2. gebelik günlüğüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2. gebelik günlüğüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ocak 2015 Çarşamba

2. Gebelik Günlüğüm 37. Hafta

Ocak 07, 2015 15 Comments

Her ne kadar karamsar yazılar yazmaktan kaçınsam da bu haftaki yazı böyle olacak. Normalde yazdığım andaki ruh haline göre şekilleniyor yazılarım ve ben tüm haftayı düşününce, genelde her an karamsar olmadığım için mümkün olduğunca iyimser olmaya çalışıyordum bu haftalık raporlarda. Ancak bu haftanın genelinde kötüydüm ve hiç de pozitif olamıyorum şu an :(

Bir kaç saat önce "artık gücüm takatim hiç birşeyim kalmadı, son iki hafta nasıl geçecek bilmiyorum" yazdım twittera. Gerçekten böyleyim zaman akmıyor sanki ve ben üzerime fil oturmuş gibi hissediyorum. Aldığım toplam kilo 9 oldu şu ana kadar, yani kilodan değil bu his sadece; yılbaşından beri hastayım, her yerim dökülüyor ve kızımın psikolojik gelgitleri yine tavan yaptı. 

Son iki haftadır okulu kış tatili nedeniyle kapalıydı. Tatilde istisnasız her sabah uyanır uyanmaz o gün okula gidip gitmeyeceğini, kaç gün kaldığını sordu. Hep tatil olsun gitmeyeceğim diye ağladı ve pazartesi günü okul açıldığından beri her gün yine ağlıyor, okuldan alırken keyifli görünüyor ama gün boyu yine bana yapışık, gecenin bir yarısında uyanıp odama yürüyüp geliyor, beni çağırıyor, beraber uyuyoruz, bütün gün onunla oynamamı istiyor falan filan. Babysitter ablası gelse de yine yanındayım yine sık sık yapışıyor, bebek olmuşmuş kucak isteme, yemeğini yedirme talepleri devam ediyor. Yani etrafta başka insanlar olsa dahi anneye bir yapışıklık başlıyor bu son dönemlerde, bebeğin gelmesine az kaldığını hissediyor :(

Bunun dışında yine faranjit olmuşum, doktor bir hap verdi pek fayda olmadı, geceleri uykusuz öksürüklü ve gündüz de kırık bir vücutla yıkılmadan ayakta durmaya çalışıyorum.

Ve tabi mide yanması. Doktorun verdiği ilaca rağmen (ki onun etkisi birkaç saat) gün içinde ve geceler boyu midem yanıyor. Dün gece bu yüzden neredeyse hiç uyumadım kendimi ejderha gibi hissediyorum ve arrrrgh diye bağırmak istiyorum. Gece çok zorlandığımdan bu gün doğru dürüst birşey yemedim ayrıca şu an çok açım.

Ağrılar, yürüyememeler falan onlar da var tabi, artık normali nasıldı unuttum :( Kimi zamanlar resmen sürünüyorum yerlerde. Özellikle yerde oturmuşsam kalkmam çok güç oluyor.

Son iki gündür falan Nova'nın hareket sıklığı ve hareketlerinin şiddeti azaldı gibi hissettim ve çok endişelendim. Dün haftalık doktor kontrolümüzde nst ye bağlı kaldım bir saat boyunca, anormal bir durum ortaya çıkmadı. Muhtemelen daha büyüyüp yeri azaldığı için daha az hareket etmeye başlamış. Kafası sağ tarafımda ayakları sol tarafımda olduğu için karnım daima yamuk görünüyor, hele bazen öyle geriniyor ki sağ ve sol kısımlar arasında neredeyse bir el kadar yükselti farkı oluyor.

Artık hazırlık anlamında pek birşey yapmıyorum, günlük ev işlerinden yapabildiklerimi yapabilirsem ne ala. Hatta derin dondurucu yemeklerini bile tüketmeye başladık o derece :( Yine de kağıttan bazı süsler ve ismini yazan bir banner gibi şeyler yapmak istiyorum. Bu hafta yapıp bitirsem iyi olacak, ayrıca bana moral verecek onları yapmak.

