13 Aralık 2019 Cuma

Kocaman Bir Taş

Günlerdir yine deli gibi koşturuyorum ve yazamadığım halde aklımdan geçenleri, daha sonra yazmak için not defterime kayıt ediyorum. Fakat anladım ki sıcağı sıcağına yazmazsam, o konu daha sonra bana hiç kayda değer gelmiyor. Belki usta yazar olsaydım, her konudan anında şaheserler yaratabilirdim. Ama o da ben de yok napalım.

Sabah korkunç bir rüyanın etkisiyle uyandım. Yine babamı gördüm, bu sefer bir kalabalığın içinde ölü halde sedyede yatıyor, birazdan mezara götürülecek ama bakıyorum karnı inip şişiyor, nefes alıyormuş. Herkes öldü diyor inanmıyor ve onu çekip alacaklarken bağıra çağıra ağlıyorum, çığlıklar atıyorum. Nasıl görmüyorsunuz ölü değil nefes alıyor, bırakmam, hayır hayııııır.

Uyanıyorum. Çocukların okul telaşından bir saat kendimi ihmal ediyorum ama onları bırakıp eve döner dönmez boşalıyorum. Hollandaca hocama mesaj atıyorum ders yapamayacağım diye. Yatağıma girip doya doya ağlıyorum (hatta şu anda yazarken bile), onun sevdiği zeki müren şarkılarını dinleyip hayalini kurarak. 

Sonra tarihe bakıyorum 13 aralık, tam da ölüm aydönümüymüş. Buraya yazmadığım ama çok güzel olan başka bir rüyayı da ayın 13’ünde görmüştüm. Oysa her iki seferde de aydönümü olduğunu sonradan farkediyorum. 

Öldükten sonra babamın fotoğraflarına pek bakmadım. İhtiyaç duymadım diyebilirim çünkü her mimiğini her duruşunu yüzünün her bir detayını çok iyi hatırlıyorum. Gözlerimi kapattığımda tam karşımda. Çocukluğumun görüntüsüyle, gençliğimin ve son yıllardaki görüntüsüyle. Oturuşu, gülüşü, kafasını yana eğişi, müziğe parmaklarıyla eşlik edişi, gazeteyi tutuşu her şeyi.

Eşim geldi ona sarıldım ve anlattım. Neden böyle hissettiğimi bilmiyorum, kendime soruyorum özlem mi (hayır baksana hala yanımda özlemedim), suçluluk, pişmanlık mı (içimden hiç bir cevap gelmiyor çok rahat vicdanım), nedir nedir beni bu kadar ağlatan, boğazımı boğarcasına düğümleyen, kalbimi kocaman bir taşa dönüştüren? Cevabını gerçekten bilmiyorum.

Hayalini düşününce yüzüm gülümsüyor, çok sevdiğimi ve sevildiğimi hissediyorum. Belki ben anlam veremiyorum ama gece yanıma gelmiştir en küçük kızının başını okşamıştır. Belki geride bıraktığı havanın ağırlığıdır bana böyle hissettiren. Hem iki ablama da rüyalarında açık açık demiş, ben ölmedim diye. Belki bir üst boyutta, yine buralarda dolanıyordur.

Kendimi toplayıp bu gün son günü olan bir iş başvurusunu yapmam lazım. Kafam kazan gibi. Ama biliyorum ihmal edersem sonra pişman olacağım. Şimdi derin nefesler alıp, babamın dizlerinden kalkacağım ve yeniden yetişkin bir kadın olacağım. Okuldan gelince benim de dizlerime oturmak isteyenlerim olacak çünkü🙏🏼



6 yorum:

  1. Birçok şeyi anlamak, anlamlandırmak mümkün olmuyor. Bu durum da onlardan biri belki. Zamana bırakmaktan başka yapacak bir şeyin yok gibi duruyor..

    YanıtlaSil
  2. Blogunuz oldukça güzel ve emek verilmiş.Kaleminize sağlık.Yeni
    açtığım bloguma zaman ayırıp takip ederseniz oldukça mutlu olurum.Sağlıcakla Kalın.

    https://hepfragmanizle.blogspot.com/

    YanıtlaSil
  3. Ah benim canım.
    Tamam, günlük yaşamda önemli işleri aksatmamak lazım ama o yatağa girip ağlamasaydın olmazdı ki.

    İhtiyacın var bunları yaşamaya sanırım.
    Kocaman sarıldım sana.

    YanıtlaSil
  4. Başınız sağ olsun. Bazen Özlemi de dibine kadar yaşamak lazım belki, yeter ki sizi dipten çıkarak elinizi tutacak kişiler olsun yanınızda

    YanıtlaSil
  5. Başınız sağolsun :(( Özlem bunun adı bence, insan sevdiğini özlemez mi hiç? Hem nasıl özler, ister ki hep yanında olsun...
    İş başvurunuz olumlu olmuştur inşallah :)

    YanıtlaSil