Maldivler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Maldivler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Aralık 2016 Perşembe

Cocuklarla Maldivler Tatilimiz - 2

Aralık 22, 2016 3 Comments
Bir onceki yaziya kaldigim yerden devam etmeye calisayim...


Yan tarafa ekledigim haritada goruldugu uzere, yuzlerce irili ufakli adadan olusuyor Maldivler Cumhuriyeti. Fakat bu fotografi koymamin bir diger amaci, adalarin etrafinda gorulen cok acik mavi bolumleri iyi resmetmis olmasi. Maldiv adalarini denizin icindeki bir dagin tepe noktalari olarak dusunebilirsiniz. Eger sular birkac metre az olsaydi, genisce bir kara parcasi su uzerinde olacakti. Fakat su anki durumda adalarin etrafinda gercekten buyuk bir alan oldukca sig bir sekilde uzaniyor (oyle ki belinizi bile gecmiyor yukseklik), ardindan kayaliklar basliyor ve sonra da muthis derin bir ucurum. Nereden biliyorsun derseniz, ilk gidisimizde zemini cam olan bir tekne ile epey acilarak, baliklari falan gozetlemistik. O ucurum bolgesine geldigimizdeki hissttigim dehseti anlatamam. Ben hayatimda boyle birsey gormedim, dipsiz kapkaranlik bir kuyu gibiydi.

Yalniz bu ucurumun bir avantaji var, yine internetten buldugum asagidaki gorselde de gorundugu uzere, bu ucurum bir dalgakiran vazifesi goruyor (gorselde koyu renkli yerler denizin derin bolumu, acik renkli yerler sig alanlar) ve ayrica sanirim kopekbaligi gibi baliklarin kiyiya yaklasmasini engelliyor :))


Bu durumda maldivlere gidince ne yapilir sorusunun cevabi bir miktar cevaplanmis oluyor. Deniz gercekten cok sig oldugu icin soyle doya doya yuzeyim, bir acilip geleyim olayi yok ne yazik ki. Kiyilarda cocuklarla oynar gibi takilmak gerekiyor ve tabi bir de herkesin yaptigi gibi dalmak.

Buraya gelen herkesin yaninda mutlaka snorkel ve deniz gozlugu oluyor ama usta dalgic olmaniz gerekmez. Suyun altina girebilen herkes eger deniz gozlugu varsa (gozluksuz net gorulmuyor ve tuzdan yanabilir) etrafinda yuzen baliklari gorecektir. evet cok fazla ve cok guzel baliklar var, daha denize adiminizi attiginiz ilk adimda bile.

Maldivler denizine turkuaz rengini veren beyaz kumlaridir ve bu kumlari da mercan resiflerinin uzun yillar sonucunda ufalanip kuma donusmesiyle olusmus. bu yuzden adadan mercan parcalari goturmek dogal dengeyi bozmamak acisindan yasak. genelde beyaz kumlu sahilin ardindan bu mercan kayaliklari uzanir ve oldukca renkli baliklara ev sahipligi yapar. Yer yer bu mercan kayaliklari ufak obekler halinde kiyiya oldukca yakin yerlerde de bulunabilir ve 50cm capindaki bu kayaliklarda yasayan onlarca harika baliga sasar kalirsiniz. yani en azindan bize oyle oldu. Asagidaki gorsel bizim kaldigimiz adanin yukaridan gorunusu, kumsal ve mercanlar gayet iyi farkediliyor.


Ve buralarda asagidaki gibi sayisiz baliklar gozlenebiliyor.




Biz ozel olarak dalis ekipmani getirmemistik yanimizda ama her tatilde yanimizda olan deniz gozlukleri bize yetti. Yuzdugumuz yerde bulunan 5-6 mercan obegini kizimla dalarak izledik. Helodunya 7 ay kadar once, Hollanda'da tum cocuklarin gittigi yuzme derslerine baslamisti ancak, sualtindan gitmeye korkuyordu. Bu yuzden yuzme dersi gunleri onun aglamalariyla, benim ikna etme cabalarimla kabus gibi geciyor, kimi zaman dersleri ekmek zorunda kaliyorduk. Tesaduf bu ya, tatile gitmeden iki hafta once bir cesaret geldi ve suya dalmayi ogrendi ancak pek tercih edecegi bir secenek degildi tabi hala isteksizdi. tatilde ise bu baliklari gorunce kendiliginden defalarca daldi ve sayelerinde dalma konusunda hicbir korkusu kalmadi.

