21 Ocak 2009 Çarşamba

Sevdiğim Yerler Mekanlar Mimi



Sevgili İçimden Geldiği Gibi beni çoook zaman önce mimlemişti. Ancak onun yazısındaki gibi fotoğraflı bir yazı yapmak istediğimden ve buna vakit bulamadığımdan yazamadım. Yine öyle bir araştırma yapamadım, zaten fotoğraflarımı sık sık yayınlıyorum.

Kaç gündür bu yazıyı düşündüm düşündüm... Anladım ki mekan olarak sevdiğim özel bir yer yok. Yazı belki amacının dışında olacak ama ben de "içimden geldiği gibi" yazacağım.

Sıra sevme derecesini göstermiyor, aklıma geleni yazıyorum.

İlk sevdiğim yer olarak aklıma doğup büyüdüğüm, çocukluğumun ve her anımın geçtiği mahallem geliyor. 27 yaşında evlendikten sonra oralardan ayrılmak çok zor gelmişti. Her taşını her tümseğini çukurunu bilirim, en ufak bir değişikliği farkederim. Evler taşlar ağaçlar hepsi ezberimde. Evlendikten sonra farkını daha iyi anladım, oraya haftada bir yaptığım ziyaretlerde yolda yürürken gözyaşlarıma hakim olamazdım. Şimdilerde biraz daha düzeldi. İlk başlarda işten çıktığımda eski yöne giderdi ayaklarım.

Tabi mahallem olduğu kadar babamın evi de benim için öyle. Çok çok anım var o yüzden çok değerli. Yeni evimi sevmediğim düşünülmesin elbette onu da çok seviyorum. Her geçen gün içine sıcak anılar dolduruyoruz. Ve tadilatında A dan Z'ye herşeyinden sorumlu olduğum için bırakıp gitmek zorunda kalsam, bırakabilir miyim diye düşünüyorum. Kıyamıyorum.

Diğer yandan gittiğim tatillerdeki yerleri de sevdim. Ancak bu yazının kapsamı gereği sanki sıkça gidilen yerler olmalı diye düşünüyorum. Bu yüzden tek sefer gittiklerimi yazmayacağım ama Bozcaada'yı anmadan geçmemliyim. Üç sene ardarda oraya gittik ve hala da gitmek isterim. Taş evleri, dar sokakları, Tuz Burnu, Ayazma plajı, çam ormanları hepsi çok sevdiğim bölgeleri.

Diğer yandan işime hergün gelip giderken geçtiğim Divan Yolu'nu da severim. Beyazıt'tan Sultanahmet'e uzanan bu yol son zamanlardaki gelişmiş haliyle beni daha da büyülüyor.

Bir de Laleli diyeceğim ama aklınızda hep kötü kalmış olmalı. Oysa son iki üç yıldır o kadar gelişti ki, İtalya sokaklarında yürüyormuş hissine kapılıyorum. Yabancı müşteriler olduğu için mağazalar çok gelişti ve dekor açısından İtalya mağazalarına benziyor. Bambaşka geliyor bana artık.

İstanbul'un gerçekten birçok köşesine hayranım. Boğaz köprüsünden geçerkenki manzarayı, hele güneş batmak üzereyse. Bir de Unkapanı köprüsünden geçerken Halic'in Kasımpaşa, Sütlüce sahilini.

Kadıköy'den Bostancı'ya uzanan sahil şeridinde yürümeyi ve hele hele Moda'nın sokaklarında gezinmeyi de çok severim. Özellikle İlkbahar'da Moda'yı gezmek ayrı keyif benim için. Çünkü balkonlarına bu kadar önem veren, birbirleriyle yarışan başka semt olduğunu sanmıyorum. O sokaklarda gözlerimiz balkonlarda seyrü sefa içinde dolaşırız.

Kapalı mekan olarak aklıma bişey gelmiyor, çünkü genelde kapalı mekanları yemek içmek için kullanırım, keyif almak arkadaşlarla vakit geçirmek için değil. Belli bir amaca yönelik yani. Arkadaşlarımla evde toplanmak (eskilerde para yokluğundan, şimdi ise alışkanlıktan) daha çok hoşuma gidiyor.

Bu konuda yazı yazmaları için Paşa'ya , Kelebek Gibi'ye, Ayça'ya, Erguvan Ağacı'na, Mutlu Çocuklar'a, Annekaz'a kartopu atıyorum. Tabi eğer daha önce yazmadılarsa. Kimin yazıp yamadığını zaman geçtiği için hatırlamıyorum malesef.

