26 Temmuz 2016 Salı

Nova'ya Mektuplar: 18. Ay


Pamuk oğlum;

Benim için yarı yaşlarınız ayrı bir önemliydi, ablanın ve senin her yarı yaşında ufak bir pasta ile kutlama yapıyordum ancak ne yazık ki 1,5 yaş kutlamanı yapamadım. Üstüne mektubunu da tam 13 günlük gecikmeyle yazıyorum :(

Temız'un 13 ünde 18. ayın dolduğunda pastalı kutlamayı iki gün sonraya erteledim ve yazını da o fotoğraflar eşliğinde yazmak için beklettim. Çünkü ayın 15'inde İstanbul'a geliyorduk ve kalabalık bir kutlama daha iyi olacaktı. Tabi ki her plan gerçek olamıyor. İstanbul'a geldikten bir saat sonra gergin saatler yaşandı ülkemizde. İleride merak edersen 15 Temmuz 2016 darbesi diye araştırırsın. Sonra da o üzüntüyle hiç birşey yapamadım.

Şimdi aradan uzun zaman geçtiği için 17-18 ay arasında neler yapmıştık hatırlamakta zorlanıyorum. İstanbul'a gelicez diye son iki hafta bol bol alışverişe gitmiştik. Sonraa havalar güzel diye yine hep dışarıdaydık. 

Bu ay en belirgin gelişme tırmanma gibi aktivitelerde oldu. O kadar gözün kara ki, şimdi İstanbul'da gören herkes şaşırıyor. 1,5 yaşında bebe bunları nasıl yapar diyorlar, yürekleri ağzına geliyor ki ben de başlarda öyle hissediyordum fakat şimdi alıştım.

İlk şokum 2mt yüksekliğindeki bahçe çitine tırmandığını görünce oldu. Ben mutfaktaydım, ablan tırmanmış sen de peşinden. Sonra ablan bana bağrıyor anneeee gel eren burda kaldı diye. Çıkman rahat da inemiyordun. Seni öyle görünce kalbim yerinden fırladı. O günden sonra defalarca tek başına o çite tırmandın, inmek için beni çağırdın. 

Evimizin ordaki salıncakların çoğu korumasız büyük salıncaklardan. Çok uzun zamandan beri zaten onlarda sallanabiliyordun. Ablanı o salıncaklarda çok uçurup seni az sallıyordum. Ama hayır sen de uuuu uçacakmışsın ve ablanla aynı seviyede sallanıyorsunuz şu an. Eğer az sallamışsam parmağını havaya işaret edip yükselmek istediğini söylüyorsun.

Bunun dışında tırmanma çubuklarına tırmanmak, onlar üzerinde takla atmaya çalışmak (hep abla özentileri), omzuma tırmanıp ters durmak gibi çeşit çeşit riskli hareketlerin var. Ben artık rahatım çünkü dengene dikkat ediyorsun ve gücünü kullanmayı seviyorsun.

Artık evdeki merdivenlerden duvara tutunarak dik şekilde inebiliyorsun (öncecen geri geri emekleyerek iniyordun zaten) ama Hollanda'da ki evlerin merdivenleri genel standartlardan epey farklı. Basamaklar daha yüksek ve dik merdivenler. Bu yüzden oldukça tehlikeli. Ablanın 2 yaş civarında evimizdeki merdivenleri tek başına indiğini hatırlıyorum. Ayrıca merdiven inip çıkabilmenin tuvalet eğitimine hazırlıklardan biri olduğunu okumuştum, bu yüzden de ayrıca merakla bekliyordum.

Uykuların biraz daha düzene girdi, iştahın hala zayıf, müziğe ilgin çok yoğun devam ediyor, kitap sevgin artıyor, dilin gelişme kaydediyor ama hala tam çözülmüş diyemem. Bazı sesleri çıkaramadığın için kelime tekrarlarında doğru yapamıyorsun. Ablanı çok seviyorsun, bize sarılmayı, muah yapıp öpmeyi çok seviyorsun. Gerçekten çok sevgi dolu bir çocuksun.

Hep böyle kal bebeğim.

Annen
İstanbul

Not: fotodaki tırmanma temsili;) şu tehlikeli tırmanışlarını bir türlü fotoğraflayamadım.

25 Temmuz 2016 Pazartesi

Doğa Günlüğüm #5

Hanımeli 🌱 İlk çocukluğumun geçtiği evi hatırlatır bana. Kocaman bir hanımeliyi koklamaya ve balını yemeye doyamazdık. 🌱🌱 ingilizce adı: honeysuckles 🌱 latince adı: lonicera🌱🌱 Vikipedi bilgisi: Hanımeli, Caprifoliaceae familyasına ait, çalı ve/veya sarmaşık grubundan bir bitkidir. Yaklaşık 180 türü vardır, bunun 100 kadarı Çin'dedir. Avrupa ve Kuzey Amerika'da 20şer türü vardır. En çok bilinen türleri Lonicera periclymenum (Avrupa Hanımelisi), Lonicera japonica (Japon Hanımelisi, Beyaz Hanımeli) ve Lonicera sempervirens (Mercan Hanımelisi, Trompet Hanımelisi) dir.

Yapraklar karşılıklı, basit oval ve 1-10cm uzunlukta çoğunlukla dökülen olmakla beraber sürekli olanlarıda bulunur. Türlerin çoğu hoş kokulu, yenilebilen nektar üreten, çan şeklinde çiçeklere sahibtir. Meyvesi çok çekirdekli kırmızı, mavi ya da siyah çitlenbik şeklindedir, çoğu türde meyveleri hafif zehirli olmakla beraber birkaçı (Lonicera caerulea) yenilebilir meyvelere sahiptir. #hanımeli #lonicera #doğa #doğagünlüğüm #nature #çiçek #flower #sarmaşıkçiçekleri

********

Süsen 🌱🌱 Yaklaşık 300 kadar üyesi bulunan süsengiller ailesinin bir üyesidir. Yaygın olarak kullanılan diğer adı iris'in kökeni yunanca olup gökkuşağı anlamına geliyormuş ki gökkuşağının her renginde çiçekleri olan türleri mevcut. Neredeyse tüm türleri kuzey yarımkürede yer alıyor ve kurak yerleri seviyormuş. 🌱🌱 ingilizce adı:iris 🌱latince adı: iris #iris #çiçek #süsen #doğa #doğagünlüğüm #flower #nature #morçiçek

*******

Ortanca 🌱 Herhalde bu çiçeği tanımayan yoktur ama arşivde yer almazsa olmazdı. Bahçemdeki ortancalar bir bir açmaya başladılar. Fotoğraftakinin türü birazcık değişik, çiçeklerinin yaprakları hafif tırtıklı. 🌱 ingilizce ve latince adı: hydrangea🌱🌱 vikipedi bilgisi: Anayurdu Japonya olan ortanca (Hydrangea macrophylla), gösterişli çiçekleri nedeniyle Dünyanın birçok yerinde yaygın olarak yetiştirilen, 1-3 metre arası boylanabilen, kışın yapraklarını döken, çalı gövdeli bir süs bitkisidir. 🌱🌱 Türkçe vikipedide belirtilmemiş ama ingilizce versiyonunda çiçeklerin renklerinin, beslendiği suyun cinsinden etkilendiği belirtilmiş. Ortancaların yaygın görülen renkleri mavi, açık pembe, pembe, mor ve koyu mordur. Dökülen sıvının asit oranı fazla ise ( ph<7) çiçeklerin rengi mavi, baz oranı fazla ise (ph>7) pembe olurmuş 🌱 #hydrangea #ortanca #çiçek #doğa #nature #doğagünlüğüm #pembeçiçek

*******

Bu güne kadar genelde dışardaki bitkileri paylaştım ama bu iç mekanlarda bitkiyi sevmediğim anlamına gelmesin. Evde saksıda çiçek yetiştirmeye bayılıyorum. İç mekan bitkilerine dair edindiğim bilgilere, hoş fikirlere de #içerdekidoğa etiketiyle yer vereceğim. Pinterestte gezerken, genelde evindeki çiçeklerin kuruduğundan şikayetçi olanlar için tavsiye edilen #aslaöldüremeyeceğiniz10bitki yazısına denk geldim. İlki #succulent olsun. Neredeyse hiç su istemeyen bu bitkiye (ayda 1-2 kez yeterli), ışık alan (ama doğrudan alması şart değil aydınlık bir yer olması yeterli) bir yere koyup, evinize getirdiği güzelliğin keyfini çıkarın🌱🌱 #doğa #doğagünlüğüm #evçiçeği #çiçekbakımı

*******

Bektaşi üzümü 🌱 Bir arkadaşımız (@arzusoycaner )bu fotoğrafı göndermişti nedir diye? Gerçekten ben de bilmiyordum ama aklıma soru işareti koyduğumda bir şekilde cevabı karşıma çıkıyor. Biraz önce birdenbire başka bir yerde gördüm ve öğrendim. #dg_sizdengelenler 🌱🌱 ingilizce adı: gooseberry 🌱 latince adı: ribes uva-crispa 🌱🌱 faydaları: Bektaşi üzümünün faydalarıBektaşi üzümü yazlık ve çiftlik evlerin bahçelerinde yaygın olarak yetişen bir meyve türüdür.Sağlık
Önemli bir bakım istemeyen ve bol mahsul veren bitkidir. Meyvelerinden reçel, komposto ve jöle yapılır. Ama en önemlisi, bektaşi üzümü çok sayıda faydalı özelliklere sahiptir.

Bektaşi üzümünün suyu yüksek tansiyonu düşürmeye yardımcı olur. Meyveleri C, A, E ve B grubu vitaminler ile zengindir. Aynı zamanda potasyum, fosfor, manganez, bakır ve demir kaynağıdır. Bektaş üzümü hipotansif , kılcal güçlendirici ve anti-sklerotik birleşimine sahiptir. Buna göre de hipertoni (yüksek tansiyon) ve başka kalp damar hastalıklarının tedavisinde iyi bir araçtır. Bektaşi üzümünün olgun meyveleri şişliği önleyen serotonin maddesini içerir.

Meyvelerin benzersiz bileşimi kanın iyileşmesinde eşi bulunmaz bir vasıtadır, o kanın kolesterol, toksin ve ağır metallerden temizlenmesine yardımcı olur. Aynı zamanda hemoglobin, bakır ve B9 vitamininin üretimine de yardımcı olur. Bektaşi üzümü karaciğer ve böbrek aktivitesini iyileştirerek kanın sağlığını destekliyor.

