4 Şubat 2021 Perşembe

Oğlum 6 yaşında

Şubat 04, 2021 10 Comments

 


13 ocakta 6 yaşına bastı minnoş oğlum. Neden minnoş diyorum, 2,5 yaşında abla olan kızımın tersine, evin ufağı olduğundan olsa gerek, gözümde hala bir bebek oğlum ☺️Gerçi pandemide ikisi de bir kaç yaş bebekleştiler, kendi işlerini yapmaya üşenmekler, saçma sapan korkular, daha fazla kucakçı olmalar... Tabi bu dönem bitince, birden bire birkaç yaş büyümelerini bekliyorum 😉


Noel tatiline girmeye bir hafta kala, hatta haftanın ortasında birden bire okul kapandı. Okulda yapacakları noel yemeği, eğlenceleri hep kaldı.  Üç haftalık tatilden sonra iki hafta dersleri evde yapıp açılacaktı güya. Doğum günü de tam o tarihlere denk geldiği için, okul açılır mı, okulla birlikte kapalı olan mekanlar açılır mı, beklesek mi yapsak mı ikileminden sonra, 20 ocakta evde yapmaya karar verdik partiyi. İyi ki yapmışız çünkü okullar 8 şubata kadar kapalı kalması kararı çıktı ve nihayet o gün geldi çattı. Yarın evde (inşallah) son online eğitim günü.


Evde yaptığımız partiye en sevdiği 8 arkadaşını davet ettik (yetişkinler yok sadece çocuklar), üç saat boyunca çeşit çeşit oyunlarla onları eğlendirdik. Gerçekten çok güzel geçti, özellikle karantinadan dolayı birbirini özleyen çocuklara çok iyi geldi. Okul açıldıktan sonra yapsaydık bu kadar heyecanlı olmayacaktı sanırım☺️


Pastayı da lego hastası olduğu için lego temalı yaptık, beraberce susledik, çok beğenildi. Zaten cocuklari mutlu etmek pek de zor degil.


Nice yaslara minnos oglum.





3 Şubat 2021 Çarşamba

Kisa Not 4

Şubat 03, 2021 0 Comments

Gino Severini, 1912, Dynamic Hieroglyphic of the Bal Tabarin

 Dun twitterda, mutasyona ugramis korona virusunun yeniden mutasyona ugrayip daha da kotu hale geldigi ve en az 3-4 yil daha bununla yasayacagimiza dair bir twit okudum. Dogru mu degil mi, korku kulturu mu vs hic detayina bakmadim ama bunu arkadaslarimla paylastigimda biri soyle yazdi. "gelecek ne kadar belirsiz".


Elbette uzerinde dusunulmeden o anki kaygiyi ifade etmek icin soyledi ama bu soz beni dusundurdu. Evet gelecek her daim belirsizdi zaten ama yine de umutluyduk, peki simdiki durumla oncekinin arasindaki fark neydi? Eskiden neden bu kadar kaygili degildik belirsizlige karsi? Yoksa tamamen bilinmezlik degil kismi bilgi mi bizi kaygili yapiyor. Yani virusun 3-4 yil surecegine dair bir on bilgimiz var ve bu bilgi hos degil. Yani bizi asil tedirgin eden, hosumuza gitmeyen durumun ne zaman bitecegine dair olan belirsizlik.


Ben de diger herkes gibi cok bunaldim, aileme kavusmayi (tam bir yildir gorusmedik), bize veya yakinlarima bulasir da birsey olursa kaygisindan kurtulmayi cok istiyorum. Fakat gercekten reel olarak bir sikintimiz yok, saglikliyiz, bir aradayiz, arada olusan ruhsal bunalimlar disinda (ki bunlari asla hafife almiyorum) cok da sikayet edecegim bir durumda degilim. O halde ongorulenlere dair olan belirsizlikleri, hic ongorusuz bir belirsizlik gibi varsayip, ona gore yarinima umutla bakmayi seceyim diyorum.


Siz ne dersiniz?

29 Ocak 2021 Cuma

Cocuklara Goodreads Hesabi Acalim mi?

Ocak 29, 2021 2 Comments

 Kitap okumayı sevdiğim kadar seviyorum Goodreads’i. Okuduğum kitapları listeliyorum, orda burda gördüğüm okumalıyım mı diye düşündüğüm kitapları Google’da değil orada arıyorum, yorumlarına bakıyorum, beğenirsem okunacaklar listeme ekliyorum. Bitirdiğimde bitti demeyi, kendime yıllık hedef koymayı, onu tamamlamak için motive etmesini çok seviyorum.


