Helo ile diyalog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Helo ile diyalog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ekim 2014 Çarşamba

Not Olsun

Ekim 08, 2014 4 Comments
Helodünya'ya ait unutmadan not etmek istediklerim var.

Dün okula gidişi de dönüşü de keyifliydi çok şükür. Artık alıştı sanırım. Her gün bir iki hollandaca kelime öğreniyor. Gün içinde bana bir şeyler söylüyor, bilmediğim ve biraz da düzgün söylemeyediği için ben anlamıyorum tabi. Sonra şu demek diye açıklıyor. Dün kalem  ve bacak öğrenmiş mesela. Gün içinde okulda neler yaptığını çok merak ediyorum. Bazen çok anlatıyor her yaptığını, bazen hiç. Dün heyecanla anlattığı şey ise beni epey duygulandırdı: " anne bir çocuk elimi tuttu, ama sıkı sıkı tuttu hiç bırakmadı" dedi. Elele tutuşup ne yaptınız diye sordum, " hiiiç öyle durduk"

Herhalde bir şey için sıra beklerlerken elele tutuştular. Arkadaşının onun elini tutması çok hoşuna gitti sanırım anlatırken çok heyecanlıydı. Bu güne kadar ara sıra istanbula gidip de gördükleri ve parkta vs rastlayıp biraz oynadıkları dışında hiç arkadaşı olmadığı için arkadaşlık kavramını yeni tadıyor ve onun için çok mutlu olmuş. Canım kızım...

Bir diğer anımız da dünkü yazımdan sonra aklıma geldi. İstanbulda kaldığımız sürece her sabah dedesiyle haşlanmış yumurta tokuşturdular. Tabi bu sırada, acaba yumurtadan ne çıkacak tarzı konuşmalar da oldu. Dedesi benimkinden kuş çıkacak mı bakalım diye sorduğunda, "hayıy kuş yumurtaları kuçuk olur" şeklinde itiraz etti. Bir sabah yine babam sordu:
-Dila, yumurta mı tavuktan tavuk mu yumurtadan çıkar?
- Yumurta tavuktan çıkar.
- A neden tavuk da yumurtadan çıkar.
- hayıy yumurtadan tavuk çıkmaz civciv çıkar

diyerek yumurta-tavuk paradoksuna çözüm getirmiş oldu. Koca tavuk yumurtadan nasıl çıksın değil mi ama :)

7 Şubat 2014 Cuma

Helo İle Diyalog #2

Şubat 07, 2014 10 Comments
* Üzerindeki kirlenmiş kıyafetleri değiştiriyoruz, sıra çoraplara geliyor.
-anne hayıy isteyiyom
-ama kirlenmiş tatlım bak
-anne başta çobap geti 
-!!!

Normalde 4-5 kelimelik cümleleri duraksayarak söyler tane tane. İlk defa hiç duraksamadan bizler gibi söyledi ve hayret hep çoraplarını çıkarmak isterken bu sefer giymek istedi :)

* Babasıyla tahta kaşıkları topa vurarak hokey oynarlarken ben mutfağı toparlıyordum. Boynunu aşırı şekilde omzuna doğru bükmüş yanıma geldi
-anne diya üzüydü (üzüldü)
- aaa kıyamam bebeğime ne oldu gel bakayım
- baba kaşık (kaşığı) aldı. 

Sözde babası kaşıkları almış da oynatmamış. Halbuki kendi bırakmış oyunu :) İlk defa duygularını ifade ettiği bir konuşma oldu bu (yemeği, yada bişeyleri beğenmesini falan saymıyorum) ve hatta ilk defa böyle açıkça yalancıktan duygu sömürüsü yaptı :/

* Muza ilk konuştuğundan beri nana diye hitap eder. Bugün markette banana diyerek istedi ve aldık. Bir kaç saat sonra evde yemek istediğinde
- anne muz banana ver
- (ikisini birden söyledi önce şaşırdım tabi) al bakalım (soyarken ortadan ikiye kırıldı ve bir parçasını yemeye başladı, sonra bana döndü ve benim elimdeki diğer yarıyla kıyaslayarak)
- anne baaat muz küçüldü
- !! :)

Bu günlerde edilgen kelimeler kullanmaya başladı, "muz küçük" değil küçüldü dedi ve gün içinde de eliyle ezdiği bir şey için ezildi demişti.

Yas:22 ay 2 haftalık 


9 Ocak 2014 Perşembe

Helo İle Diyalog Serisi Başlasınnn

Ocak 09, 2014 7 Comments
Benim bıcırık kızım artık konuşuyor teyzeleri. Tam 20,5 aylıkken başlayan ikili cümleleri, bir hafta sonra üçlülere dönüştü. Şimdi ise maşallah 4 lü 5 li Allah ne verdiyse sıralıyor. Hiç ama hiç susmuyor, başım çatlıyor bazen ama çok imrendiğim sohbetlerimiz de başladı nihayet. Dırdırından en çok nasiplenen ise  10 ay büyük kuzeni Egehan. Ege gel, Ege otur, tiyze Ege kaçtı, tiyze Ege ittiyiyo, Ege, Ege, Ege....

Genelde sohbetlerimiz daha çok eylemlere yönelik konularda olsa da İki gün önce babası gittikten sonra çok duygusal sohbetlerimiz oldu buraya yazamayacağım. 

Bu yazıya ilk diyalogumuz olduğunu düşündüğüm üç ay öncesine ait olanı yazmak istiyorum. Zamanla diğerlerini de ekleyeceğim ama bu arşivde yer almalı, zira her aklıma geldiğinde gülüyorum.

Helo, kapının arkasına saklanır ve ben kapıyı tıklatıp soruyorum

-tık tık tııık orda kimse vaaaar mı?
-baaaar
-kim var?
-anne !!

Ama çok haklı orda göreceli bir kavram aslında, onun için orda ben varım :))