8 Temmuz 2014 Salı

Bin Düşün Bir Söyle

Kimi zaman keskin bir bıçak olup kalpleri parçalar, kimi zaman şifa olup tomurcuklar saçar söz. Aslında öyle etkili bir araç ki, çoğu zaman bunu unutuyoruz ve nasıl söylediğimizi geçtim ne söylediğimizi bile düşünmüyoruz.

Bu yazıda genel olarak iyimser konuşmaktan değil de gün içinde bilinçsizce kullandığımız, üzerimize getirdiği ağırlığın çok fazla olduğu sıfatlardan bahsetmek istiyorum. Bir diğer deyişle etiketlerden.

Bir şeyi kırk kere söylersen olur demiş atalarımız. Dinimizde de zikrin önemini bilmeyen yoktur. Bir kelimeyi defalarca tekrar ettiğimizde, o kelimenin tesiri beynimize ve ruhumuza akseder. Bu yüzden Esma-ül Hüsna'dan zayıf yönlerimizi güçlendirecek adları zikretmek, o yönümüzü geliştirmeye yardım eder. Elbette ki inançla söylemek gerekir ama inanç olmasa bile, o kadar çok tekrardan sonra normal gelmeye başlayacaktır ve zihnimiz bu kelimenin yükünü ruhumuza taşıyacaktır.

İşte bu sebeple olumsuz anlamlı kelimeleri söylerken dikkatli olmakta fayda var. Gün içinde sürekli sıkıldım, çirkinim, şişkoyum, bu çok kötü, öldüm-geberdim, bunaldım, ben beceremem çok zor... gibi sözcükleri ne kadar sık kullandığımızı gözden geçirmek lazım. Bazılarını şakacıktan (!) kullandığımızı iddia edebiliriz ama aslında etkisi şakacıktan olmayacaktır.

Özellikle çocukları severken, anlamayacak kadar küçük olsalar dahi, olumsuz anlamlı sıfatları kullanmaktan kaçınmalı. Seni çirkiiin, yamuk seniii, yaramaz şey ve şuan aklıma gelmeyen bazı sevme şekilleri duyuyorum zaman zaman. Belki bunların kullanımı yüzde yüz sıfırlanamaz ama asla ve asla sık tekrarlanmamalı. Söyleyecek hiç bir şey bulunamıyorsa, yavrum, çocuğum gibi bir ağırlığı olmayan sözcükler kullanmak en güzeli. Tabi olumsuz sıfatların çok kullanılması gibi, ego şişirici görünüşte olumlu ama aslında yine ruha bir yük getiren sıfatların da (aslanım, akıllı çocuğum... gibi) aşırı kullanılması zararlı olacaktır.

Tabi insan her ağzından çıkanı düşünemeyebiliyor. Bu yüzden ben, kızıma seslenirken bir kaç kelimeyi dilime pelesenk ettim hep onları söylüyorum, tatlım, canım, bebeğim gibi. Tabi onun cesarete ihtiyacı olduğu zamanlarda veya başarısını takdir etmek için sıfatları kullanıyorum ama abartmamak kaydıyla. Zaten sürekli övmek de, başarılarının değerini anlamasını zorlaştırabilir.

Ramazan ayı, sadece beden terbiyesi değil nefs terbiyesi anlamına da geldiği için, gelin bu gün hep beraber bu konu üzerinde düşünelim. Gün içinde çocuğumuza ve acımasızca kendimize sarfettiğimiz sıfatları gözden geçirelim. Bunları ne kadar sık kullandığımızı, vazgeçersek yerine ne koyacağımızı (koymak şart değil elbet ama bir süre o olumsuzun etkisini gidermek için zıt anlamlısını söylemek iyi olacaktır) düşünelim. Ve şunu da eklemek isterim ki, kendisini acımasızca kötüleyen birinin başkaları tarafından el üstünde tutulması -eğer karşısındaki farkındalık yüzeyi yüksek biri değilse- çok zordur.

4 yorum:

  1. katılıyorum..birine 40 defa deli dersen deli olur diye boşa dememişler :)
    ben de bazen kızıma farkında olmadan "heyecanlııı" diyor(d)um..bundan vazgeçtim.
    gerçekten güzel/olumlu sıfatlar kullanmak lazım..
    hatırlattığınız için teşekkürler :)

    YanıtlaSil
  2. teşekkürler,çok iyi bir hatırlatma oldu
    sevgiler

    YanıtlaSil
  3. Coook guzel bir yazı canım. Bende inanıyorum buna..

    YanıtlaSil
  4. Katılıyorum, tatilde herkes kızıma çirkin dedi durdu, sinir oldum yahu... :D Burada çocukları 1 mt uzaktan ve sadece "ne şeker!" diye seviyorlar, bizim ülkede herkes kucaklamak öpmek sıkıştırmak istiyor, bir ortası yok mu bu işinnnn? :D

    YanıtlaSil