13 Temmuz 2021 Salı

Iki yil...

Temmuz 13, 2021

 Babamin gidisinin ikinci yili bugun. Kimi insanlar var duygularini cok guzel yazar, okuyunca hayran olur ne guzel cozumlemis derim. Onlarin duygularini (ki genelde bu duygu aci olur) okuyunca kendimden supheye duserim boyle aci cekmedim, cektiysem de ifade edemedim diye. Kimi insan yazar kimi insan yasar. Ben yasayanlardanim, anlat desen anlatamam sadece gozlerimden anlasilir okumasini bilenler tarafindan. Babam gorse anlardi cunku o her halimi gozlerimden anlardi.


Ilk bir yil, hatta on bes ay kadar yas surecini gercekten yasadim. Bu surede genelde her ay belli bir kac gun boslukta yasiyor gibi, bakiyor gormuyor gibi yasar, bir gun kendimi odaya kapatirdim. Babamin yakici ozlemiyle onun sevdigi sarkilari dinler, beynimin icinde eski hatiralari tekrar tekrar izlerdim. Sonra birden bire kesildi bu haller. Bu andan sonra onu her hatirladigimda yuzume gulumseme yayilir, icimden cok sukur allahim bana boyle bir baba boyle guzel anilar verdin deyip, sevdigi sarkilari mirildanir oldum. Hala da boyleyim, ozluyorum ama kendimi harap etmiyorum.


Fakat bir gercek var ki ben eski ben degilim bu kayiptan sonra. Biliyorum insan her gun bir onceki gunden farkli, hic ayni kalmiyor ama bilirsiniz bu degisim yavastir, yumusaktir oyle dunku kendinize bakip sasirmazsiniz. Ama iste bazen, belki sadece kayiplar degil, baska olaylar da sebeptir buna, birden bire cok sey degisir, bir gecede buyumek mi dersin, yoksa dunya agrisini yuklemek mi  omuzlarina, sen artik bambaska bir kisisindir, iste boyle hissediyorum. Baska acilari kendi kaybinla kiyaslayip onemsiz bulmak, hayati icinden degil de sanki kisiyindan yasamak, yorgun ama fiziki yorgunluk degil bir kalp yorgunlugu getirdi bu yeni hal bana. 


Birinci dereceden yakininin kaybi diger hic bir kayba benzemiyor dedim kendime uzunca bir sure. Zira buyuk anneler, buyuk babalar, halalar, enisteler derken hayatimda genc yasta cok fazla kayip oldu. Simdi dusunuyorum da, belki de onlarin yakinlik derecesi degil, benim icinde bulundugum hal etkindi. Belki o zamanlar basimda kavak yelleri yaslarimda oldugumdan, olumun tokadini hissetmemistim. Simdi ise 42 yasinda kendimi ne cok genc ne yasli, hayata dair hayalleri olan ama bir yandan da umutsuz, iki arada bir derede kalmis bir ruhla saniyorum ki herseye karsi daha hassasim.


Babasini benden bir sure once kaybeden bir arkadasim soyle demisti. Oldukten sonra onu hatirlayip anmadigim bir gun bile yok, oysa sagliginda hayat telasindan unuttugum oluyordu. Sasirarak tecrube ettim ki benim de aynen oyle oluyor ve ustelik bazen kocamin babaligini, babamin babaligi ile kiyaslayip duruyorum ve icimden hep babamin yontemini hakli buluyorum. Babam sen ne guzel bir babaydin. Iyi ki benim babamdin. 



10 Haziran 2021 Perşembe

Corona Asisi 1.Doz

Haziran 10, 2021 5 Comments

Bir kac hafta once, o zamana kadar asilama isini savsaklamis olan Hollanda ataga gecti ve her gun bir yada ardasik iki yilda doganlari asi randevusu icin davet etti. On gun kadar once de bizim dogum yilimiz aciklanmisti ve hemen randevu aldik. Bulabildigimiz en yakin tarih 8 hazirandi ve dun esimle ilk doz asimizi olduk.


