28 Kasım 2008 Cuma

Bir Yastıkta

16:46:00 23 Comments

Bir süpriz, yeni bir site. Ne zamandır aklımda böyle bişey vardı. Bugün hayata geçti. İki yıl önce evlenirken çok araştırmıştım, şimdi durum ne kadar değişti bilemiyorum ama evlilik hazırlığı yaparken kapsamlı bir siteye ihtiyaç oluyor. Aslında bu tipte birçok site var ama biz daha çok İngilizce bilmeyip yabancı kaynaklara erişemeyen kişilere yeni bir pencere açmayı planlıyoruz. İçeriği zamanla gelişecek, zenginleşecek. Belki etkileşimli bir site olacak, izleyicileriyle bütünleşecek. Onların düğünlerini duyuracak ve paylaşacak. Bunları zamanla göreceğiz. Şimdilik heyecanımızı paylaşalım dedik.

Siteye aynı anda birkaç kişi araştırmalarıyla katkıda bulunacak, yorumlarınızla sizlerin de katkılarını bekliyoruz.

Sevgiler.

27 Kasım 2008 Perşembe

En Mükemmel Dil: Türkçe

17:40:00 8 Comments
Genelde günde bir yazıdan fazla yazmıyorum ama bu sefer duramadım. Her zaman okuduğum bir kitap mutlaka vardır ve işten gelirken bu sıralar okuduğum bir kitabın bir paragrafını paylaşmak istedim.

Kitap Dr. Toygar Akman tarafından yazılan "Boyutlar" kitabı. Sibernetik konusunda çalışmalar yapmış bir bilim adamı. Kitapta da her açıdan boyutlara değinmiş. Rahmetli Prof. Ahmed Yüksel Özemre'nin de katkıda bulunduğu bu kitabı bir Fizikçi olarak kaçıramazdım. ( Bu arada ben Özemre ile şahsen tanışma fırsatına erişmiş ve hergün eskiden onun bulunduğu odalarda bulunan biriyim.)

Neyse efendim kitabın bir paragrafını aynen yazacağım. Konu yapay zekalar ve sözlü bilgiyi yazılıya dönüştüren bilgisayarlar. Bu konuda çalışmalar yapan MIT profesörlerinden Nicholas Negraponte, Dijital Dünya isimli kitabında şöyle yazmış:

"İngilizce, yapay olarak üretilmesi en zor olanlardan biridir. Çünkü, yazılışı çok tuhaf ve hiç de mantıksal görünmeyen bir tarza sahiptir. (Örneğin write, right ve rite gibi yazılışı çok farklı olan sözcükler, okunurken aynı sesi verir.) Türkçe gibi başka diller, çok daha kolaydır. Aslında Türkçe, yapay üretimi çok kolay bir dildir. Atatürk'ün girişimiyle 1929'da Arap harflerinden Latin harflerine geçilmesi, seslerle harfler arasında bire bir uygunluk sağlanmasını getirmiştir. Türkçe'de her bir harfi telaffuz edersiniz; sessiz atlanan hiç bir harf ya da kafa karıştırıcı sesler yoktur. O nedenle sözcük düzeyinde Türkçe, bir bilgisayar konuşma yaratcısı açısından, rüyâların gerçek çıkması gibibir şeydir. "

Bu satırların çevirisinde acaba bir yalnışlık ya da ilave olabilir mi ? diye düşünür ve Negraponte'nin kitabının orjinal hali olan New-York'da 1995 yılında basılmış olan "Being Digital" in 145. sayfasını açacak olursanız, aynı ifadelerin İngilizcesini görecek ve hayranlıkla okuyacaksınız. Bu satırları buraya aynen almamızın bir nedeni, Türkçe diline gerekli önemi vermeyen ve onun bir kompüter dili olamayacağını iddia edenlere, Negraponte'nin ne kadar güzel karşılık verdiğini belirtmektir........

Türk mucitlerine duyurulur.

25 Kasım 2008 Salı

Bebekler İçin Kirazlı Atkı Şapka Takımı

11:10:00 32 Comments

Bu yazımda bahsettiğim atkı bere takımını nihayet hafta sonu bitirdim. Aslında çoktan bitmişti ama süslemeleri kalmıştı. Herşeyi ören ben, ponponlar konusunda beceriksizim. Aslında ponpndan olması gereken kirazları onca denemeden sonra yapamayınca (daha doğrusu istediğim gibi görünmedi bir türlü gözüme, sanırım kullandığım ipin ince oluşundan, kirpi gibi oldular) bende başka çare yok öreyim bari dedim.

Atkının ucuna diktiğim kirazların saplarından ve yapraklarından her iki tarafta da gözükmesi için fazladan ördüm ve iki yönde de tutturdum. Toplamda atkı için sekiz top, ve sekiz çift sap ördüm.


Şimdi hediye edilecek bir bebek aranıyor :)

24 Kasım 2008 Pazartesi

Öğretmenim Nerdesin?

11:10:00 17 Comments
Aklımda yazılacak çok şey var ama malesef bugün çok yoğunum. Bu yazıyı bile kısacık zamanda yazıyorum.

Her çocuk gibi büyünce ilk olmak istediğim şey "öğretmen"di. Gözümüzde ne kadar önemli ne kadar kutsallardı. Şu anda hala öyle ama şimdiki çocuklar ve öğretmenlerin çoğu... Ah diyorum çünkü derin mevzu.

6 yaşındayken büyük ablam üniv öğrencisi idi. (Aramızda 11 yaş var.) O yaşta üniversite ve profesör kavramlarından haberdardım. ( O zamanlar için pek normal değil bu, şimdi olsa da ) Neyse benim idealim şöyleydi. "Ben ilk önce üniversite hocası (profesör) olucam, sonra lise öğretmeni sonra ortaokul öğretmeni ve sonra da ilk okul öğretmeni. Sonra da emekli olucam" derdim. O zamanki aklımla yaşlandıkça kendime işimi hafifletecek şekilde planlamıştım. Şimdi bu plan inanılmaz şekilde gerçek oluyor gibi görünüyor. Yoksa kaderimi mi dile getirmişim o yaşta?

Kısmen öğretmen sayılırım ben de ama kutlamaları yaşamadan. Ama beni seven ve hep arayan öğrencilerim var bu en güzeli.

Dün akşam öğretmenler gününü hatırlayınca eski öğretmenlerimi düşünmekten bir süre uyuyamadım. Aklımda ilkokul öğretmenimi tekrar bulmak var ama nasıl. Tek isteğim o. İnşallah bulacağım.

22 yıl süren ve hala devam eden öğrencilik hayatımda sayısız öğretmenim oldu. Çoğunu hatırlamıyorum bile. Ama birkaç tanesini unutmuyorum. Birincisi yukarıda da söylediğim ilk okul öğretmenim "Mehmet Şehitoğlu", diğeri liseden coğrafya öğretmenim "Ahmet Hacıoğlu"-kendisi şimdi ilçe Milli Eğitim Müdürü. İkisinin de ödeyemeyeceğim hakları var.

Öğrencilerine gönülden bağlı fedakar tüm öğretmenlerimizin günü kutlu olsun. İnşallah vatana millete hayırlı evlatlar yetiştirip, ülkemize güzel şeyler getirmelerine yardımcı olurlar.

20 Kasım 2008 Perşembe

Gmail'de Temalar

09:33:00 8 Comments

Henüz çok yeni mi yoksa ben mi yeni görüyorum bilmem bu sabah gmail hesabımı açınca temalara gözatın diye bir uyarı vardı. Çeşit çeşit sevimli temalardan birini seçebiliyorsunuz ve çok şekerler. Ben şimdilik bunu seçtim. Eğer böyle bir uyarı yoksa sağ üst köşedeki ayarlardan temalara gelip istediğniz temayı seçebilirsiniz.

19 Kasım 2008 Çarşamba

Biraz Tebessüm

11:47:00 8 Comments
Posta hesaplarım artık öyle dolup taştı ki çoğu zaman okuyacak vaktim olmuyor. Arada üç beş tanesini okuyup temizliyorum. Biraz önce baktığım maillerden şu ikisini paylaşmaya değer buldum.

