19 Haziran 2011 Pazar

Geldimm

Haziran 19, 2011 4 Comments
Cumartesi gecesi 4 de evden çiktim,
4.30 da kadikoyden E10 a binip Sabiha Gökçen'e geldim,
6.15 de uçagim havalandi, yerel saatle 7.20 de (1 saat geri) Viyana'ya indim.
Havaalanindan S7 metro ile yaklasik 40-45 dakika gidip Rennweg'de indim,
Rennweg'de inip ayni yerden S9'a (Mödling yönüne dogru) binip Südbahnhof'da indim,
Oradan Südbahnhof Ostbahn'a yürüdüm,
Südbahnhof Ostbahn'dan Bratislava'ya tren bileti aldim, yaklasik yarim saat bekledim, 9.20 de trene bindim,
1.5 saatte Bratislava'ya geldim, yaklasik bir saat Kosice treni icin bekledim,
12 de Kosice treni kalkti ve 6 saat trende esyalarimi birakamadigim icin kalkmadan oturdum,
Saat 18.00 da (bizdeki saat 19) kocama kavustum.

Toplam 15 saat yolculuk yaparak gittigim bu yol hayatimin en uzun yolculuguydu, sersemlemis bir sekilde eve vardim. Daha once Budapeste'den geldigimde daha kisa sürüyordu ama gelmeden bir hafta once bilet aldigim icin Budapeste ucuslari çok pahali idi, Viyana'ya Sun Express ile geldim, bilet cok ucuz ve ucak bombostu.

Bu ayrintilari neden yazdim, cunku kagit elimde nerede inicem ne yapicam diye ararken bayagi panik oldum ama ogrendim, simdi de ogrendigimi pekistirdim.

Bu arada gectigim yollardaki Viyana cok sevimsiz ve ruhsuzdu, gecen sefer de pek isinamamistim ama bir sans daha veriyorum kendisine :)

Not: Ingilizce klavye ile yaziyorum, bazi harfleri cikariyorum ama hepsini ogrenemedigimden acemilik yazim olsun bu.

Babacigimin ve tum babalarin da babalar gunu KUTLU OLSUN...

17 Haziran 2011 Cuma

Yolculuk Vakti

Haziran 17, 2011 7 Comments
Aylardır beklediğim gün geldi çattı nihayet. Yarın sabah erkenden yine Slovakya'ya uçuyorum, dört aydır ayrı olduğum sevdiceğimin yanına. Tabi arada yine Macaristan olacak ama en azından haftasonları beraber olacağız.

Bu hafta öğrencilerin final haftasıydı ve gözetmenlik görevimi sıkıştırılmış şekilde yaptım. Hergün birçok sınava girmekten bayağı yorulsam da, çok şükür bitti. Bu akşam evime gidip, çanta hazırlayıp sabah erkenden yola çıkacağım.

Artık valiz hazırlamak 15 dakkalık iş benim için, tatile giden arkadaşlarım bir hafta önceden valizi serip, içine hergün birşey attıklarını söyledikçe şaşırıyorum. Zaten alacağım fazla birşey de yok. Şu dünyada aslında o kadar az şeyle yaşayabilecek durumdayız ki, bunu farketmek çoğu zaman pek mümkün olmuyor.

Yarınki yolculuğum epey uzun olacak, önce Viyana'ya ardından trenle Kosice'ye. Fazla eşya taşımamam ve yol için vakit geçirecek şeyler lazım. Kitaplarım hazır, geçen hafta aldığım 5 kitaptan ikisi bitti. Biri dizisini izlerken sonunu öğrenmeyeyim diye okumadığım Ayşe Kulin'in Türkan kitabı ( iki hafta önce sinemadaki filmi izledikten sonra hemen almam gerektiğine karar vermiştim), diğeri de Şah ve Sultan kitabıyla başlayan İskender Pala serisinden Katre-i Matem. Bunlar bir çırpıda bitti, şimdi diğer kitaplar var.

Tren yolculuğunda bir diğer hoşuma giden şey , eğer kompartımandaki priz sorunlu değil de elektrik veriyorsa, laptoptan dizi ve film izlemek. Gerçi şimdi 7 saat şarj ömürlü yeni bilgisayarımla elektrik olmasa da seyredeceğim.

