yanında aleni şekilde sevin, ben onu sevmiyorum seni seviyorum, o çok ağlıyo, yaramaz gibi şeyler söylemeyin. Büyük çocuk böyle tepkiler karşısında, nasılsa annem babam da onu sevmiyor, tüm düzenim bozuldu, onu ortadan kaldırırsam tekrar eskisi gibi olabiliriz fikrine kapılabilirmiş. Allah korusun.

Ne yazık ki belli bir yaşın üzerindeki herkes bu anlayışta. Güya kıskanmasın diye öyle söylüyorlarmış. Herkese tek tek açıkladım böyle söylemenin zararlarını. Çocuğun kıskandığı şey bebek değil ki, anne babanın veya diğer insanların bebeğe verdiği ilgi. Eğer ikisine de ihtiyacı olan ilgiyi verirsen kıskançlık olmaz. Bu paylaşımda eşitlik değil, ihtiyaç miktarı kriter alınmalı. Blogcu Anne de bu kriteri şöyle özetliyordu: ekmeği ortadan bölüp iki çocuğa eşit paylaştırırsan, daha çok yiyen aç kalır, az yiyene ise fazla gelir. O zaman aç olanın, diğerinde gözü kalır. İkisine de doyacağı kadar vermek lazım, işte o zaman adil olur.

Elbette ki zaman zaman anneyi, oyuncağı veya ilgiyi paylaşamadıkları olacaktır. Bu durumda acil öncelikli olan çocuğun talebini, sonra diğerini karşılamalıyız. Çocuklar her konuda anne babayı rol model aldıkları için, bu durumda onların nasıl davrandığı da, ilerki yaşamlarında onların da çocuklarına nasıl davranacağını etkiler.

Helo'nun yanında kardeşini sevmekten hiç kaçınmadım, aynı şekilde Helo'yu da severken oğlum izliyor. Kızım şu an etkilenmeye daha müsait olduğundan onun isteklerini fazla ertelemeden yapmaya çalışıyorum, ancak anında yapamadığım durumlar oluyor ve ben ne zaman yapabileceğimi açıklayıp, sonrasında hiç oyalanmadan ve unutmadan yapmaya çalışıyorum. Şimdi böyle bir güveni oluşmuş durumda, annesi söz verdiğinde mutlaka yapar :)

İkisi de mutlu olduğundan olsa gerek, kızım kardeşine karşı her zaman iyi davrandı şu ana kadar. Elbette ki o da daha ufak olduğu için, sevmeye çalışırken ufak kazalar olabiliyor ama kasıtlı zarar verme hiç olmadı. Onları gönül rahatlığıyla aynı odada beraber bırakabiliyorum ve hatta kızıma kardeşine ben gelinceye kadar dikkat etmesi sorumluluğunu da veriyorum bazen. Bu akşam mesela, kızımın uyku öncesi sütünü hazırlamak için gittiğimde Nova ağlamış ve Helo hemen onun yanına gidip yanağını okşamış. "Beni görünce sustu anne, beni çok seviyo Eyen" dedi sevinçle. Ben de onun davranışını övüp bana yardımcı olduğu için çok teşekkür ettim. 

Umarım oğlum yürüyüp de kızımın oyunlarını, derslerini bozacağı zamanları da rahatça atlatabiliriz.



24 Mayıs 2015 Pazar

38. Ay Mektubu: Oyuna Hiç Doyulur mu?


Canpârem;

Bu ay İstanbul'da oluşumuz nedeniyle çok oyunlu, çok neşeli geçiyor. Daha epey buradayız umarım çok güzel anılar biriktirmiş olarak döneceğiz. Kuzenin Ege ile her gün sabahtan akşama kadar berabersiniz. Sürekli birbirinizi isteseniz de, ayrılamasanız da, bazen bol kavgalı geçmiyor da değil. Paylaşamadığınız oyuncaklar yüzünden evi inim inim inleten çığlıkların tek zararı kardeşine oluyor. Garibim bu hengamede ne uyuyabiliyor ne de sakin kalabiliyor. Tabi diğer yandan uyanık olduğunda sizin oyununuza katılmak için can atıyor.