Birincisi yandaki karikatür, çok güldüm.
Bir diğeri de bir animasyon, çok sevimli gerçekten. Bu adresten izleyebilirsiniz.
Başlamak için fırçaya tıklayın.
Keyifli anlar....

18 Kasım 2008 Salı

Free Blogger Theme : The Blue Dream

15:11:00 14 Comments


Dünkü yazımda belirttiğim bitimine az kalmış olan şablonu da bitirdim. Malzemelerin hazır olması durumunda elimizde kodlar varken oluşturmak çok zor değil. Ancak tasarım aşaması oldukça vakit alıyor. Sitenin genel havasına uyacak elemanları bir araya getirmek bulmak ya da oluşturmak kolay değil. Bu temayı bilgisayarıma eski zamanlarda kaydettiğim banner üzerinden oluşturdum. Banner çok hoşuma gitmişti. Ona uyacak şekilde arkaplan ve diğer resimleri ayarladım.

Son yaptığım tasarımlar genel olarak aynı formatta olmasına rağmen (banner sidebar resmi footer resmi gibi) aklımda çok farklı tasarımlar da var. Yavaş yavaş onları da deneyeceğim. Blue Dream (Mavi Rüya) temasını da isteyenler indirip kullanabilir. Buradan genel görünüşüne bakabilirsiniz.

Not: Yapmış olduğum temaları göstermek için verdiğim linkler bir süre sonra kalkabilir. Açmış olduğum dört blogu tema oluşturmak amacıyla kullanıyorum. Yeni şablon oluştururken sırayla hepsini kullandığım için ilerleyen zamanlarda linkte bu şablondan başka bir şablonla karşılaşabilirsiniz.

17 Kasım 2008 Pazartesi

Free Blogger Theme : The Pink Dream

10:35:00 15 Comments
Geçenlerde Ayşe için yapmış olduğum tema kendisinin isteğiyle tamamen değişti ve elimde fazladan bir adet tema kaldı. Aslında dün de başka bir tema yaptım ama bir iki ufak eksiği var onu da yarın koyacağım. Bu temayı isterseniz indirebilir ve kullanabilirsiniz.

Bloglarını değiştirmeyi öğrenmiş ve değiştirmeyi başarmış olanlar, daha çok kişinin fadalanması açısından derslere link verirlerse iyi olur. Tabi eğer rakiplerinin kendilerine yetişmesi konusunda bir endişeleri varsa bilemem. Böyle bir duygunun bastırılması kolay olmasa da benim için "rekabetin insanı daima ileri taşıyan bir itki olduğu" düşüncesi bu kadar rahat olmama sebep oluyor. Eğer bu duygunun esiri olsaydım bir çok şeyi paylaşmayabilirdim. Neyse ki kendimle ilgili böyle sorunlarım yok.


Download The Pink Dream Theme

16 Kasım 2008 Pazar

Bir Cennettir Türkiye

17:02:00 10 Comments
İlk okuldan itibaren Türkiye'nin bir cennet olduğu, dört mevsimin aynı anda yaşandığı öğretilir. Çocuk aklımızla bunu idrak edebiliriz ancak Türkiye'de yaşayan biri olarak bu değerin farkında olamayız.

Ce ile yeni tatlar keşfetmeyi severiz. Tropikal bir meyve olan guava suyunu da hafta sonu denedik (denemediğimiz bir o kalmıştı). Çok güzel bir lezzeti var, bardağa koyunca pembe renkli domates suyu gibi görünüyor. Resmini ararken ayrıca Kylie Minogue'nin kanser tedavisinde bu meyve suyundan içtiğini öğrendim.

Çok olmasa da birkaç ülkede bulunmuş olduğum için ülkemizin zenginliğini sadece algılamış değil, tamamen idrak etmiş durumdayım. Ve gerçekten ülkemizde yetişen sebze meyve zenginliğinin herhalde başka bir ülkede bu kadar olamayacağını düşünüyorum.

İtalya bizimle hemen hemen aynı enlemde olmasına ve İtalyan yemekleri çok meşhur olmasına rağmen artık benim için bir orjinalliği kalmadı. İlk başlarda ben de hevesli meraklıydım ancak bir süre sonra anladım ki yemeklerin neredeyse hepsi hemen hemen yakın tatlarda. Sanki yemeğin içindeki malzemeler ne olursa olsun şu pizzalarda aldığımız peynirli ya da kremalı tat hepsinde var. En son İtalya'da kalışımda Türk yemeklerini o kadar özledim ki normal bir domatese bile hasret kalmıştım. Düşündükçe ağzım sulanıyor. Bizim yemeklerimiz ekşili- acılısı , tuzlusu-baharatlısı, tereyağlısı-zeytinyağlısı, her bir yemeğin bir diğerine benzemeyen tadı var.

Yemek çeşitlerinin bitki örtüsünden başka kültürle de şekillendiğini göz ardı etmemek lazım. Ülkemizin her köşesindeki farklı kökenlerden gelen insanların oluşturduğu kültür de çok önemli. herhalde italya'da bizim kadar köken yoktur.

Mesela orda kahvaltıda zeytin yok (sadece salata ve makarnalarda bazen) , salatalık domates gibi şeyler de yok. Ya corn flakes tereyağı, karper peynir, bal reçel ya da croissant gibi hamurlar.

Ama en önemli eksiklikleri ise yoğurt tabiki. Yoğurt kültürü sadece küçük bardaktaki meyvalı yoğurtlar. Yemeklerde yoğurt kullanmak ya da ayran nerdeeee. Bir de bizim peyaz peynirimiz onlarda yok. Bin türlü peynir var ama şöyle tuzlu sert, ya da yağlı yumuşak peynirsiz bir kahvaltı olur mu?

Hep aynı tatlarda yemekler yemekten gına gelmişti, arkadaşımla markete gittik şöyle tuzlu bişeyler alalım da kendimize gelelim diye. Zorla turşu bulduk, sonra domates aldık ama bi tuhaf. Marketteki sebze reyonları da farklı sanki çoğu ürün ithal gibi. Hele kabakları salatalıklardan ayırmak imkansızdı.

Diğer yandan meyvelerimizi zenginliğini de Maldivlere ve Mısır'a gidince farkettim. Maldivler'de mango, ananas, papaya, passion fruit, hindistan cevizi ve değişik bir kavun (daha ufak tadı da biraz farklı) dışında meyve yok. Bir de ithal karpuz ve muz. Bütün bu meyveler de neredeyse birbirine yakın tatlar. Mısır da da zeytin yoktu, biraz daha bize benzemekle birlikte tatsız tuzsuz kavun ve karpuz.

Bizimkileri düşünüyorum da, yaz meyveleri kış meyveleri çeşit çeşit. Yine ekşisi tatlısı, serti sulusu bir sürü meyve. Erik (çeşit çeşit) kiraz vişne portakal mandalina elma armut kayısı (ha italya da şeftali gördüm ama kayısı görmedim) şeftali kavun (bir sürü çeşit) karpuz üzüm greyfurt (italya da vardı ama ithal genelde avrupalılar pek bilmiyor) muşmula, nar ve daha bir sürü.

İtalya'da arkadaşımın oda arkadaşı Venezuelalı idi. Onunla yemekler üzerine sohbet ederken onlar da da fazla meyve çeşidi olmadığını (ekvator civarında olduğundan) yoğurdun aslında Araplara özgü bir yiyecek olduğunu sandığını öğrendim. Yoğurdu yemeklerde ve sarımsaklı kullandığımızı duyunca çok şaşırdı. Sarımsak ile yoğurdu bağdaştıramadı. Tabi onlarda birbirinden fazla farkı olmayan iki mevsim olduğundan bizdeki dört mevsimin çok güzel olduğunu, kar yağışını hiç görmediğini söyledi.

Başka insanların ağzından böyle şeyler duyunca bizim için aslında sıradan olan şeylerin nasıl güzel olduğunu anlayabiliyoruz. Gerçekten ülkemiz içindeki farklı iklimlerden oluşan bitki örtüsü zenginliğiyle nadir ülkelerden birisi.

Diğer yandan tanıdığım herkese yoğurdun kökeninin Türkler olduğunu anlatıyorum Ce'nin de dediği gibi "Türklerin tek geleneği yoğurtdur". Buna sahip çıkıp herkese anlatmalıyız. Baklava ve Karagöz'ü yunanlılara kaptırdık, bari bu kalsın elimizde.


