2 Mart 2016 Çarşamba

Çocuklu Hayatın Değiştirdikleri

Yazılmayı bekleyen konular taslaklarımda her geçen gün arttığı için azmettim bu hafta sıkı çalışacağım. Daha önce sevgili Gri Lady bir yorumda bazı sorular sormuştu. Bunları cevaplamak istiyorum bu yazımda.

Çocuk olduktan sonra evliliğin gidişatı - özellikle ikinci bebekle eşler arasındaki iletişim ne halde oluyor çok merak ediyorum...
Çocuktan sonra çiftler arasındaki ilişkinin değişmemesi imkansız sanırım. Fakat bu değişim illa ki olumsuz yönde olacak diye birşey yok. Aslında çocuk olmasa bile yıllar geçtikçe ilişkiler değişir, dönüşür ve çiftler arasındaki duruma göre bağlar güçlenir veya zayıflar. Biz eşimle ilk gençlik yıllarımızda tanıştık ve beraber büyüdük diyebilirim. Çocuktan önce de çok fazla konuşan (bizi tanıyan herkesin tepkisi ne konuşuyorsunuz bu kadar çok olurdu) bir çiftik. Şimdi neredeyse hiç konuşamıyoruz diyebilirim :) Sağolsun kızımın çenesi epey düşük, onlar uyanıkken fırsat vermedikleri için, uyuyunca da ses olmasın diye konuşamıyoruz. Fakat gözlerimizle iletişim kurma becerimiz arttı bak :)

Bunu ayrı bir yazı olarak yazacaktım ama burası tam yeri olacak. Eşler arasındaki ilişki iki çocuklu durumda, tek çocuklu durumdan daha iyi oluyor bence. Neden derseniz, her ne kadar ilgili bir baba olursa olsun, tek çocuklu iken çocuğun yükünün çoğu anne üzerine kalır. İlk başta geceleri kalkıyorsa da zamanla kalkmaz olur, oyun oynama dışında bir çok sorumluluk annenin üzerindedir. E bu da haliyle annede sinir krizlerine sebep olabilir :) Fakat iki çocuklu olunca (etrafta yardımcı kişiler olsa dahi) babanın sorumluluğu daha çok artıyor. İlk çocuğun neredeyse tüm yükü babaya kalıyor. Böylece baba annenin halini anlıyor, anne de kendi koşturup dururken yan gelip yatan bir baba profili görmediğinden sinirlenecek bir durum oluşmuyor :) 

Ben iki çocuklu olduktan sonra eşimle aramızdaki dayanışmanın/paslaşmanın ciddi bir ölçüde arttığını gördüm. Bu bizi birbirimize daha da bağladı, çok iyi bir takım olduk. Görev dağılımı açısından bakarsak ikimiz de anne kıvamında çalışıyoruz diyebilirim. Bu yaşadığımız tecrübe sonunda gerçekten benim halimi anlıyor. Yorgunsam bunun nasıl birşey olduğunu biliyor, çok yoğun bir güne rağmen formumdaysam gücüme hayran oluyor. Kısacası olumlu bir etkisi var. Tabi yine arada sürtüşmeler oluyor mu oluyor. Ama artık o da biliyor ki bazen patladığımda, çoğunlukla sebebi stresimi atmak için, çünkü ondan başka kişi yok etrafımda. 

Birbirimize fazla zaman ayıramıyoruz, eskiden yaptığımız bazı şeyleri bazen ah ne güzeldi diye anıyoruz ama biliyoruz ki 2 yaş civarı nispeten düzene giriyor birçok şey. O zaman yaparız diyoruz. Buna rağmen mutsuz değiliz, çocukların ikisini de alarak arada ben ona, o bana zaman yaratmaya çalışıyoruz.

Çocuklu hayatın dinamikleri neler mesela ?
Bu soruya cevap vermek için hayatın dinamiklerinin ne olduğuna baktım googledan itiraf edeyim. Dinamik deyince aklıma sadece fizik geliyor :) Doğrusu hayatın dinamikleri kavramı benim için hiçbirşey ifade etmiyor, bunu tanımlayamıyorum. Hayatın olmazsa olmazlarını kastediyor sanırım ama bunları sıralamak da çok zor benim için. Çünkü ben her konuda değişime inanan, bunu gözlemleyip ona göre hareket eden, durmadan bukalemun gibi değişen bir anneyim bana göre. Bu yüzden çocuklarıma karşı olmazsa olmazlarım pek yoktur, durumu en iyi şekilde kurtarmak şeklinde oluyor hedefim genelde. Fakat anne baba olarak hepimizin yapmak zorunda olduğu şeyler var ki bunlar çocukların güvenliğini, fiziksel ve psikolojik sağlığını korumak, yeme, içme gibi yaşam haklarını sağlamak, özgürlük gibi insani haklarını kollamak gibi. Bunlar da sadece bana has şeyler değil zaten.