Sevgiler

31 Aralık 2014 Çarşamba

2. Gebelik Günlüğüm 36. Hafta

Aralık 31, 2014 16 Comments

Yılın son gebelik günlüğü yazısı ile karşınızdayım bugün, tabi umarım toplamda yazacağım son rapor olmaz. Oğluş biraz daha beklerse çok sevineceğim :))

Hemen üstteki görseli açıklayayım. Sezeryan için aldığımız tarih bu. Eğer bir sürpriz yapmazsa Nova'nın doğumu 21 ocakta olacak. O gün tam 39. haftanın bittiği gün. Gerçi Helo, onun için aldığımız sezeryan gününden 4 gün önce gelmeyi seçmişti ama sanki Nova o tarihi bekleyecek gibi bir his var içimde. Yine de  oğlak burcu olacağını (21 i kova oluyormuş sonradan farkettim öğrenen anne sağolsun, ama belki de erken gelip oğlak olur kim bilir) en başından beri biliyordum. Due date tarihim 27 ocak olmasına rağmen, kova burcuna geçmeden doğacağını hissetmiştim. Aynı şey kızım için de olmuştu. 23 mart doğumlu kızım da 2 gün erken gelseydi balık olacaktı ama onda da koç olacağından emindim. Şimdi bu durumda anne kız koç burcu, baba oğul oğlak burcu olmuş olacak ve doğum günlerimiz birbirine çok yakın olacak ne güzel ;)

Geçen haftaki yazımda belirttiğim üzre, bebeği döndürme operasyonu konusunda kararsızdım. Ta ki düne kadar. Hep dua ettim ve bekledim iç sesimi. Sonunda dün kendimden gayet emin bir şekilde hayır dedim. Onun seçimine bırakmam gerekiyordu ve bu işlemi düşündükçe içim huzursuz oluyordu. Bu sabah önce nst, ardından usg kontrolleri yapıldı. Üçüncü randevumuz döndürme yapacak dr ileydi. Onunla görüşmeye gittiğimde net bir şekilde istemediğimi, sezeryanı tercih ettiğimi söyledim. O da doğru karar vermişsiniz dedi ve bu tepkiyi vermesine çok şaşırdım doğrusu. Aynı şekilde düşündüğünü bilmeden önce, daha ilk gördüğümde bu doktora kanım kaynamıştı. Nedense önceki doktorda beni rahatsız eden birşey vardı. Bu daha genç biri ve meğer doğumu yaptıracak olan da (tabi planladığımız tarihte olursa) bu olacakmış. Bundan sonra her hafta olacak kontrollerde onunla görüşeceğiz.

Öyle rahatladım ki anlatamam. Bu yüzden gün boyu mutlu ve güler yüzlüydüm. Herhalde her zaman böyle değilim ki kızım gün içinde defalarca anne çok mutlu musun diye sordu. Evet dedim çok mutluyum :)

Oysa bu hafta biraz zor geçmişti. Kocam noel tatili nedeniyle 4 gün, bu gün de hastaneye gideceğiz diye, toplam 5 gün evde olmasına rağmen Helo'cum bir haftadan fazladır hasta. Öksürüyor, burnu akıyor, geceleri hep yanındayım, gündüz sürekli beni istiyor, mızmız... Valla bu hafta nasıl geçti neler yapmıştım hatırlamıyorum bile.

Artık yüzüm, ellerim ayaklarım şişiyor. Aynaya bakınca küçülmüş gözlerimi, şiş dudaklarımı beğenmiyorum. Hala göbek dışında kilom olmamasına rağmen hafiften bacaklarım ve basenlerimde de fark var. Ve en fenası kasıklarım çok ağrıyor, günün bir kısmını penguen yürüyüşüyle geçirmeye başladım. Oysa ilk gebeliğimde hiç olmamıştı. Dün göbeğimi telefondan gören annemin yorumuna göre göbeğim biraz aşağı düşmüş. 