Bazen acaba hayatım boyunca kaç kitap okumuşumdur diye düşünüp tahmin etmeye çalışır ve yıllardır oraya buraya yapmış olduğum okuduklarım listelerini bulmak isterdim.Yine mesela, çok eskiden okuduğum, konularını kısmen hatırladığım ama bir türlü yazarın adı veya kitabın ismini anımsayamadığım bir kaç kitap var. O kitapları tekrar bulup okumak için, aklıma gelen her yolu denedim fakat bulamadım. Keşke sabit bir listem olsaydı bulurdum diyorum.  Şimdi goodreads’teki listemde son birkaç yılın kitaplarına bakınca hepsini hatırlayabiliyorum.


Bunları anımsayınca, kızıma goodreads’te bir hesap açmanın ne iyi olabileceğini düşündüm. Büyüdüğünde kaç kitap okuduğu, neleri okuduğunu hep görebilir ve nostalji yapabilir. Okuduğu kitapların çoğunu kütüphaneden aldığımız için, okudukları sadece evde olan kitaplardan ibaret değil. Bu yüzden böyle bir liste çok işine yarayabilir. 


Öncelikle kendi hesabımda bir klasör açtım ve bir kaç kitap ekledim. İlk fırsatta ona özel bir hesap açıp, geçmiş kütüphane emaillerini kontrol ederek (son teslim tarihleri için hep mail geliyor) hesabını dolduracağım. Kızıma biraz geç kalmış oldum ama yakında tam okumaya geçecek olan oğluma da ilk andan itibaren yapacağım. Düşüncesi bile çok heyecan verici. Bakalım yılda kaç kitap okuyacaklar...



28 Ocak 2021 Perşembe

Online Eğitimin Avantajları

Ocak 28, 2021 0 Comments

 Geçtiğimiz yıl pandeminin başladığı mart nisan aylarında evden online eğitimi tecrübe etmiş fakat sonra mayıs ayından itibaren yaz tatilinin başladığı temmuz ayına kadar normal eğitime dönmüştük. Yaz tatilinden hemen sonra yine okul normal şekilde açıldı ve devam etti, ta ki aralık ortasında noel tatiline kadar. Tatilden sonra yani ocak ayının başından bu güne kadar yeniden online eğitim uyguluyoruz. Aslında bir ay bile olmadı ama çok yoğun olduğu için sanki bize aylar geçmiş gibi geliyor :))


Kızım hollanda eğitim sisteminde 5. Sınıfta (türkiyede 3. Sınıfa karsılık geliyor), oğlum 2. sınıfta ( türkiyede anaokulu). Oğlumun dersleri biraz daha oyun ağırlıklı olduğu için, bu yazıda kızımın aldığı online eğitimi ve neler yaptığımızı anlatmak istiyorum.


Her okulun uygulaması değişkenlik gösterse de her gün öğretmenlerle bir veya birkaç kez (bizimki 3 kez yarımlar saat) online buluşma, bu esnada konu anlatımı, ardından ilgili alıştırmaların çocuk tarafından kendi başına yapılması şeklinde planlanmış. Fakat öğretmen tüm okul saatleri boyunca online hazır bekliyor ve soruları cevaplıyor, bire bir çalışma yapmak isteyenlerle birebir çalışıyor, arkaplandan çocukları takip ediyor, eksik yapanları şunu yap vs diye uyarıyor; yani oldukça aktif.


Peki nasıl takip ediyor derseniz tüm dersler online bir platformda, alıştırmaları onun üzerinde işaretleyerek yapıyorlar ve değerlendirmeyi de anında aldığı için çocuk doğrusunu yanlışını anında görüyor.


