16 Kasım 2013 Cumartesi

Helo ile oynadığımız oyunlar

An itibariyle 19,5 aylık olan kızımla bütün gün evde beraber olma şansına sahip olduğum için, oyunlarını ve günlük aktivitelerini takip etme ve düzenleme imkanım oluyor. Bu yazıda neler yaptığımızı, benim ve onun oyunlara olan yaklaşımımızı yazacağım.

Oyun sever bir anne olduğumu ve doğduğundan beri onunla hep oyunlar oynadığımı Bebekler İçin Oyunlar blogumda yazmıştım. Doğduğundan beri neredeyse her gün dans ettik (bunu hiç abartmıyorum gerçekten), şarkılar söyledim ve yaşına uygun fiziksel ve zihinsel oyunlar oynattım. Son bir kaç aydır oyunları eğlence oyunlarından çok eğitici oyunlara dönüştü ancak bu konuda da, her konuda olduğu gibi kızımı gözlemleyip onun tercihleri, hevesi ve merakı doğrultusunda oyunlar oynatıyorum. Genelde neyi oynayacağımıza o karar vermiş oluyor, biz eşlik ediyoruz. Yazı çok uzun olduğu için devamını okumak için tıklayınız



Pek tabi ki onunla bütün gün oyun oynayamıyorum. Fakat yalnız oynarken veya bir şey izlerken bile, heyecanını paylaşmak isteyip bana gösterdiğinde veya seslendiğinde mutlaka karşılık veriyorum. Çoğu zaman işimi bırakıp yanına gidiyorum, gidemediğimde mutlaka sesli katılıyorum. Aaa öyle mi yaptın, hadi şimdi de şunu yap gibi. Zaten çok sık şekilde benim ona tanıklık etmemi istiyor. İşin olmadığı zamanlarda (ki günlük işleri minumumda tutmaya çalışıyorum o uyanıkken) mutlaka beraber oynuyoruz.

Oyunlarımız ise genelde doğaçlama gelişiyor. Bazı bloglarda programlı aktivite günlükleri görüyorum ama doğrusunu isterseniz ben buna sıcak bakmıyorum. Birinci nedeni çocuğa bazı şeyleri zorla öğretmeye çalışmakmış gibi geliyor. O programdakileri elbet öğrenecektir ama bence çocuk öğrenmek istediği konuyu kendi seçmeli ve zamanına kendi karar vermeli. Bu konuda kızımın tercihlerine çok güveniyorum. Bir dönem sadece hayvanları merak ediyordu ve şu an evcil-vahşi-böcek türleri-kuşlar ve balık türleri tüm hayvanları biliyor. Hatta bazılarının ingilizce adlarını da biliyor. Bir dönem ise taşıtlar ve çıkardıkları seslere meraklıydı, onları da bitirdik şimdi. Bu günlerde ise rakamları, renkleri ve şekilleri soruyor. Rakamları görsel olarak inceliyor, bazılarını tanıyor, bir miktar saymayı öğrendi. Şekillerden yuvarlak, oval, star, kalp ve kareyi biliyor, bunları söyleyebiliyor, üçgeni tanıyor  ama telaffuz edemiyor. Tüm renkleri öğrendi, kırmızıyı, pembe ve yeşili telaffuz edemiyor, mavi, sarı, mor, siyah, kahve diyor. Ayrıca yukarı, aşağı, tepe kavramlarını, en büyük, kocaman, en küçük kavramlarını da öğreniyor. Peki ben bunlar için ne yaptım derseniz : hiç. Sadece sordukça cevapladım. Geçenlerde legolardan kule yapmıştık, minion oyuncağını kuleye tırmandırıp indirerek yukarı-aşağı demeye başladı, tepesine koyup tepeee dedi ve bu oyunu üç gün aralıksız oynadık. Kuleyi de boyundan uzun yapıyor (taburesine çıkarak) ve ben ise devrilmesin diye onu tutuyorum sadece o kadar, kendisi oynuyor. Tabi kule tutmaktan anam ağladı o ayrı. Her yerden kırılıveriyor ve kırılınca çok sinirleniyor hatun.