Mide yanmalarım feci durumda. İlk gebeliğimde de çok olmuştu. Bazı hamilelerde hiç olmuyor ya bunun sebebini anladım bugün gelen maillerden. Diyor ki eğer bebek dik posizyondaysa mide yanması hissi daha yoğun yaşanırmış çünkü ağır olan kafa bölümü mideye yakın, daha çok baskı yapıyor. Kafa aşağıda iken daha rahat olurmuş. Sık ve az yemeyi tavsiye ediyorlar ama yanma hissinden yemek bile yiyemiyorum zaten. Kolayını bulsam hiç yemeden duracağım o derece.

Bu sıralar araları yakın olan kardeşlerin psikolojisi hakkında okuyorum. İlk karşılaşma, anne babanın tutumu gibi şeyler. Elbet kızımda bir alışma süreci olacaktır ama umarım psikolojisi fazla etkilenmeden atlatabiliriz. Ne tuhaf ilk bebekte araştırmalar bebek bakımına dair olurken, şimdiki çocuk psikolojisi oluyor :)

Ha sahi nasıl da unutuyordum. Bu güne kadar Nova'nın yüzünü net olarak görebilmiş değildim, sadece bir kere profilden görmüştüm o kadar. Bu gün rica ettim mümkünse göreyim diye ve gördümmm! Nasıl tatlıydı nasıl ve elini emiyordu cork cork diye. Gözleri de açıktı gayet net yüz hatlarını seçebildim :) Öyle mutlu oldum ki görünce, rabbim ne büyüksün.

Mutlu seneleeeer...

24 Aralık 2014 Çarşamba

2. Gebelik Günlüğüm 35. Hafta

Aralık 24, 2014 11 Comments
Ruh halimin gelgitlerle dolu olduğu bu haftayı bitirdiğime çok seviniyorum ama sanırım ki bundan sonraki haftalarda bu gelgitler devam edecek. Zaman az kalınca özellikle doğumun nasıl olacağı, Helo ile ilişkimiz, yapılacak şeylerin yetişip yetişmeyeceği gibi birçok şeyi yaşayana kadar kafamda kurup duracağımı, kah kendimi durdurmaya çalışıp kah dualar ederek karman çorman olacağımı adım gibi biliyorum. Bana huzur dileyin olur mu?

Bu haftaya dair anlatılacak çok şey oldu. Önce yemek mevzusundan bahsedeyim. Buraya yazdığım bir yazıyla derin dondurucu yemekleri konusunda tavsiye istemiştim. Öyle çok bilmediğim fikir edindim ki hepsini not aldım, cuma günü ve hafta sonu market alışverişleri ile malzemeleri tedarik ettik ve haftasonundan beri harıl harıl çalışıyorum. Hepsini yapabilmem mümkün olmayacak, malum ayrı bir derin dondurucum olmadığından yerim kısıtlı. Ben de en elzem olanlara öncelik vereceğim. Şu ana kadar kabak ve biber dolmaları, kuru köfte ve ekşili köfte için top köfteler, içiyle birlikte karnıyarıklar, haşlanmış fasulye ve nohut koydum. Daha yapacaklarım var listemde.

Onun dışında tüm ütüler yıkamalar bitti. Zaten bitmişti diyeceksiniz ama sürekli birşeyler aldık ve ben onları da yıkadım :) bir de oto koltuğu, puset anakucağı gibi şeylerin kılıfları da yıkandı. Ördüğüm battaniye bu arada biraz sekteye uğramıştı ona da hız verdim son parçanın dörtte biri bitti, bir haftaya bitiririm herhalde.

Gelelim asıl mühim mevzulara. Cuma ve cumartesi günü randevular vardı. Cuma günü doktor randevusunda doğum şekli konusunu netleştirecektik ama netleştirmek bir yana daha karışık bir kafa ile döndüm. Doktor tercihimi sordu sezeryan dedim, nedenini sorunca da çünkü dönmedi dedim ve iyi halt ettim :) 

İstanbuldaki doktorum sezeryan sonrası vajinal doğum (ssvd) konusunda, sakın maceraya gireyim deme sezeryanı seç demesine rağmen ben en başından beri ssvd ve sezeryana eşit mesafedeyim. Araştırdım ve korkmuyorum, daha ağrılı olan vajinal doğum da olsa, sezeryan da olsa, benim için ( acı anlamında düşünürsek) hiç farketmiyor. Canım tatlı değildir, acısa da ağrısa da elbet bitecek ve geçecek, üstelik her iki seçenekte de bir miktar acı illa ki var.