Sevgiler.

16 yorum:

  1. ne güzel anlatmışsın sevdiğin yerleri.baba evini anlatırken gözlerim de yaşlar birikti.ben doğduğum yeri terketmek zorunda kalmıştım.yıllar sonra o toprakları ziyaret edince çok hüzünlenmiştim.

    YanıtlaSil
  2. ya bu baba evinden ayrılma düşüncesi bana şimdiden çok buruk geliyor...sanırım ben de senin gibi uzunca bi süre gözüm yaşlı gezeceğim:( çok mütevazi anlatmışsın yine=)

    YanıtlaSil
  3. Herkesin birbirinden öğrenecek çok şeyi olduğu öğrettin bana, sana teşekkür ederim :) Blogun şablonunu sonunda düzenledim, 2.sidebar'ı da sorunsuz ekledim. Mimi de en kısa zamanda yazacağım. Ama belirtmeden geçemeyeceğim; baba evi yoluna her girişimde ben de çok garip duygular içine giriyorum. Neredeyse 24 yılım geçti o yollarda. Şimdi ise yılda 1-2 kere gidebiliyorum... Laleli ise doğduğum ve ilk çocukluğumun geçtiği yer...Neyse yazacağım zaten :) Öpücükler kocaman...

    YanıtlaSil
  4. ay banada kartopu atmışşsın sağol ama şimdilik yazamayacağım içimden hiç yazmak gelmiyor malum canım sıkkın...evimizi mahhallemizi yazarken bende tuhaf oldum.seni çok seviyoruz...

    YanıtlaSil
  5. çok güzel anlatmışsın çok duygulu. yakında görüşsek yine ev toplantısı falan özledim valla hee.

    YanıtlaSil
  6. Aaaa nedense ben seni hep Ankara'da yaşıyor diye düşünüyordum. İstanbul'da yaşadığını şimdi anladım. Ev (sohbetleri) benimde sevdiğim bir mekandır :)) Ayağımı da uzatırım, istediğimi de içerim, oyunumu da oynarım, uykum gelince de cumba yatarım. Park sorunu yok, eve dönme, alkollüysen taksi arama, birde onca saat kaldığın mekandan çıkarken ödediğin para işte bunlarda yanımıza kar kalıyor.

    YanıtlaSil
  7. merhaba gece .ya sen anlarsın bana yardımcı olabilir misin?benim blogumda açtığımda şu not yazıyordu.Planlanmış hizmet dışı kalma saati: 4:00PM PST.yanında fazla bilgi içindiye bir not var ama oda ilgilizce yazıyor anlayamadım .teşekkürler.

    YanıtlaSil
  8. yine geçtim buğün de aynı yollardan omuzlarımdaki
    yük ne kadar ağır geliyor.
    sevgi saygı höşgörü ve hüzün
    dünya artık bana dar geliyor
    meğer ne kadar umursamazmışım
    çıktığım girdiğim aynı mekan
    mekanlarsa artık bana
    la mekan geliyor...

    YanıtlaSil
  9. genellikle aynı mekanları seviyormuşuz))
    ek olarak eminönü ve kapalıçarşı var benim için))
    kozalaklar çok şirin olmuşlar

    YanıtlaSil
  10. ne güzel anlatmışsın gece, baba evi bambaşka değil mi ?

    YanıtlaSil
  11. Yılladır yaşadığın kendi ewinden ayrılmak nasıl zor geliyor insana..

    YanıtlaSil
  12. Bir solukta okudum mimleri çok seviyorum onlar sayesinde dostlarımızı daha yakından tanıyoruz sevgiler..

    YanıtlaSil
  13. ay benim aklıma hiç gelmiyor düşünmem lazım ?

    YanıtlaSil
  14. sevgili GeCe mim yazını okudum...çoçukluğumun mahallesini ne kadar özlediğimi farkettim.Her gecenin bir sabahı vardır.mutlu sabahlar..iyi hafta sonları...

    YanıtlaSil
  15. masal gibi okudum:)
    baba evinden ayrılmak zor gerçekten:)

    Ahh İstanbul...

    YanıtlaSil
  16. nasi keyif aldim bilemezsin, ne guzel anlatmissin...baba evi bolumunde ise cok duygulandim...

    kartopun icin de tesekkur ederim, yakalamaya calisacagim ve bende birilerine atacagim insaallah ;)

    YanıtlaSil