mide yanması etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mide yanması etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ekim 2014 Çarşamba

Haftanın Bilgisi: Diş Ağrısı ve Mide Yanması için Naneli Sakız

Ekim 29, 2014 3 Comments
Öncelikle herkesin Cumhuriyet Bayramını kutluyor, sonsuza kadar bu coşkuyu sürdürebilmemizi temenni ediyorum.

Başlıkta belirttiğim şikayetlerin çözümü için bir çok başka yöntem mevcut tabi ki. Ancak ben en etkili olduğunu düşündüğümü, nedenleriyle yazmak istiyorum.

Diş ağrısı: bazen dişimiz apse yapar ve çekilmez bir ağrıya sebep olur. Doktora da gitsek ağrıyı bir süre çekmek zorunda kalırız çünkü apse kuruyana kadar doktor pek birşey yapamaz. Bir süre apse iyileştirici antibiyotik içerikli ilaçlar kullanmamız gerekir ve ayrıca ağrılar için de genelde bir ağrı kesici hap verir. Fakat ağrı kesici hapın kana karışıp da etkili olması bir kaç saati alır. Bu esnada ağrıyı dindirmek için çok çeşitli şeyler denedim ben de. Kısa süreli sonuçları olan, ağızda soğuk su tutma, alkollü pamuk bastırma, ağız gargara sıvılarıyla yıkama... gibi. Bunlar hem çok kısa süren hem de (olay gece olduysa) uyutmak bilmeyen çareler. 

Oysa çok kolay bir yolu var naneli sakız. Ben bunu tesadüfen keşfettim ve bir çok kişiyle paylaştığımda dualarını aldım :) Mentolün ağrı dindirici bir etkisi olduğunu öğrendim sonradan ama, bu kadar hızlı ve uzun süreli etki edeceğini ummazdım. Naneli sakızı biraz çiğneyip ağrıyan dişin yakınlarına yapıştırın tamam. Birkaç saat hiç ağrı yokmuş gibi oluyor. Etkisi geçince başka bir sakız yapıştırın ve rahatça uyuyun ;)

Mide yanması: özellikle hamileliklerimde mide yanmasından epey çektim/çekiyorum. Teorik olarak bunun sebebi (hamileyken mideye baskı oluşması nedeniyle, değilken de mide kapasitesinin aşılması nedeniyle) yiyeceklerin mide kapakçığından yukarı doğru kaçmasıdır. Bu rahatsızlık için verilen çözüm önerileri hep birşey içmeye yada yemeye yönelik oluyor. Oysa mide zaten aşırı dolu, bu yüzden bu tip yöntemler bende işe yaramadı. Bir tek naneli sakız derdime derman oluyor çünkü mentolün rahatlatıcı etkisini (buharı veya tükürüğe karışmış tadı, artık her neyse) almamıza rağmen, mideye ekstra yiyecek gitmiyor. Böylece mideyi zorlamadan rahatlamaya yardımcı oluyor.


16 Ocak 2012 Pazartesi

29. Hafta Mide Yanmalarına Son

Ocak 16, 2012 6 Comments
29. Hafta bir önceki haftaya göre daha keyifli geçti diyebilirim. Sonunda hafta sonu kar da yağdı daha ne olsun. Sanırım salı günüydü daha önce internetten bakıp da beğendiğim beşiği almaya gittik. Eşimin iş yerinden arkadaşı benim tasarımcı çırağım Peter bizi götürdü, böylece alışverişte dil sorunumuz olmayacaktı. Ancak bir de ne görelim, mağaza sahibi adam şakır şakır ingilizce konuşuyor, Peter'a hiç gerek kalmadı. O bile ne tuhaf ülke, yabancılar polisinde tek kişi ingilizce bilmezken, küçük bir mağaza sahibi şakır şakır biliyor dedi. Neyse mağaza daha çok online satış yaptğı için kurulmuş halde çok çeşit yoktu. Ben en ucuz olan beşik eğer sağlamsa (başka bir yerde tıngır tıngır sallanıyordu) onu alırız değilse daha pahalısını alırız diyordum. Mağazada kurulu bir örnek vardı ve gerçekten çok sağlamdı. Üstelik beşik, beşik yatağı ve beşik uyku seti çok uygun bir fiyata kampanyalıydı, biz de o seçenekten faydalandık.

