doğum hikayemiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
doğum hikayemiz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Nisan 2012 Salı

Doğum Hikayemiz

Nisan 03, 2012 79 Comments

23.03.2012 tarihinde (38+4 haftasında) aramıza katılan melek kızımız.

Doğum hikayemiz, hamileliğimin bir çok aşamasında olduğu gibi sürprizli ve yine Helocuğuma has şekilde gerçekleşti. Burada yazdığım üzere, en son doktor görüşmemizde ayın 27 si için randevu verilmiş, istersek o gün doğumu gerçekleştirebileceklerini öğremiştik. Çünkü malesef bebeğimiz hala dik pozisyondaydı ve doktorlar son haftalarda dönmesine ihtimal vermiyorlardı.

Doğum hikayemizi, doğum anı ve doğumdan sonra 5 gece 4,5 gün hastanede kaldığım için hastane günleri şeklinde iki aşamada yazsam iyi olacak. Slovakya'da doğum yapacak olan başka kişiler çıkar mı bilmiyorum ama yaşadıklarım bilgi verecektir. En azından şahsen ben böyle bir bilgiye açtım ve yaşayana kadar başıma neler geleceğini hiç bilmiyordum.

22 Mart Perşembe akşamı o günün dizisi olan Drop Dead Diva'yı izledik. Oldukça keyifliydi ve ben keyif aldıkça kızım da çok hareketlendi. Böyle hareketli olduğu zamanlarda acaba bu gece mi gelecek diye içime bir kuşku düşerdi ve o akşam yine aynı şeyleri düşünmeye başlamıştım.

Günlerdir erken kalktığımız için diziden sonra saat 10 gibi eşim yatalım dedi ve yattık. O tabi hemen daldı, ben ise karnımdaki hareketlerin geçmesi için yatakta oturur vaziyette durup karnımı seviyordum. 15-20 dakka sonra tuvalate kalktım ve oturur oturmaz büyük miktarda su boşaldı. Bir anda ne yapacağımı bilemedim ve eşime seslendim. Öyle panik oldum ki su durmadan geliyordu, ayağa nasıl kalkacaktım, hastaneye gitmemiz gerekiyordu vs.

O ana kadar kızımın hareketleri dışında sancı yada ağrı gibi birşey hiç hissetmedim. Var mıydı da ben anlamadım, yoksa hiç yok muydu bilemiyorum. Eşim hemen doktoru aradı, Dr. Peter eşime telefonda hastaneye gitmemizi, eğer gelen amniyos sıvısı ise onlar gerekeni yapacaklarını değilse geri göndereceklerini söyledi. Ben de içimden diyorum "salak adam bizi cahil sanıyor, o kadar farkı bilemeyecek miyiz". Zaten en son kontrollerdeki soğuk tavırları yüzünden sinir olmuştum ve nedense içimden bir ses onun doğumu yapmayacağını söylüyordu. Tabi o olmazsa kim olacaktı o da ayrı mesele.

Hemen ped takviyeleri yaparak giyindim, çantamıza birkaç şey ekledim ve yola çıktık. Yolda ve arabada, hatta hastaneye vardığımızda su hala geliyordu. Bacaklarımdan süzülmeye başlamışlardı hatta. Yolda annemlere, kayınvalidemlere haber verdik, dua edin bu gece geliyor kızımız diye. En son yazdığım gebelik günlüğü yazılarımda, perşembe yada cuma olacağına dair içimde bir his olduğunu yazmıştım. Yanılmamışım. 

Hiç sancım yoktu, çok heyecanlıydım, ama çok korkuyordum ki, korkumun asıl sebebi doğumdan ziyade, bilinmezliklerdi. Öyle çok bilinmeyen vardı ki benim için. Bazılarını daha sonra telefon edip Dr. Peter'a soracaktık ama o an itibariyle sormaya vakit olmamıştı. Öncelikle su geldiği için elbette kızım iyi mi değil mi merak ediyordum ardından ise diğer sorular beynime doluşuyordu. Doktorlarla anlaşabilecek miyim, eşim yanımda olacak mı, doğum fotoğrafı çekebilecek miyiz, iki tip olan odalardan lüks olanı seçebilecek miyim, onu seçersem eşimin benimle kalabileceğini umuyordum, onlar boş muydu acaba vs vs..

