31 Ocak 2019 Perşembe

30/1019 Hollanda'da Alisveris

Ocak 31, 2019 6 Comments

Yeni bir ulkeye tasindiginizda resmen damdan dusmuse donersiniz. Kendi ulkende gozun kapali yaptigin en basit ihtiyaclarin alisverisinde bile buyuk caba harcaman gerekir. Eger ayrica ulkenin dili bilmedigin bir dil ise, oncesinde o dildeki karsiligini, sonra hangi marka olmali, sonra da nereden almali sorularinin yanitlarini bulmak gerekiyor. Biz de vakti zamaninda bolca cebellestik bu sorularla. Simdi nispeten oturdu fakat ozellikle de cocuklar buyudukce, degisen ihtiyaclarindan oturu, yuz yuze kaldigimiz yenilikler hala mevcut. Ancak simdi en azindan artik nasil yapacagimizi biliyoruz.


Bu yazida bir ornek uzerinden gidecegim. Tum alisverisler icin bu yollari kullanabilirsiniz.


Yakinda oglum judo derslerine başlayacak insallah. Ona bir judo kiyafeti almamiz lazim. Yapacagim ilk is hollandaca karsiligini bulup ikinci el sitelerinde aratmak. En populeri ve en cok kullandigimiz marktplaats.nl  https://www.marktplaats.nl/

Ikinci el alisveris Hollanda'da cok yaygin. Ustelik bunu eski yipranmis urunlerin satilmasi gibi dusunmeyin. Hollanda'da cop atma sistemi epey karisik. Aklina gelen herseyi cope atamiyorsun. Oysa degistirmek istedigin, kucuk kalan veya artik ihtiyacin olmayan seyler olabiliyor ve onları oylece cope atamiyorsun. Ilgili yerlere ulastirmak ise cok zaman, emek ve hatta para istiyor. Bu yüzden cuzi miktara satmak daha kolay, sonucta kapindan gelinip aliniyor. Diğer yandan al bunu sen kullan diye birine veremiyorsun. Boyle bir aliskanlik, yaklasim yok insanlarda. Dolayisiyla ikinci el sitelerinde oyle seyler oluyor ki, agzim acik kaliyor bazen. Ozellikle ev esyalarini yok pahasina bulabiliyorsun. Bebek yataklari, dolaplar, bebek arabalari, buyuk bas diyebilecegimiz tum bebek ve cocuk esyalari bu sitelerden cok ucuza saglanabilir. Cunku ozellikle buyuk boy esyalari tasimak icin alicinin ayrica bir arac kiralamasi gerekiyor. O aracin masrafi, yola parasi da gozonune alınınca, satıcının onu elden cıkarabilmesi icin cok ucuz olmasi gerekiyor.

Diyelim ki orada bulamadim ve sifir alacagim. Yine markplaats bana sonuclari verirken, kullanilmamis yeni urunler satan magazalari da reklam olarak sunar. Bunlar genelde en hesapli satan yerlerdir. Onlara goz atmakta fayda var.

Ikinci bakmam gereken site bol.com https://www.bol.com/nl/
Ayni aramayi orada yaparim. Bu site farkli markaların urunlerini satan cok cok zengin bir site. Ayni urunun fiyat kalite karsilastirmasini buradan yapiyorum. Mesela gecenlerde bir arkadasim, esine hediye olarak iyi bir eldiven almak istedigini soylemisti (bisiklet surerken cok soguk oluyor) fakat ne cesitler var, eldivenlerde ne tur yenilikler var (isiticili olanlar bile var mesela) bunlari arastirmak cok zor. Dedim bol.com a yaz tum opsiyonlar cikacak. Sonra sectigin markayi ozellikle ara.

Ucuncu adim sectigim marka/ model/ ozellik uzerinden en hesaplisini bulmak. Bunun icin de beslist.nl en ideali. Aradığım urunun satildigi siteleri listeliyor ve ucuz veya kampanyali olani bulabiliyorsun. Doğrudan link bağlantısı da var ilgili siteye. Kolayca satın alınabilir. Diğer yandan diyelim ki online alışveriş yapmak istemiyorum ve mağazaya gideceğim. Ama hangi mağazada var? Buradan yönlendirildiğim sitede ürün satış mağazaları da listelenir, artık ne aradığımı bildiğim için o mağazaya gidip almak kolay.

Bu siteler gıda hariç, aklınıza gelen herşey için kullanılabilir.


