Pasta Şehri Kuruluyor

Eskiden verilmiş sözlerimden birini yapmaya başladım. Pasta Şehrinin kurulumu daha bitmedi ama bu haliyle çok hoşuma gitti. Pastaları sevgiyle üreten melekler tasarladım. Geçici olarak bu adresten bakabilirsiniz. Leia mais...

Ne oldu bana bilemiyorum, hiç yazasım yok ama buralardayım. Zaten eğer Bir Yastıkta güncelleniyorsa ben burdayım demektir. Ona yazı yazma konusundaki hevesim hiç bitmeden devam ediyor ama burası kendimi anlattığım için daha farklı.
Bir önceki yazımda yazdığınız tüm iyi dileklere gönülden teşekkür ediyorum. İyiyim mutluyum, hatta Ce ile beraber olmak iyi geldi dün. Çarşamba yarım gün olmasının ardından bu pazar günü olacak Gün'üm sebebiyle alışveriş yapmak üzere yağmur çamur dinlmedim, Kapalıçarşı'dan Eminönü'ne kadar gittim.
Kapalıçarşıyı öyle güzel süslemişlerdi ki bayraklar, balonlar heryer cıvıl cıvıldı. Resmini de çektim ama makinemin şarjı bitmiş cep telefonu ile. Fakat herşeyi öğrenen ben bazı konularda ısrarla öğrenmemeyi seçiyorum. Bluetoothla resimleri aktarmayı öğrenmekten kaçıyorum. Artık Ce ne zaman aktarırsa.
Çektiğim resimlerden bir karede kırmızı bayrak temalı balonlarla tavanda yer alan mavi çini işlemeli desenler bir aradaydı. İnsan düşünüyor koskoca Osmanlı'dan günümüze olan dönüşümü, ama ikisi de yan yana birlikte. Keşke hep böyle olsa. Bu aralar Yaşar Kemal'in röpörtajlarından oluşan bir kitabı okuyorum, kürt açılımına destek veriyor zaten aslen de kürtmüş. Sürekli onlara yapılan ayrımcılıktan ırkçılıktan bahsetmiş, şaşıyorum. Onlar da bunlardan bahsederken ırkçılık yapmıyorlar mı? Yine geçen gün Blah Blah bir yazısında yazmış aşağıdakileri, doğru söylemiyor mu?
Hah gecenin hiç işi yokmuş gibi şimdi de hosting firmamızda sorun çıktı. Ben ortalığı toparlayana kadar böyle bozuk bir site karşılayacak sizi malesef.
Allaaaaam sen bana sabır ver.
Günaydın diyeceğim ama öğlen oldu bile, dünkü yazımda darmadağın olmuş olan evimi toplayacağımı söylemiştim. Sadece temizlik değil alınmış biryerlere tıkılmış bir sürü şeye de yer bulacaktım. El işi çalışmalarım için almış olduğum yünler, incik boncuk gibi şeyleri de toparladım atılacak kalacak ayırdım. Bu arada elime geçmiş olan miktar açısından hiç bir işe yaramayacak ama atmaya da kıyamadığım ipler vardı.
Yukarıdaki resimde görüldüğü üzere artık iplerden renkli motifler ördüm. Aslında bu fikir aklıma çok daha önceden gelmişti. Venedikten almış olduğum venedik danteli masa örtümle uyumlu olacak vintage görünümlü amerikan servisleri yapmak istiyordum. Aklıma renkli iple örülmüş dantelin hoş duracağı fikri gelmişti ve bir tane de örmüştüm hatta. Ancak ördüğüm şeyi ütüleyince tepsi kadar büyüdü :) Malesef hayallerim suya düşmüştü.
Bende bu ipleri görünce aynı fikirden hala vazgeçmediğim için deneme olsun diye bardak altlıklarından başlayayım dedim. kafama göre farklı motifler uydurdum. Dün bir yandan temizlik yaptım bir yandan da gelip iki sıra örgü ördüm :))
Yukarıdaki resimde görüldüğü üzere bunun için şeffaf masa örtüsü ve yapışkanlı kağıt kullandım. Şeffaf masa örtüsünden amerikan servis yapıcam diye bir sürü almıştım.
Önce motifleri ütüledim sonra kare kestiğim yapışkanlı kağıda yapıştırdım. Diğer yüzeyine de şeffaf masa örtüsü yapıştırdım böylece hazır oldu. Sonrasında da yuvarlak kestim. Yapışkan oldukça sağlamdı. Tek kusur kalın ipler varsa biraz kabarık durması. Mesela aşağıdaki resimdeki arka taraftaki siyah motif daha kalın ipli hatta tüylüydü. Ancak diğerleri neredeyse hiç kabarmadı. Zaten ütü de oldukça inceltiyor.
Böylece altı tane farklı renkte sevimli bardak altlığım oldu, Ce de çok beğendi.
Limonlu sularımız ve çanağımız model olarak çok yoruldular e biraz onları koyalım di mi :p
Ce diyor ki, hafta için gayet bilimsel şeylerle uğraşan bir fizikçi nasıl oluyor da böyle dantellerle uğraşıyor anlayamıyorum.
