Tadilat Dosyasi 3
![]() |
| 13 ekimde ayiklama isi yapiyormusum |
![]() |
| bu fotografi 5 ekimde paylasmisim |
![]() |
| 13 ekimde ayiklama isi yapiyormusum |
![]() |
| bu fotografi 5 ekimde paylasmisim |
![]() |
| Ilk tasindigimiz zamanlarda evin hali☺️ |
Oyle uzun bir hikaye ki bu nerden baslasam bilemiyorum. Saniyorum en bastan baslamali. Hollanda’ya 2013 yilinin mayis ayinda tasindik ve bir ay kadar gecici bir evde kaldiktan sonra simdi oturdugumuz evi kiraladik. Evimiz hollandada cok yaygin olan bahceli, 3 katli bir ev. Ama cocuklara sorarsan onlar yine de villa ister cunku villalar iki katli ve havuzlu olur. Hatta villayi filla diye soylerler (v harfi f seklinde telaffuz ediliyor) ve cocugum bizim evimiz zaten filla desen de kabul etmezler. Cunku neden havuzu yok.
Turkiye’den gelenler icin cogunlukla hollanda evleri degisik ve guzel gelir, cunku cok az esya kullanirlar, kocaman pencereleri vardir, aydinliktir, dekorasyonda da iyiler falan. Ben de bu eve geldigimde cok begenmistim, hala da seviyorum o ayri fakat yasayip ogrendikce bizim evlerin cok cok ustunde evler gorup kendininkini siradan bulmaya basliyormussun :)) Tipik hollanda evlerini merak edenler instagramda fundamakeovers hesabina bakabilir. https://instagram.com/fundamakeovers?utm_medium=copy_link
Evi esyali kiralamistik ve oldukca iyi durumdaydi. Ev sahibi 10 yil once evi alirken herseyi bastan asagi yenilemis, kendileri oturacagi icin gayet de zevkli yaptirmislardi. Ilk giriste degistirmek isteyecegim hic birsey yoktu. Zaten kiralik ev diye civi bile cakmadim. 1,5 yilin sonunda daha 2 yillik kontratimizin dolmasina 6 ay varken ev sahibi evi satmak zorunda oldugunu soyledi. Ve benim oglumun dogumuna bir ay vardi. Haliyle bi panik dalgasi yasadik. Civarda ev baktik bulamadik, ev bulsak hadi diyelim esya yok hepsini tek tek almak cok zaman aliyor. Burda bugun al yarin teslim olayi yok mobilyalarda aylar suruyor teslimati, ikeadan kendin alip kurarsan ne ala. Hic dusunmezken kendimizi bu evi alsak mi diye dusunurken bulduk. O zamanlar belki donecegiz diye ev almayi dusunmuyorduk ve ustelik yolu yordami nedir hic bilmiyorduk. Fakat o kadar caresiz kaldik ki evi almak en mantikli secenek olacakti ve kabaca baska ev alsak mi diye baktigimizda, bu evin piyasadaki evlere gore iyi oldugunu anladik (kimi eski oluyor cok tadilat gerektiriyor, kiminin cephesi kuzeye bakiyor, kiminin enerji sinifi dusuk vs bir suru detay var). Gercekten de bir ev alirken dikkat edecegimiz kriterlerin hepsini sagliyordu, ustelik konumu cok iyiydi (ozellikle okula), ustelik kizim yeni basladigi minikler okuluna henuz yeni alismisti, ustelik doguracaktim falan. Ay.