Bunlardan başka fırsat siteleri de var biliyorsunuz. Hollanda için en yaygın olanı socialdeal.nl ve groupon.nl Çok fazla kullanmıyorum ama ayda bir kız arkadaşlarımla gittiğimiz spa paketlerini oradan alıyoruz ve ara sıra restoran kampanyalarını kullanıyoruz.

Bir başka yazıda da çocuk etkinliklerini nasıl buluyor ve planlıyoruz konusuna değineceğim.

28 Ocak 2019 Pazartesi

28/2019 Pop Kek

Ocak 28, 2019 5 Comments

Haftasonundan beri çok hastayım. Kafam saman gibi olunca, günlük yazılarım aksadı. Bu yüzden bugün yazı listemden nispeten kolay bir tanesini seçtim.

Bunu instagramda paylaşmıştım, belki bir çok kişi de zaten biliyordur ama bloğumda da yer alsın.

Zira özellikle tadı ıslak kek gibi olduğu için, ben normal kekten daha fazla seviyorum.

Kek yaptınız ama kabarmadı mı? Veya şekeri az geldi, veya üstü yandı, yarısı pişti yarısı hamur kaldı, ya da kalıptan çıkarken parçalandı... Her ne olduysa oldu diyelim ki olmadı. İşte o kekin iyi durumda olan kısmını rondodan geçir, istersen içine öğütülmüş ceviz / fındık kat. İster sütle, ister krem şanti, tadı az ise bal veya reçelle veya erimiş çikolata ile, ister elma rendele ister havuç ekle bu karışımı elinle güzelce yoğur. Minik toplar yap, çikolataya veya Hindistan cevizine bula, süsle püsle. Karşınızda nefis mi nefis CAKEPOP ❤️

Not: hazır kekleri de kullanarak yapabilirsiniz. Hep bahsettiğim Taylandlı arkadaşlarımdan biri görsel olarak şahane kek poplar yapıyor. İç malzemesini nasıl yaptığını sorduk marketten alıyormuş. E dedik evde de yapılıyor biliyor musun? Hayır hiç bilmiyormuş, ona workshopta öyle öğretmemişler 😅

Neyse efendim özellikle çocuk partilerine çok iyi oluyor, çocuklar bayılıyor.




25 Ocak 2019 Cuma

25/2019 Beyin

Ocak 25, 2019 9 Comments
Beyinle ilgili anlaması güç pek çok olay var ama her yoga dersinde bunu yazmalıyım dediğim fakat sonrasında unuttuğum konuyu yazmak istiyorum bugün.

Aslında beynin yapabildiği her şey hayret verici elbette ancak yaş aldıkça, gördükçe sıradanlaşıyor bizim için. Arada sırada böyle çok kullanmadığımız işlevleriyle yüzleşince şaşırıyorum ben de. Bunların ilki, hiç unutmam yıllaaar yıllar önce Uludağ’da ilk kayak dersi aldığımda olmuştu. Hoca demişti ki, kayarken tam hangi noktaya gitmek istiyorsan gözlerini oraya odakla. Beynin vücudunun geri kalanını halledecek. Ve bingo!! Gözümü diktiğim yere hiç nasıl yapacağımı düşünmeden kayardım. Özellikle kalabalıkta çarpmamak için bile işe yarıyordu.

Sanırım bunu bilen de fazla kişi yok, ondan sonra kimseden duymadım çünkü. Ta ki geçen bahara dek. Biliyorsunuz ehliyet için bir sürü ders almıştım iki farklı hocadan. İlk hocam şeridimi taşmadan sürmem için uyarırdı ama illa ki kayardım. Onla hiç düzeltemedim. Sonradan değiştirdiğim diğer hoca, kayak hocasıyla benzer şeyler söyledi. Arabanın burnuna değil, karşıya bak. Beynin ellerini komuta edecek ve seni oraya götürecek. Park ederken bile park alanına değil uzaklara bakıyordum ve zınk diye doğru yerde duruyordum.

Diyelim kıvrımlı bir otobandasınız ama gözünüzün gördüğü en uzak noktaya odaklanınca, o kıvrımları el kendiliğinden direksiyonu döndürüp geçirtiyor. Çok çok hayret bişey. Yine diyelim uzaklara bakıyorsun ve önündeki araba duracak, frene basıyor, kırmızı ışıkları yanıyor. Gözün öndeki arabaya odaklanmadığı halde onu beyin görüyor ve eyleme döküyormuş. Her seferinde gerçekten de öyle oldu.

Kendisi de göstermişti. Kağıda iki nokta koymuş ve kalemle birleştirmeye çalışmıştı. Eğer kalemin ucuna bakarak çizerseniz çizgi düz olmuyor ve noktaya ulaşamıyor. Fakat elinize bakmadan gideceği noktaya bakarak çizerseniz çizgi mükemmel oluyor. Araba da böyle demişti.