Bizim tek eksiğimiz herhalde yemek servisi konusunda daha tutucu olmamız, bu resim mail olarak gelmiş TAVUK KANADI NASIL SERVİS EDİLİR? diye, bakar mısınız seksiliğe.

14 Kasım 2008 Cuma

13 Kasım 2008 Perşembe

Kendi Şablonumu Kendim Yaptım (Yazı Dizisi 6) - Son Ders

16:45:00 15 Comments
Nihayet son ders ile şablon oluşturma işini tamamlıyoruz. Arkaplanla ilgili bir değişiklik yapacaktım ve böylece sidebar kısa kaldığı için ortaya çıkan bozuk görüntüyü düzeltebileceğiz.


Arkaplanı aldığım siteden resmin küçük kare halini kaydettim bilgisayarıma ve fotoğraf programında düzenleyip yeni bir arkaplan oluşturdum. Bu yeni arkaplanım şöyle.






Görüldüğü gibi arkasında başlangıçta seçtiğim arkaplanın resminin olduğu ortasında ise yazı alanının arkaplan renginde doldurulmuş uzun bir resim. Bu resim yine kendini enine ve boyuna sonsuza kadar tekrarlıyor. Ancak biz bunun yatay düzlemde tekrarlandığını görmüyoruz sadece düşey düzlemde tekrar ediyor. İnternetten aldığım kırmızı arkaplan resmi 199*200 piksel uzunluğundaydı. Önce resim programında 2000*200 piksel boyutlarında bir boş resim açtım. İçine kırmızı küçük resmi kopyalayıp yapıştırarak enine tekrarladım. Daha sonra da başka bir boş sayfa oluşturdum ve içini yazı alanının renginde doldurdum. Bunun genişliğini 930 piksel ayarladım (yazı alanım 900 pikseldi yanlardan da biraz gölge için taşma payı verdim). Sonra bu resmi uzun kırmızı resmin tam ortasına yapıştırıp gölgeler verip kaydettim. Daha sonra da kodda bu yeni resmi arkaplan olarak atadım. Koda top (yukarı) ve center (ortaya) komutlarını eklemeyi unutmayalım.

body { background: url(http://gece.fezaneverd.com/pic/arka1.jpg) top center;

margin:0;

color:$textcolor;

font:x-small Georgia Serif;

font-size/* */:/**/small; font-size: /**/small;

text-align: center; }

Yeni oluşturduğum bu arkaplan resmini 2000 piksel uzunluğunda seçmemin sebebi ise şu. Google Analytic kullanıyorsanız ziyaretçilerin hangi kapasitede ekran çözünürlükleriyle size geldiğinin bilgilerine erişebilirsiniz. Çoğunluk 1024 piksel genişilik olmasına rağmen en fazla 1900 piksel genişlikteki bilgisayarlardan bloguma bakılmış. Ben de onların da düzgün görüntülemesi için 2000 yaptım. Eğer 1500 falan yapsaydım, sağ taraftan yeniden tekrarlandığını ve yarım bir arkaplan göreceklerdi.

Bu arkaplanı ekleyip bannerimde biraz düzeltmeler yaptıktan sonra şablonum tamamlandı ve



haline geldi. Şimdi sidebar ve yazı alanının tamamı aynı renkte ve yan taraflardaki gölgeler biraz derinlik kattı. Yan taraflarda gölge yerine, kurdele, noktalar, çerçeve, küçük süsler, çiçekler gibi bir sürü şey kullanılabilir. Yaratıcılığınıza kalmış.

Yapmış olduğumuz değişikliklere buradan bakabilirsiniz.

Buraya kadar öğrendiklerinizi hayal gücünüzü de kullanarak geliştirebilirsiniz. Web tasarımında işin %50 si bilgi ise %50 si de tasarıma kalmıştır. Her kişi bu kodları öğrenebilir uygulayabilir. Ancak görsel objeleri kullanma becerisi herkeste aynı değildir. Sanatsal yatkınlığa bağlı. Bu yüzden teknoloji ve yaratıcılığın kullanıldığı web tasarımı benim her zaman ilgimi çekiyor.

Bu yaptığım tasarımı üzerinde çok düşünmeden yaptığım için çok hoşuma gitmese de, elimizdeki malzemelerin her zaman uygun bir kombinasyonla güzel görünür hale getirilebileceğinin ispatıdır. Bundan sonra anlatımdan ziyade, boş zamanlarımda yaptığım şablonları yayınlayacağım ve ilave olarak yeni bilgiler varsa bundan bahsedeceğim.

Paul Simon-Call Me Al

15:44:00 6 Comments

Bu parçayı Mısır'da sadece eski klipleri yayınlayan bir kanalda izlemiştim. Bayıldım. Gelince hemen şarkıyı bulduk, neredeyse hergün dinliyorum. Müziği beni o kadar etkiliyor ki kendimi birden bire enerji dolmuş ve neşeli hissediyorum. Sizde bu şarkıyla güne güzel bir başlangıç yapın.

Not: Parçayı söyleyen gerçek kişi videodaki kısa boylu adam, diğerini de tanımışsınızdır.

2. Not: Bu kaydı sabah yayınladım ama youtube dan eklediğim video bir türlü görüntülenmedi ben de kaldırmıştım. Eğer sizde de görüntülenmiyorsa burdan bakınız. Çok güzel parça. Klip ise bana çok ilginç gelmişti. Bu parçanın 80'lere ait olduğunu da söylemeliyim.

12 Kasım 2008 Çarşamba

Kendi Şablonumu Kendim Yaptım (Yazı Dizisi 5)

16:20:00 22 Comments
Umuyorum ki bu son yazı olacak şablon düzenlemeyle ilgili. Bana mail atarak özel olarak bu konuya ilgi gösteren, anlamadıklarını soranlar oldu. Çok teşekkür ediyorum ilginiz için. Geçenlerede şablon yapımı ile başka kaynaklar olup olmadığına baktım. Elbette ki bir sürü kaynak var incelediğim kadrıyla benim yazdığım kadar açıklayıcı yazan pek yoktu (tabi gözümden kaçanlar da olabilir). Diğer yandan en basit anlatımda bile birçok yeni kavram ortaya çıkıyor hiç bilmeyenler için. Birçok kişi daha en başta "aman bunlar ne" diye korkup kaçıyor. Çaba göstermeye çekiniyor. Normal eğitim hayatından uzak kalmış, bu yüzden yeni şeyler öğrenme alışkanlığından zorunlu olarak vazgeçmiş kişiler tekrar başlangıç yapmakta zorlanıyor. Diğer yandan her türlü sorunuzu anlamadığınız yerleri sorabilirsiniz.

Buraya kadar tüm anlattığım ve anlatacaklarım illa ki hepsi birden olmak zorunda değil. İstediğiniz değişikliği tek başına yapabilirsiniz. Sadece banner yada sadece genişilik değişimi. Ya da sadece arkaplan. Size kalmış.

Bu yazıda belki de bayanların en hoşuna gidecek aşamayı yapacağız. Mevcut şablonunuza yine sadece bu eklemeleri de yapabilirsiniz.

Birinci aşamada sidebarlar için süsleme yapalım. Daha önceki yazılardan birinde sidebarların ve yazı alanların görünmez tablolar olduğunu söylemiştim. Her bir postu eklediğimiz mainbar ya da her bir gadget i eklediğimiz sidebar ayrı bir tablo içinde. Mantık olarak biz bu tabloya yine blogun tamamının arkaplanına eklediğimiz gibi bir resim ekleyeceğiz. Yani tablonun background'nu değiştireceğiz. Koyduğumuz resim küçük bir resim ise gadget'in (ya da postun) büyüklüğü kadar kendini tekrarlayacak. Ya da büyük bir resim koyup yine sabitleyebiliriz. Siteyi fazla ağırlaştırmamak adına küçük bir resim ekleyip bunun kendini tekrarlamasına izin vermeyeceğim ve bir noktaya sabitleyeceğim. Eğer yukarı sabitlersen başlık resmi, aşağı sabitlersen gadgetleri ayıran resim olarak gözükecek. Dar bir resim ise sol üstte yada diğer köşelere de sabitleyebilirim. Gördüğünüz gibi tamamen resme ve hayalgücünüze kalmış bişey.