Tabi bu karara varana kadar o kadar cok stres oldum ki anlatamam. Burada iki doz asi arasini 5 haftaya fikslemisler ve tarih alirken ev lokasyonuna yakin yerlerden musait bir asi merkezini, iki dozu birden randevu verecek sekilde ayarlamislar. Ve ne yazik ki ikinci doz okullar tatil oldugu icin cogunlukla herkesin tatile gidecegi doneme denk geliyor.


Bazi kisiler, adresi farkli girmek  veya call centerdaki gorevliyi darlamak suretiyle asi randevularini erken tarihlere alip, tatile gitmeden once bitecek sekilde ayarlayabildiler. Biz defalarca aramamiza ragmen basaramadik, su anki ikinci randevumuz, onceden yaptigimiz tatil planini degistirmek istemedigimiz icin, iptal olmak zorunda. Bu sekilde mi yapsak, yoksa ilk asiyi tatilin hemen oncesine denk getirip ikinci asiyi donuste mi olsak diye epey kafa yorduk. Tahmin edersiniz ki her kafadan bir ses cikiyordu ve aman 6 haftayi gecmesin zararli, aman soyle, aman boyle vs vs En sonunda ilk asi tarihini degistirmemeye, ikici asi icin de burada olmadigimizi soyleyip biraz erkene cekmeye, olmuyorsa da gelince olmaya karar verdik, artik hakkimizda hayirlisi.


Ve dun sabah asi olmaya gittik.


Bizim yas grubumuza Hollanda’da pfizer/biontech veya moderna asilarindan biri yapiliyor. Artik asi merkezinde sansina hangisi gelirse. Cogu arkadasimiza pfizer dustu bir arkadasimiz bizden bi hafta once moderna oldu ve biraz rahatsizlandi (gerci asi mi yoksa o gunlerde olan extra yorgunlugu mu sebep emin degildi) ve bu yuzden modernaya karsi mesafeliydim. Basvuru sirasinda bize denk gelen asinin moderna oldugunu ogrenince basimdan asagi kaynar sular dokuldu. O sirada baska secenek yokmus ve istersem baska bir tarihe erteleyebilirmisim. Bir de sorularimi cevaplamak icin bir doktor geldi, yarim saat bana detayli anlatti en sonunda bir dahaki sefere ne cikacak bilmedigim icin(yine moderna cikarsa?)  ve ustelik iyice gecikecek diye oldum gitti. 


Artik aksilik mi sans mi bilemiycem dun asi olmanin oncesinde ve sonrasinda muthis yogundum. Bir yandan yegenime odevinde online yardim ediyor bir yandan ertesi gun baslayacak olan evdeki tadilat icin evi hazirliyordum. Gece 12 de yorgunluktan bayilip yataga uzandigimda, bu gun asi oldugum halde acaba nasilim diye kendimi hic yoklamadigimi hatirladim. 


Bu gun de en az dun kadar yogun gecti ve ben bu satirlari yazarken biten iki gunun sonunda, bu asiyi kazasiz belasiz atlattigimi(zi) soyleyebirim. Asi yapilan kolumda biraz agri var ama hareketlerime engel degil. Oyle ki evde standardin disinde isler yaptim.


Umarim ikincisi de sorunsuz gecer ve hepimiz yavas yavas normele doneriz artik. 


Hadi insallah.




16 Mayıs 2021 Pazar

Sedef Cicegi Tohumlari

Mayıs 16, 2021 1 Comments



Tam bir yil once, bahcemde cikan Sedef ciceklerinin beni nasil heyecanlandirdigini bu yazimda (https://ge-ce.blogspot.com/2020/05/kg-53-59-yeni-donem.html) yazmistim. O yazida yesil halinin fotografini paylastigim cicekler sonbaharda kurudu, tam istedigim gibi bir suru kuru cicegim oldu. Cevremde bazi arkadaslarima da o kuru ciceklerden buket olarak verdim ve hatta instagramda  elimde biriken tohumlardan almak isteyen olursa paylasabilecegimi bildirmistim.  O zaman bir cok kisi bana tohum icin adresini gondermisti ve ben de tohumlarin bir kismini sahiplerine iletmistim. 