Diğer yandan çocuklarıma uygulama konusunda hassas olduğum şeyler var. Onları birey olarak görmek, sevildiklerini sık sık hissettirmek, sık sık sarılmak, mutlu olmaları için elimden geleni yapmak, özgüvenli, ahlak ve vicdan sahibi yetiştirmek, kendilerini güvende hissetmelerini sağlamak, mutlu bir çocukluk geçirmelerini sağlamak, sağlıklı yiyeceklerle beslemek gibi. Bu konudaki gayretlerimiz her zaman kusursuz değil belki, veya ritmik bir düzeni yok. Fakat dengeyi kurmaya çalışıyor ve sürdürmeye gayret ediyoruz.

Anne oldukta sonra mutluluk anlayışınız değişti mi ? Değiştiyse ne yöne doğru değişim gösterdi ?
Önceden de fazla kafaya takmayan biriydim. Bunu umursamazlık anlamında değil kendi sağlığım için buna gayret ettiğim için yapıyordum. Fakat pek tabi ki çocuk olunca herşey değişiyor. Onların iyi olmasından başka tüm ayrıntılar önemini yitiriyor. Buna karşın daha kolay kahkaha atan, daha rahat biri olduğumu söylemeliyim. Çocukların her gülümseyişi, çabaları, konuşmaları, tavırları mutluluk sebebi benim için. Varlıklarından yayılan o saf ışığı hissedebiliyorum artık kolayca. Ve o ışık kesinlikle bana çok iyi geliyor.

Hayatınızı sil baştan yaşama fırsatınız olsa kazandığınız en büyük tecrübeler neler ve neleri daha faklı yapmayı denerdiniz?
Çok klasik bir cevap olacak ama değiştirmek istediğim birşey yok. Bazen geç anne olduğum için bu mutluluğu daha önce tatsaymışım diye düşünüyorum ama o zaman belki şimdiki anneliğimden farklı bir annelik tecrübem olacaktı bilemem. Bu yüzden şimdiki halimden memnunum. Genelde geçmişimde pişmanlıklar biriktirmemeye çalışırım. Yaşadıysam geri adım atıp düzeltmeye çabalarım, geçmişin yükünü yüreğimde taşımamaya gayret ederim. Artık ne kadar becerebilirsem... Ancak iç huzurumun yerinde olduğunu söyleyebilirim ki bu da benim için yeterli zaten.

6 yorum:

  1. o kadar tatlı ve güzel bir yazı ki elinize sağlık. İkinci çocuğu düşünen arkadaşıma gönderdim hemen :)

    YanıtlaSil
  2. Demek ikinci çocukta takım olunuyor ha? Hmm şimdi bu bütün planlarımı değiştirdi (:P)

    Ehehe, şaka ama şurası gerçek, dediğin gibi biz de bir takımdık. Sonra bir sabah uyandım ve bir baktım sadece ben uyanıyorum artık bebeyle. Bizim bey, meleksi uykularında cildindeki ışıltıya ışıltı katıyor. Ve maalesef elinden gelen bu, fazlasını yapamıyor, benim gibi olamıyor. Ne diyim.

    Bu saf ışık tanımlaman nasıl güzel. Gün içinde ben de durup izliyorum bazen o saflığı güzelliği. Hayran hayran bakıyorum.

    Hey gidi.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle tek ve iki çocukta babaların katkı oranı çok farklı. Bizimki çok yardımcı olan bir babaydı tek çocukta bile ama aslında o hiç birşeymiş :)

      Sil
  3. Merhabaaaa :)
    Bir süredir ayrı düştüm sizlerden ve bu harika yazını yeni görme fırsatım oldu ...
    Seninle bire bir de konuşmuştuk zaten ve aklımdaki soru işaretlerinden de bahsetmiştim. Yorumların zaten fikirlerimin gidişatını değiştirmişti ama bu yazı gerçekten büyük moral oldu :)
    İkinci çocuk konusunda benim gibi kararsız olup , içi içini yiyen herkeste olumlu anlamda bir değişime imza atacaksın bence :) Çok teşekkür ederim sorularımı yanıtlamaya değer gördüğün için...
    O zaman kısmet diyelim Gecem , bakalım ikinci bir melek ne zaman katılabilecek benim aileme :)

    YanıtlaSil
  4. Gece, sondan başladım yazılarını okumaya, şuan buradayım :) iki çocukla birlikte, takım olma, çocuk bakımında uzmanlaşma, halden anlama, ve dönüşümlü olarak çocukları alıp birbirimizi dinlendirme kısmı bizim de eşimle tam olarak yaşadığımız durum ve kurduğumuz düzen! Her kelimene katılıyorum.
    Tabii sözlü iletişimin azalması (çocuklar dışında konuşulan konu azlığı) gözlerle anlaşma, nadir gelişen spontan bira-film ve ya şarap-sohpet geceleri ama genel olarak yorgun-mutluluk hali de aynen mevcut.
    Ah bir de şu iki numaraları 3 yaşa getirip, başbaşa minik tatil kaçamakları Yapacağımız günler gelse artık :))

    YanıtlaSil