2 Nisan 2020 Perşembe

KG 18

Nisan 02, 2020 1 Comments
Ah ne gunler gunler daha
yasanacak hem de doya doya
gozlerin dolmasin sakin yanilip da aglama
aylar yillar asirlar var daha

iki gundur bu sarki dilimde. nerden geldi bilmiyorum, normalde ajda hayrani degilim ama sanirim bir nesil, ajda hayrani olmasa da sarkilarini bir sekilde biliyor. Dun umutla soyledigim bu sarkiyi, bu gun gozlerimden akan yaslari durdurmak icin soyluyorum. Sanirim pandeminin en zor gununu yasadim.

Once laf dinlemeyen, yaptiklarimi yemeyen, normalde duskun olmadiklari halde durmadan tatli isteyen (evde yaptigim saglikli tatlilari da agizlarina surmuyorlar bu arada, ikisi de hayatlarinda sutlaci ve pudingi tatmis degil mesela), resmen tatli kavgasi yaptigim, yemeklerini yemeleri 1,5 saat suren ama yine de bitirmeyen, sacma salak seylerle vakitlerini harcayip, yapmasi gerekenleri bin kere hadi dedigim halde yapmayan cocuklar, sinirimi epey ziplatti. Diger yanda cocuksuz olup da evde kalanlarin yaptiklari keyifli seylerin hic ama hic birini kendim icin yapamiyor olusumun verdigi gerginlik... Ucuncusu ise ablamin bu hafta kovid pozitif cikan biriyle gecen hafta gorustugu haberi.

Ablam Eyup'te calisiyor. ve ne yazik ki vakalarin yogun gorundugu yerlerden biri. Bu gun eyupteki yapi kredi ve halk bankalarinin pozitif calisan cikmasi nedeniyle tamamen kapatildigi haberi geldi. ve bir hafta once ablam da bu bankalara isi geregi ziyarette bulunmus. ve ustelik halk bankasindan pozitif cikan kisiyle is yapmis. Bu haberi duyunca endisenin yarattigi panikten dolayi ilk duydugum ofkeydi. Hala ofkem gecmis degil. Cok mecburi olmadigi halde ise gitmesi, dikkat etmemesi beni kizdiriyor. sadece kendi degil bir suru kisiyi riske atiyor. calismaya ihtiyaci olmadigi halde (emekli) evde kalmaktan hoslanmadigi icin ise gidiyor.

biraz dusununce beynim diyor ki, evet evde de kalabilirdi ama ne o, ne de ona bulastimasi muhtemel kisi bunu bilincli yapmadi. sonucta pozitif cikan adama da biri bulastirdi. Ustelik marketten veya baska zaruri cikislarimizdan da bulasabilir. olacagi varsa elbet olacakti. fakat kalbimin bunu kabul etmiyor hala, kolay kolay etmeyecek.  simdi beklemekten baska yapilacak bir sey yok maalesef.

annemlerin orda da vaka oldukca yaygin. annemlerin ve ablamlarin oturdugu mahalle degil de (hepsi ayni muhtara kayitli) hemen komsu mahallenin muhtari pozitif cikmis ve karantinada. Bu aksam ise soz ettigim ablamin evli olan kizinin oturdugu apartmandaki hemen yan komsusunun (belki arasi 1-2 mt kapilari yakin yakin) test yaptirdigini ogrendik. Muhtemel semptomlar var ki yaptirmislar. Ve koskoca apartmanda (belki 30-40 hane var) giren cikan, kapilar, asansorler of of

Sinirimden kuduruyorum. Bu ustelik sadece onlara zarar gelecek kaygisi degil. Burda da umarsizlar var. Gercekten evde cocuklarla kalmak, bir suru seyden mahrum olmak, bu surece katlanmak hic kolay degil. Bir suru fedakarlik yapiyoruz ama bazilari keyfine gelmedigi icin bu fedakarligi yapmiyor. ben bunu yaparken onlarin yapmamasi beni deli ediyor. ne ayricaligin var ki umursamiyorsun, ne hakkin var ki insanlari riske atiyorsun?

biliyorum podcastimi dinleyen fazla insan olmadi, o yuzden buraya da yazacagim. su anda etrafta o kadar cok bilgi kirliligi var ki, podcastte bu bilgi kirliligine nasil yaklasmak gerektiginden bahsetmistim. simdi orada anlattiklarima uzun uzun deginmeyecegim ancak, birincisi eger ayni konu hakkinda birden cok farkli bilgi varsa (mesela farkli meteryallerin uzerinde virusun kalis suresi, yikamali mi bekletmeli mi konusu) bunlardan birini secip de bu dogru diyemezsiniz. Demek ki ortada kesin olmayan birsey var ki boyle farkli ongoruler soz konusu. Bu ongorulerden hangisi sizin sartlariniza uygun/veya degil bilmek kolay degil. Sonucta yaptiginiz secimle, isi tamamen sansa birakmis oluyorsunuz.

ikinci o kadar cok bilgi var ki bazilari iste komplo teorileri olsun, iste bilmem kim kac yilinda virusu soylemis, bilmem kim kitabinda virusten bahsetmis, kimi demis ki aslinda gercekte boyle birsey yok bunlar korku kulturu, iste ne bileyim su su ulkelerin oyunu.... vs Bu bilgiler sana ne veriyor. Bunlari bilmen ne isine yariyor, bunlar sadece bilgili yada cahil kisilerin teorileri sadece teori, ben de sana su anda onlarca teori uretebilirim, hatta bunu sen de yapabilirsin. tek farkimiz dinleyicimizin olmamasi. Iste bu teorileri bildin yada bilmedin ne faydasi var? Seni salgindan korur mu? Aksam kiz arkadaslarimla konusurken onlara da dedim, dunyada yillardir futurologist (gelecek bilimcisi) olup tahminler yapan bir suru insan var, hatta ben bile sahsen size bazi seyler soyleyebilirim. Virus salgini tahmin edilemeyecek bir olay degil, bunda mistik bir yan yok. Ustelik o futurologistler dunyanin ekonomisi veya baska bir cok konuda bir suru teori uretti muhtemelen. Simdi virus on planda diye, o bilgiler tarihten bulunup cikarildi, bakin iste bu kisi on yil once yirmi yil once bunu soylemisti denildi. Yarin gelecek baska bir olayi yine baska biri on yil once soylemis olacak. Bunlar olaganustu seyler degil. Su an nasik ki ustune kitap yazilmamis konu kalmadi, onun gibi birsey bu da.

Dolayisiyla aldiginiz bilginin ise yarar mi yaramaz mi, bu virus gercekten var mi yok mu (olenler cani istedigi icin olmuyor) diye sorgulayip, edinilecek bilgi genel kulturden oteye gitmeyecekse, su donemde onlarla mesgul olmak yerine, zamani ve enerjiyi daha etkin seylere harcamak lazim. Otur cocugunla oyna, orgu or veya eksi ekmek yap o daha faydali.


