2. gebelik günlüğüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2. gebelik günlüğüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ocak 2015 Çarşamba

2. Gebelik Günlüğüm 37. Hafta

Ocak 07, 2015 15 Comments

Her ne kadar karamsar yazılar yazmaktan kaçınsam da bu haftaki yazı böyle olacak. Normalde yazdığım andaki ruh haline göre şekilleniyor yazılarım ve ben tüm haftayı düşününce, genelde her an karamsar olmadığım için mümkün olduğunca iyimser olmaya çalışıyordum bu haftalık raporlarda. Ancak bu haftanın genelinde kötüydüm ve hiç de pozitif olamıyorum şu an :(

Bir kaç saat önce "artık gücüm takatim hiç birşeyim kalmadı, son iki hafta nasıl geçecek bilmiyorum" yazdım twittera. Gerçekten böyleyim zaman akmıyor sanki ve ben üzerime fil oturmuş gibi hissediyorum. Aldığım toplam kilo 9 oldu şu ana kadar, yani kilodan değil bu his sadece; yılbaşından beri hastayım, her yerim dökülüyor ve kızımın psikolojik gelgitleri yine tavan yaptı. 

Son iki haftadır okulu kış tatili nedeniyle kapalıydı. Tatilde istisnasız her sabah uyanır uyanmaz o gün okula gidip gitmeyeceğini, kaç gün kaldığını sordu. Hep tatil olsun gitmeyeceğim diye ağladı ve pazartesi günü okul açıldığından beri her gün yine ağlıyor, okuldan alırken keyifli görünüyor ama gün boyu yine bana yapışık, gecenin bir yarısında uyanıp odama yürüyüp geliyor, beni çağırıyor, beraber uyuyoruz, bütün gün onunla oynamamı istiyor falan filan. Babysitter ablası gelse de yine yanındayım yine sık sık yapışıyor, bebek olmuşmuş kucak isteme, yemeğini yedirme talepleri devam ediyor. Yani etrafta başka insanlar olsa dahi anneye bir yapışıklık başlıyor bu son dönemlerde, bebeğin gelmesine az kaldığını hissediyor :(

Bunun dışında yine faranjit olmuşum, doktor bir hap verdi pek fayda olmadı, geceleri uykusuz öksürüklü ve gündüz de kırık bir vücutla yıkılmadan ayakta durmaya çalışıyorum.

Ve tabi mide yanması. Doktorun verdiği ilaca rağmen (ki onun etkisi birkaç saat) gün içinde ve geceler boyu midem yanıyor. Dün gece bu yüzden neredeyse hiç uyumadım kendimi ejderha gibi hissediyorum ve arrrrgh diye bağırmak istiyorum. Gece çok zorlandığımdan bu gün doğru dürüst birşey yemedim ayrıca şu an çok açım.

Ağrılar, yürüyememeler falan onlar da var tabi, artık normali nasıldı unuttum :( Kimi zamanlar resmen sürünüyorum yerlerde. Özellikle yerde oturmuşsam kalkmam çok güç oluyor.

Son iki gündür falan Nova'nın hareket sıklığı ve hareketlerinin şiddeti azaldı gibi hissettim ve çok endişelendim. Dün haftalık doktor kontrolümüzde nst ye bağlı kaldım bir saat boyunca, anormal bir durum ortaya çıkmadı. Muhtemelen daha büyüyüp yeri azaldığı için daha az hareket etmeye başlamış. Kafası sağ tarafımda ayakları sol tarafımda olduğu için karnım daima yamuk görünüyor, hele bazen öyle geriniyor ki sağ ve sol kısımlar arasında neredeyse bir el kadar yükselti farkı oluyor.

Artık hazırlık anlamında pek birşey yapmıyorum, günlük ev işlerinden yapabildiklerimi yapabilirsem ne ala. Hatta derin dondurucu yemeklerini bile tüketmeye başladık o derece :( Yine de kağıttan bazı süsler ve ismini yazan bir banner gibi şeyler yapmak istiyorum. Bu hafta yapıp bitirsem iyi olacak, ayrıca bana moral verecek onları yapmak.

Sevgiler

31 Aralık 2014 Çarşamba

2. Gebelik Günlüğüm 36. Hafta

Aralık 31, 2014 16 Comments

Yılın son gebelik günlüğü yazısı ile karşınızdayım bugün, tabi umarım toplamda yazacağım son rapor olmaz. Oğluş biraz daha beklerse çok sevineceğim :))

Hemen üstteki görseli açıklayayım. Sezeryan için aldığımız tarih bu. Eğer bir sürpriz yapmazsa Nova'nın doğumu 21 ocakta olacak. O gün tam 39. haftanın bittiği gün. Gerçi Helo, onun için aldığımız sezeryan gününden 4 gün önce gelmeyi seçmişti ama sanki Nova o tarihi bekleyecek gibi bir his var içimde. Yine de  oğlak burcu olacağını (21 i kova oluyormuş sonradan farkettim öğrenen anne sağolsun, ama belki de erken gelip oğlak olur kim bilir) en başından beri biliyordum. Due date tarihim 27 ocak olmasına rağmen, kova burcuna geçmeden doğacağını hissetmiştim. Aynı şey kızım için de olmuştu. 23 mart doğumlu kızım da 2 gün erken gelseydi balık olacaktı ama onda da koç olacağından emindim. Şimdi bu durumda anne kız koç burcu, baba oğul oğlak burcu olmuş olacak ve doğum günlerimiz birbirine çok yakın olacak ne güzel ;)

Geçen haftaki yazımda belirttiğim üzre, bebeği döndürme operasyonu konusunda kararsızdım. Ta ki düne kadar. Hep dua ettim ve bekledim iç sesimi. Sonunda dün kendimden gayet emin bir şekilde hayır dedim. Onun seçimine bırakmam gerekiyordu ve bu işlemi düşündükçe içim huzursuz oluyordu. Bu sabah önce nst, ardından usg kontrolleri yapıldı. Üçüncü randevumuz döndürme yapacak dr ileydi. Onunla görüşmeye gittiğimde net bir şekilde istemediğimi, sezeryanı tercih ettiğimi söyledim. O da doğru karar vermişsiniz dedi ve bu tepkiyi vermesine çok şaşırdım doğrusu. Aynı şekilde düşündüğünü bilmeden önce, daha ilk gördüğümde bu doktora kanım kaynamıştı. Nedense önceki doktorda beni rahatsız eden birşey vardı. Bu daha genç biri ve meğer doğumu yaptıracak olan da (tabi planladığımız tarihte olursa) bu olacakmış. Bundan sonra her hafta olacak kontrollerde onunla görüşeceğiz.

Öyle rahatladım ki anlatamam. Bu yüzden gün boyu mutlu ve güler yüzlüydüm. Herhalde her zaman böyle değilim ki kızım gün içinde defalarca anne çok mutlu musun diye sordu. Evet dedim çok mutluyum :)

Oysa bu hafta biraz zor geçmişti. Kocam noel tatili nedeniyle 4 gün, bu gün de hastaneye gideceğiz diye, toplam 5 gün evde olmasına rağmen Helo'cum bir haftadan fazladır hasta. Öksürüyor, burnu akıyor, geceleri hep yanındayım, gündüz sürekli beni istiyor, mızmız... Valla bu hafta nasıl geçti neler yapmıştım hatırlamıyorum bile.

Artık yüzüm, ellerim ayaklarım şişiyor. Aynaya bakınca küçülmüş gözlerimi, şiş dudaklarımı beğenmiyorum. Hala göbek dışında kilom olmamasına rağmen hafiften bacaklarım ve basenlerimde de fark var. Ve en fenası kasıklarım çok ağrıyor, günün bir kısmını penguen yürüyüşüyle geçirmeye başladım. Oysa ilk gebeliğimde hiç olmamıştı. Dün göbeğimi telefondan gören annemin yorumuna göre göbeğim biraz aşağı düşmüş. 

Mide yanmalarım feci durumda. İlk gebeliğimde de çok olmuştu. Bazı hamilelerde hiç olmuyor ya bunun sebebini anladım bugün gelen maillerden. Diyor ki eğer bebek dik posizyondaysa mide yanması hissi daha yoğun yaşanırmış çünkü ağır olan kafa bölümü mideye yakın, daha çok baskı yapıyor. Kafa aşağıda iken daha rahat olurmuş. Sık ve az yemeyi tavsiye ediyorlar ama yanma hissinden yemek bile yiyemiyorum zaten. Kolayını bulsam hiç yemeden duracağım o derece.

Bu sıralar araları yakın olan kardeşlerin psikolojisi hakkında okuyorum. İlk karşılaşma, anne babanın tutumu gibi şeyler. Elbet kızımda bir alışma süreci olacaktır ama umarım psikolojisi fazla etkilenmeden atlatabiliriz. Ne tuhaf ilk bebekte araştırmalar bebek bakımına dair olurken, şimdiki çocuk psikolojisi oluyor :)

Ha sahi nasıl da unutuyordum. Bu güne kadar Nova'nın yüzünü net olarak görebilmiş değildim, sadece bir kere profilden görmüştüm o kadar. Bu gün rica ettim mümkünse göreyim diye ve gördümmm! Nasıl tatlıydı nasıl ve elini emiyordu cork cork diye. Gözleri de açıktı gayet net yüz hatlarını seçebildim :) Öyle mutlu oldum ki görünce, rabbim ne büyüksün.

Mutlu seneleeeer...

24 Aralık 2014 Çarşamba

2. Gebelik Günlüğüm 35. Hafta

Aralık 24, 2014 11 Comments
Ruh halimin gelgitlerle dolu olduğu bu haftayı bitirdiğime çok seviniyorum ama sanırım ki bundan sonraki haftalarda bu gelgitler devam edecek. Zaman az kalınca özellikle doğumun nasıl olacağı, Helo ile ilişkimiz, yapılacak şeylerin yetişip yetişmeyeceği gibi birçok şeyi yaşayana kadar kafamda kurup duracağımı, kah kendimi durdurmaya çalışıp kah dualar ederek karman çorman olacağımı adım gibi biliyorum. Bana huzur dileyin olur mu?

Bu haftaya dair anlatılacak çok şey oldu. Önce yemek mevzusundan bahsedeyim. Buraya yazdığım bir yazıyla derin dondurucu yemekleri konusunda tavsiye istemiştim. Öyle çok bilmediğim fikir edindim ki hepsini not aldım, cuma günü ve hafta sonu market alışverişleri ile malzemeleri tedarik ettik ve haftasonundan beri harıl harıl çalışıyorum. Hepsini yapabilmem mümkün olmayacak, malum ayrı bir derin dondurucum olmadığından yerim kısıtlı. Ben de en elzem olanlara öncelik vereceğim. Şu ana kadar kabak ve biber dolmaları, kuru köfte ve ekşili köfte için top köfteler, içiyle birlikte karnıyarıklar, haşlanmış fasulye ve nohut koydum. Daha yapacaklarım var listemde.

Onun dışında tüm ütüler yıkamalar bitti. Zaten bitmişti diyeceksiniz ama sürekli birşeyler aldık ve ben onları da yıkadım :) bir de oto koltuğu, puset anakucağı gibi şeylerin kılıfları da yıkandı. Ördüğüm battaniye bu arada biraz sekteye uğramıştı ona da hız verdim son parçanın dörtte biri bitti, bir haftaya bitiririm herhalde.