Gerçi gitmeden önce araştırıp, okumayı planladığım makaleler de bitmedi, bir kısmını da onlara ayırmam gerekiyor. Yapacak çok işim olsa da, insanın umudu olduktan sonra, her şeyin yoluna gireceğine inanması daha kolay oluyor.

Bu hafta sabahtan akşama kadar sınava girip de bilgisayar başına geçemeyince, tasarım işleri de sekteye uğradı, hafta sonundan itibaren bir bir bitireceğim söz.. Bir de Dukan diyetinden nasibimi alıp, son bir yılın fazlalıklarını üstümden silkeleyim diyorum, bakalım :)

Şimdilik bana müsade, sevgiler...

13 Haziran 2011 Pazartesi

Kristal Logosu

Haziran 13, 2011 4 Comments

Selammm

Koşuşturmaca arasında yazıyorum bu postu. Benden mail bekleyenler de var ama henüz dönemedim, fırsat bulup. Bayağı zaman önce yaptığım logo tasarımı, Konya'da bir mağazanın tabelasında yer aldı. Sahibi benimle bu fotoyu paylaşınca öyle sevindim ki. Tam adresini bilmiyorum ama Konya'da oturanlar bu tabelayı görür görmez içeri dalın derim. Sadece ev tekstili değil bebek ürünleri de mevcut.

Logoyu tasarlarken belli bir sadeliği muhafaza etmek istedim, çünkü bu logo etiket olarak ürünlere de basılacak. Çok küçük ebatlı baskılarda ince ayrıntılar görünmüyor, bu yüzden imajı yansıtan sade tasarımları seçmek lazım. Bu tasarımda da tabi ki kristal pırıltısı ve bir miktar dantel görüntüsü vazgeçemeyeceğim ayrıntılardan oldu.

8 Haziran 2011 Çarşamba

Cupcake-im Tasarımı

Haziran 08, 2011 2 Comments

Cupcake-im sahipleriyle ne zaman yazışmaya başladığımızı artık hatırlayamıyorum bile. Hali hazırda bulunan web sitelerinin dizaynını bloga uygulayacaktım, tabi biraz değişikliklerle. Tema çoktan hazırdı ama blogger mı olsun wordpress mi olsun  düşünme aşamaları zaman almıştı. Bu arada yasak da gelmişti. Neyse en son blogger olmasına karar verildi ve bende temayı kodladım. Buradan bakabilirsiniz. Burada da web siteleri.

Site tasarımı hazır olmasına hazırdı da sidebardaki kurdelelerin kuyruklarının taşması beni oldukça uğraştırdı. Neyse sonunda oldu ve yeni birşeyler daha öğrenmiş oldum :)

7 Haziran 2011 Salı

Seçim Listelerindeki Fazlalıklar Gerçekmiş

Haziran 07, 2011 9 Comments
Son zamanlarda bazı haberlerde görüyoruz, seçmen sayısı nüfus sayısından fazla diye. Bunları duyuyordum ama ne doğruluğundan emin olabiliyorsunuz, ne de yalanlayabiliyorsunuz.

Ancak eşimin babannesinin başına gelen hikayeyi duyunca siz de şaşıracaksınız. Babannemiz 83 yaşında emekli bir öğretmen. 30 yıldır aynı ikametgahta oturuyor ve yalnız yaşıyor. Yaşlılığın getirdiği sıkıntılar dışında sağlığı iyi durumda, yavaş da olsa kendi işlerini görebiliyor, zihni (maşallah ) çok açık, öğretmen olduğu için de her şeyin farkında geyet akıllı bir kadın.

Evine seçmen kağıdı gelmeyince, muhtarlığa gidip sormuş geçen hafta. Muhtar listeye bakmış, ismi yok. Üstelik onun ikametgah adresinde, kim olduğu bilinmeyen başka iki kişi oturuyor gözüküyor ve onlar için seçmen kağıtları mevcut. Muhtar malesef onun artık o ikametgahta görünmediğini, nüfus müdürlüğünden değiştirmesi gerektiğini söylüyor.