Neyse bu bilgileri hayatıma katıp zenginleştirdim ama tabi ki öğrenecek bilgiler hiç bitmiyor. Geçen akşam yoga dersinde (ki genelde çok yorgun oluyorum tüm vücudum kasılmış oluyor öncesinde), bir pozu yaparken hoca yanıma gelip düzeltmeye çalıştı. Kollar havada olan bir pozdu ve omuzlarımı tutup onları gevşek bırakmamı söyledi. Kollarım havada iken nasıl omuz kasılmasın, hayret birşey dedim içimden tabi ama ona olmuyor dedim. Şimdi dedi omuzların için derin bir nefes al ve hoop omuzlar indi. Ben şok.

Sonra bunu vücudumun başka yerleri için kullandım. Bacağım mı ağrıyor, nefes alıp içimden bu sizin için diyorum, bir yerim mi kasıldı, al bu nefes sana geliyor diyorum ve canım vücudum çok söz dinliyor.

Sizin de var mı benzer deneyimleriniz? Öğrenmeyi çok isterim.

23 Ocak 2019 Çarşamba

23/2019 Yılın İlk Karı

Ocak 23, 2019 1 Comments
Dün sabah saatlerinde kar yağışı başladı ve tüm gün yağdı. Öğlen oğlumu okula almaya gittiğimde (bu hafta da biraz erken alıyorum) diğer çocukların bahçede oynama saatiydi. Kar soğuk demeden bahçede oynuyorlardı. Eyvah dedi içimdeki anne acaba bizimkiler de çıktı mı? Belki çıkmamıştır zira çok aşırı yağmurlu havada çıkarmıyorlar. Sınıfa bir girdim kafa ıpıslak, evet oynamışlar.

Doğrusu soğuktur üşür oynamasın annelerinden değilim ancak 4 yaşındaki çocuk doğru düzgün eldivenini takamıyor, şapkasını boşveriyor, bazen fermuarını çekemiyor. Nitekim bahçeye girdiğimde diğer sınıftan bir ufak kız eldivenlerini takmamı istedi. Taktım ama zaten ilk çıkışları değil diye o eldivenler ıpıslak. Öyle ıslak ıslak giydi napsın. Bir kere hiç unutmuyorum kızımın sınıfında bir arkadaşı çok üşüyorum diye yanıma gelmişti. O zaman öğle saatinde öğretmen yemek yerken bahçede çocuklara göz kulak olma sırası bendeydi (her gün bir veli duruyor). Bir baktım ki ne göreyim sırılsıklam çoraplar, muhtemelen sabahtan beri öyle ıslak dolaşıyor. Hemen çıkardım, yedek dolabından aldım değiştirdim falan.

Ay ne yazacaktım konu nereye geldi. Fotoğrafta görüldüğü gibi (köprünün altı ve arkası) büyük bir göl. Tamamen buz tutmuş durumda, hatta dün benim çocuklar üstünde biraz yürüdüler. Ve tabi onları tutan ve cesaretlendiren ben oldum. İçimde her daim yaramaz bir çocuk var.

Okuldan sonra biraz dinlendiler ve dışarı çıktık. Tabi güzelce giydirdim. Ufacık bir yapay tepemiz var evin yakınında (malum tüm ülke dümdüz) iki poşet alıp oraya götürdüm. Birkaç çocuk kızakla kayıyor şu ahşap klasik kızaklardan ama poşetle kayan yok. Şaşkın bakışlar eşliğinde önce kendim kayıp bir güzel yol yaptım, sonra da çocukları saldım. Anacım benimkiler de bilmiyor hiç görmemiş, anne bu poşeti napıcaz, kar mı toplucaz diyorlar. Bir iki denemeden sonra öğrendiler, kıkır kıkır güldüler. Kızaklı çocuklar bile o kadar iyi kayamıyorlardı.

Kat kat giyin soyun olmasa, evin içi şapkalar bereler dolmasa kış güzel şey aslında. Kurut kaldır topla iflahım kesildi vallahi. Kar bugün de  hala var, dolayısıyla mesaim devam edecek. Tek eksiğimiz soba   Ve yanında oturmak için minderi. Sobamız yok ama dün çocuklar okuldan geldiğinde ısınsınlar diye kaloriferin önüne bebek yatağını koyup minderlerle bir alan yaptım. Öyle sevdiler ki bugün yine istediler (akşam kaldırmıştım). Sonuç :)




22 Ocak 2019 Salı

21/2019 Diyet Listem

Ocak 22, 2019 4 Comments

Daha önce bu yazımda diyetimden bahsettiğimde, beslenme şeklimi merak eden yorumlar almıştım. Bu yazıda ne yedim nasıl yedim topluca anlatmak istiyorum.