Bir de su var. Cinde vakalar oldugunda, artik mesafe olarak uzak diye midir, yoksa cince bilmedigimiz icin midir, hastaligi yasamis olanlardan cok fazla bilgi alamadik. Simdi hastaligi geciren turk sayisi arttikca, paylasilan videolar, yazilar cogaldi. Bazi kisiler hafif atlatip, aman korkulacak birsey yok dedi, bazilari da gayet zorlandi, zorlaniyor. Bu haberler kisisel olarak bizde yanilgi yaratiyor. Bilmem kimin hic etkilenmeden gecirmis olmasi, senin hafif atlatacagin anlamina gelmedigi gibi, baskasinin agir gecirmesi de senin agir gecirecegin anlamina gelmiyor fakat, genelde beynimiz hep iyi olana kayma egiliminde. Insan kendine konduramiyor, yok ya bir sey olmaz diye dusunuyor veya belki bu beynimizin bir savunmasi bilmiyorum hep pozitife kaciyor. Bu aldanmacaya dusup de dikkati elden birakmamak lazim.

Yurt disinda yasayan diger arkadaslarimizla dertlestigimiz bir konu var, bizler icin durum iki kat daha zor. Aklimiz kalbimiz hem orada hem burada. Her gun iki ulkenin sayilarini sehirlerini kontrol ediyoruz, ustelik gozumuzle gormedigimiz sevdiklerimiz icin daha cok endiseleniyoruz.

Evde kal turkiye, nolur mecbur kalmadikca cikma, evden cikislarini mumkunse azalt, kendini de cevrendekileri de koru. dikkat edersek daha cabuk gececek.

Ah ne gunler gunler daha
yasanacak hem de doya doya






1 Nisan 2020 Çarşamba

KG 17

Nisan 01, 2020 6 Comments
Bu gun degisik bir gundu! Cunku sabah kocam tarafimdan, yatagima gelen kahvaltiyla, cocuklarimin aksam benden gizli hazirladiklari muhtesem resim hediyeleriyle uyandirildim. Ne kadar sukretsem az. 41 yasima cok guzel girdim.

Sabah ilk is annemi aramistim. Normalde kullanamam dedigi icin akilli telefon almamistik. Ablamlar falan gittiklerinde goruntulu ariyorlar, gorusuyorduk. Simdi ise haliyle kimse ona gitmiyor. Olay patlak vermesinden once dahi, tavsiyelerimize uyup evden cikmayan +65 olur kendileri. Fakat simdi klasik ev telefonuna kaldi gorusmelerimiz ve onun da bizi aramasi uluslaraarasi oldugundan pahalya patliyor. Bizim ucretsiz arama secenegimiz oldugu icin ben ariyorum genelde. Anneee bu gun dilanin dogum gunu al kutla. Anneeee bu gun benim dogum gunum hadi kutla seklinde. Cok komik.

Gunun geri kalani diger gunler gibi gecti. Gecen haftalarda haftada iki kere yaptigimiz market alisverisini 1 e indirdik ve bugun esim gitti. Tabi yine yikama yerlestirme isleri. Bu sefer artik neyi nasil yapacagimi ogrendigimden daha hizli bitirdim. Hayat iste, bize hic ummadigimiz beceriler ogretiyor. Fakat bu aksam arkadaslarimla yaptigimiz online bulusmada, herkesin benim gibi yikamadigini ogrendim. Fakat baskalarinin rahatligi nedense fikrimi degistirmiyor. Ic sesim yika diyor ki bu daha olay bu kadar yayilmadiginda ilk basta aldigim karardi.

Market alisverisini esim yaptigindan, eve sebze meyve al dedigimde, genelde herseyi alip geliyor ve her gidisinde aldigi domatesler yuzunden evde ciddi miktarda domates birikti :)) Neyse ki menemen yapmak aklima geldi, bir de domates cormasi ile stogu biraz erittik. Menemeni nedense unutmusum, hep yaz yemegi olarak kafama sartlandirdigim icin herhalde. Ne iyi geldi...

Gunduz dersler, aktiviteler vs derken aksam ustu icim daraldi ve disari cikmak istedim. Cocuklar gelmek istemedi. Ben de bisikletle kasabada arkadas edindigim agaclari ziyarete gittim. Erik agacinin ciceklerine yetisemedim ama kartopu gibi acan japon kiraz agaci hala tomurcuk halde, haftaya kesin acar, giderim. Yalniz hava feci soguk, sabah araba camlari ve catilar buz tutmustu. Fakat bu pazar gunu 20 derece gosteriyor sicakligi, inanilir gibi degil.

Aksam yemeginden sonra kucuk bir kutlama yaptik yine kendi aramizda. Sonra arkadaslarimla da online kutladim. Sagolsunlar, facebooktan, ozelden, instagramdan yakinlarim da kutladi. Boyle yalniz hissettigin bir donemde hatirlanmak herkes gibi bana da iyi geliyor.

Bu aksam basladigim Anton Cehov,un bir kitabinin giris bolumunde soyle bir cumle vardi:
"Moskova'da bir restoranin muazzam buyuklukteki salonunda oturursun; kimse tanimaz seni ve sen kimseyi tanimazsin ama yine de yabanci hissetmezsin kendini. Burada ise herkesi tanirsin, herkes seni tanir; yine de yabancisindir yabanci... Yabanci ve yalniz"

Bu satirlar beni cok etkiledi. Cogunlukla icinde bulundugum gruplar icinde kendimi yabanci ve yalniz hissederim, turkiyede de dahil. Fakat yabanci hissetmedigim yerler, gruplar, insanlar da var. Ustelik kimileri okyanus otesindeler. Ama iyi ki varlar❤️

Dun bitirdigim su kitap da cok guzeldi. Tavsiye ederim.






31 Mart 2020 Salı

KG 15 KG 16

Mart 31, 2020 2 Comments
Dun aksam cocuklarla uyuya kalinca dunun gunlugunu yazamadim. Son bir kac gundur az uyuyordum,  dun vucudum artik dayanamamis. Fakat iyi uyumama ragmen bugun kendimi daha negatif hissediyorum. En ufak seyde parlamaya hazir bir kivilcim gibiyim.

Once dunu anlatayim zira kendimi o kadar hafif ve neseli hissediyordum ki, gun boyu ig hikayaden bir suru sey paylastim, bu gun ise neredeyse hic canim istemedi. Ig ruh halimden cok etkileniyor. 