Babannem de oy atma konusunda oldukça titizdir, hakkını kullanmak ister. Bunun üzerine uğraşamam demiyor, zira ikametgah adresini ilerki başka durumlar için de zaten düzelttirmesi lazım. Bu arada bir yıl önceki anayasa değişikliği oylamasında aynı adreste oy kullandığını hatırlatayım. Bir yılda ne çabuk da değişmiş.

Neyse efendim, uzak bir yerdeki nüfus müdürlüğüne gidiyor, yanına eski faturalarından, hatta sakladığı oy pusulalarından alıp götürüyor. Müdürlükteki memur önce defetmeye çalışıyor, burda böyle olamaz vs, suçu ona atmaya çalışıyor, sonra babannemin çetin ceviz olduğunu anlayınca, ikametgah adresine yine onu yazıyor, diğer kişilere ne oluyor bilmiyorum.

Sonuçta binbir uğraşın ardından 30 yıldır oturduğu ikametgahını geri kazanıyor ama seçmen listelerine girmesi için artık çok geç, oy kullanamayacak.

Beni en çok üzen ise, hiç bir şey yapmadığı halde kadının hiç yoktan bu kadar yoran uğraştıran insanlar. Zaten yaşlı olduğu için biz herşeyi onun için kolaylaştırmaya çalışırken, hiç bilmediğimiz şekilde sorun çıkaranlara kızıyorum. 

Şimdi o iki kişi kimse belki de babannemin yerinden oy kullanacak, e bu kişiler hayali olmadığı için elbet, kendi ikametgahlarında da oy kullanacak. Merak ettiğim ise bu kişilere o çıkmayan mürekkep sürülecek mi, sandık başı gözetmenleri bunları ayırt edebilecek mi, ne olacak ne bitecek, Allah sonumuzu hayır etsin. Bu oyunları yapan kimdir, hangi parti yandaşlarıdır bilemem, siyasetle aram yok olsun istemiyorum da. Tek istediğim, bu kandırmacayı yapan her kimse, artık böyle insanlardan arınmış bir ülke.

5 Haziran 2011 Pazar

Keep Calm and Carry On

Haziran 05, 2011 6 Comments

Resimleri biraz önce çektiğim için ışık kötü oldu ama ben daha bol bol çekeceğim resmini bunun :)

Bu sloganı çok seviyorum, sevmemin sebebi popüler olması değil anlamı ve tarihçesi.  “Keep Calm and Carry On” (Sakinliğini koru ve Devam et) yazılı posterler ilk defa II. Dünya Savaşı’ndan sonra İngilizler tarafından, halkın moralini düzeltmek için yapılmış. O günden bu güne neredeyse bir atasözü haline gelmiş olan bu sözün yazıldığı posterler, evlerde veya aksesuarlarda bolca yer ediyor.


Eşim gecikmiş doktora hediyesi olarak bana Mac air almıştı geçenlerde. 2005 yılından beri kullandığım (ve şu anda da onunla yazıyorum bu postu) benim emektar laptopum (ama hala taş gibi, bilgisayarları titiz kullanırız ikimiz de), hergün taşırken omuzumu çökerttiği için hafif bir şey istiyordum. Diğer yandan son iki yıldır odamda kullandığım iMac sebebiyle de yine bir mac olsun istiyordum. Gerçi aynı ilgiyi iPhone veya iPad'a duymuyorum. Bilgisayarlarıyla sınırlı şimdilik. Ve söylemeliyim ki monitör açısınadan çok ama çok farklılar. İlerde bir ev döşediğimizde yeniden, bu sefer tv olarak da kullanabileceğimiz şekilde en büyük ekranlı iMacden başkasını düşünmüyorum.


Bu kadar Mac yeter gelelim kılıfa. Şimdi eminim diyeceksiniz, böyle bilgisayara alamadın mı güzel bir kılıf diye haklısınız, ben de düşünüyorum almayı ama daha her şeyin olduğu bir elektronik markete gidemedim. E çantamda da çizilmesin diye acil çözüm olarak, kullanmadığım eski bir atletten kılıf yapıverdim. Penye olması sebebiyle çok yumuşak ve çizmiyor. Daha önceleri laptop kılıflarının mümkün olduğunca toz tutmayan, tüysüz şeyler olması gerektiğini okumuştum. Penye bana gayet uygun geldi bu açıdan.