Burada çok çeşitli beşikler yok. Genelde ahşap ve çubuklu olanlar ya da portatif park yataklar var. Park yataklar belki kimilerine kullanışlı gelebilir ama benim hiç içime sinmiyordu etrafının kapalı oluşu nedeniyle. Yattığım yerden bebeği görebileceğim bir beşik istiyordum, bu yüzden parmaklıklı aldım.


Bir sonraki akşam Helocuğumun babası beşiğini kurdu. Ben de hatıra olsun diye fotoğrafladım. Beşiği koyduktan sonra, almayı düşündüğümüz büyük eşyalar bittiği için ve yatak odası biraz daha şekillendiği için çok duygusallaştık. Sanki aslında bebeğimiz bizimle yaşamaya başlamış ama şimdilik başka bir yere gitmiş gibi.


Henüz tam yerleşmedi, yukarıdaki resimde yığın halinde duruyor ama beşiği bu şekilde koymaya karar verdik. Asında dolabın olduğu yere beşiği düşünüyordum ama geçmeye çok dar yer kalacaktı. Şimdiki pozisyonunda yattığım yerden dokunabileceğim Helo'ya. 

Bebek yatağı olarak ise mağazada birkaç seçenek vardı. Bunlardan biri iç dolgusu hindistan cevizi olan bir yataktı. Normalde bebek yataklarının sert olması öneriliyor ve piyasada iç dolgusu farklı farklı (sentetik sünger yada organik) dış kılıfları farklı farklı (doğal dokulu, sentetik polyester, anti alerjik vs) yatak çeşitleri var. Ben fiyat farkının çok olmamasından dolayı biraz daha iyi olsun diye hindistan cevizlisini seçtim. İçini açıp baktığımda, ortada bir sünger alt ve üstte ise hindistan cevizinin ipliksi kabuklarından olduğunu gördüm. Dokununca sanki saman gibi hışırtılar geliyor ama doğal olduğu için daha sağlıklıymış.

Bir de beşik seti aldım ki içinde cibinliği de varmış. Daha önce hazırlamamıştım böyle birşey iyi oldu, pek süslü olacak köşesi. (ilerde önce sonra resmini koyarım köşemizin)

Perşembe günü de sabah doktor kontrolümüz vardı yeniden. Biz doktora gidince nedense odada herkesten çok daha fazla kalıyoruz. Bekleyen hasta döngüsü biz çıktığımızda bozulmuş oluyor ve kalabalık artıyor. Çıkınca herhalde bize çok kızıyorlar ama napayım. Özellikle vaktini almamaya gayret ediyorum halbuki.

Doktorum her muaynede önce eliyle vajinal kontrol yapıyor sonra da ultrasondan bakıyor. Vajinal muaynede rahim ağzının derinliğine bakıyor sanıyorum. Türkiyede bunu yapmıyorlar (belki sadece son haftalarda bilmiyorum) ama kontrol etmesine memnun oluyorum doğrusu. Tümüyle ilgilendiğini hissediyorum. 

Helocuğum 1200 gr a ulaşmıştı kontrolde. Doktor kilosunu çok beğeniyor ve annesi iyi besliyor diyor. Aslnda gebelik.org sitesinde o haftaya tekabül eden kilosu 900-1300 gr aralığında olmalıymış. Bizimki aralığın içinde gayet normal ama acaba diyorum Slovakya için toplu bir bebek mi?  Malum bunların beslenme alışkanlıkları kötü ve genelde incecik ve küçük karınlı oluyor hamileler. 

Mide yanmasını bu sefer doktora doğru tarif edebildik. Verdiği hapı kullanmaya başladıktan sonra tamamen geçti şikayetim.