Gecen hafta cocuklarin derslerindeki duzensiz program canima tak etmis, bu hafta sabahtan odevler bitecek, sonra ne yaparsaniz yapin diye karar almistim. Bu planimi iki gundur cok iyi uyguladim. Onceki haftalarda biraz bosladigimiz oglani da kampa aldik denebilir. Her gun biraz el calismasi (yazma cizme boyama) yapmasi gerekiyor. Erkeklerin genel tavri herhalde, bu tarz islerden hic hoslanmiyor. Oysa kizim o yasta oglumun yaninda Van Gogh kalirdi :/ Turkiyeden aldigim bazi aktivite kitaplari vardi, onlari kullaniyoruz ama internette de bolca cizgi calismasi icin meteryal var. Onun sinif ogretmenleri de bu hafta bazi calisma kagitlari gonderdi cikti almak icin. Normalde onlara ozel bir program yoktu, gecen hafta veliler ogretmenleri oyle darladilar ki kadincagiz haftalik aktivite listesi hazirlayip bize atmis. Cesitli fikirler sunmus. Oglumun masa basi aktivitesini kizimla ayni zamana denk getirip ikisinin de basinda oturup takip ediyorum. Kizimin da bu surede matematik ve hollandaca ile ilgili gunluk bitirmesi gereken isler oluyor. Oglum nispeten daha az hollandacaya maruz kaldigi icin, gun icinde okultv (https://schooltv.nl) den veya dijital kutuphaneden (https://wepboek.nl/) bir kac video izliyor. Ayrica bazi gunler aktivite kitaplarindan hollandaca kelime eslestirme, hollandaca sorulari okuyup cevaplarini bulma gibi (bunlari ben okuyorum) aktivitelerimiz de var. Daha tam ogrenmedim elbette ama cogunlukla idare edebiliyorum ve sanki tum o hollandaca ogrenme surecim bu gunler icinmis. Bunlardan baska, konusmasin tesvik etmek icin, her gun bir kitabi hollandaca anlatmasini istiyor babasi. Resimleri hollandaca anlatmaya calisiyor, bu surecte ablasi epey yardim ediyor. 



Bu surecten sonra cocuklarin molasi oluyor, bu molada gunluk limitler koydugumuz telefon kullanma ve tv izleme hakkini kullaniyorlar. Ben de o sirada ogle yemegini (tabi bu arada aksam yemegini ve diger tum atistirmaliklari) aradan cikariyorum. Dun bu arada bir de elmali turta yaptim. Unum cok az kaldi ama en son turta yaptigimizda hamuru ikiye ayirmis yarisini dondurucuya koymustum. Tarifi daha once yazmistim ama bu sefer elmalara guzel sekil vermek istedim. Keserken dagitmadan kenara koyunca, sonradan dizmek de cok kolay oluyor.



Onceki yazilarda, ayi avindan bahsetmistim. Dun bu ayilardan olusmus hollanda haritasini gordum. Meger google maps'te evine ayi koyanlar lokasyon isaretliyormus ve cocuklar haritadan hangi sokaklarda oldugunu gorerek ona gore ariyormus. O kadar cok giris yapilmis ki sistem error vermis, biz de yuklemek istedik ama yeni kayit kabul etmiyormus, yapamadik. Hollandalilar cocuklarla ilgili olaylarda inanilmaz sahiplenici, daha once Sinterklaas'in nasil ulusal bir oyun haline geldiginden bahsetmistim.


Ogleden sonraki islerimiz bitince de, kizimla babasi spor yapmak icin bos alana, oglumla ben de ayi avina ciktik. Haritada bizim civarimiz pek dolu gorunmuyordu ama sadece uc sokakta (ki cok uzun sokaklar degiller) 11 tane ayi gorduk :)) Best friendinin sokagindan gecip ona camdan el salladik.





Geldikten sonra biraz youtube'dan spor ve dans, ardindan yemek ve uyku gunu kapattik.

Bu sabah yine benzer basladi, benzer gelisti. Sadece sabah onlara yaptigim degisik kahvaltinin begenilmemesi, zaten olmayan moralimi daha da bozdu. Belli bir sebep yoktu aslinda sadece uyaninca hani, bazen iciniz sikkin hissedersiniz, belki de gordugunuz ruyalardandir. Hatirlamiyorum ama keyifli uyanmamistim. Oglum gunluk resminde lego dunyasi yapmak istemis. Onu yapti, sonra yukarida bahsettigim diger aktiviteler. Sadece ogle arasinda salonu sadece supurdum (yakinda silmistim) ve bir haftadir silmedigim yatak odalarini supurup sildim, ogle yemegi azicik gecikti bu yuzden. Her gun evle ilgili fazla yorucu olmadan isleri kolaylamaya calisiyorum ve bu da cocuklarin molasinda oluyor. 



Bu gunlerde ilk hafta basariyla uyguladigim online programlama dili ogrenme cabalarimi iyice aksatmistim. Bu gun azmedip bir dersi daha bitirdim (9 dersten 4 u bitti) tabi bin kere kesintiye ugradi. Bir de bu gun daha onceden attigim maillerden birine cevap geldi. Biraz tuhaf oldum bu yuzden. Soyle ki, is konusunda umutsuzluga kapildigim bir zamanda (gecen haftaki basvuru-gorusmelerden onceydi), bir web sitesi kesfetmistim. Bu web sitesinde hollanda icinde yeni mezun olmus ogrencilere yonelik internship pozisyonlari listeleniyordu. Yani bu pozisyonlar, tecrubesi olmayan, egitilecek ogrenciler icin. Ben yeni mezun degilim ama bu ulkede tecrubem bir yeni mezun kadar bile olmadigi icin, ilgilendigim bir ilanin insan kaynaklarina durumumu anlatip tavsiye istemis, su pozisyona sansim olur mu diye sormustum. 5 gun icinde gelmesi gereken cevap gelmedi (otomatik mesajda oyle diyordu) ben de tamamen umudumu kesmistim. Bu gun bir ozur mesajiyla birlikte, ilgi cekici bir profilim oldugunu, internship yerine, kendi firmalarinin mevcut acik pozisyonlarindan uygun bulduguma dogrudan basvurmami tavsiye etmis. Kabaca baktim epey de cok pozisyon var. Bu sevindirici bir mesaj belki ama beni uzdu. Neden uzdugunu tam bilmiyorum ama sanirim daha cok ilgi cekici profilimi ve potansiyelimi yillardir bosa harcadigim gerceginin yuzume vurmasiydi. Cocuklari buyutmek kesinlikle yabana atilacak bir is degil ama neden ikisini birden yapmadim ki dusuncesi beni rahatsiz ediyor. Oyle de buyuyeceklerdi boyle de...


Neyse kader kismet diyelim gecelim. Umarim kaderimizde daha cok gunler olur da, pismanliklari da sevincleri de doya doya yasariz.

Saglicakla kalin.







