22 Eylül 2014 Pazartesi

İleri Düzey Ultrason Testimiz ve Novadünya'nın Cinsiyeti

Cuma günü gittiğimiz kontrolde Nova'nın cinsiyetini öğrendik ve o akşam yukarıdaki pinterestten bulduğum fotoğrafı instagramda paylaştım. Bu yazıyı yazarken de aynı pozu çekip koymak amacındaydım fakat henüz fırsat bulamadım. Yazıyı da kafamdakiler kaybolmadan yazmalıyım zira ikinci tecrübem olmasına rağmen bazı yeni bilgiler öğrendim.

Evet bebeğimiz bir erkekmiş, benim ve ablamın rüyası, babannesinin içine doğması, karnıma bakıp erkek diyen tüm tanıdık tanımadık insanların tahmini doğru çıktı. Ve beni görüp de kız diyen hiç olmamıştı. Çok sevindik elbette ama kız olsaydı yine aynı derecede sevinecektik biliyorum. Sanırım netleşmesinin getirdiği bir rahatlık geliyor insana ve tabiki de sağlıklı olduğunu bilmek mutlu ediyor. Daha önce beslenme-cinsiyet ilişkisi yazımda erkek olabilme ihtimalinden bahsetmiştim (

19. Hafta yazısında arkadaşımla ani bir kararla bir hastaneye gidip cinsiyetini öğrenmeye çalıştığımızı ama öğrenemediğimizi söylemiştim. Gittiğim doktoru tanımıyordum, karşıma ne çıkarsa farketmezdi nasılsa sadece ultrasonla baktıracaktım. Fakat her olayın belli bir nedeni varmış demek ki, şimdi o doktora gittiğime memnunum. O zaman ileri düzey test için nereye gitmem gerektiğine dair kafamda bir soru vardı. Doktordan tavsiye istedim iki yeri söyledi ama birisinin özellikle alanında çok iyi olduğunu en çok onu önerdiğini söyledi: Prof.Dr.Murat Yayla.

Tatile gitmeden önce, daha önce annemin evine yakın olan ve telefonla fiyat aldığım hastaneyi aradım. Aradan çok zaman geçmemişti ama meğer benim sorduğum dr hastaneden ayrılmış, sadece cts günleri çapadan gelen başka bir dr bakıyormuş ileri düzeye. Onu da ben eledim çünkü sadece tek bir günümüz boştu o da cuma günü, biz cts yolda olacaktık. Diğer önerilen iki yerden Murat beyin zamanı bize uyuyordu, ikşnci yer ise yine cts günleri o hizmeti veriyormuş sadece, dolayısıyla otomatik olarak Murat Bey oldu fakat nedense ilk andan itibaren içimden geçen de oydu.

İstanbul'da olsaydım sürekli doktorum olmasını çok isterdim çünkü hem ilgisi hem bilgisi açısından eşim de ben de tatmin olduk. Bir ön bilgi vermenin ardından, detaylı taramayı yaptı ve her ayrıntıyı bilmeyenlerin kolayca anlayabileceği şekilde açıkladı.

Çok şey anlattı ve konuştuk elbette, ancak bu yazıda bazı öğrendiğim birkaç konudan bahsetmek istiyorum.

Birincisi karnımın büyüklüğünün sebebi hakkında, meğer benim suyum çokmuş. Bebeğin içinde yüzdüğü suyu ölçtü, olması önerilen üst sınırdan biraz daha fazlaymış suyun miktarı. Tabi bu fazlalık göreceli bir durumdur, bazı doktorlar bunu makul bulabilir, ben tecrübelerime dayanarak fazla buluyorum ve nedenlerine bakılmalı dedi. Birkaç nedeni olabilirmiş.
1- bebeğin suyu yutma ve boşaltma döngüsündeki bir aksaklık olabilir hemen bakalım dedi ve bebeğin sindirim organlarını inceledi. Çok şükür bir sorun çıkmadı yani sebebi bebek değil.
2- gebelik şekerinin işareti olabilir. Şekeri dengelemek için vücut fazla su tutuyor olabilirmiş. Gebelik şekeri testi 24-28. haftalarda yapılmasına rağmen, benden vakit kaybetmeden test yaptırmamı istedi.  Çıkarsa diyet yaparak suyu normal seviyeye düşürebilirmişiz. 
3- hiç bir sebep olmayabilir, son zamanlarda aşırı su tüketmişimdir veya benim vücudumun yapısı böyle olabilirmiş.

Bakalım hangisi yakında göreceğiz.