Kızımın ve bir çok okulun kullandığı snappet isimli bu uygulamada her dersin her bir ünitesi için alıştırma paketleri mevcut. Ve değerlendirme sistemi çok doğrusal değil. Mesela 10 soruluk bir alıştırma paketinde 9 doğru 1 yanlış yapan çocuğun notunun 5 olmasını beklersiniz değil mi? Ama bu yanlış sorudan (her seferinde değişen -26, -18, -30) gibi puanlar düşüyor her doğruda ise bazen 0 (ama doğru) bazen +3, +8 gibi ama en fazlası +20 lerde olabilen puanlar veriyor. Bu puanlar sorunun zorluğuna ve cevabı yazma hızına göre değişiyor. Sonuçta o alıştırma setinde +300, +1400 gibi puanlarına bağlı olarak (tabi negatif de olabilir) çocuğun seviyesini 1-5 arası değerlendiriyor. 


Bunu açıklamak istedim çünkü okulda ve evde eğitimde aynen kullandıkları bu sistem bizim için evde avantaja dönüştü. Şöyle ki genelde vakit yetiştiremediği için ağırlıklı olarak level 3-4 bulunan seviyeler birer birer hepsi 5 olacak şekilde değişmeye başladı.(Tabi hepsi öyle değildi arada 5'ler de vardı ama kızım ne zaman okuldan eve geldiğinde anne bugün yetiştiremedim dese o konular düşükte kalıyor, yetiştirebildikleri iyi oluyordu. )Yani bizim durum için zaman önemli bi faktördü. 


Ilk basta bize verilen saat programı içinde kalmaya da dikkat ederek ama bazen de aşarak alıştırmaları bitiriyordu kızım. Fakat yavaş da olsa doğru yaptığı için ve hepsini bitirebildiği için seviyesi 5 olarak gözükmeye başladı.Sonra seviyesinin yükselmesini görmek ona müthiş özgüvennverdi. Önceden yapamayacağını düşünüyordu ve çaba gösterme hevesi duymuyordu. BİRİNCİ KAZANIM: YAPABİLİYORUM


Ben tüm derslerde değil ama matematikte yanında oturup konsantre olması için yardımcı oldum. Bazı şeyleri kafasından çözmeye uğraşıyor ve ya bazen dikkatini toplayamıyordu. Böyle anlarda şimdi ne yapacaktık, soru neydi gibi sorularla uyarıp konsantrasyonunu sağlamaya çalıştım. Bu sefer hızlandığını farketti ve daha önce daha uzun sürede doğru yaptığı şeyleri şimdi daha kısa sürede doğru yaptığını anladı. Bu ayrı bir güven daha verdi. İKİNCİ KAZANIM: HIZLI YAPABİLİYORUM


Hızlı şekilde yapıp tüm ödevlerini erkenden bitirdiğinde ne kadar çok zamanının kaldığını, istediği gibi oyun oynayabileceğini, biten işin günün geri kalanında getirdiği huzuru anladı. ÜÇÜNCÜ KAZANIM: HEM BAŞARILI, HEM HIZLIYIM HEM DE BİR SÜRÜ OYUN ZAMANIM VAR.


Her ne kadar evde eğitim okul eğitiminin yerini tutmasa da, madem elimizde bu var, bunu bir savaşa dönüştürmek yerine çocuğun potansiyelini ortaya çıkarmaya çalışmak, her çocukta farklı olduğunu düşündüğüm çocuğa has öğrenme yöntemini keşfetmek, özgüvenini tazelemek, becerilerini geliştirmek gibi amaçlarla kullanabiliriz. Bizim durumumuzda izlediğimiz yol (ki planlanmış değildi kendiliğinden gelişti)
-önce zaman tanıyıp yapabildiğini görmesini sağlamak
-yapabildiğini gördükten sonra becerilerini arttırmak (hız, seviye...)
şeklinde oldu. Çocuğa aşırı baskı yapmadan kazanımlarını kendi kendine farketmesini sağlarsak, sanıyorum ki işler biraz daha kolaylaşacak. Tek yapmamız gereken ona bu ortamı sağlamak, çocuğa güvenmek ve sabretmek.

27 Ocak 2021 Çarşamba

Kısa Not 3

Ocak 27, 2021 2 Comments

 Uzun zamandır yazmadım ne yaptım ne ettim diye anlatmak isterdim ama pat diye konuya gireceğim. Kablosuz dikey süpürge aldım!


E ne var bunda diyeceksiniz? Demeyin çünkü evde şimdi biri kablolu biri kablosuz iki dikey süpürge, biri ekstra sessiz kocaman bir süpürge biri de kağıt torbası olan (en eskisi) tam dört adet süpürgemiz var! 4! Bir evde dört süpürge :( Bu bana huzursuzluk veriyor. 