30 Mart 2020 Pazartesi

KG 14

Mart 30, 2020 2 Comments
Bu gunlukleri pazartesi gununden itibaren tutmaya baslamistim ama, o haftasonunu, hattta cocuklari okula gondermedigimiz cuma gununu de sayarsak 17 gundur evdeyiz. Hic gecmeyecek sandigimiz gunler nasil da geciyormus. Umuyorum ki hersey sona erdiginde de ayni hissiyatta olacagiz. Nasil zor geliyordu ama gecti bitti bile !

Bugun sabah uyandigimda telefonun saatine baktim 8'di. Ooo cok uyumusum deyip oglumla asagi indik ki, duvardaki saat 7 yi gosteriyor. Biz uyurken telefonum yaz saati uygulamasina gecmis ve turkiye ile aramiz yeniden bir saate dusmus ne guzel. Bu durum benim icin buyuk fark yaratiyor. Cunku cocuklari uyutup da telefonu elime aldigimda saat 10 olmus oluyor ve ablamlar icin 12 demek bu, ufaktan uyku hazirligi basliyor. Haliyle sohbet etme sansimiz azaliyor. Simdi daha rahat ederiz.

Sabah kizimla oglum arasinda tirmanan gerilim yuzunden (biri sehpada kahvalti etmek ve tv seyretmek istiyor, digeri masada kahvalti etmek ve seyretmek istiyor-bu durumda tv yi azicik cevirmek gerekiyor), oglum sinirlerine hakim olamayip hircin davraninca odasinda yalniz kalmasi cezasini verdim (ki bu gune kadar hic yapmadim). Bir saat kadar uzgun ve aglamis halde yukarda dururken ben asagida kendimi zor durdurdum. Ancak bardagi tasiran son damlaydi ve biraz icsellestirmesi gerekiyordu, sanirim hatasini anladi. Gunun geri kalaninda bu yuzden cok iyi oynadilar.

Ben de bir ara baska odaya kacip dun kaydettigim podcastin icime sinmeyen yerlerinden oturu tamamen silip yeniden kayit yaptim. Kendimle basbasa kalmak, bir seyler uretmek iyi geldi dogrusu. Aksamustu de hollandaca dersim vardi, onu da yapip beynimi fazlasiyla calistirdiktan sonra bitik bir sekilde, yemek-film-uyku hazirligi seklinde gunu kapattik.

Disari cikmayi cok istiyordum ama hava muthis ruzgarliydi, bizim ayi avimiz baska gune kaldi. Tabi artik diger cocuklar bizim evin ayisini da avlayabilecek :))



29 Mart 2020 Pazar

KG 13

Mart 29, 2020 3 Comments
İki haftanın ardından artık gerçekten yavaşlamaya başladığımızı hissediyorum. Delicesine telaşlar olmadan yaşamak ne güzelmiş. Umarım hayat normale döndüğünde yine devam edebiliriz.

Bu günlerde hayatın normale döneceğine dair inancım yeniden geri geldi. Başlangıçtaki dünyanın sonu geldi korkusunda değilim artık. Çindeki sayıların değişmesi (gerçi onların gerçekçi olmadığına dair spekülasyonlar da var), giderek artan corona geçirip atlatanların paylaşımları umut veriyor. Bir de bu ara güneş çok güzel parlıyor.

Geçen gün arka bahçede başladığım temizliği bugün bitirdim. Henüz bahçede oturacak şeyleri çıkarmadık tabi. Önce çitleri boyamak istiyorum. Muhtemelen 15 yıldan fazla zamandır boyanmamış.  Geçen yaz boyamak üzere aldığım boya hazır bekliyor. Bir günde bitirme telaşına girmeden azar azar boyamak istiyorum. Herkes benimle aynı fikirde olacak ki, Corona’nın getirdiği bu yeni düzende, “en çok neye harcama yapılmış?” araştırmasının cevabı hırdavatmış. Herkes evini elden geçirmeyi umuyor anlaşılan.

Bu gün ödevler olmadığı için çocukları biraz serbest bıraktığımda, 4 tane kapıyı arap sabunu ile silip temizledim. Burdaki marketlerde de arap sabunu satılıyor ve muhtemelen bizden falan görülmüş değil. Üstelik kokusu da aynı. Farklı ülkelerde de geçmişten gelen aynı kokulu aynı ürünün olması bana çok acayip geliyor.

Öğle yemeğinden sonra, eşim beni azad etti podcast yapabilmem için. İki gün önce konuyu düşünüp bulmuş, notlar almıştım ama sonuca bağlama aşamasında içime sinmeyen bir şeyler vardı. Tamamen vazgeçip, önceden daha sonra anlatırım diye düşündüğüm ama o  sırada hazırlık yapamadığım konuyu ele aldım. İçerik beni tatmin etti ama teknik kusurlar var. Yine de sil tuşuna basıp yok etmeye gönlüm razı olmadı. Yarım saat konuşma, yarım saat dinleyip edit etme ve 15-20 dakka da paylaşma desek zor bulduğum 1,5 saati tekrar bir araya getirmem çok kolay olmayacaktı çünkü... Dinlenek isterseniz yandaki podcast linkinden hepsine ulaşabilirsiniz.

O iş bittikten sonra akşam yemeği hazırlığı ve sinema keyfi yaptık. Bizim çocuklar sinema konusunda biraz tuhaflar. Oğlumun (5 yaş) hayatı boyunca sinemada veya evde izlediği film sayısı kendi yaşını, kızımın da (8 yaş) onu geçmemiştir. Bunlara film izletemiyoruz. Bir şey açalım diyoruz başlıyorlar çığırtmaya, ay onu istemezmiş de, korkarmış da, bir çığlık kıyamet. Bi dene, bak gör yok. Evde kalışların ilk başladığı haftasonu (iki hafta önce) zorla bir film izletmiştik. Sevdiler sevmesine de bir daha seyredelim mi yok! Bugün yine itirazlar eşliğinde Buz Devri’ni hayatlarında ilk defa seyrettiler. Heyecanlı sahnelerde gerçekten kendilerini kaptırıyorlar. Bebekle ayrılırken kızım ağladı. Fakaaat (nihayet, oh be) çok beğendiler, yarın devamını izlemek istiyorlarmış.

Zaten bir süre ekran vakitleri var, o süreyi güzel filmlere harcasalar daha memnun olacağım.

Hollanda’da rakam on bine neredeyse yaklaştı. Ve ne tuhaf ki iyileşen sayısı sadece 3, günlerdir değişmiyor. Fakat eğride bir miktar düşüş gözlenmeye başladı son 2-3 gündür. Umarım daha iyiye gider.

