14 Ağustos 2013 Çarşamba

Biraz da Helodünya



Ne zamandır kızımla ilgili yazılar yazmıyordum. Aylık mektuplar yazıyorum ama orda da neler yaptığını yazmıyorum tek bir konuya odaklı. Bu günlerde neler yaptığını aklıma geldiği kadar yazayım biraz. Zira şuan uyuyor ve benim yemek yapmam lazım. Son günlerde yine yemek konusu felaket durumda artık yemek bloglarını tarama işini sadece onun için yapıyorum desem yeridir.

Resimde görülen salonun oyun köşesi, ev sahibimizin çocuklarından kalan oyuncaklar bunlar. Onları çok seviyor, epey oynuyoruz. Fisher Price'ı Little People serisine ait. Bu oyuncaklar fisher priceın türkiye sitesinde yokmuş baktım, sadece birkaç küçük parçası var. Bizim evde bu seriden uçak, otobüs, gemi, kamyon ve lunapark versiyonları var. Minik çocuklar ve hayvanlar var bunlara takılıp çıkarılıyor. Her oyuncak sesli, taşıtla ilgili sesler ve müzikler çıkarıyor. Mesela gemide çapanın suya düşme sesi, ardından gak gak papağan sesi, geminin sireni ve yolculuk başlıyor diye bir şarkı çalıyor.

Oyuncaklardan da anlaşıldığı üzere ev sahibinin çocukları erkek, evin çocuk odaları da erkekler için duvar kağıtlarıyla kaplı durumda. Biri yarış arabası dekorlu, diğeri Şimşek Macqueen ve kamyonlu. Dila bunları çok seviyor tam bir erkek fatma oldu bu yüzden. Zaten aşırı prensesvari olmasını da istemiyordum.

Bir diğer favori oyuncakları kitaplar. Çok seviyor kitap okumayı. Tabi bir çok kez kitap okumaktan bunaldığım oluyor ama onun dil gelişimine de çok faydası oluyor. Bütün gün ne anlatacağım zaten, kitaptaki resimlere baka baka olayları anlatıp duruyorum. Bir çok kitabını öğrendi artık kendi de bize anlatıyor. Doğduğundan beri kitapla haşır neşir olduğu için, kitaplara zarar vermiyor ve biz çoktan ansiklopedilere geçtik bile.  İlk ansiklopedim larousse (inkilap yayınları) diye oldukça kalın bir ansiklopedimiz var, aslında ilköğretim çocuklarına hitap ediyor ama biz defalarca okuduk ve sayesinde birçok kavramı öğrendi Helo. Bundan dolayı artık kitaplarımızı daha kalın alıyorum. Geçenlerde de bu sefer hollandaca öğrenmek için bir sözcük ansiklopedisi aldık.O da epey oyalıyor ben de bazı kelimeleri öğreniyorum sayesinde. Kitaplarımız oldukça zengin oldu bu ülke değiştirmelerden dolayı, Türkçe, İngilizce, Slovakça ve Hollandaca kitaplarımız var şimdilik.

Kitaplardan sonra en sevdiği konu hayvanlar. Aslında kitaplardan öğrendi çoğunu. Çiftlik hayvanlarını ve jungle hayvanlarını bitirdik şimdi böceklere geldi sıra. Neredeyse tüm böcekleri biliyor.Uğur böceğini nerde görse tanıyor hatta bol yeşillikli çevremiz yüzünden bir çok böcekle tanıştı, elledi ve inceledi. Uğur böceği, arı, sinek, sümüklüböcek, salyangoz, gübre böceği, kara fatma, örümcek, çekirge, tırtıl, solucan hepsini biliyor ve gördü. Örümceği meşhur itsy btsy spider şarkısından öğrendi ve ona itsy diyor. Örümcek ağlarını da örümceklerin yaptığını farkında. 

Bunlardan başka günde en az bir kez bazen daha fazla sokağa çıkıyoruz. Burda sokaklar bomboş, birkaç ev ötede bizim sokağın parkı var, orada takılıyoruz ama derdi oyun alanlarından çok yerlerdeki çöpler. Halbuki çok az çöp var ama ne yapıp edip buluyor, minik minik çöpleri toplayıp kutuya atıyoruz. Dün birisi marshmallow şekerlerden düşürmüş herhalde yerlere yapışmış bizimki görünce hemen atladı tabi, kaka olmuş diye. Anası yerleri sopayla kazıdı çöpe attık ama hala kalanlar pek bi huzursuz etti kızımı. Bir de izmaritler oluyor ah nasıl kızıyorum nasıl. İlla alacak onları elleriyle parçalamaya mıncırmaya çalışacak. Elinde olmazsa olmazlardan biri de dal parçası, bulduğu bilimum büyüklükte taşlar, sürekli onlarla oynuyor.

Evimizin yakınında bir kanal var, Amsterdam kanal şehri demek zaten. Her kanalı sahiplenmiş bir grup hayvan var. Neredeyse her kanalda bir ördek ailesi, bir karabatak sanırım (siyah, kafasında beyaz bir bölüm olan bir hayvan), balıkçıl bazen leylek oluyor. Bizim kanalın ördek ailesi artık bizi tanıyor, görür görmez Helo'nun yanına geliyorlar, henüz yakalayıp sevemedik ama sürekli beslediğimiz için alıştılar. 

Bunun dışında sürekli bıcır bıcır konuşuyor, son bir aydır konuşma konusunda epey atak yaptı. Bizim söylediğimiz herşeyi tekrar etmesini saymıyorum, belleyip doğru kullandığı çok sayıda kelime var. Günlüğüne yazıp kaydediyorum ve yaklaşık 50 tane ediyor şuan (maşallah). Birkaç tane de iki sözcüklü cümleleri var. Ne zaman yan komşumuzun köpeği Ref havlasa pepet havhav (köpek havladı) diyor, duş mama (kuş mama yiyor) da bir diğeri. Hele geçen sabah bizi çok şaşırttı, uyanmış hepimiz yatakta oturuyorduk, eşim kalkıp banyoya gitti ardından bana şöyle dedi;
- baba çiş
babası çiş yapmaya gitmiş :)

5 yorum:

  1. Ama bu kadar az fotoyla olmaz kabul edilemez Diloşu daha çok görmek istiyorum :) Arenin de dili bir çözüldü pir çözüldü :) Salonun oyun köşesini çok sevdiğimi söylemiştim yine söylüyorum :)

    YanıtlaSil
  2. Pepet havhav'a bayıldım yalnız:))Ayyy şimdi bunlar cırcır konuşmaya başlayacaklar değil mi?Çok eğleneceğiz,çook:)))

    YanıtlaSil
  3. pepet havhav (köpek havladı) çok tatlı oluyor ya böyle konuşmalar,böylelerini gördükçe o an alıp içime sıkasım geliyor :) Allah bağışlasın,sevgiler

    www.minikmini.blogspot.com

    YanıtlaSil
  4. ne tatlı bu minikler böyle değil mi? insanın kendi çocucuğunu sevgiden yutası geliyor :)

    YanıtlaSil
  5. Maşallah Dila'ya.. Bıcır bıcır olmuş.. Bizimki ancak kendi dilinde konuşuyor. Anlam yüklediği kelimesi pek yok daha.. Ama yine de insanın yalayıp yutası geliyor o halleri..Çok tatlı bu minik bıcırıklar..

    YanıtlaSil