İkinci sebebi ise böyle bir programlamanın çocukta beklenti oluşturacağı. Ablamdan biliyorum ilk çocuğu ile sürekli beraber oynadı ve her zaman ona oyunlar kurup hazırladı. Büyüdüğü zaman ise artık yeğenim kendi kendini oyalamakta zorluk çeken, daima anne ile oynamak isteyen bir çocuğa dönüştü. Bu konuda hala sıkıntıları var (11 yaşında şuan). Çocuğu ara sıra yalnız bırakmak ve sıkılmasına imkan vermek onun bu duyguyla başetmesini öğreteceğine inanıyorum ve her gün bir süre bunu yapıyorum. Sıkılıyor, dolanıyor fakat sonunda bir şeyler yapıyor.

Yine de bu aktivite program ihtiyacı kişiden kişiye değişebilir. Eğer anne çocukla yeteri kadar vakit geçiremiyorsa, benim gibi her beklentisini takip edebilmesi güç olabilir ve bu durumda ne oynayacağını öngörmesi zor olabilir. O zaman bu tip programlar ona ilham verecektir.

İşte bu sebepten dolayı günümüzde çok yaygın olarak evde yapılan montessori aktivitelerinin de sıkı takipçisi değilim. Aslına bakarsanız tam anlamıyla montessoriye uygun yaşadığımızı düşünüyorum fakat bu amaç doğrultusunda özellikle çaba sarfetmiyorum. Evimizde onun odasında bulunan eşyalar (ev sahibi bırakmıştı, tamamen şans eseri) ona uyumlu eşyalardan oluşuyor. Uygun bir yatağı ve dolabı var. İstediği gibi kullanabiliyor. Salonda yaptığımız oyun köşemiz de öyle. Her türlü eşyasına kendi erişebiliyor. Çok oyuncak almıyoruz, aldıklarımız da yine montessori uyumlu oyuncaklar, ahşap bloklar, legolar, hayvanlar, meyve ve sebzeler, boyalar, kalemler oyun hamurları... gibi. Fazla pilli oyuncağı yok ve genelde oyuncak alırken de eğilimine bakarak vakti geldiğini anladığımda alıyorum. Mesela şu an listemizde tabak fincan seti ( bu güne kadar almadım, son bir haftadır evcilik oynamaya başladık), resim yaparken bir elinle kağıdı dik tutup, diğer eline kalemi alıp dik şekilde yazmaya çalıştığı ve masada yazmayı reddettiği için bir yazı tahtası var. Dediğim gibi davranışları bunların iyi seçim olacağını gösteriyor bana. Bundan sonra da bu yaklaşımımı sürdüreceğim. Zaten iki yaşında oyun okuluna başlayacak, o zaman orada daha çok oyuncağa erişeceği için belki daha az ihtiyaç duyarız evde bilemiyorum.

Diğer yandan kızımda özellikle 18. aydan sonra daha da belirgin şekilde ortaya çıkan taklit ederek, deneyerek öğrenme güdüsü bence oyuna gerek bile bırakmıyor. Sadece engellememek yeterli. Tüm ev işlerini kendi yapmak istiyor, yumurta kırmak, çorbayı karıştırmak, lavabo oğmak gibi her şeyi denemek istiyor ve bunu oyun gibi görüyor. Genelde tehlike arz eden durumlar dışında hiç kısıtlamadığım için, günümüzün büyük çoğunluğu bu aktivitelerle geçiyor. Sofrayı hazırlarken tabakları o taşıyor (cam porselen olduğu halde kıracağından endişe etmiyorum), yumurtalı yemeklerin yumurtasını o kırıyor, sebzeleri o yıkıyor, bazen süngeri alıp kapı duvar ne görürse köpürtüyor. Hatta iki gün önce duşun içine girip duvarlarını ve yerini köpük köpük yıkadık beraber süngerle. Baştan aşağı ıslandı ama olsun. Kısaca bizim evde o ne yapmak isterse yapmaması için engel yok. Tabi o iş yaptığında arkasından toplanacak bir sürü şey çıkıyor ama olsun, bunu göze alıyorum. Neredeyse her gün bir bakliyat oyunumuz oluyor. Fasülye nohut gibi şeyleri büyük bir kaba koyuyorum, sonra o kah mıncıklıyor, kah kepçeyle ufak tabaklara dağıtıyor ve sonunda illaki serdiğim örtüye hepsini döküp, örtüyü de evin içinde silkeliyor. Yetişebilirsem ne ala. Her gün bakliyat topluyorum bugün de ayçekirdeklerini dağıttı. Yine de onlara elleriyle dokunması, seslerini dinlemesi, yukarıdan bıraktığında düşüşlerini incelemesi, hareketlerini kokularını tadlarını gözlemlemesi dağıtmasının verdiği zararı kamufle ediyor.