Fakat gecen sonbaharda gonderdigim tohumlar sadece avrupa icinde yasayan kisilere idi. Malesef turkiye’ye gonderemedim ve bekleyenleri uzun sure bekletmis oldum. Ta ki gecen hafta dondugumuz Turkiye tatiline kadar. Daha gitmeden mektuplari yazmis, zarflari hazirlamistim. 


Bu kadar bekletmeyi dusunmuyordum aslinda, sonucta bir mektup kagidinin arasina koyacagim birkac tohum oldukca hafif oldugundan hollanda’dan gondermis olsam bile buyuk bir maliyet tutmazdi. Ancak biraz arastirinca, ulkeler arasi tohum gondermenin yasak oldugunu ve buyuk cezalari bulundugunu ogrendim. Bu aslinda ekosistemi korumak icin benim de mantikli buldugum ve destekledigim bir kanun fakat cok iyi biliyorum ki, tohumunu gondermek istedigim bu cicek bizim ulkemizde de var veya onceden vardi. Nesli neredeyse tukendi ve iste bu yuzden yanimda goturmek konusunda icim rahatti ve cogalmasina bir nebze olsun vesile olabilirsem “ bana ne mutlu”ydu.


Gidince ilk firsatta postaladim. Postaya verdigimi instagramdan paylasinca, bu duyurumu daha once gormemis olanlardan yeni talepler geldi. Yanimda fazla getirdigim tohumlari yeniden postaladim, yine avrupada yasiyan yeni talepler olustu, onlara da gelince postaladim ve su anda toplamda 40’tan fazla, farkli kisiye tohumlar gonderilmis oldu. Ve hic karsiliksiz yaptigim bu is beni inanilmaz mutlu ediyor. 



Dogaya kendimi bildim bileli ilgi duydum ama son yillarda bu ilgimin farkliligini farkediyorum. Yani ben her insanin benim bildiklerimi bildigini veya dogayi benim gordugum sekilde gordugunu saniyordum. Fakat herkesin algiladigi ve gosterdigi ilgi farkliymis. Mesela ablamla aramizda soyle bir konusma gecmisti:

(Ablam bana instagramdan bir gonderi atiyor, gonderide ebegumeci cayinin sunlara sunlara iyi geldigi yaziyor)
- e ben bunlari biliyorum abla sen hatirlamiyor musun babannemin bahcesinde cesmenin yaninda kocaman bir ebegumeci vardi, babannem onun ciceklerini toplardi bize hic elletmezdi, onlari cay yapardi iste midesi icin.
- hic hatirlamiyorum. Orda ebegumeci mi vardi? Nasildi cicekleri
- hani mor yonca gibi dort yaprakli.

Bu gibi konusmalar sadece ablamla degil, esimle, annemle, arkadaslarimla falan da oluyor. Her nasilsa cocukken bazi seyleri cok gozlemlemisim (bulabildigim her yesillik arasinda dolasip, incelemeyi cok severdim) , bunlarla ilgili farkli bilgileri kafamda birlestirmisim ve son on yildir falan aslinda hic de azimsanmayacak bir bilginin biriktigini farkediyorum. 

Turkiye’de tohumlari gondermeden once sedef cicegini anneme de anlattim ve fotograflarini gosterdim. Aaa bu sedef miymis cok eskiden vardi hatta babannenin odasinda bi vazoda vardi dedi. Evet dedim bir de komsumuz Mecbure ablalarin cam onundeki fiskos sehpasinin uzerinde vardi hatirliyor musun (ben 8-9 yasinda falandim)? Hayir annem hatirlamiyormus :) Tabi ona da ektim :)


Bu yil malesef hollanda’da son 35 yilin en soguk bahari yasandi ve gecen yil 12 mayista belime ulasmis sedeften henuz eser yok. Her yil Hidirellez’de gulleri acmis olan gul agacinin bile hic tomurcugu yok daha. Umuyorum bir iki hafta sonra hava isinmaya baslayinca hizli bir sekilde cosacaklar hepsi ve ben yine tohumlari cogaltacagim ve isteyenlere ulastiracagim.