Gelelim asıl mühim mevzulara. Cuma ve cumartesi günü randevular vardı. Cuma günü doktor randevusunda doğum şekli konusunu netleştirecektik ama netleştirmek bir yana daha karışık bir kafa ile döndüm. Doktor tercihimi sordu sezeryan dedim, nedenini sorunca da çünkü dönmedi dedim ve iyi halt ettim :) 

İstanbuldaki doktorum sezeryan sonrası vajinal doğum (ssvd) konusunda, sakın maceraya gireyim deme sezeryanı seç demesine rağmen ben en başından beri ssvd ve sezeryana eşit mesafedeyim. Araştırdım ve korkmuyorum, daha ağrılı olan vajinal doğum da olsa, sezeryan da olsa, benim için ( acı anlamında düşünürsek) hiç farketmiyor. Canım tatlı değildir, acısa da ağrısa da elbet bitecek ve geçecek, üstelik her iki seçenekte de bir miktar acı illa ki var.

Beni asıl düşündüren ve kararımı vermemde etkin olan kızım. Kayınvalidemin doğum zamanı bir süreliğine (15 gün için) gelme durumu var ama ancak sadece doğum planlı gelişirse kızım için endişelenmeden durabilirim. Misal doğum tarihi bellidir, ondan iki gün önce biletini alırız, gözüm arkada kalmaz amaa... Aksi olursa işler fena. Vajinal doğumda hastanede olma süresi daha uzun olabilir (ilk vajinal doğum olacağına göre 24 saate kadar yolu var). Bu durumda kızım asla o kadar uzun süre hastanede duramaz, babasıyla evde kalsın desem ben tek başıma doğuramam. Belki doğum sonrası hastanede kalma süresi daha kısa olacak ama öncesi beni düşündürüyor. Burada herşey yolunda ise vajinal doğumdan sonra birkaç saat durup çıkıyormuşsun hastaneden. Her iki durumda da eve özel hemşire geliyor çünkü bir hafta boyunca.

Sezeryanda ise ameliyat süresi 2-3 saat diyelim. O sırada kızım babasıyla durur hastanede, sonra eve gidebilirler arada gelebilirler. Ameliyattan sonra uzun süre kalmam gerekse bile (ortalama iki günmüş) ben yalnız kalabilirim, sonuçta slovakyada iken de beş gün tek başımaydım hastanede. Gerçi onlardan ayrı durmak yine zor aklım hep kızımda olur ama sık sık telefon edebilirim.

Tabi bunların içinde en şahane olasılık da, mesela doğum evde başlamış ama ben anlamamışımdır, bi gidiyoruz açıklık 7-8cm olmuş hemen doğuruyormuşum ve hemen çıkıyormuşum hastaneden. O zaman tadından yenmez :) Ancak tabi ki bunun için bebeğin önceden pozisyon almış olması gerekiyor ki işte zurnanın dırt dediği yere geldik.

Bizim Nova oğlan dönmedi, dönmüyor. Doktor da dedi ki biz onu elle dışardan müdahale ile döndürebiliriz. External cephalic diye bir yöntem var, hollandada çok yaygın uygulanır, yüzde elli başarı şansı var, deneyebiliriz. Ama ama hiç ummadığım yerden geldi bu soru, ne diyeceğimi bilemedim. Riskleri var mı diye sordum, bebek tüm işlem boyunca gözetimde oluyormuş (kalp atışları vs) dolayısıyla birşey olmuyormuş, olma durumu varsa zaten yapılmıyormuş vs. Sonra eve gelince videolar izledim ve araştırdım, çok zor bir iş gibi görünmüyor, fakat hala karar verebilmiş değilim. Yine de 31 aralık gününe bu işlem için (yaptırmama seçeneğim de var) randevu aldık, o gün, önce nst ardından bu işlem ardından yine dr ile görüşüp doğum konusunda son kararımı bildireceğim. O zaman 36. hafta bitmiş olacak ve bu işlemin yapılması için son şansmış, daha sonraki haftalarda yapılmıyormuş.

Dr ile konuşurken biraz fazla alıngan davranmışım sonradan eşimin söylediğine göre. Eşim diyor ki, o sana, her ihtimal ve yöntem konusunda bilgi vermek zorundaydı, sen hemen etkileniyorsun ve kararlarının ardında durmuyorsun, yanlış anlaşılmasın diye ben de müdahale edemedim dedi. Evet öyle etkilendim ki ilk tansiyon ölçümüm yüksek çıktı, ateş bastı , kendimi suçlu hissettim falan. Halbuki çocuğum dönmemişse benim suçum ne, ah bu hormonlar. Normalde kendinden emin biriyim böyle pısırık yaptı beni. Tabi bunda hep gidişatı bebeğin seçmesini arzu etmemin de etkisi var, o durum belirsiz olunca haliyle ben de kararsız kalıyorum.

Benim için en büyük korku bebeğin kordona dolanmış olması, ki Helo'nun dönmemesinin sebebinin bu olduğu anlaşılmıştı doğumda. Tam 4 kez dolanmıştı ve belki de doğum normal olsaydı çok zorlanacaktık. Bunda da öyle ise diye korkuyordum ancak ertesi günkü usg kontrolünde (doktorla değil bu sefer uzman ile görüştük) buna özellikle bakmasını istedim. Çok şükür bebeğim dolanık değilmiş ve o da bu işlemden bahsetti. O gece araştırmalarım sonucunda öğrendiğim bilgileri de sordum. Bu işlem için ayrıca suyun miktarı ve rahmin yapısı da uygun olmalıymış. Uzman benim için bu değerlerde de sorun olmadığını, uygulamaya müsait bir yapım olduğunu söyledi.

Aynı kontrolde ayrıca diğer ölçümleri de (boy kilo baş vs) yapıldı Nova'nın ve hepsi haftasına uyan normal ölçülerde imiş. Hatta 38+4 de normale göre az kiloda doğan (2680gr) kızıma göre daha iyi bir kiloda. Elbette ki ultrasonda hatalar olabiliyor ama özellikle bu hamileliğimde, ilk hamileliğimdeki gibi özenli bir beslenme programına uyamadığım için yeteri kadar besleyemedim mi acaba diye korkuyordum zaman zaman. Neyse ki herşey yolundaymış çok şükür.

Şimdi aradan birkaç gün geçtikten sonra, external cephalic için kararım netleşmiş değil hala. Biraz daha oluruna bırakmak ve iç sesimi dinlemek istiyorum. Eşim sezeryanı seç desede aklımdan diğer seçeneği de tam atamıyorum, acaba böyle olmasında ilahi bir yönlendirme mi var yoksa şeytanın dürtmesi mi bilemiyorum tabi :))

Bir de bebek dönsün diye bazı hareketler alternatif yöntemler falan da varmış. Kızımda denemiştim biraz olmamıştı tabi. Şimdi ise external cephalicte yüzde elli ihtimal var ya, acaba denesem de olup olmayacağına göre karar versem, yoksa hiç denemesem de onun tercihini beklesem (olursa olur olmazsa olmaz) diye düşünüyorum. 

Bu yazıyı dün yazmıştım, gün geçtikçe ve insan sıkıntılar üzerine birkaç uyku ekleyince olaya biraz daha dışardan ve sakin bakabiliyor. Bu yüzden bugün moralim iyi, sıkıntılı değilim, hala kararsızım ama sadece bekliyor ve hayırlısını diliyorum. Üstelik bugün öğleden sonra başlamak üzere pazartesiye kadar eşim evde olacak. Oh çok mesudum biraz keyif ve eğlenceli birşeyler yapabiliriz 4 gün boyunca :))

Sevgiler



17 Aralık 2014 Çarşamba

2. Gebelik Günlüğüm 34. Hafta

Aralık 17, 2014 22 Comments
Bu günlerde kafamda bir sürü deli düşünceler dolaşıyor yine. İkinci çocuğu yapmakla iyi mi yaptım kötü mü yaptım, ülkemizdeki ve dünyadaki kötü haberlere bakınca hiç yapmamak daha mı iyiydi, Helo'nun değişen tavırlarını düşününce ikisini birden nasıl idare edeceğim, ertelenmiş heveslerimi bir gün gerçekleştirebilecek miyim ve ben şu an bu kadar yorgunken son haftalara kadar nasıl dayanacağım. Korkuyorum...

İkinci çocuğa karar verme aşamasında, tüm olumlu-olumsuz düşünceleri bir kenara bırakıp (maddi manevi yetersizlikler, ülke şartları... herşey) saf bir şekilde düşündüğünde, daha doğrusu düşünmek değil iç sesini dinlediğinde gelen cevaba göre hareket etmeli insan derdim hep ve benim için bu cevap evetti. Tüm varlığım onu istiyor, bekliyor ve ona da, ilk yavrum gibi herşeyimi feda etmeye hazırım. Bunu anımsayınca diğer tüm karamsar düşünceler dağılıyor, huzurum geri geliyor. Elbet var bir hayrı, elbet biz herşeyi bilemeyiz ve elbet hayatın kötü yönleri olduğu gibi güzellikleri de var.

Bu hafta mesela şahsen hiç tanışmadığımız bir anne için bir baby shower partisi düzenledik. Facebookta biraz moralinin bozuk olduğunu görünce, birkaç arkadaş toplaşıp sürpriz yapmaya karar verdik ve onun için günlerce hazırlık yaptım. Çok yoruldum ama farkettim ki ben insanları memnun etmek için uğraştığımda, onlara faydalı olmak istediğimde müthiş neşeli ve enerjik oluyorum. Ne kadar uzun zamandır ailemden başka birileri için bunu hissetmemişim. Dolayısıyla bu hafta yorgun olsam da daha keyifli geçti.

Artık ellerim ve ayaklarım şişmeye başladı, sürekli bir mide yanması çekiyorum ve pelvik ağrıları gerçekten zorluyor. Özellikle akşamları yürüyemeyecek duruma geliyorum. Gece uykularım pek iyi sayılmaz, gündüz dinlenmelerim zaten yok. Üstelik kızım biraz daha huysuz bu günlerde :( Ona yetemediğimin farkında ve dolayısıyla daha fazla ilgi bekliyor benden.

Bu hafta yapılacak işler konusunda çok yol katettik nihayet. Yarım kalan perde de dahil tüm ütüler bitti, hastane çantası hazırlandı, alt katın camları silindi, ekstra ikea alışverişi yapıldı kuruldu. Şimdilik alınacak birkaç ufak eksiğimiz var ve biraz da süsleme işleri. Yatakların çarşaflarını falan da sermedim tozlanmasın diye daha erken zaten. Ayrıca bir saatlik iş her zaman yapabilirim. Bir de bu sefer derin dondurucuya önceden yemek hazırlayıp koysam iyi olacak. İlk doğumdan sonra çok aç kalmıştık :)

Cuma günü doktor ile görüşeceğiz ve umuyorum ki doğumla ilgili bazı konular netleşecek. Cumartesi günü usg kontrolü olacak çok heyecanlıyım göreceğim için oğlumu, umarım iyi pozlar verir :)

Karnım gerçekten kocaman top gibi oldu artık, daha da şişeceğini düşünürsek hayal edemiyorum nasıl olacağını. Hareketlerim çok zorlaştığı için artık sabretmekte zorlanıyorum, biliyorum daha zaman var ama nasıl geçecek onu bilmiyorum. Sabah 7 de başlayıp akşam 8 e dek süren full aksiyonlu günler öyle uzun geliyor ki geçmek bilmiyor, eh geceleri de pek hızlı geçtiği söylenemez tabi.




