21 Temmuz 2011 Perşembe

Parti Perisi Icin Yeni Görünüm

Temmuz 21, 2011 3 Comments

Cok severek ve ozenerek yaptigim calismalardan biri daha : Parti Perisi,  bu temada her bir yazi alani icin  kenarlarindan tutturulmus resim cercevesi gorunumu kullandim, bu kisim biraz ugrastirsa da oldu, post uzadikca goklere kadar uzanan baloncugun icinde post tarihi yaziyor. Blogger temasi oldugu icin bazi degisimlere imkan vermese de ayni temanin wordpress uyarlamasini da yapacagim sanirim ileride, o zaman cok daha fazla yenilikler icerebilecek.

Gezin bakalim nasil bulacaksiniz

sevgiler

5 Temmuz 2011 Salı

Mutluluk Çarpması

Temmuz 05, 2011 12 Comments
Biliyorsun blogcum, çok değil daha bir kaç hafta öncesine kadar hayatım ne kadar boş idi, sana bol bol ağladım. Yaşamımda bana neşe veren hiç birşey kalmamıştı. Bir daha da öyle olacağını ummuyordum doğrusu. Üstelik, etrafımda gülen insanları görünce aptal olduklarını düşünürdüm, çünkü güldükleri şeyler bana çok aptalca gelirdi.
apartman gisimiz

O zaman anlamıyordum ama anormal olan benmişim, yaşam enerjim gitmiş, huysuz, yüzü asık biri olmuşum. Bunu nasıl farkettiğime gelince, dün alışveriş yapınca hissettiğim sevinçten farkettim. O zamanlar da birşey almak değil içimden gelsin, beni sevindirmezdi bile. Hatta ben alışveriş yaptığımda sevineceğimi hiç ummazdim, çünkü bir şeye ihtiyacın olursa alırsın, bu normal ve doğal birşeydir, çocuk gibi zıplamak da neyin nesi...

biraz yakin cekim

Dün yine dışarı çiktığımda Marks&Spencer'a uğradım. Aman ne kadar güzel indirimler varmış, %70 lere kadar. Hani ben geçen kış bir krem almıştım da hem ucuzluğundan hem de güzelliğinden bahsetmiştim.  O zaman 1,79 euro olan kremden alıp çok memnun kalınca bolca almadığıma hayıflanmıştım.  Ne güzel hediye olurdu, herkese götürebilirdim.


İşte dün gidince bir de ne göreyim, bu kremler (ve daha tabi ki bir sürü kozmetik) hepsi indirimde ve üstelik 3 al iki öde ve yine fiyati 1,79.... Daha çok almak isterdim ama 6 tane aldım, ikisi bedavaya gelmiş oldu.


Sadece krem değil, şampuanlar, duş jelleri, el sabunları, losyonlar... Daha almamak için kendimi zor tutuyorum. Sonra yeni dogan yeğenime ciciler aldim, yine indirimden, oldukça kaliteli ama süper ucuz.


Ve bir de zencefilli gazoz aldım, buradaki magazada yiyecek içecek bölümü de var M&S'nin. Organik veya nadir bulunan yiyecek ve içecekler mevcut. Hele ev aksesuarlari bölümü şahane.


Aşağıda da yolda giderken görüp çektiğim bir reklam tabelası. Union sigorta firmasına ait. Çevirdiğim kadarıyla bir zamanlar Türkiye'de hırsızlık nedir bilinmezdi, bir cüzdan yada saat kaybolduğunda birkaç saat sonra gittiğinizde ayni yerde bulurdunuz gibi birşeyler sayıklamış ama esas vurgusu nedir anlamadım.



Neyse diyeceğim o ki, eğer insan mutlu ise, üç beş kuruşluk şeylere bile seviniyor, içinden zıplamak, aldıklarını herkese göstermek geliyormuş, işte bunu anladım dün ve içimdeki çocuğun hala yaşadığını gördüğüme ise daha da çok sevindim.

