3 Ağustos 2016 Çarşamba

Türkiye Tatili Günlükleri-1

Canım yazmak istiyor ama ne yazsam bilemiyorum. Genelde günlük yaşantımızı devam ettirirken, hayatın içimdeki tesirleri, esinlendirdikleri ile ortaya çıkıyordu yazılarım. Şimdi tatil modundayım ya, sanki her açıdan off modundayım. Oysa hayatımız yine devam ediyor ve zihnime çeşitli anılarla gönlüme zengin zuhurlar birer birer nakşolunuyor.

Tatilimizin üçüncü haftasının içindeyiz bugün. İlk geldiğimiz gün darbe olmuştu diye yazmıştım. Eve geldikten bir saat sonra. Çok üzüldük çok korktuk. O hafta neredeyse hiç evden çıkmadık. Bir tek yakındaki bakkala markete, üst sokaktaki ablama o kadar. Diğer yakada oturan babanne-dedeye bile gidemedik. Neyse ki onlar geldi.

Hollanda'da günün çoğunu dışarda geçirmeye alışkın çocuklar bunaldı tabi. Ben de ortalığın biraz yatışmasıyla aktivite arayışlarına giriştim. Eşim ilk haftanın hafta sonu döneceği için o gitmeden bir kez bizi gezdirmiş olsun diye hep beraber Büyükada'ya gittik. 50 yıldır İstanbul'da yaşayan annem hiç gitmemişti. Babam sağolsun zamanında çok gezmiş, sonra da annemi götürmemiş :( Biz piknik alanına gittik ama çoğu kişi denize gidiyordu adalara. Fakat o kadarı bile bize öyle iyi geldi ki anlatamam. Sonraki üç dört gün boyunca gözlerimi kapadığımda Ada'yı görüyordum.

O günden sonra bir hafta hergün çocukları gezdirdim. Bir gün Rahmi Koç müzesi, bir gün Eyüp Sultan ve Feshane, Adapark, Kidzania, akraba ziyaretleri, yakın parklar. Kimi zaman günde iki kez çıktık. Çoğu kişi için çocukları dışarı çıkarmak büyük iş. Hazırla, dışarda idare et, ihtiyaçlarını gider, zaptet. Ben alıştığımdan mıdır nedir hiç üşenmiyorum, çık desinler üçümüzü 10 dakikada hazır ederim :)) Nitekim yaptım da.

Çıkmak gezmek zor değil de, İstanbul çok sıcaktı. Gündüz dışarda durmak zor. Bu yüzden olsa gerek insanların çoğu için zaman kullanımk daha farklı İstanbul'da. Neredeyse herkes akşam serinliğinde uyanık kalıyor ve gündüz öğlene kadar uyuyor. E bu da tabi benim çocuklara ters. Sabah 7-8 de kalkan çocuklar erken yatıyorlar. Bu yüzden akşam gezilerim mümkün olmuyor. Gündüz de sadece öğleden sonraya kalıyor. Fakat öğleden sonraları da çok sıcak. Ben de çoğunlukla sabah serinliğinde kendi kendimize ufak geziler yaptırdım, öğleden sonraları da sıcak mıcak demedik idare etmeye çalıştık.

İkinci haftanın sonunda ise Tekirdağ'a geldik. En son kızım bebekken 4 yıl önce gelmiştim. Özlemişim. Annemler her yıl gelip boş olan ananemin evinde kalıyorlar. Çeşit çeşit çiçekler ve meyve ağaçlarıyla dolu bu kocaman bahçeli, içerden merdivenli eski ev çocukların çok hoşuna gitti. Tabi denize çok yakın olması da bonusu. Geldiğimizden beri hergün sabahtan akşama kadar bahçe ve denizdeyiz. Tabi ben Nova'nın peşinde koşmaktan pert oluyorum ama neyse.

Çocukların keyfi pek şükela ama sıcak çok fena. Tüm gece onların terlerini kontrol etmekten, yelpaze ile serinletmekten uyuyamıyorum. Deniz keyfim ise diz boyunda yüzmek ve kumda oynamaktan ibaret ama bir şikayetim yok .:))

Dün çocuklara salıncak da kurdum daha ne olsun :)


Buraya bol foto koyamıyorum ama instagramda sık sık paylaşıyorum. Dilerseniz bekleriz :))

5 yorum:

  1. Hahaha çok tatlı görünüyorlar :)
    Deniz bulunmaz nimet çocuklar için, bol bol keyfini sürün.
    Annelerin durumu amele yanıklarından anlaşılır genelde zaten :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sorma çocuklu hayata başladığımdan beri kendime hiç güneş kremi süremedim fırsatım olmuyor yanıklarım amele gibi gerçekten :/

      Sil
  2. Yaz için yaptığım planların çoğu hava serinlesin de diyerek erteleniyor :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yağmur yapmadığı zaman hollandanın yazı öyle güzel ki hiç içeri girme dışarda yaşa o derece. Alışmışız herhalde burası feci sıcak geliyor bize de

      Sil
  3. Salıncağın minderine bayıldım Gece :) Bir de akşam uyku öncesi sallanmak ne hoştur, çocukluğumdan kokusu geldi burnuma!

    YanıtlaSil