Yazı çok fazla uzadı ama kısaca ana başlıklar altında gün içinde neler yaptığımızı toparlayayım

Ev işi aktiviteleri: makineleri boşaltmak, lavabo yıkamak, masasını sandalyesini silmek (kalemle yazıyor), fırça ve faraşla süpürürken yardım etmek, faraşı tutup çöp kutusuna dökmek, evin çeşitli yerlerindeki çöpleri toplayıp atmak, yemek yaparken ona uygun kısımları yapmak, merdane ile hamur açmak, hamur yoğurmak, oyuncakları kutusuna doldurmak, çamaşır asar gibi bezleri asmak, mandalina gibi kabuklu şeyleri soymak, paketleri açmak, getir götür işleri.

Bahçe aktiviteleri: her gün bahçe veya parka çıkıyoruz. Bahçede ayrık otlarını yolmak, yaprakları süpürmek, yağmur damlalarını patlatmak, salyangozları, örümcekleri, böcekleri incelemek, yaprakları keşfetmek, toprağı yoğurmak, su birikintisini ayakları ve elleriyle şıplatmak, bahçe duvarlarına tebeşirle yazmak, küçük taneli bitkileri parmaklarıyla sıkıp patlatmak ve incelemek

Kitap aktiviteleri: kitapsız günümüz yok, hikaye okumak, kim bulacak oyunu oynamak, renkleri sayıları harfleri incelemek ("o" harflerini bulup yuvarlak diyor ve yine ben demedim kendi buldu), resimlerdeki yüz ifadelerini inceliyor (bir kitapta ağır kova taşıyan ve yüzünü buruşturmuş bir adam vardı, ağır bişey taşırken o da öyle yapıyor ve o adam gibi taşıdığını ifade ediyor)

Müzik aktiviteleri: evde oyuncak piyano ve gitarı, davulu, marakasları, zilli bir çıngırağı var. Her gün müziğe dair birşey yapıyoruz. Piyanoyu çok seviyor. Bugün ise kalemliği alıp ters çevirerek çaldı, bana zilleri verdi, koltuğun etrafında çala çala dönüp tamtam dansı yaptık. Ayrıca shot bardakları istedi onlardan kule yaptı ve sonra bir birlerine vurup ses çıkardı en sonunda da kalemleriyle boyadı. Bazı şarkıların hareketlerini yapıyoruz beraber (wheels on the bus, head shoulder knees and toes)

Öğretici aktiviteler: tahta bloklardan, legolardan kuleler yapıyoruz, köprü yapıp iki inatçı keçiyi canlandırıyoruz, hayvanlara ahır, kulübe inşa ediyoruz, logolar ve bloklar renkli olduğu için renklerine ve şekillerine göre ayırıyoruz bazen. Oyun hamuru ile oynuyoruz, makası tam kullanamıyor sanıyordum ama evdeki çocuk makası ona uygun değilmiş, oyun hamurlarının makası ile kesebiliyor. Kalemler ve boyalar her gün en az bir kez çıkıyor. Kendime özene bözene aldığım bir defter onun karalama defteri oldu. Kalemlerle parmaklarımıza yüzler çizip finger family söylüyoruz. Evdeki objeleri dizme, sıralama, kapları iç içe geçirme, pilleri takıp çıkarma, oyuncak sebze tezgahının terazisinde oyuncakları tartma, suluboya, çekiç ve tornavida taklitleri, doktor olup bant yapıştırma, karanlık odalara girip karanlıkta yürüme, gölgelerimizi inceleme, evdeki yuvarlak objeleri arayıp bulma, aynı renkli objeleri toplama (bugün bir portakal ve turuncu balon bulup bana geldi , aynı olduğunu ifade etmek istedi), oyuncak adamlarını sıralama ve gruplama (genelde ikişer ikişer yüz yüze bakacak şekilde yapıyor, bazen otobüse kuyruk şeklinde diziyor) ve tabi ki neredeyse her şeyi sayma.