Bir sonraki kontrolümüz 13 Şubatta olacak, sevgililer gününden bir gün önce. Bu sefer ultrasonda yine göremedim bebeği, doktor hep Ceme gösteriyor. Çıkarken de kağıtta vermiyorlar resmini. Ben de benim klasörüme ait tüm resim ve videoları almak için usb bellek götürdüm ama bir sorun oldu yükleyemedik ve alamadım. Biraz gördüğüm kadarıyla yüz fotolarını çekmiş bu sefer doktor. Yuvarlak tombiş bir yüz gördüm ama ayrıntılarını seçemedim. Veee bir de süprizi vardı bize Helo'cuğumun, meğersem birkaç gün önceki olağan dışı kıpırtılarının sebebi yeniden dönmesiymiş. Şimdi kafa yukarı dönmüş malesef. Ama doktor bunu garip bir durum olarak algılamıyor, ben de bu yüzden panik yapmıyorum, yeniden dönecek diye umuyorum.

Doğumla ilgili şeyler soracaktık ama zamanını fazla aldığımız için çok uzatmadım. Sadece onun da kliniğin karşısında bulunan hastanede doğum yaptırdığını öğrendik. Bu iyi oldu çünkü benim ve bebeğin geçmişini bilen bir doktorun elinde doğum olmasını tercih ederim. Tabi ayrıntıları daha sonra yeniden konuşacağız.

O gün doktordan sonra dm markete gidip bebek eşyaları için deterjan aldım. Biri aşağıdaki resmi bulunan deterjan. Bu tamamen doğal içerikli hiç bir koku maddesi içermeyen, rendelenmiş sabundan oluşuyor. Kutuyu kokladığımda arap sabunu gibi kokuyordu. 


Bir de tamamen iç sesime güvenerek Dreft isimli bir deterjan aldım, belki birini beğenmezsem diye. Meğer bu deterjan özellikle bebeklerin sebep olduğu tüm lekeleri çıkarmak için tasarlanmış kaka vs de dahil. Ancak bunun kokusu da olduğu için öncelikle deneme amaçlı Bupi'yi kullanarak bebek bezlerini yıkadım.


Bundan sonra sürekli böyle göreceğimiz çalışma masamın yanındaki çamaşır askılığı :) Yıkanmış çamaşırlar arap sabunu gibi değil de beyaz sabun gibi kokuyordu (aslında daha çok kokusuz diyebilirim) ve bu yüzden sevdim. Sanırım öncelikle bunu kullanacağım ama diğerini de bir kere denerim. Yavaş yavaş kıyafetleri yıkayıp ütülemeye başlayacağım.

Büyüyen karnımla birlikte artık sık sık dinlenme ihtiyacı hissediyorum. Yine de çok şükür belli bir ağrım yok. Doktorda tartıldığımda hamileliğin başından itibaren 7,5 kilo aldığımı gördüm (bu haftaya tekabül eden normal kilo alma sınırı 8-11 kg imiş) ve çok almadığım için sevindim. Bir de bu kiloları bu zamana kadar en başından itibaren yavaş yavaş aldım. Mesela bazı kişiler ilk üç ay kilo veriyor sonraki üç ayda kilo alıyor, başlangıçtan itibaren kilosu çok artmıyor belki ama "toplamda aldığı kilo= verdiği+onun üzerine yeniden aldığı kilo" oluyor. O zaman da benim baştan beri aldığım kiloyu son üç ayda almış oluyor, yani hızlı şekilde. İnşallah sonuna kadar sınırlar içerisinde devam eder kilo alımım.

Yazı çok uzadı ama son olarak da annemin bize söylediği çocuk şarkısından bir kuple :) yazayım. Ben çok seviyorum ve Helo'ya da söylüyorum. Devamı pek hoş değildi diye hatırlıyorum bu yüzden bende burada bitiyor şarkı

Bir küçücük aslancık varmış   )x2
Kırlarda ko ko koşar oynarmış   )x2
Annesi(babası) onu çok çok severmiş    )x2
Sen benim ca ca canımsın dermiiiiş    )x2