Belki buna bir de robot süpürge eklenecek, daha düşünüyorum. 


Normalde alacağım her şeyi ince eleyip sık dokurum ama bu “hangi özellikler daha iyi” araştırmasından daha çok buna ne kadar ihtiyacım var, değer mi, yoksa atıl mı kalır, boşuna masraf gereksiz tüketim mi olur şeklinde. Elbette her kararımız doğru olmayabiliyor, özellikle çocukların ısrarlarına (!) dayanamayıp aldığımız şeylerde. Onlar da öyle böyle öğrenecekler n’apalım. Fakat gerçekten siz de farketmiş olmalısınız, pandemide ev gözümüze batmaya başladı, acaba eve ne alsak, ne yapsak, nerden bir sihirli değnek edinsek de bu işleri azaltsak arayışlarına girdik. Her grupta karşıma çıkan robot mu/ dikey süpürge mi sorusuna cevap ararken buldum ben de kendimi. Asıl soru gerçekten ihtiyacım var mı (yokmuş) olması gerekirken. Oysa bu soruyu da sordum kendime fakat bu sefer yav herkes alıyor benim neyim eksik cevabını verdim :))


Her neyse. Benim sessiz ve güçlü makineyle iki üç günde bir salon süpürülsün ve her gün mutfak, masa altı, kapı girişi gibi yerler basit bir uzun sopalı fırça süpürge ve kürekle temizlensin şeklinde bir rutinim vardı. Şimdi ay masanın altındaki kırıntıları alayım, ay şurayı da alayım, halıyı da süpüreyim diye diye evin tamamını bir kere, bazı bölgeleri birden fazla süpürdüğüm bir rutine evrildim. Ev daha temiz mi? Hayır. Peki daha çok süre harcıyor muyum? Evet.


Geçenlerde blogcu anne’de twitterda yazmıştı. Onun #yardımdeğilişbölümü etiketli yayınlarını çok seviyorum. Çamaşır makinesi çıktıktan sonra insanların iş yükü daha da azalmamış aksine artmış. Çünkü daha çok çsmaşır yıkanır olmuş ve haliyle katla/ ütüle/as//ser işleri artmış. Benim süpürge işi de o hesap. 


Teknolojiyi seviyorum ama bu kadar hızlı değişmesini sevmiyorum. Sürekli yeni çıkan şeylerin başka insanlar tarafından paylaşılıp almazsanız çok şey kaybedersiniz algısını sevmiyprum. Bu gün bir arkadaşımla, bu günlerde pek çok yemek hesabında tavsiye edilen lahmacun makinasını konuştuk, ben değil ama arkadaşım almayı düşünüyormuş sıktükettikleri için. Biz ise ayda bir veya iki tortilla ekmeği lahmacunu. Fırın hayli hayli yetiyor.


Bu tip şeyleri düşününce aklıma yıllar önce sürüş dersi hocamın söylediği bir söz gelir. Hollandalılar evlerine lüks yatırım yapmaya bayılırlar. Adamın biri mutfağını yenilemiş 50bin euro tutmuş ki o mutfakta yapacağı en iyi yemek sandviçtir ( çok zayıf bi mutfak kültürleri var), hocam demişti ki ölene kadar dışardan yemek söylese daha ucuza gelirdi :))





19 Kasım 2020 Perşembe

Koltuk Dönüşümü

Kasım 19, 2020 8 Comments


Daha önceki postlarda evin çatı katında bir iyileşmeye girişeceğimizden bahsetmiştim. Eğimli çatıya uyan dolaplar aldık, öncesinde duvarları boyadım, dolapları monte ettik neredeyse tam yerleştik bitiyor derken, çatımız akıttığı için bir türlü tamamlanamayan bir döngüye girmiş olduk. Bu yüzden çatı katı için büyük bir hevesle kendime yaptığım okuma koltuğu ve köşesini henüz kullanamıyor olsam da, ara sıra bakıp sevip tatmin oluyorum. 

Hollanda’da ikinci el eşyaları alıp sattığımız bir site var (Marktplaats.nl) ve onu aktif olarak kullanıyorum. Ara sıra ikinci el koltuklara bakıyordum ancak kafamda nispeten hafif ve minyon olan bir model vardı. Genelde satıştakiler stillerini beğenmediğim türden ve büyük modellerdi. Bir akşam yine göz atarken bu koltuğu gördüm ve hemen talip oldum. Yapay kürklü kumaşı oldukça deforme olmuş, tüyleri dökülmüştü ve sahibi bedavaya elden çıkarıyordu. Bir nevi atmaya çalışıyordu çünkü burda eşya atmak da mesele. Bazen ek ücretler ödemek bile gerekiyor. 


Kadınla eşime bile sormadan anlaştım, hatta sabah eşime gösterdiğimde hiç beğenmediği için beni desteklemedi. Ama maalesef kafamdaki değişikliği benden başka anlayan olmuyordu.

Sabah, hayatımda ilk kez tecrübe ettiğim derecede sisli bir havada, yarım saatlik bir araba sürüşüyle verilen adrese gittim. Böyle eski bir koltuğu böyle bir havada alıp getirecek kadar azimli davrandığım için en azından eşime karşı “ben sana demiştim” konumuna düşmemek için çok çalışmam gerekiyordu 🙈

Önce koltuğun demir iskeletini boyadım, sonra online kumaş siparişi verdim. Kılıfını çıkarıp yeni kılıfı diktim. Düşündüğüm koltuğa oldukça benzedi ve her gören çok beğendi. Hatta koltuğu veren kadına da demiştim, ben bunu dönüştüreceğim bitmiş halini size de atarım diye. Ve o da koltuğunun yeni haline epey bi şaşırdı.




Instagramda da yazmıştım, bu tarz dönüşümler yapmak beni mutlu ediyor. Bunu daha az masraf veya kar amacı ile değil, doğaya daha az çöp çıkarmak ve süreçten aldığım keyif yüzünden yapıyorum. Evet hazır almak daha kolay ve hiç uğraştırmıyor ama ben bir hayal kurup o hayale yakın bir dönüşüm gerçekleştirdiğimde, bu süreçten büyük haz alıyorum Yani olay, tek başına al gitsin demek kadar basit değil benim için. 

Şimdi koltuğumda huzurla oturup kahvemi içebilir kitabımı okuyabilirim.





 

12 Kasım 2020 Perşembe

Punch Nakisi Calismalarim

Kasım 12, 2020 10 Comments


Pandemi ilk basladigi zaman, evde vakit gecirmek icin punch nakisi seti aldigimi ve calismalara basladigimi daha once yazmistim. O yazida punch nakisi hakkinda aciklayici tum puf noktalarini bulabilirsiniz. Ancak o zamandan itibaren urettiklerimi bir yazi altinda toplamaya firsat bulamadim. Bu yazida yaptigim tum calismalari listelemek istedim. Instagram hikayelerinde zaman zaman bunlari paylasmistim. Bu yuzden fotograflarin cogu oradan alinti. 


Bu nakisi evdeki duz renkli yastiklara uygulamaya karar vermistim ve yaptiklarimin cogu zaten evde olanlardan donusturduklerim. Yukaridaki ilk denememdi, malesef birkac detayi kaldi bitirmedim. Deneme tahtasi oldigi icin, biraz uyumsuzluklar oldugunu simdi farkediyorum. Desenini gelisiguzel cizmistim ve kullanacagim renkleri onceden planlamamistim. Bu yuzden cok icime sinmedi. 



Sonra kizim kendi yapmak istedi ve yukaridaki dekorun cogunu o yapti. Cicek detaylarini ben tamamladim.

Bundan sonra oglumun odasi icin basladigim ama bitiremedigim bir yastik geldi. Gayet hos olmustu aslinda ama kullandigim kumas cok ince dokuluymus deforme oldu. Sonradan toparlamak da zor geldi biraktim. 


Ogluma yastik yapinca kizim da bu sefer odasi icin bir yastik istedi ve bu tavsanli modele karar verdik. Yuvarlak bir yastik olacak ve hala dikilecek ama neyse :)


Sonraki projem de kirimizi yastikti. Bu yine evde olan rengi agarmis bir kilifti. Ilk basta cini deseni gibi bir desen uygulamak istemistim ancak cok detayli figurler punch nakisinda zorlayici olabiliyor. Ben de nispeten onlara benzeyen latin kulturunde dekorasyonda bolca kullanilan bir deseni sectim. Hala salonda kulaniyorum.


Sonra aklima "One line drawing" akiminin figurlerini calismak geldi. Bu tip cizimler duvar panolarinda bolca oldugu gibi, yastik desenlerinde, kupa baskilarinda da kullaniliyor. Hatta tisortler bile var. Evde yine eski bir kilifa yukaridaki dort yuzlu cizimi denedim. Bu fotografta henuz tamamlanmis degil ama simdi bitmis halde.


O bitmeden digerine basladim. Bunun adina Monsterakadin diyorum. Bu ve bundan sonrakileri hazir aldigim kiliflara uyguladim. Biraz daha yaptiktan sonra hepsini satisa koyup gelirini bagislamaya karar verdim. 


Bu da bir sonraki kilif. Bu da cicekacankadin. Monsterakadin ile bunun arasinda desenin cizim teknigi acisindan biraz fark var.


Bu da picasso tarzi bir cizim, sanirim bunu kendime saklayacagim. Bu yastiga renklendirme yapip yapmamak konusunda cok kararsiz kaldim. Galiba boyle birakacagim. 


Son calismam ise klasik bir desendi. Bu tip desendeki yastiklar bazi dekorasyon magazalarinda satisa sunuldu bu yil. Fiyati da bana gore epey hallice. Hem nasil olacagini gormek hem de fotograftaki koltuga kombinlemek icin bu tip bir tasarim calistim. Yukaridaki koltuk da bir geri donusum hikayesi onu da bir sonraki postta anlatayim.


Bu da minik bir not olarak burada dursun.

21 Ekim 2020 Çarşamba

Kisa Not 2

Ekim 21, 2020 8 Comments

 Siz de farketmissinizdir son zamanlarda ozellikle sma’li cocuklar icin bagis toplama kampanyalari cogaldi gibi geliyor bana. Umarim hepsi sifa bulur tabi, gordukce uzerime duseni yapmaya gayret ediyorum fakat bu yazinin konusu bu degil.


Konusu, yine sosyal medyada cokca gordugum bir uygulama. Online egitim verenler veya satis yapanlar, hediye verenler falan diyor ki su su kampanyalara bagis yapin, dekontunu bana gonderin, o urunu gonderecegim / online derse katacagim seklindeki yaklasim. Bu tip seyleri gordukce tam adini koyamadigim bir huzursuzluk sariyor icimi. 


Dusunuyorum. Bu teklifi yapan kisi (satici diyelim), bunu ilan etmeden yapsa, yani aldigi parayi hic duyurmadan direkt bagislasa olmaz miydi? Boyle duyurdugunda ayni zamanda bir imaj da cizmis oluyor,  samimi olabilir ama olmayan da vardir, diyor ki bakin ne kadar iyi bir insanim, duyarliyim, haydi benden satin alin (beni populer yapin) vs vs 


Bagis yapip o hizmeti alan kisi (alici diyelim) ise soyle dusunuyor olabilir. Ben zaten o urunu/hizmeti istiyordum, bagis da yapmak istiyordum boylece bi tasla iki kus! Harika! Tabi bu durumda yapilan bu iyilik gercek bir iyilik oluyor mu, hani karsiliksiz olmasi falan filan...


Diger yanda ise gercekten bu paraya muhtac biri var. Icinde ne kadar yalan dolan olsa da bu para ona lazim. Dolayisiyla eger daha fazla katki saglayacaksa, bir hayata umut olacaksa neden olmasin? Her yol mubah degil mi? Ortada bu kadar buyuk bir sonuc varken, kimin ne yaptiginin, ne kadar samimi oldugunun irdelenmesine gerek var mi? 


Hala hangi fikre yakin durdugumu bilmiyorum, bu yuzden sizlere soruyorum. Sebebi ise bir suredir delicesine urettigim yastiklari, verdigim emegi anlayan kisilere hediye etmek istemem. Cunku bazen uzun emekler vererek yapilan hediyeleri atil durumda gormek aci verici oluyor. Iste bu yuzden ben de acaba yukarida elestirdigim yaklasimi uygulasam mi diye dusunuyor ama karar veremiyorum. 

20 Ekim 2020 Salı

KG 107+115 = 222

Ekim 20, 2020 2 Comments

Korona gunluklerini yazmayi birakali cok oldu ama merak edip bir bakayim dedim kac gun olmus, ve karsima 222 cikti, gulumsedim. 222 gundur hayatimizda olan korona icin, bu sabah hollandaca hocama soyle dedim. Baslardaki endiseli halimle simdiki umursamaz halim arasindaki farki gorunce sok oluyorum. Hepimiz icin bu durum normale donusmeye basladi, hatta artik gelen haberlere gecmis olsun deyip geciyoruz. Boyle yazinca kulaga cok aci geliyor ama onlemleri alip yasamaya devam etmekten baska yapacak sey yok.