Fiziksel aktiviteler: yerde ve yatakta zıplama, kaçma kovalama, dinazorlardan kaçma, onlar gibi yürüme, koltuk kenarında ince bir yer üzerine yürüme ve emekleme, merdiven çıkma, dışardan beşiğin kenarına asılma, beşiğin kenarları üzerine yürüme (ben tutuyorum) , dizlerinden beşiğin kenarına asılıp ters sallanma, bacak esnetme, bir çubuğa tutunup kendini sallandırma, dönme, dönüp dönüp oyun olarak yere düşme, sandalye masa tırmanmalarını saymıyorum artık,

Multimedya aktiviteleri: belli ölçüde tv, tablet telefon ve bilg kullanıyoruz. Youtube da ağırlıklı olarak ingilizce şarkılar ve çizgi filmler izliyoruz. Tablet vs telefonda istediği oyunu açıp kapama ve oynamayı biliyor. Tv den bir miktar hollanda çocuk kanalını ve indirdiğimiz çizgi filmleri seyrediyor. Bazıları çok faydalı oldu, ingilizce öğreniyor. Mesela bir oyun var hayvanların ing adlarını söylüyor ve 4 hayvan içinden söylediğini buluyorsun, her seferinde bu hayvanlar değişiyor. Bu oyundan penguin, seahorse, octopus, jellyfish, fish, turtle, lobster, crab, whale, shark, starfish ve polar bear hayvanlarını her seferinde yanılmadan doğru buluyor. Yine bazı oyunlarda farklı olanı veya en büyük en küçük olanı bulun gibi sorular var onlarda da başarılı, bazen de nasıl yaptığını anlamasam da kaç adet nesne var sorularında seçilecek rakamı doğru seçiyor. Şu an iki ve üç nesne varsa elimde bunları sorduğumda doğru sayısını söyleyebiliyor. Bu oyunlar ve izlediklerimiz başka bir yazının konusu olsun.

Bundan başka onunla çok fazla konuştuğumuz için olsa gerek konuşma becerisi oldukça hızlı gelişiyor. Türkçe konuşuyoruz ama tvden ve sokaktan flemenkçe, gittiği oyun gruplarından ve benim açtığım programlardan ingilizce dinliyor. Ne kadar anladığını hiç bilmiyorum (muhtemelen fazla anlamıyor) ama bazı şeyleri bu dillerde söylüyor. Apıl,daag ve oi flemenkçe elma, iyi günler ve selam gibi bişey demek bunları böyle söylüyor. Yıldıza asla yıldız demiyor da star diyor, yine örümceğe itsy diyor. Blue isimli oyuncağı var ona blue yu biliyor, Bisiklete fiets demiştim ama bisiklet demeye başladı. Bunlar dışında gün içinde kullanılabilecek her kelimeyi türkçe söyleyebiliyor.

Uzun lafın kısası, ben önceden özel hazırlıklar yapmıyorum oyun için, ancak oyun sırasında ihtiyaç duyarsam hemen yapmaktan da alıkoymuyorum kendimi, kim uğraşacak demiyorum, gerekirse kesip biçiyorum. Geçenlerde komşumuzun ağacına astığı kuş yemlerinin bittiğini görünce, oraya yem koymak istedi yeniden. Pek tabi ki gidip koyamayacağımızdan hadi biz yapalım dedim ve bir plastik şişeyi kesip, bantlarla süsleyip bir kuş yemliği yaptık ve iple bizim ağaca astık.Şimdilik bu yaklaşımım yeterli görünüyor. İleride başka ve daha zengin oyun ihtiyaçları doğarsa ve tavırlarımı değiştirmem gerekirse, yine elimden geleni yapacağım ve onun istediği doğrultuda destek olacağım.