![]() |
| Ilk tasindigimiz gunlerden bir foto |
Neyse uzun lafin kisasi bu evi icinden hic cikmadan, hic tadilat yaptirmadan (neredeyse tum arkadaslarim evlerini aldiktan sonra yerlesmeden once tadilat yaptirdi), hic tasinma telasi yasamadan, emlakciya dusmeden ve dolayisiyla emlakci parasi odemeden, hatta biraz pazarlikla icindeki esyalarla birlikte satin aldik. Ustelik o donemde emlak piyasasi olabilecek en dusuk seviyesinde idi, sonra fiyatlar muthis artmaya basladi, insanlar ev fiyatinin ustune teklifler vererek ev kapmaya ugrastilar, aylarca suren emlak arastirmalari sonucunda zar zor bulabildiler. Su anda evimiz aldigimiz fiyatin neredeyse iki katina cikti. Geriye bakinca bu oglumun kismetiydi diyorum ama, bunu ailelerimize gozunde yaslarla soyleyen ilk insan bendim herhalde. Anne biz ev aliyoz uhuhuhu seklinde. Gerci bu evi 30 yillik mortgage ile aldigimiz icin ev tam bizim olmuyor elbette ama kirayi bankaya oduyorsun fakat en azindan evi satarsan banka borcundan haric geriye kalan tutar senin oluyor. Tamamen kirada olmaya gore daha avantajli. Islemleri devam ederken ben dogurdum ve bir aylik bebekle notere gidip devir teslim yaptik :)
![]() |
| Ilk sonbahar |
Zamanla herseyin eskimesi gibi, evin bazi bolumlerinde ihtiyaclar ortaya cikmaya basladi. Biz icinde 8 yil oturduk, bi oncesi da 10 yil dersen 18 yil bence gayet iyi idare etti hic bakimsiz. Iki yaz once mutfak dolaplarinin kapaklarini degistirmeye niyet ettim cunku hep soyulmustu fakat sadece kapak fiyati ikeanin komple mutfagina esdeger olunca komple degistirdikti. Hollanda’da ozel olcu yapilan hersey cok ama cok pahalidir. Malzemenin uzerine isciligin saat ucreti de ekleniyor sanirim.
Uc katli evin giris katinda, acik mutfak ve salon, bir ufak tuvalet; orta katinda uc yatak odasi ve bir ufak banyo; ust katinda ise egimli bir tavani olan kocaman bos bir odamiz vardi. Vardi diyorum tadilattan sonra biraz degisti. Genelde ucuncu kati iki veya uc odaya boluyorlar ve genelde herkesin camasir makinesi bu kattadir. Tavanin egimine gore, evin yuz olcumune gore ve dakkapel denen ilave bir pencerenin var olup olmamasina gore cati katinin buyuklugu ve kullanisliligi her evde degisir. Bizimki oldukca buyuktu ancak camasir ve kurutma makinelerinin ortada oldugu, zamanla ne bulursak tiktigimiz, eski esyalari yigdigimiz hic kullanilmayan bir alana donusmustu. Sadece camasirlar icin gidiyordum ve asla derli toplu olamiyordu. Artik sikilmis ve orayi duzenlemeye, var olan alani kullanmaya karar vermistim. Pandeminin baslamasiyla birlikte evden calisan esimin ofis ihtiyaci dogdu. Fakat bu gun hala ona ofis yapmak uzere yola ciktigim bu yol tamamlanabilmis degil. Hala salonda ve orda burda calisiyor :( Diger yandan pandemi basladiktan sonra (mart ayinda basladi) mayis ayinda esim tamamen evden calismali bir bolume gecti. Yani pandemiden bagimsiz olarak artik hep evde calisacak ve hala bir ofis ihtiyaci olacak. Bakalim yani insallah yilan hikayesinin sonuna gelebilirsek, hem onun rahat calisabilecegi hem de derli toplu ve tabi biraz da gonlumu oksayan bir eve donusecek.
Devam edecek.
