30 Ocak 2012 Pazartesi

31. Hafta, Yolcu Yolunda Gerek

Son birkaç haftadır rüyalar konusunda büyük bir değişim yaşadım. Eskiden nadiren rüya görür yada hatırlardım, şimdi ise oscar filmlerine taş çıkartan senaryolarda rüyalar görüyorum. Bir çoğunda film gibi dışardan izliyorum onları. Geçenlerde yine rüyamda böyle bir film izliyordum, eski türk filmlerine benzer bir aşk hikayesi idi. Ayrılık sahnesinde Nilüfer'in Yolcu Yolunda Gerek şarkısı çalıyordu. O kadar gerçekçiydi ki sabah bu şarkıyı söyleyerek uyandım. Bunun neresi ilginç derseniz, bu zamana kadar bu şarkıyı bilinçli olarak hiç dinlemedim ve sözlerini bilmiyorum, bir yerlerden kulağıma çalınmış olmalı, rüyamda sözlerini dinleyince, o zaman öğrenmiş oldum.

Ondan sonra birkaç kere dinledim ve sevdim tabi. Şarkının sözlerini dinlerken de, artık önüme bakmam gerektiği, geçmişteki kararlarımızı sorgulamayı bırakmak yönünde mesaj verdiğini düşündüm. 

Rüyalarım şimdilik olumsuz değil, hatta vefatlarından sonra rüyamda istesem de göremediğim ananem ve dedemi iki kez, amcamı ise bir kez gördüm rüyamda. Güzeldi.

Hamilelik çok şükür iyi gidiyor, şikayet edeceğim pek birşey yaşamıyorum. Geçen hafta mide yanmalarımın kesildiğini söyleyerek kendime nazar değdirmiş olmalıyım yeniden başladı. Karbonatlı su ve naneli sakız geçici çözümler sunuyor şimdilik, doktorun verdiği hapı fazla kullanmak istemiyorum diye uzak durdum ondan. Bir de özellikle geceleri el uyuşmaları başladı, sabah kalktığımda biraz hareket ettirince düzeliyor. Moralim genelde çok iyi fakat bu ay sonunda bitirmeyi planladığım işlerimin bitmemiş oluşu canımı sıkıyor. Son bir haftadır özellikle rehavetim daha da arttı. Hamileliğin ilk aylarında hiç yorgunluk yaşamamış ve uyumamıştım. Şimdi gün içinde uyumak istiyorum hatta uyuyorum. Çok iyi geliyor herhalde bebeğin büyüme dönemleri olduğundan, vücudum dinlenerek enerjimi ona kanalize etmemi istiyor ama günler de kısa olduğundan birşey yapamadan akşam oluyor :( Bu hafta daha sıkı çalışıp arayı kapatmam lazım.

Hep yazıcam unutuyorum, blog dünyasında beklenen doğum tarihi aynı olan (2 Nisan) üç hamileyiz. Benden başka Ayşe Gelin (Hollanda) ve Small Button Nose (İngiltere) de bebeklerini bekliyor. Ayşe'nin erkek bebeği SBN'un kızı olacak ama o pek yazmıyor blogunda, daha çok mailleşiyoruz. Geçen hafta Ayşe bebeğin hıçkırıklarından ve yalancı kasılmalarından bahsetmişti. Ben de hiç olmadı demiştim ki bu hafta oldu (ya da ilk defa bu hafta hissettim bilmiyorum) hıçkırıklarını hissettim Helocuğumun. Sancı ise pek olmadı hala, birkaç kere kasıklarımda gaz sancısına benzer acı hissettim ama bu o mu emin olamadım. Bakalım hangimizin bebeği ne zaman doğacak, aynı günlere denk gelecekler mi merakla bekliyorum ben de.

Helocum bazen çok yoğun hareketlerde bulunuyor ve bu haftanın başında da öyleydi. Neredeyse 24 saat çok az dinlendi, ondan sonra keyifli bir pozisyon almış olacak ki, daha sakinleşti, genelde uyuyor ve arada yine yoklamalarını yapıyor. 

