28 Ağustos 2015 Cuma

41.Ay Mektubu: Sohbetine Doyum Olmuyor


Neşesini sevdiğim yavrum,

Yine gecikmeli yazıyorum yazıyı ama sanma ki unutuyorum. Artık hayatımın en önemli rakamları 13 ve 23. Her ay bu günleri asla kaçırmıyorum, kardeşinin ve senin kaçıncı ayda olduğunuzu hesaplıyorum.

Bu ay tam seninle ve kardeşinle evde tüm gün zaman geçirmeye alışmıştık ki okul açıldı :)) Hevesle başladın okula, heyecanlı geçiyor ve artık sınıfında yaşı büyükler arasındasın. Bir çok arkadaşın diğer okula geçmişti, sınıf mevcudu epey azalmış ama yenileri gelmeye başladı. Son bir iki gündür daha kalabalık.

Okuldan gelirken genelde omzuma oturuyorsun bu ara. Elimde bebek arabasında Eren, onzumda sen hoplaya zıplaya konuşa konuşa geliyoruz. Son birkaç aydır çok belirgin sohbetler ediyoruz senle ama bu ayı düşününce en çok hatırladığım yoğun sohbetlerimiz. Öyle kısa ve üstünkörü deği, gerçekten ciddi ciddi detaylı ve uzun konuşuyoruz. Ve bazen ilgini çeken mevzuları duymadım anne nolur bi daha anlat diyorsun. Aslında demek istediğin duymadığın değil tabi, tüm ayrıntıları kafana sokmak.

Önce Yiğitlerin tuvalet nasıl tıkanmış da taşmış onu konuştuk bol bol. Sonra dinazorların neden artık yaşamadıklarını. Dün witch'lerin (ben öğretmedim videolardan öğrenmişsin) solucan yediğini söyledin. Ben de sana witchleri ve nasıl iksir yaptıklarını anlattım. Yeni öğrendiğin şeyleri paylaşmayı seviyor ve baban işten gelir  gelmez ona da anlatıyorsun.

Ama en sık konuştuğumuz konu ise kuş olmak istemen. Keşke kanatların olsaymış da uçsaymışsın sen de. Ama bunun için bir de kuş gözlerine ve kuş gagasına ihtiyacın varmış. Ben sana bir de kuş kostümü dikmeliymişim. Yüzüne de gagayı maskeyle yapabilirmişiz. Keşke zürafalar da uçsaymış ama onların kulakları çok ufakmış. Belki biraz daha büyük olsalar uçabilirlermiş. Ben balık mı olsam kuş mu diye kararsız kaldığımda balık olma sen de kuş ol diyorsun. Balıklar uçamaz ama kuşlar hem uçabilir hem de yüzebilir.

Konuşurken hayal gücüne, kelimeleri telaffuz edişine, mimiklerine, ciddiyetine bayılıyorum. Sohbeti uzatmak için elimden geleni yapıyorum ama bir süre sonra da çenenin hiç kapanmadığından şikayet ettiğim doğrudur :) Bir başlayınca asla susmuyor ve kimseyi konuşturmuyorsun.

Bir de çok hoşuma gittiği için unutmadan yazayım. Dün kendine süper kahraman isimleri ararken (uyduruyorsun birşeyler) kendine Lilla, Eren'e de Balla adını verdin. Ve o andan itibaren artık senin adın Dila değil, Lila imiş (lilla telaffuz kaymasına uğrayıp lilaya dönüştü). Neden senin adını Lila koymamışız da Dila koymuşuz, sen beğenmiyormuşsum ismini. Hay allahım bakalım daha neler görücez :))

Seni çok seviyorum canım kızım
Annen
Amsterdam






2 yorum:

  1. hay allah gece gece ağlattınız beni. ne tatlı. nasıl imrendim ama. çok istiyorum bende böyle yazabilmeyi ama bir türlü başlayamadım. ama kesin karralıyım küçük küçük başlayacağım önceleri hep duygularımı yazmak zor gelir diye düşünürdüm ama duygularımı yazmama gerek yokmuş onun yaptıklarını anlatmak daha keyifli kızınıza paha bçilemez bir hediye bırakıyorsunuz ve sizin sayenizde bende bırakacağım inşallah iyiki yazıyorsunuz bazen canım sıkılınca açıp okuyorum bloğunuzu o kadar çok şey öğreniyorum ki üzüntüm hemen geçiyor ben kendi adıma çok teşekkür ederim

    bide benim kızımda bu aralar anne benim adımda senin adında lila olsun diyor çok ilginç gerçekten sevgiyle kalın

    Esra-Clean

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle yazmaya başlayınca yazı kendi yolunu buluyor bu yüzden ne olur yaz sen de esracım

      Sil