Geri odemek icin benden gonderme ucretini isteyen bir kisiye soyle demistim. En guzel karsilik tohumlarin tuttugunu gormek olur. O tohumlar benim icin gercekten cok onemli ve yillardir tecrube ettigim bir husus var; bazi paylasilan seyler, degerini anlamayan kisilere gittiginde ne yazik ki heba oluyor. Yani sizin ozenle islediginiz bir ortu mesela, hediye ettiginiz kisi tarafindan ayni ozenle kullanilmiyorsa bu cok uzucu olabiliyor. Nitekim tohumun cogalmasi doga icin, turu azalan bir bitkinin cogalmasi icin, arilar icin (arilarin sevdigi bir cicek) onemli. Bu yuzden tohumlarin bu degerini bilip yasatmaya calisacak (ha olmaz bazen olabilir elbette) herkesle paylasmaya hazirim. 









13 Mayıs 2021 Perşembe

Iyi Bayramlar

Mayıs 13, 2021 9 Comments

 

Bahcemden kamelya.

Bir Ramazan ayini daha geride birakirken, icim sukranla dolu. Kizima hamileligimle baslayan, ardindan emzirme, ardindan ikinci hamilelik, ikinci emzirme donemi derken; sonrasinda da iki ufak cocukla uzun Hollanda yazlarina denk gelen Ramazanlarda hic oruc tutamamis, bu yil 10 yil aradan sonra ilk defa tutmaya niyet etmistim. Yarisi hollanda yarisi turkiyede (hollanda’da hala cok uzundu ama) ve sevdiklerimle iftarlar yaparak, her gun aksatmadan okuyabildigim Kur’an’i tamamlayarak bu ayi bitirdim cok sukur. Turkiye’de oldugum sirada her gun azar azar annemin evini duzenleyip temizledim, her gun yemek pisirdim, 15 gunde 4 kitap okudum. Zamanin nasil da uzadigina hayretler icinde sahit oldum. Dolu dolu, her istedigime vakit ayirabildigim bir ay oldu.

Bu bayram corona sebebiyle belki buruk gececek, biz zaten cogu bayramlarda yalniziz ama; yine de bayramin adi bile cocukluk hatiralarimdan kalan sevincleri getiriyor kalbime. Herkese mutlu bayramlar.



11 Mayıs 2021 Salı

Kisisel Bakim Notlarim

Mayıs 11, 2021 5 Comments

Hayati boyunca hic bir cilt bakim/makyaj urununu bitirememis biri olarak, facebookta uyesi oldugum cok sahane bir grubun etkisiyle (Gocmen Kuslar Guzellesiyor) kendime ozen gostermeye basladim bir kac ay once. Grupta cok bilgili ve yardimsever uzmanlar var ve daha once hic duymadigim konularda paylasimlar okudum/ ogrendim. Yillar yili kupkuru dedigim ve hep ekstra kuru ciltler icin cesit cesit farkli nemlendirici denedigim yuzum, simdilerde her daim nemli ve yumusacik. Isin sirri ne pahali urunlerde, ne de bir suru farkli urun kullanmakta imis. Cildini kesfedip, ona uyan icerikli urunleri bulmak ve bunu bir rutine koymakmis mesele. 


Sabah uyanir uyanmaz yuzumu sadece suyla yikayip hic kurulamadan hyarulonik asit (HA) suruyorum. HA ciltteki nemi hapseden bir urunmus, gercekten cok farketti, aksam yikayana kadar yuzum hic kurumuyor. Degisik markalarin HA mevcut, su anda The Ordinary’nin HA’ni kullaniyorum ama bundan once kullandigim marka, ne ise yaradigini bilmeden indirimden aldigim, sonra ogrenince duzenli kullandigim Maramara Hyaluron cok daha hosuma gitmisti.

HA’dan sonra goz kremi ve gunes kremi surunce sabah bakimim bitiyor. Bu gune kadar denedigim butun goz kremleri gozlerimi yasarttigi icin hic duzenli kullanmiyordum. Grupta bana bazi iceriklerden uzak durmam tavsiye edildi ve o bilesenlerin yer almadigi bulabildigim en temiz icerikli siradan bir goz kremi ile sikayetlerim bitiverdi. Unlu markalarin antiaging ozellikli pahali kremlerinin cogunda sakinmam gereken icerikler var ve su an kullandigim organik bir markanin sadece goz cevresini nemlendiren bir krem, fazladan bir iddiasi yok. Fakat hic kullanmamaya gore daha iyidir diyerek devam ediyorum ve cok memnunum. 