Ben de anlayamıyorum, ama tek hissettiğim böyle şeylerle uğraşmak beni rahatlatıyor.
Günaydınlar efedim neyse ki işlerimi bitirdim geldim. Bu hafta öyle uzun geldi ki bana hala inanamıyorum hafta sonu oldu mu diye. Ancak bu sefer de ihmal edilmiş dağınık pis br ev bekliyor beni.
Hani geçenlerde sunum yapmıştım ve bunun için Bodrum'a gitmiştim ya, oradaki sunumun dergide yayınlanması için latex formatında yazı hazırlamam gerekiyordu. Bilimle uğraşan her kişinin latex bilmesi gerekiyor ama benim bu ana kadar ihtiyacım olmamıştı word ve converting programları işimi görmüştü. Ancak şimdi öğrenmem gerekti ve belgeyi tamamen kodlarla oluşturuyorsunuz bu programda. Allahtan olayı çözmem uzun sürmedi ve 3 günde hem çözdüm hem bitirdim. Benim çalışmalarım matematiksel ağırlıklı olduğu için bolca denklem içeriyor. 8 sayfada 36 denklem yazdım. En sonunda pdf e çevirdim, acaba GeCe hangi konularda çalışıyordiye merak edenler pdf formatına da buradan bakabilir.
Yaklaşık bir haftadır doğru düzgün hiç kimseyi okuyamadım. Dün işim perşembe bittiği için boştum ama, dün ayrıca anabilim dalımdaki hocalardan birinin okuldaki son günüydü. Hepimiz çok üzgündük tabi , genelde onunla vakit geçirdik. Hocamız kendi isteğiyle 1 yıl önceden emekli odu, normalde üniversitelerde yaş haddinden emekli olma yaşı 67 dir ve o da şuan 66 yaşında. 45 yıldan fazla süredir hocalık yapıyor. Biz ne kadar bencil düşünsek de o kadar uzun süre çalıştıktan sonra biraz dinlenmek, hobilerle uğraşmak onun da hakkı. Düşünsenize onca yıl, dile kolay.
Şimdi onun için bir veda partisi düzenleyeceğiz, geniş katılımlı bir parti olacak. Ben davet kartı tasarımlarını yaptım dün, menüler oluşturduk, program planladık. İnşallah güzel bir hatırayla hocamızı odasıdan uğurlayacağız.
Bu hafta sonu hepinizi ziyaret eedicem, iyi tatiller herkese.
Böyle bir yazıyı uzun zamandır yazmak istiyordum ama ancak fırsatım oluyor. Biliyorsunuz yüksek öğretim kısımında olsam da eğitimle biz de orta öğretim kadar ilişkiliyiz. Üstelik farklı olarak bize gelen öğrencileri gözlemleme ve kıyaslama şansımız oluyor ki, üniversitelerde ülkenin her yanından, farklı türde liselerden, farklı eğitim geçmişinden bir çok öğrenci bir arada bulunuyor. Bu yüzden daha geniş bir yelpaze çıkıyor karşımıza.
Gerek kendi derslerimde öğrencilere, gerekse çevremdeki orta öğretim kısmındaki yakınlarıma eğitimlerinden maksimum faydalanmasını sağlayacak koşullar üzerinde düşünürüm ve uygulamaya çalışırım.
Bir hikaye vardır, bire bir aynısını anlatamasam da şöyle.
Bir profesör (sanırım psikoloji profesörü) , derste şöyle diyor. Üniversite sonrası hayatınızda başarılı olacak olan insanlar şu arka sırada oturanlar değil, ön sıralarda oturanlar ise hiç değil. Sadece orta sıralarda oturanlar mutlu ve başarılı bir hayat sürecekler.
Ne tuhaf değil mi. Ön sırada oturanlar derslerle aşırı ilgili olan kişilerdir ve tüm zamanlarını ders için ayırırlar. Arka sırada oturanlar derse yeterli ilgiyi hiç bir zaman göstermezler ve biraz tembel, fazla umursamaz kişilerdir. Oysa orta sıralarda oturanlar derslere gerektiği kadar ilgi gösteren, bunun yanında sosyal hayatlarını da sürdüren, onlarla da gerektiği kadar meşgul olan kişilerdir.
İşin sırrı burada yatıyor: DENGE
Çocuklarınıza sürekli ders çalıştırmayın, diğer sosyal etkinliklerle de yeterli miktarda meşgul olmasını sağlayın. Beynimizin şöyle bir çalışma prensibi var. Eğer sürekli aynı konuda aralıksız (atıyorum 5 saat) çalışırsanız son saatlerde veriminiz düşer. Oysa ilk 2 saatten sonra bir saat ara verip biraz hobilerle meşgul olursanız sonra işe geri döndüğünüzde 3 saat daha değil 1 saat yeterlidir bitmesi için. Zihin, hobi zamanında hem dinlenir hem de arkaplanda çalışır. Böylece hem zamanınızı hem zihninizi daha verimli kullanmış olursunuz.
Leyya'cığım benden çok zaman önce adresimi istemişti ama ben ona geri dönmedim. Doğrusu bana birşey göndereceğini tahmin etmiştim ve hediyesini almaya utandığım için unutturmaya çalıştım ama unutmamıştı :p
I made it GeCe