Yazmadigim sure boyunca ortaliktan kaybolmadim, sosyal medyada hep aktifim hatta zaman zaman buranin devri bitti diye dusunmedim degil. Fakat kiyamiyorum. Nedense blogdan baska bir yere (evet ig de uzun uzun yazanlar da var) ben uzun uzun yazamiyorum. Simdi ise yine yazacaklarim birikti :)
Okullarin tatil oldugu 6 haftanin tamamini turkiyede gecirdik ve 23 agustos’ta yeni okul donemine basladik. Hollanda’da okullar pandemi suresinde neredeyse hep acik kalmisti (sadece bir kac ay kapaliydi) ve biz pandemi doneminde okul hayatinin her asamasini tecrube etmistik; sinif karantinasi, temasli durum, temassiz durum, ogretmen hasta, okulda farkli siniflarda vakalar vs vs. Akliniza gelecek her olasiligi, kendi cocuklarimin sinifinda veya arkadaslardan duyduk, yasadik, bu durumda nasil yol izleniyor ogrendik. Cocuklar defalarca pcr oldu, kendileri hasta oldu diye (negatif ama hasta olunca gidilmiyor) gitmedikleri oldu falan. Turkiye’de okullar acildiktan sonra bizim cok onceden yasadigimiz bu ihtimalleri yasayip sosyal medyada endiselerini paylasanlari gordukce, gececek diyorum. Tam okul acilmisken 15 gun karantina hos degil ama butunun icinde o 15 gun cok az kalacak ilerleyen gunlerde.
Biz simdi bu sezonda 1,5 ayi geride birakmisken, okul neredeyse korona oncesi seklinde devam ediyor (maske kullanimi hic bir zaman yogun degildi zaten ama simdi otobusler haric tamamen kalkti). Biz turkiyeden dondugumuzden beri maskeyi unuttuk. Cok sukur henuz cocuklarimin sinifinda vaka cikmadi. Biz asilarimizi zaten olmustuk (cocuklar olmadi), yine dikkat ediyoruz elbette, kalabalik ortamlara girmiyor, alisverisleri sakin saatlere denk getiriyoruz ancak ilk zamanlardaki asiri gerginligimiz kalmadi gibi.
Turkiye’den dondukten sonra, cocuklarin orda degisen rutinlerini duzeltmeye calismak cok zsman aldi. Neredeyse yeni yeni uyku duzeni oturdu, yeme icme konusunda oglum hala sikinti cikariyor, normalin cok ustunde maruz kaldiklari ekranin olumsuz etkileri yavas yavas gidiyor, ozellikle cok agresif bir cocuga donusem oglum yeniden normale donmeye basladi cok sukur. Ama zordu be. Evde surekli bir inat, guc savasi, direnc... Surasi kesin ki, rutin cocuklar icin cok onemli. Okula gitmek, okul disi spor ve etkinliklere devam etmek, cocugu daha iyi hissettiriyor. Daha iyi yiyor, uyuyor ve tatmin olmus hissediyor. Burda bizim gibi yalniz cocuk buyuten arkadaslarla aramizda konustugumuz bir laf var. Bizim cocuklarin gercek yuzlerini akrabalar hic bir zaman tam olarak goremiyor. Cunku onlari sadece tatillerde goruyorlar ve tatildeki cocuk gercek kimliginden 180 derece sapiyor. Ben bile taniyamiyorum o derece. Neyse ki hersey tekrar normale dondu 🤲🏼
Instagram’dan takip edenler biliyor, yaz tatili oncesi ve sonrasi evde bir tadilat macerasina giristik. Bitti sayilir (benim isim tabi ki bitmedi) ama neredeyse hunileri takmama ramak kalmisti. Bir tadilat dosyasi acip bastan sona herseyi yazmak istiyorum. Instagram’dan da detayli yazi istekleri geliyordu. Uzun uzun anlatacagim ama tahmin edilenden daha uzun olabilir 😄
Yani turkiyeden geldigimden beri bir yandan cocuklar bir yandan tadilat sonrasi yilan hikayesi isler ile ugrasirken bir miktar tukenmislik sendromuna girmis olabilirim. Bugun ise, gece cok az uyudugum icin tembellik yapmaya, yattigim yerden blog yazmaya karar verdim. Simdi siz bu satirlari okurken, ben tadilat dosyasini yaziyor olacagim. Yakinda gorusmek uzere🙌🏻
Babamin gidisinin ikinci yili bugun. Kimi insanlar var duygularini cok guzel yazar, okuyunca hayran olur ne guzel cozumlemis derim. Onlarin duygularini (ki genelde bu duygu aci olur) okuyunca kendimden supheye duserim boyle aci cekmedim, cektiysem de ifade edemedim diye. Kimi insan yazar kimi insan yasar. Ben yasayanlardanim, anlat desen anlatamam sadece gozlerimden anlasilir okumasini bilenler tarafindan. Babam gorse anlardi cunku o her halimi gozlerimden anlardi.
