Hollanda’da yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hollanda’da yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mart 2019 Cuma

8/03 Helodunya Okuyor

Mart 08, 2019 1 Comments
Eski yazilarima bakinca hatirliyorum cocuklarima her ay yazdigim mektuplari. Simdi ise daha cok yaziyorum ama onlari daha az konu ediyorum. Oysa hayatimin neredeyse tamamini isgal ediyorlar. Fakat bu blogda yazilarimi, biraz da hayatimin eksik kalan yanlarini aktiflestirmek icin arttirdim. Dolayisiyla gayet anlasilabilir bir surecteyim.

Gectigimiz Eylul ayi itibariyle, kizimin okuma yazmasina iliskin ne yapacagini bilememe hallerimiz nihayetinde sonuca erdi. Simdi ikinci cocukta sudan cikmis baliga donmeyecegiz. Bizim gibi anadilinden farkli bir ulkede, hatta hakim olmadigi bir dilde cocugu, okuma yazmaya baslayacak cok kisi oldugunu biliyorum. Bu yazim biraz da onlara isik tutar belki.

Daha once bahsetmistim, Hollanda'da basisschool (ilkokul, elementery school) 4 yasinda basliyor. Ilk iki yil anaokulu formatinda ama yine diger cocuklarla ayni binada, ayni bahcede, benzer programlara tabi durumdalar (ayni giris cikis saatleri, ayni tatil gunleri vs). Ilk iki yilda bol oyunlu ama nispeten okul hayatina giris seklinde bir egitim sistemi var. Yine dersler, temalar, yapilacak odevler. Okuma yazma konusunda da bol bol el alistirmalari, ufaktan harflere giris, ama asla zorlama ve harf/ sayi yazdirma gibi seyler olmuyor. Daha cok sanatsal aktiviteler seklinde cocuklarin el becerilerini gelistiriyorlar. Gorunce hayret ediyordum, cok iyi dusunulmus ama gelecekte yazi yazmasina yardimci olacak cizimler, boyamalar vs.

Bir cok cocuk ikinci yilda okumaya heves duyuyor. Okulda zaten bazi harfleri ve iki uc harfli kelimeleri ogreniyorlar. Fakat bu konuda cocugun talebi disinda bilgi verilmiyor sinifta. Bazi cocuklar ailesinin destegi ile okumayi cozebiliyor. Biz yabancilara tavsiye edilen suydu, okumayi ogretmeyin (anadilinde dahi) ilk once dogru kisilerden Hollandaca okumayi ogrenecek sonra anadil ogrenilecek. Cunku asil kullanacagi dili dogru ogrenmesi daha onemli. Biz de bu yuzden ustune dusmedigimiz gibi kacindik da. Simdilerde ise anadilde okumayi ogrenmis olsa da sorun olmayacagi gorusu oldukca yayginlasiyor. Sonucta kizim icin, ucuncu sinifa geldiginde durum suydu: harflerin cogunu taniyor, bazi basit kelimeleri okuyabiliyor ama turkce harfleri biliyor olsa da okuma yok.

3. sinifa gelince ise (ki tam olarak 6 yasinda olmus oluyorlar) okuma ve yazma basliyor. Siniflarda her cocugun ayri masasi sandalyesi, cekmecesinde kalemleri defterleri, yazi ve matematik alistirmalari icin dergileri (workbook) oluyor. Ilk haftadan itibaren haftada 5-6 ses ogrenerek, ogrendikleri kadarini iceren kelimeleri de okuyarak okuma ve yazmaya basliyorlar. Burada el yazisi ile yazmayi ogretiyorlar ve bu yuzden bence daha zor ama buna ragmen aynen ogretmenin dedigi gibi, Ocak ayina geldigimizde tum sesler bitmisti, tum harfler ogrenilmisti (okuma ve yazma) ve simdi her seyi okuyup yazabilir haldeler.

Turkiyede oldugu gibi burada da harfleri sesler ile ogretiyorlar ve o sesleri yanyana getirdiklerinde okuma ve yazma oluyor. Bizdekinden farkli olarak burada iki harfli sesler de var. Mesela 'ee', 'eu' , 'oe' , 'aa' , 'ij' gibi. Bunlari da, ayni yeni bir harf gibi ogrendiler. Cok basit bir ornek olarak "moeder' vereyim. Okunusu mudır, yani oe = u sesi veriyor. Alfabedeki u sesi ise bizdeki 'ü' sesi gibi telaffuz edildigi icin aslinda u sesini veren baska bir harf yok, sadece "oe" u sesini veriyor. Sonucta alfabedeki her bir harfin ve cifli harflerle olusmus her bir sesin, soylenisleri birbirinden farkli. Boylece duydugunu yazarken hangi ses hangi sembolle gosterilmis ise (tekil harf mi coklu harfli kaliplar mi) onu yazdiginda; bizimkinden farkli olmuyor aslinda. Sonucta yine duydugunu yaziyor. Hani turkce duyuldugu gibi yazilan bir dildir ya.