Yeniden yaptığım şablon üzerinden devam edersem, sidebar için toplam genişliği 220 piksel ayarlamıştım. Şimdi yazımın başlığında 220 piksel genişliğinde bir süslü çerçeve şekilinde bir resim canlandırdım kafamda. Önce bu resmi fotoğraf düzenleyicilerde oluşturayım.


Temanın genel tarzına uygun olacak şekilde fonu aynı renk olan yanında bir kalp ve çerçeveli bir resim oluşturdum. Genişiliği 220 piksel ayarladım. Şimdi bu resmi koda ekleyeceğim. Kodda yer almayan background ifadesini .sidebar .widget, .main.widget { yazan yere ekleyeceğim. Kodda bu kısmı bulup içine eklediğim zaman hem sidebar da hem de main kısmının en başında resim gözüktü. Çünkü ikisi için ortak başlık atmış. Aynı resmi kullanmak isterseniz bu şekilde kalabilir. Ancak ben iki kısma farklı resimler ekleyeceğim için kodu kopyalayıp ikiye ayırdım.

.sidebar .widget {
background:url(http://gece.fezaneverd.com/pic/1.jpg) no-repeat center top;
min-height:53px;
border-bottom:1px dotted $bordercolor;
margin:0 0 1.5em;
padding:0 0 1.5em; }

.main .widget {
border-bottom:1px dotted $bordercolor;
margin:0 0 1.5em;
padding:0 0 1.5em; }

Koda sidebar için arkaplanın url adresini verdim ve yanına no-repeat (tekrar etme), center (ortala) , top (yukarıda) komutlarını verdim. Bunu center-left-right (orta-sol-sağ) ile ve top-bottom (yukarı-aşağı) ile çeşitlendirebilirsiniz. Bundan başka resmin yarım yamalak kalmaması için minimum yüksekliği resmin yüksekliği olmasını söyleyen min-height:53px; ekledim.

Düzenlemelerden sonra sidebar resimleri yerini aldı. Sadece sidebar başlıklarının yerlerinin ayarlanması gerekiyor. Resmin çok üzerinde olduğundan okunması zorlaşıyor. Şimdi yukarıda yazdığım kodda görüldüğü üzere margin ve padding değerleri var. Bunlarla oynayarak yazıların yerlerini konumlandıracağım.



.sidebar .widget, {
background:url(http://gece.fezaneverd.com/pic/1.jpg) no-repeat center top;

min-height:53px;
border-bottom:1px dotted $bordercolor;
margin:10px 0 10px 0px;
padding:25px 0px 25px 10px; }

Benim resmim düzgün görünecek şekilde olması için bu değerleri girdim. Sizde kendi resminize uygun olması için deneyerek bu değerleri belirleyin. Sırasıyla yukarı-sağ-aşağı-sol yanlardan olan boşluklar bunlar.

Sidebar için düzenlediğim bu resimde kalpleri önce sola yapmıştım. Ancak yazının gözükmesi için padding değerlerini oynadığımda sadece başlığınkini değiştirme imkanı olmadığını gördüm bu alan için. Alttaki yazıların tamamı birden kayıyor ve görüntü hoş olmuyordu. Bu yüzden sağ tarafa kalpleri koyduğumda sorunsuzca ayarlayabildim.

Şimdi footer bölümüne resim ekleyelim. Kodda farklı renkle gösterdiğim ilaveleri yaptım. Yüksekliği eklemek özellikle önemli çünkü belirtmezseniz dar gözüküyor. Resmin yüksekliği kaç piksel ise bu değeri ekliyoruz.

#footer {
width:900px;
background:url(http://gece.fezaneverd.com/pic/5.jpg) no-repeat center;
height:100px;
clear:both;
margin:0 auto;
padding-top:15px;
line-height: 1.6em;
text-transform:uppercase;
letter-spacing:.1em;
text-align: center;}

Bu eklemeyi de yaptıktan sonra footer resmi eklenmiş oldu. Main bar ile arasında bir boşluk var ama bu boşluk şimdilik önemli değil. Arkaplanı değiştireceğim için bu boşluk kaybolacak. Resim olarak ben 900 piksel genişliğinde ve 100piksel yüksekliğinde bir resim hazırladım. Üzerine ismimi yazdım. Çiçekli böcekli de olabilir sizinki. Koda eklediğiniz yüksekliğin sizinkiyle tamamen aynı olduğuna dikkat edin.


Şimdi de post aralarına ve tarihin yanına koymak için resimler ayarlayalım. /* Posts başlığının altında post footer bölümüne

.post-footer {
margin: .75em 0;
color:$sidebarcolor;
background:url(http://gece.fezaneverd.com/pic/post.jpg) no-repeat center bottom;

height:100px;

text-transform:uppercase;
letter-spacing:.1em; font: $postfooterfont;
line-height: 1.4em;}

ilavelerini yaptım. Burada yüksekliği resim yüksekliğinden daha fazla ayarlıyorum. Çünkü etiketler yazısı resmin üzerine geliyor ve iki kesişmeyecek şekilde bir değer olması lazım. Ben 100 piksele ayarladım. Tarih yanlarına da bir resim oluşturdum ve date-header bölümüne ekledim.

*/h2.date-header {
background:url(http://gece.fezaneverd.com/pic/saat.jpg) no-repeat left top;
height:50px;
padding-left: 100px;
padding-top: 20px;
margin:1.5em 0 .5em; }

Bu değişikliklerden sonra şablonumuz daha da sevimli oldu. bakmak için tıklayın.

Malesef bütün bunlar oldukça vakit aldı, arkaplanın yeniden düzenlenmesini anlatmak için vaktim kalmadı. Bir yazı daha uzayarak tema oluşturmayı tamamlayacağım. Bu derste anlatılanlar mevcut şablonuzu değiştirmeden de ilave edebileceğiniz şeyler. Umarım beğenirsiniz.

11 Kasım 2008 Salı

Törenden Öğrendiklerim

09:33:00 7 Comments
Mensubu olduğum İstanbul Üniversite'sinin Atatürk'ü Anma Töreninde konuşma yapan profesör hocalarımızdan öğrendiğim birkaç şeyi paylaşmak istedim.

1. Dünya Savaşı sonrasında, hasta Osmanlı Devleti'ni paylaşmak için tüm Avrupa ülkeleri gönüllüydü. Bunlardan İngiltere, Türkiye'nin doğusunda kendi egemenliği altında bir Ermenistan ve Kürdistan devletleri kurmayı hayal ediyormuş. Bu aşamada her çeşit Kürt toplulukları hangi ülkenin himayesi altına girecekleri konusunda kararsızmışlar. İngiltere mi Rusya mı yoksa başka bir ülke mi? Sonunda hepsi birlikte bunların hiçbirinin yanında değil de, Atatürk'ün yanında Milli Mücadele'ye katılmaya karar vermişler. ( Yıllardır kardeşçe yaşadıkları Türklerin yanında yer almak herhalde en akıllıca seçimdi, peki şimdi ne değişti? )

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin açılış günü 22 Nisan Perşembe günü olması kararlaştırıldığı halde, Atatürk'ün mübarek gün olması sebebiyle açılışı bir sonraki güne 23 Nisan Cuma gününe aldığını, kalabalık bir cemaatle kılınan Cuma namazından sonra açıldığını ben bilmiyordum.

İlk Cumhurbaşkanı seçiminde Atatürk'le birlikte bir diğer kişinin (adını unuttum malesef) aday olduğunu ve o kişinin 109 oy, Atatürk'ün ise 110 oy alarak, sadece 1 oy farkla seçildiğini duyunca şaşırdım. O kadar emek vermiş birinin tüm oyları alması gerekirken yine de ne kadar demokratik bir seçim olmuş değil mi? ( Oysa şimdilerde tüm oyların %50 sini alan liderler Atatürk'ten daha fazla mı değerliymiş? )

Çanakkale Zaferinin aslında 18 Mart 1915 olmadığını, bu tarihte sadece denizden yapılan saldırının durdurulup geçişe izin verilmediğini, aslında hemen ardından başlayan kanlı kara savaşlarında zaferin kazanıldığı 26 Mayıs tarihi olduğunu da dün öğrendim. Üstelik bu muharebede gönüllü olarak savaşa katılan İstanbul Üniversitesi gençlerinin taramalı tüfeklere karşı cepheye atılan ilk tümen olduğunu ve hepsinin şehit olduğunu da hiç duymamıştım.