Fotoğraf düne ait. Bugün henüz canlanamadım. Şimdi bu yazıyı bitirip kendime gelsem iyi olacak.

11 Aralık 2014 Perşembe

2. Gebelik Günlüğüm 33. Hafta

Aralık 11, 2014 6 Comments
Derin bir pheeeew çekerek başlamak istiyorum yazıya. Ne haftaydı ama, kafam sersem gibi vücudum isyanda ve zaman geçmek bilmiyor.

Dün ne yaptığımı bile hatırlamakta zorlanıyorum şu an değil geçtiğimiz bir haftada ne yaptığımı hatırlayayım. Hatırlamak için önceki yazıya bakıyorum, şunu yapsam iyi olur dediklerimi yapabilmişim mi acaba diye. Camları silecekmişim, hayır duruyor. Perdeler yıkanacakmış evet yıkandı. Onları genelde ütülemezdim bu sefer ütülemeye karar verdim ve hala bekleyen tek parça hariç hepsi yıkanıp ütülendi. Amma da büyükmüş ütüle ütüle bitmediler. Hastane çantası daha hazır değil artık bu hafta sonu bu işi bitirmeliyiz dedik işimle, eksikleri almamız lazım. Bir de bir kez daha ikea yolu daha gözüktü onu yapmamız lazım. Bebek kıyafetlerinin ütülenmesi bitmedi ama yenileri de geldi. Hafta sonu H&M den aşağıdakileri (ve fotoğrafını çekmediğim bir miktar daha) kıyafet aldım, dün de C&A nın internet sitesinde sadece düne özel ekstra indirim varmış, ordan da aldım. Hepsini birden yıkar ütülerim artık.
Bu ülkede hastane çantası olayı biraz farklı imiş. Bize gelen bir kitapçıkta hastane için yanımızda olması gereken malzemeler listeleniyor. Bir kocaman koli medikal malzemeler var. İçinde pedler, yatak koruyucuları, steril sabun, bebeğin göbeği için klips, alkol, bandaj malzemeleri gibi. Bu koliyi genelde bağlı olduğunuz sigorta şirketi ücretsiz gönderiyor. Eğer sigorta yoksa bebek mağazalarında hazırlanmış olan böyle kolileri satın alıyorsunuz. 

İkinci ihtiyaç da pek tabi ki bebek ve anne kıyafetleri. Bebek için 6 takım iç ve dış giyim ve dışarı çıkarken giymek için mont/tulum gibi şeyler tavsiye edilmiş. 6 takım bana çok geldi doğrusu :) Kişisel ihtiyaçlardan da tek kullanımlık donlar hariç çoğu tamam :)

Bir de hastaneden eve gelince uyulması gereken kurallar var. Hastanede kalındığı günler de dahil toplam 8 gün boyunca eve yardımcı hemşire gelecek (bunu ayrıca yazacağım). Kurallardan biri annenin yatağının en az 70cm yükseklikte olması. Yatak odamızdaki yatak da, misafir odasına koyduğumuz tek kişilik yatak da 45cm'i geçmiyor. Bunun için yatak yükseltici ayaklardan temin etmemiz lazımmış. Neyse ki kiralanıyormuş. İşte böyle ufak ufak ama zaman alan bir sürü iş var daha.

Bu hafta Helo yine epey zorlamaya başladı. Biraz sümük-öksürük süreci geçirdik, geceler gündüze karıştı, huysuzluklar tavan yaptı ve ben yorgunluktan mahfoldum. Akşama doğru pelvik ağrılarım çok artıyor yürüyemiyorum bile. Gece ağrıdan uyuyamıyorum ama dinlenebilmiş isem genelde sabaha ağrısı geçmiş oluyor.

Gelelim Novadünya'ya. Birazcık pozisyon değiştirdi ayaklar yukarı geldi ama tam değil. Kafa sağda, ayaklar solda popo aşağıda u şeklinde duruyor. Bakalım dönebilecek mi. Hareketleri çok sertleşti öyle ki bazen aklım gidiyor çıkıverecek diye. Dün akşam yine epey zorladı çok korktum. Artık dışardan karnım yamuluyor ve titreşimleri gayet belirgin :) 

Bu günlerde artık hareketlerim epey zorlandığı için zamanın hızlı geçmesini istiyorum ama sonrası için de hazır mıyım hiç bilmiyorum. Daha bunları düşünecek zamanım olmadı. Şimdilik sadece günü kurtarmaya çalışıyor gibiyim, planlara uyamıyorum zaten. Her gün ne pişireceğim sorusu bile bu şapşallaşmış kafam için epey büyük bir mesele :)

Ha aklıma gelmişken yazayım, haftalar önce bir yazımda bu hamileliğimde aptallıklar yaşamadım demiştim ondan sonra ara sıra oluyor. Mesela şu an aklıma gelen farklı zamanlarda iki kez ocağı açmadan çorba yapmaya çalışmam. Katıştırıyorum karıştırıyorum bir türlü kaynamıyor ve ben ocağı açmadığımı gayet uzun süre sonra farkediyorum :) Bir de dışarda dürüm döner yediğimiz bir gündü. Bitiremediğim dürümü paket yaptım çantama koyacaktım ama sonra noldu bilmiyorum, çöplerin içine atmışım :/

Sevgiler


4 Aralık 2014 Perşembe

2. Gebelik Günlüğüm 32. Hafta

Aralık 04, 2014 14 Comments
Haftalık yazıyı dün akşam yazacaktım aslında ama bugünkü midwife kontrolünü de yaşayıp yazıya dahil etmeyi bekledim. 

Son birkaç yazımda belirttiğim gibi bu hafta kızımın psikolojik gelgitleri beni çok zorladı. Öyle ki aklımın başından uçtuğu, cinnet noktasına geldiğim, kalbimin küt küt attığı ve sadece ağlayarak sakinleşebildiğim anlar yaşadım hamilelik dönemim boyunca ilk defa. Dün ve bugün biraz daha ılımlı olmaya başladı ve şimdi daha iyiyim çok şükür. 

Bu hafta hazırlıklar anlamında biraz daha yol katettim denebilir. Dolapların kurulumları bitti, yerlerine kondu. Elimdeki eşyaların hepsi yıkandı çoğu ütülendi (az biraz var hala), bir de yeni alacaklarım olacak ama onların hepsini doğum öncesine yetiştirme telaşım yok artık. Yapabilirsem yaparım ama elimde acil durum için hazır eşyanın olması şimdilik beni rahatlatıyor. Tabi bunlar dışında evin temizlenme işi var ki daha hiç girişmedik, bu hafta sonu biraz başlarız sanırım. En azından tüller perdeler camlar falan.

Önceki hamilelik yazılarımda 31. haftadan itibaren ellerimin şişmeye başladığını yazmışım. Şimdikinde böyle bir değişim olmadı henüz. Hala parmağıma tam olan alyansımı çıkarmadım mesela. Bu sabah tartıldığımda +7 kg da olduğumu gördüm.   Herhalde sonunu maksimum +10 gibi tamamlarız. Tabi sonu ne zaman olur bilemiyorum. Zira bu hamileliğimde kasılma ve ağrıları daha yoğun yaşıyorum.

Bugünkü kontrolde bu endişemi dile getirince, normal olduğunu söyledi ebe. İkinci hamilelik olduğu için rahim kasları biraz daha farklı durumda oluyormuş ilkine göre. Daha hassas oldukları için sonraki gebeliklerde daha yoğun yaşanıyormuş bu hisler. Öyle nefesimi kesen sancılar yaşamadım henüz ama genel olarak daha sıkıntılıyım. Zaten ilkinde hiç sancı çekmemiştim nasıl birşey olduğunu da kestiremiyorum. Şimdi bu ağrıları hissettikçe de acaba zamanından önce mi gelecek diye evhamlanıyorum doğrusu. İçimde yılbaşını beklemeyecekmiş gibi bir his var :( Umarım vaktini bekler.

Güya ben Hollanda'da ebelik sitemi ile ilgili bir yazı yazacaktım ama yazamadan sonuna geldim. İlk doğum sezeryan olunca hamileliğin bu haftasına kadar, değilse sonuna kadar ebe kontrolünde oluyor gebeler. Bugün gittiğimiz son ebe kontrolümüzdü ancak doğum sırasında ve sonrasında evde yine görüşecekmişiz. Bundan sonra hastane kontrolleri olacak, bir sonraki 19 aralıkta. 

Kontrolde Nova'nın hala dönmediğini teyit etmiş olduk (ben hissediyordum zaten). Belki son 4 haftadır bu şekilde, bazen aşırı çaba sarfediyor ama başaramıyor sanırım. Helo da 30lu haftalardan itibaren dikey duruyordu ve hiç dönememişti. Bu da dönmeyecek gibi bir his var içimde ancak kendimi tuhaf hissediyorum. Bende mi bir sorun var acaba neden dönmüyor bebeklerim diye :( Gerçi her iki gebeliğim çok farklı seyretti, Helo'da daha çok dinleniyordum, çocuk yerçekimine maruz kalamadı mı acaba diye düşünsem de bunda hiç oturmadım. Dolayısıyla yerçekimini bol bol hissetti, belki bu da suyum fazla diye fırfır dönmekten kordona dolandı :( Yakında bir usg kontrolü olacak o zaman kordon dolanmış mı diye bakılır dedi ebe.

Onun dışında gümbür gümbür kalp atışları ve normal tansiyonumdan ötürü bizi iyi buldu ebemiz. 


Bu fotoğrafı geçenlerde instagramda paylaşmıştım. Önden ve arkadan fazla belli olmayan yan dönünce birden bire ortaya çıkan kocaman bir göbeğim var. İçinde de şu anda yazarken tepinerek size el sallayan bir kuduruk oğlan :)

Sevgiler

27 Kasım 2014 Perşembe

2. Gebelik Günlüğüm 31. Hafta

Kasım 27, 2014 4 Comments
Bu hafta biterken, aynı zamanda kasım ayının da bitiyor olması nedeniyle biraz daha gerginim. Due date tarihi 27 ocak olmasına rağmen, ben ocak ortalarından itibaren herşey olabilir diye düşündüğüm ve kafamda hep ocak başına kadar tüm hazırlıklar bitse iyi olur dediğim için, kasım ayı bitince geriye sadece 1 ayım kalacak diye bu gerginliğim. Oysa hafta olarak sayarsak daha 9 hafta var ohooo çok var gibi geliyor. Yine de ocak başına kadar bitirebilirsem çok daha rahat edeceğim.

