9 Mart 2012 Cuma

Kağıttan Basit Kutu Yapımı

Mart 09, 2012 24 Comments
Bu şekilde kutu yapmayı gösteren bir resme aylar önce yabancı bir sitede rastlamıştım ve hemen öğrendim. Ardından da bir çok kutu yaptım, özellikle çalışma masamda ıvır zıvırları koymak için ideal. Malesef o siteyi hatırlayamıyorum ve bu yüzden kendim aşama aşama fotoğrafladım. Fotoğraflar çok iyi olmadı fakat yine de fikir verecektir.

Kutu, en basit defter yaprağında bile oldukça sağlam oluyor ve iş görüyor. Kırtasiyelerde satılan kartonlarla yapıldığında daha kalın ve sert olabilir ama ufak ebatlarda katlamak zor olabilir. Yine mesela gazete kağıdından bile yapabilirsiniz bu kutulardan. Vintage görünümlü olur, gazeteyi iki kat yaparsanız daha da sağlam olur.

Kutuyu yaptıktan sonra çok az daha büyüğünü yaparak kapak şeklinde kapatabilirsiniz. Hiç bir yapıştırma işlemine ihtiyaç duymuyor ama daha sağlam olsun derseniz, en son resimde görülen kulaklarını biraz yapıştırıcı ile yapıştırabilirsiniz.




Kutuda tek hoşuma gitmeyen taraf, bolca katlandığı için en sonunda kat izlerinin belli olması. Mesela şık bir hediye sunmak isterseniz bu kat izlerinin olmaması daha iyi olur. Bunun için ben önce bir gazete kağıdından taslak kutu yapıyorum. Ardından onu çözüp, güzel kırışmamış kağıda şablon olarak kullanıyorum. Üst üstte koyarak kesilecek yerleri kesip, sadece kenarlardan katlanacak yerleri ayarlayıp katladığımızda hiç kırışmadan harika kutular oluyor. Bir kere denediğinizde neyi nereden katlamanız gerektiğini hemen çözeceksiniz.

Takvim kağıtlarından, paketlerden, çeşit çeşit kutular yapıp daha düzenli masalar, raflar çekmeceler elde etmek mümkün. Takılarınız için, çocukların boyaları, kalemleri vs için çeşit çeşit yapılabilir.

* Resimde sayıları ve kesmek için gösterilen yerleri resimde kolay anlaşılsın diye işaretledim, normalde sizin yapmanıza gerek yok :)
** Bu katlama şeklinde bir tarafı desenli kağıt kullanıyorsanız, tüm işlem sonucunda kutunun içi de dışı da muntazam şekilde desenli oluyor.

Sonradan güncelleme: Bu fikri aldığım siteyi meğerse pinterest hesabıma kaydetmişim, benim yukardaki belirsiz resimlerimden anlamayanlar için bu resimleri aşağıya ekledim. Çok çok güzel şeyler yapmak mümkün bu kutularla, fikrin kaynağı ve resimler burada.   Resimler daha da büyütülebilir.

7 Mart 2012 Çarşamba

Bebek Şekerleri Bitti

Mart 07, 2012 33 Comments

Bir önceki yazımda bebek şekerleri için hazırlık yapmaya başladığımı yazmıştım. İstanbul'da kalan birkaç eşyamı gönderirken, hafif olmasını tercih ettiğim malzemelerden göndermelerini istemiştim annemlerden. Onlar da Boxcity'den kutu falan almışlar. Geçen yıl Egehan için yaptığım kutuların aynısından almayı tercih etmişler. Ben özel bir seçim yapmamıştım ama zaten Egehan'ın kutularını da kendim beğenerek aldığım için bunlara da bayıldım.


Farklı olarak iki çeşit kurdele göndermişler. Birisi üzerinde it's a girl yazan beyaz klasik kurdele, diğeri ise resimdeki ince pembe kurdele. Bu kurdeleyi hiç görmemiştim daha önce. Üzerinde bulunan ipi çekiyorsunuz ve fiyonk/çiçek haline getiriyorsunuz. Diğer kurdele çok kalın ve sert olduğu için ben kutularımda incesini kullandım.


