17 Şubat 2016 Çarşamba

Nova'ya Mektuplar: 13. Ay


Canım oğlum, 
Artık aylık gelişim değil de ablana yaptığım gibi mektuplar yazacağım sana da. Fakat tabi ki önemli notları eklemem lazım, sonra unutuyorum. Mesela yaş gününden 3-4 gün aonra çıkan ilk azıların gibi. Birer gün arayla üst azıları patlattın. Ve son iki gündür de alttakiler çıktı çıkacak. Gerçi ben bu mektubu 4 gün gecikmeli yazdığım için, bunlar diğer ayın konusu olmuş oluyor.

Bu mektupta sevdiğin şeylerden bahsetmek istiyorum. En çok tabi ki yürğmek, koşmak ve karıştırmak. Tv ünitesinin en tepesinde bulunan müzikçaları kurcalamak istiyorsun ve ben seni sık sık yukarda tutuyorum bunun için. Düğmelerini açmayı kapamayı, cd sürücüsünü çıkarıp kapamayı falan çoktan öğrendin :)

Bu ay kitaplara düşkünlüğün arttı. Ablanla daha erken aylarda kitap okumaya başlamıştık ama senin önce yürümen gerekiyordu. Yürümeyi iyice geliştirip, tüm hevesini ve merakını giderdikten sonra artık oturmalı oyunlara daha çok katılır oldun. Ha sahi bir de bir türlü beceremediğin emeklemeyi söktün bu ay. Yürüyen çocuğun ihtiyacı yok dite düşünülebilir ama hayır, masa altına giremiyordun mesela. Şimdi o da oldu ;)) Ayrıca kendi etrafında dönme, arkana bakmadan geri geri yürüme, merdivenleri tırmanma çalışmaları yaptın bol bol.

Tatlı yiyecekleri seviyorsun, bir de salatayı. Neredeyse hiç salata yemeyen ablandan sonra buna çok şaşırdığımı itiraf ediyorum. Çok ama çok memnun oldum. Fakat galiba bir yaşından sonra senin de yiyecek seçme dönemin başladı. Önceden yediklerinin bazılarını yemez oldun. Gerçi sebebini anlamak zor, sevmediğin için mi, o sırada canın istemediği için mi yoksa dişlerin acıdığı için mi? Zamanla anlarız.

Kuşlar, ördekler, köpekler en sevdiğin hayvanlar. Ah bir de kediler tabi. Gerçi burda kedi göremiyoruz pek ama bu sabah kitaptaki kediye sarıldın.

Bir de inadın başladı artık. Daha doğrusu inadına eşlik eden fiziksel gücün arttı. Bir konuda engellemek için kucağıma aldığımda öyle bir sallanıyorsun ki kucağımda zaptedemiyorum, bir keresinde de bisiklete oturttuğumda neredeyse bisikleti devirecektin sallanmaktan. Markette yürüyor isen öyle bir kaçıyorsun ki seni yakalamaktan alacağım şeye bakamıyorum. Ayrıca bizim evin en hızlı dağıtıcısı ünvanı sende. Kaşla göz arasında kalemler, oyuncaklar saçılıyor, bazı oyuncaklar çöpe atılıyor ve ben yetişemiyorum. Dağınıklık neyse de, paldır küldür koşarken önüne bakmayıp takılıyorsun. Sonra da gelsin patlak dudaklar gitsin ciyaklamaklar, oh ne ala :/

Yalnız bütün yorgunluğumu alan birşey var ki bu ay yapmaya başladın, boynuma sımsıkı dolayıp kollarını sarılıyorsun. Ve ben de seni kokluyor öpüyor sevmelere doyamıyorum. 

Annen
Amsterdam


0 yıldız parladı. Sen de GeCe'yi aydınlat.: