26 Aralık 2011 Pazartesi

26. Hafta Noel Şaşkınları

Bu hafta öyle uzun geldi ki bana, yığınla yeni şey oldu çünkü. Cumaya kadar ise genelde duygusal olarak gelgitlerin esiriydim. Bir yandan can sıkıntısına bağlı endişeler, bir yandan iyi olmaya çalışmalar. Bunun birincil sebebi burda özellikle Cem akşamcı olduğu zamanlar kendimi çok yalnız hissetmem. Öğlen işe gidiyor ve akşam 11 civarı dönüyor ama öğleden önce zaten kahvaltı, ev işleri, öğle yemeği hazırlığı derken beraber pek vakit geçiremiyoruz, akşam da fazla vakit kalmıyor, dolayısıyla kendimi uzun süre bu ülkede yalnız ve mutsuz hissetmeme neden oluyor. Çok şükür ki, kısa bir süre önce kıdemi değiştiğinden yılbaşından sonra bir daha hiç akşamcı olmayacak kocacım. Bu buhranlı hallerim Cuma günü işten erken gelmesiyle başlayan bugünün de dahil olduğu üç günlük tatil sebebiyle son buldu, bolca keyifli vakit geçirdik.

Bu hallerimde bir yazı yazmıştım ama sildim sonrasında. Eğer kolay unutacağım üzüntüler ise burada kalmasını istemiyorum. İlerde hatırlanmasın diye.

Bu hafta aslında Salı veya Çarşamba günü Glukoz Tolerans testi için hastaneye gidecektik. Doktor bu hafta veya bir sonraki hafta da olur demişti ama Noel öncesi gidersen daha iyi olur, Noelde çok tatlı tüketiliyor dedi. Biz tüketmedik ama haftaya ertelemek zorunda kaldık. Zira büyük bir heyecanla beklediğimiz buzdolabı ve fırın Salı günü gelecekti. Sabahın köründen akşama kadar bekledik, akşam geldi nihayet. Çarşamba günü de ocağın gazını bağlamaya geldiler, evden çıkamadım. Ancak bol bol yer sildik. Bunlar lambur lumbur ayakkabıyla dalıyorlar. Allahtan ev sahibimiz ve ailesi öğrendi, söylemeden çıkarıyorlar. Ev sahibinin yine çok yardımları dokundu ben de onlara türk yemekleri pişireceğimi söyledim teşekkür için, o da börek mi dedi, şaşırdım.

Sonra Cem'le konuşunca belki dizilerden biliyorlardır dedi. Burda Binbir Gece Masalı Şehrazat adıyla oynamış ve çok rağbet görmüştü. Şimdi de Muhteşem Yüzyıl oynuyormuş Sultan adıyla. Süleyman rolündeki adam (adını unuttum) çok seviliyormuş.

Neyse fırınımız geldi ya, bir hayeller bir kurgular kafamda onu bunu pişireceğim diye. Ancak havamızı aldık. Ceme bugün tatil diye ben Noeli bugün sanıyordum. Meğer Cumartesi günüymüş. Ve haftasonu her yer, avm ler dahi kapalı. Hiç bir market açık değil ve evde de bişey pişirmeye malzeme yok. Suyumuz bile kalmadı. Cumartesi günü kar yağarken yürüyüş yapıp markete gittik. Bomboş olan kocamaaan dolabımızı dolduracaktık. Markete yaklaştık ki otopark bomboş, kimseler yok. Soğuktan donmuş halde kös kös geri döndük. İki gün de elimizde kalan malzemelerden birşeyler yapıp yedik, suyu kaynatıp soğutup içtik. Halimize çok güldük ama çok da eğlendik. Şimdi bugün belli bir saate kadar açık olacakmış marketler, aman kapanmadan yetişelim.

Geçen hafta Kika'da bir şifonyer beğenmiştim, üstelik yarı fiyatına inmişti. Yılbaşı sebebiyle her yerde indirim var ve kaçırmayalım dedim. Eve gelirken onu almaya karar vermiştim ama geldiğimde ölçüp hesaplayınca biraz büyük kalacağını, sıkıntı yaratabileceğini farkettim. Bir yandan da içim gitti kırmızı bir dolaptı, çok güzeldi. Neyse dedim başka bir mobilyacı daha var, hafta içi oraya bakayım, orda da birşey bulamazsam kırmızıyı alırız. Hafta içi o mağazaya gittim ve orda da daha uygun ebatlı, istediğim özellikte ve yine yarı fiyatına inmiş bir şifonyer buldum. Cuma günü öğle tatilinde Cem işten arkadaşı ile dolabı alıp getirdi, odamıza koyduk. Şimdi sık sık karşısına geçip oturuyorum. Kafamdaki diğer süslemeler ile nasıl olacağını hayal ediyorum.

Bu hafta gelen bu dolabın etkisiyle midir nedir, sürekli Helo'yu gördüm rüyamda. Geçen gün ilk defa doğmuş halini, yüzünü gözünü net olarak gördüm, bu gece ise herkes doğurdu (çevremde hamile olmayan kişiler dahil) bir ben doğuramadım, hayır olsun. Bıdığım çok uslu teyzeleri ama bu gece yine parti vardı içerde, sabaha kadar dans ettik beraber. Sabaha doğru sızıp kalınca erken kalkamadık tabi.

Yanda bulunan sayaca ister istemez sürekli gözüm takılıyor. Çalışıp bitirmem gereken işler olduğu için zaman geçsin istemiyorum. Dün akşam Macar hocamın beni Facebooka eklediğini görünce paçalarım tutuştu. Daha önce ben onu arayıp bulamamıştım facebookta o beni bulmuş :/

Ha az daha unutuyordum, nihayet makalem de basıldı bu hafta. Amanın ne güzel bir duyguymuş, adının yer aldığı bir makalede Springer logosunun olması, çok havalı duruyor vallahi :)

Hamilelik iyi güzel gidiyor, bir şikayetim yok bu aralar. Bu haftalarda Braxton Hicks kasılmaları başlayabiliyormuş. Çok sık olmasa da birkaç kere kasıklarımda bir sancı oldu, o mu bilmiyorum. Hani mesaneniz çok dolar da bazen acır ya öyle bir histi, ancak tuvaletim yoktu tabi. Dedim bu ya Hicks kasılması yada Helonun marifeti.

Tek şikayet diyebileceğim ayaklarımın üst kısmının (aslında son birkaç haftadır var) kaşınması. Ama nasıl kaşınıyor böyle tatlı tatlı, sürekli kaşıyayım istiyorum. Kaşımak sorun değil de ayaklarıma ulaşmak sorun. O yüzden yorucu oluyor.

Bu hafta nihayet kocamı doğum videoları izlemeye ikna ettim. Hep kaçınıyordu ama önceden hazırlamak lazım. Nasıl davranacak, ne yapacak bilsin. Doğumda yanımda olma konusunda bir şikayeti yoktu, dururum diyordu ama az çok bilerek durmak ile bilmeden durmak arasında fark olur herhalde :)

3 yorum:

  1. Ahhh hamilelik zamanlarıma gittim. Gebelik şekeri yaşamış biri olarak umarım test sonucunuz güzel çıkar. Kaşıntı olayı ise benim karnımda vardı inanılmaz tatlı tatlı dediğiniz gibi kimisi çatlıycak ondandır dedi ama çatlamadı da sanırım aynı kaşıntılar.Sağlıkla bebeğinizi kucağınıza almanız dileğiyle...

    YanıtlaSil
  2. Senı okumak ne kadar zevklı...

    Okudukca tekrar hamıle olmak ve senı takıp ederek

    tekrar bır cocuk sahıbı olmak ıstıyorum.

    Benı gaza getıren tek kısısın bılesın...

    Sevgıler...

    YanıtlaSil
  3. Hayirlisi olsun umarim zamaninda ve sorunsuz bir dogum olur sizin icin. Bu arada blog temasi icin cok tesekkurler cok az kaldi cuma gecesi acicaz kismetse. 2-3 kez mail gonderdim ama almadiniz herhalde. Benim siteyede baslayalim diyorum musayit ve zamaniniz varsa. Saygilarimla.

    YanıtlaSil