Bilgisayarda "welcome Dila" yazan etiketlerden hazırlayıp bunları da kurdeleden geçirerek bağladım. Eğer özel bir font kullanıyorsanız ve çıktı alacağınız yazıcı kendi bilgisayarınıza bağlı değilse, öncesinde dökümanı pdf yapmanızda fayda var. Office programlarının son sürümlerinde pdf'e dönüştürme eklentisi yüklü oluyor galiba ama emin değilim. Benimki eski sürüm ve yıllardır pdf dönüştürücüsü olarak, ücretsiz bir program olan "Primo pdf" kullanıyorum. Bir çok programın aksine dökümana imzasını atmıyor ve kaliteli bir baskı yapıyor.


Kutuların içine koymak için çikolata olarak  resimde görülenleri aldım. Açık olan badem çikolataları öncesinde aliminyum folyo ile sardım. Çünkü içine koyacağım tül oldukça pullu idi ve sarmadan konduğunda tüm çikolata pul içinde kalıyordu :)


Çikolataları koyunca kurdeleyi deliklerden geçirip değil de kenarına bağladım. Kurdele çözmeye uğraşılmasın diye. Doğrudan tülü çekince çikolatalar çıkıyor. İçine bolca koyduğumdan oldukça sıkı oldu ve dökülme gibi bir riski yok.

Çok fazla resim çektiğim için şimdi de bol bol resimler :)




Farklı zeminlerde görünümleri


5 Mart 2012 Pazartesi

36. Hafta, Yılmadan Dimdik Ayaktayız

Mart 05, 2012 19 Comments
Bir kavanozun üzerine, cd kalemi ile yazı yazdığım koli bantı yapıştırdım. Cd kalemleri kalıcı olduğundan çıkmıyor. Bir çok baharat ve bakliyat kavanozuna da aynı uygulamayı yaptım çok sevimli oldu.

Bu hafta kızım da ben de tüm engellere rağmen ayaktayız. Annesi azalan zamanın paniğinden, kocaman karnına rağmen harıl harı çalışmaya devam ediyor. Kızı da, annesi Gravitasyon Teorileri çalışırken herhalde birşeyler kapmış olacak ki, gravitasyona karşı durmayı öğrenmiş, inatla direniyor ve dimdik duruyor. Yani hala yerçekimine yenilip de baş aşağı gelmedi, bekliyoruz. Fakat benimle aynı şekilde duruyor olması bana çok hoş geliyor. Mesela yattığım zaman onun da benimle aynı yönde karnımda yattığı, gezerken benim gibi durduğunu falan düşünüyorum. Sanki kucağımda gibi.

Salı günü Dr. Janka ile randevumuz vardı. Fakat her zamankinden farklı olarak kartımda randevu zamanının altında bir not gözüküyordu. Tabi ne anlama geldiğini bilmiyoruz. Gittiğimizde gördüm ki, bu sefer doktor yokmuş, yaşlı bir ebe baktı. O kadar hızlı oldu ki, bir vajinal kontrol yaptı, pamuklu çubukla örnek sıvı aldı ve kulağıyla bebeği dinledi o kadar. Neredeyse hiç konuşma olmadı ve hiç birşey anlamadan çıktım. Bu ziyarette bebek hakkında bir bilgi edinememenin de getirdiği endişe olabilir tam bilmiyorum, bu hafta boyunca Helo'nun hareketlerini daha az hisseder olmuştum. Yine periyotları düzenliydi fakat daha sakindi, geceleri bolca uyuyordum, sonra büyük bir korkuyla uyanıyordum. Bir de karnım sanki eski haftalara göre daha da ufalmıştı.(Bkz. yukardaki resim 12 şubatta çekilmişti, devasa bir karın, şu an daha ufak sanki)  Aklıma tek gelen acaba amnios sıvısı azaldı da bebek için risk mi olmaya başladı sorusuydu. Araştırmalarıma göre sıvının illa ki birden bire tamamen boşalması gerekmiyormuş. Eğer zarda incelme varsa, vajinal akıntı şeklinde uzun vadede azar azar da boşalabilirmiş. Zaten var olan akıntılarıma şüpheyle yaklaşır oldum, içime bir sıkıntı düştü.

