14 Ekim 2015 Çarşamba

Stres Yumağı Ülke

Burada yazdığım pozitif içerikli yazılarımda yaşadığımız mekanın önemini inkar edemem elbette. Ancak belli bir eşikten sonra mekanın katkısı çok fazla olmuyor. Bir süredir hangi konuya kanalize olmam gerektiği konusunda kendimi sınırlıyorum ve olumsuz dış etkilere karşı mümkün olduğunca kapıyorum kapılarımı. Çünkü çocuklarımın bana ihtiyacı var, onlar için kendime özen göstermem gerekir.

Geçtiğimiz cumartesi günü, tam da İstanbul'a uçtuğumuz saatlerde yaşanmış Ankara'daki saldırı. Haberi alınca, aylardır hasret olduğumuz kavuşmanın saadetini yaşayamadık bile. Tabi orada olanların yanında bizim hissettiğimiz mutsuzluğun lafı olamaz, bu gün olmazsa yarın başka mutluluklar yaşayabiliriz fakat orada ölenlerin hiç yarınları olmayacak...

Kızım burayı çok özlemişti. Daha uçaktan inmeden hep İstanbul'da kalalım, biz de burda yaşayalım, burda okula gidelim şeklinde laflar geveledi. O kadar mutlu, o kadar coşkululuydu ki... Fakat dün, yani geldikten sadece 3 gün sonra anne evimize dönelim dedi gözlerinde yaşlarla. İlk defa bu kadar kısa sürede fikrini değiştirmişti. 

Sebebi ise çok açıktı. Burada iletişime girdiği çocuklar orada görmediği kadar hırçınlar. (Kuzeni Ege hariç ki onunla çok uzun zaman geçirdikleri için belli bir frekans tutturdular artık). Paylaşmayan, çığlık atan, hırlayan, dil çıkaran çocuklarla ilgili tecrübesi neredeyse hiç yok kızımın (çünkü Hollanda'daki çevresinde böyle çocuk yok) ve bu tepkilere maruz kaldığında sessizleşiyor, gözleri doluyor ve içli içli ağlamaya başlıyor. Ona açıklıyorum ama sanırım çocuklardaki nefreti, gerginliği anlayamıyor.

Ne yazık ki ben de çoğu çocuktaki bu öfkeyi farkediyorum. Onları asla suçlayamam çünkü muhtemelen anne babaları da gergin. Ve muhtemelen çevrelerindeki diğer insanlar da stresli, öfkeli, yüksek sesli... O kadar çok gergin insan var ki, maruz kalmamaları imkansız.

Geçenlerde bir arkadaşımla yazışırken ona da demiştim. Türkiye'de en iyi okullarda, en elit topluluklarda çocuğu yetiştirme şansın olsa bile, bu Avrupa'daki sıradan bir devlet okuluna bile erişemez. Çünkü o çocuk illa ki toplumun etkilerine maruz kalacak ve ne yazık ki toplumumuz insanların birbirine saygısını yitirdiği, ahlaki değerlerin bozulduğu, yardımlaşma gibi güzel meziyetler yerine daima yarış, hırs gibi duygularla beslenen bir toplum haline geldi. Oysa diğer ülkelerde toplumun böyle bir negatif etkisi yok denecek kadar az.İnsanlar  birbirlerine ve en önemlisi çocuklara saygı duyuyor onları birey yerine koyuyorlar. 

Ömrümün yüzde doksanını İstanbul'da geçirmiş biri olarak, ülkemizin hali, insanlarımızın durumunun vehameti beni çok üzüyor. Çocukluğumdaki halini özlüyor, çocuklarımla birlikte İstanbul'da yaşama hayallerimi ötelememe sebep oluyor :( En çok çocuklara acıyorum, coşkuyla mutlulukla yaşamak yerine gerçekten yaşam mücadelesi vermek zorundalar...




15 yorum:

  1. Geçen senelerde her gün çocukları okula götürdüğümden okuldakileri gözlemleme şansı buldum.
    Biz öğleyin okula giderken bu çocuklar sabahın yedisinde etüd merkezlerine bırakılmış. Orada öğlene kadar ders işlemiş. Biz ana oğul sohbet ederek yolda giderken merkezdeki ablanın önderliğinde okula geliyorlar. Sonrasında ikinci posta başlıyor. Zaten sabah ders işlediklerinden öğretmene söz hakkı vermeden bildiklerini ortaya dökmeye çalışıyorlar. Enerji zirvede. Ama negatif bir enerji bu. Akşam altıyı geçerken okuldan çıktıklarında daha aileleri gelmemiş olduğundan yeniden etüd merkezine yöneliyorlar.İhtimal eve gittiklerinde çoğunun ailesiyle dersleri yapıp yapmadığı ve notlarının ne olduğu konusu dışında çok bir muhabbeti olamayacak. Anne babalar da enerjilerini sıfırladıklarından onları da suçlayamıyorum ama yarım bile olsa sadece sevip, okşayıp güzel şeylerden muhabbet edilse belki sakinleşirdi çocuklar diye aklımdan geçmiyor değil..

    Ülkece durup sakinleşmeyi unuttuk. Sakin pazar kahvaltıları, uzun kış geceleri, sahilde huzurlu güneşlenmeleri unuttuk. Sadece koşturup duruyoruz. Çocuklar da ayna gibi bu ruh halini yansıtıyorlar.elbette.

    Benim çocuklarım da parklarda falan diğer çocuklarla karşılaşınca masum kalıyorlardı. İnsan üzülüyor diğerlerine.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet bir de şu sınav telaşındakiler var beni çok üzen. Allah yardımcısı olsun bu çocukların.