Ayrıca, bektaşi üzümünün meyveleri hafif müshil , idrar söktürücü ve safra kesesini temizleme özelliğine sahiptir. Meyveleri iltihabı kaldırır ve bağışıklığı güçlendirir. Bektaşi üzümü kadın sağlığına da faydalıdır, taze meyveleri veya demlenmesi adet düzensizliğini ve  uzamış menopozal kanamayı normalleştirir.

Bektaşi üzümünün yaprakları da birçok tedavi edici özelliğe sahiptir. Yapraklarından hazırlanmış demleme mide, bağırsak, iltihaplı romatizma, damla ve osteokondroz  gibi hastalıklarda  içilir. Yaprakları güçlü idrar sökücü etkiye sahip olduğu için dikkatli kullanılmalıdır. #bektaşiüzümü #gooseberry #yenilebilir #doğa #doğagünlüğüm #nature #plants #fruit

*******

#aslaöldüremeyeceğiniz10bitki nin ikincisi #anthurium (türkçede antoryum olarak geçiyormuş). Toprak kurudukça ( ortalama haftada bir) sulamak yetiyormuş ve doğrudan ışık alması gerekmiyor. #içerdekidoğa #doğa #doğagünlüğüm #çiçek #salonçiçeği #evçiçeği #nature #plant #homeplants #flower #içerdekidoğa

******

Frenk üzümü 🌱 kırmızı, sarı, pembe gibi renkleri mevcuttur . (Kırmızısının) ingilizce adı: red currants 🌱 latince adı: ribes.🌱🌱🌱 vikipedia bilgisi: Kırmızı Frenk Üzümü (Ribes rubrum) Ribes cinsinin bir türüdür. Batı Avrupa (Belçika, Fransa, Almanya, Hollanda, Kuzey İtalya Kuzey İspanya ve Portekiz'de doğal olarak yetişmektedir.Frenk üzümü türleri içerisinde en bilinen ve en akılda tutulan türlerinden biridir. Yaprak döken bir çalı türü olup normalde 1,1,5 metre kadar boylanabilmektedir,nadiren boyu 2 metreye varabilmektedir. 5 loblu yaprakları, spiral şekide gövdesinde toplanır. Çiçekleri sarı-yeşildir, 4–8 cmlik çiçek salkımları ,olgunlaşınca şeffaf kırmızı yenilebilir 8–12 mm çapında üzümlere döner. Her üzüm salkımında 3-10 arası meyve olur. Yazın ortasından sonuna kadar her bir çalıdan 3-4 kilo arası meyve alınabilir. #doğagünlüğüm #yenilebilirbitkiler #doğa #nature #berry #redcurrants #frenküzümü #meyve #fruit




20 Temmuz 2016 Çarşamba

Yurt Dışında Yaşamanın Hiç Zorluğu Yok mu?

Yurt Dışında Yaşamanın Hiç Zorluğu Yok mu?
Bir önceki yazımda böyle bir soru sorulmuştu yorumlarda. Orada kısaca yanıtladım ama bu konuyu biraz derin ele almak  istiyorum.

Toplam 6 yıldır ülkemizden uzaktayız. Ayrıca bizim gibi expat arkadaşlarımızla da bol bol dertleşiyoruz. Elbette yurt dışında yaşamanın birçok zorluğu var. Gerek tecrübelerimizden gerekse gördüklerimizden yola çıkarak, bu zorlukları ele alırken iki kısma ayırmak gerekir. Bireysel zorluklar ve göçtüğün ülke/toplum kaynaklı zorluklar.

Diyelim yurt dışında yaşamayı düşünüyorsunuz ve her kafadan bir ses çıkıyor. Başa çıkmanız gereken meselelerin bu iki kategoriden hangisine ait olduğunu net bir şekilde ayırabilirseniz, olaylar daha berrak hale gelecektir.

Bireysel zorluklar olarak, dili bilip bilmediğiniz, yeniliklere açık olup olmadığınız, geride bırakılanlara duyulan özleme ne kadar esir olduğunuz, yalnızlıkla aranızın nasıl olduğu, eski alışkanlıkları terkedip terkedememe durumu, okullara adaptasyon.... gibi sebebi ve kontrolü sadece sizin elinizde olan zorluklar sayılabilir.

Dış kaynaklı zorluklar ise, yasal izinlerin çıkarılma süreci, varsa toplumdaki ırkçılık, devletin expatlara sağladığı sosyal güvenlik hizmetleri, ev ve iş bulma süreçlerindeki zorluklar gibi özetlenebilir. Bu konularda ise siz yapmanız gerekeni yapsanız bile, işlemlerin sonuçlanması zaman alabilir veya olumlu sonuçlanmayabilir. Bu gruptaki zorluklarda olay yüzde yüz kontrolünüzde değildir.

Fakat özellikle gelişmiş ülkelerde, dış kaynaklı zorluklar dediğim meselelerin bir yolu yordamı vardır. Adalet herkes için aynı şekilde geçerlidir ve gerekli şartları sağlayıp gereğini yaptığınızda eninde sonunda zorluklar aşılır, olumlu sonuçlara ulaşılır.

Bu durumda geriye bireysel zorluklar kalıyor ki, bu pek tabi ki kişiden kişiye değişir, üstelik kişi isterse, zorlandığı konunun üzerine giderse, tatmin edici sonuçlara ulaşır.

Sonuçta yurt dışında yaşamanın ne kadar zor olabileceğini kişi, kendisi ve ailesi için muhtemel durumları önceden saptayarak anlayabilir. Sonra da sırayla ele alıp üstesinden gelirse, minimum zorluk yaşayarak süreci atlatabilir.

18 Temmuz 2016 Pazartesi

Çocuk Sever Toplumlar

Geçtiğimiz cuma günü İstanbul'a geldik. Geldikten hemen sonra gelişen gündem olaylarına burada değinmek istemiyorum. Twitter'da bolca yazdım, blogum masum kalsın arzusundayım...

Bu yazıyı bir süredir düşünüyordum ve İstanbul'a gelip de çocuklarım açısından yaşam farklarını daha ciddi hissedince maddelemek istedim. Tabi bu kıyaslama, yaşadığımız yer Amsterdam ile, İstanbul'da merkezi olan dolayısıyla çok fazla yeşilin ve oyun alanının olmadığı bir semt arasında olacak. Tabi bir çok açıdan  genele yaymak mümkün.

-Hollanda'da çocuklar toplumda çok öncelikli bir konumdadır ve gerçekten saygı görürler. Diyelim ki herhangi bir yere gittiniz ve çocuğunuz yanında. Kişi sizi selamladıktan sonra çocuğun boyuna iner ve onu da selamlayıp el sıkışır. Asla görmezden gelmez, laf şakaları yapmaz ve küçümsemez. Okulda öğretmenler her sabah çocuğun elini sıkar, günaydın der, nasıl olduğunu sorar, iltifat eder. Vedalaşırken de aynı şekilde. Sokaktaki insanlar, market çalışanları, çocuk için olsun olmasın gittiğimiz doktorlar, cafelerdeki çalışanlar herkes çocuğu görür ve birşeyler söyler. Çocuk kendini en ufak yaştan itibaren birey gibi hisseder.

- Her yerde ama her yerde oyun köşesi vardır. En resmi makamlarda, hastanelerin her bölümünde (sadece çocukla ilgili olan yerde değil), belediyelerde, cafelerde, restoranlarda, marketlerde... Kiminde bir masa sandalyeler, kağıt ve boyalar, kiminde birkaç oyuncak. Gerçekten bunun bütçesi hiç de fazla değil ama nedense ülkemizde önemli verilmiyor. Çocuklar buna oyun alanlarının varlığına alışkın olduklarından (ve yeni oyuncak her zaman cezbedicidir) bekleme süresince sakince oynarlar, kırma dökme gibi şeyler yapmazlar, bekleme süresi bitince ikiletmezler. Çünkü heryerde zaten oyun vardır ve oyuna doymama gibi bir durum söz konusu değildir.

- Çocukların öncelikli ihtiyacının oyun olduğunun bilincindeler. Okulumuzdan bazen makaleler geliyor. Bir tanesinde şöyle diyordu. Günümüz bilgi çağında bilgiye ulaşmak artık çok kolay. Bilgisayardan herşeyi öğrenebilir çocuklar. Ama sosyalleşme ve oyun ihtiyacını gidermiyor bilgisayar. Okul olarak bunu ön planda tutmaya çalışıyoruz şeklinde bir yazı. Gerçekten de çocuklar okullarda oyuna doyuyor ve sadece okul değil okul dışı aktivitelerle hem sosyalleşme hem de oyun/eğlence ihtiyacını gideriyor. Benim için ilk çocukluk çağında çocuğun oyuna doyması çok önemli. Okuldan akademik anlamda aşırı beklentim yok. Fakat kurguyu öyle güzel yapıyorlar ki çocuk öğrenmeye heves ediyor, oyunlarla öğreniyor ve hiç baskı hissetmiyor. 

- Her çocuk okul sonrası spor&sanat aktivitesi yapıyor. Hollanda'da okullar sabah başlar ve öğleden sonra 2-3 gibi biter. Bu saatten sonra neredeyse her çocuk bir aktivitededir. Her türlü spor (yüzme, tenis, futbol, hokey, jimnastik, tırmanış aklınıza ne gelirse) ve sanat (dans, müzik aleti, resim, heykel, ritm, bale...) aktiviteleri kolay ulaşılabilir mesafelerde ve her kesimden insanın bütçesine uyacak şekildedir. Çocuklar aynı anda birkaç farklı aktiviteye gider, yetişkin olana dek bir çok şey dener, böylece kendisi için en uygun şeyi bulabilir. Bunların kişiliğine kattığı katkılar bir yana, çocuk gerçekten çok eğlenir ve tatmin olur.

- Bol bol oyun randevusu yapılır. Bazı günler okuldan çıkınca arkadaşlar birbirlerine gider ve oynarlar. Bu durumda aileler de kaynaşır veya sırayla çocuklara baktıkları için işlerini yaparlar.

-Otobüslerde çocukların tek başına koltukta oturma hakkı vardır ve hatta öncelik onlardadır. Çünkü hareket halindeki araç çocuklar için tehlikelidir.

- Her yerde ama her yerde park vardır. Her çocuğun biraz yürüyerek erişeceği bir park mutlaka mevcuttur. Hollanda'ya gelirseniz bu parkların çoğunun hiç bir anlam ifade etmeyen yapı ve metaryellerden oluştuğunu görürsünüz. Bazen bir kaç kütükten ibarettir. Fakat çocuklar buralarda bile çok güzel oynarlar. Bu parkların neden böyle olduğu hakkında çok güzel bir yazı okumuştum burada.