Atatürk'ün 100. doğum yılının tüm dünyada Atatürk Yılı olarak kabul edildiğini, Şili'de Atatürk büstünün yer aldığı bir Atatürk Parkı'nın bulunduğunu,

Son olarak Hatay'ı almak için Atatürk'ün hastalandığı dönemde canla başla çalışıp dinlenmeyi ihmal ettiğini ve "Aldık Hatay'ı verdik Ata'yı" sözünü de bilmiyordum.

Siz biliyor muydunuz?

10 Kasım 2008 Pazartesi

Kendi Şablonumu Kendim Yaptım (Yazı Dizisi 4)

16:06:00 19 Comments
Banner düzenlemesini yaptıktan sonra main wrapper (yazıların olduğu bölüm) ve sidebar için ayarlamalar yapalım. Kullandığım renklere uyumlu olacak şekilde yazı arkaplan rengini değiştireceğim. Bannerde çoğunlukla yer alan rengin hex kodunu fotoğraf programından aldım ve ikinci yazıda background:#ffffff; yazdığım yere ekledim. Yani beyaz fonu değiştirmiş olduk.

Diğer yandan yazının başlıkları ve yazılar, alanın hemen sınırından başlamıştı. Yanlardan biraz boşluk olursa göze daha hoş görünecek ve daha okunaklı olacaktır. Kenar boşluklarını ayarlamak için kodlarda iki ifade vardır. Bunlardan birincisi margin diğeri ise padding kelimesi. İkisi de temel olarak sol-sağ yukarı-aşağı boşluklarını ayarlasa da fark hangi objenin kaydırıldığındadır. Margin kodu tabloların boşluklarını, padding ise tablo içinde yer alan objelerin (yazı+resim) kenar boşluklarını ayarlar. Her bir postun sınırlarını görmediğimiz tablolar halinde olduğunu düşünün. Bu tabloların birbirleriyle olan (ve sidebar ile olan) mesafelerini margin belirler. Kodda yer alan margin ve padding değerlerini değiştirdiğimizde şablonda bazı değişiklikler gözlenecektir.

Şimdi main-wrapper bölümüne (postların gözükeceği bölüm) şu ilaveyi yapalım. Böylece yazılar sol ve sağdan 10 piksel içerde olacak. Üst ve alt için ise sıfır dedim. Çünkü zaten kodun başka yerinde o mesafe ayarlanmış durumda.

#main-wrapper { width: 680px;
background:#CCC8B1;
padding:0 10px 0 10px;
float: $startSide;
word-wrap: break-word; /* fix for long text breaking sidebar float in IE */
overflow: hidden; /* fix for long non-text content breaking IE sidebar float */ }

Bu düzenlemeden sonra yukarıdaki resimde görüldüğü gibi ( tıklayıp büyük halini görebilirsiniz) yazılar sağ ve soldan bir miktar içerde başlamakta. Ancak ilave ettiğim bu 20 piksel nedeniyle, sidebar+main alanı 900 pikseli aştı ve sidebar yan tarafa sığamayıp aşağıya kaydı.

Bu yüzden uzunluklarını yeniden ayarlamam gerekecek ancak önce sidebar için de padding ayarı yapalım, çünkü onda da yazılar çok sınırda. Sidebarı da yine sağ ve soldan 10 ar piksel içeri alabiliriz. Ya da sadece sağdan yapıp, (bu şablonda solunda mainbar olduğu için) sol tarafını sıfır bırakabiliriz. Çünkü zaten main için sağ tarafta boşluk bırakmıştık.

Ancak bana kalırsa göz yormaması göze hoş görünmesi için herbir bölümün birbirinden bağımsız olması daha iyidir. Aksi takdirde yazılar içiçe geçmiş gibi görünüyor. Hele bir de ziyaretçinin tarayıcısında (ie , firefox vs) yazı boyutu normalden büyük ise çok daha karmaşık görünecektir. Bana göre 10 piksel bile az görünüyor (ben en az 20 yapardım) ama daha başka ayarlamalar yapacağım için 10 pikselde bırakalım. Sidebar'ın da padiing ayarlarını aşağıdaki kodda olduğu gibi düzenleyelim.

#sidebar-wrapper {
width: 220px;
background:#CCC8B1;
padding:0 10px 0 10px;
float: $endSide;
word-wrap: break-word; /* fix for long text breaking sidebar float in IE */
overflow: hidden; /* fix for long non-text content breaking IE sidebar float */}

Sidebar içine de padding değerlerini ekledikten sonra, şablondaki değişiklikleri kaydedip görüntülerseniz, yukardaki resimde görülen kesişmenin daha da arttığını görürsünüz. Şimdi aşağıdaki sidebarı yukarı almam lazım. Bunun için eklediğim 40 pikseli bir yerlerden çıkarmam ya da genişliği arttırmam gerekir. Yine oranın bozulmaması için her bir bölümden eklediğim kadar genişliği çıkarayım.

#main-wrapper { width: 660px;
background:#CCC8B1;
padding:0 10px 0 10px;
float: $startSide;
word-wrap: break-word; /* fix for long text breaking sidebar float in IE */
overflow: hidden; /* fix for long non-text content breaking IE sidebar float */ }

#sidebar-wrapper { width: 200px;
background:#CCC8B1;
padding:0 10px 0 10px;
float: $endSide;
word-wrap: break-word; /* fix for long text breaking sidebar float in IE */
overflow: hidden; /* fix for long non-text content breaking IE sidebar float */}

Main-wrapper genişliğini 680 den 660 a indirdim ve sidebarı da 220 den 200 piksele indirdim. Şimdi sidebar eski yerinde.


Bu yazıda son olarak banner ile yazılar arasında, arkaplanın gözükmesine izin veren boşluğu kaldıralım. İsterseniz kaldırılmayabilir tabi. Aynı şekilde bu boşluktan sidebar ile main bar arasında da oluşturabilirsiniz. Bunu da birinci yazıda söylemiştim. Ben bannerin etrafına arkaplandaki kırmızıyla geçiş olması açısından kırmızı bir gölge oluşturmuştum. Şimdi bu boşluğu kaldırsam da kırmızı çizgi gözükecek. Aşağıdaki kodda 10piksel yazan yeri sıfır yaptım ve aralarındaki boşluk kalkmış oldu.

#header-wrapper {
width:900px;
margin:0 auto 0px;
border:0px solid $bordercolor; }

Ancak bu değişikliği yapınca gözüme hoş gözükmedi ben yine boşluğu muhafaza ettim sonradan. Bu ayarlamalar tamamen bannere, sizin seçiminize ve renklere bağlı.

Bu yazıda bitirceğimi düşünmüştüm ama daha bir miktar düzenleme var. Aslında buraya kadar, birçok bedava tema veren sitelerde sunulan örnekler seviyesinde bir şablon oluşturduk. Birçok tema hoş bir banner, geniş bir yazı alanı ve uyumlu renklerden ibaret. Ancak ben işi daha da öteye götürerek, daha da süslemeyi anlatacağım.

Geriye kalan şeyler yazı aralarına yazı başlıklarına ve sidebara resim ekleme, footer'ı düzenleme ve benim hoşuma gitmeyen arkaplanın yarım yamalak görüntüsünü düzenleme.

Genelde yazılarımız sidebarlardan daha uzundur. Yaptığım örneğe de bakarsanız, yazı arkaplanı için seçtiğim şu sarımsı yeşilimsi renk sidebar bitince bitiyor. (Aşağıdaki resimde okla belirttiğim bölge) Blog aşağı doğru uzadıkça kalınlığı değişik gözükecek. Bu yüzden arkaplanın tamamının aynı renkte görünmesi için kırmızı arkaplan desenini yeniden ayarlayacağım.

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

Not: Yorumlarıyla hep yanımda olan sürekli ziyaretçilerimin bu yazı dizisinden sıkıldığı izlenimini ediniyorum. Zira birkaç yazıdır yorum sayıları azaldı. Diğer yandan blogumun ziyaretçi oranı iki katına çıktı (ki benim için oldukça yüksek bir rakam). Okuyan ve faydalanan birileri olduğu umuduyla hevesim kaçmış olsa da bu işe devam edeceğim.