Ilk bir yil, hatta on bes ay kadar yas surecini gercekten yasadim. Bu surede genelde her ay belli bir kac gun boslukta yasiyor gibi, bakiyor gormuyor gibi yasar, bir gun kendimi odaya kapatirdim. Babamin yakici ozlemiyle onun sevdigi sarkilari dinler, beynimin icinde eski hatiralari tekrar tekrar izlerdim. Sonra birden bire kesildi bu haller. Bu andan sonra onu her hatirladigimda yuzume gulumseme yayilir, icimden cok sukur allahim bana boyle bir baba boyle guzel anilar verdin deyip, sevdigi sarkilari mirildanir oldum. Hala da boyleyim, ozluyorum ama kendimi harap etmiyorum.
Fakat bir gercek var ki ben eski ben degilim bu kayiptan sonra. Biliyorum insan her gun bir onceki gunden farkli, hic ayni kalmiyor ama bilirsiniz bu degisim yavastir, yumusaktir oyle dunku kendinize bakip sasirmazsiniz. Ama iste bazen, belki sadece kayiplar degil, baska olaylar da sebeptir buna, birden bire cok sey degisir, bir gecede buyumek mi dersin, yoksa dunya agrisini yuklemek mi omuzlarina, sen artik bambaska bir kisisindir, iste boyle hissediyorum. Baska acilari kendi kaybinla kiyaslayip onemsiz bulmak, hayati icinden degil de sanki kisiyindan yasamak, yorgun ama fiziki yorgunluk degil bir kalp yorgunlugu getirdi bu yeni hal bana.
Birinci dereceden yakininin kaybi diger hic bir kayba benzemiyor dedim kendime uzunca bir sure. Zira buyuk anneler, buyuk babalar, halalar, enisteler derken hayatimda genc yasta cok fazla kayip oldu. Simdi dusunuyorum da, belki de onlarin yakinlik derecesi degil, benim icinde bulundugum hal etkindi. Belki o zamanlar basimda kavak yelleri yaslarimda oldugumdan, olumun tokadini hissetmemistim. Simdi ise 42 yasinda kendimi ne cok genc ne yasli, hayata dair hayalleri olan ama bir yandan da umutsuz, iki arada bir derede kalmis bir ruhla saniyorum ki herseye karsi daha hassasim.
Babasini benden bir sure once kaybeden bir arkadasim soyle demisti. Oldukten sonra onu hatirlayip anmadigim bir gun bile yok, oysa sagliginda hayat telasindan unuttugum oluyordu. Sasirarak tecrube ettim ki benim de aynen oyle oluyor ve ustelik bazen kocamin babaligini, babamin babaligi ile kiyaslayip duruyorum ve icimden hep babamin yontemini hakli buluyorum. Babam sen ne guzel bir babaydin. Iyi ki benim babamdin.
Bir kac hafta once, o zamana kadar asilama isini savsaklamis olan Hollanda ataga gecti ve her gun bir yada ardasik iki yilda doganlari asi randevusu icin davet etti. On gun kadar once de bizim dogum yilimiz aciklanmisti ve hemen randevu aldik. Bulabildigimiz en yakin tarih 8 hazirandi ve dun esimle ilk doz asimizi olduk.
Tabi bu karara varana kadar o kadar cok stres oldum ki anlatamam. Burada iki doz asi arasini 5 haftaya fikslemisler ve tarih alirken ev lokasyonuna yakin yerlerden musait bir asi merkezini, iki dozu birden randevu verecek sekilde ayarlamislar. Ve ne yazik ki ikinci doz okullar tatil oldugu icin cogunlukla herkesin tatile gidecegi doneme denk geliyor.