- Mahalle parklarından başka çocuklar için eğlence merkezleri çok fazladır. Fakat kastettiğim pilli jetonlu oyuncaklar değil. Hava çoğunlukla kapalı olduğu için kapalı olan merkezlerde çocuk sabahtan akşama kadar tırmanır, trombolin zıplar, tünellerden dolaşır, kayar oynar. Bu gibi yerlerin çocuk başı fiyatı ortalama 7-8 eu dur. Veliler sadece 1-2eu öder giriş için. Ve burada tüm gün kalabilirler. İstanbulda bir keresinde gittiğimiz bir eğlence merkezinde (ve evet hepsi jetonla giriliyordu) bir karta doldurduğumuz 50tl yarım saatte bitmişti ve ben şok olmuştum.

- Çocuklar için her haftasonu bir aktivite bulmak, bunlara maddi ve mesafe olarak ulaşmak mümkündür. Çok ilginç şeyler olabiliyor. Mesela bir arkadaşımın kızı katılmıştı çok hoşuma gitti, örnek olarak yazayım. Bir uzman eşliğinde çocuklar ormanda dolaşıp bitkileri tanıyorlar ve yenilebilir olanları öğrenip örnekler topluyorlar. Sonra bunları ezip doğrayıp bir baharat karışımı hazırlıyorlar ve tereyağına karıştırıp ekmeğe sürüp yiyiyorlar. Düşününce aslında böyle bir aktivitenin organizatör açısından maliyeti neredeyse sıfır. Fakat çok da eğitici olduğu bir gerçek. Bunun gibi aktiviteler için etkinlik takvimleri, aplikasyonlar var ve her hafta birçok farklı aktivite bulmak mümkün.

- Doğaya ulaşmak daha kolay. Çoğu çocuk yürüme mesafesinde ağaçlara kırlara ulaşır. Kendi çocuklarım için söyleyebilirim ki doğada hiç bir oyuncak ihtiyacı duymadan zaman geçirmek hep öncelikli tercihleri oluyor.

- Her semtte çocuklar için ücretsiz hayvan çiftlikleri var. Çocukların hayvanlarla etkileşmesine çok önem veriliyor. Keçilerle koşturmak, tavuk ve ördekleri kovalamak, tavşanları sevmek, hayvanları beslemek... Bizim çiftlikte bir tek eşek, at ve inek serbest değil çitin gerisinden sevilebiliyor ama bu da tamamen önlem amaçlı, iri hayvanlar çocuklara zarar vermesin diye.

- İkili ilişkilerde mesafeli oldukları için, çocuklara izinsiz dokunma, mıncırma, şap diye öpme gibi ülkemizde çok yaygın yapılan (aslında asla yapılmaması gereken) davranışlara maruz kalmıyor çocuklar.

Daha çok ayrıntı var ama en genel bulduklarımı yazdım. Bunlar çoğunlukla tüm avrupa ülkelerinde üç aşağı beş yukarı benzer şekildedir. Birkaç yıl önce ama Türkiyede ilişkiler daha sıcak, insanlar daha samimi diye düşünsem de, bu sıcakkanlılığın sevgi göstermenin tek yolu olmadığını, çocukla ilgilenip, tam dikkatini vererek, yetişkin bir birey kadar değer verip, konuşmasını kesmeden sakince dinleyerek... de sevginin gösterildiğine yakınen şahit oldum.

Bütün bunları niye yazdım? Son birkaç günde bu ülkeden gitmeliyim kaygısı yaşayan insanların arttığını ama çocuklar açısından iyi olur mu olmaz mı kaygısını da beraberinde taşıdıklarını gördüm. Böyle düşünenlere belki biraz fikir verebilmişimdir.

11 Temmuz 2016 Pazartesi

Oğlumcum


Geçen gün kızımı yazmıştım, şimdi de oğluma dair notlar yazmak istiyorum. Şu an meme emerek uyuyor ve öyle tatlı ki, sevgisi içimden dolup taşıyor.

Gerçekten her ikisinde de farkediyorum, duygusal olarak tatmin olmuş, bedensel ihtiyaçları dengeli şekilde karşılanmış çocuklar, uyumlu, huzurlu çocuklar oluyorlar. Bu sabah oğlum için yine böyle hissettim. Hafta içi her sabah yaptığımız bir rutinimiz var. Çoğu onun kontrolünde ama buna rağmen bana zaman ayırıyor. Bu konuyu ayrıca yazmak istiyorum aslında; çocuklar sandığımızdan daha bilinçli, çoğu zaman kontrol bizdeymiş gibi zannetsek de aslında onlarda.

Neyse sabah yedide uyandık hep beraber. Aslında bu gece yaşadığımız bir ilki de yeri gelmişken not edeyim. Beşiği bizim yatağa bitişik şekilde yanyana uyuyoruz. Gece bir ağlama sesine uyandım. Yatağa bakıyorum yok, yanına altına etrafına bakıyorum yok. Kocamı uyandırdım aramaya başladık, meğer ablasının odasına gitmiş orada bulduk. Artık ne yapıyordu bilmem kalbim yerinden çıktı. İyi ki merdivenlerin kapısı kapalıydı (asla açık bırakmam ama olur ya). Fakat yanımdan inerken nasıl oldu da hissetmedim şaşkınım. Nerde kalmıştık sabah uyanınca ablayla oyun ve kahvaltı faslının ardından, ablasını okula bırakmak için hazırlandık. Giderken acele ettiğimiz için bebek arabasında oturuyor ama dönüşte illa ki yürüyor. Okuldan çıkınca bir rutinimiz var, izlediğimiz bir güzergah ve yaptıklarımız asla değişmiyor. Kesinlikle bebek arabasına oturmuyor, elini kolunu sallaya sallaya okul bahçesinin arka kapısından çıkıyor. Buradan çıkıp çiftliğe giden yolu çok iyi biliyor ve çiftliğe doğru gidiyoruz. Yolda kuş seslerini dinliyoruz, bazı çiçeklere taşlara dokunuyor. Çiftliğe gidince dışardan (ilk başlarda girmek istiyordu ama saat erken açık değil henüz) hayvanlara bakıyoruz. Birkaç farklı horoz sesi var onları dinliyoruz. Kapısını açmaya çalışıyor ama hayır kapalı vazgeçip yoluna devam ediyor. İkinci durağımız gölün kenarında taş atmak. İlk günlerde onlarca taş atıyordu ama artık öğrendi ve sıkıldı, üç beş tane atıp yola devam ediyor. Bütün bu işlerde herşeyi o yönlendiriyor. Gölden sonra ormandan çıkıyoruz ve geri dönüşüm çöplerinin olduğu alana varıyoruz. Bazı sabahlar bebek arabasına yüklemişimdir, bu sabah yoktu. Yok dedim yola devam ettik, varsa atıyoruz beraber. Burası okulun ve etrafındaki birkaç binanın otoparkı. Otoparkı bir uçtan bir uca yürüyüp havuzun kapısına geliyor. Açık ise içeri dalıp (bazen havalansın diye açık oluyor) havuz malzemelerinin satıldığı otomatın düğmelerine basıyor. Ordan çıktıktan sonra yürümeye devam. Bisiklet dayanan çubuklarda sallanıyor, esniyor sonra yola varıyoruz. Yolun bazı noktalarında tekerlekli araçlar için kaldırım alçak oluyor ya, o noktalardan birkaç kez karşıdan karşıya gidip geliyoruz. Bu süreç biraz gergin benim için. Arabalara dikkat etmesi lazım, fakat her geçen gün daha iyiye gidiyor ve neyse ki çok araba geçen bir yol değil.

Bu yolun sonunda bizim eve kadar uzanan kanal var. Yine evden arabanın altına attığım bayat ekmekleri veriyoruz ördeklere. Onlara veda edip karşıya geçiyoruz (yine birkaç kere) yolun kenarına ekilmiş güllleri kah koparıp kah dokunup kah koklayarak, varsa arı ve uğur böceklerine bakarak, sokağımızın sonundaki parka varıyoruz. Bir kez kaydıraktan kayıp diğer evlerin bahçe duvarlarından yürüyüp çitlerinden falan atlayıp eve varıyoruz.

Gelince bir süre beni istemez, kendi kendine oynar. Bu arada ben de mutfağı, masayı temizlerim. Bazen de bu sabah olduğu gibi lavaboyu fırçalar. Bunun için illa ki önlüğünü takmak ister ve sandalyeyi çekmemi söyler. O oynarken işimi bitiririm. Sonra süpürgeyi çalıştırırım. Beraber süpürürüz genelde ama bu sabah oyun oynamamızı istedi. Sevdiği kitabının taşıtlar sayfasını açmamı istiyor ve onları sormamı istiyor. Ben sorduğumda tek tek gösteriyor ama bazen bilinçli olarak şaşırıyor ve ben de değişik sesler çıkarıyorum ve gıdıklıyorum. Kıkır kıkır gülüyor. Bu sabah ayrıca kutulardan kule pastası yapıp devirdiğimiz oyunu oynamak istedi. Happy birthday to you şarkısını söylerken etrafında dönüyor (ablasından öğrendi) ve şarkı bitince deviriyor kuleyi. Bu oyunun adı onun dilinde guuguu (to you demeye çalıyor). Oyuna doyduktan sonra esnedi ve yukarı çıkıp uyumak istedi. Meme isteyip bana sarıldı ve kısa sürede uyudu. 

Şimdi öğle yemeklerini hazırlayacağım ve geri kalan işlerimi tamamlayacağım. Onlar da yetişecek biliyorum çünkü çocukların ihtiyaçlarını giderince ve acele etmeyip, nasıl yetişecek derdine düşmeyince herşey yoluna giriyor.

İyi haftalar..,





9 Temmuz 2016 Cumartesi

Doğa Günlüğüm #4

Instagram galerime kaldığım yerden devam ediyorum. Günümüze yetiştiğimde, bu yazıları haftalık olarak koyacağım. 

Böğürtlen🌱 Bir böğürtlen çalılığını gördüğünüzde tanır mısınız? Yapraklarına ve dikenli saplarına dikkat kesilin. Güle çok benziyor, nitekim aynı familyadanmış. Şimdi çiçeklenme zamanı. Çiçekleri uçuk pembe kiraz ağacı çiçekleri gibi. Çiçekler sonra meyveye dönüşecek ve eğer böceklerden bize kalırsa tadına bakacağız :)🌱 ingilizce adı: blackberry 🌱 latince adı: rubus🌱🌱 Vikipedia bilgisi:
Böğürtlen, gülgiller (Rosaceae) familyasının Rubus cinsini oluşturan familyasından insan sağlığında önemli rolleri olan organik asitler, mineraller ve vitaminler bakımından çok zengin bir bitki türlerini ortak adı.