E dümdüz beyaz bir penye de çok kıytırık duruyordu doğrusu, süslemek lazımdı. Ben de sevdiğim sloganı tekstil kalemiyle yazdım. ( Daha önce tekstil kalemini burada kullanmıştım) Aslında transfer kağıdım vardı, ona çıkartıp ütü ile pressleyecektim ama galiba yazıcıyı bile bozmuş olabilirim, kağıt eridi ve bir yerlere yapıştı, çıkaramadım da (Ce duymasın) ve çıkarmaya çalışırken de parmağımı yaktım, çok sıcakmış :(

3 Haziran 2011 Cuma

Güzel Günler Başlasın :)

Haziran 03, 2011 4 Comments
Günaydınlar ...

Biliyorsunuz son postum çok sıkıntılıydı. Gerçekten de öyleydim elbet, yaşamamın hiç bir anlamı yokmuş gibi. Hepinize güzel ve moral verici yorumlarınız dualarınız için çok teşekkür ederim.

Dün akşam kandildi biliyorsunuz, herkesin geçmiş kandilini kutluyorum. İçinde bulunduğum aşırı sıkıntı sebebiyle akşamki kandil benim için çok özeldi. Yalvaracak, yakaracak çok şeyim vardı. Nitekim elimden geldiği kadar da dua ettim. Allah hepimizin dualarını kabul etsin inşallah.

Ve bingoo. Allahım ne büyüksün, sabah işe gelir gelmez bana bir umut ışığı doğdu. Nihayet izin alabileceğimi öğrendim ve hemen harekete geçeceğim, ilk fırsatta da eşime kavuşacağım ama bu sadece eşime kavuşmak değil, planlarımı hayata geçirmek anlamına da geliyor. Çünkü tek sıkıntım ayrılığımız değildi, işimle ilgili bazı durumlar da buna dahildi.

Şimdi ben bu gazla nasıl çalışırım. Buraya çok kez yazmışımdır elbet ama asla tembellik yapmayacağım ve hedeflerim için çalışacağım. Hedeflerimin getirisi sadece kişisel değil elbette, üniversitem ve ülkem için de geri dönüşleri olacak.

Minettarım ....

1 Haziran 2011 Çarşamba

Mevlidin Ardından

Haziran 01, 2011 11 Comments

Merhabalar...
Öyle sıkkınım ki bu aralar ne yüzüm gülüyor, ne de kalbimin sancısı diniyor. Geçen hafta geçirdiğim hastalıktan sonra yavaş yavaş toparlanmaya başlamıştım ki, hafta sonu yaptığımız bebek mevlidindeki yorgunluklar sebebiyle vücudum yeniden kırıldı. Yine her şey aceleye geldi ama bebek şekerlerimizi ve hediyelerimizi yetiştirdik.

Misafirlere verilmek üzere, kitap ayıraçları hazırladık. Özellikle Kur'an ve dua kitaplarında kullanılması amacıyla içinde besmelenin yazdığı klasik bir tasarım düşündüm. Altına da bebeğin adı ve doğum tarihi. Simli ipten de bağlayarak tamamladım. Özellikle mevlit için kullanacağımızdan böyle bir tasarım daha uygundu bana kalırsa, zaten mevlitteki misafirlerin çoğu orta yaşın üzerinde oluyorlar.

İki haftadan fazla süredir evime gelmeyince, bu pazartesiden itibaren evime gidip yalnız kalmaya başladım. İşlerimdeki belirsizlikten, eşime olan hasretimden içimdeki sıkıntı öyle büyüyor ki, genelde mantıklı biri olmama  ve kendime ettiğim telkinlerle normal halde yaşayabilmeme rağmen artık bunlar da fayda etmiyor. Dün akşam geç saatlere kadar uyuyamadım, kafamda bin bir düşünceler, huzursuzluklar hayatımda hiç bir anlam kalmamış gibi hissediyorum.