Tabi yine de bazi karisikliklar olmuyor degil. Mesela Turkce'de de ozellikle "ğ"nin icerdigi sozcuklerde yazim hatalarina bolca rastlanir. Cunku dogru telaffuz edilmemis olabiliyor ve sonucta dogrusunu duymamis oluyorsunuz. Simdi kizim da Hollandaca'yi iyi konusuyor olmasina ragmen konusurken yanlis soyledigi veya yuvarladigi yerleri yazarken o kisimlari haliyle yanlis yazabiliyor. Mesela Hollandacadaki g harfinin okunusu girtlaktan bir k sesine benziyor. Bu durumda bazi kelimelerde g mi k mi var karisabiliyor. Bu hatalari bol bol dikte calisarak cozecek zamanla.

Bu ogrenme surecinde neler yaptik onlardan bahsedeyim. Bize en cok soylenen, hic birsey yapmaniza gerek yok, okulda ogrenecekler ama gunde 10-15 dakka okuma yapabilirseniz yeter dendi. Eve hic odev gelmedi, yazma alistirmalarini sadece okuldaki calisma dergilerine yapildi, sayfalarca defterlere hic yazilmadi. Bazen bir bakiyorum yeni harfi sadece iki satir yazmislar ve o kadar. Oldukca sasiriyordum tabi ki fakat gayet de sorunsuz ogrendiler.

Biz evde hic Hollandaca konusmadigimiz icin, esim diger cocuklardan geri kalmamasi adina haftalik ogrendikleri harfleri iceren kelimeleri bulup bir tablo hazirladi. Her aksam yatmadan once bu kelimelerden 5-10 tanesini okuyup, duraksamadan okuduklarina isaret koymak suretiyle okuma hizini arttirmayi ogrendi. (Her aksam akici okuyamadiklarini tekrar tekrar okudu). Ogrendikleri kadar harfleri iceren okuma alistirmalarini (asagidaki gorsellerde fotokopi okuma dergileri bunlar), okulda yapip bitirdikten sonra, onlari tekrar okuduk ve ayrica kutuphaneden duzenli olarak aldigimiz (yine seviyesine gore gruplandirilmis) kitaplari da okuduk.

Bu arada Hollanda'da yasayanlar icin not: Kutuphanede kitaplarin sirtinda zorluk derecesini belirten bazi simgeler oluyor. Bunlar birkac sekilde gruplandirilmis Kolaydan zora dogru soyle:
1) Ay, Yildiz, Roket ve Gunes ( Maan, Ster, Raket, Zon)
2) E S, E M3, E E3, E M4, E E4
3) AVI Start, AVI M3, AVI E3, AVI M4, AVI E4, AVI M5, AVI E5, AVI M6, AVI +

Kitaplari secerken, tam olarak ne seviyede oldugunu gorebilmek icin, bir alt ve ust siniflardan kitaplar aliyor ve gelisimine bakiyorduk. Bazen sinifta kabul edilen seviyesinden bir ust seviyeyi okuyunca motive oluyordu.  Sinifta her cocugun okuma seviyesi farkli cunku bazi cocuklar baslangicta da okuma yazmayi biliyor olabiliyor ve her cocugun gelisim hizi da ayni degil. Yil sonunda her cocuk okumayi ogrenmis olsa bile seviyeleri yine farkli olacak cunku daha iyi bilenler yine ilerlediler ama az bilenlerin onlari yakalama sansi da var tabi ki.

Matematik konusunda da basit islemleri ve saatleri ogrendiler bu zamana kadar. Ve bence cok hos alistirmalar vardi. Kizim matematik gorevlerini her zaman oncelikli olarak ustlendi bu zamana kadar ve cok seviyor.

Okulda derslerden haric yine bol oyun, bol resim/sanat ve spor aktiviteleri var. Oyle ki her gun kosa kosa sevincle gidiyorlar ve hic bunalmadan bu sureci atlattilar. Oyle saskinim ki? Meger okuma yazma veliyi ve cocugu darlamadan da ogrenilebiliyormus :))


Bu gune kadar sadece iki dergi yazi yaptilar, bazen fotokopi kagitlari da oluyordu elbette. Bir de kucuk dikte defterleri var biten.