Gectigimiz hafta turkiyede okullarin acilmasinin ardindan, instagramda bizim okula gecis surecimizle ilgili sorular alip bilgiler paylasmistim. Onlari asagiya da gorsel olarak ekleyecegim ancak sunu soylemek istiyorum ki, turkiye nispeten okullari gec baslatan bir ulke olarak biraz avantajli. Daha onceden dunyanin bir cok yerinde okullarin acilmasiyla birlikte gelisen durumlara bakip onlemlerini alabilir, yani onunde bir cok ornek var. Bizim durumumuzda hollanda neredeyse ilk once okullarin acildigi ulkeydi ve nasil endiselendigimizi size anlatamam. Fakat aylar boyunca (yaz tatili oncesi iki ay, yaz tatili sonrasi iki ay) coronali donemde okulu tecrube ettik ve onlemlerin yeterliligini veya yetersizligini gozlemledik. Nitekim turkiyede aciklanan okul onlemleri de bizimkilere oldukca benzer duzenlenmis, hatta tedbirler biraz daha fazla, bu durumda okullarin acilmasinin cocuklarin daha uzun sure evde kalmasindan faydali olacagini dusunuyorum ben. Cunku bu viruse karsi en temel ve birinci kalkanimiz bagisikligimizdir ve surekli evde kalmak bagisikligimiz icin hic de iyi bir yol degil. Hepimiz bir sekilde hayata yeniden dahil olup, mental ve fiziksel olarak saglikli kalmaya ugrasmaliyiz. 


Hollanda'da su anda ikinci dalganin vurgunu altinda ve gunluk vaka sayilari, ilk dalganin kat kat ustune cikti. Ve bu yuzden gecen hafta kismi karantina uygulamasi baslatildi. Fakat bu ikinci dalga okullarin acilmasiyla baslamadi. Ozellikle okullar acildiktan sonra daha ucuz oldugu icin tatile giden genc ve cocuksuz nesil, eylul ayini tatillerde gecirdi ve dondukten sonra yine onlarin rahatliklari yayilmayi arttirdi. Bir diger etken de havalarin sogumaya baslamasi oldu ki ozellikle hafif gecirilen vakalarda, insanlarin soguk alginligi zannedip onlem almamasina sebep oldu. Gercekten basit bir soguk alginligi gibi gecirilen vakalar duydum. Turkiyede ise kis tam anlamiyla gelmedigi icin bence orada henuz o doneme girilmedi. Dogrusu bu konuda da onlemler alinsa iyi olabilir, en ufak bir sikayette ise/okula gidilmemesi hemen test yapilmasi gibi...


Kismi karantinamizda, acik olan restoran ve eglence yerleri 4 hafta sureyle kapatildi (eve servis ve al git serbest); bu gune kadar hic zorunlu olmayan maske uygulamasi kapali mekanlarda siddetle tavsiye edildi (hala zorunlu degil ama cogu kisi takiyor), spor musabakalari iptal edildi ve bir araya farkli evlerden maksimum 3 kisi gelecek sekilde sinirlandi, mecburi durumlar disinda herkes evden calisacak kurali geldi. 


Okullar ise tam zamanli olarak acik. Universiteler cogunlukla online devam ediyor, liselerde ise sinif disinda (icinde degil) maske zorunlu. Ilk ogretimde okuyan bizim cocuklarin aktiviteleri normal sekilde (maskesiz) devam ediyor. Yine birbirlerine oynamaya gidip geliyorlar ve okulda- sinifta da herhangi bir mesafe kurali yok. 


Biz sahsen onlemlerimize yine aynen devam ediyoruz ama ilk baslardaki panik halimiz yok. Haftalik alisverisimizi haftada bir gun marketin en bos oldugu saatlerde yapiyoruz, keyfi magaza gezintilerine gitmiyoruz, ayda bir daha buyuk bir carsiya yine bos bir saatte gidip market harici ihtiyaclarimizi aliyoruz, onun disinda online siparisler veriyoruz, cok kalabalik ortamlara girmiyoruz ama belli basli tanidiklarla gorusuyoruz. Daha cok ev ve acik hava odakli geciyor hayatimiz.