Böğürtlenlerde çiçeklenme genellikle Mayıs ayında başlayıp Ağustos ayına kadar devam etmektedir. Bu nedenle bitki üzerinde değişik olgunlaşma devrelerinde olan meyve salkımları birbirini izler.#doga #dogagunlugum #blackberry #böğürtlen #yenilebilirbitkiler #wild #berry

*******

Ebegümeci🌱 Babannemin bahçesindeki en değerli çiçekti ebegümeci. Koparmamıza kızardı, çay yapmak için solmaya yüz tutmuş çiçeklerini her gün toplayıp biriktirdi. Kendiliğinden her yerde bitiveren bu çiçeğin faydaları saymakla bitmiyor.🌱🌱 ingilizce adları:cheeses, high mallow, tall mallow🌱 latince adı: Malva sylvestris🌱 familyası: malva🌱🌱🌱 Vikipedia bilgisi:Büyük ebegümeci (Malva sylvestris), ebegümecigiller familyasından bir bitki türü.

Yayılan bir bitkidir. Kuzey Afrika'da bir yıllık, Akdeniz'de farklı olarak çok yıllık 1 m yüksekliğindedir. Büyük ebegümeci ilk çiçek başladığında görünüş olarak hoştur fakat; yaz mevsimi sonlarına doğru yapraklarını kaybetmeye başlar, rengi koyu yeşil renk alır ve sapları yırtık pırtık bir görünüm kazanır.Göğsü yumuşatır, cildi nemlendirir,ateşi düşürür, boğaz ve bademcik iltihaplarına iyi gelir ve bunun dışında sağlığa çok fazla faydası vardır. #malva #ebegümeci #doğa #bitki #nature #doğagünlüğüm #çiçek #morçiçek #kırçiçeği #wildflower

******

Evet binlerce takipçisi yok bu hesabın, muhtemelen paylaşımının somut bir getirisi olmayacak. Fakat diyorsan ki doğa severlere bir katkım olsun, iyi bildiğin çiçek, bitki, ağaç, hayvan, böcek varsa bizimle paylaş. Doğa severler çoğalsın, doğayı bilenler artsın. 🌱🌱🌱🌱 İster dm at, ister etiketle ister gönderinin altına bizi ekle @dogagunlugum yazdığında haberimiz olacak ve burada yeniden paylaşılacak.

Instagram hesabı olmayanlar blogumdan, email ile veya facebook ile paylaşımda bulunabilir.

*****

Sedef çiçeği 🌱 Geçenlerde yürürken bir bahçeden taşmış bu çiçekleri görünce ne olduğunu anlamadım tabi ki. Fakat tevafuk bu ya, takip ettiğim ig hesaplarından birinde ( @evrenhindiba )görünce sayesinde öğrendim. Çok eskiden kurutulmuş hallerini görüp hayran olmuştum ve kuru haliyle adını biliyordum. Böyle yeşil halde ise hiç görmemiştim. 🌱🌱🌱 ingilizce adı: annual honesty 🌱 latince adı : lunaria annua #sedefçiçeği #lunariaannua #honesty #çiçek #doğa #nature #sadakatçiçeği #doğagünlüğüm #flower

******
Sedef çiçeği🌱 bir önceki fotoğrafta yeşil hali görülen çiçeğin, tohumu, kuruduğundaki görünümü ve nasıl çiçek açtığı görülüyor. 🌱🌱🌱İnternette bu çiçek hakkında bulduğum bilgi ise şöyle: 🌱🌱
lunaria annua
HONESTY

SADAKAT ÇİÇEĞİ
SEDEF ÇİÇEĞİ

Beyaz, mor ve leylak geçişli renklerde çiçeklenir. Kuruyan tohum keseleri ve dalları dekoratif amaçlı kullanılmaktadır. Çiçeklenme döneminde kesme çiçek olabilir.

Sadakat bitkisi olarak ta bilinen Lunaria, Sedef Çiçeği adını yaz sonunda dallarını süsleyen yarı şeffaf tohum keselerinin, güneş altında sedef gibi parlayan renginden alır.

Baharla birlikte gösterişli beyaz ve mor çiçekler açan bitki, bu dönemde kesme vazo çiçeği olarak da kullanılabilir. Bitki tohuma bırakıldığında ise fotoğraflarda gördüğünüz mucizesini gerçekleştirerek, saydama yakın, sedefi andıran tohum keseleri üretir.

Başta yeşil olan keseler; yaz sıcaklarında kuruyacak ve uzun yıllar vazolarınızı süsleyip, dekorasyonunuzu tamamlayacak, uzun dalları, ne şeklinden ne de renginden hiçbir şey yitirmeden süsleyecektir.

Sedef çiçeği, kendi döktüğü tohumlardan her yıl sürer. Yarı dayanıklı bitki, gölgelik nemli toprak bitkisidir. #doğa #doğagünlüğüm #nature #çiçek #flower #sedefçiçeği #lunariaannua #honesty #morçiçek

****
Sardunya🌱 Küçükken diğer çiçeklerin kokusunu onun yanında daha iyi bulduğumdan pek sevmediğim ama büyüdüğümde babamın neden bu kadar çok sevdiğini anladığım çiçektir kendisi. 200 kadar çeşidi bulunuyormuş, her renkte ve irili ufaklı, katmerli katmersiz çeşitleri var.🌱 ingilizce adı: scanted leaved 🌱 latince adı: pelargonium domesticum🌱 vikipedia bilgisi:

Saksı içine ekilmiş sardunya
Sardunya (Scanted Leaved), turnagagasıgiller familyasındandır. Anayurdu Güney Afrika olan çok yıllık bitkidir. Akdeniz ülkelerinde o kadar çok yetiştirilir ki, Akdeniz'le özdeşleştirilmiştir. Kışa dayanıklıdır. Pembe, sarı beyaz ve kırmızı tonlarında çiçekleri vardır. Eşeysiz üreyebilir ve ekilen küçük bir parçadan büyüyebilir (Vejetatif üreme). Genel, sakız sardunyası, ceylan ve ıtır gibi türleri vardır. Sıcağı sever ve çok çiçek açması için bol güneş görmelidir. Gelişmesi için neme lüzum yoktur.Ayrıca bu çicek kızıl toprakta daha hızlı büyüyebilir.

#doğa #nature #doğagünlüğüm #sardunya #scantedleaved #pembeçiçek #flower #potflowers

****
Melek otu 🌱🌱 Kırları gelin gibi beyaza bürüyen bu çiçeğin doğru adını bulmakta çok zorlandım. Zira daha önce yazdığım #yabanihavuç ve henüz yazmadığım #tavşancılotu ile çiçekleri çok benziyor. Yapraklar farklı ancak tek bir türün de kendi içinde çok alt türü var. Dolayısıyla emin olmak zor. Muhtemelen en yaygın türlerden biri fotoğraftaki, bu yüzden yapraklarına dikkat edin.  #tavşancılotu ise cildi tahriş ediyormuş aman dikkat🌱🌱🌱Melek otunun kökleri birçok derde şifa imiş, ayrıntıları internette bulabilirsiniz🌱🌱🌱 ingilizce adı: angelica 🌱 latince adı: angelica 🌱 Botanik Bilgi : Maydanozgiller familyasından, iki-dört yıllık boyu 3 m bulabilen  bir bitkidir. Gövdesi yuvarlak boru şeklinde, içi boş, dışı kahverengimsi renkte ve yukarılara doğru az çatallıdır. Yaprakları, yan yapraklarının kenarları dişli, uca doğru sivri, bazen oval bazen de üç lopludur. Çiçekleri gövde ve yan dallar üzerinde, şemsiye şeklinde ve sarımsı yeşil veya açık yeşil renktedir. Meyveleri, kenarında mantarımsı çıkıntı vardır ve bu sayede suya batmadan yüzebilir. Kökleri, sünger şeklindeki ve yan kökler adeta saç örgüsünü andırır şekilde ve kahverengimsi kırmızı renktedir. #doğagünlüğüm #doğa #nature #flower #çiçek #wildflower #angelica #melekotu #dantelçiçeği #kırçiçeği

****

Tavşancıl otu🌱 60 kadar alt türü bulunan bu otun ( #heracleum ) daha çok Avrupa ve Kuzey Amerikada görülen #heracleummantegazzianum cinsi toksik özelliğe sahipmiş. Yapraklarına dokunulduğunda bir çeşit kimyasal yanığa sebep oluyormuş, aman dikkat. Türkiye'de daha çok yaygın olan iran kökenli #heracleumpersicum un böyle bir etkisi yokmuş. 🌱🌱 latince adı: heracleum 🌱 ingilizce adı: hogweed /cow parsnip. #doğa #doğagünlüğüm #nature #tavşancılotu #kırçiçekleri #wildflower #forestflower #bitki #çiçek #zehirlibitki


8 Temmuz 2016 Cuma

Amerikalı


Helocum 23 Mart'ta 4 yaşını doldurmuş 24 Mart'ta okula başlamıştı. İlk birkaç gün alışması için erken alıyorduk okuldan. Hemen yanındaki sınıfta, bir başka baba da aynı saatte kızını alıyordu. Aletta, Dila ile aynı gün doğmuş, aynı gün aynı okula başlamış bir çocuktu.

Kader ilerde karşılarına daha ne güzellikler çıkarır bilmem ama bu güne kadarkiler pek hoştu. Okuldan sonra neredeyse tüm çocuklar dağılıyor ama kızım oynamak istiyordu. Aletta ile bahçedeki kaydıraklarda tanıştılar. Her gun okul çıkışında kaydırakta buluştular ve dost oldular. O günden beri her gün en az bir saat (bazen iki) bahçede oynuyorlar ve sınıf arkadaşından daha yakınlar birbirine. 

İkisi de yüzme kursuna gidiyor ama aynı gün değil, onlar bizi bekliyor biz onları. Beraber çiftliğe gidiyoruz. Kurabiyelerini, sakızlarını, ekmeklerini her şeylerini paylaşıyorlar. Dila kendine birşey alacakken Aletta'ya da alalım diyor, evde onun için hediyeler hazırlıyor...

Fotoğrafta görüldüğü gibi Aletta'nın babası geliyor okuldan almaya, ikisi de bebek arabasının altına oturuyorlar. Evlerimiz aynı istikamette çok uzak değil ama onlar genelde arabayla geliyorlar, otoparkta ayrılıyoruz. Babasıyla da arkadaş olduk denebilir. Bu ailede baba çalışmıyor, anne üniversitede çalışıyormuş. Aletta'ya ve tanıştığımızda 5 aylık olan (şimdi 8 aylık) kız kardeşine o bakıyor. Anne ile baba rolleri değişmiş. Gerçekten çok da iyi bakıyor.