Yukaridaki yazi kitaplarinin ic yuzu :)

Matematik dergisi yine iki adet bitmis.

Okumaya dayali aktivite dergileri. Bunlardan daha cok yaptilar.

Yine okuma icin fotokopi dergileri.

Bunlar da calisma kagitlari. 



12 Mart 2018 Pazartesi

Amsterdam’da Ehliyet Almak 3

Mart 12, 2018 1 Comments
Diğer yazıları okurken içinize fenalıklar basmadıysa yılan hikayesine devam edeyim. Umuyorum ki bu yazıda konuyu toparlayacağım. Ben daha hikayenin sonuna varamadım ama az çok durumu anladım, bundan sonrakiler için enteresan gelen birşey olacağını sanmıyorum.

En son yola çıktığım hocadan hariç iki hoca ile deneme dersi yapıp memnun kalmadığımdan bahsetmiştim. O kadar yılgındım ki başka birini deneyecek halim yoktu. Ve hatta bu işi tümden bırakmayı bile düşündüm. Eşim uzun bir ara ver sonra denersin dedi ama teori sınavının geçerlilik süresi 1,5 yıl olduğundan, uzun aranın ardından bu işi tamamen rafa kaldırmam daha olası görünüyordu benim için. Tekrar kim uğraşacak o kadar şeyi boşver.

Aradan birkaç gün zaman geçince insanın düşünceleri değişiyor. Benim de ilk dellenme hallerim geçince oturup düşündüm. İlk hocam o kadar da kötü değilmiş aslında, sonuçta adam beni sıfırdan bu hale getirdi. Sonra artıları eksileriyle oturup yazdım. Ne yapmadım, ne yapmalı? Tekrar aynı adam ile devam etmeye ama haftada bir ders almak yerine sınavın olduğu son hafta, ard arda her sabah ders almaya karar verdim. Sınav tarihini şubat ayında yine bir cumartesi sabahı bulduk. Son hafta pazt-Perş her sabah sürdüm (cuma oğlum okula gitmiyor diye evdeydin) sınavdan önce de biraz sürdüm ve öyle girdim. Gerçekten bu sık ders almaların farkı çok oldu benim için. Araba hakimiyeti konusunda epey ilerledim. Sürekli trafikte olunca her gün denediğim ve unutmamam şeyleri sonrasında not ettim, hergün onları çalıştım, gayet verimli bir haftaydı.

Sınav günü gelince bu sefer hocamın da gelmesi konusunda ısrarcıydım. Examinator (bu arada Türkçesi tabi ki müfettiş, Başak yazana kadar unutmuşum) bir erkekti, şakacı, neşeli biriydi. Sınav iyi başladı. Yolda hocamla sohbet edip gülüyorlardı. Arada da bana ingilizce komut veriyordu. Tek tereddütüm yola dikkat ederken, onlar da aralıksız konuştuğu için söylediklerini bana mı söylüyor yoksa arkadaki hocama mı diye anlamakta tereddüt edişim oldu. Çünkü bazen unutup Hollandaca da konuşuyorlardı benimle 😒

Bu sınavdan da kaldım malesef. Bu güne kadar çok iyi yaptığım paralel park etmeyi yaparken, akan trafikteki araçlara yol verdim, geri viteste ayağım zaten frende, tam geri gidip yerime gireceğim, gerizekalı bir araç tam dibime gelmiş ve durmuş. Ayağım zaten frende görüp basmam an meselesi bile değildi fakat müfettiş bey benden önce bastı. O basınca “ahanda kaldın gece” 😡 Ya bi sn izin ver di mi, yok. Benzer bir fren vakası başka bir yerde daha oldu ve yine ben zaten duruyor halden harekete geçecektim, azıcık burnumu ilerletmiştim daha iyi göreyim diye. Ama yok olduğum yerden görmeliymişim. Yani bu iki hata da aslında o kadar eften püften hata ki bu sınav sonucunda hep duyduğum şu fikre şiddetle inandım. Bu müfettişlerin belli bir kotası oluyormuş (sanırım haftalık) ve o kotadan fazla insanı geçirdiklerinde, amirleri soruyormuş neden, rüşvet mi alıyorsun yoksa diye? Hatta böyle olup görevden uzaklaştırılmalar varmış. Şimdi ben genelde cts girdiğimde muhtemelen kotası dolmuş adamların ne etsek de bunu bıraksak şeklindeki aşırı incelemelerine maruz kalıyorum ve geçemiyorum. Hatta yine önceki yazıda bahsettiğim arkadaşım da bu süreçte 4. sınavına girdi ve kaldı. Söylediğine göre sınav 30 dakika olmasına rağmen tam 50 dakika boyunca müfettiş onu tekrar tekrar zorlamış ve sudan bir sebepten bırakmış. Resmen hatamı bulana kadar uğraştı diyor. İtiraz edip karşı çıkmış ama yapılacak bir şey yok. Üstelik o da son sınav öncesi hocamızı değiştirmiş ve Hollandalı bir hoca bulmuştu. Ben itiraz ederken bu Hollandalı hoca hiç ses çıkarmadı dedi 😖

Bunca acı tecrübeden sonra ne yapmaya karar verdim onu yazayım. 