Gecen hafta okul bir haftalik sonbahar tatilini yapti ve bitti. Bir hafta evde olan cocuklarim yeniden okullarini cok ozlediler. O zaman karantinanin ilk zamanlarinda evde kaldigimiz sureleri hatirlayip bir kez daha nasil yapmisiz diye hayret ettim. Elbet insanoglu yeni sureclere kolay alisiyor ama gun gelecek turkiyedeki cocuklar da veliler de yeniden okula gitme fikrine alisacaklar yeniden eskisi gibi hissedecekler. Simdiden nasil gelisecegini ongormek zor ama her degisim cozumunu de beraberinde getiriyor. 


Hollanda'da yasayan ve burada bir universite hastanesinde doktor olan Tomris Cesuroglu (instagramda @sutdoktorum) instagram hesabinda okula gecis sureciyle ilgili cok guzel yazilar, videolar, canli yayinlar paylasti, paylasiyor. Sahsen ben onun videolarindan sonra uzerimdeki panigi attim bu yuzden onun paylasimlarini izlemenizi tavsiye ediyorum. Hem bir anne hem de doktor olarak soyledikleri cok guven verici.

Saglicakla kalin. Sevgiler...















19 Ekim 2020 Pazartesi

Kisa Notlar 1

Ekim 19, 2020 6 Comments

 {uzun zamandir yazmadigim icin anlatacak cok seyim var ama ara sira bazi notlar almak istiyorum buraya, bu yazi o yuzden kisa olacak}


yillar boyu hep hazir cevap bir olamadigim icin kendime kizdim durdum. olaydan sonra basa gelen aklima, simdi siralarsin tabi, neden o zaman aklima gelmedi, yuzune cat cat soyleseydin de boyle kirilip kalmayaydin diye azarlardim kendimi. yine bir kac gun once boyle bir hal sonrasi -esimin sayesinde-farkettim. normal olan, olmasi gereken buydu zaten...


bir saldiri konusmasini ele alalim. saldirgan soyleyeceklerini onceden planlamistir, zaten saldirma amacindadir. kurban ise olaydan habersiz. ilk saldirgan sozler agizdan dokuldugunde, kurban neye ugradigini sasirir, once saskinlik sonra kizginlik, kirginlik, uzuntu, belki suclu hissetme gibi konusmaya gore degisse de birbiri ardina bir suru duygu gecisi yasar. ve bu duygular bizi kapana kistirir, yani duygu bedeni esir aldiginda mantik is out of order -devre disidir-. o anda icinde bulundugumuz duygu ne ise agzimizdan o cikar, ozur veya kufur veya gozyaslari fiskirir. her neyse...


olay bitmis duygular sahneden cekilmistir ve mantik bize cok zekice cevaplari sunmaya baslamistir. gercekten oyle deseydim kalakalirdi, bu laflarin hicbirini edemezdi deriz, kafamizda milyon tane saldiri cumlesi dusunur, pisman oluruz.


iste orda dur..

sen zaten olmasi gerekeni yaptin, duygularinin dogurdugu tepkiyi verdin, saldirgan istedigini aldi gitti belki ama zaferi aldatici bir zafer. cunku zaten oyunun en basinda bir haksizlik vardi. biri savasa hazirlandi, digerinin savastan haberi bile yoktu.


peki nasil oluyor da bazi kisiler hazirliksiz savaslara bile hazir, cat cat yapistiriyor cevabi? bu kisiler neden bu beceriyi edinmis bir dusun? cok mu savasa maruz kalmis, yoksa duygularini cok mu saklamis? belki de bunlar sebep degildir ama gercekten duygu-mantik gecisini hizli yapiyordur, dnasinda vardir falan. bilemiyorum tabi.


fakat duygusal olmak kotu birsey degil, hatta herseyin dijitallestigi dunyada dijitallesemeyen tek sey olarak duygu, elimizde kalan son zenginlik.


bundan sonra duygularimi hedef alan saldirilardan sonra kendimi suclamayacagim. duygularim benim zenginligim. varsin saldirgan, yalanci zaferiyle kendini kandirip gitsin. 


kisa dedim ama yine uzun oldu.

kib.bye.