9 Temmuz 2018 Pazartesi

# doğum # Düşünceler

Çile Değil, Çile Değil



İki gün önce, İstanbul’da yeğenim doğum yaptı. 12 yaşında teyze olmuştum, şimdi 39 yaşında büyük teyze oldum. Çok mutluyum.

Tabi yakınım olsun veya olmasın etrafımda bir hamilelik/ doğum vakası olunca hemen kendi süreçlerime dönüyor beynim. Şimdi yeğenim hastane odasında kalabalık bir destek ekibi ile bulunurken gözlerim doluveriyor. Ben her ikisinde de kocam bile neredeyse yanımda olmadan, yapayalnız günler geçirmiştim hastanede. Eve geldim yine yalnızdık. Yapılacak işler bir yana, duygusal olarak yalnızlığın zorladığı zamanlar olmuştu. Malum lohusa kafası.

Fakat aradan zaman geçtikten sonra düşününce aslında ciddi sıkıntılarımın olmadığını, her zorlandığım dönemde Allah’ın bir şekilde işimi kolaylaştırdığını farkediyordum. Hatta iki çocuklu hayata dair ilk yazılarımda bunu sık sık söylüyordum.

Fakat şöyle de bir durum var. Her ne zaman uzaktaki tanıdıklarımla benim nasıl olduğumla ilgili konuşmalar geçse konu aynı yere geliyordu. Ben burada bu destekle çok zorlanıyorum, sen nasıl yaptın ah, vah... Bunları o kadar çok duyunca, arkadaşlarımın desteklerini görünce kendime şöyle diyordum. Ah ben be çileler çekmişim meğer, nasıl da bahtsızmışım, sevenlerimiz bizi yeteri kadar sevmiyormuş ki kimse gelmedi, gelmiyor. Demek ki değerimiz çok azmış.... şeklinde girdap gibi büyüyen karanlık düşünceler doğuruyordu. Eh zaman zaman bu girdaba katılıp koyverdiğim de olmuştu.

Şimdi ne zaman bu girdap başlayacak gibi olsa kendime diyorum ki: çile değil, çile değiiiiil. Çile dediğin böyle mi olur. Ne hastalar var, mülteciler, savaş içinde kalanlar, amansız hastalıklarla boğuşanlar, haksızlıklara uğrayıp evsiz barksız kalanlar neler neler. Çok şükür sağlığımız da keyfimiz de yerinde. Azıcık zorlanmaktan birşey olmaz. Dağına göre kar, gücüne göre sıkıntı. Geçer gider elbet.

Geçti de. Ve daha niceleri de gelip gelecek belki... Dermansız derdimiz olmasın yeter ki, üstesinden geliriz alimallah.

3 yorum:

  1. Maşallah size. Tek başına ayakya durmak insana kendini güçlü hissettiriyor.Bazen burada doğum yapanlar çok fazla abartılıyor, prensesler bile böyle muamele görmüyordur. Hele doğum şekeri vs hiç hoşlanmıyorum bakmak bile istemiyorum. Ben sizin yaptıklarınızı zevkle okuyorum buradan. kızınızın doğum günü kutlaması fikirleri harikaydı.Sevgilerle...AYŞE

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Böyle yazarak iç dökünce de bir nevi rahatlıyorum işte. Fakat biliyorum ki yazmayan ama benim gibi olan çok insan var. Dolayısıyla ben yazıp da kendimi ifşa edince sanki aman aman çok önemliymişim gibi oluyor. Oysa değil hiç değil. Bir sürü insandan biriyim sadece.

      Tabi her fani gibi övgü almak insanı mutlu ediyor. Hatta bir sonraki yazımın konusu da bu olacaktı. Çok teşekkür ederim ❤️

      Sil
  2. Eşim yeni hamile olduğunu öğrenen kız kardeşiyle görüntülü konuşma yapıyordu, kızcağız gülerek "Bu sabah anneme canım turşu çekti ya aşeriyor muyum?" dedim ve akşam geldiğimde turşu kurup masanın üzerine dizmişti haha!" dedi. O anda ilk kez öyle bir boynum büküldü ki kendi içimde. O an hissettim hamileliğimi eşim dışında neredeye tek başıma yaşamamın aslında ne zor şey olduğunu. Eşim işe gittiğinde bir defa çok fena hasta olmuştum, diğer günden kırgınlık vardı ama o öğlen ateşlendim, aramak da istemedim. Ayağa kalkamadığımdan yemek bile yiyememiştim ateşler içinde. Çoğu canımın çektiği şeyi (veya çekiyor sandığım) zaten yiyemedim, ya anneminki gibi güzel olmadı, ya malzeme yoktu. Geri dönüp baktığımda mutlu bir hamilelik geçirdim diyebilirim; ama aslında, genç bir kadının ilk hamilelik heyecanı daha dolu dolu olmalıydı belki. Artılar, eksiler, teraziler...

    YanıtlayınSil