Denizdeki baliklar sadece kayaliklar etrafinda degil, serbest halde de oldukca yogundu. Beyaz kum uzerinde beyaz olduklari icin disaridan pek farkedilmeyen ama dalinca birden gozumuzun onunde beliriveren asagidaki baliklar ayaklarimizin arasinda yuzuyordu mesela.


Bir de kucuk kopek baliklari vardi tabi. Kiyinin bir metre ilerisinde, yer yer yarim metre yer yer bir metre genisliginde tum kiyiyi kaplayan hamsi gibi ufacik yavru baliklardan olusan bir suru uzaniyordu kiyi boyunca. binlerce ufak balik. denize girerken o suruyu yarip geciyorduk. iste kopek baliklari (bunlar beyaz renkli boylari bir yarim kol uzunliginda) bu surunun pesinde dolasiyor. ara sira saldiriya gecip baliklar da kacmak icin suyun ustune sicradiklarinda kiyida bekleyen balikcil da onlari yakaliyordu. instagrama kopek baliginin videosunu koydugumda pek korkulu tepkiler geldi ama onlarin gercekten insan yemeye ihtiyaclari yok :) onlerinde binlerce balik, karni tok sirti pek :)

Maldivler'de cocuklarla neler yaptik diye toparlayacak olursam,

-bol bol yuzduk. baliklari inceledik, kovayla yakalamaya calistik, her aksam yemeginden sonra iskeleye gidip ton baligi gibi kocaman baliklara ekmek attik.

- tabi ki bol bol kumlandik, kaleler tuneller yaptik. kabuklar toplamaya calistik (fazla yok), bir tane yengecin ust  kabugunu bulduk. 

- denizin disindaki hayvanlari kesfettik. once yengecler tabi ki cunku yuzlerce var. tirnak butuklugunden yumruk buyuklugune, kabuguyla veya kabuksuz gezen farkli renklerde yengec. kumsalin uzeri minik yengez izleri ile doluydu. bunlar agaclardan dusen hindistan cevizlerini yemeye bayiliyorlarmis. feci hizli kactiklarindan yakalamak mumkun olmadi. Bundan baska farkli ebatlarda ve renklerde kertenkeleler, bukalemun turu hayvanlar... onceki gidisimizde odamiza ilk giriste odada bir iguana karsilamisti bizi :) Bir de degisik oten kuslar ve tavuk benzeri kuslar gorduk.

- dogasini kesfettik. Hollanda'da cocuk parklari biraz farklidir. cocuklarin hayal guclerini beslemesi acisindan, hic birseye benzemeyen kutukler, cubuklar halatlar gibi dogal malzemelerden olusan parklar bolca bulunur. cocuk tirmanir hoplar ziplar doner. kizim da boyle oyunlara cok aliskindir ve denize girdigimiz plajin gerisinde ayni bu parklardaki kutukler gibi govdesi olan kocaman bir agac vardi. o agacta cok zaman gecirdi cocuklar. uzerinde yuruduk, tirmandik, altinda saklandik, denizden sikildiklari her anda o agactaydik.


- ve tabi doga yuruyusleri yaptik. adanin etrafini dolasmak 10-15 dak surmuyor. cocuklarla dolasirken diger agaclari, yapraklari, cicekleri, agaclardan dusen hindistan cevizi ve daha bilmedigim nice boyle kabuklu tohumlari topladik, inceledik. 


- ve tabi diger birbirinden ilginc ve devasa agaclari kesfettik, salkimlarinda tarzancilik oynadik.


