zayıflama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zayıflama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Eylül 2016 Salı

Doğum Sonrası Göbeğini Yok Etmek

Eylül 20, 2016 4 Comments
Doğum yaptıktan uzun bir zaman sonra hala hamileymişsiniz gibi gözüken bir göbeğiniz mi var? Üstelik ne kadar zayıflarsanız zayıflayın gitmiyor. İşte bunun  özel bir sebebi ve bu yüzden özel bir çözümü var. Bu yazıda ona değinmek istiyorum.

Tatil dönüşü biraz sağlıklı yaşama döneyim, fazlalıklarımı vereyim istiyorum ve bu amaçla araştırmalara başladım. Ve annelerin bu göbek probleminin dikkatle ele alınması gerektiğini öğrendim. Bu konuda çok kaynak ve bilgi kirliliği mevcut ne yazık ki. Sağlıkla ilgili bir konu olduğu için iyice araştırmak, gerekiyorsa bir fizik tedavi uzmanından yardım almak gerekiyor.

Hamilelik döneminde bebek büyürken annenin vücudu onun gelişimi için en uygun pozisyonları alır. Bu süreçte karın kasları da ayrılarak anne karnında bebeğe yer açılır. Karın kaslarındaki bu ayrımın bilimsel adı diastasis recti olarak geçiyor. Aşağıdaki görselde normal vücut ve diactasis recti problemi olan vücutların kas şeması gösteriliyor.

Görüldüğü gibi kasların ayrılmasıyla göbek gevşek ve sarkmış görünecektir. Kendi diastasis recti açıklığınızın ne kadar olduğunu anlayabilmeniz için yapılması gerekenler şu videoda anlatılmış. Böylece kaba bir muayne ile bu soruna sahip olup olmadığınızı anlıyorsunuz. http://youtu.be/ySBaouIVjEE

Genelde göbeği olan insanlara yatarak mekik çekmeli, bacak kaldırmalı abdominal hareketleri tavsiye edilir. Fakat dikkat edilmelidir ki diactasis recti'ye sahip olan kişilerin bu herkese önerilen hareketleri yapması sakıncalı. Çünkü bazı hareketler bu açıklığın daha da açılmasına sebep oluyormuş. Bu yüzden fizyoterapist desteği almak tavsiye ediliyor zaten. Hangi hareketlerin sizin için uygun olduğunu söylüyorlar.

İnternet de bu bilgi karışıklığından nasibini almış olacak ki, kendim için bir egzersiz programı aradığımda, birbirini hiç tutmayan tavsiyelerle karşılaştım. Asıl arayacağımız egzersiz türleri
- diastasis recti safe exercices
- crunchless /crunch free diastasis recti
gibi başlıklar içerenler olacak.

Okuduğum yazılar içinde bir fizyoterapist tarafından yazılmış olan şu yazıyı beğendim ve tavsiyelerini mantıklı buldum. Onun önerdiği egzersizler yatarak değil ayakta yapılıyor ve diastatis recti için tamamen güvenli. Ayrıca bu hareketlerin sadece bu problemi olan kişiler için değil, her insanın güvenle yapabileceği hareketler olduğunu belirtmiş.

Sanırım ilk etapta bu yazının önerdiği hareketlerle başlayacağım ben. Zamanla daha farklı olanları da deneyebilirim belki. Video şu adreste http://youtu.be/K_EAdZX6T9c

Bu videoları açınca, youtube alakalı videoları da gösteriyor. Siz de inceleyip kendinize uyanları seçebilirsiniz.

Sağlıcakla kalın.


18 Ocak 2016 Pazartesi

3 kilo ver 3 kilo al nereye kadar?

Ocak 18, 2016 11 Comments
Dikkat bu bi zayıflama yazısıdır:)

Kilo hikayemi daha önce birkaç kere yazmıştım, kısaca özetlemek gerekirse aşırı kilolu değilim ama son on yıldır belki hep 10kg fazlam var. Kilom değiştiğinde de fazlalık oranı değişmedi bana göre çünkü 60kg iken de bence 10kg fazlam vardı 70kg iken de :)

En son hamile kalmadan önce diyetisyene gittiğimde (o zaman 68kg dım), vücudumun yağ/kas oranına bakılarak 58kg'ın ideal kilom olduğu hesaplanmıştı. Şimdi zannediyorum ki 60 ideal kilom olmuştur çünkü daha kaslıyım ve kaslar daha ağır çeker. Dolayısıyla kendimce belirlediğim hedefim 60kg dı.