Bu amaçla geçtiğimiz hafta elimdeki herşeyi yıkama ütüleme işine başladım. İki makine yıkanıp ütüledim, tabi Helo'nun taleplerinden dolayı on kere fişi çekip takmaktan normal süresinden daha uzun sürdü ama neyse. Sanırım elimdekiler iki makine daha tutacak. Daha kıyafet alışverişi yapmam lazım ama kış indirimlerini bekliyorum. Yakında başlar umarım. Onun dışında indirime maruz kalmayacak eksikleri de alıyoruz biraz biraz. Bir de tabi onların yerleştirilme işi var, şimdilik herşey kutularda veya ortalıkta gibi.

Elimde bir tane alışveriş listesi var, bize verilmiş olan bir kitapçıktan çıkmıştı. Buna göre bebek ihtiyaç malzemeleri arasında 15 tane müslin bez bulunuyor. O kadar çok bezi ne yapıcam bilmiyorum ama hafta sonu aldık yine de 15 tane. Burda muslin ürünler oldukça yaygın ve sanırım Türkiye'ye göre daha ucuz. Ancak Aden&Anais'in bir müslin battaniyesi var ki içim gitmesine rağmen tek bir battaniyeye 60€ civarı para vermeyi göze alamadım henüz. 

Bir de organik bir bebek banyo-bakım seti buldum ki şahane. Kruidvat isimli mağazanın kendi ürettiği organik ürünlerin fiyatı 2.99€ (neredeyse her seçenek bu fiyatta, şampuan, bebe yağı, krem vs). Bunlar Chicco'nun Pure Baby ürünleri ile aynı ecocert organik sertifikasına sahip. Helo'ya chicconun ürünlerini 10€ civarından alıyordum, bunlar ne kadar da ucuzmuş. Bir de kıyaslamak için iki farklı ürünü de amerikan kökenli bir markadan aldım ki bunlar da pahalı olanlardandı. Deneyip görelim bakalım.

Geçen hafta acısını çektiğim bel tutulması her gün biraz azalarak 4. günde tamamen bitmişti çok şükür. Şimdilerde yine ara ara yoklayan mide yanmaları ve pelvik ağrılarımla meşgulüm. Artık yataktan kalkamadığımı ve sağa sola dönmemin çok uzun sürdüğünü de söyleyebilirim.

Novacım ise umarım iyidir, gerçi hareketleri gayet yoğun ve güçlü bu aralar. Tekmelerini attığında yatağı titreştiriyor o derece. Geceleri kimi zaman uyutuyor, kimi zaman uyutmuyor hala. Ve pozisyonu da değişmedi yan yatıyor. Daha vakit var ama merakla bekliyorum dönmesini.

Geçen hafta desteksiz çocuklu bir hamile olmanın çok zor olduğunu söylemiştim. Burada neye göre zor olduğunu vurgulamak lazım. Genelde ikinci gebeliklerde kıyaslama ilk gebeliğe göre (yani çocuksuz hayattaki gebeliğe göre) yapılır ve elbette ki büyük fark var. Zaten anne olduktan sonra hamile olmadığımız zamanlarda bile çocuksuz hayattaki rahatlığa sahip değiliz. Dolayısıyla farklı bir süreç olacağını önceden göze almak lazım. Elbette ki daha zor ama bunu farkettikten sonra insan çok şikayetçi olamıyor. Bu günlerde eşim çok iyi idare ediyorsun dayan az kaldı diye bana gaz veriyor ama, içimden "bana az kaldı deme daha bir sürü işim var" diye bağırıyorum. Evet enerjimi gün sonuna kadar kızıma ve eve yettirebiliyorum ama bu ekstra işleri yapmaya kalmıyor. Belki kafama fazla takıyorum ama aniden doğum yapmışım ve bebeğime giydirecek birşey hazırlayamamışım gibi abuk sabuk kabuslar görüyorum :( Bunda hep yarın şu işi yapıcam deyip de çıkan beklenmedik işler yüzünden programlarıma sadık kalamayışımın getirdiği belirsizlik hissinin suçu da var.

Haftaya daha çok tickli işler yazabilmek ümidiyle.

Ve elbette ki sağlık olsun, gerçekten ve tüm kalbimle...



19 Kasım 2014 Çarşamba

2. Gebelik Günlüğüm 30. Hafta

Kasım 19, 2014 9 Comments
Geçen hafta ne kadar sevinçliydim değil mi? Artık haftalar otuzlu rakamlara geçti daha hızlı geçecek diye. Gerçekten de hızlı geçti ta ki düne kadar. Son 24 saattir durumum fena.

Bu hafta keyfim yerinde, bacaklarımın kasığa yakın yerleri ağrıyor ama olsun o kadar derken, kendime nazar değdirdim herhalde. Bu arada o ağrıların kas ağrısı olmadığını farkettim. Çünkü hiç bir şekilde  masaja tepki vermiyorlar. Galiba ağrıyan kemikler diye düşünmeye başlamıştım ki, bu gün okuduğum bir yazıda onların pelvik kemiği olduğunu ve zorlandığı için ağrıdığını öğrendim. İlk hamileliğimde böyle bir ağrım hiç olmamıştı. Sadece bilgisayar başında çok oturup çalışmam gerektiği için kuyruksokumu kemiğim ağrıyordu uzun süre oturduğumda. Şimdi ise oturmak bir lüks.

Ne diyordum, kendime nazar mı değdirdim, soğuk mu aldım yoksa Dila'yı kaldırırken mi incittim bilmiyorum (hala kaldırıyor musun demeyin lütfen ikinci hamilelik bambaşka bir tecrübeymiş) belimde bir tutulma oldu. 5 derece dahi bükülse feci acıyor (hani boyun tutulur da döndüremeyiz ya öyle), ne yürüyebiliyorum ne oturup kalkabiliyorum. Yürümem gerektiğinde öyle zorlanıyorum ki gören sancısı tutmuş doğuma giden bir hamile zannedebilir. Nitekim yemek yapamadığım için dışarı çıktık ama feci zorlandım. Oysa bu hafta içinde, bu zamana kadar yaşadığım en yoğun mide yanmaları (neredeyse 24 saat kesintisiz) ve pelvik ağrılarından dolayı uykusuz gecelerimden şikayet edecektim. Noldu peki, bu son acı ile hepsini unuttum, onlar hiç birşeymiş meğer.

Şimdi bu yazıyı yazarken dinleniyorum, umarım yarın geçmiş olur.

Hazırlıklar konusunda kafamda her gün şunları şunları yapıcam diye plan yapsam da, hiç birini yapamadım yine. Bir tek eksik mobilyaları aldık, yarısı kuruldu, yarısı duruyor. Artık bu bir iki hafta içinde en acil eksiklerimi tamamlayıp, çantamı hazırlasam iyi olacak. Her ne kadar kafamı rahat tutmaya çalışsam da ya erken gelirse naparım evhamı basıyor ara sıra. Bunda geçtiğimiz haftanın prematüre farkındalık haftası olmasının da etkisi var. O kadar çok görsel/yazı gördüm ki olumsuz anlamda epey etkilendim :( E destekçi kimse de olmayınca içime sıkıntılar basıyor. Gerçi iki arkadaşımızdan destek sözü aldık ama... Allah razı olsun böyle bir teklif bile insana bir nebze huzur veriyor. 

Fakat yine de yakınında anne-abla-kayınvalide gibi yakınların olmasından çok farklı bir durum bu. Çocukların arası yakın olunca desteksiz sürdürülen ikinci gebelik hiç de öyle kolay değilmiş. Bu günlerde bunu iliklerime kadar hissediyorum ve ilk gebeliğimi düşündükçe Allahım ne kadar rahatmış, ne çok boş vaktim varmış, ne kadar salakmışım diyorum. Çünkü o zaman bile işlerimin yoğunluğundan yakınıyor, yetişemicem diye veya olur olmadık şeylere evham yapıyormuşum peh.

Bizim Nova oğlana gelecek olursak, Perşembe günü yaptığımız ebe kontrolünde sesini duyup iyi haberlerini aldık yine. Parmağımdan alınan birkaç damla kanla hemen o anda hızlı bir demir testi yapıldı, perfect çıktı :) Bebeğin durumu da perfect'miş. Şu anki pozisyonu kafa sağda olmak üzere yatay durumda. Galiba dönmeye çalışıyor bazen çok zorluyor ama daha başarabilmiş değil:( Bakalım dönebilecek mi? Helo hiç dönemediği için aklıma acaba bu da mı kordona dolandı diye endişeler geliyor. İki hafta sonra usg kontrolü olacak (yuppi) çok merak ediyorum oğlumu.

Daha anlatacak çok şeyim var ama artık onları da ayrı bir yazı olarak yazarım. Şimdilik hoşçakalın.

13 Kasım 2014 Perşembe

Nasıl Olursa Olsun Annemin Elinden Olsun

Kasım 13, 2014 6 Comments
Hamileliklerimin ikisinde de aşerme olayını  neredeyse hiç yaşamadım. Aşermenin bilimsel açıklamasına göre, eğer vücutta ihtiyaç duyulan vitamin, mineral vs ne olursa, beyin bunu farkeder ve ilgili yiyecekleri talep edermiş. Yani aşermek bu açıdan bakınca gayet olumlu bir şey; vücudunun düzgün çalıştığı anlamına geliyor. İhtiyaçlar saptanıyor ve giderilmesi için böyle bir arzu doğuyor, şahane. 

Aslında muhtemelen hamile olmadığımızda da çalışıyor bu mekanizma. Fakat herhalde vücudumuzun sinyallerini fazla dinlemiyor ya da günün telaşesinden uyarıları zamanla köreltiyoruz. Ancak benim çok iyi emin olduğum bir şey var ki hastayken bunun ayrımına vardığımı biliyorum. Hastayken canımız bazı şeyleri ister bazılarını istemez ya, muhtemelen o zaman düzgün ve güçlü bir şekilde çalışıyor veya algılarımız açılıyor.

Bir de iştahsız çocuk anneleri bunu sıkça tecrübe eder. Carlos Gonzales der ki, çocuk neye ne kadar ihtiyacı olduğunu bilir, gerektiğinde talep eder hiç zorlamayın. Demek ki daha doğuştan gelen yaşamsal bir güdü bu.

Bu durumda aşermiyor oluşumun açıklaması vücudumun ihtiyaç duyduklarını yeteri kadar alıyor olmam. Gerek kullandığım(ız) haplarla gerek hamilelikte sağlıklı beslenme kurallarıyla dengeyi tutturmuşuz demek ki. Ancak yine de bu kadar kontrollü olmanın beni rahatsız eden bir yanı var. Acaba aşerseydik de canımızın çekmesi geçene kadar yeseydik daha mı dengeli olurdu?

Hangisi daha iyi tartışmasını bir yana bırakacak olursam, ben bu aralar başka bir türde aşerme yaşıyorum. Geçtiğimiz bayramlarda da oldu aynısı. Aşure ayı nedeniyle hergün birkaç posta aşure fotoğrafı görmekten, canım aşure çekiyor ama herhangi birini değil. Fotoğrafları gördüğümde aklıma gelen annemin aşuresinin tadı. Bayramlarda da annemin cevizli baklavasını aşerdim. Sonuçta burda da bulabilirim o tatlıları ama canım onları istemiyor, illa ki o alıştığım tat, annemin elinin lezzeti olacak.