-Artık battı balık yan gider diyerek, ne kadar daha ders sınav vs gerekirse alacağız mecbur. Bu iş elbet olacak.

-Evime eşit uzaklıkta başka yerler olmasına rağmen, sırf en başta bulduğum hoca oraya bağlı diye, sınavlara hep Amsterdam CBR (sınav merkezi)’nde girmiştim. Oysa bu merkezden her şehirde var. Mesela Rotterdam’da yaşayıp orada ehliyet alan komşum, orası daha kolay ben şimdi Amsterdam’da araba sürmeye çok korkuyorum diyor. Bu yüzden evime aynı uzaklıktaki Haarlem şehrine bakmaya karar verdik. Ve web sitesindeki istatistiklere bakınca, başvuran aday sayısının yarı yarıya daha az, başarı oranlarının çok daha yüksek olduğunu, yorumlarda sınavın yapıldığı alanın trafiğinin daha kolay olduğunu falan okuduk.

- Sonra Haarlem’de hizmet veren okulları araştırdık. Çok sayıda öğrenciyi sınava sokup ilk sınavda başarı oranının yüzde 80 lerde olduğu bir okul bulduk. (Amsterdam’da bu kadar yüksek olan yoktu ve benim hocamın yüzde otuzlarda idi). Üstelik bu okul da Türk çıkmasın mı? Ben şok 😱 Eşim sonradan hatırladı, ilk başlarda bazı Hollandalı arkadaşları bile bu okulu tavsiye etmiş.

-Bu okuldan hoca ile iki kez sürdüm deneme amaçlı. Hocanın yaklaşımı ve daha önce hiç duymadığım (hatta eşime de anlattım o da usta sürücü olmasına rağmen bilmiyormuş) püf noktaları anlattı bana. O kadar kafasında çözmüş ki adam bu işi hayran kaldım.

-şimdi bu adamla o bana tamam sınava gir diyene kadar biraz daha ders yapacağım. Görülüyor ki bazı şeyleri yanlış öğrenmiş ve gereksiz kasmışım. Umarım sonuçları iyi olur.

Üç yazının sonunda tavsiyelerime gelecek olursak.

1-) Öncelikle sınava nerede gireceğiniz kısmına eğilin derim, yakın olması her zaman iyi sonuçlar doğurmayabilir.
2-) O bölgeden birkaç farklı sürüş okuluyla deneme dersi yapın, seviyeniz hakkındaki değerlendirmeleri karşılaştırın.
3-) Farklı hocaların öğretme yöntemlerini, onlardan aldığımız elektriği vs karşılaştırıp size en uygun olanını bulun. Başta belki bunun için bir bütçe gidecek ama toplamda çok ama çok farkedecek.
4-)Derslerin sıklığı hakkında şöyle bir öneride bulunabilirim. Eğer benim gibi sıfırdan başlıyorsanız, ilk dersleri haftada bir yapmakta fayda var. Çünkü yeni öğrenilen şeylerin beyinde oturması zaman alıyor. Fakat çoğu yeni şey öğrenilip bittikten sonra, sınava hazırlık kısmına geldiğinizde biraz daha sıklaştırabilirsiniz. Bu pratiklik sağlayacak.
5-) Teori sınavına kendiniz çalışın ama kendi çalıştığınıza güvenip sınava girmeyin. Tek günlük hızlı teori kursları oluyor. Çok da pahalı değil. O kursu alıp sınava öyle gitmek çok farkediyor. Yoksa birkaç defa tekrarlama derken aynı para zaten harcanıyor olan morale oluyor.
6-) Pratik sınavlarında hocanızın yanında olup olmaması konusunu düşünün, hangisi sizin için daha iyi olacak?
7-) Ve en önemlisi, bunun uzun vadeli bir süreç olduğunu baştan kabul edin. Defalarca sınava girmek gayet olağan ve kendimizi strese sokup hasta etmeye hiç gerek yok(muş).

Sevgiler
The end 😃