14 Nisan 2011 Perşembe

Bir Varım Bir Yok


Bugünlerde birçok diğer blogger gibi ben de bir görünüp bir kayboluyorum. ne oldu bize böyle, ne hallere geldik. En kötüsü de uzun sürdüğü için bu kapatma süresi, herkes yavaş yavaş soğumaya başladı bloglardan, bir de yaz geliyor, çiçekler böcekler insanlar dışarılara çıkacak, iyice kopmaya başlayacağız.

En son rehavetli yazılarımdan sonra kendime gelmeyi başardım ama bu dinlenerek olmadı, aksine Allah bana "al bakalım dertlenecek zamanın var demek ki bir de böyle yaşa" der gibi inanılmaz yoğun günlere girdim. Dün akşam erkenden sızmıştım ve bugün uzun zamandan beri ilk boş günüm yuppi.

İki elim kanda olsa Bir Yastıkta için yazı koyardım illaki ama onu bile koyamadım. Günler bu kadar yoğun olunca, zaman çok yavaş akıyormuş. On günde yapılacak kadar işi iki günde yapınca o kadar uzun geliyor ki gün, ancak iyi yanı, listedeki checklerin çok hızlı artması oldu. Bu yoğunlukta bazen hiç yetişmeyecek dediğim şeylerin yine allahın yardımıyla çarçabuk oluvermesi de ilaç gibi geliyor insana, nitekim işe girişmeden sonuç alınmıyormuş, illaki başlamak lazımmış. Bunları biliyor insan ama hayretler içinde kalarak yaşayınca daha bir anlaşılıyor.

Ce ile ayrılığımız günden güne artan bir özlemle devam ederken, bir haftalığına da olsa yanına gideceğim düşüncesi ile bugün enerjimi fulladım. Ancak öncesinde iki haftalık sınav görevlerimi bir haftaya sıkıştırdığım için, sabah 9 dan akşam 6 ya kadar sınava girdiğim zaman ne yapacağımı da bilemiyorum. Bakalım vücut dayanacak mı. Maratona hazırlanır gibi doping yapmalıyım belki de :)

Dün DHL ile Macaristan'a bir kargo gönderdim, sadece birkaç yapraklık evrak. Anacım ne pahalıymış öyle 70 euro dedi. Wizz eyirle o fiyata gider dönerdim valla. Cuk diye içime oturdu ama napalım mecbur kaldık.

Bütün bu yoğunlukta hiç aksatmadan sürdürdüğüm tek şey kitap okumak. Her hafta yaklaşık 300 sayfalık 3 kitap bitiriyorum. Okuduklarımı hiç listelemedim ama bir ara gözden geçirip yazıcam. Kitapları okuduktan sonra, sırayla tüm familya üyelerine okuttuğum için ( sorularımla da okumak zorunda bıraktığım için) ailecenek okuyoruz bu aralar. Hele maşallah 66 yaşındaki annem de benim okuduğum her kitabı benim hızımda okuyor. İşte bu yüzden kitaplarım okuduktan sonra kimlerde kalıyor hiç bilmiyorum, ablamda mı, yeğenimde mi annemde mi. Bir ara kimler neyi okumamış ayırdıktan sonra hepsini toplayıp bir kütüphaneye vermem gerekecek, zira hiç yer kalmadı.

Sevgiler

3 yorum:

  1. Gece'cim malesef 2 ay oldu bloğuna uğrayamadım :( Allah kahretsin bu geri kafalıları.Blogdan iyce soğuttular bizi :(

    YanıtlaSil
  2. Amaçda bu değil miydi zaten?Yazmaktan,okumaktan,düşünmekten iyice uzaklaştırmak insanları!:(
    Neyse;kolaylıklar ve hasretinizin bir an önce bitmesini diliyorum eşinle canım...Kitap okuma kısmında ise özenme dolu deriiin bir iç çektim desem?:(
    Sevgiler sana Gece'cim:)

    YanıtlaSil
  3. Ge-ce , merhabalar.
    Blogspot yasağı hakikaten hepimiz için pek sevimsiz.
    Her ne kadar malum olaylardan mütevellit bloguma ara versem de, ben de üzüldüm. Çünkü etik olmayan bu uygulamaya maruz kalmak , kimsenin hakkı değil.

    Bu arada, blogumu açmaya çalıştıkça sen aklıma geldin. İyi niyetin , profesyonelliğin ve bloguma renk katan sihirli ellerin..

    Tekrar tekrar teşekkür ederim.

    Not : Tripoli'de bulunan akrabalarınız umarım sıhhatte / afiyettedir. Onları da çok merak ettim.

    Kalbi sevgi ve selamlarımla

    YanıtlaSil