Eşimle ayrılığımızın 1 yılını tamamladık ve sadece 4 ayında beraberdik. Bu düşünce bile gözlerimden yaşlar fışkırmasına sebep... Bir yanda bitmek bilmeyen işlerimi herşeyin canı cehenneme deyip arkamda bırakıp gitmek düşüncesi, diğer yanda biraz daha sabret elbet bir ışık yanacak düşüncesi. Biliyorum sağlığım yerinde şükretmeli ve sabretmeliyim. Ama aslında itiraf etmek gerekirse ruh sağlığımdaki bu bozukluğun ona da etki etmeye başladığını hissediyorum yavaş yavaş. Hayatım öyle çekilmez hal aldı ki, bunu söylediğime inanamıyorum ama çok sevdiğim ailemin yanında bile olmak beni kesmiyor artık. Sıkılmamın sebebi sadece eşimden ayrı olmak değil, işimdeki belirsizlikler, ne zaman kavuşacağımızdaki belirsizlikler, özlemlerim hayallerim, boşuna geçmiş hissine kapıldığım yıllarım..

Yarın ne olacak hiç bilmiyorum, ama gerçekten bilmiyorum. Her geçen gün umutsuzluğum artarken, tek dayanağım canım kocacım için kendime dikkat etmem gerektiği, ona söz vermiştim. Lütfen Allah'ım bitsin artık bu acı.

Sonradan ilave, yazıyı yazmamdan belki 15 dakka geçti ama kendimi inanılmaz rahatlamış hissediyorum, ben ki yazmanın rahatlattığına inanmazdım kendim için, ama oluyormuş, teşekkürler blogcum. Hadi şimdi çalışalımmm

22 Mayıs 2011 Pazar

Son Tema Ve gecedesign.com

Mayıs 22, 2011 7 Comments

Sevgili Etel'in teması geçen hafta bitmişti ama ben ancak yayınlayabiliyorum. Headerda yukarda yer alan logosunu muhafaza ederek onun tonlarıyla uyumlu bir tema istemişti. Bir wordpress teması ama önceki yazılarımdan birinde de belirttiğim gibi, özel hostingli değil css upgrade paketi almış bir hesaptı bu. Temayı önce taslak sitemde hazırladım, ardından bu pakette temayı yükleyemeyeceğimi görünce tüm kodlamayı baştan yaptım. Bu yüzden çifte uğraş oldu ama en azından neyin ne kadar olabileceğini görmüş oldum. Buyrun Lovelycookies.com a yakından bakın.

Bunun dışında 19 mayıs gecesinden beri çok hastayım, şu anda penisilin iğnelerinden delik deşik olmuş popomun üzerine oturmakta zorlanarak yazıyorum. İleri derecede akut faranjit olmuşum, işin tuhafı bir gecede patlak verdi. Günlerdir yatıyorum, ilaç ve antibiyotikler ile biraz kendime geliyorum. Birkaç yıl önce benzer şekilde iğne yiyip, moraran popo yüzünden , o sıralarda yeni çıkan mortgage kavramına benzer şekilde morkıç      adını takan ablam, bana morkıç olup olmadığımı soruyor, biraz da mortgage gibi söylüyor anlamadım, sonradan çok güldüm ama gülerken heryerim ağrımadı değil.

Oysa ki ne hayallerim vardı tek güncük tatile sığdıramadığım. Geçenlerde aldığım gecedesign.com a tasarımlarım için bir site kuracaktım biraz daha ciddi bir hale getirecektim. Üstelik kendime bir çırak da aldım, benden daha bilgili ama başka konularda. Neyse efem çok kaliteli işer yapabileceğiz. Benim bilgi yetersizliği nedeniyle girişmeye korktuğum tasarımları dahi yapabileceğiz. Satış siteleri, özel animasyonlu, flashlı siteler.. vs. Şimdilik neler yapabiliriz görme aşamasındayız. Ancak biraz daha zaman alacak gibi görünüyor.

Sevgiler

18 Mayıs 2011 Çarşamba

Bebek Şekerimiz

Mayıs 18, 2011 12 Comments

Bizim minik meleğimiz planlanandan önce gelmeye kalkınca herşeyi son ana bırakan GeCe teyzesini de biraz telaşa verdi ama neyse ki son anda durumu kurtardık.