Bir diğer konuşmamız da kordon dolanması hakkındaydı. Kızım 38+4 de suyunu patlatıp gelmeye kalkana kadar hiç sancı çekmemiştim. Son kontrolde pozisyon almadığı belli olunca (makat gelişi) hemen sezeryana alındım ve ameliyat sonrasında 4 kez dolanmış olduğunu öğrendim. Murat Bey, bebeğin en iyi yolu bildiğini, belki de daha fazla sarılı şekilde kalamadığı için doğumu başlattığını söyledi. Ve benim hep düşündüğümün aksine kordon dolanmasının bebek değil de anne yüzünden olabileceğini anlattı :(

Ben hep kızımın yaramazlığına dem vuruyordum ta ki bana hamileyken dans edip etmediğimi sorana kadar. Evet dedim ederdim. Peki şu hareketi yapar mıydın diye sordu: yürürken aniden bir yöne dönerek. Evet dedim, genelde acele acele iş yapmaktan olabilir. Yapma dedi. Biz aniden döndüğümüzde bebek suyun içinde ters yönde döner ve kendini durduramaz, bir kaç kere ardarda bu hareket olursa kordona birkaç kez dolanabilir dedi. Yani büyüklerimizin hep söylediği aman hamileyken yavaş hareket etmeli lafını açıkladı.

Bunları duyduktan sonra, o ana kadar Helo ile oyun oynamaktan, kutu kutu penselerle dönmekten ve kontrolden hemen önceki tatilde özellikle çok fazla onu kollarından tutup döndürdüğümden dolayı beni bir panik aldı. O da hemen baktı ve neyse ki kordon incelemesinde bir dolanıklık yoktu. Şimdi daha çok dikkat ediyorum.

Bundan başka Hollanda'da doğum ile ilgili konuştuk. Meğer kendisi stajını Rotterdam'da yapmış ve sağlık sistemlerini çok iyi incelemiş. Sistemi bizden çok bildiği için tavsiyelerde bulundu, doğrusu beni çok rahatlattı. Ayrıca ve tabi en önemlisi çok şükür Nova'nın gelişiminde herşey normal seyirdeymiş, bir sorunumuz çıkmadı. Rabbime şükürler olsun.

21 Eylül 2014 Pazar

Parmak Zeytin


Hollanda'da ve gördüğüm kadarıyla sanırım diğer tüm Avrupa ülkelerinde zeytinler çekirdekleri ayıklanmış olarak satılıyor. Tabi Türk menşeili olmayanlar. Helo bu zeytinleri öyle çok seviyor ki 5 hafta boyunca Türkiye'de iken bir tane bile zeytin yemedi. Bu zeytinler tuzsuz ve acımsı bir tadı yok, Türk zeytinlerine acı diyor. Galiba bizim zeytinlerimiz beklerken bir şekilde daha asidik oluyor. Bense bu tatsız tuzsuz zeytinleri biraz zeytinyağı ile karıştırıp baharatlar eklemeden yiyemiyorum. Biz de kendimize ve ona ayrı alıyoruz çoğunlukla.

Beni asıl düşündüren neden çekirdeksiz satıldığı. Bunun sadece kolay tüketilsin diye olduğunu zannetmiyorum. Tonlarca zeytin çekirdeğinin toplanacağını düşünürsek, artık olarak düşünülen bu ürünün aslında farklı amaçlarla kullanılması mümkün. Özellikle yakıt olarak. Bu yüzden sofralarımıza giren çekirdekli zeytinlerin çekirdeklerinin çöpe atıldığını düşünürsek, o kadar çok miktarda enerji kaybına sebep olmuş oluyoruz ki... 

Diğer yandan aklıma gelen bir diğer şüphe ise, çekirdeksiz satılmasının tohumları korumak için yapılıyor olması. Her zeytin çekirdeği zeytin ağacı için bir tohumdur. Günümüzde, sağlıklı tohumların ne kadar değerli olduğunu bilmeyen yok. Belki de bu çekirdeksiz zeytin satan ülkeler, tohumlarının dünyaya yayılmasını istemiyorlar. Oysa bizimkiler her yerde.

Hal böyleyken, yani dünyada zeytinin çekirdeği bile bu kadar kıymetliyken, yakın zamanda gündeme düşen zeytinliklerin imara açılacağı haberine (http://www.internethaber.com/zeytinlikler-imara-mi-aciliyor-701225h.htm) isyan etmemek çok zor. Ülkemizin iklimsel avantajlarını değere çevirmek yerine yıkıma sebep olmak, zeytinliklerden ekmek kazananların mağdur olması bir yana, aynı zamanda doğayı katletmek demek. Üstelik bu tasarı nükleer santral kurulumu için ruhsat almak amacıyla yapılıyor...