Bugün evden çıkmadık ama yarın çıkmak istiyorum. Burada çocuklara oyun olması için, insanlar topluca bir iş birliğine girişti. Bazı evler pencerelerine bir oyuncak ayı koyuyorlar ve çocuklar da yürüyüş yaparken bu oyuncak ayıları sayıyorlar veya varsa haritalarında işaretliyorlar vs. Tabi evlerin çoğunun alçak ve bahçeli olması, bu oyunun oynanmasını kolaylaştırıyor. Bu gün çocuklar babasıyla sokağımızdaki parkın zeminine renkli tebeşirlerle resimler yaptılar ama yarın biz de ayı avına çıksak ne güzel olur. ❤️






27 Mart 2020 Cuma

KG 11 ve KG 12

Mart 27, 2020 5 Comments
Ev okulunun ikinci haftasını geride bıraktık ama bu hafta ilkine göre daha zor geçti. Özellikle dersleri yaptırmak konusu. Geçen hafta geri kalmasın hevesle yapan kızım, bu hafta ben milyon kez hadi demeden ve yanına oturmadan yapmaz oldu.  Bunda pazartesi gününün doğum günü olması, ardından hediye olarak aldığımız yeni nintendo oyunlarının gelmesi , hevesle onları oynamak istemeleri (normalde pek sık açmıyorlar, iki haftada bir falan) de etkili olmuş olabilir. Bir de sanıyorum onların da ruh halleri dalgalı. İşte belirsizlik, daha çok vakit var, nasılsa yaparım gevşekliği gibi. Ama bu gün  okulların uzun süre kapalı olacağını, belki de düzgün değerlendirme yapılamayacağını, boş verirse sınıf tekrarı yapmasını isteyebileceklerini falan anlattım kızıma. Günlük programında yaptıkları şeyler (bu arada okulda da onları yapıyorlar), hiç gevşeklik yapmasa ancak bir saatlik iş. Fakat tabi okulda sohbetler, eğitici başka şeyler de yapıyorlar. Evde ders harici eğitici şeyler konusunda, elimizden geleni yapıyoruz ancak elbette ki hollandaca konuşmuyoruz. Bu da uzun vadede, hollandaca konuşan çocuklarla arasında fark oluşturabilir. Haftaya biraz daha disiplinli gitmekte fayda var.

Çocuklar dalton okuluna gidiyor. Galiba diğer okullarda da var tam bilmiyorum ama kızımın haftalık bir programı oluyor. Bu programı kendisi ayarlıyor. Bunlar haricinde haftalık ayrıca çalışma kağıtları da gönderiyor öğretmenleri. Yine mola çalışması diye geçen dinlendirici aktivite, video, el çalışması önerileri veriyorlar. Oğlum ise henüz birinci sınıfta olduğu için, ablası gibi ciddi bir programı yok. Fakat ona da eğitici aktiviteler yaptırmaya uğraşıyorum. Yine onun öğretmenleri de bir çok öneri veriyorlar. Çok yoğun bir whatsapp, mail akışı var. Sadece onları takip etmek (çevir anla ve programla), gerektiğinde geri dönüş yapmak, epey bir zaman alıyor. Dün mesela eğer okul devam etseydi, kızım sınıfta okuduğu kitabın özetini anlatacaktı. Bunun yerine video çektik (3,5 dakikalık videonun çekimi 40 dakika sürdü), gruba attık, youtube yükledik, öğretmenlere gönderdik vs vs.

Bu hafta online derslerimi yapamadım ancak bahçeyle bir saat kadar ilgilenebildim, ki çok iyi hissettirdi. Evde yaptığım işlerde emeğin sonucunu görmek çok kolay olmuyor. Yani yemek yapıyorsun bitiyor, temizlik yapıyorsun pisleniyor ama bahçede yaptığım işler öyle duruyor ve bakınca ve görünce hoşuma gidiyor.

Sanırım artık kabullenme dönemine geçtim, eskisi gibi aşırı korkmuyorum. Bir de evden çıkmayınca birşey olmazmış gibime geliyor. Elbette ki olacağı varsa bir şekilde olur ama bir avuntu mu yoksa beynimin sığındığı bir düşsel oyun mu bilmiyorum. Evde olunca bazen her şeyi bile unutabiliyorum. Ta ki günlük sayıların açıklanmasına kadar.

Hollanda’da resmi karantina yok ama insanlar ciddiye almaya başladı özellikle 1,5 mt mesafe ve maksimum 2-3 kişi sınırlaması geldikten sonra. Bazı videolar çekmişler, amsterdamın en kalabalık yerleri bile bomboş. Hatta sokaklarda zabıtalar geziyormuş, bizim sessiz sakin kasabamızda bile varmış. Başka bir yerde yaşayan arkadaşım ise parkta 5-6 delikanlının basket oynadığını görmüş ama o sırada bir polis de onlara yaklaşmış ayırmak için. Fakat hala anlayamadığım şey, okuldan gelen maillerde de yer alıyor, “yaşlılar yurdundaki yaşlılar yalnız ve umutsuz, onlara mektup yazın, resim yapın, kart atın” çağrısı. Bu gün dayanamayıp gruba yazdım, bence onlar için çok tehlikeli diye. Kimse olumlu veya olumsuz bir cevapta bulunmadı. Tuhaf. Kapıya gelen kargo görevlisi bile kutuyu uzağa bırakıyor, düşünememelerine hayret ediyorum.


Haftada iki sabah bize yakın markete gidiyor eşim ve orda (hollandanın en büyük market zinciri) haftalardır un yok. Son bir paket unumun dörtte biri falan kaldı. Bu gün kalan ekmekleri rondodan geçirip börek yaptım. Bazı yerlerde un varmış diye duyduk ama gidemedik. Onun dışında idare ediyoruz ama çocukların günden güne yemek konusunda sıkıntı çıkarmaları (ya da aman bunun vitaminini de alsınlar diye yaptığım kurmazlıkların geri tepmesi de olabilir tabi bu) beni çok zorluyor. Şunu yaptım bitti, bunu yaptım kalmadı, yap yap anında bitiyor gibi söylemlere huzurunuzda nasıl gıpta ettiğimi de belirtmek isterim. Yesinler diye bin takla atmak çok yorucu.

Market günlerinden sonra öğlene kadar iki saat temizleme ve yerleştirme faslı sürüyor. Nasıl oluyor anlamış değilim😤

Bu haftasonu bir podcast kaydetmeyi umuyorum ve en azından iki online ders yapabilmeyi. Eğer yapamazsam robotlaşmaya gidem bir mutasyona gireceğim sanırım.

Türkiyedeki corona gidişatı çok iç açıcı görünmüyor. Biliyorum mecburi olarak işe gitmesi gerekenler, dışarda olması gerekenler var. Onların işlerini kolaylaştırmak için en azından yapılabilecek şeyleri yapmaya dikkat etmeliyiz. Alışverişleri toplu ve seyrek yapmak, acil olmayan kargo siparişleri vermemek, hastaneleri gereksiz meşgul etmemek, ihtiyacı olanlara yardım etmek gibi daha benim aklıma gelmeyen bir çok şey yapılabilir.