Cem de doktoru arayıp yeniden gitmek istediğimizi söyledi ama fakat Dr. Janka hanım tatildeymiş. Bize hamileliğimin en başında gittiğim (hatta 28. haftadan sonra bana gelin diyen) Dr. Peter'a arayabileceğimizi söyledi. Meğer o da beni soruyormuş Janka'ya. Pazar günü için Peter bize randevu verdi. Hastaneye gittik, ilk defa ve nihayet NST'ye bağlandım. Vajinal muayne yaptı herşey normaldi. Ultrasonda amnios sıvısı da normal göründü, yalnız hala baş yukarı pozisyondaydı. Doktor bir iki hafta daha dönme ihtimalinin olduğunu, ama dönmezse sezeryan olacağını söyledi. Herşey yolunda görünüyor şimdilik ve eğer acil bir durum olursa ne yapacağımızı konuştuk. Bundan bir hafta sonra yine gideceğiz ve muhtemelen doğumu bu adam ile yapacağım. Benim için kim olduğu çok farketmiyordu yeter ki tecrübeli olsundu ve biz daha hamileliğin başında doktor araştırırken eşime Peter tavsiye edildiği için, onun üstlenmesinin daha iyi olacağına karar verdik. Böylece nihayet dün, bir haftadır süren endişelerim geçti ve rahatladım.

Gerçi bizim Helo cumartesi günü gezmeye gittiğimizde yeniden eski hareketlerine dönmüştü. Herhalde gezmeyi çok sevecek, o gün babası bizi alışverişe götürdü, eksik olan banyo küvetimizi aldık. Bir ara avm de otururken (bir bölümde kocaman deri koltuklar var, onlara oturup taze sıkılmış meyve suyu içme rutini oluşturduk her gidişimizde), öyle çok hareket etti ki. Genelde hep karnımın sağ tarafında duruyordu, o gün neredeyse kaya kaya sağ kolumun altına kadar geldi. O kadar tuhaf oldu ki kızım sen nasıl girdin oralara diye şaşırdık. Vücudumun içinde o kadar serbestlik olabileceğini hiç ummazdım. Cem de diyor ki temizle kızım annenin içini dip bucak kalmasın :) O akşam da yine anormal hareketleri devam etti. Alttan öyle tekmeler vurdu ki sanki ha çıktı ha çıkacak gibi hissettim çok yakındı. Hiç böyle olmamıştı ama tabi ertesi günkü doktor kontrolünde aşağı inme gibi bir problem çıkmadı.

Geçen hafta yalancı kasılma hissetmiştim ya bir kere, bu hafta bir daha hiiç olmadı. Başka sancı da olmadı kendimi iyi, enerjik hissediyorum. Hamileliğimin başlarında hayatımdaki en büyük kiloda (70kg) hamile kaldığımı yazmıştım. Fakat kilolarım fazla olmasına rağmen vücudum sıkıydı ve herkes o kadar kiloyu neremde sakladığımı söylerdi (muhtemelen kas yoğunluğum daha fazlaydı). Hamile kalmadan önce de sportif bir yaşama başlamıştım ve kaslarım kemiklerim iyi durumdaydı sanıyorum. Çünkü sonlara yaklaştığım bu günlerde çoook şükür ki, ne bir bel ağrısı, ne de başka bir ağrı hissetmiyorum. Vücudum aldığı kiloları taşıyabiliyor, bel kaslarım iyi durumda demek ki. Tabi birkaç saat ayakta kalınca yorgunluk ağrıları oluyor ancak onu saymıyorum çünkü hamile değilken de çok gezince yoruluyor insan. Başlarda düzenli pilates yapayım diyordum ama onu da yapmadım. Günlük hareketlerim sadece. Tabi bütün hamileliğim boyunca yatan biri olmadım, tüm ev işlerimi kendi başıma yaptım, hala da yapıyorum, genelde pıtır pıtır geziniyorum evin içinde, hareketli sayılırım yani.

Başlangıçtan beri düzenli kilo takibi yapmadım. Bazen doktora gittiğimizde ordaki tartıda tartılıyordum ama onun yönlendirmesi ile değil, kendim için. Böyle bir kayıt tutmuyorlar nedense. Neyse en son 29. haftada tartıldığımda 7,5 kg almıştım, dün eve baskül aldık ve tartıldığımda gördüm ki sadece 9 kilo olmuş toplamda. Ben 11'i geçmişimdir diye tahmin ediyordum ama değilmiş. Evdeki tartı eşim tarafından test edilip doğrulandığı için, bu değere güveniyorum. Şimdi düşünüyorum da, yüksek kiloda hamile kalmayı ceza olarak görüyorken, aslında her işte bir hayır varmış diyorum. Böyle ağrısız ve enerjik bir süre geçirdiğim için çok memnunum (maşallah diyeyim kendime).