- bir haftada 1,5 gun kadar yagisliydi hava. bu ayrica heyecan katti. denizdeyken bara kacmak, yagmurun dinmesini beklerken arada yagmurun altina kacip islanmak, geri gelmek, yagmurda dolasmak, canlari sikilinca oyunlar uydurmak...


- aksamlari hava 7.30 civari karariyordu. aksam yemegi 7.30 da baslayip bizim kalkmamiz bir saati bulunca, uykudan once karanlikta oyunlar bulmak gerekiyordu. genelde restoranin onundeki kumluk alanda kuma sekiller cizmece (kizim icin seksek oglum icin tasitlar-simdi arabaya bin simdi ucaga bin diye komutlar vererek oradan oraya kosturdum), ardindan iskeleye yuruyup baliklara ekmek atmaca, sonra bara gidip sut icmece ve ardindan uyku seklinde gecti.

-yanimiza yolda ve orada oynamalari icin kitap ve bir miktar oyuncak almistik ama dogrusu cok az kullanildi. disarda neredeyse hic oyuncak aramadilar. odada hazirlanirken falan beklemeleri gerektiginde oynadilar sadece. 

Biz neler yaptik diye soracak olursaniz, sezlonga oturup guneslenme veya her odanin onunde bulunan hamaklarda sallanarak uyuma gibi seyleri hic yapamadik. hamaga bir kez 5 sn fotograf cekilmek icin oturdum diyebilirim. ama masaj yaptirdik bak :) biraz tedirgin oldugum icin hayatimda hic masaj yaptirmamistim daha once, bu sefer bosverdim :) Bu tatilimiz ayrica esimle cikma yildonumumuzu de iceriyordu. Tam o gune bana bir randevu aldik masaj icin. Genelde ciflere ayni anda masaj yapiliyor ve cift indirimi oluyormus ama tabi ki birimizin cocuklara bakmasi gerekiyordu. Fakat kaderin cilvesi bu ya,  tam masaj gununden once bir guzel yandim, degil el surmek parmak bile degdiremiyorum sirtima. dedim kocacim sen git madem ben de sonraki gun giderim. boylece ikimiz de birer gun arayla yaptirmis olduk. 

dogrusu masaj yaptirmadan once ayh 5 yillik annelik yorgunlugu var uzerimde acaba nasil olacak, cok farkedecek mi, kus gibi hafifleyecek miyim diye merak ediyordum. ne mi oldu hic. kollarim ve omuzlarim disinda hic bir yerimde bir fark hissetmedim. ayni kisi ayni masaji esime de yapmisti o cok farkli hissetmis. herhalde asiri hareketli yasamim bir nevi spor olmus ondan boyleyim diye yargiya vardim. ama yine de masaj yaptirmayi cok sevdim, esimle ara sira yaptirmak uzere sozlestik.

Bitirmeden bir aciklama yapmak istiyorum. Maldivler tatili daha cok dogal yasama donus gibidir. Eger tek otel olan bir adada kaliyorsaniz, gece hayati pek olmaz, yapacak fazla birsey yoktur. Turkiye otellerine giderken giyindigimiz tasli pullu kiyafetler burada gereksizdir. hatta yanimizda cok fazla kiyafet goturmenin de geregi yoktur, ayakkabi olarak sadece parmak arasi terlik yeter.

Bugun tatilden doneli bir hafta oldu bile, yine eski yogun tempomuza hizli bir dalis yaptik. Simdi tatil nasildi diye dusununce, aklima guzel hatiralar geliyor, kalbime bir huzur doluyor. Cok sukur.

