Yardımcı Bilgiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yardımcı Bilgiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Şubat 2012 Cuma

Pixlr

Şubat 17, 2012 3 Comments

Gün içinde bazen eşimin bilgisayarını kullanıyorum. Bir linux uzmanı olarak elbette ki bilgisayarında sadece linux yüklü. Bloguma yazı yazarken resimleri düzenlemek için linuxun ücretsiz fotoğraf editörü Gimp'i kullanmak zorunda kalıyorum ama pek alışkın olmadığımdan Gimp benim için uğraştırıcı oluyor.

Burada resimleri göreceğiniz üzere, biraz önce Tarifsiz Bir GeCe'ye kıymalı pide tarifi koydum. Gimp beni yine bunaltmıştı ki, online bir editör aradım. Bir çok online editör var ancak, çoğu da üyelik istiyor. Ben öyle her yere üye olmayı sevmediğim gibi uğraşmak da istemiyorum. Google da online photo editor yazınca karşıma çıkan Pixlr'a ise bayıldım. 

Öncelikle üye olmak gerekmiyor. iPhone ve android için de applicationları varmış. Open photo editor kısmından bilgisayarda açılmış bir editör gibi pencere çıkıyor, resmi açıp istediğiniz gibi düzenliyorsunuz sonra bilgisayara kaydedebiliyorsunuz. Aşağıda göreceğiniz üzere vintage retro efektler yapmak, bokehler eklemek, değişik çerçeve görünümleri, değişik efektler çokça seçenek var. 

Bloglarında ise çok güzel tanıtım yazıları ve dersler var, ben bayıldım, galiba bundan sonra favorim olacak.

21 Aralık 2009 Pazartesi

Fotoğraf Makinem

Aralık 21, 2009 21 Comments

Merhabalar, iyi haftalar. Zaman zaman fotoğraf makinemle ilgili sorular alıyorum, ben de bugün bu konuda yazayım dedim.

Öncelikle söyleyeyim makinem öyle profosyonel bir makine değil: Sanyo Vpc-e860. Orta halli orta fiyatlı sıradan bir dijital kamera. Ancak çok memnun kaldığımı söylemeliyim.

Tabi öncelikle fotoğrafların daha iyiye gitmesinin bir anda değil zamanla olan birşey olduğunu hatırlamak lazım. Blogumun eski resimlerini görmek dahi istemiyorum bazen. Gerçi kamera farklıydı ama bana göre bu tip kameralarla aşağı yukarı aynı kalitede resimler çekilebilir.

Aslında birçoğumuz elimizdeki harika özellikli kameraları doğru kullanmıyoruz. Ce nin de yardımlarıyla makineyi kurcalamayı öğrendim, sonra okudum araştırdım ve bol bol da denedim. Ayça'nın ve eşi Serhat'ın yazılarından faydalandım. O kadar çok çekim yaptım ki 1 yıllık bile olmayan makinemle 7000 e yakın resim çekmişim. Artık çoğu fotoğrafı daha iyi çekiyor ve az sayıda denemeyle istediğim şeyi yakalıyorum ama bu tekrarlardan sonra olan birşey ki benim elim çok fazla titrer normalde.

Diğer yandan birkaç püf nokta da var dikkat ettiğim.

* Birincisi ışık tabiki, kesinlikle gün ışığında çekmeye çalışıyorum, evde yatak odam daha iyi ışık alıyor, bu yüzden çoğu resimler orada çekiliyor. Yada bir tepsiyle cam kenarına yapışıyorum.

* Diğeri asla flash kullanmamam, benim için bitmiştir kendisi, derinliği azaltıyor, ışığın doğallığını bozuyor. Belki onun da ustaca kullanımları vardır ama ben daha bilmiyorum.

* Yakın çekimlerimi mutlaka makro yapıyorum. İlk başlarda çoğu titrek çıkıyordu, sonra alıştım. Bir de her makinenin bir odak uzaklığı var, ekrandan görülüyor. Çok yaklaşırsa yada çok uzaklaşırsa flulaşıyor, o ayarı yakalamak lazım.

* Bundan başka açılar konusunda değişik denemeler yapıyorum. Eskiden vurgulayacağım şeyi tam ortaya koyar şak diye çekerdim şimdi açılarını değiştiriyor, çevresindeki objeleri zenginleştiriyor ya da fotoğrafın ortasına değil belli bir kısmına yerleştiriyorum.

