Bir önceki yazımda gelinliğimin fotolarını çekmiş, sizlere göstermiştim. Umarım olumsuz algılanmamıştır çünkü öyle bir amacım yoktu. Genelde gelinlikler kiralanır ve düğünden sonra iade edilir. İnanın gelinliğimi almaya gidene kadar ben de aynı fikirdeydim. Yolda bir anda fikrimi değiştirdim, ne olursa olsun alıcam dedim ve aldım.
Buraya kadar biraz evlilik hazırlığımdan bahsetmek istiyorum. Daha önce bir yazımda da bahsetmiş, özellikle Delfina'ya devamı için söz vermiştim. Sürekli düğün hazırlıklarıyla ilgili yazı aradığımdan ister istemez düşüncelerim bu yönde son zamanlarda.
2006 yılının 9 Eylül'ünde Ce ile evlendik. Öncesinde 8 yıllık birlikteliğimiz bulunuyordu. Daha öğrenciyken başlamıştı sevgimiz. İkimiz de akademisyen olmayı seçmiştik. Yüksek lisansa ardından doktoraya başladık, ben yüksek lisansa başladıktan 2 yıl sonra araştırma görevlisi kadrosuna girmeme rağmen, o 5 yıl sonra hala girememişti. Bölümlerimiz farklıydı. O da 3 kere şansını denedi ancak onun bölümünde olan haksızlıkları buraya yazsam şaşarsınız, hiç bahsetmeyeyim. Ama bölümleri eşim olduğu için demiyorum hayatım boyunca gördüğüm en büyük zekayı kaybetti. Sonunda üniversite eğitiminin ardından 5 yıl sonra hala işsiz olduğu için evlenemiyorduk. Çok stresli anlarımız oldu, çünkü özellikle bir erkek için işsiz olmak daha zor bir durum.
Eşim kendini tamamen farklı bir alana yönlendirdi, 1 yıl boyunca çok çalıştı ve sertifikalar falan aldı. Sonunda 2006 yılının başında bir işe girdi. İlk 5-6 ay maaşı asgari ücretten biraz fazlaydı. İşe girdikten 9 ay sonra da biz evlendik.
İkimiz de ailemizden yardım almak istemiyorduk. Zira bizi yıllarca okuttular, birşey istemeye yüzümüz yoktu. Ben çalışıyor olmama rağmen benim de pek birikimim yoktu çünkü annemin evine neredeyse baştan sona tadilat yaptırmıştım.
İşte bu 9 ay boyunca (nasıl altından kalktığımıza hala şaşarım) evimizi hazırladık ve nikahtan sonra sıfır borçla yeni hayata başladık. Evimiz kayınvalideme ait çok eski küçük bir daireydi. Herkesten farklı olarak yerleşmeden önce A dan Z ye her yeri değişti, üstüne eşyalar ve de düğün masraflarını eklersek, normal bir çifte göre belki 3 kat fazla harcamamız olması gerektiğini düşünüyorum şimdi. ( Bu arada eşimin ailesi bir miktar yardım etti, biz her ne kadar istemesek de. Onlar da ilk çocuklarının evliliğinde yardımcı olmak arzusundaydılar ancak toplamda yine fazla değildi biz izin vermedik.)
Herşeyine ikimiz koşturduk. Eşyaları evimizin büyüklüğüne göre seçtik. Tüm tadilatları, planlamayı ben yaptım. Banyo mutfak fayanslarını dahi kendimiz aldık (bir fimaya komple yaptırmadık), eşyaları kendimiz monte ettik. Ve daha bir sürü şey.
Öyle yoğun günlerdi ki, işten çıkıp geç satlere kadar çalışıyorduk evde. Tüm zamanımız birşey için ayrılmıştı, dinlenecek vakit yoktu bittikten sonra bir boşluğa düşmüştük.
Bunca masrafın altından kalkabilmemiz için tabiki fazla açılmadık. Ben herşeyin daha hesaplı olanını ve gerektiği kadar (asla abartmadık) aldık. Yapabileceklerimizi kendimiz yaptık. Gereksiz şeylere para yatırmadık.
İşte bu sırada çevremde evlenen birçok kişi, geleneksel gelin kaprislerini yapıyor, herşeyin en iyisi olsun diye uğraşıyorlardı. İnsan ne kadar mantıklı olursa olsun böyle durumlardan etkileniyor. Benim de çok gelgitlerim oldu. Toplumuzda geline verilen değer= onun için harcanılan para gibi bir anlayış oluşmuş malesef. Öyle yanlış ve insanı öyle çok gereksiz strese sokan birşey ki bu. İşte böyle bir andı gelinliğimi almaya karar verişim. "Hiç birşeyde abartıya kaçmadım ama gelinliğim benim olsun" dedim.
Ben özellikle şu kadar bilezik, böyle set, bile demedim. Hatta beraber alışverişe bile çıkmadık bu konuda. Nikahımda kayınvalidem takana kadar ne aldıklarından bile haberim yoktu. Ben de gelinliğimi çok şık bir imitasyon kolye ile tamamlamıştım.
Dün evlilik hazırlığı yapan bir öğrencimle konuşuyordum dün. Düğüne az kalmasına rağmen ve olanca ihtiyaç varken, anneleri dantellere dünya para yatırmakla meşgullermiş. Dolayısıyla hem üzgün hem de ne yapacağını bilemez haldeydi. Oysa tüm dantellerin ne kadarı kullanılıyor, alınan tüm tabak çanaklar dolaplarda duruyor.
Diğer yandan biz kadınlar durmadan alışveriş aptığımız için yeni nevresimler yeni fincanlar almadan duramayız. Oysa baştan stoklarımızı dolduruyoruz, ne gerek var.
Çevremdeki insanlardan etkilenip de, kendimi değersiz hissettiğim zamanlarda (az para harcadığımız için) eşimin söylediği bir söz vardır. Kızlarımıza daha ergenlik çağına girer girmez çeyiz oluşturmaya başlanır az çok. Ancak hiç bir anne, baba kızını evliliğe manevi olarak hazırlamaz. İşte der eşim, "bir kıza evlendikten sonra neler yapacağı, nasıl davranması gerektiği, birlikte yaşamanın incelikleri, kocasını başkalarının yanında eleştirmemesi, özel hayatlarını başkalarıyla paylaşmaması gibi konularda dersler verilse bence bir erkeğin alabileceği en güzel çeyiz budur".
Leia mais...