4 Temmuz 2011 Pazartesi

Son Çektiklerimden

Temmuz 04, 2011 6 Comments

Bu bir resmi bina, genelde resmi binalarin hepsinin camlarinda ayni ciceklerden var, ayni cicek olmasi bir yana, cicek olmasi bile beni cok sasirtiyor.


Hlavnadaki buyuk en eski kilise, gecen gun gokyuzunun rengi ile tarihi doku cok hos gonumustu, hemen cektim.


Hlavnada tramvay hatti olmasina ragmen, tramvay yok. Ortadan ise su kanalindan su akiyor, sebebini bilmiyorum ama guvercinler icin olabilir, cok guvercin var dogrusu.


Disariya cikinca guzel kizlari gormekten gozum donuyor. Resimlerini cekecegim diyorum ama ya kaciriyorum, ya da kendimi cok ele veriyorum, velhasil bir turlu guzel yakalanmis poz yok :)


Birkac gun oncesine kadar hava nasil da gunesliydi. Tum haftasonu ve bugun de dahil yagisli ve oldukca soguk.

Asagidaki iki resme dikkat lutfen, binalar egri gorunuyor. Cep telefonumla resim cekerken eger yuruyorsam boyle resimler cikiyor. Bazilari gercekten cok ilginc olmus, seviyorum boyle fotograflari. Hiper uzay gibi...




Bu da gunesli gunlerden birinde mutfakta sofra hazirlarken, ustelik aksam saatleri bu.  Buralarda cig sebze ve meyvelerde bir tur virus varmis bu siralar, bu yuzden fazla cig sebze meyve yemiyoruz, yiyeceksek de cok iyi yikayip ve mumkun oldugu kadar az. Salata bu yuzden az malzemeli :}

1 Temmuz 2011 Cuma

F&F ve Tesco

Temmuz 01, 2011 10 Comments
Bu blogda alışveriş ve kıyafet üzerine pek yazı yazmıyorum, fazla iddialı da değilim zaten. Ancak F&F'den bahsetmesem olmaz.

Avrupa'da bulunanalar ve yaşayanlar Tesco'yu ve bu markayı biliyor. Tesco, Avrupanın her yerinde bulunan bir marketler zinciri, F&F'de bu marketlerde satılan tekstil ürünlerinin markası. Türkiye'de de Tesco var diye biliyordum ve biraz önce internetten baktığımda Kipa marketlerinin Tesco Kipa olduğunu gördüm. F&F Kipa'larda var mı hiç bilmiyorum ama, varsa kaçırmayın derim.

Bayağı zaman oldu bir gazetenin meşhur bayan köşe yazarlarından birinin F&F'den yeni bir marka olarak bahsettiğini görmüştüm, daha öncesinde bildiğim için mesaj atıp anlatmak bile geldi içimden, market ürünü olduğunu bilseydi aynı övgü ile bahseder miydi bilmiyorum. Üstelik bir Ingiliz markası olarak lanse etmişti ama ben biliyorum ki %100 Türk Malı,  tabi şirket kime ait bilmiyorum, Ingiliz de olabilir.

Buraya gelip de hiç bir şey anlamadığım dildeki etiketlerle boğuşurken, Tesco'nun tüm tekstil ve mutfak eşyalari bölümünde Türkçe adlarının ve de fiyatlarının yazdıgını görünce nasıl sevindiğimi tahmin edersiniz.  Üstelik birbirinden güzel kıyafet ve aksesuarlarda Made in Turkey yazısını görünce nasıl gururlandım. Burada F&F ürünlerine ciddi bir talep var, tabi fiyatları da bunda etkili, özellikle sezon sonu çok ama çok ucuz oluyorlar, oldukça da kaliteliler.

Evime aynı derecede yakınlıkta iki tane Tesco var, biri geniş bir alana yayılmış tek katlı bir market, diğeri   her katın ayrı bölümlendirildiği çok katlı Tesco. Cok katlı olanda koskocaman bir kat sadece bayan bölümü (yine aynı şekilde bir kat erkek, ve bir kat çocuk) ve aklınıza gelebilecek herşey mevcut.