Sanırım bu durum bedensel değil de duygusal aşerme oluyor :(


12 Kasım 2014 Çarşamba

2. Gebelik Günlüğüm 29. Hafta

Kasım 12, 2014 2 Comments

Nihayet 20li haftaları bitirdik bugün ve rakamlar 30'a dönüyor çok mesudum. Doğrusu her ne kadar şikayet edilecek bir durum yaşamasam da (Allahıma şükürler olsun), hamilelik süreci bana çok uzun ve sıkıcı geliyor. Sonrası daha güzel sanki. İlk gebeliğimde de böyle hissediyordum bunda da aynı şekilde. Bu günlerde ise sabırsızlığım yine gündemde :)

Son birkaç haftadır moralimdeki dalgalanmalar bu hafta son buldu ve kendimi daha keyifli hissediyorum. Fiziksel olarak yine yoruluyorum ama moralim iyi olunca amaaan yatınca geçer elbet deyip kafama daha az takıyorum. Her ne kadar sırtımda ve belimde ağrılar şeklinde kendini gösterse de... Fakat bu haftalarda kafam uçmaya başladı artık. Ne yapacaktım, ne yapmam lazım, dün ne yapmıştım, haftasonu nereye gitmiştik hatırlayamıyorum. Böyle olunca da bebek hazırlıklarına dair tüm işler hala beklemede. Bugün artık kendime geleyim diye bir liste yaptım yoksa unuta unuta yolun sonuna gelmem mümkündür :)

Geçtiğimiz cumartesi buradaki türk arkadaşlarımızı kahvaltıya çağırdım. İnstagramda gördüğüm gibi şımşıkıdık sofra hazırlayamadım ama hergünkünden daha özenli bol çeşitli bir kahvaltı hazırlamak çok iyi moral ve gaz verdi doğrusu. Birazcık yoruldum ama olsun, bazen insanın isteyince yapabileceğini görmeye ihtiyacı oluyor, saldıkça daha da salınıyor. İçimde yatan misafir gelmeden önceki Türk kadınının gücünü yeniden keşfettim ;)

Gelelim Nova oğlana, maşallah hala kıpır kıpır, aman ben pozisyon alayım da ablam gibi annemi kızdırmayayım diye düşünmüyor hiç. Günün her saatinde farklı bir bölgede, farklı bir şekilde yatıyor. Mesela şu anda sağ tarafımda, kafası yukarda ayakları göbek deliğine yakın bir yerlerde. Yarın ebe kontrolümüz olacak bakalım ne diyecekler pozisyonu konusunda.

Bu hamileliğimde göbeğin yapısı şekil itibariyle oldukça farklı ilerliyor. Gerçekten erkek çocuklarında karın daha sivri oluyormuş. Siluet olarak önden ve yandan durduğumda fark belli oluyor. Ön siluette neredeyse hiç göbeğimin olduğu belli değil ama yan dönünce devasa bir şekilde ortaya çıkıyor. Bir de göbek ilk hamileliğe göre daha aşağıda. Meğer ikinciler öyle olurmuş. İlk gebelikte göğsün hemen altındaydı şişkinlik bunda ise göbek deliğim civarı ve onun altında. Bebeğin aşağı inme zamanı geldiğinde (ilkinde bunu yaşamadım, hiç inmemişti çünkü) ne olacak merak ediyorum.


5 Kasım 2014 Çarşamba

2. Gebelik Günlüğüm : 28. Hafta

Kasım 05, 2014 6 Comments
Önceki hafta yazısına bakmasam kaçıncı haftada olduğumu unutacak yoğunlukta günler geçiriyorum. Gün içinde yapacak ve düşünecek çok şey var. Üstelik sanki hiç yol alamıyorum gibi hissediyorum. İlk hamileliğimde saatlerce bebek arabası, yıkanabilir bez, bebek yatağı nasıl olmalı gibi şeyleri araştırırdım. Şimdi eşim diyor mesela şu siteye bak indirim kuponumuz var, ama ben bakana kadar zamanı doluyor ve tam anlamıyla hiç inceleyemiyorum :( Bu hafta sonu da bu anlamda pek bir gelişme kaydedemedik. Baby Park isimli kocaman alışveriş merkezleri var Hollanda'da. Kaç haftadır gideceğiz gidemiyoruz. Pazar günleri kapalıymış ve her cumartesi de bir aksilik çıkıyor, darısı bu cumartesinin başına :)

Bu haftaya dair tek ilerleme oto koltuğu almamız oldu. Tabi onu da ben değil eşim araştırdı. 0-12kg için Helo'dan kalma bir koltuğumuz zaten vardı ama bir tane daha almaya karar verdik. Şekli itibariyle çok dar ve çukurdu. Normalden ufak doğan kızım bile 3. ayda sıkışmaya başlamıştı. Üstelik bu kış bebeği olacak (kalın giyinecek) bir de olabildiğince uzun süre kullanmak istiyorum diye daha geniş duran modellerden bir Maxi Cosi oldu şimdiki. Tabi ki ikinci el :) Yaşasın ikinci el pazarı gayet temiz bir ürün çıktı aldığımız.

Önceki yazıda söylediğim üzere geçtiğimiz cuma günü hastaneyle ilk görüşmemizi yaptık. Doktorumla tanıştık, kaydımızı yaptılar. Odasında usg olmasına rağmen yine elle kontrol etti karnımı ve sesini dinledik o kadar :( Bunca zamana geldik daha hala yüzünü bilmiyorum oğlumun. Eliyle yoklamasına göre ebatları normalmiş (buraya şaşırmış ikon koymak isterdim). 

O gün sabahtan beri biraz duygusaldım, hatta bu hamileliğin ilk ağlak anlarını yaşamıştım sabahında. Doktor nasıl hissettiğimi sorunca yorgun ve üzgün hissettiğimi söyledim ve biraz da ağlar gibi oldum karşısında. Kızım o gün hiç durmamıştı ve o anda yanımda da sürekli müdahale ediyordu, çok gerilmiştim. Sonradan galiba tüm hamileliğimi depresif  geçirdiğimi sanmış olabilir diye düşündük eşimle ama napıyım o an öyleydim. Doktor vajinal doğumun en sağlıklı olduğunu, mecbur kalmadıkça yapmadıklarını, ilki sezeryan olsa bile mümkün olduğunu falan anlattı. Benim fikrimi sordu ve kararsız olduğumu söyledim. Bir sonraki görüşmemiz 19 aralıkta olacak (ondan sonra da hep orda galiba son bir ay kalmış oluyor) o zamana kadar karar verebilirmişim. O tarihe kadar da yine ebelere devam edeceğiz ki yakın zamanda bir görüşmemiz daha var.

Helo da artık bu kontrollerden sıkılmaya başladı galiba hep gidiyoruz diye. Malum yanımızda taşıyoruz bırakacak kimse yok.

Bu haftaya kadar kilom sadece +6 şimdilik. Yorgunluktan ve karnımın basıncından olsa gerek kasıklarım ağrıyor. Aslında daha doğrusu bacağımın iç tarafındaki başlangıç yerleri ağrıyor. Tam kasık olmuyor galiba orası. Şöyle 4-5 parmak kalınlığındaki bölge. Gece de gündüz de çoğunlukla var sızısı. Hiç oturmadığımı zaten hep söylüyorum değil mi?

Novacımın hala yeri bol herhalde fır fır dönüyor olmalı. Her tekme seansında başka bölgeden girişiyor. Şaşıp kalıyorum daha demin buradaydın ne çabuk döndün diye. Eğer fazla tekmelememesini hoşlantı olarak yorumlarsam, sağıma yatmamı daha çok tercih ediyor sola göre. Ablasının yatağında ise hala kuzu gibi oluyor. Hep orda yatmasam gıkı çıkmayacak belki sıpanın, yandım ki ne yandım :)

Ha unutmadan söylemeliyim, bir daha kramp olmadı. O yazıma gelen yorumlardan sonra sütümü de muzumu da arttırdım ondan mı acaba? İnşallah yine olmaz. Haydi şimdilik hoşçakalın.




30 Ekim 2014 Perşembe

2. Gebelik Günlüğüm 27. Hafta

Ekim 30, 2014 23 Comments
Bazen düşünüyorum, ülkemizde onca şey olurken ben gebeliğimi yazıyorum, sanki başka önemli birşey yokmuş gibi. Etrafta sayısız hamile, sayısız anne var; çoğu benim gibi düzenli kayıt almıyor, bende bir anormallik var herhalde diye dertleniyorum. Fakat içsesim yaz diyor, kim ne derse desin, aklım ne denli şaşırtırsa şaşırtsın. Bu yüzden yazmaya devam edeceğim. Hem ailem de gebeliğimin detaylarını buradan öğreniyor.

Bu hafta fiziksel olarak biraz daha keyifli geçti. Helo gündüz uyumuyor (artık geri döndürmekten de vazgeçtim) ve bu yüzden akşamları öyle yorgun oluyorum ki sızıp kalıyorum. Epey derin uyuyor olmalıyım tekmeleri bile duymuyorum gece boyunca, ya da Novacım da benim gibi yorulup uyuyor bilemeyeceğim. Tabi hala gecede en az bir posta uyanıyoruz ancak tek seferde deliksiz 4-5 saat uyuyunca iyi geliyor.

Ayrıca bacak kramplarım başladı. Bir kere aynı bacağımın aynı noktası üstüste kasıldı. O kadar acımıştı ki üç gün boyunca yürürken o kısım acıyordu. Sonraki gece diğer bacak oldu. Böylece birkaç gün iki bacak ağrısıyla dolaştım. Krampları azaltmak için magnezyum hapı satın aldım ama bir kere içtiğim gece olunca bir daha içmedim.

Bu hamileliğimde karnımın büyüklüğünden mi yoksa oğluşun yaramazlığından mı bilemeyeceğim kasılmalarım erken başladı. Bu hafta çok kere karnım taş gibi sertleşip acıdı. Özellikle 1-1,5 saat yürümüşsem o sürenin sonunda göbeğin tüm yüzeyinde sancı hissediyorum. Baby Center da bu hafta bu kasılmaların başlayacağını söylüyor ve eğer bir saat içinde 4 kez olursa bunu acil durum olarak belirtiyor.

Geçtiğimiz haftasonu hazırlık anlamında pek bir gelişme kaydedemedik. Biraz alışveriş yapmak istedim ama birşey alamadan döndüm. Türkiyede de öyle midir bilmiyorum ama tek parça kıyafetler ortalama 10-15€ bana çok pahalı geliyor. Sanırım bu ay içinde indirimler başlar o zaman hem Helo hem de Nova için kıyafet stoklamam lazım.

Geçen haftaki yazında hastaneyle randevumuz olacağını söylemiştin. Randevu yarın bakalım ne olacak. Amsterdam anneleri facebook grubunda, benzer durumdaki bir anne ile yazıştık. O benden birkaç hafta ileride ve ondan sezeryan istiyorsa karar vermesini istemişler. Doktor durumumu nasıl değerlendirecek çok merak ediyorum.