Beni asıl düşündüren ve kararımı vermemde etkin olan kızım. Kayınvalidemin doğum zamanı bir süreliğine (15 gün için) gelme durumu var ama ancak sadece doğum planlı gelişirse kızım için endişelenmeden durabilirim. Misal doğum tarihi bellidir, ondan iki gün önce biletini alırız, gözüm arkada kalmaz amaa... Aksi olursa işler fena. Vajinal doğumda hastanede olma süresi daha uzun olabilir (ilk vajinal doğum olacağına göre 24 saate kadar yolu var). Bu durumda kızım asla o kadar uzun süre hastanede duramaz, babasıyla evde kalsın desem ben tek başıma doğuramam. Belki doğum sonrası hastanede kalma süresi daha kısa olacak ama öncesi beni düşündürüyor. Burada herşey yolunda ise vajinal doğumdan sonra birkaç saat durup çıkıyormuşsun hastaneden. Her iki durumda da eve özel hemşire geliyor çünkü bir hafta boyunca.

Sezeryanda ise ameliyat süresi 2-3 saat diyelim. O sırada kızım babasıyla durur hastanede, sonra eve gidebilirler arada gelebilirler. Ameliyattan sonra uzun süre kalmam gerekse bile (ortalama iki günmüş) ben yalnız kalabilirim, sonuçta slovakyada iken de beş gün tek başımaydım hastanede. Gerçi onlardan ayrı durmak yine zor aklım hep kızımda olur ama sık sık telefon edebilirim.

Tabi bunların içinde en şahane olasılık da, mesela doğum evde başlamış ama ben anlamamışımdır, bi gidiyoruz açıklık 7-8cm olmuş hemen doğuruyormuşum ve hemen çıkıyormuşum hastaneden. O zaman tadından yenmez :) Ancak tabi ki bunun için bebeğin önceden pozisyon almış olması gerekiyor ki işte zurnanın dırt dediği yere geldik.

Bizim Nova oğlan dönmedi, dönmüyor. Doktor da dedi ki biz onu elle dışardan müdahale ile döndürebiliriz. External cephalic diye bir yöntem var, hollandada çok yaygın uygulanır, yüzde elli başarı şansı var, deneyebiliriz. Ama ama hiç ummadığım yerden geldi bu soru, ne diyeceğimi bilemedim. Riskleri var mı diye sordum, bebek tüm işlem boyunca gözetimde oluyormuş (kalp atışları vs) dolayısıyla birşey olmuyormuş, olma durumu varsa zaten yapılmıyormuş vs. Sonra eve gelince videolar izledim ve araştırdım, çok zor bir iş gibi görünmüyor, fakat hala karar verebilmiş değilim. Yine de 31 aralık gününe bu işlem için (yaptırmama seçeneğim de var) randevu aldık, o gün, önce nst ardından bu işlem ardından yine dr ile görüşüp doğum konusunda son kararımı bildireceğim. O zaman 36. hafta bitmiş olacak ve bu işlemin yapılması için son şansmış, daha sonraki haftalarda yapılmıyormuş.

Dr ile konuşurken biraz fazla alıngan davranmışım sonradan eşimin söylediğine göre. Eşim diyor ki, o sana, her ihtimal ve yöntem konusunda bilgi vermek zorundaydı, sen hemen etkileniyorsun ve kararlarının ardında durmuyorsun, yanlış anlaşılmasın diye ben de müdahale edemedim dedi. Evet öyle etkilendim ki ilk tansiyon ölçümüm yüksek çıktı, ateş bastı , kendimi suçlu hissettim falan. Halbuki çocuğum dönmemişse benim suçum ne, ah bu hormonlar. Normalde kendinden emin biriyim böyle pısırık yaptı beni. Tabi bunda hep gidişatı bebeğin seçmesini arzu etmemin de etkisi var, o durum belirsiz olunca haliyle ben de kararsız kalıyorum.