Gelirken sana birsürü kıyafet getirdim ve şu ana kadar neredeyse hiçbirini giymedin. Hediye gelen birkaç tişört, Ege'nin küçülen birkaç kıyafeti dışında hiç birşey giymek istemiyorsun. Hepsinin erkek kıyafeti olduğunu söylememe gerek yok herhalde. Tek tesellim bu erkek kıyafetlerinin kardeşine kalacak olması :)

Bu ay fiziksel becerilerin Ege'nin her yaptığını yapmak istemen yüzünden epey arttı. E o senden bir yaş büyük, haliyle daha tehlikeli hareketler yapıyor ama sen ondan geri kalmıyorsun tabi. Yüksek koltuktan atlama, koltuk üzerinden yere eğilip takla atma, koltuğun yüksek arka tarafından atlayıp yere inme ve çıkma, parkta duvara tırmanma gibi çok tehlikeli işler peşindeydin. 

Bu ay ayrıca babanla bizi çok şaşırtan bazı soruların oldu. Sanırım erkendi bu sorular için, bize öyle geldi. İlki "anne Eren nasıl geldi" idi. Doktor çıkardı geldi deyince; "hayıır karnına nasıl geldi onu soruyorum" dedin. Çok hazırlıksız yakalanmıştım, ben de Allah verdi dedim. Sonra da Allah'ı anlatmamı istedin tabi.

Bu güne kadar günlük konuşmaların içinde Allah kelimesi geçse de sana özellikle anlatmadım. Ne dua etmeyi anlattım, ne günah-sevap sözcüklerini kullandım, ne de meleklerden falan bahsettim. Senin sormanı bekliyordum ve şimdi anne Allah'ı oku diyorsun bana. Okumuyorum kızım anlatıyorum desem de her seferinde yine oku kelimesini kullanıyorsun çok ilginç. Ben de anlatıyorum. O'nun korkulacak birşey değil de sevilecek birşey olduğunu söylüyorum sana ve bir de nasıl dua edeceğimizi öğrettim tabi. İşin biraz suyunu çıkarsak da istediğin herbir oyuncak için tek tek dua ediyoruz. Ve şimdilik diyebilirim ki bu konulardan bahsettikten sonra çok mutlu görünüyorsun.

Seni çok seviyorum, Allah da tüm çocuklarını çok seviyor, onları korumak için meleklerini gönderiyor.

Annen
İstanbul


21 Mayıs 2015 Perşembe

Oğluşun Dişi Çıktı

Tarihe not olsun, tam 4ay 8 günlük bugün. Zaten belirtileri vardı, alttan iki dişi görüyordum. Şimdi ilki (alt sol) patladı yanındaki de bir iki güne çıkar.

Kızım da ilk dişini 5ay 5 günlük iken çıkarmıştı. 1 yaşında 12 dişi vardı bakalım Nova ablasını geçecek mi?

Bu arada erken çıkan dişler sağlam olmazmış, geç çıkınca daha iyiymiş gibi yorumlar geliyor. Nitekim bu sabah parkta da geldi. Ben de dedim ki ben mi çıkarıyorum nasıl kontrol edeyim :p Doğrusu geç çıkmasını ben de tercih ederdim, minicik bebe çok yıpranıyor. 

Erken diş çıkaran kızımın da şu anda tüm dişleri sağlam ve sağlıklı, diş kontrollerinde de bir sorun çıkmadı şimdilik. Ne zaman çıkacağı tamamen genetik. Eğer babalarına çekerse çok sağlam olacağı kesin. Eşimin dişlerinde bu güne kadar ne bir çürük ne bir dolgu hiç bir sorun olmamıştır ve bu duruma hollandalı diş doktorumuz bile çok şaşırmıştır :))

İki Çocuk Çok Çocuk mu?

Genelde iki çocuklu anneler arasında söylenen bir söz var, tek çocuk hiç çocuk; iki çocuk çok çocuk diye. Meali ikinci çocuğu yapınca tek çocuk bakmanın ne kadar basit kaldığı, iki çocuklu hayatın fiziğin n parçacık problemi gibi zor olduğudur :) Bu söze ben KISMEN katılıyorum, çok daha YOĞUN olduğu bir gerçek ama bence çok daha ÇİLELİ değil.