Ablamın ilk doğumu sezeryan ile gerçekleşmişti, bu doğumu da öyle olacaktı ama günlerinin mayıs ayının sonlarında dolması bekleniyordu. 11 Mayısta gerçekleşen doğumdan bir hafta önce kontrole gidip NST'ye bağlandı ve daha zamanının olduğunu haftaya yeniden gelmesini isteyip tekrar bakacaklarını söylemişlerdi. Ablam da o günden önceki birkaç günde biraz üşütmüş (havaları biliyorsunuz çok soğuktu) arada öksürdüğü zaman karnında hisettiği acıyı öksürüğe yormuştu.

11 Mayıs sabahı yine tek başına doktora gitti ki -zaten son ana kadar Emre'yi okula götürüp getiriyor her işini yapıyordu- hiç beklemediği halde doğuma aldılar. NST'ye girmiş, yarım saat kadar doktorunda sıra gelmesini beklemiş. Doktor sonucu görünce "sen bu sancıyla nasıl duruyorsun, sancıların çok yüksek 45 dakka sonra seni doğuma alıyoruz demiş". Ablam da şok olmuş halde, yanında hiç bir hazırlığı yokken hemen telefona sarılıp haber vermiş. O gün hamileliğinde 36 hafta 4 günlük idi ve bize göre erkendi ama doktorun söylediğine göre (artık doğru yanlış allah bilir) doğuma alınmalıydı ve öyle de oldu.

Bana haber geldiğinde saat 10 du ve işe geleli çok olmamıştı, hemen panikledim çünkü daha bebek şekerlerini ve süslerini ayarlayacaktım, belki bir fotoğrafçı ile konuşacaktım. Bizim düşüncemiz NST ye girdiğinde doğum için bize gün verecekleri idi. Hemen apar topar okuldan çıkıp Eminönü'ne gittim, bir yandan hastaneye gitsem yanında olsam, diğer yandan süsleri alsam arada kararsız kaldım ama annemin eşinin ve yeğenimin falan gittiğini bildiğim için ben süsleri ayarlamaya karar verdim, çünkü bunu benden başka kısa süre içinde yapabilen olamayacaktı.

Bu arada ablamı doğuma hazırlamışlar, eniştem bile yetişememiş, 45 dakka değil yarım saat sonra girmiş ve bebek hemen alınmış, ben geldiğimde bebek çoktan çıkmış ablamın dikim işleri bitmişti.

Sonradan böyle aniden olmasının biraz iyi olduğuna karar verdik çünkü doğum öncesi düşünceler, karamsarlıklar, sabırsızlıklar olmamış oldu.

Eminönü'ne gittiğimde allahtan neyi nereden alacağımı biliyordum, ancak uzun uzun dolaşma düşünme seçeneğim falan olmadı, hemen boxcityden kutularımı seçtim, civarındaki bir dükkandan süsleri, kurdela ve tülleri aldım, orada başka bir dükkandan içine koyacağımız badem şekerlerini ve çikolataları, toplamda 15 dakikada her şeyi bitirmiş olmalıyım. Odayı süslemek için de bazı şeyler aldım ama resimleri yok yanımda. Daha zamanım olsaydı belki uzun uzun düşünür araştırırdım ama böyle olmasına rağmen yine de çok güzel oldu, inşallah mevlit için farklı şeyler yapabilirim.

Hemen hastaneye geldim, bir yandan kutuları hazırladık, odayı süsledik, ablam ve bebek odaya gelene kadar (ablam bir süre başka yerde tutuldu sanırım) her şey bitmişti. Daha önce hiç konuşma fırsatımız da olmadığı için ablam şaşırdı ve beğendi, ziyaretçiler de memnun kaldı.

Fikir vermek için de fiyatlara değinmek istiyorum. Kutular ebat ve şekle göre değişiyor, benim aldığım 20 tanesi 5 liralık pakette idi. Üzerine yapışan tavşan (tek figür almadım başka figürler de var) 24 tanesi 5 lira, kurdela 10mt 4 lira (ancak bu yetmedi, ben 60 kişilik hazırlamak istemiştim, en fazla 20-25 tane için çıktı), içine dekor olarak koyduğum tülün mt.sini hatırlamıyorum ama pahalı değildir 1-2 tl falandır, onu da düşünmeden aldığım için az almışım, daha çok dışarı taşsın istiyordum yetsin diye az oldu. Birde içine koyacağınız malzemenin fiyatı....