Gunes kremi meselesine yillardir uzak durdum cunku deniz ve havuz kenarinda bile hic krem surmeyen bir insan yaziyor bu satirlari. Bugday tenli oldugum icin kizarmadan cok guzel bronzlasirim ve kreme pek de ihtiyacim olmaz (tabi ki surmek iyidir ben kendime ozen gostermiyordum). Yuzumuze surdugumuz nemlendiricinin de yaz kis gunes koruma faktorlu olmadi gerekiyormus cunku uva isinlari yaslandiriyormus :p Madem yaslanmaya savas actik hadi sureyim bari dedim :)) Gerci koruma faktorlu olmayan nemlendiricilerimi de bitirme gayretindeyim. Diger yandan bazi doktorlar gunesin zararli olmadigini gunes kremi surmemek gerektigini falan soyluyor ve icimden bi ses onlara hak veriyor. Daha bu konuda ikna olamadim anlayacaginiz, arastirmalarim suruyor.


Sabah rutininden sonra bir de aksam uyku oncesi rutinim var o da soyle. Kopuklu bir temizleyici ile yuzu yikamak (haftada 1-2 gun bu yikama scrub ile yikama oluyor) ve soguk sikim yag ardindan yuz yogasi.


Gecen yil karantina basladiginda, bir jade roller seti almistim. Yaninda Gua Sha tasi ile birlikte gelmisti ve tasin ne ise yaradigini bilmedigim icin hic kullanmamistim. Roller ise birkac kullanimdan sonra buzdolabinda unutuldu (soguk olsun diye dolaba koyuyordum). Bu bir yil icinde yaptigim masaj sayisi 15’i gecmez. Ara ara yuz yogasi masajlari vs goruyordum ama dogru duzgun yapmamistim, ta ki bir gun kutuda duran tasi deneyene kadar. Meger el ve roller masajina gore cok daha kolay ve efektifmis. Subat basindan beri neredeyse her aksam yapiyorum (sadece 3-5 dk) ve cildimde cok olumlu gelismeler oldu. Daha canlandi, goz alti morluklsri azaldi, cizgiler bi nebze hafifledi, elmacik kemiklerimmbelirginlesti...  Bu yuzden roller neyse de mutlaka bir gua sha tasi alin derim. Ben genelde bir video takip etmiyorum, insan yaptikca yuzunun ihtiyacini ve nereye yapacagini anliyor ama instagramda Faceyoga Nihan’dan ilham aliyorum. Bir cok hesap icinde onu en iyi buldum.



Bunun disinda aldigim ancak bir rutine sokamadigim c vitamini serumlari var, biraz daha arastirma yapmam lazim. Bir de her dustan sonra dustan cikmadan islak islak carcabuk tum vucuduma surdugum bebe yagi. Meger benim pammuk gibi cildim varmis da haberim yokmus ahafahdas. Grupta basakcigimin onerisiydi, iki uc kullanimdan sonra muthis farketti. Tabi bebe yagi yerine shower oil’ler de kullanilabilir. Yine islak surulup uzerinize bir su tutuyormussunuz. Dustan ciktiktabbsobra uzun uzun kremlenmeye vakit bulamayanlar icin bu islak yaglanma isi cok pratik.


Yine cok kuru ve yipranmis saclarim icin de bir bakima giristim ancak henuz oturmadi. Onu da ilerde yazarim insallah.


Insan kendine bakim yaptiginda bu surecin, sadece fiziki gorunumune degil ruha da katki yaptigini bu son uc ayda tecrube ettim ben de. Bu yuzden gunde sabah aksam sadece 5 dakika, kendimizi seviyoruz ve iyi hissediyoruz 😉


Sonradan not: biraz once ayni grupta, eskiden cok moda olan tanecikli yuz temizleme urunlerinin (scrub) , mikro ciziklere yol actigi icin kullanilmamasi gerektigini; buna alternatif olarak cikan enzim peeling ve kimyasal peeling urunlerinin tercih edilmesi gerektigini ogrendim. Bu bilgiyi de sizinle paylasayim ama hangisinin daha zararsiz oldugu konusunda henuz emin degilim 😕






