28 Nisan 2016 Perşembe

49. Ay Mektubu: Unicornlu Masallar


Melek kızım; 

Evet yine geciktim aylık mektubun için biliyorum. Bu ay yine dolu dolu geçti senin için. Okuluna alıştın, okulla birlikte yeni beceriler kazandın, daha da büyüdün. Bu ay yazında neler yaptığından ziyade bir masalı yazmak istiyorum. Fırsat bulduğumuz zamanlarda seni ben uyutuyorum ve uykudan önce benden atlı bir masal istiyorsun. Ben de verdiğin anahtar kelimelerden bir masal uyduruyorum. Bu gece uydurduğum masalı dinlerken çok eğlendik. Zira ben biraz konuyu değiştirdim, senin istediğin sonuca bağlayacaktım ama tabi ki sen sabredemiyordun ☺️

Anne bu akşam Ege ve Dila'nın masalını anlat, bir beyaz unicorn varmış o Ege'ninmiş, bir de pembe varmış o da benim.

Tamam hadi yat başlıyorum.

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde, Dila ile Ege adında iki kuzen varmış. Birbirlerini çok severlermiş. Günlerden bir gün Dila ile Ege sokağa oynamaya çıkmış. Sokakta oynarlarken çalılıkların arasında uğur böcekleri görmüşler.

Uğur böceği değil at görsünler, biri pembe biri beyaz.

Yat bakayım yerine bekle biraz, daha at görmemişler. Biraz uğur böcekleri ile oynamışlar. Ege demiş ki keşke biz de uğur böcekleri gibi minicik olsak onlarla beraber oynasak çok merak ediyorum nasıl olurdu demiş. Dila da onaylamış. Tam o sırada böyle konuşurkarken yaprakların arasından minicik bir peri çıkmış. Bu peri eğer isterseniz sizi bir süreliğine küçültüp benim gibi peri yapabilirim demiş. Birkaç saat oynarsınız sonra yine eski halinize dönersiniz. İster misiniz? diye sormuş. Onlar da sevinerek istediklerini söylemişler ve minik peri sihirli sözleri söyleyince, uğur böcekleri ile aynı boyda minicik insan olmuşlar.

Anne hani nerde atlar, at istiyorum.

Dila ile Ege uğur böcekleri ile oynadıktan sonra toprağın üzerinde yürürken bir çukura düşmüşler. Bu çukur uğur böceği yuvalarından biriymiş. Önce çok korkmuşlar, minik periye seslenmişler ama kimse onları duymamış. Sonra hafif hafif gelen imdat kurtarın beni diye bir ses duymuşlar. Kulaklarını toprağa dayamışlar bu ses toprağın altından geliyormuş. Hemen buldukları sopalarla toprağı kazmışlar. Bir de ne görsünler.

Ne ne?

Bir tane oyuncak beyaz bir unicorn at. Toprağın altında öylece kirli perişan bir halde yatıyormuş. Dila sormuş, ne oldu sana böyle? Burada ne yapıyorsun?

At cevap vermiş. Ben bir çocuğa hediye edilmiştim ama o atları sevmiyormuş, benimle oynamadı beni fırlatıp çamura attı. Kirlenince de annesi kızmasın diye beni buraya sakladı.

Dila ile Ege atı topraktan çıkarmışlar. O sırada minik peri de gelmiş. Ege kızmış periye, neredeydin diye. Peri anlatmış, kusura bakmayın pembe unicorn beni çağırdı. Ayağı acımış ona yardım ettim o yüzden geciktim.

Sonra Dila ile Ege'yi eski boylarına döndürmüş. Dila merak etmiş. Minik peri acaba bu oyuncak atı gerçek at yapmak için bir sihirin var mı? Olmaz mı demiş peri, hokus pokus ulala, oyuncak at gerçek ola. Veee birden bire beyaz oyuncak unicorn, tertemiz güzel bir unicorna dönüşmüş.

Kanatları da varmış dimi?

Evet olmaz mı. Bu sırada pembe unicorn uçarak perinin yanına gelmiş. Ayağı için ona teşekkür edecekmiş. O sırada beyaz atı görünce onunla arkadaş olmuş. Beyaz at da Dila ve Ege'ye onu kurtardıkları için teşekkür etmek istemiş. Onları sırtına bindirip uçmuşlar.

Dila pembeye, Ege beyaza binmiş di mi?

Evet evet öyle olmuş tabi. Unicornlar onları gökyüzünde bir süre dolaştırmışlar. Sonra Ege, hadi geç oldu eve gidelim, annelerimiz merak etmiştir demiş. Atlar onları kapının önüne bırakmışlar ve ertesi gün yeniden buluşmak üzere ayrılmışlar. Atlar ve çocuklar dost olmuşlar ve böylece Dila ile Ege'nin pembe ve beyaz at maceraları başlamış.

Bir maceraya daha gitsinler, bu sefer düğüne gidiyorlarmış.

Yok o macera yarın şimdi uyku zamanı. 

Ama anne biraz daha, bu sefer Dila gelin olsun, Ege de damat. O beyaz ata binsin Dila pembe ata.

Tamam söz o da bir sonraki maceraya.

:)))

Annen
Amsterdam



0 yıldız parladı. Sen de GeCe'yi aydınlat.: