anneoluncaanladim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anneoluncaanladim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Eylül 2012 Pazartesi

Ah Şu Süt Meselesi

Eylül 03, 2012 17 Comments
Bir çok anneye göre 5 aylık bir anne olarak henüz fazla tecrübeli değilim. Ancak hem benden daha acemilere fikir vermesi açısından, hem de günlüğüme not kalması açısından yazmaya karar verdim bu mevzuyu.

Bir yerde okumuştum, doğumdan sonra süt mevzusu anneye cinnet bile geçirtebilir gibisinden. Çünkü "emziriyor" musun ile başlayan, "sütün az mı çok mu, ay bu çocuk doymuyor, bol bol ye süt olsun" gibi yorumlara sakin kalabilmek imkansız. Çok şükür benim durumumda böyle etkenler yok ama cinnet geçirmek için başkalarına ihtiyaç yokmuş. Kişinin kendi beyni bile gayet güzel delirtebiliyormuş insanı. Beynimden geçen, sütüm az mı acaba, bebeğim doydu mu, ay hiç dolmadı göğüslerim, sütüm kesiliyor mu yoksa.... gibi evhamlar zaman zaman içimi kemirmeye devam ediyor.

Bu zamana kadar çok şükür anne sütü ile besledim bebeğimi ve yeteri kadar sütüm oldu. Kimi dönemlerde gerçekten taşacak, sağıp biriktirecek kadar çok olmasına rağmen, kimi dönemlerde de sanki çok azdı, pek dolmuyordu. Kızım doyduğunda kendisi bıraktığı için, her iki durumda da doyduğundan eminim ama ben de sütlerim şakır şakır olsun, dolaplar dolsun isterdim. (Şu an hiç stoğumuz yok). Belki kullanamazdık hepsini ama yedekte olduğunu bilmek insanı rahatlatıyor.

Zaten anne sütü için en önemli arttırıcı etki huzur imiş. Bunu ilk aylarda ben de tecrübe ettim. Buraya da yazmıştım bir dönem sürekli emdiği için hiç süt üremesine fırsat kalmıyordu ve neredeyse kesileceğini zannetmiştim. Bir gece böyle doymayıp açlıktan ağlayınca öyle korktum ki, bir daha öyle bir durumla başedebilmeyi göze alamadım. Bu yüzden eşime ne olur ne olmaz diye hazır anne sütü yerine geçen mamadan aldırdım. Evde kullanmayacak olsam bile hazır mamanın varlığı bana öyle bir rahatlama getirdi ki, hemen ardından yeniden sütlerim dolmaya başladı. Ve o dönemde yalnızca bir kere mama vermek zorunda kaldım onda da şarıl şarıl ağladım fakat, sonrasında "amaan eğer doymazsa mama veririm olur biter" düşüncesi beni çok rahatlattı. Gerçekten o dönemden sonra öyle çok sütüm oldu ki, mama kutusu göz önünden kalktı, unutuldu.

Bu olaydan sonra 3-4 kere daha mama verdim o da geçen ay içinde. Türkiye'den geldikten sonra hastalandım ve sanki sütlerim de bu yüzden çok azaldı. Bana doymuyor gibi geliyordu ve emzirdikten sonra mama verip iyice doysun istedim. Ancak şaşırarak gördüm ki Helo doyuyormuş ve  mamayı ağzında geveledi, biraz içti ve bıraktı. Şimdilerde hiç dert etmiyorum, hala aynı hevesle emmeye devam ediyor, hatta artık görünce sevindiğini belli ediyor. Ek gıdaya da yavaş yavaş geçtiğimiz için, doymazsa da diğer yiyeceklerden veririm düşüncesi beni rahatlatıyor.


  • Yani ilk önerim kendinizi rahat hissedin, mama alınacaksa mama alın, ziyan olmaz ek gıdada muhallebisine katarsınız.


Tüm emzirme dönemi boyunca, sütüm çok olduğunda rahatlamak için, az olduğunda çoğalsın diye hep sağdım. Sağdığım için farklı dönemlerde ve beslenme şekillerinde sütün miktarının ve kalitesinin nasıl etkilendiğini görme şansım oldu. Bir diğer süt arttırıcı öneri bol bol su içilmesidir. Fakat gözlemlediğim kadarıyla bol sıvı sütün miktarını arttırsa da kalitesini arttırmıyor. Yani, çok su içip az beslendiğim zamanlar sağdığım sütlerin tamamı, başlangıçta çıkan şeffaf, açık renkli süt şeklinde oluyordu. Bütün bir kap böyle açık renkli süt doluyordu. Oysa normal dönemlerde başta bir miktar açık renkli süt, sonra kıvamlı, koyu yağlı süt çıkıyor. Elbette ki açık renkli sütün de faydaları var ama biliyoruz ki bebeği besleyen, kilo aldıran bu koyu süt. Dolayısıyla çok sulu, az kalorili beslendiğimde sütün besin değeri de az oluyor. Tabi yine çok su içmeye devam ediyorum ama demek istediğim, nasılsa süt oluyor diye, beslenmeyi azaltıp suya dadanmamak lazım.


  • İkinci tavsiyem ise bu yönde, ne olursa olsun beslenmenizi kesmeyin, dikkat edin bol bol sıvı da tüketin. Çok kalorili olması gerekmiyor, öğün atlamadan dengeli beslenmek benim kastettiğim.


Tabi sağınca farkettiğim bir diğer şey de, sağmanın sütü arttırdığı. Misal benim kızım her öğünde bir memeden emiyor ve doyuyor. 3 saatte bir emdiğini düşünürsek her meme 6 saatte bir boşalmış oluyor. Oysa 3 saatte birini emip diğerini de sağıp kaldırırsam, bir sonraki diğer 3 saatte de zaten yeniden dolmuş oluyor. Vücut talebe ve göğüsteki boşluğa göre sütü üretiyor olmalı.


  • Bu yüzden üçüncü tavsiyem de ne olursa olsun ucuzlarından da olsa bir pompa edinmeniz. Ben şu en dandik klakson görünümlülerden aldım, bana yetiyor. Eğer ihtiyaç duyarsanız daha komplike olanlarından alırsınız ama bence doğuma gitmeden önce hastane çantasında olması gerekenlerden biri de pompa. Bir çok kişi gibi ben de doğumdan sonra lazım olursa alırım demiştim ama süt az da olsa çok da olsa gerekiyormuş. Azsa çoğaltmak, çoksa rahatlatmak için :)


Elbette daha birçok tavsiye var süt ve emzirme ile ilgili. Bütün diğer bilgileri internette bolca bulabilirsiniz. Buraya yazdıklarım benim şahsen tecrübe edip, nispeten farklı bulduğum mevzulardı.


8 Ağustos 2012 Çarşamba

#anneoluncaanladim vol 1

Ağustos 08, 2012 14 Comments
Aslında hiç bir anneyi ve davranışını eleştirmem biliyorum ki başına gelir insanın. Yalnız bir konu var ki anne olsun olmasın insanlarda pek tahammül edemezdim. Misal bir kişi bir huyundan ya da hayatındaki bir şeyden rahatsız, sürekli şikayet ediyor ama değiştirmek için hiç bir çaba göstermiyor. Bu insanlara şaşardım, sonuç istenildiği gibi olur ya da olmaz ama benim sloganım hep "harekete geç" olur. Durağan kalmak, o derdi çekmeyi kabullenmeyi kabul edemiyorum. Şimdi de hala aynı düşünüyorum ama anne olunca anladım ki, insanda bu değişimi gerçekleştirecek zaman da, enerji de kalmıyormuş. İstese bile yapamıyormuş. Belki de bebek dışında kendi de dahil hayatındaki her şeyi ikinci plana atmaktan kaynaklanıyor bu.

Anne olunca anladım ki, yemeği sıcak yemek, çayını sıcak içmek veya sohbetli kahveler vs bir lüksmüş. O gün içinde karnını doyurabildiysen ne mutlu sana.

Anne olunca anladım ki, eskiden yapmadığında huzursuz eden ev işleri artık yapılmasa da oluyormuş. Planlı düzenli biriysen eskiden, o düzeni bir daha bulmak imkansız. Eğer yarım yamalak da olsa ev dönüyorsa yetiyormuş.

Anne olunca anladım ki, sen artık sevgili, evlat, kardeş, gelin vs değilsin. Tüm sıfatların siliniyor sadece bebeğinin annesisin. Birisi nasılsın iyi misin diye sorduğunda aslında bebeğe bakabilecek durumda mısın diye soruyordur, kendine dikkat et dediklerinde önemli olan senin sağlığın değil, bebeğin sağlığıdır. Yani artık bebeğin yaşam destek ünitesi gibi bir kıvama geliyorsun, bebeğin ihtiyaçlarını sağlayabildiğin derecede önemlisin. Malesef bu beni çok üzüyor. Elbette onu her şeyden sakınacağım, canımdan değerli benim için bebeğim. Ama ben de insanım yahu beni de önemseyin çığlıkları kopuyor içimde.

Anne olunca anladım ki, tek bir gün içinde bile birçok duyguyu tavan yapmış şekilde yaşayabiliyorsun. Aklındakileri okuyup derhal (!) yerine getirmediği için eşine karşı sinirlerin tavan yapıyor, bebeğin huysuzlandığında ya da uyumadığında kafanı duvarlara vurmak isteyecek kadar kızgınlığın sonra da böyle hissettin diye vicdan azabın tavan yapıyor, ağladığında için içini yiyor acıma duygun tavan yapıyor ve keyifli gülücükler attığında ise içindeki mutluluk ve aşk tavan yapıyor. Normal hayatta böyle yoğun duyguları belki haftada bir yaşıyorsun ama anne olunca gün içinde bu ekstremum duygular arasında savrulup duruyorsun, duygu sarhoşu oluyorsun.

Devam edecek...