Bu hafta tecrübeli annelere danışmak istediğim bir konu var kafamı kurcalayan. Şimdiki evimizde yeteri kadar oda olması ve evin katlı olmasından dolayı bu kararsızlığım. Helo doğduğunda ayrı bir odamız yoktu ve mecburen yatak odamızdaki beşiğinde (hatta bir dönem bizimle aynı yatakta) uyumuştu. Şimdi Helo ayrı odada uyuyor bu durumda onun minimum etkilenmesi için 

- Nova'ya boş odayı mı hazırlamalıyım yoksa yatak odamızda beşikte mi yatmalı, gönlüm yanımızda olmasından yana ama?
- Gündüzleri alt katta salonda bizim yanımızda mı uyutmalıyız, yukarda yalnız mı bırakmalıyım?

Şu an kullanabileceğimiz iki ayrı beşik var. Birini yatak odamıza birini salona koyarız diye düşünüyordum ama bahsettiğim gibi kararsızım. Sizce?

22 Ekim 2014 Çarşamba

2. Gebelik Günlüğüm 26. Hafta

Ekim 22, 2014 2 Comments
Aylık takvime göre 6. ay bitiyor bu haftanın bitişiyle. İnanmıyorum nasıl da geçti. Geriye kaldı son trimester. Çok az zaman kaldı gibi gelse de daha kasım vaaar aralık vaaar diye sayınca çokmuş gibi geliyor :)

Geçen hafta kocaman bir göbek fotosu koymuştum ve artık hareket edemediğimden yakınmıştım değil mi? İnsan nedense sonraki zamanları düşünemiyor ve böyle olur olmaz konuşuyor :) Çünkü bu hafta daha büyük bir karnım var ve daha da zorlanmaya başladım. Gelecek zamanları düşündükçe korkuyorum. Korkumun nedeni daha da ağırlaşsam bile dinlenemeyeceğimi bilmek. Akşamları uykudan önce uzanınca popom bile ağrıyor valla. İlerde ne halt yiyeceğim hiç bilmiyorum.

Buna nazaran moralim gayet iyi. Belki de tasalanacak vakit bulamamaktan. Hamilelikte hormonlar sebebiyle daha bir duygusal ve hatta şaşkoloz oluyordu ya insan, ilk gebeliğimde ben de bolca nasiplenmeme rağmen bunda yok. Hayret ediyorum hiç aptalca birşey yaşamadım. İlerleyen zamanlarda olacak mı bakalım?

Dün aylık midwife kontrolümüz vardı. Bu kontrolde tansiyonuma bakıldı (normalmiş), kan değerlerimden demir ve gebelik şekeri normalmiş (daha önce telf ile öğrenmiştik) ve Nova'nın sesini dinledik. Bu gebeliğimde folik asit + diğer vitamin-mineralleri ve DHA içeren multivitamin tabletlerden alıyorum sadece. Onun içinde ayrı alınan demir haplarına göre daha az oranda demir var ama yetiyormuş demek ki. Beslenmem ile dengelemiş olmalıyım. 

Ebe elleriyle Nova'nın konumunu saptarken bir tekme atıp karnımı ve elini dalgalandırdı, o da epey şaşırdı :) Görüşme sonunda tüm sonuçlarımdan memnun olduğunu söyledi çok şükür.

Bundan sonra daha sık ebe kontrollerine başlayacakmışız, bir sonraki 3 hafta sonra. Ayrıca bu görüşmeden önce, bir de hastane ile görüşme olacakmış. Seçtiğimiz hastaneden bizim için randevu alacaklar ve sanırım artık orayı da ziyaret edeceğiz doğuma kadar. Doğum mevzusu ise daha hiç konuşulmadı. Buraya da hiç yazmadım ama ilk doğumda aklımda kalan vajinal doğumu denemek için heves duysam da, biliyorum ki doğum şeklini bebek belirliyor. Ben de kendimi şartlandırmadan akışına bırakacağım. Hangisi hayırlı ve sağlıklı olacaksa o olsun. Göbeğimin büyüme hızına bakılırsa, eski dikişlerim bu genişlemeyi kaldırabilecek mi bilmiyorum tabi.

Haftasonu kuzenimi ziyaret amacıyla Almanya'ya gittik ve bir gece kaldık. Bu durumda bütün ev ve hazırlık işleri duraksamış oldu. Ancak orada gittiğim bir pazardan biraz daha alışveriş yaptım. Bir de 3 saat süren yol boyunca (gidiş geliş 6 saat) battaniyede epey ilerledim :) Yarısı monte edilmemiş olsa da önceki hafta aldığımız karşımda duran dolap için süsleme hayalleri kurup duruyorum. Yavaş yavaş tamamlayacağız inşallah.

Ha bir de unutmadan midwife kontrolünden dönüşte baklava aldık ve iki tane yedim, muradıma erdim :)))

15 Ekim 2014 Çarşamba

2. Gebelik Günlüğüm 25. Hafta

Ekim 15, 2014 7 Comments
Bu hafta kocaman göbeğimle bir merhaba diyeyim.


Sadece göbekten şişmeye devam ediyorum şimdilik. Almış olduğum toplam kilo hala 4 gözüküyor bu iyi haber ama bu göbeğin daha ne kadar uzayacağını merak ediyorum. İlk gebeliğimde de, diğer gebelere göre iri bir karnım vardı ama bu kadar öne doğru değildi.

Yatmak kalkmak uyumak günden güne zorlaşıyor. Fakat artık bu rahatsızlıkların bir sebebi de tekmeler. Karnımı yamultan tekmeler atıyor Novacım. Bazen öyle geriniyor ki, özellikle mesaneme doğru gerindiğinde kasıklarımı acıtıyor. Bir de bu hafta, yoğun olarak hissettiğim bir korku su yüzüne çıktı. Helo karnımdayken dikey durduğundan genelde hep tekmeler kasıklarımda ve mesaneme doğru olurdu. Nova da, bazen mesaneme yoğun tekmeler savuruyor ve bu his hemen ablasının doğum öncesini hatırlatıyor bana. Aynen böyle yoğun mesane tekmeleri ardından suyunu patlatmıştı, şimdi bu tekmeleri her hissettiğimde suyum patlayacak diye aklım gidiyor. Daha çok erken, uslu dur olur mu Nova'cım.

Baby center mailleri gibi, Hollanda'da, de Kraamvogel isimli bir hizmetten (bunu da ayrıca yazmam lazım) haftalık gelişim mailleri alıyorum. Bu haftanın yazısında nesting urge denilen bir psikolojik döneme girmiş olabileceğimiz yazıyordu. Anlamı hayvanların yeni doğacak olan bebekleri için yuva hazırlama güdüsüymüş. İnsan gebeler de, daha vakit olmasına rağmen bu haftalarda bu hazırlıklara yoğunlaşır, bebek eşyaları, odası gibi hazırlıklar için yoğun bir heveste bulunurmuş. Aynen ben de böyle hissediyorum ve geçen hafta bu anlamda bir çok iş yaptım. 

Önceki hafta yazısında belirttiğim ön yıkama denemesinden sonra kalan tüm kıyafetleri de yıkadım, hepsinin lekeleri çıktı katlayıp kaldırdım. Tekrar yıkayacağım ama elimde kullanılacak olanları ve satın almış olduklarımı bir liste yaptım. 


Sonraaa haftasonu da ikeaya gittik. Alt açma üniteli bir dolap aldık, ayrıca bir gardrop daha alacağız (o gün arabaya sığdıramadık). Üstelik eşim de bu nesting urge psikolojisine girdi o da her akşam internetten araştırıyor :)

Bir de battaniye başladım, önce tığla denedim çok kalın oldu şimdi şişe döndüm ama güzel olacak gibi görünüyor bakalım?


Helocum kardeşinin varlığını oldukça kabullenmiş görünüyor. Bir de bana karşı aşırı nazik davranıyor. Bir video seyretmiştik birlikte; anne karnında bebeği çizgi film şeklinde göstermişler, anne yemek yedikçe karnındaki bebek zıplaya zıplaya yağmur gibi yağan yiyecekleri yiyordu. Çok sevimliydi. Helo da yediği her şeyi kardeşi de yesin diye benimle paylaşıyor, yatmadan önce onu gıdıkladığımda şimdi de kardeşimi gıdıkla diyor, ne yapıyor gülüyor mu diye soruyor.  Gün içinde uyudu mu uyandı mı acıktı mı ... bir sürü şey soruyor ve sıkı sıkı sarılma fasıllarımızda anne ezildik ezildik diye beni uyarıyor :)

Çok şükür...


8 Ekim 2014 Çarşamba

2. Gebelik Günlüğüm: 24. Hafta

Ekim 08, 2014 4 Comments
İstanbul'dan geleli 2,5 hafta oldu ama bize 2,5 ay gibi geliyor. Geldiğimizden beri her gün bir görüşme, bir aktivite, üstüne bir de hastalık nasıl öyle uzun geldi ki. Bu hafta da pek bir yoğun geçti, neler yapmıştık şu an kafamı pek toparlayamıyorum bile, aklıma gelenleri yazayım.

Hamileliğimle ilgili en önemli gelişme belki de gebelik şekeri testinin sonucu oldu bu hafta. Helo'ya hamileliğimde slovakyada bu testi yaptırdığımızda hemen sonucu vermişlerdi. Burda 5 gün sonra gebelik merkezine bildiricez, sizi onlar arayacak dediler.Haberin gelmesi de 8 günü buldu. Bekle bekle meraktan çatladım. Tabi bunun bir sebebi de araya bayram girip de bütün gün ağzımı sulandıran tatlı fotoları görmekten olabilir :) Ancaak kendimi tuttum ve yemedim. Ya şekerim varsa ya birşey olursa diye... Neyse ki sonucum iyi çıktı, şeker yokmuş oh bee.

Geçen hafta yazımda bahsettiğim siparişim geldikten sonra biraz daha havaya girmeye başladık sanki. Kızım minik kıyafetleri görüp inceledi, fazla kıskançlık belirtisi göstermedi ama ben yine de onun da bebekken bir sürü kıyafeti olduğunu söyledim. Merak etti ve hemen göstermemi istedi. Böylece hiç planlarımda yokken çatı katından eski kıyafetlerini çıkardık, o inceler ve giymeye çalışırken ben unisex olanları (ilk aylara ait olanların çoğu öyleymiş) ayırdım. Böylece ne zaman yapsam diye düşğndüğüm iş bir anda aradan çıkmış oldu. Fakat çoğu sararmış ve lekelenmişti. Bir kısmını yıkayıp temizlenecek mi diye görmek istedim ve çok şükür temizlendi. Çok sevindim tabiii. Aşağıda öncesi ve sonrası fotoları gözüküyor. 



Bu denemenin ardından diğer yıkamadıklarımı da yıkayıp, elimde kalacakları ve eksikleri listeleyeceğim. İhtiyaçlarımızı yavaş yavaş almaya başlasak iyi olacak. Helo'da aşırı alışveriş yapmamıştım şimdi de gerektiği kadar olacak kısmetse.

