24 Temmuz 2014 Perşembe

28.ay mektubu, dublajlı oyun dönemi


Süpersonik kızım;
Bu foto nasıl hiç resmini çekemediğimin kanıtı olsun. Doğru düzgün hiç fotoğrafımız yok, hele birlikte neredeyse hiç yok. Dijital çağda yaşıyoruz diye daha bir rahatız ama eski zamanlarda anne ve çocukların eli yüzü düzgün daha çok fotoğrafı vardır eminim.

27. ayın dolduktan birkaç gün sonra bezsiz hayata geçmiştik, şimdi tamamen alıştın. Pazartesi günü de emziksiz yaşama geçtik. Bu gün 3. gündü hiç istemiyorsun ama uykuya dalışlar çok etkilendi. Nasıl uyuyacağını bulamadın ve saatler sürüyor, uyuyamadıkça huysuzlanıyorsun. Özellikle bu gün gündüz ve akşam hiç olmadığın kadar huysuzdun, ağlama krizleri yaşadın, yeniden geri vermeyi bile göze aldım ama sana sordum istemedin. Yeni bir sakinleşme yöntemine ihtiyacın var ve ben bunu sana nasıl öğretebileceğimi bilmiyorum şuan.

Gelelim bu ayın yoğun olayına. Geçen ay bahsettiğim neden soruları makul düzeye indi. Artık gerçekten merak ettiklerin için soruyorsun. Bazen ben soruna soruyla karşılık veriyorum beraber düşünüyoruz. Sanırım bazı konularda mantık yürütmeyi öğrendin. Bu becerin oyunlarda da gün ışığına çıkıyor. Artık oyunlarımız hep konuşmaya dayalı. Kimi zaman oyuncaklar hayali, kimi zaman nesnel ama hep konuşuyorlar. Genelde meyaya (merhaba) ben geldim... ile sohbete başlıyor karakterler. Sonra artık kurgu neyse çeşit çeşit oyunlar, onlara eşlik eden konuşmalarla oyuncakları konuşturuyoruz. Bu kurgular çok ilginç olabiliyor bazen. Oyuncak köpeğin bebdk, annesi keçi babası da araba oluyor. Hiç düzeltmiyorum hayal gücüne bayılıyorum çünkü :) Ancak zaman zaman konuşmalı oyunlardan sıkıldığımı itiraf etmeliyim. Çünkü kendimi tekrar ediyorum, yaratıcı diyaloglar kuramıyorum :) Biraz bu konuda çalışmalıyım :)

Bu günlerde kendini hayali kahramanların yerine koyma çabaların var ayrıca. Uzun bir süre ben büyük Buzz'ım diye dolaştın durdun. Geçenlerde ilk defa Niloya seyretmiştin, iki gündür de büyük ninoyayım diye geziyorsun. Ve evet onlar küçük sen büyük olansın. Bu akşam üstü de örümcek adam olup yerlerde yuvarlanmaya, hoplayıo koşmaya başladın. Avucunun içini dışarı doğru uzatıp ağ fırlatıyormuşsun ve benim her yerimi ağ ile sarmışsın. Ağ fırlatma hareketini yaparken öyle tatlısın ki bacakların biri önde biri arkada, dizler kırık, sağ elin öne uzanmış ağ fırlatıyor, sol kolun geride, aynen örümcek adam hareketi. Nerden gördün diyemeyeceğim çünkü kabahatimi biliyorum. Bu gün hiç uyumadığın ve emzik krizlerin arasında biraz nefes almak için sana tableti verdiğimde oldu :(

Zaman zaman hatalarım olsa da hiç şüphe duymamam gereken tek şey sana olan sevgim. Gözlerine bakınca resmen eriyip bitiyorum. Rabbim gözlerindeki ışıltıyı hiç söndürmesin ve bana da bunları görmeyi hep nasip etsin inşallah.

Annen
Amsterdam

2 yorum:

  1. Ne güzel anlatmışsın ,benimde gözümün önünde canlandı. Nice güzel anılarına birlikte şahit olalım inşallah.

    YanıtlaSil