17 Aralık 2016 Cumartesi

Cocuklarla Maldivler Tatilimiz

Aralık 17, 2016 17 Comments

Gectigimiz hafta bu soguk kis gunleri icinde sicacik bir tatil yaptik, instagramdan takip edenler biliyor; Maldivler'deydik. O gun instagrama soyle yazmistim:

Maldivler 💕 8 yıl önce eşimle geldiğimizde kalbimden geçen "buraya çocuklarımla bir daha geleyim" olmuştu. Aradan yıllar yıllar geçti, başka bir yer istemedim yine Maldivlere gitmeliydik. Şimdi #novadunya nın 2 yaşını doldurmasına bir ay kala (2 yaşından sonra ekstra bilet parası) Eylül'de doldurduğumuz 10. evlilik yılımız şerefine birkez daha nasip oldu. Çok şükür. 🙏🏼
Tatilimiz gercekten guzel gecti, hatta esim de ben de ilk gidisimizde oldugundan daha keyifli gectigini itiraf ettik. Ben hic cocugunu birakip tatile gidebilen annelerden olmadim (oyle olanlari yadirgamiyorum, herkesin sartlari elbette ki farkli), sanirim bu tatilden sonra da artik cocuklar bizimle takilmaktan vazgecene kadar olmayacak. Kucugu de artik nispeten rutin degisiklerini kotaracak caga geldigine gore, gelsin diger tatiller :))


Besiktas'daki teror saldirisi biz ordayken vuku buldugundan tatilin yarisi bedenim orda ama aklim istanbul'da seklinde gecti. Internete girebildigimiz her anda haberleri takip ettik. Gozumuzun onunde cennet gibi bir dunya uzaniyorken, insanlarin bu guzelim dunyayi hirslariyla cehenneme cevirmelerini izlemek cok anlamsiz geldi tabi ki. Keske hic olmasa.

instagram'da bir miktar paylasim yaptigimda, sevdiklerimzden cok guzel mesajlar aldik. bizim mutlulugumuzu can-i gonulden dileyenler, tatilin tadini cikarmamizi isteyenler, tum pozitif mesajlarini gonderenler... Gercekten senin mutlulugunla mutlu olan insanlarla kusatildigimiz icin cok sansliyiz.



ve tabi blogda ayrintili bir yazi istendi, simdi elimden geldigince yazacagim ancak yaziya tum fotograflari koyamayacayacagim. Elbette ki elimizde bine yakin fotograf ve video var. bunlardan paylasmaya musait bulduklarimi bir albumde topladim, buradan bakabilirsiniz

Bizim evde tatil planlamasi isleri esimden sorulur, bu sefer de genelde tum ayarlamalari o yaptigi ve bana sadece birkac otel icinden secmek kaldigi icin otel secme, bulma ile ilgili fazla bilgim yok. sadece booking.com dan bireysel olarak otel sectigimizi (yani bir tur sirketiyle anlasmali degil), ucagi, diger ulasim hizmetlerini hep kendimiz ayarladigimizi belirteyim.


Biz tum tatillerimizde ekstra luks arayisinda olan bir cift degiliz, yenilebilecek yemegi olsun, temiz olsun gibi sartlar bize yeter. Simdi cocuklar da isin icinde oldugu icin, ulasimi da nispeten kolay olsun diye dikkat ettik .Tabi daha once bir kere gitmis oldugumuz icin bazi kriterlerimiz de vardi. Mesela oncekinde oldugu gibi kalacagimiz adada sadece bizim otel olsun (baska yerlesim olmasin), odalar deniz kenarinda olsun (odadan cikip suya atlama fikri cok guzel, onceki oyleydi ama bu sefer odamiz adanin akintisi cok oldugu icin girmenin tehlikeli kabul edildigi tarafindaydi, bu yuzden diger tarafa yuruduk ama sadeec 5 dakka zaten hic sorun olmadi), bir de su ustundeki evlerden istemedik tabi ki cocuklar dusmesinler diye :)

Bu durumda esimle, ulasim, butce, aradigimiz minumum konfor ve tekli olmasi sartlarindan sonra ve tabi ki de yer olup olmamasina bakarak south atoll bolumunde bir adaya karar verdik. Genel olarak memnun kaldik fakat onceki gittigimizin biraz daha luks oldugunu gorduk. gerci soyle de bir durum var belki 8 sene once bu otel de ayni derecede lukstu. sonucta adalarda insaat tadilat gibi isler hic de kolay olmadigindan, bakim onarim yenileme isleri yapilamayabiliyor olabilir. fakat hergun degisen carsaflar, havlular, en az 8-10 cesit ana yemek, salata ve tatli barlari ile bizim icin fazlasiyla yeterliydi. e bir de okul tatili doneminde olmadigi icin bizim cocuklar az sayida cocugun icinde en kucukleri oldugundan ekstra ilgiye maruz kalinca, daha da sahane oldu.

kafami toparlamakta zorlaniyorum ama madde madde yazmaya calisayim.