Ben F&F'den şu ana kadar bir çok şey aldım. Bazen 2-5 euro arası idi aldiklarim. En son 5 er Eurodan iki tane pantalon almıştım.  Fiyatlar ucuz olmasına rağmen kıyafetler dandik değil. Siteden de bakabilirsiniz. 

Dün de biraz uğrayip bir ön araştırma yaptim birkaç da resim çektim.


Mayolar, bikiniler.  Burada dikkatimi çeken bir husus da gayet büyük beden mayoların da olması, Istanbul'da bir kere bir arkadaşimin annesi için zorla bulmuştuk.


Rengarenk askılı yada kolsuz tişörtler 2 tanesi 7 euro.


Bu çantayı beğendim 10 euro


Bu bluzlere bittim 9 küsür euro idi. ( Site adımı çok yukarı koymuşum yeni farkettim, özür)


 Kot ayakkabılar 7,5 euro


Bu babetler 10 euro

Daha yığınla şey vardı da kısıtlı zamanımdan dolayı fazla gezemedim. Çünkü dün koşmaya çıkmıştım, koşunun sonunda Tesco'da durup soluklandim biraz. Iste aşağıdaki resim de koştuğumun ispatı.


Geçen hafta sonu kendime resimdeki spor ayakkabiları aldım, onun gazıyla her gün spor yapıyorum. 99 eurodan 59 euroya inmişti, çok sevinçliyim bu yüzden. Bu ayakkabıdan başka bir de aşağıdakileri aldım. Hırka, yazlık bir hırka ve üzerinde minik kalpler var New Yorker mağazasından sadece 4.95 euro. (Resimde çok kırışık çıkmış )

Havuz için terlik almam gerekiyordu, onu ararken Deichmann'da bu ayakkabılari gördüm vitrinde, buraya fazla yazlık ayakkabı getirememiştim. Vitrinde 12,99 euro yazarken rafta bir de ne göreyim, %50 indirim ve fiyatı 5.95 euro ( bu arada nasil bir yüzde hesabıysa, neyse banane) hemen aldım. Keten ve çok rahat, bir de keten rengi vardi.

Neyse benden şimdilik bu kadar, Deichmann orda da var, bu ayakkabıları çarşı pazar ayakkabısı olarak tavsiye ederim, gerçi çok şık da duruyorlar.

30 Haziran 2011 Perşembe

Üzüm Üzüme Baka Baka

Haziran 30, 2011 7 Comments

Bu resmi buraya gelecegim son gun cekmistim. Vapurda elimde bir suru cantalarla helak olmusken...

Buraya geldigimden beri daha sportif daha aktifim. Surekli bahsediyorum zaten burda herkes spor ile icice, dolayisiyla ben de gordukce imreniyordum. Duzenli olarak her gun yuruyorum, kimi zaman kosuyorum. Ustelik biraz da incelmeye basladim, artik burda toplum icinde kendimi sisko hissetmiyorum.

Gercekten hergun gordugumuz seyler aliskanliklarimizi etkiliyor. Istanbul'da asik suratlara baka baka yuzumuz gulmez oluyor. Burda ise daha farkli.

Bir kotu etkisi var ki, cok fena. Ben birayi tadi ve kokusu sebebiyle icemeyen biriyim, burda evimizin yakininda bulunan bir cesit kafede yollara cikarilmis masalarda oturup bira icenleri gorunce canim cekiyor :p

Neyse, simdilik iyi aliskanliklarla basladim, umarim hep devam eder. Kosmaya cocuklugumda cok duskundum, gecenlerde ilk denedigimde sandim ki cocukken oldugu gibi olacak hersey, anilarimda o hisler vs. Ama elli metrede nefes nefese kalinca zamanin etkisi yuzume carpti, simdi yavas yavas dinlene dinlene vucudumu alistirmaliyim.

