3 Ekim 2013 Perşembe

Çocuğunuz Oyuncaklarını Kırıyor mu? Çocuklarda Oyun Kuralları

Daha önce bir bölümünü alıntı yaptığım kitaptan yine, bu sefer oyunla ilgili bölümü yazacağım. Bakalım bazı ayrıntılar benim gibi sizin de dikkatinizi çekecek mi?
------
Günümüzde oyunun ne kadar eğitici olduğu konusunda herkes hemfikirdir. Burada dikkat edilecek şey, oyunu hiç bir zaman çocuktan fazla önemsememektir. Oyuncak ne kadar güzel olursa olsun, ister hareket ettirilebilen ister ses çıkarabilen bir oyuncak olsun, ilgi odağı oyuncak değil daima çocuk olmalıdır. Eğer oyuncağa fazla önem verilirse, yetişkin çocuğun isteklerine ve ritmine gereken ilgiyi gösteremeyebilir. Bu da tehlikelidir. Belki çocuk bizim uygun gördüğümüzden farklı oyun kuralları isteyecektir. Hırslı bir yetişkin, çocuğun oyuncak bloklarla kule yapmasını isteyebilir, oysa çocuk için eğlenceli olan tek şey kuleyi yıkmak olabilir. Örneğin çocuk bir şeyi sadece atmak, fırlatmak için eline alıyor olabilir.

Yetişkin objeden çok çocukla ilgilenmelidir. Eğer eline bir nesne verirsek, bırakalım çocuk onunla ne yapacağına kendisi karar versin. Çocuğun kendisi ve istekleri ön planda olmalıdır. Eğer çocuklar oyunlarını bir rakip ya da rekabet etmesi gereken şeyler olarak görmeye zorlanırlarsa, çok sinirli olabilirler. Oyuncağı atabilir, parçalayıp ezebilir, kaçıp gidebilir ya da artık oynamak istemeyebilir ve hatta inatla yere bırakabilirler. Benzeri durum duygu alışverişlerinde de ortaya çıkabilir.

Çoğu zaman anneler; duygularını, sevgilerini ve yeri doldurulamayacak biri olduğunu göstermeye çok isteklidirler; oysa geri çekilmeli ve gönderdikleri sinyallere karşılıkçocuğun nasıl tepki vereceğine ve hangi istekleri işaret ettiğine bakmalıdırlar. Çocuk istekleri doğrultusunda cevap bekler. Oyun ancak karşılıklı etki tepki olursa pedagojik açıdan başarılı olur.

Ayrıca çocuğun oyuna devam etmek isteyip istemediğine de dikkat edilmelidir. Bebek oyunu bitirmek istediğinde kolunu ileri doğru uzatır ve elini açar. Sanki bize " yeter buraya kadar ve daha fazla değil" demektedir. Kafayı sallamak ya da yüzünü asmak hiç şüphesiz "artık iletişim istemiyorum" demektir.

Eğer süt çocuğu iletişim kurmak isterse, konuşmaya çalışır, kollarını uzatır, elini tutacakmış gibi açar, kafasını doğrultur, kaşlarını kaldırır. Böyle işaretler geldiğinde  , yetişkinler yanlış anlaşılmadan hemen çocuğun isteği doğrultusunda tepki vermelidir. Bu erken dönemde hiç kimse bebekleri kuvvetli bir şekilde yönlendirmeye çalışmamalıdır. Eğer yine de böyle bir şey yapılırsa, bu çocuğun kişiliği ve benliği üzerinde hakimiyet kurmak demektir ve çocuğun gelişimini bozar, hatta durdurabilir. Çocuğun taleplerine karşılık tepkiye gereksinimi vardır. Çocuk sadece, bir şeylere sebep olarak, tepkiye yol açarak bir şeyler öğrenebilir. Çocuğun yaptığı şeye hemen tepki verirsek, çocuk kendini güvende hisseder: bir şeylere yol açıyorum,dünya bana tepki veriyor !

Pek çok ebeveyn çocukları için yaptıkları şeylerle ve onlara verdikleri ile övünürler. Ancak önemli olan çocukların gerçekte ne istediğini ve neyi dile getirmeye çalıştığını anlamaktır. Kendi yaptıklarına odaklanan ebeveyn kolayca bunları göz ardı edebilir. 

Oğullarımla oynarken çoğu zaman oyuncak bloklarla kuleler yaptık ve farklı figürlere belli roller verdik. Bu arada çocuklardan biri oyun kurallarını değiştirip, figürlere yeni görevler verip durdu. Onun için önemli olan sadece beraber oynamak değil, oyuna hakim olmak, oyunu yönetmekti. Bu onun oyunuydu ve oyunu başardığı için kendi yeteneklerinin bilincine varıyordu.

Eğer çocuklarımızın verdiği bu işaretleri görmezden gelirsek, çocuklarımızı görmezden gelmiş oluruz ve kendi deneyimlerini edinmesini engellemiş oluruz. Oysa bu tecrübeyi edinmelerine izin vermeli ve duygusal tepkileri farketmesine engel olmamalıyız. O büyük " yaşasın" lar ve büyük yenilgiler olmadan, heyecan duyulanaz ve oyun sıkıcı olur. Eğer ebeveynler duygusal tepki göstermezlerse, çocuk pek çok önemli tecrübeden mahrum kalır. 

Olumlu ya da olumsuz olsun, duygularımızı güçlü bir şekilde dile getirmekten çekinmememiz gerektiğini düşünüyorum. Ama burada kastettiğim, dengesiz öfke ve şiddet değil elbette. Eğer çocuk ebeveynlerini işlerini yaparken veya dinlenirken rahatsız ediyorsa ve açıklandığı halde eylemine devam ediyor, hem kendini hem başkalarını tehlikeye sokuyorsa, ebeveynler duygusal tepki vermelidirler yani kızmalılar. Çocuk bu duygusal tepkilerin, ebeveynlerin o anki durumlarına bağlı olduğunu öğrenmelidir.

Kaynak: Çocuk Beden Dili- Samy Molcho






1 yorum:

  1. Derdi kule yapmak değil yıkmak Areni anlatıyor :) Allahım daha iki tane legoyu üstüste koyarken bozucammmmm deyip vuruyor :) son pragrafı da çok sevdim bolca yaparımda :)

    YanıtlaSil