Benim için en büyük korku bebeğin kordona dolanmış olması, ki Helo'nun dönmemesinin sebebinin bu olduğu anlaşılmıştı doğumda. Tam 4 kez dolanmıştı ve belki de doğum normal olsaydı çok zorlanacaktık. Bunda da öyle ise diye korkuyordum ancak ertesi günkü usg kontrolünde (doktorla değil bu sefer uzman ile görüştük) buna özellikle bakmasını istedim. Çok şükür bebeğim dolanık değilmiş ve o da bu işlemden bahsetti. O gece araştırmalarım sonucunda öğrendiğim bilgileri de sordum. Bu işlem için ayrıca suyun miktarı ve rahmin yapısı da uygun olmalıymış. Uzman benim için bu değerlerde de sorun olmadığını, uygulamaya müsait bir yapım olduğunu söyledi.

Aynı kontrolde ayrıca diğer ölçümleri de (boy kilo baş vs) yapıldı Nova'nın ve hepsi haftasına uyan normal ölçülerde imiş. Hatta 38+4 de normale göre az kiloda doğan (2680gr) kızıma göre daha iyi bir kiloda. Elbette ki ultrasonda hatalar olabiliyor ama özellikle bu hamileliğimde, ilk hamileliğimdeki gibi özenli bir beslenme programına uyamadığım için yeteri kadar besleyemedim mi acaba diye korkuyordum zaman zaman. Neyse ki herşey yolundaymış çok şükür.

Şimdi aradan birkaç gün geçtikten sonra, external cephalic için kararım netleşmiş değil hala. Biraz daha oluruna bırakmak ve iç sesimi dinlemek istiyorum. Eşim sezeryanı seç desede aklımdan diğer seçeneği de tam atamıyorum, acaba böyle olmasında ilahi bir yönlendirme mi var yoksa şeytanın dürtmesi mi bilemiyorum tabi :))

Bir de bebek dönsün diye bazı hareketler alternatif yöntemler falan da varmış. Kızımda denemiştim biraz olmamıştı tabi. Şimdi ise external cephalicte yüzde elli ihtimal var ya, acaba denesem de olup olmayacağına göre karar versem, yoksa hiç denemesem de onun tercihini beklesem (olursa olur olmazsa olmaz) diye düşünüyorum. 

Bu yazıyı dün yazmıştım, gün geçtikçe ve insan sıkıntılar üzerine birkaç uyku ekleyince olaya biraz daha dışardan ve sakin bakabiliyor. Bu yüzden bugün moralim iyi, sıkıntılı değilim, hala kararsızım ama sadece bekliyor ve hayırlısını diliyorum. Üstelik bugün öğleden sonra başlamak üzere pazartesiye kadar eşim evde olacak. Oh çok mesudum biraz keyif ve eğlenceli birşeyler yapabiliriz 4 gün boyunca :))

Sevgiler



17 Aralık 2014 Çarşamba

2. Gebelik Günlüğüm 34. Hafta

Aralık 17, 2014 22 Comments
Bu günlerde kafamda bir sürü deli düşünceler dolaşıyor yine. İkinci çocuğu yapmakla iyi mi yaptım kötü mü yaptım, ülkemizdeki ve dünyadaki kötü haberlere bakınca hiç yapmamak daha mı iyiydi, Helo'nun değişen tavırlarını düşününce ikisini birden nasıl idare edeceğim, ertelenmiş heveslerimi bir gün gerçekleştirebilecek miyim ve ben şu an bu kadar yorgunken son haftalara kadar nasıl dayanacağım. Korkuyorum...

İkinci çocuğa karar verme aşamasında, tüm olumlu-olumsuz düşünceleri bir kenara bırakıp (maddi manevi yetersizlikler, ülke şartları... herşey) saf bir şekilde düşündüğünde, daha doğrusu düşünmek değil iç sesini dinlediğinde gelen cevaba göre hareket etmeli insan derdim hep ve benim için bu cevap evetti. Tüm varlığım onu istiyor, bekliyor ve ona da, ilk yavrum gibi herşeyimi feda etmeye hazırım. Bunu anımsayınca diğer tüm karamsar düşünceler dağılıyor, huzurum geri geliyor. Elbet var bir hayrı, elbet biz herşeyi bilemeyiz ve elbet hayatın kötü yönleri olduğu gibi güzellikleri de var.