Bu hafta bir diğer değişiklik de duygularımda oldu. Ne kadar istesem de karnımdaki bebeğe samimi laflar söyleyen, sevgisini yoğun gösteren annelerden olamıyorum. Helo'da da öyleydi. Her ikisini de çok istememe rağmen içimde coşkun duygular taşımıyordum ve bunu ne zaman düşünsem suçluluk hissederim. Bu hafta bu zincir kırıldı. Bunda kızımın etkisi büyük. Gün içinde sık sık bebeği hatırlıyor, gelip seviyor, onunla neler yapacaklarını anlatmamı istiyor. Ben de hayallere dalıyorum tabi... Gün içinde bu kadar yoğun düşününce, Nova'yı da çok sevdiğimi derinden hissetmeye başladım ve ona da belli etmeye çalışıyorum artık :)

Bazen gerçekten zaman çabucak geçsin ve kollarıma alayım istiyorum. Bir keresinde bunu Helo'ya da söyledim. Çabucak büyüsün de çıksın artık dediğimde "hayır anne olmaz yavaş yavaş büyüyecek" dedi bilmiş bilmiş :) Peki öyle olsun bakalım.

Sağlıkla büyü ve seni çok seven ailene gel Novacım. 

1 Ekim 2014 Çarşamba

2. Gebelik Günlüğüm 23. Hafta

Ekim 01, 2014 4 Comments
Zaman hem hızlı hem yavaş geçiyor bu günlerde. Bir yandan doğuma sanki çok varmış gibi geliyor bir yandan da günlük düzenimin üç aşağı beş yukarı nasıl olduğunu bildiğimden, ilerleyen günlerde, nasıl vakit ayırıp da hazırlıklara girişeceğim diye kara kara düşünüyorum. Öyle geniş zamanlar yaratamıyorum hiç bir şeye, evde çocuk olunca ekstralar hep iki arada bir derede yapılıyor.

Eşim daha birkaç ay önceden bana bir liste ver demişti. İnternet alışverişleri için kampanyaları takip edelim, hemen almasak da elimin altında dursun, ara sıra bakıp alırız... Fakat ben değil liste hazırlamak, liste hazırlarsam içine neler yazılacak hepsini unuttum. Birkaç gündür düşünüyorum düşünüyorum aklıma tulum ve çıtçıtlı badi dışında hiç birşey gelmiyor. Gerçi Helo'nun unisex kıyafetlerini ayıklamam lazım ve bir çok eşya da zaten var, belki fazla birşey almamız gerekmeyecek ama gel gör ki kafamı bir türlü toparlayamıyorum. 

Dün birkaç mağazanın internet sitesinin yenidoğan bölümlerini inceledim. İndirimde olan bazı ürünleri, keyfime göre sepete attım. İlk alışverişimizi yapmış olduk, bu bile çok heyecan verici :) Bu arada erkek kıyafetlerinde renk tonlamaları hep aynıymış :(

Pazartesi günü gebelik şekeri testini yaptırdık. Normal zamanından önce yaptıracağımızı söylemiştim. Sonucu cuma günü belli olacakmış. Bu sefer fazla zorlanmadım. Sadece iki saat Helo'yu oyalamak çok zordu (malum yanımızda götürdük bırakacak kimse yok). Son bir saatte arabada oturmayı akıl ettik de o zaman daha kolay geçti.

Bu hamileliğimde ay ay bebeğin kilo-boy takibi yapılamıyor ve doğrusu benim de aklıma gelmiyor. Şu an ne kadar hiç fikrim yok. Baby center maillerinde haftalık bilgiler yazıyor pound cinsinden falan ama onları da çevirmek zor geliyor. Ultrason ile bakıldığı zamanlarda ise haftasına uyan hatta biraz önde giden değerleri var diye hiç sormadım bile. Oysa önceki gebeliğimde nasıl da önem veriyordum bu mevzuya.

İkinci hamilelikte biraz daha takıntısız oluyormuş insan. Bir de tabi daha meşgul. Eskisi gibi gün boyu hamileliğe ve kendime bakmaya özen gösteremiyorum. Mesele hala çözemediğim düzenli yemek yeme meselesi var. Günde üç öğün yemek, meyve-kuruyemiş- kalsiyum (süt,yoğurt) üç öğün de ara öğün sayacak olursam bunlara uymam hiçbir gün mümkün olamıyor. Saatler kayıyor, ara öğünler unutuluyor, kimi zaman öğlen yemeğim 4-5'e sarkıyor. Günde içmem gereken yarım kilo sütü hiç tamamlayamıyorum :( Karnımın acıktığı bir boşluk hiç oluşmuyor. Umarım yeteri kadar besleyebiliyorumdur Nova'yı. Genelde yemeye çalışıyorum ama çoğu zaman canım istemiyor ve üstüne bir de mide yanmalarım başladı bir hafta önce eyvah eyvah. Helo'da çok çekmiştim mide yanmasından :(

Bu haftaya kadar 4 kilo almış bulunuyorum. Hamile kaldığım kilo ve bu zamana kadar aldığım kilo önceki hamileliğimle neredeyse aynı (hatta biraz az) olduğundan herhalde öncekindeki gibi 11-12 kilo ile tamamlarım süreci. (inşallah). Beni görenler karnım dışında bir değişik olmadığını söylüyor vücudumda. Karnım da geçen haftaya göre biraz ufaldı. Galiba doktorun söylediği fazla su azaldı bir şekilde. O zaman kontrolden hemen önce on günlük bir otel tatillnden dönmüştük. Açık büfe yiyeceklerde tatlıya pek sıra gelmese de, her sabah kahvaltıda  nefis ev yapımı poğaçalar vardı ve onlardan yiyordum. Doktor bunların da fazla su yapabileceğini söylemişti. Geldiğimizden beri on gündür hiç beyaz ekmek, hamur işi ve tatlı yemediğimden düzelmiş olabilir diyor eşim, bakalım?

Şeker kontrolü için arabada beklerken, isim düşünüp fikirlerimizi söylüyorduk eşimle. O sırada saydığım 15-20 isimden birini, daha biz hiç yorum yapmadan, o olsun dedi Helo'cum. O anda saydığım diğer isimlere karşı tepkisizdi ancak önceki konuşmalarımızda ise, ne desek hayır diyordu. Şimdi bu istediği ismin olmasında ısrar ediyor ve hatta biraz önce sohbet ederken anne hani arabada bir isim söylemiştin neydi o diye hatırlatmamı istedi, ardından sen beğendin mi diye sordu. O çok beğenmiş, ben de beğenmiştim babam da beğendi mi diye sorunca, o istemiyor olabilir dedim. Babasından evet cevabını alana kadar ısrarla sen de beğendin mi diye sordu ve asla başka isim istemiyormuş. Böylece eğer fikri değişmezse, Helocum kardeşinin adını belirlemiş olacak. Biraz daha bekleyelim fikrini değiştirmezse açıklarım.

24 Eylül 2014 Çarşamba

2. Gebelik Günlüğüm 22. Hafta

Eylül 24, 2014 2 Comments
Pheew ne yoğun bir haftaydı böyle. Herhalde hamileliğim boyunca yaşadıklarımdan en yoğunu bu hafta olacak. Perşembe günü, dalamandan sabiha gökçene gel, valizlerle bir gece babannede kal, cuma valizlerle ananeye gel, onları hemen bırakıp ileri düzey ultrasona git, dönünce gece yarısına kadar valiz hazırla, sabah erkenden Atatürk'ten amsterdama uç. Sonraaa evde hiç birşey yok market alışverişi, valiz boşalt, tüm bunların arasında oyun oyna oyuncak topla. Salı günü Helo'nun yeniden okulu başlasın, biraz keyifsiz geçsin, ordan kızı al midwife kontrolüne git. Akşamına 2,5 yaşını kutla. Çarşamba yine okul, ev işleri, market ve bitmeyen çamaşırlar.. Üstelik annemde yarısını yıkayıp getirdiğim halde. Daha evi temizlemeye girişemedim bile, neyse ki eşim çıkarken her yeri temizleyip süpürüp kapıyı öyle kapamış. Çok şükür ben evde yokken evi dağıtan değil tertemiz yapan bir kocam var :)

Bütün bu hengame içinde Nova ile ilgili olanlara değinecek olursam, dünkü midwife kontrolünde onun sesini duymamızı ve Dr.Murat Bey'in önerisi üzerine erken gebelik şekeri testi için talebimizi iletmemizi sayabilirim. Bunun üzerine önümüzdeki pazartesi günü sabahı test olacağım, randevuyu aldık. Umarım sorun çıkmaz. Kontrolde ayrıca bebeğin şu an baş aşağı durduğunu (birkaç gün önce soldaydı) pek tabi ki daha çoook döneceğini söyledi ebe. Bir de doğum her ihtimalle hastanede olacağı için hastane konusunda ne yapacağımızı sorduk. O da yakın bir kaç hastane ismi verdi ve inceleyip seçin dedi.  Çalışacak dersler hiç bitmiyor :)

Daha önceki hafta yazdığım ayak şişmesi olayı geçti, herhalde sıcaktandı. Zira burda hava yeteri kadar soğuk kışlık paltolara bile geçtik. 

Karnımı olduğundan daha büyük hissediyorum, yataktan kolay kalkamıyorum artık. Geceleri çok tekmeliyor uyutmuyor fazla. Helo'yu uyutmak için ninni söylerken o da uyuyor ve sanırım ablasını çok seviyor. Onun yanında iken fazla tekmelemiyor. Mesela gece bazen Helo uyanınca onun yanına yatıyorum tekrar uyutmak için (yatağı kocaman 1,20x2mt), o zaman Nova da tekmelemeyi bırakıp uyuyor :) Bazen bu koca yatakta beraber uyuyacakları günleri hayal ediyorum, olur mu acaba? Ablası da onu çok seviyor, yanlışlıkla karnıma çarptığında farkedip seviyor hemen. Birkaç kere de Helo şöyle dedi, anne senin iki bebeğin var, biri karnında biri yatakta (o sırada beraber yatıyorduk). Tabi bu cümlede kendisini de bebek yerine koymuş oluyor, olsun bakalım, zaten ona ablalık rolünü biçmek istemiyorum hemen. Zaten annelerin gözünde çocuklar kaç yaşında olursa olsun hiç büyümeden kalan bebekleri, benim için de öyle. 

Bir de doktorun tavsiyesi üzerine hareketlerime daha dikkat ediyorum, biraz daha yavaşladım. Meğer ne kadar dikkatsiz ve fevri hareketlerim varmış, dikkat edince farkediyor insan.

Ve sanırım artık ciddi ciddi isim düşünsek iyi olacak, şimdiden biraz zorlanacağız gibi görünüyor, zira ne desek Helocum kabul etmiyor :)

22 Eylül 2014 Pazartesi

İleri Düzey Ultrason Testimiz ve Novadünya'nın Cinsiyeti

Eylül 22, 2014 24 Comments
Cuma günü gittiğimiz kontrolde Nova'nın cinsiyetini öğrendik ve o akşam yukarıdaki pinterestten bulduğum fotoğrafı instagramda paylaştım. Bu yazıyı yazarken de aynı pozu çekip koymak amacındaydım fakat henüz fırsat bulamadım. Yazıyı da kafamdakiler kaybolmadan yazmalıyım zira ikinci tecrübem olmasına rağmen bazı yeni bilgiler öğrendim.