Sesini çıkarmadan okuyan ve faydalanan kesim!! Yorumlarınızla bizi şenlendiriniz efendim.

Sen Rahat Uyu

09:24:00 8 Comments
Hiç tanımadığımız yüzünü görmediğimiz bir insan nasıl bu kadar sevilebilir?

Nasıl bu kadar minnettar olunabilir?

Gözlerindeki çakmak bakışlarla yüreğimi nasıl bu kadar delebilir?

Malesef bugün saat 9,05 de tramvaydaydım. Siren sesleri duyulduğunda yollardaki tüm araçlar durdu, yayalar bir dakikalığına sessizliğe daldı. Kalabalık içinde böyle bir ana şahit olduğunuzda görecek çok şey oluyor. Birincisi tramvayda oturanların çoğu ayağa kalkmadı, ikincisi yolda yayaların kimileri yürümelerine devam etmedi, kimileri hareketsiz duramadı. Yürüyen bir çift gördüm ki adam beline kadar sakallı ve cüppeli, kolundaki kadın ise kapalı ama en tutucusundan. Büyük ablam işi sebebiyle bir çok insanla muhatap olur ve bana bu tarz bazı kişilerin Atatürk'ten nefret ettiğini ve minnet duymadıklarını söylerdi. İnanamazdım. Gördüm şaşırdım. Yine de inanmak istemiyorum, belki aceleleri vardır, belki bir mazeretleri vardır.

Nasıl bu kadar cahil olunabilir. Üzerindeki cübbeyi giymesinin özgürlüğünü bile onun sayesinde olduğunu nasıl anlamazlar.

Ben dini saf dışı bırakan Kemalistlerden değilim. İnançlıyım ve inanıyorum ki Atatürk de Kur'an okurdu. Ama müslüman gibi görünen bir kesim var ki sanki müslüman değiller. Kur'an'a inanan aklı selim birinin Atamıza minnet duymamasına imkan yoktur.

Çok üzgünüm, gözlerimdeki yaşları tutamıyorum. Tüm milletimizin onca çile çekerek sahip olduğu bu özgürlük, bu topraklar nereye gidecek. İçimdeki umudun, içimdeki korkuya galip gelmesini umuyor ve dua ediyorum.

9 Kasım 2008 Pazar

Kendi Şablonumu Kendim Yaptım (Yazı Dizisi 3)

10:00:00 14 Comments
Şimdi arkaplana uygun bir banner ayarlayalım bunun için kendimiz de oluşturabiliriz ya da beğendiğimiz bir resmi uyarlayabiliriz. Şimdilik deneme amaçlı şu resmi kullanacağım. Ancak resmin boyutları 600'e 450 piksel imiş. Header genişliğini 900 piksel ayarlamıştım. Bu yüzden resmin küçük kalmaması için yeniden düzenleyeceğim. İsterseniz resmi yeniden boyutlandırarark genişliğini 900'e çıkarabilirsiniz. Ancak ben bunu kullanmayacağım. Genelde yeniden boyutlandırma işini resmi daha küçültmek için kullanırız. Daha büyütmeye çalıştığımızda resmin kalitesi düşer.



Bu yüzden resmin yanlarındaki düz rengi biraz çoğaltarak, uzatacağım. Bunun için fotoğraf programında uzunluğu 900 yüksekliği ise bu resimle aynı olacak şekilde boş bir sayfa açıyorum. Resmi tam ortasına koyup, yanlarındaki boşlukları zemindeki renkle dolduruyorum. Bu işlemi kova yardımıyla yapabilirsiniz ya da düz bir bölümden bir parça kopyala yapıştır deyip beyaz zemini doldurabilirsiniz.

İşte resmin yeniden düzenlenmiş hali.


Bu resim üzerinde yapımcıya ait çeşitli yazılar var ama ben şimdilik gösterme amaçlı kullanıyorum. Daha ilerde tamamen kendim oluşturduğum bannerleri de göstereceğim.

Banneri site şablonuna eklemek için iki yöntem mevcuttur. Birincisi herkesin bildiği kontol panelinden banner ekleme, diğeri ise banneri doğrudan koda yazıp arkaplan olarak gösterme. Doğrudan koda yazılmasıyla sonradan eklenmesi arasındaki tek fark blog adının ve tanımının gözüküp gözükmemesi durumu. Mesela Anne Kaz'ın bannerinde blog adını resim üzerine yazmıştık ve kod içine banneri eklediğimde blog adı tekrar gözükmekteydi. Onun gözükmesini engelleme şansı olmuyor. Diğer yandan eğer kontrol panelinden resim ekler gibi eklerseniz isterseniz blog adının yerine seçeneğini işaretleyerek onun gözükmesine engel oluyorsunuz.

Şimdi yukarıda kullanacağım bannerde ise ortada isim yazılması için bir alan olduğundan koda ekleyebilirim ve blog adı kendiliğinden gözükebilir. Tabi daha süslü püslü fontlarla resmin üzerinde de doğrudan yazılabilir.Başlangıçta seçmiş olduğum minima şablonunda görüldüğü gibi banner kısmı iç içe iki çerçeveden oluşuyor. Ve bu iki çerçeve arasında 5 piksel boşluk var. Çerçevelerin görünmemesi ve bu 5 piksel farkı kaldırmak için kodda şu değişiklikleri yapacağım. Aşağıda renkli yazdığım yerler kodda değiştirdiğim alanları ifade ediyor.

#header-wrapper {
width:900px;

margin:0 auto 10px;
border:0px solid $bordercolor;
}

#header-inner {
background-position: center;
margin-left: auto;
margin-right: auto;
}

#header {
margin: 0px;
border: 0px solid $bordercolor;
text-align: center;
color:$pagetitlecolor;
}

Bu değişiklikleri kaydedip bakarsanız banner için çerçeveler ortadan kalkmış olacak. Şimdi koda banneri ekleyelim. #header içine background olarak resmin url adresini yazıyoruz. Daha önce dediğim gibi resmi depoladığınız yerin adresi olacak ben kendi adıma ait hesaba koydum. Kodun yanına "no-repeat" yazarak kendini tekrar etmememesi ve "center" diyerek ortaya yerleşmesi emrini verdim. Bir de resmin tamamının gözükmesi için banner resminin yüksekliği neyse (benimki 452 pikseldi) height:452px; kodunu ekledim.

#header {
margin: 0px;
border: 0px solid $bordercolor;
background:url(http://gece.fezaneverd.com/pic/Untitled - 1.jpg) no-repeat center ;
height:452px;
text-align: center;
color:$pagetitlecolor;

Bu değişikliklerden sonra sayfamın görüntüsü şöyle:



Görüldüğü gibi banner üzerinde blogun adı gözüküyor. Öncelikle blogun adını resimde beyaz kalbin ortasına gelecek şekilde ayarlayacağız. Sonra da banner ile yazıların olduğu bölüm arasında görünen bölümü yok edip birleştireceğiz. aslında bu şekilde de kalabilir, fena gözükmüyor. Şimdi Gecedesign1 yazısını ortalamak için header içinde

#header h1 {
margin:5px 5px 0;
padding:200px 20px .25em;
line-height:1.2em;
text-transform:uppercase;
letter-spacing:.2em;
font: $pagetitlefont;
}

değişikliğini yaptım. h1 başlığı temsil eder. Resmimin yüksekliği 450 piksel civarı olduğu için 200piksel padding ortalanır gibime geldi ve oldu da. Padding kodu koyulan nesnenin sağ, sol , yukarı ve aşağı bölümlerden ne kadar içerde olacağını belirlememize yardım eder. Daha sonra post yazı alanlarını düzenlerken padding ve margin arasındaki farkları ve uygulamaları göreceğiz . Şimdi başlığın rengini de yazı stili ve renklerden temaya uyumlu hale getirelim ve sitemin son hali işte bu.
Bir sonraki yazıda postların ve sidebarların olduğu bölümü makyajlayıp güzelleştireceğiz. Sona yaklaşıyoruz az kaldı. Görüşmek üzere herkese kolay gelsin.