Karnımın büyüklüğü pek değişmedi sanki, acaba bu kadar büyüdükten sonra daha büyümez mi diye düşünüyorum. Göbek deliğim hala içerde ve hiç çatlamadım henüz, şimdilik kilom da iyi gidiyor, hatta akşam kayınvalidem skype de hiç kilo almamış yüzün falan dedi. Karnımı görünce şok oldular tabi :))

Hafta sonu baumaxa gidip bazı eksiklerimizi aldık, beşiğinin önüne ufak bir paspas, gece lambası (bir önceki yazıdaki resimde görülen pembe kedi) ve kullanıma açaçağımız dolap için sepetler ve bez raf. Dün onları da yerleştirdik güzel oldu. Bu hafta sıkça yazdığım gibi bazı süslemeler yaptım, daha kafamda birkaç şey var akşamları dizi izlerken yapıyorum onları da. Bu arada bir dizi tavsiyesi de vereyim, yeni izlemeye başladığımız Psych dizisi. Aslında 2006 dan beri oynuyormuş, çok komik bir dizi. 

Bazen aklıma takılan bir husus da kendimi tam anne gibi hissedememek. Bazı kişiler hamileliğin ilk anlarından itibaren sanki bebekleriyle daha yakınlar, bıcır bıcır konuşuyorlar falan. İçimde öyle aman aman sevgi patlamaları hissetmediğim için kendimi suçluyorum. Belki görmeyi dokunmayı bekliyor bu hislerin canlanması, kimi kişilerde öyle olurmuş. Sevdiğimi hissediyorum, düşünüyorum, merak ediyorum, konuşuyorum hayal kuruyorum ama gözüme az geliyor nedense. Bakalım Helo ile birlikte benim de annelik hislerim doğacak mı?

Bu haftaki yazımı akşam söyleyip kendi kendime göbek atarken, eşimin tuhaf bakışlarını yakaladığım şarkıyla sonlandırmak istiyorum.

Kaşların arasına dom dom kurşunu değdi, dom dom kurşunu değdi.
Bir avcı vurdu beni oy bir avcı beni yediiiii.... :)

Yani anlayacağınız deli hallerim devam ediyor.

6 yorum:

  1. Sıkma kendini herşey hallolur, olmazsa da Helo gelince zaten herşeyi unutacaksın. Bir ara yazı yazmıştım anne ne zaman olunur diye. Ben de senin gibiydim endişelenme, anne olunuyor bir şekilde, zamanlama değişik sadece :)

    YanıtlaSil
  2. helloyu bir gör bak, nasılda anne oluveriyorsun hemen, doğuma girerkekn bile insana çok uzak geliyor ama o doğduğu an işte herşey değişiyor :))
    İşler sana vız gelir :))

    YanıtlaSil
  3. yapılan herşey azmış gibi gelir annelik adına ölede devam edicek sakın takılma..2 yıldır anneyim hala bişiler eksik diyorum..ben kasılmalar yüzünden çok telaş yaşadım erkenden gelicek diye...birden hamilelik zamanlarım geldi gözüme de güzel zamanlardı kıymetini bil..arayacaksın:)))

    YanıtlaSil
  4. :))))
    O gobekle nasil gobek attin abla eminim cok komik goruntuler cikmistiir : )
    Veee diyorum ki ilk ben doguracam : )
    Oyle hissediyorum ki 31 Martta ben doguracagiiim oglusumu : )

    Bir arkadasimda demisti daha annelik duygusunu hissedemedim diye, ama dogduktan sonra gormelisin onu, insan o zaman degisiyor. Hiic suclama kendini :)

    YanıtlaSil
  5. aysecim genelde erkekler geç doğar derler ama bakalım nasıl olacak iyice büyüyene kadar beklesinler de hangi gün gelirlerse gelsin minikler

    YanıtlaSil
  6. egeloşun çok hıçkırığı tutardı erkekler geç doğar diyorlar ama 3 hafta erken doğduk anneliğe gelince sende herşeyi zaman bırak beaaa...

    YanıtlaSil