22 Ekim 2012 Pazartesi

Anneliğe Hazır Olmak

Evlendiğimizin ilk yıllarında ne kadar çok "kendimi anne olmaya hazır hissetmiyorum" dediysem, hamile kalmadan önce de "ben çocuk istiyorum anne olmaya hazırım" demişimdir. Üstelik 3 yeğenimin bebekliğinden itibaren büyümelerine yakinen şahit ve destek olmuş biriydim. Çevremdeki  hiç çocuk yetiştirilişine tanık olmamış bir çok arkadaşıma göre şanslıydım. Bebekle ilgilenmenin temel hususlarını biliyordum...

...sanıyordum. Bugünlerde ne kadar çok yanıldığımı düşünüp duruyorum. Bildiklerim tecrübe ettiklerimin yüzde biri belki. Bebekle 24 saat boyunca ve sürekli, hiç hafta sonu tatili, gün arası boşluğu vs olmadan zaman geçirmek bambaşka birşeymiş.

Okulda sınava çalışırsınız, hazır olup olmadığınıza karar verirsiniz. Bu karar çoğunlukla gerçeği yansıtır çünkü, sınavda çıkacak müfredat az çok bellidir. Yani önce derste anlatılmıştır, kitabı vardır vs. Ancak bebek sahibi olmaya hazır olmanın bununla uzaktan yakından ilgisi yok. Bir kere önceden ne yaşayacağınızı bilmiyorsunuz. Başınıza gelecekler önceden bir film gibi seyretseydiniz ve ona çalışsaydınız, sınava hazır olmak ile aynı anlama gelebilirdi bebek sahibi olmaya hazır olmak.

Başımıza neler geleceğini bilmediğimiz için, anne olmaya hazır olmak deyimi biraz absürd kalıyor. Keza önceden anne olmuş kişilerin yeni bebekleri için de durum aynı bana kalırsa. Her bebek farklı bir yaradılışta, hepsi okunacak farklı bir kitap. Önceden okuman mümkün değil, dünyaya gelecek, gün be gün okuyacaksın onu.

Peki bunca anneliğe dair, bebek  bakımına dair kitap, bilgi neden var diyeceksiniz. Başkalarının tecrübeleri insana fikir verse de her anne, her bebek kendi romanını yazıyor. Bebeklerin ilk dönemleri genelde birbirine benzer, en azından kendini etkin ifade etmeye başladığı 5-6. aya kadar. Aksi takdirde hem tıp dünyası hem de anneler çaresiz kalırdı. Bebeklerin temel ihtiyaçlarını nasıl ifade ettiklerini anlamak, önceden bildiğinizde işi kolaylaştırsa da, deneme yanılma yöntemiyle de öğreniliyor. Tepkisine göre acaba gazı mı var, altı mı kirli, karnı mı aç deneye deneye öğreniyor insan.

Bu yazıda benim değinmek istediğim bebeğin fiziksel bakımı değil. Besle, altını aç, uyut, gaz çıkar bunlar pratik şeyler. Üç-beş kere yapınca insan öğreniyor. Bu işin manevi yönünden yani bir bebek sahibi olmanın getirdiği sorumluluğu üstlenmeye hazır olmaktan bahsediyorum. Bebek sahibi olunca insanın kafasında hiç durmayan bir şey çalışıyor. Sürekli bebeğin fiziksel ihtiyaçlarını (ne zaman emecek, alt değiştirme zamanı geldi mi, uykusu var mı, en son kaçta uyumuştu, bedensel gelişimi için şu hareketleri yaptırmalı...) ve duygusal ihtiyaçlarını (oynaşma sevişme zamanı, öğrenme zamanı, reflekslerini geliştirme zamanı...) belli bir rutinde yapmak için saat gibi çalışıyor. Bu bölge hiç durmuyor, uyurken bile uykunu hafif kılıyor, tek gözünle bebeğini kontrol edip üstünü açmış mı, acıkmış mı diye kontrol ediyor.

Doğumdan sonra bebekle baş başa kalınca daha önce hiç yaşamadığın böyle bir sorumlulukla yüzyüze gelmek insanı resmen şok ediyor. İlk zamanlar bebek bakımı hiç zor değil aslında, çünkü sürekli uyuyor. Zor olan bu şok dalgası. Zira mevcut ev (belki iş) rutinine yepyeni ve daha büyük bir sorumluluk eklemek gerekiyor. Bu düzene alışmak zaman alıyor ama, sonuçta oluyor. Fakat kimi kişilerde bu adaptasyon çok uzun sürebilirken (belki 3 ay) kimilerinde birkaç günde ya da haftada  olabiliyor. Bu süreçte doğum yaptığında yanında destek ekibine sahip olanlar değişime daha yavaş adapte olabilir ve şoktan az etkiyle kurtulabilir ama elbet bir gün o anne de bebekle baş başa kalıp sorumluluklarıyla yüzleşecek. (Bu arada küçük bir not, ben doğumdan sonra yalnız olduğu için, bebek büyüdükçe onunla birlikte büyüyen sorumluğuna alıştım ama şimdi düşünüyorum da 3 ay annem yanımda olsaydı ve sonra yalnız kalsaydım daha zorlanabilirdim. Çünkü 3 aydan sonra en zor zamanları başlıyor -daha hareketli daha az uyuyor- ve birden bire bu halde yalnız kalmak çok yorucu olabilir. )

Bence bebek sahibi olmaya hazır olup olmamak mevcut şartlar altında bu adaptasyonu gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceğinle alakalı (tabi maddi olarak hazır değiliz vs gibi durumları dışarıda tutuyorum). Eğer yeniliklere kolayca adapte olabilen biriyseniz, anneliği kısa sürede başaracaksınız.