5 Mayıs 2021 Çarşamba

14 Ay Sonra Turkiye

Mayıs 05, 2021 7 Comments

 23 Nisan gunu cocuklarin 2 haftalik okul tatilini degerlendirmek uzere Istanbul’a geldik ve onumuzdeki Pazar gunune kadar buradayiz. Pandemide gelis kararini vermek oldukca zordu ama simdi iyi ki gelmisiz diyorum. Evet Turkiye su anda tam kapanmada, evet evden cikmiyoruz ama en azindan sevdiklerimizle gorusuyoruz ki bu en cok ihtiyacimiz olan seydi.


Istanbul’a geldigimizde genelde cogunlukla annemlerde ve bir sure de kayinvalidemlerde kaliyoruz. 75 yasinda yalniz yasayan anneme bulastirma olasiligi bizi oldukca tedirgin ediyordu. Fakat biz gelmeden iki doz asiyi da olmus olmasi icimizi bir nebze rahatlatti.


Gelmemize son bir hafta kala zorunlu olmayan tum gorusmeleri kestik, alisverisi minumuma indirdik. Persembe sabahi cocuklar da dahil hepimiz pcr testi olduk ve cuma sabahi sonuclarimiz geldi. Bu test meselesi insani oyle geriyor ki son ana kadar gidip gidemeyeceginden emin olamiyor insan. Simdi ayni stres donus icin de mevcut. 


 Ucusu Almanya Dusseldorf uzerinden almistik. Evden 2,5 saatlik bir araba yolculugu ile (ozel aracimiz) havaalanina geldik. Pandemide ilk ucusumuz oldugu icin havaalanlarinin issizligi cok huzun vericiydi. Sansimiza bizim ucustan baska hic bir ucusun olmadigi, o da cuma aksam ustu oldugu icin tam dolu olmayan bir ucakla uctuk. Iner inmez, camlari acik bir taksiyle, n95 maskelerimizle anneme geldik. Dogrusu kavusma ani pek de mesafeli olmadi sarmas dolas olduk.


Bu gune kadar ablamlara gitmek disinda kapanmadan once iki kere parka, iki kere pazara (erken saatlerde) bir kac kere firina gittim. Markete genelde esim sabah saatlerinde gitti. Elimizden geldigince hatta etrafta gordugumuz insanlara gore bence biraz daha dikkatli davrandik. Tabi bu isler sans, insan ne kadar dikkat ederse etsin yakalanabiliyor ve bu surecte ne yazik ki her bir insan kurban aslinda :(


Annemin son bir kac aydir suregelen saglik sorunlarindan oturu onu gormek, ilgilenmek cok istiyordum. Evde cogunlukla yalniz oldugu icin (ablamlar genelde bulastirmamak icin sakiniyorlardi ve fazla durmuyorlardi ziyaretlerde) evde yeniden bir canlilik olmasi ona cok iyi geldi. Bize de tabi...


Soylenecek cok detay var ama kissadan hisse -ozellikle tedirgin olanlar icin soyluyorum- test olduktan sonra ucuslar bi nebze daha rahatlatici, havaalanlarinda ve ucaklarda alinan onlemler basarili, sonrasinda Turkiye’ye gelince buradaki ortama gore gerekli onlemleri alarak yolculuk yapmak o kadar da korkutucu degilmis. Sonucta burada yasayan, hayatini devam ettiren bir cok insan var ve bizim de onlardan farkimiz yok. Herkes nasil yapiyorsa oyle. Tabi pandemi oncesindeki gibi gonlumuzce gezmek zor (yapanlar var tabi), sokakta herkesin maske takiyor olusu (hollandada acik havada serbestti) biraz sasirtici geliyor. Fakat benim cocuklar bile maskeye alisti. Zaten oglum cok korkmasina ragmen burnundan test olmayi bile goze almisti gelebilmek icin. 