Simdi yemege gitmem lazim, sulu kofte yaptim, pisti. Uzmanlara sormak istiyorum kofte yaparken soganlari nasil minik minik yapiyorsunuz, ben elde gayet ozenle minicik kesmeme ragmen, koftelerden tavsan disi gibi firliyor soganlarim :(

27 Haziran 2011 Pazartesi

Kısa Kısa...

Haziran 27, 2011 1 Comments
Twitter da aklına gelen anlık düşünceleri paylaşmak güzel oluyordu ama cep telefonumun slovakya hattına ait interneti henüz açtırmadığım için yazamadan gidiyor aklımdan. Hatırladıklarımdan paylaşayım istedim.

Dün havuza yüzmeye gittik, 2 saati 2.20 euro olan oldukça büyük (50mt) bir havuzdu. 10 tur atabildim ilk seferde. Çıktığımda bacaklarımın üzerinde duramıyordum. Çıkarken ne kadar ağır olduğumu hissettim :)

Dolapların olduğu bölümde giyinen kadınları görünce midem bulandı, o kadar rahatlar ki ben sardığım havlunun altında giyinmeye debelenirken onlar hiçbirşeysiz rahatça dolaşıyorlardı :\

Burada herkes çok sportif, alışveriş merkezlerinde (her birinde) 4-5 tane spor mağazası var. Neredeyse tüm kıyafetlerini buradan alıyorlar. Ve tam teşekküllüler, paten kayarsa ona özel giysiler, kasklar, dizlikler, bisiklet sürerse ona özel giysiler eldivenler vs. Bir de ürünler öyle pahalı ki. Çoğu yüksek teknoloji ürünü. Biz İstanbul'da o kadar spor mağazası göremiyoruz malesef.

Biz de spor mağazalarında gezerken, kendime spor ayakkabı aldım. Çok beğendiğim başka bir model olmasına rağmen, görünüşü daha kaba olsa da, giyince farkını hissettiğim Reebok Easy Tone. O kadar rahat ki ve o kadar farklı ki. Ayakkabıları giyince koşasım geliyor.

Geçenlerde Sittirellayı okuyordum, Polonya ile Slovakya aynı gruptan çok benziyor insanlar. O yazmış ki alttan sarı saç çıkmış koyu boyanmış saçlar çok kötü. Aynısı burda da vardı çokça görmüştüm. Ama bu yazıyı okuduğum günden sonra markette 4-5 kişide ne gördüm biliyormusunuz. Saçlarını koyu renge boyatmakla kalmayıp bir de koyu saçın üzerine sarı gölge yapmışlar aynı bizim gibi olmuş. Alttan koyuluklar üzerinde sarı, ama çok güzel de görünüyorlardı.

Hah yine geçende markette kasada önümde bir kız vardı, askılı mini kot etekler olur ya ondan giymiş, içinde sadece üçgen bir bez var göğüs bölgesini örten, arkadan bağlanmış. Eteğinin beli düşük, daha doğrusu askılı olduğu için bol, beline oturmuyor ama yandan bakınca kilodun görünmesi gereken yerde bişey yok, yani başlangıcı epey düşük. Allam acaba içinde bişey yok mu diyorum, etek de bol yani fıldır fıldır ve korkarım içinde de birşey yoktu.

Dukan diyetinin atak devresini 5 gün yaptım bitti, sanırım kilo verdim ama kaç kilo verdim bilmiyorum, hafta sonu programı incelemediğim için devam etmedim ama öyle anormal birşey de yemedim. Bugün bir okuyayım yine.

Burda hava çok güzel ama gölgede serin. Hoş bir rüzgar oluyor genelde. Evde ayaklarım çabuk üşüdüğü için çorap ve ince hırkayla oturuyorum, dışarı çıkınca hava öyle taze ki oldukça farkediliyor.

Apartmanın bahçesinde kamyon kasası gibi birşey var birkaç gündür. Oldukça büyük. Meğer bir evde tadilat varmış. Tadilat olunca çıkan hırdavatı bu kasaya koyuyorlar, bu zorunlu bir uygulama imiş. Sanırım onu bir kamyona takıp götürecekler ama o nasıl olacak şimdilik bilmiyorum.

