27 Haziran 2011 Pazartesi

Kısa Kısa...

Twitter da aklına gelen anlık düşünceleri paylaşmak güzel oluyordu ama cep telefonumun slovakya hattına ait interneti henüz açtırmadığım için yazamadan gidiyor aklımdan. Hatırladıklarımdan paylaşayım istedim.

Dün havuza yüzmeye gittik, 2 saati 2.20 euro olan oldukça büyük (50mt) bir havuzdu. 10 tur atabildim ilk seferde. Çıktığımda bacaklarımın üzerinde duramıyordum. Çıkarken ne kadar ağır olduğumu hissettim :)

Dolapların olduğu bölümde giyinen kadınları görünce midem bulandı, o kadar rahatlar ki ben sardığım havlunun altında giyinmeye debelenirken onlar hiçbirşeysiz rahatça dolaşıyorlardı :\

Burada herkes çok sportif, alışveriş merkezlerinde (her birinde) 4-5 tane spor mağazası var. Neredeyse tüm kıyafetlerini buradan alıyorlar. Ve tam teşekküllüler, paten kayarsa ona özel giysiler, kasklar, dizlikler, bisiklet sürerse ona özel giysiler eldivenler vs. Bir de ürünler öyle pahalı ki. Çoğu yüksek teknoloji ürünü. Biz İstanbul'da o kadar spor mağazası göremiyoruz malesef.

Biz de spor mağazalarında gezerken, kendime spor ayakkabı aldım. Çok beğendiğim başka bir model olmasına rağmen, görünüşü daha kaba olsa da, giyince farkını hissettiğim Reebok Easy Tone. O kadar rahat ki ve o kadar farklı ki. Ayakkabıları giyince koşasım geliyor.

Geçenlerde Sittirellayı okuyordum, Polonya ile Slovakya aynı gruptan çok benziyor insanlar. O yazmış ki alttan sarı saç çıkmış koyu boyanmış saçlar çok kötü. Aynısı burda da vardı çokça görmüştüm. Ama bu yazıyı okuduğum günden sonra markette 4-5 kişide ne gördüm biliyormusunuz. Saçlarını koyu renge boyatmakla kalmayıp bir de koyu saçın üzerine sarı gölge yapmışlar aynı bizim gibi olmuş. Alttan koyuluklar üzerinde sarı, ama çok güzel de görünüyorlardı.

Hah yine geçende markette kasada önümde bir kız vardı, askılı mini kot etekler olur ya ondan giymiş, içinde sadece üçgen bir bez var göğüs bölgesini örten, arkadan bağlanmış. Eteğinin beli düşük, daha doğrusu askılı olduğu için bol, beline oturmuyor ama yandan bakınca kilodun görünmesi gereken yerde bişey yok, yani başlangıcı epey düşük. Allam acaba içinde bişey yok mu diyorum, etek de bol yani fıldır fıldır ve korkarım içinde de birşey yoktu.

Dukan diyetinin atak devresini 5 gün yaptım bitti, sanırım kilo verdim ama kaç kilo verdim bilmiyorum, hafta sonu programı incelemediğim için devam etmedim ama öyle anormal birşey de yemedim. Bugün bir okuyayım yine.

Burda hava çok güzel ama gölgede serin. Hoş bir rüzgar oluyor genelde. Evde ayaklarım çabuk üşüdüğü için çorap ve ince hırkayla oturuyorum, dışarı çıkınca hava öyle taze ki oldukça farkediliyor.

Apartmanın bahçesinde kamyon kasası gibi birşey var birkaç gündür. Oldukça büyük. Meğer bir evde tadilat varmış. Tadilat olunca çıkan hırdavatı bu kasaya koyuyorlar, bu zorunlu bir uygulama imiş. Sanırım onu bir kamyona takıp götürecekler ama o nasıl olacak şimdilik bilmiyorum.

Eşim slovakça kursuna gidiyor, işyeri ödüyor herşeyi. Kurs hocası birgün demiş, şurda bir göl var yüzmeye gidebilirsiniz. Ce de demiş ben hayatımda hiç gölde yüzmedim, TR de deniz varken kimse gölde yüzmez. Hocanın ağzı açık kaldı diyor. Onlar için deniz ancak tatile gidenler için var, çoğunun da kominizm sebebiyle gitmediğini düşünürsek...

Yine bir arkadaşı, TR de tatil için eşime aquaparkı olan bir otel sormuş Antalya'da. Eşim demiş deniz varken ne yapacaksın havuzu. Sonra sormuş sen hiç denize girdin mi? O da demiş bir kere İskoçyada girmiştim ama sevmedim :p , Ce demiş, sen deniz görmemişsin demiş, git de gör.

Hakikaten konuştuk da denizi olan bir ülkemiz olduğu için ne kadar şanslıyız ve tabi sadece denizin olması değil, o denizin böyle güzel bir deniz olması, iklimi... İskoçyada da deniz var elbet, gir girebilirsen.

1 yorum:

  1. canım ya bir karşılaşamadık. gerçi ben burada çok nete giremiyorum. :( özledim seni. öptüm...

    YanıtlaSil