Sosyal Medyanın Bize Yaptığı
GeCe
Mayıs 24, 2016
13 Comments
Sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle birlikte çok şey değişti. Artık daha kolay iletişim kurabiliyoruz, sevdiklerimizi/sevmediklerimizi paylaşıyoruz ve bence en önemlisi daha çok insanın sesi çıkıyor. Önceden sadece bir grup cesur insan kendine internet aleminde bir yer edinirdi, şimdi ise herkes o yeri kolayca elde edebiliyor. Bu iyi birşey elbette ancak bazı şeyler hiç değişmiyor.
Sosyal medyanın topluma yaptığı şey, insanları ikiye bölmek oldu: özgün içerik üretenler ve bu içerikleri paylaşanlar. Hatırlayın e-mail hesaplarının ilk yaygınlaştığı dönemlerde, sürekli birilerinden yönlendirilmiş, şimdi olsa spam diyeceğimiz mesajlar alırdık. Üşenmez hepsini okur, biz de yönlendirirdik. Neler yoktu neler, özlü yazılar, komik fotoğraflar, tarihi hikayeler, şimdiki kadar yaygın olmasa da video ve müzikler. Şimdi sosyal medyada yaptığımız tüm paylaşımlar e-mail aracılığıyla gayet de güzel yapılıyordu. Bu dönemde internetin görünen yüzünde, biraz önce cesur diye tabir ettiğim içerik üreten kullanıcılar vardı. Paylaşımcılar gizliydi, onlar sanki sahnenin altında fısır fısır konuşan izleyiciler gibiydi.
Facebook ve twitter ilk hayatımıza girdiğinde herkes kişisel paylaşımlarda bulundu bol bol. Artık kendi de görünür hale gelmişti çünkü. Fakat şimdi, kişisel paylaşımlar azaldı, bu hesapların çoğunu başkalarında beğenilip paylaşılan gönderiler doldurmaya başladı. Aynı şey twitter için de geçerli.
Instagram için hala yoğunluk kişisel paylaşımlarda olsa da onun da olumsuz getirileri oldu/ oluyor her geçen gün.
Birileri güzel yazıyor, birileri güzel fotoğraflıyor, birileri ürettiği şeyleri çok iyi yapıyor, birileri iyi mizah/sanat/fikir... yapıyor. Ve özgün içerik sağlayıcılar ile sadece bunları takip edip paylaşanlar arasındaki fark gitgide büyüyor. Evet belki açıkça değil ama blog yazılarının, diy projelerinin, amatör çalışmaların azalmasında (ya da en azından bunların internette yayınlanma oranının azalmasında) etkisi var. Çok iyi şeyleri gördükçe, kendini yetersiz hissetme, tatmin olamama duygusu.
Fakat unutmamamız gereken şey, onlar bir anda böyle olmadı. Zamanla ve istikrarla kazanıldı o başarı. Diğer yandan en mükemmel şekilde olmak zorunda değil, sana ait olsun yeter. Bu durumda geriye şu soru kalıyor: Sen internetteki yerini neyle doldurmak istiyorsun?
Paylaşımcı olmak kötüdür demiyorum. O da ciddi bir okuma/inceleme/seçme becerisi gerektiriyor. Eğer bu rolü üstlendiyseniz, mutlaka size getirileri olduğunu unutmayın ve pasif tarafta yer alıyorum diye kendinizi önemsiz hissetmeyin. Aslında böyle bir yaklaşım, kişide ilgilendiği alanda çok iyi bir vizyon oluşturmasına yardımcı oluyor.
Eğer özel içerik üreten taraftaysanız, durmak yok yola devam. Yolun başındaysanız merak etmeyin her geçen gün daha iyi olacak. Eğer yolu yarıladıysanız ne mutlu, kimbilir sizden daha ne cevherler çıkacak...



