çocuklu yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocuklu yaşam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ekim 2014 Cuma

Tuvalet Eğitimi Ne Zaman Verilmeli?

Ekim 17, 2014 5 Comments
 Her annenin çocuğu bezden ayırma döneminden korktuğuna bahse girerim, özellikle de ilk çocuksa :) Alıştırma sürecinde yaşanacak çiş ve kaka temizleme mevzusu, ıslanmış kıyafetler, çarşaflar, gece kontrolleri... Bu yüzden kimi anneler bu süreci mümkün olduğu kadar geciktirme, çocuğun daha bilinçlendiği dönemlere kadar bekleme eğiliminde olabiliyor.


Geçenlerde Almanya'da yaşayan Öğrenen Anne de bu geciktirmeyi destekleyici bir yazı yazmıştı. Alman çocuklarının 3-4 yaşlarında bezli gezmesinin çok normal karşılandığından bahsetti. Türkiye'de ise en başta bilmiş teyzelerin teröründen dolayı hiç bir anne bu kadar uzun süre bekletmeye cesaret edemez.

Ben de çocuğun bezsiz yaşama alıştırılmasının pek geciktirilmemesi gerektiğini düşünüyorum. Pek çok kaynakta bu geçiş için ideal zamanın 2-2,5 yaş civarı olması gerektiği yazar. Tabi her çocukta bu yaş aralığı, genelde bu işin tercih edildiği yaz dönemine rastlamıyor. Kış bebeklerinin soğuk aylarda bezsiz bırakılmasının çocuğu üşütebileceği ve kazalarının temizliğinin daha zor olabileceğine katılıyorum elbette. Ancak kış da olsa sonuçta 3-5 günlük bir sürecin gerekirse eve kapanılıp aşılması, ilerki zamanda olabilecek zorluklara göre daha kolay olabilir.

Bu yazıda elbette ki bezsiz bebek ekolünü dahil etmiyorum. Doğuştan itibaren veya daha ilk aylarda başlayan bir yöntem bu. Bu akıma inanan ve uygulayan anneleri eleştirmiyorum. Gözlemlediğim kadarıyla tecrübeli anneler (ikinci veya üçüncü çocuklarda) bu yöntemi tercih ediyorlar. Benim için ise, ilk anneliğin getirdiği tecrübesizlikten ötürü, tuvalet konusuna gelene kadar öğrenip yoluna koymam gereken pek çok aşama olduğundan ona sıra gelmesi imkansızdı.

Biliyoruz ki normal şartlar altında her bebeğin fiziksel ve psikolojik gelişim evreleri birbiriyle üç aşağı beş yukarı aynıdır. Bir- iki ay sapmalar olabilir ama sıralama değişmez. Bu yüzden tuvalet eğitimi için ideal yaş olarak verilen 2-2,5 yaş aralığı için çocuğun bazı fiziksel gelişimleri tamamlamış olması beklenir. Bunlar kabaca şöyle listeleniyor
- Yürüyorsa
- Merdivenleri yardımsız inip çıkıyorsa
- 3 saat kuru kalabiliyorsa
- gece kuru kalıyorsa
gibi fiziksel gelişimler
- sizin komutlarınızı anlıyorsa
- ıslaklıktan rahatsız oluyorsa
- kaka ve çiş geldiğinde bir şekilde ifade edebiliyorsa 
...gibi bilişsel gelişimler olarak belirtilir.

Ben buna ilave olarak bir de psikolojik gelişimlerin göz önüne alınması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bu dönem ayrıca terrible two dönemiyle de çakışıyor.

Siz de görmüşsünüzür veya duymuşsunuzdur; yabancı çocuklar nasıl da söz dinliyor, nasıl da uslular. Bizim Türk çocukları onların yazında azman gibi kalıyorlar. Bunu diğer annelerle çok tartıştık sosyal medyada, kimine göre genetik kimine göre yetiştiriliş tarzından böyle ama sonuç onlarınki söz dinliyor, bizimkiler dinlemiyor.

İşte tuvalet eğitimi vereceğimiz dönemin de bizim dediğim dedik çaldığım düdük çocuklarımızın, en uysal oldukları döneme denk getirilmesi, hem annenin ruh sağlığı hem de sürecin başarıyla sonuçlanması için önemli. Yoksa çok uzun süren bir geçiş dönemi, hatta pes edip geri dönüşler yaşanabilir.