Benim için Aletta ile arkadaşlık kurması ayrıca rahat oluyor çünkü ben de onunla anlaşabiliyorum. Diğer arkadaşları benimle konuştuklarında bön bön bakıyorum yüzlerine. Aletta ile ingilizce konuşuyoruz. Hatta bazen Dila da ingilizce konuşuyor. Fakat genelde aralarında Hollandaca konuşuyorlar.

Umarım dostlukları böyle güzel güzel devam eder. Biraz daha büyüdüklerinde beraber okula gidip gelirler. Kim bilir...

6 Temmuz 2016 Çarşamba

Doğa Günlüğüm #3

Yakın zamanda ardarda bu yazıları paylaşıyorum ama birikmiş çok fotoğraf var ve hala güncel zamana yetişemedik.

******

Kozmos çiçeği 🌱🌱 Başka bir çiçeği ararken buna rastlayınca eklemeden geçemedim. Geçen yıl bahçeye ektiğim kır çiçekleri arasında kozmos da vardı. Bu yıl henüz daha çıkmadı. 🌱Latince adı: Cosmos caudatus🌱 ingilizce adı: #cosmos
🌱🌱 (not:fotoğraflar alıntıdır)🌱 Vikipedia bilgisi:
Bileşikgiller familyasındandır. Anayurdu Meksika'dır. Dalya yıldızçiçeğinin yakın akrabası olan kozmos çiçekleri, türlerine göre bir ya da çok yıllık otsu bitkilerdir. 120 cm'ye kadar boylanabilen kozmos çiçekleri, en hızlı büyüyen bitkilerdendir. İnce uzunca olan yapraklan, yakından tanıdığımız dereotunun yapraklarına benzer. İnce yapılı telsi saplarının ucunda yaz mevsiminden sonbaharın ilk donlarına kadar açan gösterişli çiçekleri 5-10 cm. kadar genişlikte olup kırmızı, pembe, beyaz, mavi ve turuncu renklerde yalınkat veya katmerlidir. Bileşik çiçek niteliğindeki bu çiçek tablasının ortasındaki tüpsü çiçekleri sarı, kırmızı ya da pembe renkli; tüpsü çiçeklerin çevresindeki dilsi çiçekleri yukarıda saydığımız renklerde ve kuştüyüne benzer dokuda olur. kozmos çiçekleri, dikildiği bahçelerdeki çiçek tarhlarına ve bordürlere pek yakışan güzel çiçeklerdir.
#wildflowers #flowers #doğagünlüğüm #doğa #nature #çiçek #yabaniçiçek #kırçiçeği

*********


Arşivimde olduğunu hatırladım. Bu da benim #cosmos çiçeğim. #cosmos #kozmos #kırçiçeği #yabaniçiçek #çiçek #nature #doğa #flower

*****

Açelya 🌱🌱 ingilizce adı: azalea.🌱🌱 Anavatanı Kuzey Amerika ile Asya'nın tepelik bölgeleri olan bu bitkilerin çoğu ormanlarda, kayalık akarsu kıyılarında, bataklık ve gölge yerlerde yetişir. Bahar ya da yaz aylarında pembe, altın sarısı, ateş kırmızısı ve portakal renginin bütün tonlarında ya da beyaz renkte çiçekler açan küçük çalılık bitkilerdir. Açelyalar ormangülleri gibi, çürümüş bitki artıklarınca zengin, humuslu toprakları severler. #açelya #azalea #doğagünlüğüm #nature #doğa #çalıçiçeği #flower #pink #pembeçiçek

******

Müge / inci çiçeği🌱 ingilizce adı: Lily of the valley 🌱 latince adı: convalleria majelis. 🌱🌱 Evimin yakınında yürüyüş yaptığım minik bir orman var. İlkbaharda ilk bu çiçekler boy göstermeye başlamıştı orada. Çok merak ediyordum ama hiç koklamadım. Meğer parfümeride çok kullanılırmış, belki de koklasam tanıdık gelirdi. Bir sonraki baharda mutlaka koklamalıyım. 60 -70li yıllarda çok favoriymiş. Neredeyse bütün gelinlerin el çiçeği olmuş fakat şimdi seyrek bulunuyormuş. En iyisi buradan (hollandada yaşıyorum) Türkiye'ye götürme yollarını arayayım.
🌱🌱
Ormanda hep ağaçların altında yayılmıştı, gölge yerleri ve yaprak humusunu severmiş. Bol su istermiş ve çok kolay yayıldığı için bahçede sınırlandırılmış bölgeye ekilmesi tavsiye ediliyor. Yoksa diğer çiçeklere fırsat vermezmiş ☺ not: fotoğrafını çekmiştim ama telefon arşivimden silmişim, bu internetten alıntıdır #müge #inciçiçeği #lilyofthevalley #flower #whiteflower

*******

Pisi pisi otu 🌱 ingilizce adı: wall barley/ false barley 🌱 latince adı:Hordeum murinum🌱🌱 Çocukken pisi pisi otuyla oynamayan, şakalaşmayan var mıdır acaba ☺️ fotoğraf bana aittir.🌱 Vikipedi bilgisi:Latince adı Hordeum Murinum olan Pisipisi otları ilkbahardan sonbahara kadar yetişen ve köpekler için büyük tehlike oluşturan bir bitkidir. Yabani olarak yetişir ve etrafında bulunan çengelimsi tüyler sayesinde rahat bir şekilde hayvanlara yapışabilmektedirler. Canlının vücudu hareket ettikçe pisipisi otu da yapısı gereği daima ileri hareket eder. Bu ot, özellikle köpeklerin kulak, burun, parmak araları, göz, boğaz, dil gibi birçok organına ciddi zararlar verebilmektedir. #pisipisiotu #doğagünlüğüm #wallbarley #falsebarley #ot #kırçiçeği #ladybug #uğurböceği #doğa #nature

*****

Ayı sarımsağı/ yabani sarımsak 🌱 ingilizce adı: wild garlic/ ramsons/ buckrams/bear's garlic/ wood garlic🌱 latince adı: allium ursinum 🌱🌱 Etrafınıza dikkatli bakın, bu çiçeğin yapraklarını salataya katın😀 🌱🌱🌱🌱 Genel bilgi: Orman sarımsağı, yabani sarımsak gibi adlarla da anılan ayısarımsağı, genel anlamda, kültür sarımsağının özelliklerinin çoğuna sahiptir. 40 cm kadar yükselen bitki gölgeli ve nemli bölgelerde, çalılıklarda ve orman alanlarında yetişir. Ülkemizde Doğu Karadeniz Bölgesinde yaygınlıkla görülür. Sapının ucunda beyaz bir topu andıran çiçeği vardır ve kokusu güçlüdür. Yapraklarda kan temizleyici özellik taşır, tentür biçiminde ayı sarımsağı unutkanlığa ve bronşite karşı başarıyla kullanılabilir. Yüksek kan basıncı, damar sertliği ve şişkinlik de başta gelen kullanım alanlarıdır.

Toplama: Dikkat, zehirli acıçiğdemle karıştırılmamalıdır! Nisan ve mayıs aylarında toplanan yapraklar yalnızca tazeyken kullanılmalıdır, kuruduğunda iyileştirici gücünü yitirir. Ayısarımsağı soğanı ise sonbaharda sökülür. 🌱 Not: fotoğraf alıntıdır.
#ayısarımsağı #yabanisarımsak #woodgarlic #wildgarlic #nature #doğa #doğagünlüğüm

*******

Kedi tırnağı/ipek çiçeği🌱🌱 Çok eskiden insanlar daha çok müstakil evlerde oturken, bahçeleri olmasa bile yağ tenekelerine, yoğurt kovalarına çiçek eker, pencerelerin önüne sıra sıra dizerdi. İşte bu çiçeklerden biri olan kedi tırnağı bana hep çocukluğumu hatırlatır. Her renkte katmerli/ katmersiz çiçeklisi mevcuttur. Yaprakları ise aynı kedi tırnağına benzer. 🌱🌱 Latince adı: portulaca, ingilizce adı : Purslane🌱🌱 Vikipedi bilgisi: Portulaca, kültürü de yetiştirilmiş, ekşimsi tadı olan bir bitkidir. Yabanileri daha küçük yarmudi yapraklı, kültür olanı daha büyük daha açık yeşil ve yuvarlak yapraklıdır.

Yemekte saplar da kullanılırken, salata ve yoğurtlu karışımlarda yapraklar ile çok taze ve ince olan saplar kullanılır. 
Not: fotoğraf pinteresten alınmıştır

#portulaca #keditırnağı #çiçek #flower #yazçiçekleri #doğagünlüğüm #doğa #nature

******

Lavanta 🌱 Bir çok türü var ama fotoğraftaki ingiliz lavantası (lavandula angustifolia)türüymüş. 🌱ingilizce adı: lavander 🌱 latince adı: lavandula🌱

Vikipedia bilgisi:Kurutularak dolaplara konan çiçekleri giysileri böceklerden korur. Yaklaşık 500 metrede yetişen İngiliz lavantası (Lavandula angustifolia) türünden boyacılıkta kullanılan esans elde edilir. Batı Anadolunun maki bölgelerinde yetişen karabaş otu (Lavandula stoechas) çiçeklerinden ağrı kesici, balgam söktürücü olarak yararlanılır. #lavanta #ingilizlavantası #lavander #lavandula #doğa #nature #doğagünlüğüm

5 Temmuz 2016 Salı

Bayram Gelmiş Neyime

Bayram Gelmiş Neyime
Çalakalem yazasım var blogcum. Her zaman önce kafamda planlarım yazıları, bu sefer yok, aklıma eseni yazacağım...

Bayram öncesi malum kara haberlerden içimiz yandı herkes gibi. Öyle bir korku yerleşti ki yüreğime, özlemle beklediğim uçuşumuzu iptal etmeyi bile düşündüm. Fakat tabi ki ne zaman ne olacağı belrsizken, üstelik de kızım her sabah uyandığında anne kaç gün kaldı diye soruyorken iptal edemedim. Artık dualarla, inşallahlarla vuracağız kendimizi yollara.