Saatler: 
O yazıda söylediğim gibi sık yediğim zaman metabolizmam çalışmaya başlamış ve açlığımı yeniden duyumsar olmuştum. Diyet listemde üç ana üç ara öğün var ve bunların saatlerini belirleyen yine açlık hissim. Fakat düzene girdikten sonra 2-3 saatte bir sinyal geliyor zaten midemden ve ben o uyarı gelince yiyorum. Bu yüzden diyetimin birinci rahat kısmı saatlerinin esnekliği. Tek dikkat etmem gereken son ara öğünüm uyumadan 2 saat önce olmalı.

Su: Günde en az 2,5 litre su. Bunun 1 litresi bazı haftalarda detoks suyu şeklindeydi. Bol bol tuvalete gitmek anlamına geliyor ama benim vücudumun su içmeyince, su tuttuğunu defalarca test ettik. Vücuttaki ödemi atmak için en iyi yöntem su içmek. Su içmediğimizde vücut su depolamaya başlıyormuş.



Detoks suları değişik şekillerde hazırladık. Hepsinin ortak noktası 1 bardak yeşil çayı, üzerine su ilave edip 1 litreye tamamlamak ve mevsim meyveleriyle tatlandırmak. Zencefil, taze nane, biberiye yaprakları, bazen elma, bazen portakal bazen ananas dilimleri. Yeşil çayı sevmediğim için bu sular yerine normal suyu içmeyi tercih ettim ve detoks sularını çok düzenli tüketemedim.

Ama geçtiğimiz hafta yeni gelen bir detoks suyu tarifini çok beğendim ve onu içiyorum. Ananas kabuklarını soyup bir litreden biraz fazla su içinde kaynatıyoruz ve soğuyunca o süzüp bir litre suyu gün içinde tüketiyoruz. Gerçekten çok iyi bir ödem atıcı.

Her gün değişik menü içeren haftalık liste. Çocuklarla çok yoğun bir günlük rutinimiz var. Bu yoğunlukta kendime diyet yemekleri nasıl pişiririm endişesini ben de yaşamadım değil. Fakat listem haftalık olunca günleri yer değiştirebiliyor, öğle ve akşam öğünlerini evdeki diğer yemeklere uygun olacak şekilde değiştiriyorum. Bundan başka nispeten kolay seçenekler verdi diyetisyenim. Bu da benim için diyeti sürdürmeme yardımcı oldu.

Her gün değişik olması çok önemliymiş. Vücudu şaşırtmak amacıyla, özellikle kahvaltılarda (ki Türk kahvaltıları klasiktir neredeyse her sabah aynıdır) hep değişik şeyler yedim.

Kahvaltılar: Kahvaltıyı birkaç farklı grup olarak özetleyebilirim.
- süt veya yoğurt ile hazırlanmış yulaf, tatlandırıcı olarak meyve (elma, kivi) tarçın
- 2 adet wasa, üzerine lor peyniri, dereotu salatalık (veya avokado)
- kahvaltı salatası (maydanoz, dereotu, domates, salatalık, kapya biber), biraz peynir, bir dilim tam buğday ekmeği.
- omlet (bazen 1 bazen 2 yumurtadan), mantarlı, peynirli veya domates/biber ile menemen gibi.
- smothie. Ispanak, elma (bazen muz, armut) kivi, limon (bazen taze zencefil), bir bardak süt ile blenderdan geçirilip içiliyor.



Ara öğünler: Ara öğünlerin en önemli özelliği 150 kaloriyi geçmemesi gerektiği ve diyetin her öğününde olduğu gibi mümkün olduğunca sağlıklı yiyeceklerden oluşması. Paketli krakerler, bisküviler veya barlar yoktu listemde. Klasik meyve ve kuruyemişe alternatif yeni alışkanlıklar da edindim diyet sayesinde. Ara öğünlerim genelde şunlardan oluşuyor
- kuru kayısı +ceviz
- kuru incir +ceviz
-10 adet çiğ badem
- 2 adet kivi/ 2 dilim ananas/ 1 elma / 1 muz / 2 mandalina .... gibi meyveler
- içine bir tatlı kaşığı toz zerdeçal eklenmiş bir bardak kefir
- 1 bardak süt / badem sütü
- üzerine keten tohumu serpilmiş sınırsız salatalık
- bunlardan başka eğer dışarıdaysam ve uygun birşey yoksa, kurabiye, kek, hatta 1-2 dilim baklava bile yedim. Ama abartmadım.