Bazi kisiler, adresi farkli girmek veya call centerdaki gorevliyi darlamak suretiyle asi randevularini erken tarihlere alip, tatile gitmeden once bitecek sekilde ayarlayabildiler. Biz defalarca aramamiza ragmen basaramadik, su anki ikinci randevumuz, onceden yaptigimiz tatil planini degistirmek istemedigimiz icin, iptal olmak zorunda. Bu sekilde mi yapsak, yoksa ilk asiyi tatilin hemen oncesine denk getirip ikinci asiyi donuste mi olsak diye epey kafa yorduk. Tahmin edersiniz ki her kafadan bir ses cikiyordu ve aman 6 haftayi gecmesin zararli, aman soyle, aman boyle vs vs En sonunda ilk asi tarihini degistirmemeye, ikici asi icin de burada olmadigimizi soyleyip biraz erkene cekmeye, olmuyorsa da gelince olmaya karar verdik, artik hakkimizda hayirlisi.
Ve dun sabah asi olmaya gittik.
Bizim yas grubumuza Hollanda’da pfizer/biontech veya moderna asilarindan biri yapiliyor. Artik asi merkezinde sansina hangisi gelirse. Cogu arkadasimiza pfizer dustu bir arkadasimiz bizden bi hafta once moderna oldu ve biraz rahatsizlandi (gerci asi mi yoksa o gunlerde olan extra yorgunlugu mu sebep emin degildi) ve bu yuzden modernaya karsi mesafeliydim. Basvuru sirasinda bize denk gelen asinin moderna oldugunu ogrenince basimdan asagi kaynar sular dokuldu. O sirada baska secenek yokmus ve istersem baska bir tarihe erteleyebilirmisim. Bir de sorularimi cevaplamak icin bir doktor geldi, yarim saat bana detayli anlatti en sonunda bir dahaki sefere ne cikacak bilmedigim icin(yine moderna cikarsa?) ve ustelik iyice gecikecek diye oldum gitti.
Artik aksilik mi sans mi bilemiycem dun asi olmanin oncesinde ve sonrasinda muthis yogundum. Bir yandan yegenime odevinde online yardim ediyor bir yandan ertesi gun baslayacak olan evdeki tadilat icin evi hazirliyordum. Gece 12 de yorgunluktan bayilip yataga uzandigimda, bu gun asi oldugum halde acaba nasilim diye kendimi hic yoklamadigimi hatirladim.
Bu gun de en az dun kadar yogun gecti ve ben bu satirlari yazarken biten iki gunun sonunda, bu asiyi kazasiz belasiz atlattigimi(zi) soyleyebirim. Asi yapilan kolumda biraz agri var ama hareketlerime engel degil. Oyle ki evde standardin disinde isler yaptim.
Umarim ikincisi de sorunsuz gecer ve hepimiz yavas yavas normele doneriz artik.
Hadi insallah.
Sabah uyanir uyanmaz yuzumu sadece suyla yikayip hic kurulamadan hyarulonik asit (HA) suruyorum. HA ciltteki nemi hapseden bir urunmus, gercekten cok farketti, aksam yikayana kadar yuzum hic kurumuyor. Degisik markalarin HA mevcut, su anda The Ordinary’nin HA’ni kullaniyorum ama bundan once kullandigim marka, ne ise yaradigini bilmeden indirimden aldigim, sonra ogrenince duzenli kullandigim Maramara Hyaluron cok daha hosuma gitmisti.
HA’dan sonra goz kremi ve gunes kremi surunce sabah bakimim bitiyor. Bu gune kadar denedigim butun goz kremleri gozlerimi yasarttigi icin hic duzenli kullanmiyordum. Grupta bana bazi iceriklerden uzak durmam tavsiye edildi ve o bilesenlerin yer almadigi bulabildigim en temiz icerikli siradan bir goz kremi ile sikayetlerim bitiverdi. Unlu markalarin antiaging ozellikli pahali kremlerinin cogunda sakinmam gereken icerikler var ve su an kullandigim organik bir markanin sadece goz cevresini nemlendiren bir krem, fazladan bir iddiasi yok. Fakat hic kullanmamaya gore daha iyidir diyerek devam ediyorum ve cok memnunum.