Ben kızımı alıştırırken buna dikkat etmedim, daha doğrusu farkında değildim ama iyi ki de 2,5 yaşından sonraya bırakmamışım diyorum çünkü şimdi durum çok fena (2,5 yaşını 1 ay geçti şuan). O kadar çok inat ediyor ki, oyunu bırakıp tuvalete gitmiyor, çok uzun süre tutmaya çalışıyor, bazen sürükleyerek götürmek zorunda kalıyorum ve bazen de oyunu bırakmayıp kaçırıyor. Yani bu dönemde başlasaydım önceki gibi kolay olmayacaktı.

Oysa alıştırdığım dönemde (2 yaşını biraz geçmişti) yeni bir sorumluluk almaktan heyecan duymuş ve olayı oyun gibi algılamıştı. 3 günde de tamamen alışmıştı.  İki yaşın başlarında daha bir büyüme hevesinde, ev işlerine daha çok katılmak isteme, neler yapabileceklerini keşfetme eğiliminde oluyorlar. Bebeklikten çıkıp dünyayı kendi tecrübe etme dönemi. Oysa 2,5 yaştan sonra artık neler yapabileceğinin farkına varmış ve zevkleri tercihleri ve prensipleri oluşmaya başlamış oluyor.

Dolayısıyla bezsiz hayata geçişin bu ilk keşfetme dönemine denk gelmesi anneler için daha hayırlı olacaktır. Elbette bunu tam 2-2,5 yaş şeklinde sınırlamak doğru değil. Birkaç ay artı veya eksi olabilir, çocuktan çocuğa değişebilir. Uygun dönemin geldiğini anlamak için yukarda yazdığım fiziksel ve bilişsel gelişimlere ilave olarak bahsettiğim psikolojik gelişimlerden
- keşfetme yeni şeyler deneme hevesi
- sorumluluk alma hevesi oluşup oluşmadığına ve
- bir şeyle meşgul iken dikkatini başka bir yöne çekip çekemediğinize dikkat edin. Eğer hala dikkatini dağıtıp farklı birşeye yönlendirebiliyorsanız, bu tuvalet eğitimi için uygun dönemdir (malum oyunu bırakıp wc ye gitmesi lazım). Ancak gerçekten bir süre sonra ne yaparsak yapalım dikkatini dağıtmak mümkün olmuyor. İşte o döneme geçmeden bu iş biterse ne ala!

Hadi bakalım kolay gelsin :)

Bu konuyla ilgili diğer yazılarım:
Tuvalet eğitimine giriş
Bezsiz Helodünya

11 Ocak 2014 Cumartesi

Çocuğunuzu YouTube İzlerken Yalnız Bırakmayın

Ocak 11, 2014 20 Comments
Kızım bir süredir telefon ve tabletten youtube'u açmayı ve kullanmayı biliyor. Genelde bu anlarda sürekli başındayım ama bugün aklıma gelen bir konu beni oldukça huzursuz etti.

Biliyorsunuz bir video izlendikten sonra, ilgili videolar diye öneriler oluyor yanda. Bu önerilen videolardan birini seçip açarak kendi kendine izlemeye devam ediyor bazen. Her açtığı videoya bakıyorum ama baştan sona onunla birlikte izlemeyebiliyorum. Bu gün yine seyrettiği videoya benzer başka bir video açtı. Ancak video önizlemesi olarak görünen görsel ile videonun alakası yoktu. Emin olamadım iki kere denedim yine aynı. Çok şükür ki kötü bir içerik yoktu ama belli ki popüler yayınlardan prim kazanmaya çalışan biri idi.

Tabi bunu görünce aklıma binbir şey geldi. Videonun önizleme görseli çocukların ilgisini çeken bir şey konarak, başlığına yine böyle çizgifilm isimleri yazılarak, çocuklar kandırılabilir ve aklıma getirmek dahi istemediğim içerikler konabilir, eyvah eyvah. Hemen görüp kapasan bile birkaç saniye bile görerek iş işten geçmiş olabilir.