Öğle ve akşam yemekleri:
Aslında diyette neredeyse her şeyi yiyorum ama miktarlarına dikkat etmek gerekiyor. Zaten bir süre sonra vücut bu miktara alışıyor. Sadece birkaç dikkat edilecek konu var. Diyete ilk başlandığında genelde ilk hafta ödem atıcı bir liste uygulanır. Sonra da yap yakıcı listeler. Ve bu ödem atıcı liste her adet döneminden sonraki ilk hafta uygulanıyor, çünkü adet döneminde vücut su tutuyor. Ödem atıcı haftada ağırlıklı olarak ödem atan yiyecekler ve bunlardan yapılmış yemekler oluyor. Bunlar nedir derseniz
- maydanoz / dereotu / biberiye/ bol salata
- salatalık
- kefir/ ayran / activia veya normal yoğurt
- sebzelerden kabak / lahana / brokoli / ıspanak (bunlardan yemekler ve çorbalar)
- ananas/ kivi/ greyfurt / mandalina portakal
- yulaf
- bol bol su.
Ödem atıcı haftada yine ekmek ve protein olur öğünlerde ama miktarı az tutulur.  Genelde kolay olması için kabak yemeği yerine kabakları küçük küçük doğrayıp az yağda kavuruyorum ve sarımsaklı yoğurt ile bir dilim ekmekle beraber yiyorum. Veya kapuska yapmak yerine Brüksel lahanalarını ortadan ikiye bölüp fırınlıyorum (ince olunca daha kısa sürüyor pişmesi) üzerine balsamik sirke (sarımsak sirke de olur) döküp yine ekmekle yiyorum. Yine aşağıya yazacağım gibi birkaç ödem sökücü çorba tarifi var, onları yapınca zaten çok fazla oluyor. Buzluğa atıp gerektiğinde yiyorum. Böylece nispeten pratik oluyor. Yine kahvaltıda olduğu gibi iki öğün ve iki gün üst üste aynı yiyecekler olmayacak.

Yağ yakıcı listelerde ise ağırlıklı olarak protein var. Protein aldığımızda vücut yağ yakmaya başlıyormuş. Bu yüzden her gün bir öğün et/balık/ tavuk olmak zorunda. Diğer öğünler diğer protein kaynakları ile destekleniyor. Protein içeren bakliyatları yemek olarak veya salataların içine katılarak tüketmek gerekiyor. Kinoalı, yeşil mercimekli, nohutlu salatalar çok hoşuma gidiyor. Yine fırında mantar kolayca yaptığım bir protein içeren yemek. Bir öğünde et olunca diğer öğünde bir sebze yemeği veya salata oluyor genelde. Bir dilim ekmekle yiyorum.




Klasik bir günlük listem. Buradan miktarları anlayabilirsiniz.
Sabah
2 kasik yulaf,
Yarim muz
Yarim bardak sut
Ara: 2 tam ceviz
Oglen: 3 corba kasigi hutte peynir
2 avuc ispanak bol domates salatalikli salata , 1 dilim tam bugday ekmegi
Ara: 2 dilim ananas
Aksam:150 gr izgara balik sinirsiz salata
Ara: 1 kivi, 10 badem

Ekmek: Benim listelerimde günde iki dilim ekmeğe eşdeğer karbonhidrat oldu. Bu bazı kişiler için 3 dilim de olabilir. Kahvaltıda ekmek yoksa yulaf veya wasa oluyor. Yine diğer öğünlerde ekmek yerine bulgur pilavı veya makarna olabiliyor.  Yine kolay bulduğum hem yemek hem salata olan tarif kısır. Diyetimde bolca kısır yedim, hem bulgurlusu hem kinoalısı.

Bir çorba tarifi ile veda edeyim. Daha detay isteyen olursa özelden sorabilirsiniz

ÖDEM SÖKÜCÜ ÇORBA
1 sogan, 1 sarmısak
1 corba kasıgı zeytinyagı
1 adet dilimlenmiş pırasa
3 parca kereviz sapı
3 yemek kasıgı arpa
Bol maydanoz, dereotu, 1 tatlı kasıgı kimyon
1 adet kabak
1 kase tüketilecek.

21 Ocak 2019 Pazartesi

20/2019 XLdenXSye

Ocak 21, 2019 2 Comments
Yıllar önce başlıktaki isimle bir blog açmıştım. İlk doğumumun ardından kilo verme çabalarımı anlatıyor, tarifler paylaşıyordum. Tabi ki öyle kaldı, ben xs hiç olamadım.