Eşim slovakça kursuna gidiyor, işyeri ödüyor herşeyi. Kurs hocası birgün demiş, şurda bir göl var yüzmeye gidebilirsiniz. Ce de demiş ben hayatımda hiç gölde yüzmedim, TR de deniz varken kimse gölde yüzmez. Hocanın ağzı açık kaldı diyor. Onlar için deniz ancak tatile gidenler için var, çoğunun da kominizm sebebiyle gitmediğini düşünürsek...

Yine bir arkadaşı, TR de tatil için eşime aquaparkı olan bir otel sormuş Antalya'da. Eşim demiş deniz varken ne yapacaksın havuzu. Sonra sormuş sen hiç denize girdin mi? O da demiş bir kere İskoçyada girmiştim ama sevmedim :p , Ce demiş, sen deniz görmemişsin demiş, git de gör.

Hakikaten konuştuk da denizi olan bir ülkemiz olduğu için ne kadar şanslıyız ve tabi sadece denizin olması değil, o denizin böyle güzel bir deniz olması, iklimi... İskoçyada da deniz var elbet, gir girebilirsen.

26 Haziran 2011 Pazar

Seyahat Rehberiniz Blog Teması

Haziran 26, 2011 1 Comments

Geçen hafta tamamlanan temalardan bir diğeri Seyahat Rehberiniz isimli blog teması. Ankara'da bulunan Egtur'un blog sitesi de diyebiliriz. Blogger platformunda hazırlandı ama benim açımdan bir ilk ki, görsel ve kodsal tasarım çırağım Papri'ye ait. Aslında birçok konuda ben tek tek yönlendirdim ama o yaptı diyebilirim yine de. Bundan sonra site tasarımlarımı gecedesign.com 'da paylaşacağım ama hala tamamlayamadığım için o sitemi, unutmamak için buraya not düşüyorum.

24 Haziran 2011 Cuma

Wordpress Üzerine Notlar

Haziran 24, 2011 3 Comments
Biliyorsunuz Bir Yastıkta sebebiyle wordpresse el attık, öğrenmeye ve geliştirmeye çalışıyorum her daim. Biraz önce birkaç problemimi çözdüm, biraz da güzelleştirdim. Bir Yastıkta için daha yapacak çok şeyim var ama bir ona sıra gelse..

İlki aşağıdaki resimdeki gibi önceki sonraki yazıları gösteren linklerin resimli ve özelleştirilmiş olması. Bloggerda bunu yapamıyor, bazı yabancı sitelere gıpta ediyordum, şimdi benim de oldu.


İkincisi ise kullandığım temada malesef olmayan, yazıları tekli halde görüntüledğimizde, önceki ve sonraki yazıların görünmeyişi idi, ki bu çok canımı sıkıyordu. Bu uygulama wordpressin bazı temalarında yok, bazılarında ise içerisine katılmış. Farklı temaları inceleyerek anladım ki bir kod eklemek gerekiyor, ekledim ve oldu, buyrun bakınız,  yaznın hemen altında önceki ve sonraki yazı başlıkları ve linkleri bulunuyor. Bloggerda çok normal bir şeydi bu ama wordpress de çoğu temada yok.

Bir diğer düzelttiğim şey ise, wordpressde arşive, kategorilere tıkladığınızda yada arama yaptığınızda yazıların kısaltılmış halde görünmesi, tamamının görüntülenmemesi. Bu uygulama seo açısından önemli olsa da, ben ziyaretçi memnuniyetini seodan önce tutuyorum. Sıkılıp kaçan çok ziyaretçi olmasından ise, keyifle gezen ziyaretçiler daha önemli benim için. Bu yüzden, işte bu kısaltma uygulamasını kaldırarak, yazının tamamının göründüğü hale getirdim. Mesela bakınız kendin yap kategori araması

Henüz çözemediğim ve çok sinir olduğum bir diğer şey ise, herbir yazının permalink atanması. Bloggerda yazı yazdığımızda blog başlığı yeni bir htm sayfası idi. Sayfa permalinki diyebileceğimiz bu durum, wordpress de çok daha gelişmiş ve bize çokça seçenek sunuyor, ayarlar bölümünde. Ancak herkes gibi ben de permalink ayarına bakmadım. Wordpressin default ayarı sayfaların numaralandırılması şeklinde, ancak bloggerda olduğu gibi yazı başlığı şeklinde olması daha çok Google sever bir uygulama. Bu durumda yazı başlığı şekline getirmek   için, ben de ayarlarımdan değişiklik yaptım.