Hastaneye varınca daha önce Peter'a kontrole gittiğimde alındığım bölüme gittik. O akşamın nöbetçi doktorları ve hemşireleri benimle ilgilenecekti. Eşim ve bizimle hastanede buluşan eşimin arkadaşı yanıma alınmadı, ben tek başıma içeri girmiştim. Suyumun geldiğini söyledik hemen nstye bağladılar. Bebeğin kalp atışları normaldi, bu arada doktor bana sorular sorup formları dolduruyordu. Bu esnada Dr. Peter da arayıp bilgi verdi. Dosyamı buldular, bilgileri doldurmaya başladılar. Nöbetçi doktor ingilizce biliyor çok güzel, akıcı konuşuyordu ama ben nst nin sesinden ve kafam sürekli kzım iyi mi, neler olacak meselelerini düşünmekten sorulara konsantre olamıyordum. O süre nasıl geçti hiç bilmiyorum. Bir de bayan doktor o kadar güzeldi ki, gözlerinin güzelliği sinirimi bozuyordu nedense, gecenin o yarısı makyajlı ve formda gözükmek konusunda çok iyi bu slovaklar.

Nst'den sonra bana beyaz bir gecelik giydirdiler, tansiyonuma baktılar ve vajnal muayne ile suyu kontrol ettiler. Ardından ultrason ile pozisyonunu tekrar kontrol etti doktor ve hala dik olduğunu, sezeryana alınacağımı, anestezi uzmanlarına haber verilip onlar gelir gelmez başlayacaklarını söyledi. Bu sırada bir hemşire de bana sonda taktı. Sonra sondayı elime alıp çıkardığım kıyafetleri kapıya eşime götürdüm, onunla vedalaştık ve doğumhaneye doğru yürüdüm. Şimdi yazınca emin olamadım bak, sonda belki de daha sonra takılmıştı, bir de yeşil ameliyat önlüğü giymiştim sahi, belki de onu giymeden önceydi, neyse...

Doğumhaneye gittim, beni sedyeye yatırdılar. Biri konuştuğum bayan olmak üzere, ameliyatı yapacak iki doktor vardı, diğeri erkekti. Bir tane çok tatlı başka bir kız vardı ve benimle sohbet etmeye başladı, nereli olduğumu, Türkiyeye tatile gittiğini, bebeğin adını vs soruyor, beni rahatlatmaya çalışıyordu. Sonra epidural iğnesini yaparken nasıl durmam gerektiğini anlattı (ameliyat şekli epidural mi tam emin değilim, bahsederken lokal anestezi diye söz ediyorlardı). Bir ara korktuğumu söyledim, normal dedi ama buraya kadar çok cesurmuşum, moral verdi. Sonra sedye üzerinde yan dönüp büküldüm ve iğneyi yaptı o kız. Birbirine yakın birkaç yerden yapıldığını hissettim, çok acımadı ama biraz tedirgindim, bu sırada sürekli dua ediyordum.

Birkaç dakka sonra bacaklarımın ağırlaştığını hissettim, sol bacağımı kaldırmamı söyledi kaldıramıyordum. Ameliyat sırasında hareketleri hissedeceğimi ama acı hissetmeyeceğimi söyledi. Doktorlar çalışmaya başladılar, derimin sağa sola çekildiğini hissediyordum ama hiç acım yoktu. Çok değişik bir his gerçekten.

Bu arada kız benimle hala konuşuyordu ama ben cevap veremiyordum, nedense sesim kısılmıştı, my voice has gone dedim. O da benimle konuşmayı bıraktı doktorlarla konuşmaya başladı, buna sevindim zira sadece dua etmek istiyordum. 15-20 dakka sonra Dila'nın sesini duydum ama çıkar çıkmaz göstermediler, alıp temizlemeye götürdüler. Saate baktım tam tamına 00.40'tı. Yaklaşık iki dakka sonra yanıma getirip bana yüzünü gösterdiler, çok güzeldi, kızım Dilacım dedim, sesimi duyunca ağlaması kesildi. Aynı kız kıyafetlerini giydirmek için bebeği alacaklarını, ardından benim odama götüreceklerini söyledi. Benim dikişlerimin yapılması gerekiyordu.