Dün arkadaşım çocukları bize bırakıp siz başbaşa çıkın kocanla dedi ve bize böyle bir gün hediye etti. Ne yapsak ne etsek diye düşündükten sonra çocuklarla hiç yapamadığımız bir şey yapmaya karar verdik; alışveriş. Onlarla alışverişe çıktığımızda sadece onların ihtiyaçlarına bakabiliyoruz veya oyuncakçıda sırf oyuncakları incelemek için bir saat harcıyoruz. E Hollanda’da zaten 6 da kapanıyor mağazalar (sadece haftada bir gün geç saate kadar açık ve o da haftaiçi bir gün) biz gittiğimiz zaman öğleden sonra gidiyoruz ve 2-3 saat hiç yetmiyor.

Ben öyle mağaza mağaza gezmeyi seven biri değilim, kalabalıkta kargaşada fenalık geliyor. Alışverişimi de mümkün olduğunca hızlı yaparım zaten fakat bu sefer kıyafet alışverişi yapmam lazımdı çünkü giyecek hiç bir şeyim kalmamış, hepsi üzerimden dökülüyor. Kocam da isteyince, beraber eski günlerdeki gibi dolaşıp, rahat rahat seçip alışveriş yaptık. Bir de tam indirim zamanı tabi gayet hesaplı oldu.

İndirim zamanlarının tek dezavantajı beden sorunu. Çok komik, Slovakya’da yaşarken orada geriye kalan bedenler L ve XL olurdu (genelde zayıf ve minyonlar), bana uyanları çok komik fiyata bulurdum. Hollanda’da böyle olamıyordu (ayakkabı reyonu hariç) maşallah kadınlar deve gibi olunca geriye kalanlar hep small. Önceden tabi onlar da bana uymuyordu.

Fakaaat dün neredeyse aldıklarımın hepsi s ve xs bedenler oldu. Şoklardayım M bile büyük geliyor. Elbette modele göre değişiyor ama iki farklı mont sadece xs bedenleri kaldığı için acayip indirimliydi ve onlar da bana cuk diye oldu. Nasıl mutluyum tahmin edersiniz.






19 Ocak 2019 Cumartesi

18/2019 41

Ocak 19, 2019 4 Comments
19 yaşındayken elini tuttuğum adamı, bugün 41 yaşına getirdim 😊 Yıllar bizi kovaladı, biz onu, nasıl geçti hiç anlamadım.

Çok şey yaptık birlikte, çok dolu yaşadık. Bir çok şeyi de sıfırdan kendimiz yaptık. Hala da öyle... Çocuklardan önceki zamanlar oldukça silik hafızamda nedense, hatta mesela dün akşam bir görüşmesi vardı merak ettiğim tüm gün onu sormayı bile unuttum. Ama hiç unutmadığım birşey var ki o da onu ilk gördüğüm an. Şimdi gibi aklımda. Ve “o kişi” olduğunu ilk gördüğümde anlamıştım. Belki de yıllar önce daha lisedeyken onu rüyamda gördüğüm için hatırladım.

İki cihanda yanımda ol sevgilim 🙏🏼



16 Ocak 2019 Çarşamba

16/2019 Fizik neden zor?

Ocak 16, 2019 9 Comments
Bugün karşıma bir çocukla bir ebeveynin birlikte hazırlayıp sunduğu bir deney videosu çıktı. Fiziksel bir olayı gözlemlemişler. Deney hoşuma gitti, basit eğitici. Fakat hem altında yazan açıklamada hem de videodaki sözel açıklamada bilgi yetersizdi. Zaten çocuk da anlamamış görünüyordu. Sadece olayı görmüş ve aklına yazmış oldu belki.

Fizikle ilgili deneylerde açıklamaları okuyunca, şu şunla orantılıdır, bu böyledir, şu değişirse bu olur, formülde şunu arttırırsan bu artar, şu azalır gibi yorumları görüyorum. Kitaplarda bile böyle. Bunları okuyunca ilk sorulması gereken soru es geçiliyor genelde. Ki neredeyse her fizik olayı için en temel sorudur; "neden"? Eğer cevabını söyleyebilirseniz olayı anlarsınız.

Neden öyle oldu, oluyor? Bütün yorumları unutun, bildiğiniz tüm kitap bilgilerini. Kafanızda düşünün ve nedeni bulmaya çalışın. Fizikle ilgili deneylerin çok büyük bir kısmında tanecikleri düşünürseniz sonuca varıyorsunuz zaten. Çünkü o minik tanecikler birçok olayı üstleniyor.