Bu haftaki yazım çok uzadı biliyorum ama çok şey oldu napıyım. Hafta içi bir gün akademik çalışmalarımla uğraşırken, daha önce yaptığım hesaplardan birinde hata yaptığımı farkettim. Hatalı hesaplarda sonuçlar hiç de umulduğu gibi çıkmıyordu, kısmi türevli denklem ayrışmıyor, terimler sadeleşmiyor, çok komplike trigonometrik bağıntılar kalıyordu. İşte hatayı farkedip de düzelttiğimde bir anda hepsi çözülüverdi, şak diye tüm sonuçlar çıktı ve limit durumunda olması gereken değerleri elde ettim. Fakaaat bu durum beni sevindireceği yerde o kadar canım sıkıldı ki anlatamam. Böyle basit bir hatayı nasıl yapmıştım, sırf bu yüzden o kadar çok zaman kaybetmiştim ki kendimi bir süre affedemedim. Şimdi neredeyse tüm hesaplarım bitti, latexde yazıyordum zaten bir yandan, az bişey kaldı bitirip göndersem çok iyi olacak. Yalnız sonradan anımsadım. O günün öncesindeki gecede bir ara uyanıp, Allah'a öyle içten dua etmiştim ki, nolur zihnimi aç bir anda çözeyim problemi diye ve hemen akabinde olunca, nasıl şükretsem bilemedim.

Tombik ellerim ;)
Bir diğer hazırlık da araba koltuğunun montajı oldu. Deneyip öğrenmek için koltuğu taktık şimdi öyle hazır bekliyor. Tabi ben hayallere daldım, Helocum yanımda gezmeye gidiyoruz vs.

Bir deeee bebek şekerlerimizi hazırlamaya başladık. Burda böyle adetler yoktur muhtemelen ancak annemden gönderdikleri pakete hafif olacak şekilde bebek şekeri yapabileceğim malzeme koymalarını istemiştim. Onlar da eminönünden kutu, kurdele, tül falan almışlardı. İçine çikolatalar aldık ve hazırlamaya başladım. Çok değil şimdilik 20 tane, burda eşimin arkadaşlarına, doktor ve hemşirelere falan vermeyi düşünüyorum.


Bir tane de ürün tavsiyesi yapıp yazımı bitireyim. Hafta sonu dolaşırken New Yorker mağazasından bir sütyen aldım. Hamileler için değil elbet, normal zamanlar için tasarlanmış. Farklı olarak açma kapama düğmesi arkada değil önde (çok şık taşlı bir kancası var) ve sırtı X şeklinde yapılmış. Tabi burda neredeyse bütün ürünler gibi çok kokoş ve taşlı pullu dantelli olduğunu da söyleyeyim. Neyse ilk defa böyle bir çamaşır giydim ama öyle hoşuma gitti, öyle rahatmış ki aynısından bir- iki tane daha almalıyım. Sırt detayı hem hoş duruyor hem de askıların düşmesi gibi bir problem olmuyor (bende hep olurdu), çok rahat. Önden açılıp kapanmasının da emzirme sırasında kullanışlı olacağını düşünüyorum (bakalım göreceğiz). Gerçi yukardaki resimde görüldüğü üzere üst yapım pek sağlam değil, onlar büyümüş hali bir de :)

2 Mart 2012 Cuma

Ben Demiştim Diyebilir miyim?

Mart 02, 2012 5 Comments
Bu aralar herkesin Pinterest bağımlısı olmaya başladığını okuyorum. Elbette ki bu ilgiyi hakedecek kadar harika bir uygulama. Hatta ben de en eski üyelerden biriyim sanırım bir çok kişiye göre.

2010 yılının Kasım ayında (neredeyse 1,5 yıl önce) Pinteresti keşfetmiştim. Bir süre gezindim, hatta Bir Yastıkta için ordan çok sayıda yazı ve fikir aldım. Hala ara sıra geziyorum ama eskisi kadar değil. O zamanlar daha az üye olduğundan yayınlanan resimler hep çok kaliteli olanlardı. Şimdi biraz içerik değişti. Bir de eski resimler yeniden repin edilir oldu. Bu süre içinde Pinterest 3 kere logo değiştirdi, davetiye istediğimde ise bana gönderen kişi, kuruculardan bir adamdı.