Sanırım bir yarım saat daha dikiş için orada kaldım, aklım sürekli bebekteydi, acaba Cem görmüş müydü, hala ağlıyor muydu, iyi miydi vs.

Ameliyat bitince beni bir yatağa aldılar ve odaya götürdüler. Bu andan itibaren kendimi su içinde yüzüyor gibi hissediyordum. Bilmem öyle miydi ama derimi sanki şişirmişler, içine su doldurmuşlar ben de suyun içindeymişim gibi sallanıyordum. Odaya giderken yolda Cem ile arkadaşını gördüm koridorda. O ana kadar eşim hala bebeği görmemişti. Bu arada birkaç şey konuştuk ama tam hatırlamıyorum. Sonra beni bir odaya koydular, üç kişilik yatak vardı ama benden başka kimse yoktu. Bir de bebeğin doğum kartını verdiler bana, kilosu 2680gr ve 49 cm boyunda olduğu yazıyordu. Çok şaşırdım çünkü 38. hafta kontrolümüzde yaklaşık 3kg demişti Janka. Yanlış mı ölçmüştü, neden böyleydi..

Bu odada ne kadar kaldım bilmiyorum. Sürekli üşüyordum, ameliyatı yapan bayan doktor yanıma geldi, durumumu sordu. Üşüyorum dedim, normal olduğunu söyledi. Ameliyatın nasıl olduğunu rapor verdi. Herşey ve bebek normalmiş, iyi gitmiş yalnız bebek kordona dolanmış 4 kez. Ancak hiç bir sorun yokmuş tüm fonksiyonları normalmiş.

Gittikten sonra, zihnimden düşünceler gitmiyordu, belki de dolandığı için dönememişti bebeğim, ama ultrasonda görünmez miydi, neden hiç bir şey demediler. Biliyorum ki sıvı içinde iken kordon dolansa da riski yok, susuz kaldığında ve doğum sırasında risk olabiliyor. Allahtan iyi ki evden hemen çıkmışız. Ya evde sıvının tamamı boşalsaydı ve susuz kalsaydı. Erken gittiğimiz için orada iken hala suyu vardı, ameliyata girene kadar akmaya devam etmişti. 

Doğum konusunda hep hayırlısını ve bebeğin sağlığı için hangisi iyi ise onun için dua etmiştim. Çok şükür dualarım kabul olmuştu, kilosu da çok düşük değildi nasılsa. Yalnız hem Peter'a hem Janka'ya öfke duyoyordum. Fakat sonradan düşününce dolanmış olduğunu önceden söyleseler bile, onu döndürmek için ne yapabilirdik ki, belki de bilmem durumunda çok daha gergin zamanlar geçirebilirdim. Diğer yandan bu dolanmanın ne zaman olduğunu da bilmiyorum. Belki doğumdan hemen önceki aşırı kıpırdanmalarında olmuş bile olabilirdi.

Böyle düşüne düşüne, kah uyuyup kah uyanarak ne kadar zaman geçti bilmiyorum.Sürekli bebeği getirmelerini bekliyordum. Bebeğin odada olacağını zannetmiştim ama değilmiş ve o kadar merak ediyordum ki nasıl olduğunu, görmeden içim rahat edemeyecekti.

Sanıyorum saat 5 civarı ağlama sesleri duydum. Daha sonradan 5 gün kaldığımda tecrübe edeceğim gibi, bir çeşit bebek arabasıyla bebekleri dağıtıyorlardı. Kızımı yanıma getirdiler, biraz emsin diye yardım ettiler ama sürekli uyuyordu (ağlayan o değil diğer bebeklermiş) Hemşire " it's ok, she is so fresh now, maybe later" dedi. Yanıma bıraktı. Bir saat yanımda, kolarımda yatarken onu seyrettim, kokladım. Dila, Diiiilaaa, kızım, hoşgeldin dünyamıza, güzel kızım benim, canıııım, çok güzelmiş benim kızım, meleğimmmm...

Ancak ne ameliyathanede onu ilk gördüğüm zaman, ne de o sabah yanıma getirdikleri zaman, ne de hastanede kaldığım yaklaşık 5 gün boyunca hiç ağlayamadım. Ta ki babamız bizi hastaneden alıp evimize geldikten sonraya kadar. Üçümüz birbirimize sarılıp doya doya ağlayıp şükrettik.


Hastane Günlerimiz Yazısı burada