Her iki hamileliğimin başında 70'tim yaklaşık 10-11 aldım, hepsini doğumdan sonra verdim, emzirme dönemlerinde aldım verdim falan derken, uzun zamandır 70 de sabitlenmiştim. Bir türlü bir kilocuk dahi veremiyordum. Oğlum doğduktan sonra yine bir süre 70 de takıldım kaldım ama birkaç ay geçince -3kg vermiştim. Sonra İstanbul ziyareti yine 70 (hatta biraz geçmiş) sonra yine ver yine istanbul vs derken ben bu son bir yıl içinde (dur hatta bir yıl değil 7-8 ay içinde) üç kere falan 3 kilo verip aldım.

En son ekim sonu İstanbul'dan dönüp yine almış olduğumu görünce usandım. Kafamda da bir şimşek çaktı. Ben zaten 10 kilo vermek istiyorum, geri almalar olmasaydı şimdiye kadar iş birmişti ki üç kere üç kilodan. Napıyosun sen yaa dedim kendime. Ama bir yandan da kendime inancım geldi. Vay be hiç almasaydım vermiş olacaktım, demek ki verebiliyormuşum diye :))

Kasım başımdan itibaren kendime söz verdim, madem evdeki hareket beni zayıflatıyor, fazla abartmayayım, aşırıya kaçmayayım bakalım ne olacak. Şimdi 2,5 ay olmuş ve ben 6 kilo vermişim. 64 oldum ki neredeyse hedefime yaklaşmışım. Ne yaptım derseniz hiç birşey bol bol yedim.

Artık vücudumu tanıyorum eğer az yiyeyim kilo almayayım dersem benim metabolizmam yavaşlıyor, ancak sık sık ve her acıktığımda yersem kilo veriyorum. Ben de sadece açlığımı dinledim, sık sık yemeye çalıştım. Tatlı kurabiye vs de tabi ki yedim ama fazla abartmamaya çalıştım o kadar.

Yalnız şunun da faydası olduğuna inanıyorum, Hollanda'da dışarıda yemek seçenekleri çok cazip değil. Bizim yakınlarımızda fazla yok, dolayısıyla İstanbul'da iken olduğu gibi aklına gelen, canının çektiği herşeyi hemen bulamıyorsun. Öğünlerimin neredeyse yüzde 99,9 u ev yemekleri oluyordu. Bu zorunlu kısıtlama da insanı çok etkiliyor. Zaten kendim yapınca da yoğunluktan canının çektiği her tatlıyı böreği de pişiremiyorsun, günü nasıl kotarırsak artık ona eyvallah ediyorsun. 

Spor olarak da hayatımın çok daha hareketli olduğunu söylememe gerek yok. Fakat bu hareketlilik kasım ayından önce de vardı, sadece ekstra bazı şeyler oldu ki  biri bisiklet kullanımımın (mecburen) artması, diğeri de burada yine sizlere akıl danıştıktan sonra yapmaya başladığım Tibet egzersizleri. Onu da çok düzenli yapamadım ama gerçekten tam aradığım şeymiş kendisi. Yaptığım günler daha zinde hissediyorum ve genelde gece abuk subuk yatmaktan oluşan bel ağrılarıma çok iyi geliyor.

Bakalım geri kalan 4 kilo ne zaman nasıl gidecek?



4 Temmuz 2013 Perşembe

Ben Nasıl Zayıflayacağım?

Temmuz 04, 2013 32 Comments
Günlerdir bu mevzu üzerinde kafa yoruyorum. Zayıflamaya karar verdim de mümkün şartlar altında nedense bir türlü zayıflayamıyorum. Diyet yaptığım zamanlarda zayıflıyorum ama bebekli hayatta diyet yemeklerini hazırlamaya bile zaman yaratamıyorum. Üstelik hamileliğimde bolca yedikten sonra, önceden hastası olmama rağmen salata ve meyve yemek hiç canım istemiyor. Bunda bir türlü kavuşamadığımız sıcakların da etkisi olabilir, böyle soğuk soğuk yiyince üşüyecekmişim gibi geliyor.