-Maldivler Hint okyanusunda yer alan binlerce adadan olusan bir topluluk. Ekvator civarinda konuslandigi icin muson iklimi altinda. yil boyunca sicakligi degismese de (30 derece civari) yagisli muson ve az yagisli muson seklinde iki mevsimi bulunuyor. az yagisli muson Aralik- Mart arasini kapsiyor ve diger aylar cok yagisli muson. Yani ama yazin daha ucuuuz diyerek aldanmamak lazim. Bu muson yagmurlari oyle bizim bildigimiz yaz yagmuru gibi degil. biz aralik basinda (yani kuru donemin ilk baslarinda) gitmemize ragmen iki gunu yagisliydi. yine disarilarda dolastik ama bu oyle siddetli bir yagmur ki denizde yuzulecek gibi degil. ruzgar cikiyor, deniz kabariyor (insanin aklina hep tsunami geliyor cunku adalarda hic yukselti yok hep deniz seviyesinde), disariya ciktiginin saniyesinde sirilsiklam oluyorsun. Yani yagisli donemde gidip hep odaya kapanmak pek akillica degil. Yine de hava isi sans isi.


-ucusumuzu istanbuldan aldik. thy nin diger yabanci sirketlere nazaran ucusu gayet hesapli. aslinda tatilin butcesinin yaridan fazlasi belki ucak parasi. ucak parasi olmasa maldivler cok pahali bir yer degil. istanbula gitmek icin de amsterdami degil dusseldorfu tercih ettik (yine maddi sebeplerden) ve dusseldorfa da trenle gittik. bizim evden cikisimiz ve odamiza ayak basisimiz arasinda 24 saat gecti buna beklemeler de dahil. fakal istanbuldan ucuslar 7,5-8,5 saat suruyor. bu sure bizim cocuklarin en uzun ucus suresiydi. ucuslar gece oldugu icin onlar genelde uydular ama ben neredeyse hic uyumadan gittim geldim. sonucta yolculuk cocuklar acisindan pek zorlayici olmadi, maldivler ucusu haric digerlerinde cesitli eglenceler bulduk.

- maldivlerin baskenti male'de indikten sonra kalacagimiz adaya ulasimi hizli botlar ile yaptik. bu sekilde 40 dakikada adadaydik. bu is nispeten pahali ama (adam basi 50 dolar civari) ucretsiz olan ve uc saatte adalari dolasa dolasa giden botla gitmeyi goze alamadik. yine bir diger ulasim da deniz ucaklari. ilk gidisimizde onu tecrube etmis ve aman allahim eksik olsun dedigim icin o secenegi hic dusunmedim. aslinda ben adrenalin seven bir insanim ama bu minik ucagin patapata giderken cikardigi sesler, asiri sarsintili olmasi ve denizin ortasina inis yaptiginda minicik bir tahtaya atlamamiz (oradan bir tekneye biniliyor) beni cok korkutmustu. gerci simdiki seferde hizli botla giderken de yuregim agzima gelmedi degil. dalgalar uzerinden hoplaya hoplaya giderken kac kere ay tamam simdi devriliyor tekne diye yuregim agzima geldigini anlatmayayim en iyisi :) cocuklar ise cok eglenmisler oyle diyor hanim kizim :)


- maldivler yuzde yuz musluman bir ulke, bu yuzden ulkeye giriste uyari yapiliyor. halk icinde asiri acik giyinilmemesi, dinlerine saygili olunmasi gibi. adalarda tabi nispeten daha rahat olunuyor ama oyle uc ornekler de gorulmuyor. yabancilar da oldukca saygili. musluman olduklari icin yemekler konusunda icimiz rahatti ve genelde damak tadimiza yakindi. otelimizi secerken adada yerlesim olmamasini istememizin nedeni de buydu. elbette denize ciplak girmiyoruz ama yerlesim olan yerlerde biraz daha dikkatli olmak gerekiyor ve bazi adalarda turistler icin belirlenen plajlar oluyormus. 