Evde kalın, güvende kalın.






26 Mart 2020 Perşembe

KG9 ve KG10

Mart 26, 2020 2 Comments
Dun aksam cocuklarla sizip kalinca, gunluklerin ikisi de bu gune kaldi. Gunlerin evde gecmesine alismaya basliyoruz sanki. Hava bu hafta acik ve gunesli gorunuyor ama nedense geceleri eksileri goren dusuk sicakliklarda seyrediyor. Bu durumda disarida vakit gecirmek icin asiri bir heves hisstmiyoruz.

Bir onceki gun kizimin dogumgunu sebebiyle sallantiya ugrayan okul programimiz, dun de, kisa surecegini dusundugum el isi calismasinin uzamasiyla iyice aksadi. Fakat bugun azmedip toparladik, tabi ben de bu arada epey gerildim. Aksamustu tek basima cikip kisa bir yuruyus yaptigimda, garip ama nedense hic disariyi ozlemedigimi farkettim. Evde olmaktan memnunum ama hala kisisel zevklerime vakit kalmadigi icin pek de keyifli degil aslinda. Ne bir dizi izliyorum, ne bir hobimi yapabiliyorum. Kisa kisa aralarda elime aldigim kitabimi okumak icin can atiyorum. Soyle azicik uzun vaktim olsa, resim yapma videolari izlesem, biraz kendimi gelistirsem, gecen hafta uc ders yaptigim online derslerime devam edebilsem (hic yapamadim henuz), o kadar cok yapmak isteyip de yapamadigim sey var ki. Neyse saglik olsun, bir baska gun yaparim deyip avunuyorum.

Gecen hafta kizim jimnastik derslerini kendi kendine evde yapmaya calismisti ama tabi ki gercekte oldugu kadar disiplinli degildi. Dun ilk defa araliksiz 2,5 saat suren online calisma yaptilar evden Zoom kullanarak. Simdilik boyle devam edecekler. Yeniden bir duzene girmesinden oturu cok memnunum.

Oglum da kizim da hala evde olmanin tadini cikarma asamasindalar. Henuz sIkIlma belirtisi gostermediler. Hatta bu sabah oglum uyaninca oh bugun okul yooook diye sevindi. O anda oyle komik geldi ki dakikalarca kesintisiz gulduk.

Cocuklarin gunluk programlarını uygulamaya calismak, bir yandan da evin ihtiyaclarini saglamak icin kostururken saatlerin nasil gectigini anlamıyorum. Tabi ki yine hic bir seye yetisemiyorum. Ustelik evde oldugumuz sureci iyi degerlendirmek icin, bazı hedefler koymustum. Mesala artık ciddi bir bakıma ihtiyac duyan bahce citleyini boyamak, dolapları dokup ayıklamak gibi genis zamanlar isteyen isleri yapabilirdim. Ama henuz hic birine firsatim olmadı.

Size de oldu mu bilmem, bu surecin sonunda cevremdeki insanlarla aramizdaki iliskiler degisecek gibi gorunuyor. Gezi zamanında da boyle olmustu. Ozellıkle twitterda goruslerine tahammul edemedigimiz kisileri takipten cıkarıyorduk. Simdiki durumda, hala umursamazlar, bize br sey olmazcılar ve ya onceligini baska seylere verenler gibi, dusuncelerime uymayan, ustelik boylelikle halkın sagligini tehlikeye atanlara karsi ilgim de tahammülüm de azalmaya basliyor. Ve evet onların baskalarına karsı ne kadar hosgorusuz olmaya hakki varsa benim de onlara karsi hosgorusuz olma hakkim var.

Virusun hayatımıza yaptigi / yapacagi olumlu/ olumsuz degisimler uzun sure devam edecekmis gibi gorunuyor. Belki bu yaz yaz tatillerini unutacagiz, belki bir gun hersey normale dondugunde, normal artık bambaska bir forma donusmus olacak. Ama inanıyorum ki her kosulda insanoglu bir yol bulacak.


24 Mart 2020 Salı

KG 8

Mart 24, 2020 12 Comments
Koşturmacalı bir günün ardından, henüz yarım saat olmuş uzanmış oturuyorken, bacaklarımın sızlamalar eşliğinde yazıyorum bu yazıyı. Ne gündü ama!! Duygulardan duygulara savruldum ama şimdi huzurluyum.

Elbette ki corona vakalarının artışı beni mutlu etmiyor. Sadece evde kalınca (hiç çıkmadık), camdan güneş vurunca ve haberlere bakamayınca, sanki eski normal günlerden biriymiş gibi geldi. Eski günler demek ne kadar ironik değil mi? Oysa daha bir hafta önce nispeten daha rahattık, ne çabuk yeni durumu kanıksamak zorunda kaldık. Üstelik bu akşam başbakanın açıklamasına göre, Hollanda’daki bu olağanüstü hal (lock down gelmedi) 1 Haziran’a kadar uzatıldı. 1,5 mt den fazla yaklaşmaya para cezası var. Sanırım para cezası olunca biraz daha dikkatli olacaktır Hollandalı’lar. Okullarla ilgili bir açıklama yapılmadı (tekrar daha sonra yapılacakmış) fakat sanırım o da aynen uzatılacak. 2 aydan fazla bir süre, belki de yaz tatiline kadar.

Doğrusu ben bunu bekliyordum. Çocukların evde kalmasının, onların ve bizim üzerimizdeki etkisi çok olacaktır ancak bu duruma da alışırız, elimizden geleni yaparız diye düşünüyorum. Yeter ki sağlık olsun, geçsin bitsin.

Bu gün güzel kızımın doğum günüydü. Önceden sabah nasıl uyandırılmak istediğini söyledi ( anası kılıklı). Ondan önce uyanacakmışım (genelde hep o önce uyanır), kalp şeklinde krep yapacakmışım, portakal suyu ve mum ile tepsiyle yatağına getirip, şarkı söyleyerek uyandıracakmışım. Aman geç kalmayayım diye doğru dürüst uyuyamadım, akşam da zaten geç yatmıştım. Neyse ki herşeyi eksiksiz yapabildim de güne kaprisle başlamadık :))

Kahvaltıdan sonra eşim markete gitti yine. Hala bazı ürünler yok. Önceden stoklayamadığım için un, bulgur falan evde çok az kaldı, markette de hiç yok. Geçen hafta iki gün markete gitmiştik yetti, bu hafta da o kadar olur zannedersem. Yalnız market sonrası yıkanmalı mı bir kaç saat havalansa yeter mi konusunda hala tüm şüphelerimi gideremediğim için (çok fazla bilgi var hangisi doğru araştıramadım) yine en derin önlemleri aldım. Her şeyi yıkadım :/

Ve sonra telefon çaldı. Kızımın sınıf öğretmeni doğum gününü kutlamak için aradı. Çok şaşırdım beklemiyordum. Sonra okul müdürü aradı, hem beni tebrik etti hem de birebir onunla konuştu. Ardından bir sürü sınıf arkadaşı videolu, sesli mesajlar attılar, kimi görüntülü aradı konuştular, gün boyunca o kadar çok arayan oldu ki hepsine utangaç bir mutlulukla karşılık verdi. Yine whatsapp üzerinden yaptığı keman dersinde keman hocası ona özel doğum günü şarkısı çaldı. Ben instagramdan gelen mesajları okudum, sürekli ilgi görmekten öyle mest oldu ki, ben de onu böyle görünce gizli gizli ağladım. Evet okul grubuna mesaj atıp rica etmiştim ama herkes göndermedi, kimi mesajlar çok komikti çok kikirdedi. Yani diğer çocuklar için de güzel bir amaç oldu sanıyorum. Akşam yemeğinden sonra dondurma pastamızı üfledik, geleneksel video kaydımızı aldık ve günü bitirdik.