Bir ay kadar önce taşındığımız yeni evde zayıflamayı umuyordum. Üç katlı olması nedeniyle, bütün gün aşağı yukarı çıkmaktan herhalde kilo veririm sanmıştım. İnanın akşam ağrıdan bacaklarımı hissetmiyorum ama verebildiğim kilo sadece 1! O da bazen tartıda gözden kayboluyor :(

Vücudumun dirençli, güçlü, kaslı bir yapısı var ama yağlar da özellikle doğumdan sonra bolca işgal ettiler bedenimi. Bir de benim yağlı bölgelerim çok sıkı bir türlü erimiyor diye düşünüyordum ki, birden aklıma başka bir neden olabileceğine dair bir ilham geldi. Ne olduğunu bilmiyorum ama kesin bende bişey var, araştırmalıyım deyip google a sarıldım.

Üç dört gündür asit-baz konusunda bilgiler karşıma çıkıyordu. Hatta Şimdi Ev Hanımı Oldum blogu için yazı yazdım. O yazıyı yazmak için araştırmadım, karşıma çıktığı için onu yazdım. Sonra acaba vücudun asit baz durumu nedir, kiloyla alakalı mıdır gibi sorular üşüştü beynime.

Sonra dün karbonatlı su ile zayıflama hikayesini duydum, o zamana kadar bilmiyordum fakat, karbonat bazik yani alkali bunun kökenine inmek gerek diye düşündüm ve sonra şu siteye rasladım. http://alkalidiyet.com/

Belki bir çoğunuz biliyordur, ben ülkeden uzak olduğum için gündemi yakalama konusunda sıkıntılıyım. Bu sitede bazı yazıları okurken benim yağlarımla ilgili asıl sorunun şu olduğunu anladım.

Diyor ki, vücudumuzdaki yağ depoları aynı zamanda vücutta biriken asitin de depolandığı yerdir. Eğer asitli yiyecekler tüketen biriyseniz, vücutta zaten istenmeyen miktarda asit olduğu için, vücut yağları yakmaktan kaçınır. Çünkü depolardaki asitler de ortaya çıkacak ve daha fazla asitli bir ortam oluşacak. Bunu önlemek için, metabolizmayı yavaşlatmak gibi yöntemlere başvuruyormuş ki benim sorunum da bu yavaşlık aslında.

Sonra vücutta asit üreten yiyecekler nedir diye baktığımda çoğu malesef benim son zamanlarda yediğim şeyler. (Bunun bir listesi burada var Ahttp://alkalidiyet.com/haberler/alkali-diyette-gun-icinde-nasil-beslenmelisiniz-ogrenin/) ayrıca idrar rengi koyulaştıkça vücudun daha asidik olduğu anlamına geliyormuş. Yine benimki oldukça koyu.

Bu durumda yapılacak şey asit oranını azaltmak. Bunun için ağırlıklı olarak sebze, salata, kırmızı et yerine balık, kızartmalar yerine haşlamalar, sebze suları şeklinde beslenmek ve dışarıdan alkali alımına yardımcı olması için karbonatlı su (karbonat baziktir) veya limonlu / sirkeli su içmek (limon ve sirke asidik olmasına rağmen vücutta işlendiğinde bazik oluyormuş) içmek gerekiyormuş. Böylece öncelikle vücudumdaki fazla asidi temizleyeceğim ve yağların yakılmasına ortam hazırlayacağım.

Şimdi bu alkali beslenme işini bir süre uygulamaya ve vücudumu temizlemeye karar verdim. Sonra beslenmemi dengeli tutarak ve egzersiz yaparak kilo vermeye çalışacağım.

Bu süreçte Alkali Diyet sitesi ve bulabilirsem kitabına sık sık başvurmayı düşünüyorum. Eğer sizin de benim gibi sorunlarınız varsa bu konuyu bir araştırmanızı öneririm.

İlave:

Alkalik yiyecekler nelerdir?
Avokado, hindistancevizi, taze balık, tohum yağları (mesela keten tohumu yağı), yeşil sebzeler, brokoli, ıspanak, brüksel lahanası, limon, greyfurt, domates, buharda pişirilmiş veya filizlenmiş baklagiller, himalaya tuzu.
Asidik yiyecekler nelerdir?
Hayvansal proteinler (et ve tüm süt ürünleri), tavuk, yumurta, şeker, yapay tatlandırıcılar, fıstık, mısır, mayalanmış besinler, alkol, kafein, kahve, çay, meşrubat, çikolata, mantar, meyve, kuru meyveler, bal.