Gunes kremi meselesine yillardir uzak durdum cunku deniz ve havuz kenarinda bile hic krem surmeyen bir insan yaziyor bu satirlari. Bugday tenli oldugum icin kizarmadan cok guzel bronzlasirim ve kreme pek de ihtiyacim olmaz (tabi ki surmek iyidir ben kendime ozen gostermiyordum). Yuzumuze surdugumuz nemlendiricinin de yaz kis gunes koruma faktorlu olmadi gerekiyormus cunku uva isinlari yaslandiriyormus :p Madem yaslanmaya savas actik hadi sureyim bari dedim :)) Gerci koruma faktorlu olmayan nemlendiricilerimi de bitirme gayretindeyim. Diger yandan bazi doktorlar gunesin zararli olmadigini gunes kremi surmemek gerektigini falan soyluyor ve icimden bi ses onlara hak veriyor. Daha bu konuda ikna olamadim anlayacaginiz, arastirmalarim suruyor.
Sabah rutininden sonra bir de aksam uyku oncesi rutinim var o da soyle. Kopuklu bir temizleyici ile yuzu yikamak (haftada 1-2 gun bu yikama scrub ile yikama oluyor) ve soguk sikim yag ardindan yuz yogasi.
Gecen yil karantina basladiginda, bir jade roller seti almistim. Yaninda Gua Sha tasi ile birlikte gelmisti ve tasin ne ise yaradigini bilmedigim icin hic kullanmamistim. Roller ise birkac kullanimdan sonra buzdolabinda unutuldu (soguk olsun diye dolaba koyuyordum). Bu bir yil icinde yaptigim masaj sayisi 15’i gecmez. Ara ara yuz yogasi masajlari vs goruyordum ama dogru duzgun yapmamistim, ta ki bir gun kutuda duran tasi deneyene kadar. Meger el ve roller masajina gore cok daha kolay ve efektifmis. Subat basindan beri neredeyse her aksam yapiyorum (sadece 3-5 dk) ve cildimde cok olumlu gelismeler oldu. Daha canlandi, goz alti morluklsri azaldi, cizgiler bi nebze hafifledi, elmacik kemiklerimmbelirginlesti... Bu yuzden roller neyse de mutlaka bir gua sha tasi alin derim. Ben genelde bir video takip etmiyorum, insan yaptikca yuzunun ihtiyacini ve nereye yapacagini anliyor ama instagramda Faceyoga Nihan’dan ilham aliyorum. Bir cok hesap icinde onu en iyi buldum.
Bunun disinda aldigim ancak bir rutine sokamadigim c vitamini serumlari var, biraz daha arastirma yapmam lazim. Bir de her dustan sonra dustan cikmadan islak islak carcabuk tum vucuduma surdugum bebe yagi. Meger benim pammuk gibi cildim varmis da haberim yokmus ahafahdas. Grupta basakcigimin onerisiydi, iki uc kullanimdan sonra muthis farketti. Tabi bebe yagi yerine shower oil’ler de kullanilabilir. Yine islak surulup uzerinize bir su tutuyormussunuz. Dustan ciktiktabbsobra uzun uzun kremlenmeye vakit bulamayanlar icin bu islak yaglanma isi cok pratik.
Yine cok kuru ve yipranmis saclarim icin de bir bakima giristim ancak henuz oturmadi. Onu da ilerde yazarim insallah.