Umarim donusumuz de gelisimiz gibi sorunsuz olur ve gider gitmez bir sonraki gelisimiz icin gun saymaya baslariz☺️




21 Nisan 2021 Çarşamba

Kisa Not 5

Nisan 21, 2021 3 Comments

 Yazacak cok seyler birikti yazmadigim zaman boyunca. Her ne zaman bloguma yazmayi aklimdan gecirsem, ama once sunu bunu yazman lazimdi diye dusunup vazgeciyorum. Fakat ne farkeder, burasi bir is yeri degil ve bir zaman akisina uymasi gerekmiyor.


Biraz once bir email yazarken gozyaslarimi tutamadim. Ustelik resmi bir maildi, cocuklarin ogretmenlerine 14 aydir ailemizi gormedigimiz icin yaklasan tatilde gitmek istedigimizi bildiriyordu. Kafamda 14 rakami asili kaldi, buyuye buyuye tum beynimi, kalbimi vucudumu sardi. Sonra da yas olarak gozlerimden disari tasti.


Biliyorum 14 degil cok daha uzun sure gitmeyenler var, gocmenler icin hayat hic kolay degil. Buyuk anne/babalar, kuzenler, teyzeler amcalar halalar olmadan cocuk buyutmek, fiziksel yardimi bosverdim onlarin verecegi sevgiyi ve ilgiyi doldurmaya calismak, cocuklarin bitmek bilmeyen ne zaman gidicez, corona ne zaman bitecek sorularina makul yanitlar bulmaya calismak cok ama cok zor. 


Evet cok sukur saglikliyiz, corona olmadik, yakinlarimiz iyi fakat herkes gibi cok yorulduk, bunaldik. Oyle ki artik direkt korona havuzuna atlayip yuzecek kadar delirdik. 


Bazen karantina gunluklerinin ilk zamanlarinda yazdiklarim aklima geliyor. O anki ruh halimden ne kadar farkli durumdayim simdi. Yaptigim didik didik arastirmalar, o doktor bunu dedi su sunu dedi hangisi dogru diye kafa yormalar, tartismalar simdi oyle bos geliyor ki. Resmen “kaderde ne varsa o olacak” anlayisina geldik ve belki de aslinda en basindan beri oyle olmamiz gerekiyordu. 


Biliyorum bu da gecip bitecek, ve belki bu yazdiklarima da gulecegim gun gelecek...

4 Şubat 2021 Perşembe

Oğlum 6 yaşında

Şubat 04, 2021 10 Comments

 


13 ocakta 6 yaşına bastı minnoş oğlum. Neden minnoş diyorum, 2,5 yaşında abla olan kızımın tersine, evin ufağı olduğundan olsa gerek, gözümde hala bir bebek oğlum ☺️Gerçi pandemide ikisi de bir kaç yaş bebekleştiler, kendi işlerini yapmaya üşenmekler, saçma sapan korkular, daha fazla kucakçı olmalar... Tabi bu dönem bitince, birden bire birkaç yaş büyümelerini bekliyorum 😉


Noel tatiline girmeye bir hafta kala, hatta haftanın ortasında birden bire okul kapandı. Okulda yapacakları noel yemeği, eğlenceleri hep kaldı.  Üç haftalık tatilden sonra iki hafta dersleri evde yapıp açılacaktı güya. Doğum günü de tam o tarihlere denk geldiği için, okul açılır mı, okulla birlikte kapalı olan mekanlar açılır mı, beklesek mi yapsak mı ikileminden sonra, 20 ocakta evde yapmaya karar verdik partiyi. İyi ki yapmışız çünkü okullar 8 şubata kadar kapalı kalması kararı çıktı ve nihayet o gün geldi çattı. Yarın evde (inşallah) son online eğitim günü.


Evde yaptığımız partiye en sevdiği 8 arkadaşını davet ettik (yetişkinler yok sadece çocuklar), üç saat boyunca çeşit çeşit oyunlarla onları eğlendirdik. Gerçekten çok güzel geçti, özellikle karantinadan dolayı birbirini özleyen çocuklara çok iyi geldi. Okul açıldıktan sonra yapsaydık bu kadar heyecanlı olmayacaktı sanırım☺️


Pastayı da lego hastası olduğu için lego temalı yaptık, beraberce susledik, çok beğenildi. Zaten cocuklari mutlu etmek pek de zor degil.


Nice yaslara minnos oglum.