Dün bahsettiğim iş görüşmesi tam öğle saatindeydi. O saati özellikle seçtik çünkü eşim işe ara verip çocukları oyalayabilirdi. Görüşmeye kadar müthiş heyecanlıydım. Bana email ile bir link atmışlardı, söylenen saatte o linkten arama tuşuna basacaktım. Bilgisayar başında olacağım için belki video call olur diye ciddi giyindim, makyaj falan yaptım ama sadece sesli konuşma oldu. Tabi her şey sorunsuz başladı mı derseniz, tabi ki hayır. Bilgisayardan yaptığım aramada telefon 3 dakika boyunca çaldı ama kimse açmadı. O sırada telefonuma bir arama geldi, ancak kulaklığım yanımda yok. Hemen diğer odalara koştum bulmak için ortada yok, nasıl deli gibi koşuyorum anlatamam. Sonra eşiminkini buldum geri aradım, bilgisayarda sorun olmuş telefondan konuşacakmışız, okey. 

Eşim dün demişti ki bak öğle saatini seçtik bu kesin ingiltereden arayacak (aramızda bir saat fark var), yok yaa dedim hollanda firması, burdan ararlar. Ve dediği çıktı. İngiltereden gayet ingiliz aksanlı bir bayanla, bazı şeyleri tekrar sormak zorunda kalarak görüşme yaptım 🥴 Sanırım genel olarak kötü değildi ama başka aşamalar da olabilir, negatif mi pozitif mi olur zamanla göreceğiz. Zaten bu şartlar altında sağlıklı düşünemiyorum. Hayırlısı neyse o olsun.

Fakat görüşmeden sonra çok rahatladım. Bir de şunu farkettim. Yani şu anda hayatımız karman çorman rutinlerimiz bozuk yarın ne olacağı belli değil ama, bir işe girişince ve yapmaya mecbur kalınca, bir şekilde olduruyor, gereğini yapıyorsun. Asıl mesele dört elle sarılacak hedefler bulmakta. İşte bu karantina günlerinden bizi sağlıklı bir akılla çıkaracak olan da koyduğumuz hedefleri gerçekleştirme arzusu. Benim ailemin sağlıklı ve mutlu şekilde süreci atlatması en birinci hedefim ancak uzun vadede dünyaya katkı sağlamak, biraz para kazanıp zeytinlik içinde  bir bağ evine sahip olmak gibi hayallerim de var. 

Umarım hepimiz hedeflerimizde başarılı oluruz🙏🏼





23 Mart 2020 Pazartesi

KG 7

Mart 23, 2020 6 Comments
Corona günlerindeki psikolojim de hastalığın kendisine benziyor. Hastalığı geçirenlerin dediğine göre, tam iyileşmiş olduğunu düşündüğün an şikayetler tekrardan başlıyormuş. İşte ben de artık kabullenmeye geçtiğimi sanıyorken bu sabah duyarsız insanların tavırlarından tekrar öfke aşamasına  döndüm. Gün boyunca öfkem hiç bitmedi, hatta öfkenin verdiği enerjiyle bütün camları sildim, evi baştan aşağı temizledim, bir sürü şey yaptım ama şimdi hala (saat 12’ye 12 var) öfkem azalmış değil. Fakat şimdi şunu düşünüyorum, belki de bir kaybın ardından gelen yasın beş evresini buna uyarlamak söz konusu değil. Çünkü kaybın ardından geçen zamanın iyileştirici etkisi varken, bu salgın konusunda zaman tam ters etki yapıyor. Zaman geçtikçe sayılar, ölümler, hastalığa yakalanan tanıdıkların sayısı, hastalıkla ilgili her türlü medya günden güne artıyor, hiç azalmıyor. Dolayısıyla duygularımızı akışa bırakamadan körükleyen bir sürü ek faktör var. Haliyle bir ileri iki geri gidip geliyoruz.

Bu gün ilk defa corona’dan bir kaybın acısını yaşadım. Hollanda’da yaşayan bir arkadaşımızın annesi (kanser tedavisi de görüyormuş ama) corona nedeniyle 12 saat içinde can vermiş. Hastane kabul etmemiş, eve göndermiş ve evde ölmüş. Üstelik arkadaşımız olan adam, ateşi olduğu halde, 39 dereceden düşük diye test yapılmamış. Kalbim acıyor.

Öfkemi açıkça dışarı vuramıyorum ama gün boyu beynim corona marşını söyleyip durdu. Denk gelmişsinizdir sizde (korona marşı yazarsanız çıkacaktır), en sevdiğim yeri “ makarna yiyelim fasulye yiyelim ulan yarasa yenir mi”!!!

Bu gün çocuklarla çok fazla ilgilenemedim temizlik ve bitmeyen işler sebebiyle ama kızımın yarın doğum günü diye, benden istediği krem karemeli yapmak için giriştiğim iki denemede de karemeli yapmayı başaramadım. Birinde şeker ağdaya dönüştü, diğerinde yeniden kristalize oldu, pes ettim. Zaten evde çok az şekerim vardı😤 Tabi ruh halimin bu fiyaskoda etkisi olduğuna da şüphem yok.

Dün deniz kenarına gitmiştik, dikkatli davrandık ve çok kalabalık değildi. Her halde bazı yerler kalabalık olmuş olacak ki, bu gün plajlara da girişi kapatmışlar. Yine amsterdam ormanındaki japon bahçesinde sakura zamanı şimdi, oraya da barikat kurup sıra sıra içeri almışlar. Görünen o ki artık doğal alanlar bile engellenecek ne acı. Keşke insanlar daha bilinli davransalar.

Bu günün bir diğer gelişmesi de, geçen gün bahsettiğim iş hakkında. Bana online iş görüşmesi için bir davet  linki gönderip gün ve saati seçmemi istemişlerdi. Bugün girdim baktım sadece pazartesi opsiyonu var 🤬 Mecburen yarın için bir saat seçtim ama kendimi hiç mi hiç hazır hissetmiyorum.  Yazıyı bitirdikten sonra kafamda bir kaç şey düşünmem lazım.