7 yorum:

  1. Yağmur'da çok hevesliydim Damla'da her eserse şeklindeyiz. Doğum günü sonrası bir çeki düzen vermeli bana ;;)

    YanıtlaSil
  2. zaman nasıl da geçti.. helo daha dün doğmuş gibi..sen şimdi oyunlarını anlatıyorsun.. maşallah..
    bizde çok oyun oynarız diloşla.. akşamları bize kalan 2 saatte mutlaka bişiyler yaparız.. dila oyuncaklarla oynamayı çok sevmiyor.. bişiyler yapalım sonra onlarla oynayalım istiyor.. instagramda paylaşmıştım, kaşık kuklaları.. hiç bi oyuncak onun kadar mutlu etmedi mesela..
    oyun çocuğun eğitiminde aslan payına sahip bence..sende çok ama çok iyi ve ilgili bir annesin..
    öpüyorum sizi..

    YanıtlaSil
  3. Valla ben programa başladım.
    Senin kadar dikkatli ve tertipli değilim bukonuda. Aklımda tutamıyorum bazışeyleri.
    Yani aslında plan program benim için.
    Ben ev işleri için bile program yapmazsam ev mahvoluyor :)
    Derdim pek montessori de değil aslında.
    AMa mesela bu haftanın şekli üçgense ben de üçgenlere konsantre olup ona göre oyunlar kurmaya çalışıyorum.
    Hoş oyun kurmak konusunda da çok beceriksizim. Alis bensiz daha iyi oynuyor :)
    Sürekli araştırıyorum neler yapabilirim diye. Alis'den ziyade kendimi eğitiyorum aslında.
    Yani dediğin gibi plan program işi anneden anneye göre değişir.
    Mesela Yüzmilyon kere tekrarladığımız halde Alis kesinlikle renkleri söylemez, göstermez, ilgilenmez.
    AMa şarkılar, danslar deli oluyor. Ben de ona göre oyun oynuyorum.
    Konuşma da yok bizde mesela.
    Yaşına göre geri bence ama bilemiyorum tabi.
    Belki de benim hüsnü kuruntum.

    YanıtlaSil
  4. Ben oyun ve sarkılar konusunda genelde sıkıntı yasamıyorum. Mesela alis kendi kendine oynarken nelere dikkat ediyor, neler yapıyor, bunlara dikkat ederek o sırada neyi öğrenmeye çalıştığını anlayabilirsin. O zaman oyunlarını o konuda kur derim. Farklı bir konuya ilgisi varsa ve sen ona üçgen öğretmeye çalışıyorsan sıkılabilir gibi geliyor bana. Renkleri kafasında bitirmiş olabilir veya henüz ilgisini çekmiyor olabilir bence hiç dert değil, ilgilendiği zaman belli edecektir. Konuşma işi de aynı şekilde bence

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tamam mükemmel olmayabilirim ama üçgeni o anda öğrenmek istemeyen 2 yaşında bir çocuğa, kafasına vura vura üçgen anlatmaya çalışacak kadar da şuursuz değilim çok sükür. Öyle bir hırsa hayatımın hiçbir alanında sahip olmadım. Benim derdim bazı şeylere kendi adıma odaklanıp ona faydalı olabilmek. Yoksa sabahtan akşama kadar planlı bir şekilde okul gibi aktivite yapmıyoruz. listede yazanları yapmak toplasan 20 dakika bile sürmüyor. Ki bütün güne yayılıyor o da zaten. Aman neyse.

      Sil
    2. Kızdırdım galiba:/ annesi olarak en iyisini sen bilirsin sürekli gözlemliyorsun çünkü. Eğer yeterli olmadığını hissettiğin için kendini program yapmaya şartlandırıyorsan buna gerek yok demek istemiştim, her anne çocuğu için en önemli kişidir zaten

      Sil
  5. Eline sağlık canım; Oyun konusunda bende hiç plan yapmadım o ne isterse o sadece oyun içinde beklenti doğrultusunda öğrettim; ömürleri okulla eğitimle geçecek okul öncesi ağırlıklı olan eğlence olmalı.

    YanıtlaSil