Bu siteyi o zaman birkaç kişiyle paylaşmıştım. Fakat benim kadar ilgilerini çekmemişti. Şimdi onlar da akışa kapıldılar. Bazen düşünüyorum da ben mi zamana ayak uyduramıyorum acaba, böyle önden gidip duruyorum. Neyse ben demiştim demek istiyorum ama amacım övünmek değil. Bazen başka şeyler de söylüyorum belki dikkate alınır :)  Burada da pinterest hesabım http://pinterest.com/gecedesign/

Blogger Anneler Röportajım :)

Mart 02, 2012 3 Comments

Hamileliğimin sonlarına yaklaştığım bu günlerde, kendimi tam anne olarak hissetmiyorum henüz. Bu yüzden acaba bu gruba dahil miyim değil miyim diye düşünmedim değil. Fakat diğer yandan da 4 kez teyze olduğum için belki de şu ana kadar 2 kez anne olmuşumdur değil mi :p

Sevgili Ülkü'nün talebi üzerine soruları cevapladım, sonradan okuduğumda kendimi pek soğuk buldum aslında. Mantıklı bilim adamı yanım ağır basmış cevaplarken. İlerleyen zamanlarda, diğer annelerde gördüğüm o sıcak samimi havaya acaba ben de sahip olacak mıyım diye merakla bekliyorum :)

Buradan okuyabilirsiniz.

29 Şubat 2012 Çarşamba

Ne Zaman Doğacağına Bebek mi Karar Vermeli Anne mi?

Şubat 29, 2012 15 Comments
Elbette ki bebek dediğinizi duyar gibiyim, ben de öyle düşünüyorum aslında ama şunları da düşünüyorum.

- Bazı durumlar oluyor, bebek çok erken tarihte gelmek istiyor. Yirmili haftalarda sancılar başlıyor, bu durumda ya prematüre olarak doğuyor ya da doktor müdahale edebilirse, daha erken deyip sancıları önleyici ilaçlarla, doğumu mümkün olduğunca geciktirmeye çalışıyor bebek daha da gelişsin diye. Burda karar kimin?

- Bazı durumlarda kırklı haftalara kadar bekleniyor, doğum bir türlü başlamıyor, en sonunda suni sancı ile (ya da sezeryan ile) doğum başlatılıyor ve bebek alınıyor, peki burda karar kimin?

- Bazı durumlarda amnios sıvısı oranı düşüyor, daha sancılar başlamadığı halde, bebeğin sağlığı için doğum suni sancı yada sezeryan ile gerçekleşiyor, bu durumda karar kimin?

- Bazı durumlarda ise, herşey normal seyrinde devam ederken, yeterli açılma gerçekleşmiyor ya da bir sorun oluşuyor, onca zaman sancı çektikten sonra sezeryana dönüş yapmak zorunda kalınıyor. Böyle durumlara maruz kalan annenin yorgunluğunu ve psikolojisinin nasıl etkilendiğini tahmin etmek çok zor değil.

- Bazı durumlarda ise planlı sezeryan oluyor, anne hiç bir psikolojik yıpranma yaşamadan doğuma girip çıkıyor ve süreci atlatıyor.

Buraya kadar yazdıklarımdan sezeryana eğimli gibi görünmüş olabilirim ama değil. Daha önce de belirttiğim gibi iki seçeneğe de eşit uzaklıktayım ve ikisinden de korkmuyorum (ya da eşit derecede korkuyorum diyelim fakat korkum doğum şeklinden değil, benim için her iki durumunda yaşamadığım değişik bir şey olmasından kaynaklanıyor)

Yukarıda verdiğim örnekler için ama bunlar anormal durumlar denilebilir ama bunun bir önemi yok. Çünkü durum anormal olsun ya da olmasın o bebeklerin de seçim yapma hakkı var. Bütün bu olasılıkları düşündüğümde aslında görüyorum ki tüm seçeneklerde karar bebeğe ait. Planlı sezeryan da olsa, normal de olsa, bebek demek ki öyle doğmayı seçmiş diyorum.

Hangi şekilde doğum yapacağına karar verirken annenin hisleri çok önemli. Ben bir şeyin hayırlısı olması için dua edip de, Allah'ın beni ona yönlendirmesine iman ediyorsam, içime doğan seçeneğin, Allah'ın bizim için hayırlı olanı işaret ettiğine inanıyorum. Bu durumda insan, verilen karara güvenmeli, diğer seçenek nasıl olurdu diye düşünmemeli.

Anne eğer sezeryan mı normal doğum mu diye kararsız kalıp da seçme aşamasında, Takdir-i İlahi'ye güvenip, kararını ona göre vermişse, aslında bu yine bebeğin seçimi oluyor. Demek ki bebek o şekilde doğmayı, o süreci yaşamayı/diğerini yaşamamayı seçmiştir.