3 Şubat 2021 Çarşamba

Kisa Not 4

Şubat 03, 2021 0 Comments

Gino Severini, 1912, Dynamic Hieroglyphic of the Bal Tabarin

 Dun twitterda, mutasyona ugramis korona virusunun yeniden mutasyona ugrayip daha da kotu hale geldigi ve en az 3-4 yil daha bununla yasayacagimiza dair bir twit okudum. Dogru mu degil mi, korku kulturu mu vs hic detayina bakmadim ama bunu arkadaslarimla paylastigimda biri soyle yazdi. "gelecek ne kadar belirsiz".


Elbette uzerinde dusunulmeden o anki kaygiyi ifade etmek icin soyledi ama bu soz beni dusundurdu. Evet gelecek her daim belirsizdi zaten ama yine de umutluyduk, peki simdiki durumla oncekinin arasindaki fark neydi? Eskiden neden bu kadar kaygili degildik belirsizlige karsi? Yoksa tamamen bilinmezlik degil kismi bilgi mi bizi kaygili yapiyor. Yani virusun 3-4 yil surecegine dair bir on bilgimiz var ve bu bilgi hos degil. Yani bizi asil tedirgin eden, hosumuza gitmeyen durumun ne zaman bitecegine dair olan belirsizlik.


Ben de diger herkes gibi cok bunaldim, aileme kavusmayi (tam bir yildir gorusmedik), bize veya yakinlarima bulasir da birsey olursa kaygisindan kurtulmayi cok istiyorum. Fakat gercekten reel olarak bir sikintimiz yok, saglikliyiz, bir aradayiz, arada olusan ruhsal bunalimlar disinda (ki bunlari asla hafife almiyorum) cok da sikayet edecegim bir durumda degilim. O halde ongorulenlere dair olan belirsizlikleri, hic ongorusuz bir belirsizlik gibi varsayip, ona gore yarinima umutla bakmayi seceyim diyorum.


Siz ne dersiniz?

29 Ocak 2021 Cuma

Cocuklara Goodreads Hesabi Acalim mi?

Ocak 29, 2021 2 Comments

 Kitap okumayı sevdiğim kadar seviyorum Goodreads’i. Okuduğum kitapları listeliyorum, orda burda gördüğüm okumalıyım mı diye düşündüğüm kitapları Google’da değil orada arıyorum, yorumlarına bakıyorum, beğenirsem okunacaklar listeme ekliyorum. Bitirdiğimde bitti demeyi, kendime yıllık hedef koymayı, onu tamamlamak için motive etmesini çok seviyorum.


Bazen acaba hayatım boyunca kaç kitap okumuşumdur diye düşünüp tahmin etmeye çalışır ve yıllardır oraya buraya yapmış olduğum okuduklarım listelerini bulmak isterdim.Yine mesela, çok eskiden okuduğum, konularını kısmen hatırladığım ama bir türlü yazarın adı veya kitabın ismini anımsayamadığım bir kaç kitap var. O kitapları tekrar bulup okumak için, aklıma gelen her yolu denedim fakat bulamadım. Keşke sabit bir listem olsaydı bulurdum diyorum.  Şimdi goodreads’teki listemde son birkaç yılın kitaplarına bakınca hepsini hatırlayabiliyorum.


Bunları anımsayınca, kızıma goodreads’te bir hesap açmanın ne iyi olabileceğini düşündüm. Büyüdüğünde kaç kitap okuduğu, neleri okuduğunu hep görebilir ve nostalji yapabilir. Okuduğu kitapların çoğunu kütüphaneden aldığımız için, okudukları sadece evde olan kitaplardan ibaret değil. Bu yüzden böyle bir liste çok işine yarayabilir. 


Öncelikle kendi hesabımda bir klasör açtım ve bir kaç kitap ekledim. İlk fırsatta ona özel bir hesap açıp, geçmiş kütüphane emaillerini kontrol ederek (son teslim tarihleri için hep mail geliyor) hesabını dolduracağım. Kızıma biraz geç kalmış oldum ama yakında tam okumaya geçecek olan oğluma da ilk andan itibaren yapacağım. Düşüncesi bile çok heyecan verici. Bakalım yılda kaç kitap okuyacaklar...