      Sil
  2. Ben de sizin yazınıza benzer bir yazı paylaştım bloğumda.Sanıyorum hepimizin ortak kaygısı bu. Ülkemizin ve toplum olarak milletimizin bilinçlenip kendini bir silkelemesi gerek.Gidişat iyi değil.Gerçekten günden güne yaşanmaz hale geliyor ülkemiz.Ben de en çok çocuklarımız için endişe duyuyorum.Artık yazasım da gelmiyor içim sıkılıyor bu durumlardan.Hep olumsuzluk yansıtmak da istemiyorum ama maalesef buna maruz kaldığımız için ister istemez yazılarımıza da yansıyor bu durumlar...Umarım güzel günlere tekrar kavuşmamız nasip olur...Sonumuz hayırlı ve güzel olsun inşaAllah...Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah inşallah inşallah amiiiiin

      Sil
  3. Henüz yeni hamileyken trenle Avrupa da çok yer gezmiştim. Hamile olduğum için gözüm hep bebek ve çocuklardaydı. Hiç ağlayan, tutturan çocuk görmedim, bağıran anne de duymadım. Ailelerin çocuklarına saygılı davranışlarının yanında, yaşadıkları çevrede çok önemli gerçekten. Oralarda gezerken hep bir sakinlik, huzur hissediliyordu. İnsanlar güven içinde yaşıyorlar. Ortam da insanlar da huzurlu ve dingin. Ülkemizin böyle günleri olur mu, olursa umarım çocuklarımıza yetişir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O çocukların sakinliğinde genetik faktörler de etkin ama çevresel faktorün etkisi de ihmal edilemeyecek kadar çok. Katılıyorum size

      Sil
  4. haklısın. kimsede moral yok ki.

    YanıtlaSil
  5. çünkü Türkiye de yavaş ebevynlik nedir gercekten bilmiyoruz. Yazdıklarınıza sonuna kadar katılıyorum. Keşke çocuklarımı yurtdısında büyütme şansım olsaydı diye de iç geçirmeden edemiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yavaşlamak zor hele istanbulda ama bunu başaran arkadaşlarım var biraz beklentileri düşük tutmak gerekiyor galiba

      Sil
  6. Bence ilerde bir gün çocuklarla dönme gibi bir planınız varsa ötelememek lazım çünkü toplumun bu haline ne kadar erken geçerlerse o kadar çabuk alışıyorlar, ergenlerle yaptığım çalışmalarda diğer kültürlerden gelen çocukların yaş ilerledikçe daha ciddi problemler yaşadıklarını ve çoğunun bir yolunu bulup aileden kaçıp geri büyüdükleri ülkeye sığındığını gözlemledim. Bu nedenle özellikle küçük çocukla yurtdışında yaşayan Türk ailelere "planlama"yı çok iyi yapmalarını ve döneceklerse bunu erken dönemde yapmalarını salık veriyorlar. Fakat bence siz de klasik emeklilikte dönen aile olacaksınız ;) İyi tatiller bu arada, benim yaşadığım kültür şokunu yaşamamanız umuduyla (nedense bu sene ilk defa yaşadım, sanki geçen senelerde bile bu kadar gerginlik öfke yoktu, ben mi yanılıyorum?!)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha dört ay önce gelmemize rağmen bence de gerilim daha fazla. Dönüş meselesine dair kesin birşey yok, bu ayrıntıyı öğrendiğim iyi oldu sağol canım

      Sil
  7. maalesef ne kadar doğru bir yazı=(

    YanıtlaSil
  8. Geçenlerde bir arkadaşımla yazışırken ona da demiştim. Türkiye'de en iyi okullarda, en elit topluluklarda çocuğu yetiştirme şansın olsa bile, bu Avrupa'daki sıradan bir devlet okuluna bile erişemez. Çünkü o çocuk illa ki toplumun etkilerine maruz kalacak ve ne yazık ki toplumumuz insanların birbirine saygısını yitirdiği, ahlaki değerlerin bozulduğu, yardımlaşma gibi güzel meziyetler yerine daima yarış, hırs gibi duygularla beslenen bir toplum haline geldi. Oysa diğer ülkelerde toplumun böyle bir negatif etkisi yok denecek kadar az.İnsanlar birbirlerine ve en önemlisi çocuklara saygı duyuyor onları birey yerine koyuyorlar.


    şu yukarıda yazdıkların, alıntıladığım, beni mahvetti şu anda. biz bir süredir avrupaya göç etmeyi düşünüyorduk eşimle, yapabileceğimiz uygun işler bulma ihtimalimiz var. hep öteliyoruz, hep, bu memleket kan revan içindeyken bunu yapmak hiç adil gelmiyor çünkü. biz diyoruz kendimiz için, hiç bir zaman bu ülkenin gündeminden kaçmayacağız, insanlık mücadelesini burda vermeliyiz. sadece çocuklarımız rahat edecek, biz burdan hiç kopamayacağız ki zaten zihin olarak. ama şimdi sanıyorum herşeyi bir daha irdelememiz gerekecek, ya çocuklarımız

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eşim yıllarca hocalarının ydışı iş imkanları bulmasına rağmen direndi istemedi ve gitmedik. 2010 yılında öylesine macera olsun diye başladığımız ydışı işi bu güne kadar sürdü. Ben de hep dönmek isteyen taraftayım ama çocuklar meselesi hep düşündürüyor. Biraz da kısmet bu işler. Kaderinizde varsa ydşı çabalarınız sonuç verir yoksa zaten vermez.

      Sil