Bütün bunları düşününce bebeğin ne zaman geleceğine karar vermesinin işaretinin sadece sancılar olamayacağını, içses yada anne-bebek arasındaki telepatik bağ ya da güdü denilen şeyin referans alınması gerektiği sonucuna varıyorum ben.

Henüz bizim doğumumuz için böyle bir sorgulamaya girişmedim. İki hafta sonraki doktor kontrolümüzden sonra bunu düşüneceğim. Ben de çok merak ediyorum hangisi olacağını.

27 Şubat 2012 Pazartesi

35.Hafta, Braxton Hicks ile tanıştım

Şubat 27, 2012 17 Comments
Zaman yine çok hızlı geçti bu hafta. Bugün 36 ya başlarken içimde ne zaman kavuşacağız acaba soruları dolaşıyor. Ablam Egehan'ı 36+3 de doğurmuştu galiba. Bu yüzden hep tetik halinde dolaşıyorken bir gece içime bir his doğdu. Öyle ki 40 haftayı bekleyeceğinden emindim sabah uyandığımda. Nasıl böyle hissettim, doğru mu bilmiyorum ama bu his sebebiyle daha rahatladım.

Bir önceki hafta, moralim çok bozuktu ve enerjim de oldukça düşüktü. Bu haftanın başlangıcından itibaren yeniden enerjim yerine geldi. İyi hissetmemin moralime bağlı olduğunu düşünüyorum artık. Üzgün ve sıkkın olduğumda kendimi daha çok salıyorum.

Bu hafta sonu arabayla gezdik nihayet. Önceden de otobüste seyir halinde olmaktan çok memnundu Helocan. Duraklarda durduğu zaman kızıp tepiniyordu. Şimdi de babası sürerken eğer durmuşşa aynı tepkiyi veriyor, giderken keyifleniyor. İnşallah doğduktan sonra da sorunsuz gezebiliriz zira canım öyle çok gezmek istiyor ki. Kısa seyahatler değil uzun seyahatler ve tatil istiyor canım, mesela başka ülkelere gitsek, bütün gün sokaklarda dolaşsak. Tabi daha sonra aynı isteklerim devam eder mi bilmiyorum :)

Kızım geçen hafta ve bu haftanın çoğunda karnımın sağ tarafına doğru yaslanmış gibiydi. Ben de bunu dik pozisyondan yan yatmış olarak yorumlamıştım. Son iki gündür, sağdaki o yoğunluk azaldı, ya baş aşağı döndü ya da yeniden yukarı döndü bilmiyorum. Yarın sabah doktor kontrolümüzde anlayacağız. Gerçi baş aşağı dönse de karnın aşağı düşmesi denilen şey olmadı. Bu haftalarda bebek doğum kanalına girmeye başlarmış ve hatta annenin paytak yürümesine sebep buymuş. Yine bu sebeple mide rahatlayacağı için mide yanmaları azalır, nefes alma zorluğu geçermiş. Bende henüz bu beliriler yok malesef.

Baş aşağı dönmesini normal doğum için istiyorum ama farkettim ki geçen ziyarette doktor dönmezse sezeryan olabilir dediğinde ben biraz rahatlamışım. Çünkü hep normal doğum istediğimi sanıyordum ama, normal doğumda anne aktif, sezeryanda anne pasiftir ya, pasif kalma fikrinin beni etkilediğini farkettim. Şimdi bu düşüncelerimi yeniden gözden geçiriyorum.

Bu haftalarda olması gereken Braxton Hicks kasılmaları nasıl birşey acaba, görsem de sancı nasıl oluyormuş anlasam diye düşünüyordum zaman zaman. Çünkü hiç olmamıştı. Nihayet bu gece kendisiyle tanıştım ama pek memnun olmadım :( Yani herhalde bu oydu diyorum. Nasıl olduğunu başkalarına sorduğumda pek tarif edemiyorlardı. Benimki aynen şöyle oldu, tarif edeyim de belki başka kişilere yardımcı olur.