- genelde otellerden turkiyedeki gibi hersey dahil sistemler beklemek yanlis olur, aslinda dunyada turkiye haric baska biryerde var mi boyle hizmet bilmiyorum, bence yok. kaldigimiz otelde (ve oncekinde de) tam pansiyon (sabah ogle aksam yemegi dahil) ama icecekler ucretliydi. her ogunde bir icecek icsek bile icecek masraflari asiri tutmuyor yani ama bunlar hersey dahil deYiiil diye bastan vazgecmeyin :)) Ara ogunlerimizi ana ogunlerde yanimiza fazladan aldigimiz kurabiye meyve falan ile gecirdik biz de napalim :) gerci hizmet veren restoranlar da oluyor. Biz sahsen kendimiz pek aramadik ara ogun ama cocuklar az yediklerinden onlar ihtiyac duyuyorlardi.


Yazi cok fazla uzadigi icin, maldivlerin dogasi, baliklari ve ne yapilir/ biz neler yaptik hakkinda da yarin yazayim olur mu? Tabi yorumlarla merak ettiklerinizi de sorarsaniz sahane olur!

8 Eylül 2008 Pazartesi

Maldivler/Maldives

Eylül 08, 2008 6 Comments

Yaz bitti biz Ce ile hala tatil yapamadık. Ben bir ara iş icabı da olsa İtalya'ya gittim, değişilik oldu ama Ce hiç ara vermedi. Kısmetse bayram tatilinde biryerlere gideceğiz ama en azından avunduğumuz bir şey var. Geçtiğimiz kış ortasında sıcacık bir yere gitmiştik, dolayısıyla tatilden ayrı kalışımız çok da uzak değil. İkimiz de Maldivlerin resimlerine hayranlıkla bakıyorduk ve gitmeye karar verdik, şartlar da denk gelmişti. Şimdi ömür boyunca unutamayacağım bir yer olarak hafızamda.

Kaldığımız ada Sun Island adası. Adanın büyüklüğü 1.5 km ye 400 mt. Otel adanın tamamına yayılmış. Adanın etrafına aralıklarla bungalowlar dizilmiş ve merkezi bir yerde de restoranlar barlar falan var. Her yönde plajı harika manzaralara eşlik ediyor. Gün doğuşu batışı hepsi izlenebilir.Aşağıdaki resim bizim odamızın önünü gösteriyor.

Biraz yürüdükten sonra yeşilliğin hemen sonunda plajımız. Plaj çok geniş olduğu için herkese bolca yer var.


Deniz berrak, kumlar bembeyaz. Mavinin ve yeşilin en güzel tonları bir arada. Söylemeden edemeyeceğim bu geniş plaj ve evlerin önündeki yeşil alan her sabah yerel halk tarafından çalı süpürgeleriyle süpürülüyor. Ekvator şeridindeki bir ülkenin ne kadar yeşil olduğunu ve dökülen yaprakları görseniz büyük sabır gerektiren bir iş. Ancak buna rağmen ordaki insanların yerinde olmayı çok istedim. Böyle harika bir yerde , öyle mutlu yüzler vardı ki. Doğal çevre insanın iç dünyasını çok etkiliyor.


Adanın civarında küçük başka adalar var. Bu arada Maldivlerin yüzlerce küçük adadan oluşan bir ülke olduğunu, en büyük adanın, ülkenin başkenti olan Male olduğunu ve halkın %100 ünün Müslüman olduğunu da söylemeliyim.

Fiyatları daha pahalı olan water bungalowlar. Doğrudan denize iniliyor, deniz derinliği bel civarında. Bu evlerin arasından kanoyla geçmiştik.