Aradan günler geçti, ben bu şekilde yazılarımı yazıyorum, ama hiç kontrol etmek aklıma gelmedi. Bir baktım ki, daha önce numaralandırılmış tüm yazılar (ki bu bloggerdan aktardıklarım da dahil) tıklandığında bulunamıyor. Çünkü permalink ayarını değiştirdiğim için onlar yok gözüküyor. Üç bin küsür yazım ve hatta sayfalarım bu şekilde olunca tekrar eski hale getirdim. Şimdi de yazı başlığı permalinki ile yayınladıklarım çıkmıyor. Permalink dönüştürücüsü birşeyler aradım ama tam istediğim soruna çözüm bulamadım henüz, ya var ya yok bilmiyorum.

Bu yüzden UYARIYORUM, wordpresse geçtiğinizde yazı yazmadan ve aktarım yapmadan önce permalinkinizi ayarlayın. Ben ettim siz etmeyin :(

23 Haziran 2011 Perşembe

Pasaklı GeCe

Haziran 23, 2011 14 Comments
Eskiden, sanki çok önceymiş gibi geliyor ama değil, geçen kıştan önce işte, bendeniz temizlik hastası olabilecek kadar titiz bir bağyandım. Şimdi odamın halini görünce kendime şaşıyorum.

Ablam ile benim (o benden de titizdir), temizlik konusunda bazı takıntılarımız olurdu. Mesela mutfakta yer alan baharatlık ve diğer benzeri eşyalarda hiç yağ izi olmayacak, ocak ve lavabolar pırıl pırıl olacak, parkelerde su damlası izi bile olmayacak vs. Mesela bir misafirliğe gideriz, ev temizlenmiştir, güne hazırdır ama o kişi temiz mi değil mi anlamanın yolları vardı, işte ocağın yanları, lavabonun kıyı köşeleri vs. Hiç unutmam temizliğine gıpta ettiğimiz birini ziyaretten sonra evde konuşuyoruz.

Ablam diyor : her yeri kontrol ettim, her yer pırıl pırıl, üstelik çalışıyor, ne zaman yapıyor bu işleri, bravo.

Ben diyorum: vardır bir açığı gözden kaçırmışsındır,

Ablam: Yok kızım yok, çamaşır makinasının deterjan gözü bile pırıl pırıl, hiç sabun artığı yok

Ben : dumur

Hakikatten o olaydan sonra çamaşır makinamın gözüne baktım ıyy, güya temizim, leş gibiydi. Ondan sonra birkaç yıkamada bir çıkarıp onu da yıkamıştım.

Şimdi ise...
Şu andaki odanın halini bildiriyorum: Salondaki vitrinde raflar isim yazacak kadar tozlu, iki tane tekli koltuktan birinin üzerinde 3 tişört ve çoraplar, diğerinin üzerinde hiç uyumlu olmayan farklı ebatlarda üstüste 3 yastık, sehpanın üzerinde kitap iki laptop, mendil, gözlük, kalem ve yığınla toz, yine salonda yattığımız için yatak olan koltuk açık, üzerinde pikeler ve yastıklar, köşedeki masanın üzeerinde 5-6 tane parfüm deodorant şişesi, kağıtlar, güneş gözlüğü, notlar, bozuk paralar.. (hiç yer yok yani), yerlerde arada uçuşan toz topakları... Iyy kendimden iğrendim.

Şimdi biliyorum eşimde kızacak bunları yazdım diye, ama söylemek istediğim başka bişey aslında.

