24 Temmuz 2014 Perşembe

2.gebelik günlüğüm 13. Hafta

Geçen hafta süren hastalık birkaç gün daha devam ettikten sonra bitmişti. Ertesi gün hiç bir şey olmamış gibi kalktığımda kendime şaşırdım. Enerjim yeniden geri geldi yaşasın.

Bu hafta salı günü ikili test için gebelik merkezindeydik. Kan sonuçları daha gelmedi ama ense ölçümleri iyi çıktı çok şükür. Gitmeden önce fazla kıpırdamasın diye birşey yemememe rağmen ölçümler zor yapıldı. Gayet hareketli buldular bebeği. Bu ölçümde kafadan popua uzunluğu 72mm olmuş (iki haftada neredeyse iki kat artmış), kafatasındaki beyin lobları gayet belirginleşmişti. Tepeden bakınca aynen cevizd benziyordu ve büyüklüğü de zaten ceviz kadarmış.

Daha önce ultrasonda bebek görmüş olanlar bilirler arada suyun içinde tekme atıp hoplar bebek. Bir kaç kere o hareketi yaptı, çok hoştu. Sırtını bize dönmüş halde yatarken sağ elinin başına kulak hizasına getirdi ve parmaklarını açarak el salladı. Elini tamamen gördük çok tatlıydı. Yüzünü pek göstermedi ama profil görüntüsü verdi bol bol ve Helo'ya çok benzettik.

Yorgunluğum bitti sayılır, bulantım yok, hiç kilo almamışım ama karnım büyümeye başladı. Geceleri ezicem diye korkmalarım da başladı :) Umarım şimdiye kadar beni yormayan bebeğim bundan sonra da böyle devam eder.

28.ay mektubu, dublajlı oyun dönemi


Süpersonik kızım;
Bu foto nasıl hiç resmini çekemediğimin kanıtı olsun. Doğru düzgün hiç fotoğrafımız yok, hele birlikte neredeyse hiç yok. Dijital çağda yaşıyoruz diye daha bir rahatız ama eski zamanlarda anne ve çocukların eli yüzü düzgün daha çok fotoğrafı vardır eminim.

27. ayın dolduktan birkaç gün sonra bezsiz hayata geçmiştik, şimdi tamamen alıştın. Pazartesi günü de emziksiz yaşama geçtik. Bu gün 3. gündü hiç istemiyorsun ama uykuya dalışlar çok etkilendi. Nasıl uyuyacağını bulamadın ve saatler sürüyor, uyuyamadıkça huysuzlanıyorsun. Özellikle bu gün gündüz ve akşam hiç olmadığın kadar huysuzdun, ağlama krizleri yaşadın, yeniden geri vermeyi bile göze aldım ama sana sordum istemedin. Yeni bir sakinleşme yöntemine ihtiyacın var ve ben bunu sana nasıl öğretebileceğimi bilmiyorum şuan.

Gelelim bu ayın yoğun olayına. Geçen ay bahsettiğim neden soruları makul düzeye indi. Artık gerçekten merak ettiklerin için soruyorsun. Bazen ben soruna soruyla karşılık veriyorum beraber düşünüyoruz. Sanırım bazı konularda mantık yürütmeyi öğrendin. Bu becerin oyunlarda da gün ışığına çıkıyor. Artık oyunlarımız hep konuşmaya dayalı. Kimi zaman oyuncaklar hayali, kimi zaman nesnel ama hep konuşuyorlar. Genelde meyaya (merhaba) ben geldim... ile sohbete başlıyor karakterler. Sonra artık kurgu neyse çeşit çeşit oyunlar, onlara eşlik eden konuşmalarla oyuncakları konuşturuyoruz. Bu kurgular çok ilginç olabiliyor bazen. Oyuncak köpeğin bebdk, annesi keçi babası da araba oluyor. Hiç düzeltmiyorum hayal gücüne bayılıyorum çünkü :) Ancak zaman zaman konuşmalı oyunlardan sıkıldığımı itiraf etmeliyim. Çünkü kendimi tekrar ediyorum, yaratıcı diyaloglar kuramıyorum :) Biraz bu konuda çalışmalıyım :)