Bugün itibariyle gidişimize 10 gün kaldı. Gitmeden önce yapacağım çok iş var hala. Tam üç hafta önce eve bazı yeni eşyalar aldık ikeadan. Güya ordan almayacaktım yine öyle oldu. Sadece gardrop alacakken nasılsa nakliye ücreti ödedik diye tv ünitesi ve koltuk da aldık. İyi hoş da montajının ne kadar uzun sürdüğünü (iki çocukla), evde eski eşyalar varken yenilerinin de gelmesinin nasıl sıkışıklık yarattığını tahmin edersiniz. Hala düzenleme bitmedi. Eski koltukları sattık biraz yer açıldı ama odanın bir köşesi yığınla oyuncak. Onlar yerleşecek, daha doğrusu ayıklanacak ve nereye konulacağı düşünülecek, sonra da yer ayarlanıp konulacak. Valla gözümde en çok büyüyen iş bu. Yatak odasının gardrobu daha hiç monte edilmedi. Onu gitmeden bitirmeyi arzu ediyordum ama galiba yetişmeyecek. Zira gardrop kurulsa bile onun yerleşiminde de bir ayıklama işi var.

Çocuklarla günlük rutinlerimiz öyle yoğun ki bu işlere zaman ayıramıyorum. Hafta sonları da canım gezmek istiyor, hep evde olmaktan her gün aynı şeyleri yapmaktan sıkılıyorum ben de.

Bu günlerde maşallah kızım ve oğlum çok güzel oynuyorlar, beraber eğleniyorlar ve onları gördükçe nasıl mutlu oluyorum anlatamam. Zaten çocukların günlük neşeleri olmasa herhalde bu hayat çok daha zor olurdu benim için. Onların varlığı ne koyvermene imkan veriyor ne de kendini salmana. Sabah kalkar kalkmaz o gün dışarı çıktığımda ne giyeceksem onu giyiyor ve tüm gün evde öyle duruyorum. Zira günde en az iki kez (okula bırak okuldan al) ve en az bir bazen iki ekstra posta dışarı çıkıyorum. O kadar çok giyinip soyunmaya vaktim yok. Genelde rahat kıyafetler giyiyorum ama yine de eski halime göre daha derli topluyum. Hep çocukların vesilesi bunlar.

Eşim spordan geldi, yazmaya ara verdim ve kesilince tıkandım kaldım. Aklıma başka birşey gelmiyor şimdilik. Zaten göz kapaklarım da direniyor. Daha fazla açık tutamayacağım.

Herkesin bayramını gönülden kutluyorum..,



1 Temmuz 2016 Cuma

Doğa Günlüğüm #2

Instagram hesabımda daha önce paylaşmış olduğum görsel ve bilgileri oradan aynen buraya alıyorum. İşte ikinci seri...

*****

Latince adı:Muscari armeniacum 
Yerel adları: Dağ sümbülü, gavurbaşı, arap sümbülü, mavi salkım 🌱🌱
Şu isim meselesi çok kafa karıştırıcı gerçekten 😅 Bazı yerlerde yaban sümbülü denmiş ama bu aynı zamanda kedi nanesi diye farklı bir çiçeği de temsil ediyor ki hiç alakası yok bu iki çiçeğin. Yaygın adı #dağsümbülü , biz de öyle diyelim.
🌱🌱
Kısa bir vikipedia alıntısı:
Dağ sümbülü (Muscari neglectum), Hyacinthaceae familyasından bataklık alanlar ve tarlalarda yaşayan soğanlı ve otsu bir bitki türüdür. Koyu maviden siyahımsı maviye değişen üst kısmı beyaz aşırı yayılıcılığı ile bilinir. Boyu 35 cm'ye kadar olabilir. Şubat-Mayıs aylarında çiçek açar.
🌱🌱
Tıpkı diğer dağ sümbülü türleri gibi gruplar hâlinde bulunurlar. 20-40 çiçek tek bir salkımda toplanır. Bu bitkinin çiçekleri çok miktarda balözü salgıladığından arılar için çok değerlidirler.
🌱🌱
#dağsümbülü #gavurbaşı #flowers #çiçek #doğa #nature #doğagünlüğüm #sümbül


******

Kartopu çiçeği. 🌱🌱Ağaç kadar büyüyebiliyor bu çiçek. Beyaz kartopu şeklinde çiçekleri var, kokusuz. Latince adı #viburnum ingilizcesi #snowball olarak geçiyor. #kartopu #çiçek #doğa #doğagünlüğüm #nature #flowers #snowballflower #whiteflower

Kartopu çiçeğinin yakından görünüşü.🌱🌱 Görünüm olarak ortancaya benziyor ama çok farklı. Özellikle yaprakları daha narin, çiçeği de daha yumuşak. #whiteflower #snowballflower #flowers #nature #doğagünlüğüm #kartopu

******

Kedi nanesi. 🌱🌱
Her gün yürüdüğüm yol üzerinde büyük öbekler halinde naneye benzer otlar görüyordum. Kokusu da aynı nane gibiydi ama toplayıp eve götürünce, birazcık da tadına bakınca nane olmadığını anladım. Onların gerçek nane olmadığına eminim ama kedi nanesi mi yoksa yarpuz (yabani nane) olduğundan emin değilim. Bu ikisi görünüm olarak birbirine çok benziyor ancak latince adları farklı.
🌱🌱
Bu fotoğraftaki #kedinanesi Kediler yediklerinde sarhoş oluyorlarmış 😀 İngilizce adı #catmint latince adı #nepeta 🌱 Kırlarda yaygın olarak görülüyor.
#doğagünlüğüm #nature #doğa #çiçek #flower

******
Bu da benim çektiğim #kedinanesi fotoğrafım. 🌱🌱 Vikipediaya göre oldukça faydalı bir bitkiymiş:
Nepeta terlemeyi sağladığı için çoğu zaman bitkisel çay olarak kullanılır. Orta yaştaki kişiler için sinirlilik, grip, ateşlenmelerin önlenmesinde kullanılır. Bunların dışında ağrılı mesane iltihabı sendromlarında, ishal, kolik ve bazı çocuk hastalıklarını iyileştirdiği, prematüre doğumlar ve sabah bulantılarını önlediği iddia edilir. Saçları kuvvetlendirdiği ve hızlı büyümesini sağladığı söylenmesine rağmen, kanıtlanamamıştır. Bazen lavman olarak kullanılır.

Bitkisel ilaç olarak, Catnip sinir yatıştırıcı müsekkin ve antispazmodik olarak kullanılır. Ayrıca uykusuzluk, stres, adetle ilgili kramplar, öksürük ve bağırsaklara ait rahatsızlık gibi bulguları hafifletmek için kullanılır.

Iowa State Üniversitesinde yapılan bir çalışmada Nepeta cataria'nın bitki yağı olarak elde edilen saf nepetalactonenin, haşere kovucu olarak kullanılabileceği belirtilmiştir. Püskürtülen sineklerde 10 kat etkili olduğu tespit edilmiştir.

#napeta #catmint #kedinanesi

********

Kırlarda çok yaygın görülen minik sarı çiçekler... Sanki sarı bir örtü örtülmüş gibi görünen tepeler... Bu pıtırcık çiçekler kırları düğün gibi süslüyorlar. Bu yüzden olsa gerek adı #düğünçiçeği imiş. Yaklaşık 400 alt türü bulunuyormuş. İngilizce adı #buttercup latince adı #ranunculus 🌱🌱 vikipedia bilgisi ise şöyle
Düğün çiçeği, düğün çiçeğigiller (Ranunculaceae) familyasından Ranunculus cinsini oluşturan yaklaşık 400 kadar türü bulunan otsu bitki türlerinin ortak adı.

Genellikle Mart, Nisan ve Mayıs aylarında çiçeklenen düğün çiçekleri yaz boyunca geniş koloniler oluşturarak alanı işgal eder.

Düğün çiçekleri bazı Lepidoptera türlerinin larvalarının besin kaynağını oluşturur. Bazı türleri gösterişli çiçekleri için bahçecilikte yetiştirilir. Parlak renkli büyük çiçekli çeşitleri geliştirilmiştir.

#ranunculus #ranunculuslove #doğa #doğagünlüğüm #kırçiçekleri #sarıçiçek #çiçek #flower #düğünçiçeği #buttercup #wildflowers


*****

Kırlar gelinciklere durduysa madem, biraz bilgi verebiliriz :) 🌱🌱Gelincik adını Türk gelinlerinin ağırlıklı olarak kırmızı giymesinden alıyormuş. Fakat turuncu sarı ve beyaz gibi renklerde de mevcut. Bozcaada'da şerbeti yapılırmış.🌱🌱 Latince adı: Papaver rhoeas, ingilizce adı poppy flower. #poppy #poppyflower #gelincik #çiçek #flower #doğa #nature #doğagünlüğüm #wildflower #kırçiçeği






28 Haziran 2016 Salı

51. Ay Mektubu: İki tekerlekli bisiklete giriş :)


Canım kızım,

Hollanda'da yaşayan her çocuk bisiklet kültürüne fazlaca maruz kalıp daha çok küçük yaştan itibaren kullanmayı öğrendiklerindeklerinden dolayı senin için de bu durum kaçınılmazdı tabi. Okullarda da bunu destekleyen eğitimler oluyor hatta daha önce gittiğin oyun okulunun dönemlik raporlarında, bisiklet kullanma becerinin seviyesi de belirtiliyordu. Bunu gördüğümde gerçekten şaşırmıştım. 

Üç tekerlekli bisikletleri sokakta ve nadir de olsa trafikte kullanmayı öğrenmiştin ( bisiklet sürmek sadece pedal çevirmek anlamına gelmiyor, dönüşleri düzgün ve zamanında yapmak, trafik kurallarına uymak, yolda düzgün gitmek vs) ama iki tekerlekliler konusunda çekimserdin. Buradaki çocuklar genelde denge bisikleti ile başlayıp sonra doğrudan (yandaki minik tekerlekler olmadan) iki tekerlekli bisiklete geçiyorlar. Benim de niyetim buydu ama, oyuncakçılardaki denge bisikleti denemelerinde hiç hoşlanmamış ve reddetmiştin.

Demek ki hazır olmanı beklememiz gerekiyormuş diye düşünüyorum şimdi - ki olay şöyle gelişti- seninle yaşıt oğlu olan bir arkadaşımıza gitmiştik bir gün. O, denge bisikletini geçmiş iki tekerlekliyi gayet iyi kullanıyordu. Dolaşmaya çıktığımızda kendi bisikletini aldı, sana da denge bisikletini verdi, ve o gün ilk defa denge bisikletini açık alanda ve uzun bir rotoda kullandın. Ve öyle çok sevdin ki, o günden sonra sana aldığımız güne kadar sabırsızlıkla hergün bekledin.

Bazı günler okula onla gidiyorsun, neredeyse her gün dışarda sürüyorsun. Hatta sana minik maceralar veriyorum bensiz şurdan git burdan dolaş gel diye, çok hoşuna gidiyor. Şu anda olayı çözdün sayılır, sanki pedallıya geçsen sürebileceksin gibi görünüyor ama biraz daha bekleyeceğim bunun için. Zaten okul tatili başlayacak Türkiyede olacağız falan yaz bitecek. Belki sonbaharda alabiliriz bilmiyorum.