Bu hafta mesela şahsen hiç tanışmadığımız bir anne için bir baby shower partisi düzenledik. Facebookta biraz moralinin bozuk olduğunu görünce, birkaç arkadaş toplaşıp sürpriz yapmaya karar verdik ve onun için günlerce hazırlık yaptım. Çok yoruldum ama farkettim ki ben insanları memnun etmek için uğraştığımda, onlara faydalı olmak istediğimde müthiş neşeli ve enerjik oluyorum. Ne kadar uzun zamandır ailemden başka birileri için bunu hissetmemişim. Dolayısıyla bu hafta yorgun olsam da daha keyifli geçti.

Artık ellerim ve ayaklarım şişmeye başladı, sürekli bir mide yanması çekiyorum ve pelvik ağrıları gerçekten zorluyor. Özellikle akşamları yürüyemeyecek duruma geliyorum. Gece uykularım pek iyi sayılmaz, gündüz dinlenmelerim zaten yok. Üstelik kızım biraz daha huysuz bu günlerde :( Ona yetemediğimin farkında ve dolayısıyla daha fazla ilgi bekliyor benden.

Bu hafta yapılacak işler konusunda çok yol katettik nihayet. Yarım kalan perde de dahil tüm ütüler bitti, hastane çantası hazırlandı, alt katın camları silindi, ekstra ikea alışverişi yapıldı kuruldu. Şimdilik alınacak birkaç ufak eksiğimiz var ve biraz da süsleme işleri. Yatakların çarşaflarını falan da sermedim tozlanmasın diye daha erken zaten. Ayrıca bir saatlik iş her zaman yapabilirim. Bir de bu sefer derin dondurucuya önceden yemek hazırlayıp koysam iyi olacak. İlk doğumdan sonra çok aç kalmıştık :)

Cuma günü doktor ile görüşeceğiz ve umuyorum ki doğumla ilgili bazı konular netleşecek. Cumartesi günü usg kontrolü olacak çok heyecanlıyım göreceğim için oğlumu, umarım iyi pozlar verir :)

Karnım gerçekten kocaman top gibi oldu artık, daha da şişeceğini düşünürsek hayal edemiyorum nasıl olacağını. Hareketlerim çok zorlaştığı için artık sabretmekte zorlanıyorum, biliyorum daha zaman var ama nasıl geçecek onu bilmiyorum. Sabah 7 de başlayıp akşam 8 e dek süren full aksiyonlu günler öyle uzun geliyor ki geçmek bilmiyor, eh geceleri de pek hızlı geçtiği söylenemez tabi.




Fotoğraf düne ait. Bugün henüz canlanamadım. Şimdi bu yazıyı bitirip kendime gelsem iyi olacak.

11 Aralık 2014 Perşembe

2. Gebelik Günlüğüm 33. Hafta

Aralık 11, 2014 6 Comments
Derin bir pheeeew çekerek başlamak istiyorum yazıya. Ne haftaydı ama, kafam sersem gibi vücudum isyanda ve zaman geçmek bilmiyor.