Insan kendine bakim yaptiginda bu surecin, sadece fiziki gorunumune degil ruha da katki yaptigini bu son uc ayda tecrube ettim ben de. Bu yuzden gunde sabah aksam sadece 5 dakika, kendimizi seviyoruz ve iyi hissediyoruz 😉
Sonradan not: biraz once ayni grupta, eskiden cok moda olan tanecikli yuz temizleme urunlerinin (scrub) , mikro ciziklere yol actigi icin kullanilmamasi gerektigini; buna alternatif olarak cikan enzim peeling ve kimyasal peeling urunlerinin tercih edilmesi gerektigini ogrendim. Bu bilgiyi de sizinle paylasayim ama hangisinin daha zararsiz oldugu konusunda henuz emin degilim 😕
23 Nisan gunu cocuklarin 2 haftalik okul tatilini degerlendirmek uzere Istanbul’a geldik ve onumuzdeki Pazar gunune kadar buradayiz. Pandemide gelis kararini vermek oldukca zordu ama simdi iyi ki gelmisiz diyorum. Evet Turkiye su anda tam kapanmada, evet evden cikmiyoruz ama en azindan sevdiklerimizle gorusuyoruz ki bu en cok ihtiyacimiz olan seydi.
Istanbul’a geldigimizde genelde cogunlukla annemlerde ve bir sure de kayinvalidemlerde kaliyoruz. 75 yasinda yalniz yasayan anneme bulastirma olasiligi bizi oldukca tedirgin ediyordu. Fakat biz gelmeden iki doz asiyi da olmus olmasi icimizi bir nebze rahatlatti.
Gelmemize son bir hafta kala zorunlu olmayan tum gorusmeleri kestik, alisverisi minumuma indirdik. Persembe sabahi cocuklar da dahil hepimiz pcr testi olduk ve cuma sabahi sonuclarimiz geldi. Bu test meselesi insani oyle geriyor ki son ana kadar gidip gidemeyeceginden emin olamiyor insan. Simdi ayni stres donus icin de mevcut.
Ucusu Almanya Dusseldorf uzerinden almistik. Evden 2,5 saatlik bir araba yolculugu ile (ozel aracimiz) havaalanina geldik. Pandemide ilk ucusumuz oldugu icin havaalanlarinin issizligi cok huzun vericiydi. Sansimiza bizim ucustan baska hic bir ucusun olmadigi, o da cuma aksam ustu oldugu icin tam dolu olmayan bir ucakla uctuk. Iner inmez, camlari acik bir taksiyle, n95 maskelerimizle anneme geldik. Dogrusu kavusma ani pek de mesafeli olmadi sarmas dolas olduk.
Bu gune kadar ablamlara gitmek disinda kapanmadan once iki kere parka, iki kere pazara (erken saatlerde) bir kac kere firina gittim. Markete genelde esim sabah saatlerinde gitti. Elimizden geldigince hatta etrafta gordugumuz insanlara gore bence biraz daha dikkatli davrandik. Tabi bu isler sans, insan ne kadar dikkat ederse etsin yakalanabiliyor ve bu surecte ne yazik ki her bir insan kurban aslinda :(
Annemin son bir kac aydir suregelen saglik sorunlarindan oturu onu gormek, ilgilenmek cok istiyordum. Evde cogunlukla yalniz oldugu icin (ablamlar genelde bulastirmamak icin sakiniyorlardi ve fazla durmuyorlardi ziyaretlerde) evde yeniden bir canlilik olmasi ona cok iyi geldi. Bize de tabi...
Soylenecek cok detay var ama kissadan hisse -ozellikle tedirgin olanlar icin soyluyorum- test olduktan sonra ucuslar bi nebze daha rahatlatici, havaalanlarinda ve ucaklarda alinan onlemler basarili, sonrasinda Turkiye’ye gelince buradaki ortama gore gerekli onlemleri alarak yolculuk yapmak o kadar da korkutucu degilmis. Sonucta burada yasayan, hayatini devam ettiren bir cok insan var ve bizim de onlardan farkimiz yok. Herkes nasil yapiyorsa oyle. Tabi pandemi oncesindeki gibi gonlumuzce gezmek zor (yapanlar var tabi), sokakta herkesin maske takiyor olusu (hollandada acik havada serbestti) biraz sasirtici geliyor. Fakat benim cocuklar bile maskeye alisti. Zaten oglum cok korkmasina ragmen burnundan test olmayi bile goze almisti gelebilmek icin.
Umarim donusumuz de gelisimiz gibi sorunsuz olur ve gider gitmez bir sonraki gelisimiz icin gun saymaya baslariz☺️