O videoyu seyrettiğimden beri karnıma ağrılar giriyor. Onları suçlamıyorum çünkü etraftaki tüm bilgiler neredeyse anlaşılmaz şekilde sunulmuş. Bu kadar zorlaştırmanın nedeni ne? Neden sorgulamayı değil, sadece bilgiyi sunmayı seçiyor eğitim sistemi? Hele hele kuantum fiziğinin kuantum düşünce, şifa, evrenden gelen egzotik mesajlar gibi bir çok metafizik olayda kullanılması ve onca insanın gözlerinin bunlarla boyanması. Kuantum fiziğini, kuantum fizikçiler bile çözememişken mediatif tayfa maşallah çözdü bitirdi.

Bundan birkaç ay önce yeni birşeyler yapma hevesi ile yeni bir instagram hesabı ve blog açtım. Physics for kids isminde. Daha ön hazırlıkları bitmedi (boş zamanımın artmasını bekliyorum) ama herkesin kolayca anlayabileceği açıklamalarla, günlük hayatta gördüğümüz olaylar, deneyler yer alacak bu hesaplarda. Olur da başarabilirsem belki videolar bile olacak. Çocuklarım artık bebekliği bitirip, dünyayı anlama dönemine geçtikleri için onlar öğrenirken herkes faydalansın istiyorum. Tek merakım, eğer böyle bir çalışma yaparsam bunu takip etmek isteyen olur mu? Hadi yap şeklinde biraz gaza ihtiyacım var da. Biliyorsunuz bütün bu içeriklerin hazırlanması, sunumu vs epey bir iş yükü demek oluyor. Değer mi değmez mi öngörebilmek iyi olurdu.

Sevgiler

15 Ocak 2019 Salı

15/2019 Duygusal Yaşlılık

Ocak 15, 2019 8 Comments
Haftasonu hem oğlumun doğumgünü hem de kızımın jimnastiğinin ardından, son bir haftadır devam eden okul heyecanı, alışacak mı kaygıları, ne çabuk büyüdü şeklinde gelişen duygusallıklar vs derken dün pazartesi günü kendimi çok yorgun ve bitkin hissettim. Öyle ki kalp atışlarım hızlandığında kendimi sakinleştiremiyordum ve böyle gün içinde birkaç kere çarpıntım oldu, beni epey korkuttu. Yine günlük telaşlarımız oldu her zamanki gibi (işte okula geç kalmayalım, şunu bunu kaçırmayalım gibi) çok sakin bir gün değildi ama bunlar tüm diğer günlerde de oluyordu zaten ve ben bu değişikliği son bir haftadır içinde bulunduğum "aşırı duygusal yoğunluğa" verdim. Bugün özellikle kendimi nötrlemeye çalıştım ve daha iyiyim.

Şurası bir gerçek ki, ergenlikte ve yirmili yaşlarda aradığımız heyecanlar, aksiyonlar artık bu yaşlarda azalıyor. Kendimize, rutinlere sadık günler vermek istiyoruz. Gün içinde ortaya çıkan beklenmedik haller eskisinden biraz daha fazla yorucu gelebiliyor. Ve sanırım ben de böyle hissediyorum.

Mesela eşim oğlumla inatlaşıyor ve onu çığlık çığlığa bağırtıyor. Lütfen diyorum nolur inatlaşma artık kaldıramıyorum (gün içinde zaten en az on kere yaşamışım) veya çocukların tablet veya şeker taleplerine karşı daha dirençsizim. Böyle azar azar kendime duygusal olarak stabil bir ortam yaratmaya çalıştığımı farkediyorum.

Bu konuda yazmayı düşünürken biraz önce instagramda perihangürer’in 30 ve 40 yaş fotoğraflarını koyduğu bir gönderisini gördüm. Hangisi daha iyi diye sormuş ve kendisi, 30  yaşındaki kaygılı yüz ifadesine rağmen 40 yaşının iç huzuru yüze yansımış olgunluğunu tercih ettiğini söylemiş.