Bazen üşüttüğünüzde kalbinize bir sancı girer hani bıçak saplanmış gibi, öyle acıtır ki, böyle donar kalırsınız, nefes bile alamazsınız. Akşam yaşadığım his de bunun aynısının karnımda olanıydı. Böyle dondum kaldım, nefes bile alamıyorum, sonra kısa kısa nefesler aldım biraz hafifledi ama tamamen geçmedi. Diyorlar ki pozisyon değişince bu kasılmalar geçermiş. Ben  de yatıyordum o sırada, doğruldum ve yatakta ayaklarımı yere indirerek yan oturdum. Geçti. Bir daha olmadı ama doğrusu biraz gözümü de korkuttu. Fazla etkilenmem vücudum güçlüdür diyordum ama baya baya hissettim valla, öyle pek de hafif değildi :S

Bu aralar ellerim ve ayaklarım şiş sürekli. Hava soğuk olmasına rağmen beni ateş basıyor ve ateşin de ellerimin şişmesine etkisi var biliyorum. Soğuk suyun altında tutuyorum iyi geliyor ve iniyor şişliği.  Şu an hava 0 derece ama cam sonuna kadar açık. Cem sıcak değil diyor ama ben yanıyorum, ev içinde yazlık kıyafetlere geçiş yapım.

Karnım kocaman olmasına rağmen hiç çatlağım olmadı, son zamanlarda ne kadar kilo aldım onu da bilmiyorum ama ilk fırsatta bir baskül alacağım eve. Daha önce özellikle almaktan kaçınmıştım, çünkü sürekli üstüne çıkıp da moralimi etkilemesine izin vermek istemedim. Şimdi hala fazla kilo almadığımı düşünüyorum ve doğumdan sonra kilo inişlerini de görmek güzel olabilir :)

Buraya Helocumun babasıyla ilişkilerini hiç yazmadığımı farkettim. Her sabah ve akşam babası kızımızı öpüyor, onunla konuşuyor, yatmadan önce iyi geceler diyor, sık sık sevdiğini özlediğini söylüyor. Bazen ikimizde çıksa da oynasak diyoruz, sevip koklamak istiyoruz. Her akşam yatmadan önce göbüşü kremleme işi babasına ait, güzelce yağlıyor, yetmiyor ayaklarımı bile kremliyor kocacım, hem rahatlasın hem de artan basınçla sertleşmesin diye :) Bazen Helo ile babası karşılıklı konuşuyorlar, Cem birşeyler söylüyor, ardından Helo tekmeliyor, biri konuşuyor biri tekmeliyor böyle anlaşıyorlar. Birçok yerde babaların hamilelik süresince baba olmaya tam hazırlanamadıklarını, doğduktan sonra alışmakta zorlandıklarını okuyorum. Maşallah kocacım da öyle birşey olmadı, bilinçli olduğu için şimdiden kendini hazırlıyor, hatta ebeveyn olmaya benden bile fazla yatkın diyebilirim. Onun bu tavırları ve beni motive etmesi bana çok iyi geliyor, iyi ki böylesin aşkım.

23 Şubat 2012 Perşembe

Wordpress'de Sevdiğim Ozellikler: Spam Yorumları Engelleyen Eklenti

Şubat 23, 2012 6 Comments

Blogger'da alistigimiz yorum gruplandirmasi Wordpress'de yok malesef. Siteniz biraz populer ise yuzlerce spam mesaj gelmesi insani cildirtiyor. Bu durumda cesitli duzenlemeler yapmak gerekiyor.

Ayarlarda yorum denetleme kisminda bazi duzenlemeler yapmak mumkun, ancak yeterli degil. Wordpress kuruldugunda otomatik olarak yuklenmis gelen Akismet isimli spam onleyici plugin (eklenti) ise benim tercihim olmadi.

Bir Yastikta'ya o kadar cok spam mesaj geliyordu ki (gunde 100 tane kadar) ve gelen yorumlar mail adresime de dustugu icin mail hesabimda karman corman olmustu. Akismet isimli eklentiyi kurmayi denedim ama bir cesit uyelik istiyor ve eger bireysel kullanici degilseniz bir miktar ucret istiyor. Dogrusu Bir Yastikta icin o kisimdan emin olamadim.

Bu yuzden baska eklentiler aradim tabi ki. Buraya ilerde de yazacagim bir cok eklenti icin, inanilmaz cok secenek var. Anti spam yazdiginizda onlarca cikiyor ve hangisi ne kadar ise yarar kestirmek zor, hepsini denemek lazim. Ben birkac tanesini denedim ve bir cogunun yine bazi adreslere yonlendirip uyelik istedigine sahit oldum.

Uyelik istediklerinde hemen kaciyorum sahsen, zaten nerelere uyeyim, sifrelerim neler allak bullak durumdayim.