Dün ne yaptığımı bile hatırlamakta zorlanıyorum şu an değil geçtiğimiz bir haftada ne yaptığımı hatırlayayım. Hatırlamak için önceki yazıya bakıyorum, şunu yapsam iyi olur dediklerimi yapabilmişim mi acaba diye. Camları silecekmişim, hayır duruyor. Perdeler yıkanacakmış evet yıkandı. Onları genelde ütülemezdim bu sefer ütülemeye karar verdim ve hala bekleyen tek parça hariç hepsi yıkanıp ütülendi. Amma da büyükmüş ütüle ütüle bitmediler. Hastane çantası daha hazır değil artık bu hafta sonu bu işi bitirmeliyiz dedik işimle, eksikleri almamız lazım. Bir de bir kez daha ikea yolu daha gözüktü onu yapmamız lazım. Bebek kıyafetlerinin ütülenmesi bitmedi ama yenileri de geldi. Hafta sonu H&M den aşağıdakileri (ve fotoğrafını çekmediğim bir miktar daha) kıyafet aldım, dün de C&A nın internet sitesinde sadece düne özel ekstra indirim varmış, ordan da aldım. Hepsini birden yıkar ütülerim artık.
Bu ülkede hastane çantası olayı biraz farklı imiş. Bize gelen bir kitapçıkta hastane için yanımızda olması gereken malzemeler listeleniyor. Bir kocaman koli medikal malzemeler var. İçinde pedler, yatak koruyucuları, steril sabun, bebeğin göbeği için klips, alkol, bandaj malzemeleri gibi. Bu koliyi genelde bağlı olduğunuz sigorta şirketi ücretsiz gönderiyor. Eğer sigorta yoksa bebek mağazalarında hazırlanmış olan böyle kolileri satın alıyorsunuz. 

İkinci ihtiyaç da pek tabi ki bebek ve anne kıyafetleri. Bebek için 6 takım iç ve dış giyim ve dışarı çıkarken giymek için mont/tulum gibi şeyler tavsiye edilmiş. 6 takım bana çok geldi doğrusu :) Kişisel ihtiyaçlardan da tek kullanımlık donlar hariç çoğu tamam :)

Bir de hastaneden eve gelince uyulması gereken kurallar var. Hastanede kalındığı günler de dahil toplam 8 gün boyunca eve yardımcı hemşire gelecek (bunu ayrıca yazacağım). Kurallardan biri annenin yatağının en az 70cm yükseklikte olması. Yatak odamızdaki yatak da, misafir odasına koyduğumuz tek kişilik yatak da 45cm'i geçmiyor. Bunun için yatak yükseltici ayaklardan temin etmemiz lazımmış. Neyse ki kiralanıyormuş. İşte böyle ufak ufak ama zaman alan bir sürü iş var daha.

Bu hafta Helo yine epey zorlamaya başladı. Biraz sümük-öksürük süreci geçirdik, geceler gündüze karıştı, huysuzluklar tavan yaptı ve ben yorgunluktan mahfoldum. Akşama doğru pelvik ağrılarım çok artıyor yürüyemiyorum bile. Gece ağrıdan uyuyamıyorum ama dinlenebilmiş isem genelde sabaha ağrısı geçmiş oluyor.

Gelelim Novadünya'ya. Birazcık pozisyon değiştirdi ayaklar yukarı geldi ama tam değil. Kafa sağda, ayaklar solda popo aşağıda u şeklinde duruyor. Bakalım dönebilecek mi. Hareketleri çok sertleşti öyle ki bazen aklım gidiyor çıkıverecek diye. Dün akşam yine epey zorladı çok korktum. Artık dışardan karnım yamuluyor ve titreşimleri gayet belirgin :) 

Bu günlerde artık hareketlerim epey zorlandığı için zamanın hızlı geçmesini istiyorum ama sonrası için de hazır mıyım hiç bilmiyorum. Daha bunları düşünecek zamanım olmadı. Şimdilik sadece günü kurtarmaya çalışıyor gibiyim, planlara uyamıyorum zaten. Her gün ne pişireceğim sorusu bile bu şapşallaşmış kafam için epey büyük bir mesele :)

Ha aklıma gelmişken yazayım, haftalar önce bir yazımda bu hamileliğimde aptallıklar yaşamadım demiştim ondan sonra ara sıra oluyor. Mesela şu an aklıma gelen farklı zamanlarda iki kez ocağı açmadan çorba yapmaya çalışmam. Katıştırıyorum karıştırıyorum bir türlü kaynamıyor ve ben ocağı açmadığımı gayet uzun süre sonra farkediyorum :) Bir de dışarda dürüm döner yediğimiz bir gündü. Bitiremediğim dürümü paket yaptım çantama koyacaktım ama sonra noldu bilmiyorum, çöplerin içine atmışım :/

Sevgiler