Dolayısıyla her normal dijital makine ile benimkilerine benzer görüntüler yakalanabilir. Ancak sanırım bir konuda şanslıydım , ki makineyi alırken tamamen başka daha popüler bir markayı alacakken aşağı yukarı aynı fiyatta olup da ekstra bir özelliği olması sebebiyle bunu almıştık. O ekstra özelliği titreşim önleyici olması. Normalde hareket halindeki çekimler için tüm makinelerde action modu vardır ancak bu ondan da farklı. Poz süresi çok kısa ve çok hızlı hareketleri bile yakalıyor, (daha önce de koymuştum yine koyacağım mesela uçan martıları). Arabada hareket halindeyken titreşimsiz pozlar yakalayabiliyor.

Bir diğer alternatifim ise renkler sanırım. Makinenin tam olarak hangi parçasıyla ilgili bir mesele bu bilmiyorum ama mesela ablamın makinesiyle benimki aynı ortamda aynı şeyi çektiğimizde onun renkleri daha solgun gibi çıkıyor. Özel ayarla diğer makinelerde bu durum düzelir mi bilmiyorum ama benim normal ayarı bu şekilde.

Hee bir de mp olayına girsem iyi olacak. Kameram 8 mp olmasına rağmen en fazla 2 mp de çekim yapıyorum.  Sebebi hafıza kartı değil elbette, bence hiç gerek yok. Çünkü hep söylüyorum 2 mp resmi kağıda bastırsan A4 den biraz büyük bir resim elde edersin ve 8 yada 10 mp bastırsan billboardlar kadar büyük bir resim. Hiç kimsenin o kadar ayrıntıya ihyiyacı yok  ve sanırım o koskocaman resmi küçük bir bilgisayar ekranından görmeye çalışınca pek de net görünmüyor. Bu yüzden en fazla 3mp çekin derim ben. Kamerayı zorlamayın, bilgisayarı da gereksiz doldurmayın.

Eğer ışık doğru ayarlanmışsa, photoscape gibi düzenleme programlarında otomatik düzenlemeye basınca hiç mi hiç değişiklik olmuyor. Ben de böylece doğru resim çektiğimi anlıyorum. Geriye sadece en boy oranını küçültmek kalıyor, genelde 800*600 piksel yapıyorum. Bir de adımı ekliyorum o kadar. Jpg olarak kaydedilen fotoğraflarda fotoğraf kalitesinin yüzde kaç olması gerektiği sorulur ve %75-%100 e kadar değişir. Ben çoğu zaman %75-80 lerde bırakıyorum ki hafızası daha makul oluyor. Blogların büyük boyutlu resimleri yüklerken zorlandığını biliyoruz, özellikle farklı adreslerden eklenen resimlerde bu sorun çok ortaya çıkıyor. %100 kalite ile kaydedilmiş resim 500 kb iken %75 lik resim 50-70 kb yer kaplıyor ve fark neredeyse gözle görülmeyecek kadar az oluyor.

İyi haftalar.

9 Mart 2009 Pazartesi

Kotayı Doldurmadan Bloga Blogger'dan Resim Ekleme

Mart 09, 2009 34 Comments
Wordless Sunday başlığı altındaki yazılarımın yazısız olacağını söylemiştim. Ancak dün iki özel gün olması sebebiyle resimlerimi de ona göre çektim.

Birinci resim kadınlar günü amacıyla tüm kadınlara sevgimi gönderen kalpler ve çiçekler içeriyordu.

İkincisi ise kandil sebebiyle, İstanbul'un en güzel camilerinden biri olan Ortaköy Camisini. Bu resmi köprüden metrobüsle geçerken çektim. Dün Söğütlüçeşme'ye kadar uzanan metrobüs hattını test etme imkanı bulduk. Pazar günü saat 11-12 arasında olması sebebiyle çok rahattı. Hareket halinde resmin bu kadar net çıkması kandile özel bir nimetti herhalde.

Sevgili Papatya Prenses dünkü yorumlarında neden Flickr'dan eklemediğimi sormuş resimlerimi. Ben de tam bu konuda birşeyler yazacaktım vesile olmuş oldu kendisi.