Bu ay ayrıca önceki ay olduğu gibi yine bol bol Aletta ile oynadın, hopladın zıpladın, bol bol konuştun, herhalde yeteri kadar yedin ki büyümüş olmalısın. Zira üç ay önce aldığım ayakkabıların sıktığını söylüyorsun veya sandaletin rahatlığına fazlaca alışmış olman da mümkün tabi 😂

Nice aylara kuzucum.
Annen
Amsterdam





Doğa Günlüğüm #1

Daha önce yeni instagram hesabım dogagunlugum den bahsetmiştim. Blogun altına da bir gadget ekledim ama çalışmıyor. Yaptığım onca araştırmanın bir kaydı da burada dursun ve instagramdan ulaşamayanlar burdan okusun istedim.

Görünce hayranlıkla seyrettiğim bir kır çiçeği BLUEBELL. 🌱🌱Adı da çok güzel gerçekten. Türkçesi çan çiçeği olarak geçiyor ama çan çiçeği diye arayınca, her renkte çan şeklindeki çiçekler çıkıyor. Gerçi bluebell'lerin de çok çeşidi varmış. Fotoğrafa koyduğum gibi ucu daha kapalı veya daha açık olanları var. Bölge adına göre adlandırılmış "x çan çiçeği" veya "yabani çan çiçeği" var. En iyisi biz  sadece bluebell (mavi çan çiçeği) diyelim 😅 #bluebell #çançiçeği #maviçançiçeği #doğagünlüğüm #doğa #çiçek #flower #wildflowers #kırçiçeği

****

Kiraz ağacı/ cherry blossom/ sakura. Farklı şekillerde çiçekleri olan kiraz ağaçlarını görünce, acaba hepsi gerçekten kiraz ağacı mı diye düşünüyordum. Meğer yüzlerce çeşidi varmış kiraz ağacının. Çiçeklerinin şekli ve rengine göre, yapraklarına göre ve ağacın gövdesinin yapısına göre değişkenlikler içeriyormuş. Tabi hepsi meyve vermiyor. Kiraz ağacı çiçeği yavaş açıp hızlı döküldüğü, solmadan dalından ayrıldığı için Japonya'da yaşam ile ölümü temsil edermiş. #sakura #cherryblossoms #doğagünlüğüm #ağaççiçekleri #kirazağacı #treeflowers

******

İşte harika kokusunu çeşitli kozmetik ürünlerinde kokladığımız manolya ağacı. Manolya çiçeği bir ağaçta açan çiçeklerin en büyüğüymüş. Beyaz uçuk pembe uçuk mor gibi renklerde olur ve kadifemsi kalın yaprakları vardır. #manolya #magnolia #flowers #treeflowers #ağaççiçekleri #doğagünlüğüm #doğa

******

Karahindibayı bilmeyen yoktur herhalde. Papatyagiller familyasından bir kır çiçeği. Önce sarı çiöek açar sonra bu sarı çiçekler rüzgarda kolayca dağılan tohuma dönüşür (pamuk gibi görünen hali). Yaygın bilinen bir diğer adı #radika , ingilizce adı #dandelion 🌱🌱 Wikipediaya göre:

Besleyici değeri oldukça yüksek olan Karahindiba, % 5'e varan yüksek bir oranda potasyum içermesinden dolayı, en iyi doğal potasyum kaynaklarından biridir. A vitamini, C vitamini ve nikotinik asit ile kalsiyum ve türlü mineraller yönünden de zengindir. Ayrıca, torexacin, retinol, levulin, inulin gibi bileşikler içerir. Bu nedenle yaprakları salatalara katılıp yenir. Kökü de, yaşken doğranıp salatalara katılır. 
#wildflowers #kırçiçeği #karahindiba #sarıçiçekler #pufçiçeği

********


Mavi-mor tonlarında minik çiçekleri olan bu çiçeği tanıdınız mı? Adı UNUTMA BENİ çiçeğiymiş. Gerçekten unutulmayacak kadar güzel. İngilizce adı forget me not #unutmabeniçiçeği #forgetmenot #kırçiçekleri #maviçiçek #wildflowers

******

Her yerde yaygın olarak görülen bu beyaz çiçeklerin ne olduğunu öğrendim ve çok şaşırdım. Meğer yabani havuç çiçeğiymiş. Yabani havuç beyaz renkteki havuçlarmış ve yenebiliyormuş da. Şimdi ilk işim köklerine bakmak olacak 😀

Wiki bilgisine göre birkaç farklı adı varmış 
Familya: daucus carota
Diğer adları: wild carrot, bird's nest, Queen Anne's lace 💕 #wildcarrot #queenanneslace #wildflowers #wildflowers #kırçiçeği #doğagünlüğüm #çiçek #beyazçiçek

****
Devam edecek....




22 Haziran 2016 Çarşamba

Güdüsel Annelik

4 yılı aşkın süredir devam eden iki çocuklu annelik serüvenimde dönüştüğüm şey içgüdüsel annelik diyebilirim. Elbette okuyorum sorguluyorum ama sıkça ve en çok içgüdülerime göre hareket ediyorum. Ve genelde halim(iz)den memnunum. Fazla ne yapacağını bilememe sorunu yaşamadan günleri deviriyoruz. Tabi öyle anlar gelecektir ki, belki yine bocalayacağız eşimle, fakat artık nereye bakacağımı, nasıl bir yol tutacağımı üç aşağı beş yukarı biliyorum diyebilirim.

Bazı mevzular var (çocuk büyütmek de bunlardan biri) insanlığın ilk varoluşundan beri varlar. Hayatta kalmak, çocuk doğurmak, bebek bakmak, çocuk büyütmek gibi. Binlerce yıldır insanlar bunları yapıyor ve topluca bakıldığında başarılı olmuşlar ki insan nesli, bu günlere gelebilmiş. O insanlar günümüzle kıyasladığımızda neredeyse hiç bir bilgi sahibi değilken bunu yaptılar. Bu şu anlama geliyor, demek ki içimizde bir yerlerde ne yapacağımızı bilen bir kısım var. İster güdü deyin isterseniz evrensel bir bilinç. Sonuçta yaradılışımız böyle.

Bu içimizdeki güdü modern çağlarda kaybolmuş değil, belki aşırı bilgi kirliliği üzerini tozlarla kapladı. Fakat emin olun ki içimizde bir yerlerde hala duruyor. 

Hamilesiniz ama belki normal doğuramam diyorsunuz, binlerce yıldır kadınlar bunu yaptı. Tek çocuğa bile bakamıyorum daha fazlasını yapamam mı diyorsunuz, binlerce kadın bunu başardı. Bir bakıyorsun minyon tipli kadınlar normal doğuruyor, bir bakıyorsun kendine hayrı yok dediklerimiz üç çocuk büyütüyor. İçimizde zamanı gelince kullanmaya hazır bir güç var. Sadece o gücü kullanmak gerekmedikçe varlığından haberdar olamıyorsun.

Yukarıda sadece annelik ve çocuk bakımına değindim ama bu güdüsel mevzular hayatta her konuda geçerli. Bir problemle bir engelle karşılaştığında kendine sor. Bu daha önce insanların başına gelmiş midir? Eğer öyleyse emin ol ki çözüm içgüdülerinde gizli. Daha önce yapan olduğu için sen de yapacaksın.

Hiç kimsenin başına gelmemiş olan mevzular gerçekten çok nadirdir. Fakat diyebilirsin ki, benim şartlarım, benim koşullarım, benim algılarım bana özel; başka kimseyle aynı olamam. Evet doğru haklısın ama diğer kişi için de aynı durum söz konusuydu. Her insan birbirinden dünya kadar farklıdır ama bir yandan da o kişi de tıpatıp aynı sonuçlara ulaştı: o engeli aştı, başarıya vardı. Demek ki bu güç farklılıkların üstünde bir potansiyele sahip.

İşte bu yüzden yeniliklerden korkmak gereksiz. Bizi hayata bağlayan çok derin bir altyapı ile geldik bu dünyaya. Ona sırtını daya ve devam et yola....


17 Haziran 2016 Cuma

Nova'ya Mektuplar:17.Ay


Tatlı oğlum;

Ay dönümünü unutmadım, yazıyı yazmaya fırsatım da vardı ama yazmadım yarın yazarım dedim. Bunu bir sonraki hatırladığımda ise aradan beş gün geçmişti bile. İşte böyle bir yoğunluk içerisindeyiz.

Sabahları kalkıp hep beraber kahvaltı edip sonra seninle ablanı okula bırakıyoruz. Günün durumuna göre, okuldan sonra seninle markete gidiyoruz veya seni ormana/çiftliğe/parka falan götürüyorum. Eve girmemiz iki saatten önce olmuyor. Sonra öğle uykusu ve yemeği ardından yine okula ablanı almaya. En az iki saat de okulun bahçesinde veya civarında oynuyorsunuz. Eve girdiğimizde saat 4 ü geçmiş oluyor ve biraz atıştırmalık ve oyun (hava güzelse hep bahçede) derken baban geliyor. Böylece pili bitmiş anne de azıcık dinlenebiliyor :))

Gün içinde bir çok şey yaptığımız için bir hafta öncesi sanki bir ay öncesiymiş gibi hissediyorum ve bol bol kafam karışıyor tabi. Yine de günde üç dört kez dahi de olsa dışarı çıkıp gelmekten usanmıyorum çünkü evde zaman daha zor geçiyor, siz daha çok sıkılıyorsunuz sonuçta bu da beni  daha fazla geriyor. Varsın yorgunluk olsun ama mutsuzluk olmasın. 

Bu ay seninle müzik okuluna başladık. 5 derslik bir paketti üç ders geride kaldı. Seninle birlikte otobüse binip gidiyoruz (ablan okuldayken) ve dönüyoruz. Bu süreçten çok keyif alıyorsun ama bu dersleri pek sevdiğini söyleyemeyeceğim. Normalde müziği seviyorsun aslında. Sanırım bu derslerin temposu senin için biraz yavaş kaldı. Diğer çocuklar (senden ufakların sayısı daha çok) oldukça sakin bir şekilde ebeveynlerinin kucaklarında otururken sen odayı keşfetmek, müzik aletlerinin hepsini denemek istiyorsun ve ne yazık ki öğretmenin size izin verdiklerini onun izin verdiği zamanda yapmak zorundasın. Sanırım 5 dersten sonra devam etmeyeceğiz. Yine de sana bazı şeyler kattı. Rapapa diye söylenen bir şarkı var onu öğretmenle söylüyorsun (ki bu onu çok şaşırttı başka hiç bir çocuk söylemiyor) ve şarkı devam ederken arada stop denilip kıpırdamadan durulan bir şarkıda ne yapacağını öğrendin.