8 Kasım 2008 Cumartesi

Kasımpatlarım

12:34:00 11 Comments
Evimde malesef balkonumuz yok. Annemin evinde geniş balkonda binbir çeşit çiçeklerle büyüdüm ama o kadar çok olduğundan herhalde ilgimi çekmezdi. Evlenip de kendi evim kavramı oluşunca çiçeklerin eksikliğini hissettik Ce ile. Birkaç çiçek edindik, onları sevgiyle büyüttük. Çok fazla çiçeğimiz yok, doğrusu orman görünümlü salonlardan da pek hoşlanmam. Çiçekler balkonlara, bahçelere veya parklara yakışıyor bana göre.

Evimizdeki birkaç çiçekten biri bu kasımpatları. Geçen kış almıştık, çok daha ufaktı, büyüdü. Bu kış ise bize erkenden süpriz yaptı. İki haftadır falan bu şekilde çiçekli. Yatak odamızın penceresinde olduğundan sabah uyanıp da perdeyi açtığımızda bizi neşeyle selamlıyor. Ayrıca bu çiçekler bana çocukluğumu hatırlatır. Okula giderken 10 Kasım'larda açmış olurlardı ve evden bir demet oluşturur okulda Atatürk büstüne koyardım. Otumsu kokusu ise ruhuma ilaç gibi gelir her zaman.

Galiba ben otumsu çiçekleri, kır çiçeklerini daha çok seviyorum. Hiç bir ilgi gerekmeden her yerde açabilen çiçekler bana göre daha değerli. Kimse farketmese de o yaşamının ereğini yerine her zaman getirir, rengarenk çiçekler açar sürekli.

Kaç posttur yazdığım kodların arasına biraz mola katmak için yazdım bu yazıyı. Ancak ilgi duyanlar merak etmesin yakında devamı geliyor.

7 Kasım 2008 Cuma

Kendi Şablonumu Kendim Yaptım (Yazı Dizisi 2)

16:00:00 29 Comments
Bu yazıda önce iki kolonlu bir şablonu değiştirip uyarlayalım. Blogger'ın "yeni şablon seç" bölümünden önce minima beyaz şablonu seçtim. Önce bu şablonun genişliğini ayarlayacağız. Yaptığımız değişikliklerin etkisini görebilmek amacıyla yazı tipi ve renklerden sadece arkaplan rengini istediğiniz bir renk yapalım.

Html'yi düzenle kısmına geldiğimizde mevcut minima şablonunun genişliği 660 piksel görünüyor. Günümüzde bilgisayar ekranlarının çözünürlükleri daha iyi olduğundan 660 piksel çok dar kalmakta. Bu yüzden kodda genişliği değiştirip istediğimiz boyuta getirmemiz gerekiyor. 15' bir laptopun ortalama genişliği 1280px dir. Ziyaretçilerin en düşük 1024 piksel genişlik kullandığını göz önüne alırsak 900 piksel bizim için uygun olabilir. Bu yüzden kodda 660px gördüğümüz her yeri 900px yazacağız. (Başka bir genişlik de yapabilirsiniz)
Önce Yerleşim panelinin altındaki html 'yi düzenleye geliyoruz ve aşağıdaki pencerede Şablonu Düzenle kısmında değişikliklerimizi yapıyoruz. Kodlar içinde gezinirken ilk karşıma çıkan 660px yazısı "/* Header" içinde buradaki 660 ı 900 yapalım. Burası bannerin olacağı alan.

#header-wrapper
{ width:900px;
margin:0 auto 10px;
border:1px solid $bordercolor; }
şeklinde olacak. Daha sonra

#outer-wrapper { width: 900px;

bölümünü 900 yapalım. Bu kısım ise şablonun orta kısmı, yazıların ve gadgetlerin olduğu bölüm. Bu kodun hemen altında #main-wrapper ve #sidebar-wrapper başlıkları var. Bunlardan main kısmı yazıların yazıldığı, sidebar ise yandaki eklemeleri yaptığımız bölüm. Değişiklik yapmadan önce birinde 410 diğerinde 220 yazıyor ve toplamı 630 ediyor. Oysa genişlik değiştirmeden önce 660 idi. 30 piksel ise bu iki kısım arasındaki boşluğa harcanmış. Eğer iki kısım aralıklı durmasını istiyorsanız bu 30 pikseli muhafaza edecek şekilde, birleşmesini istiyorsanız toplamı 900 olacak şekilde sayıları değiştirelim. Ben ikisini birleştirdim ve

#main-wrapper {
width: 680px;
background:#ffffff;

Sidebarı ise

#sidebar-wrapper {
width: 220px;
background:#ffffff;

Bir de ilave olarak arkaplan renklerini beyaz yapmak amacıyla background:#ffffff; kodunu ekledim her iki bölüme. Şimdilik beyaz olsun sonra istediğimiz renge dönüştüreceğiz. Böyle bir değişimle yazı alanında yazı ve resimlerin nasıl göründüğünü ayarlayacağız. Tabi boş bir şablonsa birkaç yazı eklemekte fayda var.

Tekrar genişliği değiştirmeye devam edersek aşağılarda footer bölümü kaldı orayı da 900 piksel yapıyorum ve genişlik değiştirme işi bitiyor.

#footer {
width:900px;
Bütün bu değişikliklerden sonra benim şablonum şu hale geldi.

Sizin de göreceğiniz gibi yazının başlığı çok kenarda gözüküyor. Bunun dışında yazı arkaplanı beyaz ve site arkaplanı ise gri (ben öyle seçtim). Şimdi sitemize makjay yapmaya başlayalım. Öncelikle şöyle renkli bir arkaplan olsun istiyorum. Arkaplanı düz bir renkte bırakabileceğimiz gibi desenli resimler de kullanabiliriz. Temel olarak üç şekilde arkaplan oluşturulabilir.

1-düz tek bir renk, bu rengı yazı tipleri ve renklerden ayarlayabileceğimiz gibi, aşağıda söyleyeceğim kısma hex kodunu da yazabilirsiniz. Bu durumda background:#(sayılar ve harflerden oluşan rengin kodu); şeklinde olacak.


2- Yandaki gibi, kendini tekrar eden küçük bir resim ile. Bu resmi arkaplana koyduğunuzda resim kendini sayfa büyüklüğü kadar tekrar edip tamamlayacak. Bu resmin boyutu çok büyük olmamalıdır ağırlaştırmaması için. Bu resmi koyduğumda ekranın tamamını dolduracak.

3-Sayfanın tamamı kadar büyük bir resim ile. Bu durumda çok dikkatli olunmalıdır. Birincisi resmin her türlü ekran boyutunda düzgün görünebilmesi için eni boyu yeterince büyük olmalı ( çünkü diyeli 19 inçlik bir bilgisayardan bakan kişi için resim eğer yeteri kadar büyük değilse kendini tekrar etmiş gözükür ve hoş bir görüntü olmaz). Bunun dışında bu büyük resmin ekranın üstüne ve ortasına sabitlenmesi gerekir ki düzgün gözükebilsin. Diğer yandan böyle büyük bir resmin boyutu da büyük olacağından yüklenmesi zaman alacaktır, dolayısıyla küçük boyutlu ama büyük bir resim olmak zorunda.

Bu üç arkaplan uygulamasını da yeri geldikçe göstereceğim. Ama ikincisi şimdilik daha popüler gözüküyor. Bu yüzden aşağıdaki böyle bir uygulama olacak.

Arkaplanlar için internette mevcut bir sürü siteden birini seçelim. Bu sitede arkaplan için kodlar veriliyor. Başka birçok site bulabilirsiniz. ( bir diğeri de burası) Birinci verdiğim linkten şu arkaplanı beğendim ve şimdi bunu uygulayacağım. Arkaplan eklemek için böyle kodu hazır veren siteler olduğu gibi, resim olarak kaydetmenizi isteyen siteler de olabilir. Size bir kod veremiyorsa o resmi bir önceki yazıda bahsetiğim imageshack'e koyup kendinize bir kod oluşturabilirsiniz. Bu site üzerinden devam edersem benim ihtiyacım olan şey bu resmin url adresi. Benim seçtiğim kodda yer alan " background: url(http://www.arka-planlar.com/ap/arka planlar 131.jpg); " adresi bana gerekli olan şey. Şimdi bu adresi şablonumuzun genişliğini değiştirdiğim kodun içerisine yazacağım. Bunu yazacağımız yer en yukarılarda "body" eklentisinin içinde

body {

background: url(http://www.arka-planlar.com/ap/arka planlar 131.jpg);

şeklinde olacak. Burada her bir koddan sonraki noktalı virgüle dikkat edelim. Şimdi şablonu kaydedip tekrar blogu görüntülediğimizde şu hale gelecek.