Bu günlerde kendini hayali kahramanların yerine koyma çabaların var ayrıca. Uzun bir süre ben büyük Buzz'ım diye dolaştın durdun. Geçenlerde ilk defa Niloya seyretmiştin, iki gündür de büyük ninoyayım diye geziyorsun. Ve evet onlar küçük sen büyük olansın. Bu akşam üstü de örümcek adam olup yerlerde yuvarlanmaya, hoplayıo koşmaya başladın. Avucunun içini dışarı doğru uzatıp ağ fırlatıyormuşsun ve benim her yerimi ağ ile sarmışsın. Ağ fırlatma hareketini yaparken öyle tatlısın ki bacakların biri önde biri arkada, dizler kırık, sağ elin öne uzanmış ağ fırlatıyor, sol kolun geride, aynen örümcek adam hareketi. Nerden gördün diyemeyeceğim çünkü kabahatimi biliyorum. Bu gün hiç uyumadığın ve emzik krizlerin arasında biraz nefes almak için sana tableti verdiğimde oldu :(

Zaman zaman hatalarım olsa da hiç şüphe duymamam gereken tek şey sana olan sevgim. Gözlerine bakınca resmen eriyip bitiyorum. Rabbim gözlerindeki ışıltıyı hiç söndürmesin ve bana da bunları görmeyi hep nasip etsin inşallah.

Annen
Amsterdam

17 Temmuz 2014 Perşembe

2.gebelik günlüğüm 12. Hafta

En son yazdığım yazıdan itibaren sadece bir hafta geçmiş olamaz. En az üç hafta olmalıydı. Allahım öyle uzundu ki günler. Tekrar tekrar kontrol ettim evet sadece bir hafta olmuş :(

Çok yorgunum. Kontrolde yorgunluk var mı diye sorduklarında, yok deyip sevinmiştim, sonra bir geldi pir geldi. İlk üç ay yorgunluk olur ya genelde, benimki biraz geç başlamış oldu ama nolur erken bitsin. Sabah 7-7.30 da başlayan ve uyumadığı günler 9'a şans eseri uyursa 11'e kadar süren mesai beni bitiriyor. Üstelik ne yazık ki bu ramazan ayı bana hiç yaramadı. Eşim 17.30 da eve geldiğinde Helo'yu devralırdı. Şimdi yine yapıyor ama oruçlu olduğundan çok ilgilenemiyor. Saat 22.15 de olan iftar saatine kadar uyutmayı başarırsak ne ala. Ayrı ayrı yediğimiz için yemek düzenimiz de bozuldu. Canım yemek pişirmek dahi istemiyor ve en sıkıcısı kocamı hiç göremiyorum bile. O iftarını yaparken sızıp kalıyorum.

Bir de Pazar günü çok üşümüştüm, hemen ertesi gün boğazlarım şişti. Şimdi o geçti ama feci bir nezlem var başımı ağrıtan. Burun tıkanıklığından geceleri de pek uyuyamıyorum :(

Of ne şikayet dolu bir yazı oldu. Umarım önümüzdeki hafta daha iyi geçer. Kendimden sıkıldım vallahi.

13 Temmuz 2014 Pazar

İki ekmek aldııım eve gidiyooorum

Bebesi Pepee sevip de, ona gıcık olmayan anne var mıdır bilmiyorum. Helo çok şükür aşırı düşkün değil ama ben en başından beri hiç sevemedim. En gıcık olduğum ise birbirinin melodisi aynı, hiç bir şiirsellik içermeyen, bence kötü bir ses ile söylenen şarkıları. Yine de bir kaç açıdan faydalı olduğunu inkar edemem.

Bunlardan ilki şekiller olmuştu. Kızım zamanından çok önce yuvarlak üçgen ve kareyi öğrenmişti. Bir diğeri ise iki ekmek aldım şarkısı.

Bu şarkıyı öğrendikten sonra geliştirilebileceğini farkettim. Şu an Helo da kendi başına söyleyebiliyor ve söylerken benim ona yaptığım gibi kendisi yeni objeler ve sıfatlar türetiyor.