En son mektupta dişlerinin yazmıştım. O yazıdan hemen sonra köpek dişlerinin hepsi birden patladı gibi. Diğerleri tek tek çıkınca, bunların aynı anda çıkması beni şaşırttı doğrusu. Tabi hala ara sıra ağrıları oluyor tam çıkamadılar çünkü. Diş sıkıntının azalması biraz daha iyi yemeye başlaman ve iyi uyuman anlamına geliyor çok şükür. Geceleri ne kadar uğraştıysak da biberonu reddediyordun. Bu köpek dişlerinin ilk çıkış zamanı üç gece boyunca sürekli emdiğin için hiç uyumadım ve meme uçlarım yara olmuştu (hala geçmedi). İşte o son gece artık dayanamayıp biberon verdik ve aldın. O geceden sonra (yine emiyorsun tabi) bir kere biberonla normal inek sütü veriyoruz ve sayesinde daha uzun uyuyorsun. 5 saate kadar kesintisiz uyuduğun oldu ki bu bizim için bir rekor. Devamını diliyorum annecim :))

Bu ay dil gelişiminde ektra sözcüklerin oldu ama hangisi yeniydi ayırt edemeyeceğim şimdi. Ih ıh diye konuşmalarının formatı değişti (a oh e ıh uv da ho ka gibi heceleri ardarda seri şekilde söyleyip sözde konuşuyormuşsun) ve bizim söylediklerimizi tekrar etmelerin arttı. 

Bu ay ayrıca tuvalet konusunda bir gelişme oldu. Artık kakanın geldiğini önceden söyleyip, tuvalete yapalım mı diye sorduğumda kabul edersen (ki koşa koşa gidiyorsun) tuvalete yapıyorsun. Çişini de yaptıktan sonra söylüyorsun ama tabi bu da bir gelişme demek ki farkındasın olayın. Belki 9 aylıktan beri seni ara sıra hava alsın diye bezsiz dolaştırdım. Pek çok çiş kazası oldu tabi ama sen çişini öğrendin. Şimdi altında bez yokken ıslandığında hemen yanıma gelip söylüyorsun (onun da adı kaka) ve kıyafetini değiştiriyorum. Bezsizliğin rahatlığını çok seviyorsun ve bez takma işi tam bir macera, seni yakalayabilirsem bağlıyorum 😀

Bakalım gelecek ay nelere gebe olacak. Seni çok seviyorum yaramaz bıdığım.

Annen
Amsterdam



16 Haziran 2016 Perşembe

Haftanın Bilgisi: Buzdolabımda Su Birikiyor Ne Yapmalıyım?


Buzdolaplarında bazen sebze meyve bölümünün altında su birikir ve sık sık temizleme ihtiyacı doğurur. Benim de başıma geldiğinde, üstelik birkaç günde bir tekrar tekrar oldukça, buzdolabımın artık bozulduğunu düşünüp yeni arayışlara girmiştim. Fakat sonradan bunun bir çaresi olduğunu öğrendim.


Meğer çok basitmiş, benim buzdolabımda yukarıdaki fotoğrafta görüldüğü üzere arka duvarda bir delik var. Bazen koyduğumuz yiyeceklerin kırıntıları bozulan sebze artıkları falan bu deliği tıkıyormuş. Eğer su birikmeye başladıysa delik tıkanmış açın demekmiş. Buzdolabında oluşan buhar bu delikten atılıyormuş.

Elbette sizin dolaptaki delik farklı bir yerde olabilir ama dikkatlice bakın ve deliği arayın. Temizlediğinizde su birikmesi son bulacaktır.

15 Haziran 2016 Çarşamba

Dans Edin

Ülke bu haldeyken dans et mi diyorsun sen bize, nasıl yapalım diyeceksiniz belki... Evet buna rağmen daha da ısrar edeceğim ben de, çünkü daha çok ihtiyacımız var.

Düşünün bir insanlık var olduğundan beri dans var. Müzik doğanın bir ritmi, müziği tüm ruhunla dinlediğinde bedenin de o ritme eşlik etmeye başlıyor, yani dans ediyor. İster eğlence de, ister meditasyon buna. Fakat o kendini ritme bırakıp dans etme durumu bambaşka.

Ara sıra facebookta komik videolar altında  dans eden yaşlı nineler veya dedeler görüyoruz. Gülüyoruz ama itiraf edin kıskanıyoruz. O koyverme halini, o rahatlığı. Belki çoğumuz ben asla yapamam diyoruz.

Kültürümüzde büyük yer ediyor dans. Halk oyunlarında, çiftetellilerde... Düğünlerde özellikle topluca dans edildiği zamanki o rahatlama duygusunu bilir misiniz? Orada nasıl dans ettiğinin hiç bir önemi yoktur, herkes gönlünce kurtlarını döker, hatta özenle yapılmış üst baş dağılır. Fakat kimin umrunda, ayaklar ağrımış şekilde koltuğa oturduğunuzda tüm stresin gittiğini hissedersiniz.

Ben dans etmeyi severim, ilk başlangıç zamanında çok rahat değilim ama sonra o eşiği aşınca koyveririm. Türkiyede iken gittiğim her düğünde (az tanıdık çok tanıdık farketmez) oynardım, şimdi çok seyreldi tabi ama hevesimi zumba ile almaya çalışıyorum.

Batı kültüründe discolar, açık hava konserleri, çeşitli dans etkinlikleri insanların dans etme ihtiyacını gideriyor. Biz ise daha çok düğünlerle... Önümüz yaz, düğünler çoğalacak bu fırsatları değerlendirmek, ruhumuzu ve bedenimizi deşarj etmek bu çıldırtıcı ağır havalarda bize iyi gelecektir.

Bir de fırsatları değerlendirmek diye birşey var. Artık daha çok kaçınıyoruz eğlenmekten. Doğum günü kutlamalarına amaan ne gerek var diyoruz, başarı hikayelerini basit bir yemekle geçiştiriyoruz, çocukların doğum günlerinde müzik değil aktivite yaptırıyoruz. Oysa tam tersi olmalı, her mazereti eğlenceye dönüştürmeli, tv de sevdiğimiz bir müzik çıktığında sesini açıp dans etmeli... 

Çoluk çocuk hep beraber.

Haydi...




11 Haziran 2016 Cumartesi

Hollandalılar Bisiklet Sürerken Neden Kask Takmazlar?


Dünyada en yaygın bisiklet kullanımının Hollanda'da olduğu bir gerçek. Genç yaşlı farketmez neredeyse herkesin bir bisikleti var ve bisiklet gündelik hayatın önemli bir kısmında yer ediyor. Bakkala, okula, işe, otobüs durağına her yere bisikletle gidiyorlar ve bisiklet gerçekten amacına uygun kullanılıyor; yani bir ulaşım aracı.


Bulunduğum diğer ülkelerde gördüğüm kadarıyla (bisiklet kullanımı ülkemize göre nispeten yaygın olsa bile) kullanım amacı çoğunlukla spor veya keyif yapmak. Ve hepsinde de kask kullanıldığını görüyordum, özellikle çocuklar kasksız bisiklet sürmüyorlardı.


Amsterdam'a gelen her insanın yaşadığı şoku ben de yaşadım ilk başta. Ne kadar çok bisiklet, ne kadar farklı bisiklet, hiç kimse kask takmıyor, küçücük çocuklar öyle korunaksız taşınıyor aman Allahım 🙀

Fakat şimdi hem alıştım hem de dönüştüm. Çocuklara ve kendime aldığım kaskları neredeyse hiç kullanmadık. Kullanmam demiyorum elbette ama zor geliyor doğrusu. Acaba neden kask kullanılmıyor diye araştırdığımda bazı yazılar bulup okumuştum, şimdi bunları toparlamak istiyorum.

Öncelikle Hollanda'da bisiklet kullanırken kask takma mecburiyeti yok. Yani bir yasal yaptırım yok. Wikipedia burada hangi ülkelerin yasal izin verip vermediğini açıklıyor. https://en.m.wikipedia.org/wiki/Bicycle_helmet_laws_by_country

Hollanda'da bisiklet kullanımı öyle yaygın ve yoğun ki; kask zorunluluğu bunu kısıtlayıcı bir etki yapıyormuş. Yani insanlar kask takmak istemedikleri için bisiklet sürmeyebiliyorlarmış. Toplumsal açıdan bakıldığında ise, bisiklet kullanımının azalması sağlığı da etkileyeceği için (obezitenin artması, kalp hastalıkları vs) devlet kasksız kullanımın getireceği mümkün zararların, bisiklet kullanılmadığında oluşacak zararlar yanında hafif buluyormuş. Bu nedenle resmi bir yasak getirmiyorlarmış.

Gerçekten bisiklet çok yoğun kullanıldığı için her çeşit kıyafetle, günün her saati ve bisiklet süren insanlar görmek mümkün. Gayet formal bir kıyafetle işe gidenler kask takmak istemezler. Diğer yandan bisikletle eşya taşımak da sıkıntı. Yani işe gitmek için otobüs durağına kaskla gittiniz diyelim. Duraktaki bisiklet bırakma yerlerine bisikleti bırakıyorsunuz ama kaskı napıcaksınoz. Mecburen bütün gün onun için de bir çanta taşımak lazım. Zor iş!

Okuduğum yazılarda bir diğer çarpıcı iddia da bisiklet kazalarında kafa üstü düşmenin aslında çok küçük bir olasılık olduğuydu. Gerçekten bisiklet kazalarından kafa fazla etkilenmez.

Peki çocuklar neden takmıyor onlar iyi süremez falan diye düşünebilirsiniz. Aslında onlar da çok iyi sürüyor. Çocuklar çok erken yaşta başlıyorlar ve küçük bisikletlerde zaten yere yakın bir şekilde öğrendikleri için düşmeler pek tehlikeli değil. Büyük bisiklete geçtiklerinde zaten profesyonel olmuş oldukları için sorun yok.

Tabi kasksız bisiklet kullanımının yaygın olmasında ülkenin neredeyse dümdüz olmasının ve bisiklet için mutlaka her sokakta her caddede bisiklet yollarının olmasının da etkisi büyük. Yollarda yoğun bir bisiklet trafiği olmasına rağmen, motorlu araç ve yaya trafiği de göz önüne alındığında, bisikletler öncelikli konumdalardır. Hakları daha fazladır ve bu yüzden de bisiklet kazalarının oranı nispeten azdır.

Bisiklet konulu diğer yazılarım