Umarım bu yasa meclisten geçemez.

18 Eylül 2014 Perşembe

2.gebelik günlüğüm 21.hafta

Bir hafta daha geride kaldı. Bu haftanın tamamında tatildeydik. Evet bu tatilimizi bir haftadan uzun ayarlamıştık. Doya doya yaşadık ve doyduk. Uzun bir süre tatil aramam herhalde. Bu gün öğle saatlerinde dönüyoruz artık.

Genelde Nova da tatilde memnundu. Yüzdüğüm -aslında çocuk havuzunda ve denizdeysek kıyıda Helo ile birlikte durduğum zamanlarda desek daha doğru olur- keyfi yerindeydi. Öyle yan gel yat tatili olamadığından bütün gün hareketli olmamdan hoşlanıyor sanırım. Çünkü gece yatar yatmaz tepinmeye başlıyor, hareket edersem susuyor. Hani anne karnında nasıl alışırsa öyle gider ya, bu da çok gezmeci olacak sanırım.

Bir de artık sesleri duymaya başladığı için tüm gün en yoğun duyduğu ses ablasının sesi olmuş oluyor. O kadar çok konuşuyor ki Helodünya, beni o ses sanabilir :) Ya da doğduktan sonra sakinleştirici ses olarak benim yerime ablasının sesini arayabilir :) Bana konuşmaya fırsat kalmıyor hiç.

Bu haftaya kadar bebeğin varlığını bilse de ona karşı belirgin bir ilgi göstermeyen Helocum, bir kaç kez göbeğimin hemen altına oturup karnımı sevdi. Kar yağınca büyüyecek di mi anne, şimdi napıyor diye soruyor.

Dün gece ilk defa rüyamda gördüm bebeğimi. Yeni doğmuştu ama sanki 8-9 aylık kadar büyük ve afacandı. Görüntüsü şu an tamamen gözümün önünde acaba gerçekten öyle olacak mı? Tabi o zamana kadar unutmazsam.

Cuma günü ileri düzey ultrason olacak inşallah herşey yolunda gider. Son olarak bir foto ekleyip kaçayım.
Bu fotoğrafı 20+5 günlük iken sabah saatlerinde çekmiştim. Sabah ve akşam arasında biraz fark oluyor tüm gün yediğim yemeklerden ama aşağı yukarı durum budur. Aslında fotoğrafta görüldüğünden daha kocaman hissediyorum kendimi, yatar vaziyetten kalkma işi zorlaşmaya başladı mesela. Çok yürümüşsem (tabi genelde koştur koştur oluyor yürümeler) kasıklarım ağrıyor. Bir de biraz ayaklarım şişiyor ki daha tam nedenini çözemedim sıcaktan mı çok yürümekten mi yoksa hamilelikten mi ilerleyen günlerde anlarız.

15 Eylül 2014 Pazartesi

Yazasım Var

Aslında her gün kısa kısa yazsam ne güzel olur diye düşünüyorum, kafamda çok şey de var aslında. Nedense illa ki bir konuyu detaylıca ele almam gerekiyormuş fikrine saplanıp kalıyorum.

Geçtiğimiz salı gününden beri tatildeyiz, iyi geçiyor. Zaman zaman yorucu ama güzel yine de. Dönüşte artıları eksileri ile yazacağım.

Hamilelik de Helocum da iyi gidiyor çok şükür. Tatilde olmaktan memnun, yeme içme uyku konusunda fazla zorlamıyor şimdilik. Belki de bazı konularda şartlanmayı bıraktığım için böyle oldu. Yemek yedirme konusunda çok çektiğim için bunu nasıl aştığımızı da yazmalıyım mutlaka. Neydi ne oldu nasıl oldu diye.

Kaldığımız otelde hep yaşlılar (çoğu ingiliz ve hollandalı) var. Helo tek çocuk dolayısıyla epey ilgi odağı oldu. Her yemekte yanına gelip merhabalaşan bir teyzesi var. Garson abiler özel hizmet veriyorlar. Daha uzaktan görünce mama sandalyesini getiriyorlar :) Geçen akşam erkenden uyuya kalmıştı bebek arabasında. Garson onun uyuduğunu bilmeden getirmişti sandalyeyi, yemeyecek uyuyor deyince götürdü.