Buna önlem olarak neler yapılabileceğine baktım kabaca. Google çeşitli filtreleme teknikleri sunuyor ama bunlar bahsettiğim mevzu için yetersiz. Zira konu, etiket ve kanal gibi şeyler için bu kısıtlama. Benim bahsettiğim durumda ise yalancı etiketler, isimler geçerli. Gerçi spam olarak bildirildiğinde gereğini yapıyorlardır muhtemelen ancak mesela diyelim çocuklar başında kimse yokken izlediler ve kimse farketmedi, spam olarak da fişlenemeyecek bu durumda.

çözüm olarak aklıma, sadece ailenin izin verdiği güvenli kanalları açan bir filtreleme uygulanması geliyor. İzinli kanallar dışında uygun veya değil her video engellensin. Böyle bir imkan olabilir mi diye daha derin araştıracağım. Bir sonuca ulaşırsam yeniden paylaşırım. Sizin bildiğiniz bir yöntem var mı?

Çok paranoyak olmak istemiyorum ama elimden geldiği kadar çocuğumu güvende tutmayı isterim tabi ki. Youtube için bunu sağlamanın tek yolu, ya tamamen izlettirmemek ya da sürekli başında olup videoları kontrol altında tutmak gibi görünüyor. Sizce?


8 Ağustos 2012 Çarşamba

#anneoluncaanladim vol 1

Ağustos 08, 2012 14 Comments
Aslında hiç bir anneyi ve davranışını eleştirmem biliyorum ki başına gelir insanın. Yalnız bir konu var ki anne olsun olmasın insanlarda pek tahammül edemezdim. Misal bir kişi bir huyundan ya da hayatındaki bir şeyden rahatsız, sürekli şikayet ediyor ama değiştirmek için hiç bir çaba göstermiyor. Bu insanlara şaşardım, sonuç istenildiği gibi olur ya da olmaz ama benim sloganım hep "harekete geç" olur. Durağan kalmak, o derdi çekmeyi kabullenmeyi kabul edemiyorum. Şimdi de hala aynı düşünüyorum ama anne olunca anladım ki, insanda bu değişimi gerçekleştirecek zaman da, enerji de kalmıyormuş. İstese bile yapamıyormuş. Belki de bebek dışında kendi de dahil hayatındaki her şeyi ikinci plana atmaktan kaynaklanıyor bu.

Anne olunca anladım ki, yemeği sıcak yemek, çayını sıcak içmek veya sohbetli kahveler vs bir lüksmüş. O gün içinde karnını doyurabildiysen ne mutlu sana.

Anne olunca anladım ki, eskiden yapmadığında huzursuz eden ev işleri artık yapılmasa da oluyormuş. Planlı düzenli biriysen eskiden, o düzeni bir daha bulmak imkansız. Eğer yarım yamalak da olsa ev dönüyorsa yetiyormuş.

Anne olunca anladım ki, sen artık sevgili, evlat, kardeş, gelin vs değilsin. Tüm sıfatların siliniyor sadece bebeğinin annesisin. Birisi nasılsın iyi misin diye sorduğunda aslında bebeğe bakabilecek durumda mısın diye soruyordur, kendine dikkat et dediklerinde önemli olan senin sağlığın değil, bebeğin sağlığıdır. Yani artık bebeğin yaşam destek ünitesi gibi bir kıvama geliyorsun, bebeğin ihtiyaçlarını sağlayabildiğin derecede önemlisin. Malesef bu beni çok üzüyor. Elbette onu her şeyden sakınacağım, canımdan değerli benim için bebeğim. Ama ben de insanım yahu beni de önemseyin çığlıkları kopuyor içimde.

Anne olunca anladım ki, tek bir gün içinde bile birçok duyguyu tavan yapmış şekilde yaşayabiliyorsun. Aklındakileri okuyup derhal (!) yerine getirmediği için eşine karşı sinirlerin tavan yapıyor, bebeğin huysuzlandığında ya da uyumadığında kafanı duvarlara vurmak isteyecek kadar kızgınlığın sonra da böyle hissettin diye vicdan azabın tavan yapıyor, ağladığında için içini yiyor acıma duygun tavan yapıyor ve keyifli gülücükler attığında ise içindeki mutluluk ve aşk tavan yapıyor. Normal hayatta böyle yoğun duyguları belki haftada bir yaşıyorsun ama anne olunca gün içinde bu ekstremum duygular arasında savrulup duruyorsun, duygu sarhoşu oluyorsun.

Devam edecek...