11 Ekim 2012 Perşembe

Diyet Halleri

Ekim 11, 2012 15 Comments
Bu haftasonu 15 gün olacak yeni eve taşındık. Elbette ki kira, burda satın almamız mümkün değil zaten. Önceki ev çoook eski olunca ve Helo da hareketlenmeye başlayınca yeni ev aramaya başlamıştık. Fakat öyle hemen ev bulunmuyor burda. Nispeten ufak bir şehir olduğu için ev ilanları seyrek çıkıyor, çıkanların içinden biz beğenmiyoruz ya da onlar bizi beğenmiyor (vergi kaçırmak için sözleşmesiz kiracı arıyorlar, bize de polise vermek üzere sözleşme lazım).

Bu evi 2 ay önce internete ilan düşer düşmez beğenip aradık, aynı gün karar vermemizi istediler başka talipler varmış, tamam dedik oldu. Şansımıza ya da kızımın şansına bilmiyorum nadiren olabilecek bir şey oldu. Evdeki mevcut eşyalar kiracıya aitmiş, kiracı çıkacak ve ev sahibi evi baştan sona döşeyip yeniden kiraya verecekti. Çoğu ev eşyalı oluyor ama kullanılmış eşyadan ziyade böyle sıfır eşyalı eve yerleşmek milyonda bir ihtimal. Evi görmeğe gittiğimde adam sordu ne istediğimi. Ben de şuraya L koltuk, şuraya tv ünitesi falan derken kendimi yeni gelin gibi hissettim.

Öncesinde evde biraz tadilat yapıldı, yerler gıcır gıcır parke oldu (kızı yere salabilirim), pencereler değişti (cam silmeye gerek kalmadı), badana yapıldı (rengi biraz koyu buldum ama mis gibi tertemiz) ve eşyalar alındı. En hoşuma giden ise artık bulaşık makinam var ve 30 yıllık çamaşır makinesinden sonra beni çok sevindirik eden dijital bir çamaşır makinem. Gerçek temizliği unutmuşum valla. Bir de neredeyse kuru çıkıyor ya, eski makine de şırıl şırıldı :p Bütün kıyafetlerimizi yeniden yıkadım, her gün çamaşır yıkayıp katlamaktan fenalık geldi ama olsun az kaldı :p

Biz adama mobilyalar ile ilgili bir liste verdik internetteki resimlerden. Ben biraz ekonomik olsun diye basit şeyler seçmiştim. Ancak adam bazı şeyleri almış biz listeyi göndermeden önce ve bir çoğu   önerilerimizin çok üstünde modeller. Evi gerçekten kaliteli döşemiş. Hem beyaz eşyalarda hem mobilyalarda. Tam olarak yerleştiğimizde resimlerini de koyarım.

Bunca şey yazdım, diyetle ne alaka diyeceksiniz. İşte yeni evde ev sahibi yatak odasında bir duvara boydan boya, kapının üstü ve yanını da içine alan bir gömme dolap yaptırdı. Dolabın kapakları sürgülü ve bir tanesi yerden tavana kadar ayna ve o aynalı kapak da tam benim yattığım yerin karşısında.

İnanın eskiden bu kadar çok kendimi görmüyordum, şimdi sabah akşam, gün içinde milyon kere kendimi görünce, yataktan kalkarken katman katman olmuş göbeğim gözüme batınca artık diyete başlamalı, güzelliğinden yanına yaklaşamadığım slovak kızlarıyla yarışmalı dedim ve pazartesi başladım.

Tabi kendimi bu kadar bakımsız ve salmış görünce, kızımdan özür dileyip daha bakımlı olmaya da karar verdim. Bütün gün onun yüzüne bakınca ben nasıl aydınlanıyorsam, onun da annesini güzel görmeye hakkı var. En azından onun için çabalayacağım.

Kendimi motive etmek için bir blog açtım: XL to XS. XS olmam zor ama olabildiği kadar artık. Birkaç blogger arkadaş tesadüfen aynı anda diyete başlamışız ve birbirimize hesap veriyoruz. katılmak isteyen olursa bekliyoruz.