Bir diğer memnun edici durum da hamile oluşuma gösterdikleri tepki. Herhalde çoğu için güzel anıları hatırlatıyorum, hepsi bana ve karnıma şefkatle ve imrenerek bakıyorlar. Bu bakışlarındaki pozitiflik bile beni çok iyi etkiliyor. Belki yıllar sonra ben de aynı özlemi duyacağım hamileleri görünce.

Bu arada kitap okumaya devam ediyorum, üst menüde kitap sekmesine ekliyorum okuduklarımı. Yorumlarımı ayrı postlar şeklinde yazmakla yazmamak arasında gidip geliyorum belki yazarım. Bu zamana kadar okuduklarımın sayısı beni tatmin ediyor. Bakalım yıl sonuna kadar kaç olacak. Tabi illa ki çok sayıda olsun diye dertlenmiyorum. Okumak istemediğim birkaç hafta elime almadığım dönemler de oluyor.

Dün akşam bitirdiğim kardeşimin hikayesi aklımda ve kalbimde tuhaf duygular bıraktı. Hem beğendim hem beğenmedim. Yer yer saçma buldum, yer yer kurguya bayıldım. Öyle tuhaf bir kitaptı ki hangi kefeye koyacağımı kestiremiyorum şu an. Sanırım şimdi birkaç livaneli kitabı daha okuyacağım (daha önceden bazılarını okumuştum ama listede yok elbet, listedekiler bu yıla ait)

Bu cumartesi artık amsterdama döneceğiz. Önümüzde yeni bir dönem başlayacak bundan böyle. Helo'nun daha yoğun okulu ve dolayısıyla etkinlikleri/ dil gelişmeleri, benim ilerleyen hamileliğin getireceği hazırlıklar hepsi de çok heyecanlandırıyor. Kafamda bir sürü şey var, bakalım ne kadarı mümkün olacak.


11 Eylül 2014 Perşembe

2.gebelik günlüğüm 20. Hafta

Şa la lal lal laaaaa. Yirminci haftaaaa inanamıyorum yolun yarısına geldik :)

Bu haftanın ilk yarısı düğün sebebiyle maksimum yorucu ikinci yarısı ise yaz başından beri dört gözle beklediğim tatile kavuşmamdan dolayı pek bir keyifli geçti. Yeğenimin düğününü yaptık pek güzel oldu ve ben hamile hamile göbek attım. Çok yoruldum ama oynarken belki bir altı ay veya bir yıl bebe bakmaktan bir halt yiyemem tadını çıkarayım kurtlarımı dökeyim dedim. Galiba Novacım da annesinin tepinmesinden memnun gıkınu çıkarmadı. Fakat ben hoplaya hoplaya oynarken insanların bana tuhaf bakıyorlarmış gibi gelen tepkisi de kafamı kurcalamadı değil. Neyse efendim geçti bitti, hiç pişman değilim :)

Salı günü sabah erkenden Dalyan'a geldik dalaman havaalanından. Ama önce dalamanda yaşayan eşimin amcasını ziyaret ettik. Doğum sırasında kordon dolanıp oksijensiz kalması nedeniyle sakat kalmış bir kızları var, 10-12 yaşlarında. Yürüyemiyor, konuşamıyor sürekli yatıyor tek başına hiç bir ihtiyacını gideremiyor. Her ne kadar allahın takdiri deyip fazla etkilenmesem de hamileyken böyle örnekleri görmek insanı çok üzüyor.  

Şimdi iyiyim, denizde/havuzda yüzmek, az da olsa güneşlenmek, Helo ile kumlarda oynamak çok iyi geldi. O kadar uzun zamandır tatil yapmamışım gibi geliyordu ki, şimdi tadını çıkarıyorum.

Bu hafta ayrıca detaylı ultrason için randevuyu aldım. Orda mı yapsak türkiyede mi ikileminden ve bizim mümkün boş vakitlerimizde uygun bir dr bulunabilir mi problemini çözdük. Bir sürü yerle konuştuktan sonra haftaya cuma için (19 eylül) randevu aldık. Fakat şimdi de başka bir gereksiz endişe türedi. Ya yine cinsiyetini göstermezse, ya hollandada bir daha kontrol olmaz da (genelde olmuyor) doğuma kadar hiç öğrenemezsen telaşı. Çünkü Helo da bu taramada göstermemişti. Elbette sağlıklı olması daha önemli ve durmadan dua ediyorum ama gerçekten meraktan da çatladım :)

i made it GeCe