Şimdi bundan sonra arkaplanla uyumlu banner ve diğer tasarımları yapacağız. Onlar da bir sonraki yazıda. Şu ana kadarki değişiklikleri yaptığım blogum Gecedesign1 burada.

Kendi Şablonumu Kendim Yaptım (Yazı Dizisi 1)

09:47:00 18 Comments
Bu yazı zaten birçok şeyi yapıp değiştiren kişiler için basit kalabilir. Ancak hiç bilmeyenler için en baştan başlamak gerekiyor. Bir yıldan fazla sürede kendi başıma okuyarak, deneyerek öğrendiğim bilgileri sizlerle paylaşacağım. Meraklı olan kişi bu bilgileri birçok yerde bulup öğrenmiştir zaten. Öncelikle bir miktar ingilizce bilgisi gerektiriyor çünkü kodlar çoğunlukla ingilizce komutlar içeriyor. Ancak ben burda her bir kodu açıklamaya çalışacağım.

Öncelikle web tasarımı temel olarak iki unsurdan oluşmaktadır. Birincisi görsel malzeme, ikincisi de yerleşimi sağlayan tablolar pencereler vs. Blogger bize sadece görsel malzemeyi değiştirmeye izin veriyor. Şablon yapısını da değiştirmek mümkün ama 2 yada 3 kolonlu şablonlar olması dışında ve bunların genişlikleri dışında bir değişiklik yapamıyoruz. Bu yüzden önce kendimize blogger'ın şablonlarından basit bir tanesini seçmekle işe başlayalım (benim değiştirmeye en uygun gördüğüm minima şablondur, genelde 2 ya da 3 kolonlu minima şablon kullanıyorum) Minima şablonun 3 kolonlu olanından google da birçok yerden bulabilirsiniz. Birçok denemeden sonra ben buna karar verdim.

Bir şablonu yeniden oluşturmak için öncelikle kullanmadığınız bir blog sitesi daha açmakta fayda var. Değişiklikleri onda yapıp son haline karar verdikten sonra kendi sitenizi değiştirin. Yani önce kendimizi güvenceye alıyoruz.

Sonra şablon tipimizi belirleyip (2 yada 3 lü) bunun üzerinden değiştirmeye başlayacağız. Kodlarda bazı değişiklikler yaptıktan sonra görsel malzemeleri ekleyeceğiz.

Sitede kullanacağımız görsel malzemeleri kendimiz de oluşturabiliriz ya da internette bir sürü kaynaktan indirebiliriz. Her iki durumda da bir fotoğraf programına ihtiyacımız olacak. Birkaç yazı önce bahzettiğim PhotoScape ve Windows paint ile bu iş kolayca yapılabilir. Temel olarak bize gerekli resimler, bir banner (sitenin en üstündeki resim), bir footer (en alta koymak için bir resim, olmayabilir de), sidebar resimleri ( yandaki gadgetlerin olduğu kısımlara koymak üzere küçük bir resim) , post resimleri (kayıt aralarına koyup yazıları ayırmak için resim) ve tarih ve başlık yanına koymak için resim. Vee yine isteğe bağlı arkaplan için bir resim. Bunların hepsini birden yapmak istemezseniz kimilerini yapıp kimilerini yapmayabilirsiniz.

Fotoğraf programlarını kullanmaya başladığımızda artık bir resmin eni ve boyunun piksel uzunluğu ile tasvir edildiğini, bir pikselin ne kadar uzun olduğunu bilmemiz gerekiyor. Kodlar içinde bu piksel değerleri çok önemli. Diğer bir konu da yükleyeceğimiz resimlerin kapladığı yerin (büyüklüğünün) çok fazla olmaması gerekiyor ki sitenin açılırken yüklenişi yavaşlamasın.

Diğer bir gerekli konu da sitede kullanacağınız resimlerin depolanması olayı. Koda ekleyeceğimiz resimleri bir url adresinden çağırmak durumundayız. Çünkü Blogger bize depolama hakkı vermiyor. Bu yüzden yine birçok seçenek var. ImageShack bunlar içinde en meşhur olanı. Ücretsiz depolama alanı veriyor ve resimlerinizi yükledikten sonra resme tıkladığızda adres çubuğunda yazan adres o resmin linki olacak kodun içersinde.

Şimdi eğer bir blog açıp, basit bir şablon yüklediyseniz, site tasarımınızda kullanacağınız renklere ve resimlere karar verme aşamasındasınızdır. Gönlünüzde yatan stilde resimler arayıp ya da kendiniz yapıp birer banner ve footer oluşturmaya başlayalım. Son zamanlarda gözümüze çok hoş gözükmeye başlayan scrapbooking kartlarını banner ve resim tasarlamada kullanabilirsiniz. Bu tarz resimleri bedava indirmek için birçok site var ancak ben bu siteyi çok beğendim. Birçoğunu da kullandım. Şimdi sizler de kendine uygun resimleri bulun indirin tasarlayın ve oluşturun.

Bir sonraki aşamada kendi başıma nasıl yapıyorsam adım adım bir şablonun değiştirilişini ve yenilenişini anlatacağım.

6 Kasım 2008 Perşembe

Anne Kaz'ın Şablonu

15:58:00 13 Comments
Anne Kaz'ın yeni şablonunu gördünüz mü? Orjinal banneri ve footer'ı , konu aralarına koyduğu ayırıcı çiçekler, tarihin yanındaki küçük kelebekler ve sidebar'daki hoş başlıklar siteye cıvıl cıvıl bir hava getirmiş. Ben çok beğendim. Kim yapmış acaba? :)

4 Kasım 2008 Salı

Blogger Şablonlarım

09:55:00 12 Comments
Bir süredir ne yazdım ne çizdim, sadece kodlarla uğraştım.

İçimde bir türlü yetişemediğim merak, öğrenme hırsı, başarma hevesini durduramıyorum. Söylemiştim sanırım daha önce bu blog dünyasına ilk başta web tasarımıyla girdim. html siteler yapıyordum ama blogger şablonları bana çok farklıymış gibi geliyordu. Hiç de değilmiş. Kodlar her yerde aynı kod.

Şablon yapma hevesim hep vardı ama bloggerın kapatılıp da kısa süre olsa da wordpress'e geçtiğimde oradaki şablonların yetersizliğinden dolayı şablonumu değiştirmek istemiştim. Bir şablon beğendim ama malesef ücretsiz blogculara şablon değiştirme imkanı vermiyor. Daha doğrusu indirdiğiniz harika Wordpress temaları ancak alanınızın olması durumunda çalışabiliyor. Ben de düşündüm taşındım bu güzel şemeları bloggera uyarlayım dedim. Bir çok tema bu şekilde başkaları tarafından uyarlanmıştı zaten. Deneme amaçlı birkaç tema uyarladım, oldu da. İşte ilk uyarlamam.

Bundan sonraki aşamada ise bir temayı dönüştürmek değil, tamamen kedime has bir tema oluşturmayı denedim. Vee o da oldu. Şimdi kafamda binlerce fikir uçuşuyor. Sanırım bir süre sonra çizimlerle başlayan, örgülerle devam eden bu blog temalarla canlanacak. Bir süre sonra birkaç temayı paylaşmayı umuyorum.

Sadece duyurmak isterim ki artık blogspotun şablonları veya çoğunlukla erkeklerin yaptığı bayanlara uymayan şablonları kullanmak zorunda değiliz. Geçi bir çoğumuz farklı bannerlerle ya da stillerle kendimize has bir ortam yaratmış olsak da, hep beraber daha orjinal şablonlarımızı oluşturup, yazı başlıklarının yanlarını yada herbir postu birbirinden ayırmak için küçük süsleri, sidebarların başlarına koymak için çiçekleri kullanabileceğiz.

Duyurulur :)