Şarkının orjinali şöyle
İki ekmek aldım/ eve gidiyorum / biri senin biri benim / iki ekmek aldım.

Biz ise burada ekmek yerine aklımıza gelen her objeyi koyuyoruz ve biri senin biri benim yerine de o objeyle ilgili sıfatları koyuyoruz. Bu yüzden temel sıfatları öğretmede çok faydalı oldu bizim için. Mesela şöyle

İki top aldım /eve gidiyorum / biri büyük biri küçük / iki top aldım....

İki elma aldım / eve gidiyorum / biri kırmızı biri yeşil / iki elma aldım ... Gibi

Neredeyse bütün sıfatları kullanıyorum söylerken. Yumuşak / sert , uzun / kısa , tatlı / ekşi ... Kızımın şu an bunların hepsini çoktan öğrendi ( çok uzun zamandır söylüyorum çünkü ) ama şimdi kendisi düşündüğünden onun için bir çeşit hafıza oyunu oluyor.

Bundan başka faydasını gördüğümüz bir diğer şarkı da, Canım Kardeşim'de geçen gözlük takmak çok normal şeklindeki şarkı. Orjinali şöyle

Tak çıkar tak çıkar / tak çıkar tak çıkar/ herkes gözlük takar / gözlük takmak çok normaaal

Bunun melodisini çeşitli eylemlere uyarlıyorum. Özellikle gözlük yerine kaka diyerek söyledim uzun zaman ki bunun çok faydası oldu. Kakasından hiç çekinmedi, tutmaya çalışmadı vs. Bir de bazen yaptığı hatalarda, bir şey döküp üzüldüğünde, yanlışlıkla kırdığında falan ilk etapta bir ne yapacağını bilememe haline giriyor. Bu oldu iyi mi kötü mü, annem kızar mı kızmaz mı şaşkınlığını farkettiğim zaman hemen şarkıyı söylemeye başlıyorum: 

"Herkes hata yapar / hata yapmak çok normaaal"

Veya 

"Çiş kaçırmak çok normaaal" şeklinde.

O zaman rahatladığını açık bir şekilde gözlemliyorum. 

Tuvalet eğitimi süresinde faydalı olduğunu düşündüğüm bir de tekerleme (söz dizisi gibi birşey) var bizim kullandığımız. Bunu ben bir gece "anne yemekler nereye gidiyor ?" diye sorduğunda uydurmuştum. Sayesinde vücudumuzun bazı kısımlarını da öğrendi. Parmağımla onun ağzını, boğazını ve karnını göstererek ve hafif de gıdıklayarak söylüyorum, çok hoşuna gidiyor. Şimdi aynısını kendisi söylüyor. 

Ağzımdan girdi (ağız gösterilir)
Boğazından geçti (boyun gösterilir)
Burdan aşağı indi (boğazdan mideye parmak kaydırılır)
Midene geldi (mide gösterilir)
Burdan aşağı indi ( parmak kaydırılır)
Popoya geldi (popo gösterilir)
Sonra kaka (veya çiş) olduuuu

Belki sizlere de fikir verir bu şarkılar

Sevgiler

10 Temmuz 2014 Perşembe

2.Gebelik Günlüğüm İlk 11 Hafta



20 Subat'ta yazdigim ikinci cocuk sorunsalini cozdum yazisinin ardindan (http://ge-ce.blogspot.nl/2014/02/ikinci-cocuk-sorunsaln-cozdum.html) ikinci bebegi istedigime karar vermistim ama zamani konusunda onun bize "hadi anne ben hazirim, beni tum kalbinle cagir, gelecegim" demesini bekliyordum. Ve sonra o an geldi...

Ikinci hamieligim olmasina ragmen yine acemi hamileyim. Tamamen farkli bir ulkede ve sistemde gelisecek olmasi, saglik sistemi acisindan nelerle karsilacagim acaba endisesi doguruyor bazen. Ancak bu sefer en azindan kendime nasil bakmam gerektigini biliyorum.

Yazim cok uzun oldugundan devamini okumak icin tiklayiniz 

LinkWithin

Blog Widget by LinkWithin

i made it GeCe