Bence yaş aldıkça kazanılan şeyler çok güzel (olgunluk, kişisel gelişim, sakinlik, dinginlik gibi) ama yukarıda belirttiğim gibi kayıp giden şeyler de var. İşte gençlikteki kıpır kıpırlık, heyecan arayışı, aklına ettiğini yapma cesareti gibi. Bunlar yaş aldıkça azalıyor ve daha durağan bir hayata eğilimli olunuyor (elbette istisnalar vardır). Yine de o yaş daha iyi bu yaş daha iyi diyemezdim sanırım. Şimdiki yaşa ait vasıflar ne kadar özelse (bizim için şu anda bunlar gerekli), geçmişimizdeki yaşa ait vasıflar da o zaman gerekliydi. Bu hayat oyununun bir parçası. Doya doya her bir duyguyu tecrübe etmek ise, elzem olanı. Bu yüzden ergenlikteki yeğenlerime hep derim git, gez, dolaş, şunu dene, bunu yap vs gibi. Tabi bakalım kendi çocuklarımın ergenliğinde böyle diyebilecek miyim. Ama yok bence derim ya, derim değil mi? 😏

14 Ocak 2019 Pazartesi

13/2019 Üçlü Mutluluk

Ocak 14, 2019 8 Comments
1) Çok uzun ve duygusal olarak çok yoğun bir günün ardından uykuma yenik düşmeden önce yazmalıyım. Bugün oğlumun doğumgünü. Canımın içi, hiç bebekliğine doyamadan büyüyen oğluşum. Ama bugün sen 4 yaşındasın artık büyüdün dediğimde, hayır anne büyümedim ben ufağım dedin. Hay hay buna can kurban, gel buraya minik bebeğim deyip bolca sarıldım.

4 yaşında Novadünya, merhametli, yumuşacık yanaklı (öyke ki uyurken yanağını yanağımın üstüne koyar kollarını boynuma dolar), gün içinde sık sık sarılıp seni çok seviyorum diyen, ruhunun bir yanı bir balet gibi naif ve nazik iken bir yanı da dövüş sporlarına meraklı, yeni bilgileri sünger gibi emen, önce bir düşüneyim lafını bolca kullanan ve bununla beni çok şaşırtan, sebzeye düşkün, anne ben mübver istiyordum neden yapmadın diyen, bensiz hiiiiç bir yere gitme beni hiç bırakma sözleriyle boynuma yapışan ama ben de spor yapayım sağlıklı olayım diye gitmeme izin veren, saç topuzuma düşkün, onu tutmaktan zevk alan, şarkı söylemeyi dans etmeyi çok seven, mutfak işlerine bayılan, müthiş güzel kekler yapan, dağıtsa da sonra toplayan, legoları çok seven, ablasına düşkün, arkadaş canlısı, uyumlu, mutlu, kibar bir çocuk.

Bu sabah kendi aramızda minik bir parti ile kutladık yeni yaşını ve çok mutlu oldu bebeğim. Dostlarımızla yapacağımız parti de daha plan aşamasında.


2) Bugün bizim için ayrıca başka bir konuda önemli bir gündü. 2 yıl gittiği ritmik jimnastik derslerinin ardından geçtiğimiz eylül ayında sıradan derslerden hariç, turnuvalara hazırlanan bir başka grubun çalışmalarına katılıyordu Helodünya. Ve bu gün aylardır hazırlandıktan sonra ilk kez turnuvaya katıldı. Hollanda içinde bölgesel bir yarışma idi ancak çok sayıda okul katılmış ve çok sayıda jüri karşısında yarışacaklardı.

Son bir aydır haftalık derslerinden hariç her gün evde çalıştı. Hem kareografiyi unutmadan yapmak, hem de müzikle uyumlu ve estetik açıdan iyi yapmak pek kolay değil bu yaş grubu için. Fakat hepsi çok güzel öğrendiler ve başarıyla performanslarını sergilediler. Helo’cum bir yerde biraz duraksadı ama puanı hiç de fena değildi. Olimpiyatlardaki gibi gayet ciddi bir jüri (20 kadar kişiden oluşuyordu) gayet ciddi değerlendirmeler yaptılar.

Hiç ödül almasa da zaten gurur duyuyorduk ama minikler grubunun ödül töreni başladığında ilk onun adı söylenip sahneye çıkınca hem şaşırdık hem sevindik. İlk yarışmasında bronz madalya kazandı canım kızım ❤️


Sanırım bundan sonra bu tip turnuvalarda bulunmaya alışmamız gerecek zira önümüzde daha iki turnuva varmış yakın zamanda. Bakalım orada neler olacak.

3) Gün içinde hem doğumgünü fotoğraflarımızı hem de kızımın gösterisini sosyal medyada paylaştım. O kadar çok tebrik mesajı aldım ki, çok duygulandım. Hepsine tek tek cevap yazdım, dualarını aldım, dualarımı verdim böyle 200’e yakın şifalı söz okuyup yazdım. Öyle güzel bir enerji doldu ki içim, sebep olana,  vesile olana, üşenmeyip selam edene, dua gönderene sonsuz teşekkür. Çok şükür 🤲🏻