Tabi bu kişinin bakış açısına göre değişiyor. Bazen kendime hayret ediyorum nasıl bu kadar pozitifim; nasıl yorgunluktan gebersem de kendime dakka zaman ayıramasam da böyle mutlu hissediyorum; yoksa tüm bunların sebebi hormonlar mı; bir gün aniden bitiverir mi?

İstanbul'a gelince bizi gören herkes şaşırıyor. Hollanda'da araları az olan kardeşleri bolca görüyoruz ama burda pek yaygın değil. Yolda slingde Nova, bebek arabasında Helo ile giderken herkes bana bakıyor :) Artık süper anne mi yoksa deli anne mi diyorlar bilemem. Çoğu yakınım ise kızımın daha ufak olduğunu, keşke biraz daha bekleseymişim şeklindeki fikrini, nasıl kıydığımı vs dile getirdi. Elbette kendilerince haklı olabilirler ama ben halimizden gayet memnunum. Burada iken etrafında oynayacağı çok kişi olduğundan beraber eskisi gibi oynayamıyoruz ama gayet mutlu Helocum. Onu sevdiğimin farkında, ben de her fırsatta gösteriyorum zaten, kardeşinden sonra herhangi bir psikolojik reaksiyon göstermedi, şimdilik herşey yolunda çok şükür. Tabi ben de, anne hadi bakkala gidelim, canım sıkıldı dolaşmaya çıkalım, parka gidelim dediği zaman, talebini ikiletmeden, Nova'yı slinge veya arabaya koyup onun isteklerini gerçekleştirmeye çalıştım. Şimdi düşünüyorum da eğer kardeşi olmasaydı ona ayıracağım zaman kadar zaman ayırıyorum şimdi de.

Diğer yandan eğer kardeşi olmasaydı şimdi kadar iyi ilgilenemeyebilirdim kızımla. Çünkü Nova'yı çok istedim ve çok şükür geldi ama, eğer gelmeseydi moralim bu yüzden bozuk olabilir, kafama birçok mevzuyu takabilirdim. Asabiyetten kendimi başka işlere vurabilir kızımla daha az ilgilenebilirdim. Dolayısıyla şimdiki durumumuz yeteri kadar iyi bence.

Zaman çok hızlı geçiyor, Nova 4 aylık oldu bile. İnanmayacaksınız ama bu güne kadar of dediğim bir anım dahi olmadı, buna ben de şaşıyorum. Bloguma yazdığım ilk birkaç günümden sonra duruma alıştım, yaşadığımız toplu krizleri çözmeyi başarıyorum. Her zaman mükemmel şekilde olmuyor elbet ama oluyor ve bu anlar bana geçici bir stres yaratsa da asla of, keşke gibi kelimeleri söyletecek kadar yoğun değil. Bu çocuklarımın uysal olmasından değil, her çocuk gibi yerinde durmayan tipler. Helo evde bütün gün tehlikeli cambazlık hareketleri yapıyor (daha dün koltuğun dayanma yerinde upuzun yatarken geri düştü), Nova'da sağolsun hacıyatmazgillerden bütün gün kucağımda. Ama öyle çok seviyorum ve onlar bana öyle çok mutluluk veriyor ki hiçbir yükleri ağır gelmiyor, onların gülücükleri için herşeyi yapmaya hazırım.

Daha önce bazı arkadaşlarıma söylemiştim. Eğer içinizde bir yerde kardeş olsun istiyorsanız ama şartlar sizi düşündürüyorsa ve bu yüzden tereddüt ediyorsanız, hiç düşünmeyin sadece o sesi dinleyin. Mükemmel yaş aralığı diye birşey yok. Genelde çok yaş farkı olunca, daha kolay olacağı düşünülür ama bence değil. Çünkü bu sefer de büyük çocuğun okulu, dersleri, hadi onlar bir yana onun da psikolojik gelgitleri olacaktır. Yani yaş aralığı 1 yaş da olsa 10 yaş da olsa, aileye yeni bir birey katılınca elbette ki birçok şey değişecek, hiç birşey aynı olmayacak ama illa ki yeni bir düzen, yeni bir yol bulunacak. Problemi yaşamadan çözüm üretilmiyor ve zihnimizden ne kadar kurarsak kuralım gerçek durumla aynısı olmuyor. 

Bunca lafın özü, kardeş istiyorsan çok düşünme yap gitsin :))


i made it GeCe