Küçük bir test olarak şu durum bazı açılardan benziyor. Yeni evlendiniz ve daha önce baba evinde evin tüm sorumluluğunu üstlenmiyordunuz. Evlendikten sonra yeni duruma adapte olmak zorunda kaldınız. Yeni evin çekip çevirilmesi, her akşam ne pişeceği, çamaşırların birikmeden yıkanması, ütülenmesi, evin gelir-gider hesabı, bir de çalışıyorsanız bunlara zaman ayırmak, aynı zamanda bir eşin ve ailesinin sosyal-duygusal sorumluluğunu üstlenmek... Tanıdık geldi mi? Bu yeniliğe ne kadar sürede adapte oldunuz. Ben ilk evlendiğimde bu hızdan başım dönmüştü, her gün plan program yapıyordum. Bir ay sonra artık düşünmeden işleri yürütmeyi başarmıştım.

Bebek sahibi olmak, evlendikten sonra karşı karşıya kalınan sorumluluktan kat be kat fazla. Ancak insan zamanla yeniliklere adapte olma becerisi kazanıyor, eğer birkaç kez böyle değişimler olduysa (evlilik, iş değişikliği ...) bebeğe adapte olmak çok daha kolay olacak.

Muhtemelen kadınlar, hayat zorunlu olarak onlara yeniliklere adapte olma becerisi kazandırdığından dolayı daha güçlüler. Zira bu süreç hiç bitmiyor. Bir hayal edin, önce evlilikle yeni bir ev ve eşe, sonra bebek sorumluluğuna, ikinci çocukta hem bebeğe, hem diğer çocuğun okul, beslenme, sosyal hayat ... gibi sorumluluklarına, çocuklar büyüdükçe onlarla gelen yeniliklere ta ki onlar evlenip evi terkedene kadar sürekli zihninde çalışan, durmadan düşünen, planlayan, kurgulayan, nasıl yapsam diye düşünen bir parça oluşuyor. O kadar yoğun bir düşünce ki bu, sanırım tüm çocuklar evden gittikten sonra yalnız kalan anne-babayı asıl bu boşluk hissi sarsıyor.

Uzun lafın kısası, bebek sahibi olmaya hazır olunmuyor hiç bir zaman. Ancak öyle ya da böyle, çabuk ya da zor insan elbette adapte oluyor. Belki bir çok şeyi feda etmek gerekiyor eski alışkanlıklardan vazgeçmek gerekiyor ama kesinlikle bir bebek hepsine fazlasıyla değiyor. Eve mutluluk ve neşe getiriyor, hayata ise büyüüük bir anlam.

Sevgiyle.

5 yorum:

  1. Her kelimesine ayri ayri katildigim bir yazi olmus eline saglik.

    YanıtlaSil
  2. Evladınızla nice sağlıklı huzurlu yıllar diliyerek konuya bende kendi yorumumu getirmek istiyorum...Her çocuk ayrı bir kitap diyerek ne ne güzel bir özetlemişsin,benimde 2 kızım var her ikisini büyütürken bambaşka birer mücize ile karşılaştım..Bende onlarla beraber büyüdüm geliştim ve daha da gelişip büyüyorum...Şimdi bebeklik ve çocukluktan öte bambaşka bir döneme girdik..Kendilerini keşfedip birey olmak yetişkinliğe doğru uzun yoldaki basamakları çıkıyoruz beraber...Ne kadar bilinçli,anlayışlı olsanızda heran şaşırmaya hazır olmak gerekiyor...Anne ve baba olmak bir ömür bitmeyen özel bir serüvene yola çıkmak...

    YanıtlaSil
  3. Gercekten faydali ve guzel bir yazi olmus

    YanıtlaSil
  4. selam :)) blogunuzu yeni keşfettim. çok güzel bir blog olmuş.bende 15haftalık hamileyim ve öğretmenim. yazdıklarınızı okuyunca kendimi görüyorum :)) sizi takip etmeye devam edeceğim :)) başarılar ve kızınız sağlıklı olsun :))

    YanıtlaSil
  5. İçten ve gerçekçi bir yazı olmuş.Çok kararsızım GeCe,kafam öyle karışık ki..
    Bir düzenimiz var,sakin ama keyifli bir hayatımız var.
    Mutlu bir çiftiz aslında sanırım bebek sahibi olmanın ilk şartı mutlu bir çift olmak.
    Zaman zaman hayattan aldığımız hazzı arttıracak bizi büyütecek olgunlaştıracak bir çocuğun yokluğunu hissediyorum ama geri dönülmez bir yol ya bu,acaba herşey kötüye mi gider diye korkuyorum.
    Hani herkes eşini sever ve sevilir.Ama biz hala bundan 6 yıl önce ilk tanıştığımız gibiyiz bunu zedeler mi yoksa güçlendirir mi?
    Bir sürü bir sürü soru..
    Yeniliklere kolay alışırım yaşım 29 oldu bir bebeğin sorumluluğunu alabilecek durumdayım.
    Yazıda bile gel-git yaşıyorum farkındayım :)

    YanıtlaSil