Flickr hesabımı önce sadece amigurumileri koymak amacıyla açmıştım. Ancak son haftalarda her açışımda uyarı vermeye başladı. Nedeni ise hesabımda 173 resim olması ve limit olan 200 e yaklaşmış olmam. Eğer Pro sürümüne yükseltirsem bu limit kalkacak ve yıllık ya 24,90 ya da 29,90 (dolar) dı emin değilim üyelik ücreti istemesi. Aksi takdirde sadece son yüklediğim 200 resim gözükecek eskileri silinecekti.

Doğrusu bana fiyatı pahalı geldi. Blogger bile o kadar ücretsiz kota veriyor ve yıllık isim alma ise sadece 10 dolar. Bunun dışında İmageShack ve PhotoBucket gibi fotoğraf depolama yerleri de var ancak ben artık bir sürü yere üye olmaktan, şifrelerimi unutmaktan sıkıldım.

Şu anda üyeliklerimi saysam şaşarsınız herhalde. Neyse ki başka bir çözüm buldum.

İşte şimdi aşağıda yüklediklerim Bir Yastıkta'dan yüklendi, nasıl mı?





Çok kolay. Bu keşfimle birlikte artık başka depolara ihtiyacımız yok. Dilediğiniz kadar blog açın ve resimleri yükleyin. Diğer yandan gerçekten bloggerın bize sunduğu kota az değil. Bir Yastıkta'ya yüklediğimiz resimler kadar herhalde başka sitede resim yoktur. Ancak buna rağmen daha %10 nu doldurabildik.

Bloggeer da başka bir siteden resim yüklenmesini çok görüyor ancak bir türlü başarılı olamıyordum. Blogtaki resime tıkladığımda çıkan url adresini göstererek resim ekliyordum. Ancak hiç birşey göstermiyordu.

Biraz önce yine denerken birşey farkettim. Blogumuza resim eklediğimizde html düzenlemeye gelirseniz bir kaç satırdan oluşan bir kod dizisi oluşur. Aşağıdaki gibi


Bu kodlara baktığımda resim kaynağı için yazan adresle, üzerine tıklandığında gözüken url nin aynı olmadığını farkettim. Başları aynı ama sonu değişiyor. Dolayısıyla kodda src (source'ın kısaltılmışı) ile başlayan kod dizisi bizim resmin kodu. İşte bunu koyunca görüntüleniyor. Aşağıdaki resimde gösterdiğim kısmı kopyalıyoruz ve


bu kısmı yazımıza ekliyoruz.

Tabi kodları yazımıza eklerken html düzenle den işlem yapıyoruz. Ve başına (küçük işareti ve img) ekliyoruz. Ancak img ile src arasında boşluk olacak "img src " şeklinde. İşte böyle.

Şimdi tekrarlayayım.
1-Resimleri başka bir blogunuza yüklediniz. Eklediğiniz kaydın html düzenlemesinden resmin kaynağını buluyoruz.
2-Bunu kopyalayıp, yazıyı oluşturduğumuz gerçek bloga ekliyoruz.
3-Ekleme işlemini yine html düzenleden yapıyoruz. Ancak başına bir (küçük işareti ve img) eklemeyi unutmuyoruz.

İşte bu sayede bloglarımızın kotası hiç dolmayacak. İsterseniz 10 tane blog açın, resimleri ona yükleyin. Tek bir blogdan da yazılarınızı resimlerinizi gösterin.

Doğrusu bu çok hoşuma gitti, çünkü Bir Yastıkta'nın kota durumundan endişeliydim. Zaten aynı hesaba başka bloglar da açmıştım. GeCe hesabımla da 10 tane blogum olduğunu varsayarsak ohhh çok rahatım.

Yazı çok uzadı biliyorum ama yukarıdaki resimler çok hoşuma gitmişti eğer görmediyseniz Yastıkta. Çünkü harika fikirler. Çıktı alınabiliyor ve bunlarla ne güzel abajurlar ve diğer külahla da ne güzel nikah şekeri olur değil mi. Basit ama çarpıcı.

Haydi hoşçakalın. Bu hafta derslerimiz başlıyor. Güzdüzleri ziyaret edemeyebilirim sizleri, akşamları artık.

Not: Bu yazıyı yazmam tam 40 dakkamı almış, yani sizler için ne çok çalışıyorum değil mi :p