O kadar titiz olunca da olmayınca da değişen bir şey yokmuş, her iki hali de yaşamış biri olarak (bu duruma alışabileceğimi düşünmezdim ama belli bir eşiği geçince alışılıyor), ne temizlik, ne eşyalar ne düzen tertip bizim huzurumuzun sebebi değil. Her şey iç dünyamızda ve bakış açımızda bitiyor. Sevdiklerinin yanındaysan, yaşadığın yerden, hayatından memnunsan, başkaları için değil kendin için yaşıyorsan bütün bu haller sadece ayrıntı. Eğer sizin de temizlik yada düzen, başka bir takıntınız varsa, bence bunların altındaki sebep farklı.

Bu yüzden bu sebebi bulup, çözmenizi tavsiye ediyorum, çünkü hayat böyle çok daha rahatmış.

Not: Bütün bu dağınıklıktan bahsedince, hijyenden ödün verdiğimin düşünülmesini istemem, sağlıkla ilgili olduğundan ikimizde bu konuda dikkatliyiz. Demek istediğim sağlığı doğrudan etkilemeyecek şeyler, birazcık tozun dağınıklığın kimseye zararı yok, çocukluğum sokaklarda geçtiği için bir yere kadar "kirlenmek güzeldir" diyorum :)

21 Haziran 2011 Salı

Diyet Bahane

Haziran 21, 2011 4 Comments

Bu pazartesiden itibaren başladığım Dukan diyetine devam etme çabalarım sürerken, her gün zorunlu olan yürüyüşü bu güne kadar eksiksiz yapabildim. ( sanki çok olmuş gibi yazdım ama yürüyüşe diyetten önce başlamıştım) Bugün ise çektiğim resimler eşliğinde bir yazı yazayım dedim. Aslında dışarı çıkınca herkeste olan yukarıdaki gibi bisikletlere öyle özeniyor ve binmek istiyorum ki, ama bir süre daha erteliyorum almayı, çünkü henüz yerleşik düzene geçemedik, hala göçebeyiz :)

yol kenarlarına ekilen çalı şeklinde bitkiler var ya bu o, iki renkliydi çok değişik geldi.

Diyetle ilgili sorunum atak devresindeki protein içerikli yiyecekler, sürekli aynı şeyleri yemek ve ne yiyeceğimi düşünmek beni zorluyor. Neyse ki iki günü bitti sayılır, 5 gün yapmayı planlıyorum ama daha tık yok. Gerçi burada nasıl tartılabileceğimi de bilmiyorum ama artık vücudumu tanıyorum az çok ne kadar verdiğimi anlayabilirim. Daha önce diyetisyen kontrolünde düzenli şekilde beslendiğimde kilo veriyordum, tez süreci boyunca hareketsizlikten yine biraz aldım, vücut kitle indeksine göre ideal kilom 58 iken, şu anki kilom 68. Görüntüm aşırı kilolu değil ama bölgesel olması sebebiyle beni sinir ediyor. Gerçi diyetisyene giderken de 60 ların altına inememiştim sıkılıp bırakmıştım.

işaret koyduğum yer bizim ev, iki ay önce bir haftalığına geldiğimde temizlik bezini asmıstım balkona, hala duruyormuşşş
 Şimdi bu diyet ile azimliyim ama eşimin de hep dediği gibi bu süreç kısa dönem değil, hayat tarzın olmalı ... Spor , besleneme düzeni ... malı meli içeren cümleler..


Burada her yer yemyeşil ve insanlar özellikle de çocuklar sokaklarda sürekli. Spor yapanlar da cabası, bir yürüyüş boyunca insan depresyona girer mi, yaşlılar gençler hepsi ya bisiklet sürüyor, koşuyor, paten kayıyor vs. Ben yürüyüş yapmaya utanıyorum desem, birkaç günden sonra koşmaya karar verdim, önce tüm sene yatan vücüda biraz hareket vereyim.


Ah işte sırık gibi kızlar paten kayıyorlar ...

Sağlıkla ve sevgiyle kalın ...