Evet bebeğimiz bir erkekmiş, benim ve ablamın rüyası, babannesinin içine doğması, karnıma bakıp erkek diyen tüm tanıdık tanımadık insanların tahmini doğru çıktı. Ve beni görüp de kız diyen hiç olmamıştı. Çok sevindik elbette ama kız olsaydı yine aynı derecede sevinecektik biliyorum. Sanırım netleşmesinin getirdiği bir rahatlık geliyor insana ve tabiki de sağlıklı olduğunu bilmek mutlu ediyor. Daha önce beslenme-cinsiyet ilişkisi yazımda erkek olabilme ihtimalinden bahsetmiştim (

19. Hafta yazısında arkadaşımla ani bir kararla bir hastaneye gidip cinsiyetini öğrenmeye çalıştığımızı ama öğrenemediğimizi söylemiştim. Gittiğim doktoru tanımıyordum, karşıma ne çıkarsa farketmezdi nasılsa sadece ultrasonla baktıracaktım. Fakat her olayın belli bir nedeni varmış demek ki, şimdi o doktora gittiğime memnunum. O zaman ileri düzey test için nereye gitmem gerektiğine dair kafamda bir soru vardı. Doktordan tavsiye istedim iki yeri söyledi ama birisinin özellikle alanında çok iyi olduğunu en çok onu önerdiğini söyledi: Prof.Dr.Murat Yayla.

Tatile gitmeden önce, daha önce annemin evine yakın olan ve telefonla fiyat aldığım hastaneyi aradım. Aradan çok zaman geçmemişti ama meğer benim sorduğum dr hastaneden ayrılmış, sadece cts günleri çapadan gelen başka bir dr bakıyormuş ileri düzeye. Onu da ben eledim çünkü sadece tek bir günümüz boştu o da cuma günü, biz cts yolda olacaktık. Diğer önerilen iki yerden Murat beyin zamanı bize uyuyordu, ikşnci yer ise yine cts günleri o hizmeti veriyormuş sadece, dolayısıyla otomatik olarak Murat Bey oldu fakat nedense ilk andan itibaren içimden geçen de oydu.

İstanbul'da olsaydım sürekli doktorum olmasını çok isterdim çünkü hem ilgisi hem bilgisi açısından eşim de ben de tatmin olduk. Bir ön bilgi vermenin ardından, detaylı taramayı yaptı ve her ayrıntıyı bilmeyenlerin kolayca anlayabileceği şekilde açıkladı.

Çok şey anlattı ve konuştuk elbette, ancak bu yazıda bazı öğrendiğim birkaç konudan bahsetmek istiyorum.

Birincisi karnımın büyüklüğünün sebebi hakkında, meğer benim suyum çokmuş. Bebeğin içinde yüzdüğü suyu ölçtü, olması önerilen üst sınırdan biraz daha fazlaymış suyun miktarı. Tabi bu fazlalık göreceli bir durumdur, bazı doktorlar bunu makul bulabilir, ben tecrübelerime dayanarak fazla buluyorum ve nedenlerine bakılmalı dedi. Birkaç nedeni olabilirmiş.
1- bebeğin suyu yutma ve boşaltma döngüsündeki bir aksaklık olabilir hemen bakalım dedi ve bebeğin sindirim organlarını inceledi. Çok şükür bir sorun çıkmadı yani sebebi bebek değil.
2- gebelik şekerinin işareti olabilir. Şekeri dengelemek için vücut fazla su tutuyor olabilirmiş. Gebelik şekeri testi 24-28. haftalarda yapılmasına rağmen, benden vakit kaybetmeden test yaptırmamı istedi.  Çıkarsa diyet yaparak suyu normal seviyeye düşürebilirmişiz. 
3- hiç bir sebep olmayabilir, son zamanlarda aşırı su tüketmişimdir veya benim vücudumun yapısı böyle olabilirmiş.

Bakalım hangisi yakında göreceğiz.

Bir diğer konuşmamız da kordon dolanması hakkındaydı. Kızım 38+4 de suyunu patlatıp gelmeye kalkana kadar hiç sancı çekmemiştim. Son kontrolde pozisyon almadığı belli olunca (makat gelişi) hemen sezeryana alındım ve ameliyat sonrasında 4 kez dolanmış olduğunu öğrendim. Murat Bey, bebeğin en iyi yolu bildiğini, belki de daha fazla sarılı şekilde kalamadığı için doğumu başlattığını söyledi. Ve benim hep düşündüğümün aksine kordon dolanmasının bebek değil de anne yüzünden olabileceğini anlattı :(

Ben hep kızımın yaramazlığına dem vuruyordum ta ki bana hamileyken dans edip etmediğimi sorana kadar. Evet dedim ederdim. Peki şu hareketi yapar mıydın diye sordu: yürürken aniden bir yöne dönerek. Evet dedim, genelde acele acele iş yapmaktan olabilir. Yapma dedi. Biz aniden döndüğümüzde bebek suyun içinde ters yönde döner ve kendini durduramaz, bir kaç kere ardarda bu hareket olursa kordona birkaç kez dolanabilir dedi. Yani büyüklerimizin hep söylediği aman hamileyken yavaş hareket etmeli lafını açıkladı.

Bunları duyduktan sonra, o ana kadar Helo ile oyun oynamaktan, kutu kutu penselerle dönmekten ve kontrolden hemen önceki tatilde özellikle çok fazla onu kollarından tutup döndürdüğümden dolayı beni bir panik aldı. O da hemen baktı ve neyse ki kordon incelemesinde bir dolanıklık yoktu. Şimdi daha çok dikkat ediyorum.

Bundan başka Hollanda'da doğum ile ilgili konuştuk. Meğer kendisi stajını Rotterdam'da yapmış ve sağlık sistemlerini çok iyi incelemiş. Sistemi bizden çok bildiği için tavsiyelerde bulundu, doğrusu beni çok rahatlattı. Ayrıca ve tabi en önemlisi çok şükür Nova'nın gelişiminde herşey normal seyirdeymiş, bir sorunumuz çıkmadı. Rabbime şükürler olsun.

18 Eylül 2014 Perşembe

2.gebelik günlüğüm 21.hafta

Eylül 18, 2014 11 Comments
Bir hafta daha geride kaldı. Bu haftanın tamamında tatildeydik. Evet bu tatilimizi bir haftadan uzun ayarlamıştık. Doya doya yaşadık ve doyduk. Uzun bir süre tatil aramam herhalde. Bu gün öğle saatlerinde dönüyoruz artık.

Genelde Nova da tatilde memnundu. Yüzdüğüm -aslında çocuk havuzunda ve denizdeysek kıyıda Helo ile birlikte durduğum zamanlarda desek daha doğru olur- keyfi yerindeydi. Öyle yan gel yat tatili olamadığından bütün gün hareketli olmamdan hoşlanıyor sanırım. Çünkü gece yatar yatmaz tepinmeye başlıyor, hareket edersem susuyor. Hani anne karnında nasıl alışırsa öyle gider ya, bu da çok gezmeci olacak sanırım.

Bir de artık sesleri duymaya başladığı için tüm gün en yoğun duyduğu ses ablasının sesi olmuş oluyor. O kadar çok konuşuyor ki Helodünya, beni o ses sanabilir :) Ya da doğduktan sonra sakinleştirici ses olarak benim yerime ablasının sesini arayabilir :) Bana konuşmaya fırsat kalmıyor hiç.

Bu haftaya kadar bebeğin varlığını bilse de ona karşı belirgin bir ilgi göstermeyen Helocum, bir kaç kez göbeğimin hemen altına oturup karnımı sevdi. Kar yağınca büyüyecek di mi anne, şimdi napıyor diye soruyor.

Dün gece ilk defa rüyamda gördüm bebeğimi. Yeni doğmuştu ama sanki 8-9 aylık kadar büyük ve afacandı. Görüntüsü şu an tamamen gözümün önünde acaba gerçekten öyle olacak mı? Tabi o zamana kadar unutmazsam.

Cuma günü ileri düzey ultrason olacak inşallah herşey yolunda gider. Son olarak bir foto ekleyip kaçayım.
Bu fotoğrafı 20+5 günlük iken sabah saatlerinde çekmiştim. Sabah ve akşam arasında biraz fark oluyor tüm gün yediğim yemeklerden ama aşağı yukarı durum budur. Aslında fotoğrafta görüldüğünden daha kocaman hissediyorum kendimi, yatar vaziyetten kalkma işi zorlaşmaya başladı mesela. Çok yürümüşsem (tabi genelde koştur koştur oluyor yürümeler) kasıklarım ağrıyor. Bir de biraz ayaklarım şişiyor ki daha tam nedenini çözemedim sıcaktan mı çok yürümekten mi yoksa hamilelikten mi ilerleyen günlerde anlarız.

11 Eylül 2014 Perşembe

2.gebelik günlüğüm 20. Hafta

Eylül 11, 2014 6 Comments
Şa la lal lal laaaaa. Yirminci haftaaaa inanamıyorum yolun yarısına geldik :)

Bu haftanın ilk yarısı düğün sebebiyle maksimum yorucu ikinci yarısı ise yaz başından beri dört gözle beklediğim tatile kavuşmamdan dolayı pek bir keyifli geçti. Yeğenimin düğününü yaptık pek güzel oldu ve ben hamile hamile göbek attım. Çok yoruldum ama oynarken belki bir altı ay veya bir yıl bebe bakmaktan bir halt yiyemem tadını çıkarayım kurtlarımı dökeyim dedim. Galiba Novacım da annesinin tepinmesinden memnun gıkınu çıkarmadı. Fakat ben hoplaya hoplaya oynarken insanların bana tuhaf bakıyorlarmış gibi gelen tepkisi de kafamı kurcalamadı değil. Neyse efendim geçti bitti, hiç pişman değilim :)

Salı günü sabah erkenden Dalyan'a geldik dalaman havaalanından. Ama önce dalamanda yaşayan eşimin amcasını ziyaret ettik. Doğum sırasında kordon dolanıp oksijensiz kalması nedeniyle sakat kalmış bir kızları var, 10-12 yaşlarında. Yürüyemiyor, konuşamıyor sürekli yatıyor tek başına hiç bir ihtiyacını gideremiyor. Her ne kadar allahın takdiri deyip fazla etkilenmesem de hamileyken böyle örnekleri görmek insanı çok üzüyor.  

Şimdi iyiyim, denizde/havuzda yüzmek, az da olsa güneşlenmek, Helo ile kumlarda oynamak çok iyi geldi. O kadar uzun zamandır tatil yapmamışım gibi geliyordu ki, şimdi tadını çıkarıyorum.

Bu hafta ayrıca detaylı ultrason için randevuyu aldım. Orda mı yapsak türkiyede mi ikileminden ve bizim mümkün boş vakitlerimizde uygun bir dr bulunabilir mi problemini çözdük. Bir sürü yerle konuştuktan sonra haftaya cuma için (19 eylül) randevu aldık. Fakat şimdi de başka bir gereksiz endişe türedi. Ya yine cinsiyetini göstermezse, ya hollandada bir daha kontrol olmaz da (genelde olmuyor) doğuma kadar hiç öğrenemezsen telaşı. Çünkü Helo da bu taramada göstermemişti. Elbette sağlıklı olması daha önemli ve durmadan dua ediyorum ama gerçekten meraktan da çatladım :)