Köprüyle adaya bağlanmış olan küçük ada karşılama adası. Vapur ve motorlar adaya doğrudan yanaşmıyor. Biz önce bu küçük adada indik. Akşam vardığımız için ışıklandırma büyüleyiciydi. Köprünün başında bizi bir rehber karşıladı. Köprüden yürürken kendimi prenses gibi hissetmiştim. Köprünün ortasında bize gül kokulu ıslak havlular verdiler, terimizi silmek için. Sonuna dğru lobiye girmeden önce içlerine bir parça hindistan cevizi atılmış buz gibi su. Kayıt işlemlerimizi yaparken serinledik ve sonra akşam yemeği için restorana gittik.



Adanın içi çok güzel dizayn edilmiş. Bu yol odamızdan restorana giden yol. Kanunlara göre adaya yapılan yerleşimlerde yeşil alanın %80 i muhafaza edilmeliymiş. Bitki örtüsü alıştığımızın dışında çok farklı. Devasa ağaçlar çiçekler ve yapraklar var. Bu yol da yine hergün süpürülüyor ve bir keresinde kenarınaki beyaz taşların fırçalandığını gördüm sabunlu suyla. Bu yolların her yerde ve çok sayıda olduğunu tahmin edersiniz.


Yukarıdaki resim de golf sahasından bir görüntü.


Adada deniz ürünlerinin her çeşidinin bulunduğunu söylememe gerek yok herhalde. Bizim burada büyük dediğimiz balıklar orda daha yavru. Olmuş balıklar 5kg falandır, çok büyükler. Aşağıdaki resimde görülen balıklar adanın her yerinde diz hizasında fıkır fıkır dolanıyorlar. Yüzlerce bir arada görülüyor. Ama avlamak yasak tabi. Onlar hangisini avlanacağını biliyorlar.

Aşağıdaki resim de Sting Ray tabelası. Akşam belli saatler arasında bunları besleme etkinliği yapıyorlardı. Galiba bizim bildiğimiz vatoz ama bunlar çok büyükler.
Saati geldiğinde herkes adanın belli bölümünde toplandı. Ortada hiç birşey yoktu. Bir adam eline yem olarak balıklar alarak çeşitli sesler çıkarıp bacaklarını hareket ettirerek çağırmaya başlaadı. Sonra birer birer geldiler. isteyen eliyle sevip yem veriyordu ama ben cesaret edemedim. Aşağıda birisi severken görülüyor, büyüklüğü de anlaşılıyordur.

Çok sayıda çektiğimiz için, koyacak resim o kadar çok var ki. Hepsini koysam blog kapasitesini aşarım. Gelirken deniz otobüsüyle gelmiştik havalanından, 3 saat sürmüştü. Biz de dönüşte 45 dk süren deniz uçağını tercih ettik. Ferhan Şensoy'un "Şans Kapıyı Kırınca" filmindeki uçak gibiydi. İşte uçağımız.

Bu da uçaktan bir görüntü. Küçük adalar daha iyi anlaşılıyor.

Resim eklemiştim ama silinmiş bunca resmi düzenlerken. Orada yapılan etkinliklerden biri de dünyanın sayılı sualtı zenginliğine sahip bir yer olarak, dalışlar yaptırmak ve dibi camdan olan bir deniz botuyla geziler düzenlemek. Su altı dalışı yapmadık çünkü her yüzdüğümüzde zaten hepsini görüyorduk. Akvaryum balıklarından da güzel balıklar ve mercanlar gördüm. Biz de botla gezintiye çıktık. Daha uzaktaki yerlerde zengin sualtı yaşamını görüp fotoğrafladık ve video çektik. Yukarıdaki resimde dalganın ötesinde sığ yerler görülüyor. Oralardaki kahverengi lekeler mercanlar ve balıkların yaşadığı yerler. Adaların etrafında genelde geniş bir bölge sığ ve oradan sonra uçurum gibi okyanus kendini gösteriyor. İşte dalga derin yer ile sığ yerin ayrımında oluşuyor.

Böyle güzel biryeri gezme fırsatına sahip olduğum için ne kadar şükretsem azdır.