Neyse bu eklentilerden samrat131 isimli gelistirici tarafindan eklenmis "anti spam comments" isimli eklenti istedigim sonucu verdi. (resimde nereden nasil arayacaginiz goruluyor) Spamlar şak diye kesildi, nadiren bir kac tane geliyor, hic bir uyelik vs istemiyor, daha once kesfetmedigime baya hayiflandim.

Wordpress kullanicilarina tavsiye edilir.

22 Şubat 2012 Çarşamba

Ne Tesadüf !

Şubat 22, 2012 2 Comments
Bugün Google da hepimizin karşısına yukarıdaki görsel çıktı. Hertz'in doğum günüymüş. Fizikçi olarak ben de eşim de yakından tanıyoruz kendisini :)

Sabah eşim işe gitmeden önce şu bizim plaka işini yapmaya gitti. Dolayısıyla Google'da yukarıdaki resmi görmemişti. Plaka işi bitince telefon etti plakayı aldım diye.

Burada plakalar önce şehrin kodu ile başlıyor ama kod rakam değil harflerden oluşuyor. Ardından bir miktar rakam ve birkaç harf geliyor. Telefonda bana plakayı söylüyor 644 HZ diye ama ben HZ yi anlamıyorum kodlasana diyorum. O da diyor ki "hertzin birimi var ya o işte".

Hertz'in doğum gününde alınan plakamız Hertz biriminde oldu yani :))

Wordpress'de Sevdiğim Özellikler : Yazı Alanına Göre Resim Ebatları

Şubat 22, 2012 4 Comments
Bu blogum wordpress değil elbette. Blogger her zaman kalbimde öncelikli bir yere sahip. Ancak hem Bir Yastıkta için kullandığımdan dolayı, hem de artık wordpress temaları da yaptığım için, onu da kullanıyor ve her geçen gün keşfediyorum. Tabi bazıları yeni keşifler değil, uzun zamandır kullandıklarım ama burada böyle bir seri açarak, faydalı bulduğum özelliklerini, eklentileri, ya da yaptığım modifikasyonları nasıl yaptığımı anlatan yazılar yazmayı düşündüm.

Öncelikle wordpress için belirttiğim özelliklerin çoğu self-hostingli wordpressler için olduğunu söylemeliyim. siteadi.wordpress.com şeklinde bir blogunuz varsa neyi ne kadar yapabileceğinizi bilemiyorum.

Blogger'da birkaç boyda resim yükleme seçeneğinin olması gibi, wordpressde de bu seçenekler mevcut. Ancak Bloggerda bu seçeneklerin ebatları değiştirilemiyor. Wordpressde ise seçeneklerden her birini istediğiniz ebat olarak ayarlayabiliyorsunuz ki bence müthiş bir ayrıcalık.

Bir Yastıkta'nın yazı alanı için koyabileceğim resimlerin maksimum genişliği 600px ebatında. Ancak genişlik 600px iken, yüksekliğin resmin boyuna göre otomatik ayarlanmasını istiyorum. Yani dikey resimlerde yükseklik 600 den fazla olacak, yatay resimlerde de 600 den az.

Wordpress kumanda panelinden Ayarlar---> Medya Ayarları kısmına geldiğinizde, her bir resim boyutu için genişlik ve yükseklik değeri atayabiliyorsunuz. Aşağıdaki resimde görüldüğü üzere, thumbnail resmi 150x150, orta boy resim 300x300 px ayarlanmış. Büyük boy resim için ayarımı 600px genişlik olarak seçtim ama yüksekliği boş bıraktım. Böylelikle yükseklik resmin kendi oranına göre ayarlanacak.


Bu şekilde ayarladıktan sonra, yazı yazarken resim ekleme panelinde artık büyük boy resim seçeneğinde genişlik 600px olarak çıkıyor ama yükseklik eklenen resme göre değişiyor.


Dikkat ederseniz yukardaki resimde, orta boy resim ebatında yükseklik 300px iken genişlik değişmiş. Yani baz olarak ayarlardan girilen yükseklik değerini alıyor. Aynı şekilde ben büyük resim kısmına hem yükseklik hem de genişliğe 600px yazdığımda, aynı resmin büyük boy seçeneğinde yükseklik 600px çıktı, en değil. Buna dikkat etmeli ve bu yüzden yükseklik değeri boş bırakılmalı.

Tabi bu söylediğim hepsi aynı genişlikte resim eklemek isteyenler için. Ben şahsen bu görünümü daha çok seviyorum bloglarda.