Neden öncesinde düşünmedin derseniz, yarın doğum günü kızına sürpriz olsun diye evi süsledim, balon vs şişirdim yeni bitti. Hiç özel alışveriş yapamadım evde ne varsa onlarla süsledim, umarım sever.

Çocukların ruh hallerini biraz daha dengeledik çok şükür 🙏🏼 Artık bir gün kızımla bir gün oğlumla (diğer kişi de babayla) olacak şekilde uyutuyoruz. Şimdilik hallerinden memnunlar.

Bu gün neredeyse hiç fotoğraf çekemedim, sadece biraz önce şunu çektim bitirince.

İyi ki doğdun meleğim❤️


22 Mart 2020 Pazar

KG 6

Mart 22, 2020 6 Comments
Dünkü yazımda kendini açıkça belli eden aksi ve depresif halim bugün kendini biraz daha ılımlı olarak ortaya çıkardı. Dün akşam geç saatlerde instagramda bir gönderi yapmış ve aşağıdaki satırları yazmıştım.


Geçtiğimiz yaz, babamı kaybettikten sonra “yasın beş evresi” sürecini birebir yaşamış biri olarak, Corona virüs şokunun ardında geçirdiğimiz sürecin de buna oldukça uyduğu dikkatimi çekti. Sonuçta ikisi de insanı şoke eden gelişmeler. Bu süreç şöyle gelişiyor: “İnkâr, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenme.” Sizden daha önce bu şok dalgasının etkisine girdiğim için( Hollanda’da ilk vaka 27 şubattaydı), şu an depresyon ile kabullenme safhası arasında gidip geliyorum. Gördüğüm kadarıyla Türkiye’deki insanların çoğu, benim ilk haftalarda olduğum gibi inkar ve öfke safhasındalar. Kimi bir şey olmaz diyerek sokaklarda geziyor ve ya gün boyunca konudan uzak kalmaya çalışarak inkar ediyor; kimi de (inkar kısmını atlamış olanlar), başta Çinlilere, sonra devlete, sonra evde oturmayanlara kızıyor da kızıyor. Kızmayın demiyorum, haklısınız ve yaşanmazsa diğer aşama gelmeyecek. Ancak diğer aşamaları da bilelim ki baştan kabul edelim. Önce kimseyi ve virüsü kontrol edemediğimiz için isyan ve çatışma başlayacak, bu depresyona sebep olacak. Diğer yandan Allah’ın takdiri olduğunu söyleyecek ama bunu rahat bir gönülle tam teslimiyetle kabul etmekte zorlanacağız (tabi bunun süresi kişiden kişiye değişebilir). Tam teslimiyet ve kabul edememe arasında gidip geleceğiz. Ve belki aylar sonra tamamen kabulleneceğiz. 

Sanırım yavaş yavaş kabullenme evresine geçiyorum. Çocuklarım henüz çok ufak olduğu için, onları kaybetme veya onların bizi kaybetme korkusunu çok yoğun hissediyorum. Belki büyümüş olsalardı bu kadar yoğun hissetmezdim. Ama her korku duyduğumda kendime şunu hatırlatıyorum “onlar bize zaten emanet, benim koruyabileceğimden çok daha güçlü bir koruyucu zaten var, tek yapabileceğim ona güvenmek, o her koşulda en hayırlısına vesile olacaktır. Şüphen olmasın”!!

Yine de hiç kolay değil...

Bu sabah uyandığımızda serin ama tamamen güneşli bir hava karşıladı bizi. Biraz dışarı çıkmaya karar verdik. Önce büyük bir şehir parkında yürüyüş yaptık, sonra okyanus kenarında biraz dolandık. Baharın ilk gününe bir çok ağaç çiçek hazırlık yapmış, doğayı süslemişler. Çocuklar bol bol koştu zıpladı. Epey de yoruldular. Gittiğimiz yerlerde bizim gibi gezen başka aileler de vardı. Genelde sosyal izolasyona dikkat ediyorlar, kimse kimseye yaklaşmıyordu. Fakat önemsemiyormuş gibi görünen birkaç grup da vardı. Mesela biz hiç banklara oturmuyor, çocukları oyun parklarına (salıncak kaydırakvs) sokmuyoruz. Ne yazık ki bunları yapanlar da vardı. Yine de çoğunluk dikkatli göründü gözüme.

Dönüş yolunda ise, internette şu görsel (aşağıda foto 2) çıktı karşıma. Düşündüğüm gibi oldukça benzer aşamaları varmış bu sürecin.

Sonra eve gelip, çocukları yıkama, yemek hazırlığı ve yemekten sonra ablamlarla 4’lü görüntülü görüşme yaptık. Önceden pek denememiştik, şu corona yalnızlıklarında ilaç gibi geliyor.

Hollanda’daki ve Türkiye’deki vaka sayıları yine arttı. Hollanda 3631, Türkiye 947 pozitif hastaya sahip. O kadar evde kalıyoruz sayıların artışı yine endişe verici boyutlarda diye düşünürken sabah kafama dank etti. Bugün çıkan hastalar biz daha evde oturmaya başlamadan önce enfekte olmuş kişiler. Ortalama 15 gün kuluçka süreci dersek, belki 15 gün evde oturduktan sonra sayılarda bir fark ortaya çıkacak. O farktan sosyal izolasyona uyulmuş mu uyulmamış mı belli olacak. Türkiyede’de aynı durum geçerli şu an için (aynı anda okullar kapandı), üstelik hollanda okul kapatma kararını, vakanın ülkeye girip yayılmasından 18 gün sonra aldı. Oysa türkiye daha erken davrandı. Yine de umreden gelenlere yeterli önlem alınmaması bu erken tedbir avantajını bozuyor.

Bir de sabah şu haritayı gördüm (foto 4) Burada dünyanın farklı yerlerinin farklı renkle gösterilmesinin nedeni, corona virüsünün uğradığı farklı mutasyonları temsil etmek içinmiş. Haritaya göre, çinde, avrupada, amerikada görülen türler birbirinden hep farklı (mutasyona uğramış) ve dolayısıyla etkileri ve tedavi yöntemleri (aşıları) de farklı olabilir. Her mutasyon geçiren virüs biraz daha güçlü ve hasar verici oluyormuş diye yorum yapılmış ama doğruluğundan emin değilim. İşin en sinir bozucu yanı ise, hastalık tüm dünyada bitse bile, mesela amerika mutasyonu olan virüs, başka ülkelere gidip yeniden salgın başlatabilirmiş (ve bu her tür için geçerli) :(

Bu mübarek geceden bol şifa isteyelim. İyi kandiller.