Günün özeti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Günün özeti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ekim 2017 Pazartesi

Gunun Ozeti-16 Ekim 2017 pazartesi

Ekim 16, 2017 6 Comments
Cumartesi 19, pazar 22 dereceyi gormemizin ardindan bugun 24 derece ile hollanda havasi bizi oyle mutlu etti ki bugun pek guzel gecti. Eylul basinda turkiyeden donusumuzun ardindan 15 derece birden soguga gelmis, paltolari, cizmeleri coktan cikarmistik. Bu gun ise yeniden tisortleri sandaletler. Hatta cocuklar ciplak ayak dolastilar ya neyse :)

Sabah 6,30 da uyandi Novacim. Dun yaptigimiz piknigin yorgunlugu ile kizim ve oglumla uyumustuk. Gece iyi uyudular denebilir. Sabah erken kalkmalari da gayet makuldu. Zaten kendileri uyanmasalar bile (genelde olmuyor ama) alarmimiz 7 de caliyor.

Bugun oglumun okulu yoktu, kahvalti ve okul hazirligi ardindan oglumla Helo'yu okula biraktik. Bisikletle gittiler ama Novacim biraz yavas ilerledigi icin, giderken onu suruklemek zorunda kaldim. Okuldan sonra markete gitmek istedi, aslinda acil ihtiyacim yoktu ama zaman gecirmek icin hayhay dedim. Demez olaydim, tabi ki hem market poseti hem de bisikleti tasimak zorunda kaldim. Bir daha markete o bisikletle (ablasindan kalan uc tekerlekli nostaljik pembe bir bisiklet) gelmek yok diye anlastik. Gerci yolun yarisinda akil edip posetleri de arkasina koyarak ve bir yandan da onu ittirerek nispeten kolay geldik. 8.20 de ciktigimiz eve 10 da donduk. Eve gelince biraz oyun oynarken ortalik toplamaya giristim. Arada onunla oynayarak salonu ve mutfagi toparlama, yerleri silme isini 12 de zorla bitirdim. Normalde pazartesi sabahlari oyun ablasi geliyor ama bugun gelemedi. Biraz ust kata ciktik, camasir makinesini calistirdik. Bu arada pisen brokoli corbasindan yedik beraber, biraz tablet izledik bu arada. Saat 2 ye dogru Helocugumu almak icin okula gittik. Yine bisikletle ama bu sefer denge bisikletiyle. Iki tekerlekli bu bisikleti biraz daha hizli kullanabiliyor.

14,15 te kizim sinifindan ciktiktan 15.30 a kadar okul bahcesinde oynadilar. Hava da cok guzeldi  zaten doysunlar istedim, gerci kotu olsa da oynuyorlar ya neyse :)) Bahcede genelde en son kalan biz ve amerikali arkadasi oluyor kizimin. Hani su babasi bakan. Kizim kendi arkadasiyla oynuyor, oglum da kiz kardesiyle. Hatta bir sure sonra o da okula baslayinca okul arkadasi olacaklar (zaten simdiden tanisiyorlar tabi ama resmiyet kazanmis kendi arkadasi olmus olacak :)) Bugun bahcede kizimin bisikleti ile arkadasina bisiklet surmeyi ogrettim, o henuz bilmiyordu ve sanirim ozel bir caba da sarfetmediler ogrenmesi icin. Ben egilip pesinden kosarak (bilirsiniz pek yorucu bir istir) defalarca surmesine yardim ettim ve en sonunda 5-10 mt kadar kendisi gidebildi. Bunu goren babasi cok sevindi (ic ses neden on ayak olmuyorsunuz be adam bak iste cocuk hevesli sen yapsan surecekti diye soyleniyor tabi ). Ben boyle ici kaynayan bir anneyim, usenmem. Hatta kucuk kardesini de bindirip gezdirdim ve sonra okuldan cikarken elimi tutup benimle geldi minik hanim Ava. Eve gitmeyecekmis benimle gelecekmis, yerim seni. Oyle tatli bir sari seker ki, bayiliyorum. 'No no wait mine' derken telasla kosturmasi, mimikleri gozumun onunden gitmiyor. Onlar pek mincirmali sevmez ama arada oksayip opuyorum dayanamayip :)


Okuldan sonra biraz uzakta olan buyuk parka gotureyim diye istiyordum daha ufak cocuklari olan arkadasim aradi. Onunkiler uyanmis hadi parka gidelim diye. 15.45 gibi parka geldik 16.50 ye kadar parkta kaldik. Park cok kalabalikti herkes akin etmis. Kostular oynadilar cok eglendiler. Zor ciktik oradan ama saat 17'deki Helonun ritmik jimnastik dersine yetismemiz gerekiyordu. Haydi parktan dogruca jimnastige. Boyle olacagini bildigim icin jimnastik cantasini yanima almistim zaten :)

Kizim jimnastikteyken mekanin cafesinin bahcesinde oturduk, Burasi da cimenlik bir bahce, icinde birkac oyun alani var cocuklar kosturup duruyor. Bizim ufaklar oynarken biz de oturup birer kahve icebildik nihayet. Gunes, sohbet, cocuklarin nesesi hepsi birden cok iyi geldi. Saat 6 da ders bitti eve donduk (tabi ki ders cikisi giyin soyun, eve getir bir yarim saati buluyor) kapida esimle karsilastik.

Gordugunuz uzere yemek yapmaya firsatim olmadi bugun. Sabah yaptigim corbadan baska hicbirsey yoktu evde. Arkadasim gelip beni almadan bir iki dakika once saat 3,5 ta firina dondurulmus balik gratenlerinden atmis, firini ayarlayip cikmistim. Eve gelip de cocuklar sofraya oturduklarinda, onlar corbalarini yerken bir miktar makarna hasladim (baligi seviyorlar ama bu balik soslu pek hoslarina gitmiyor yine de azicik ondan da yediler), bize de bir salata yaptim, yemek hazir. Artik masada uyuyacak kadar yorgun olduklari icin (oglum artik gunduz uyumuyor zaten) zorla yemeklerini bitirdiler ve Novacim 7,30 da Helocum da 7.45 de uyudu. Ben de biraz dinlenmenin ardindan kalktim blogumu yaziyorum.

Cocuklarla cogu gunlerim bu yogunlukta geciyor ve nasil aksam oluyor anlamiyorum bile ama bu tempomuzu sevmedigimi soyleyemem. Dahasi hepimiz bu rutine alistik, oglum kalkar kalkmaz bugun neler yapacagiz diye soruyor. Bugun gibi hic boslugumun olmadigi gunlerde dahi, bir kahve icimlik, bir sohbetlik zamanlar sunuyor evren bana ve ben de tabi ki sukredip duruyorum.

19 Mayıs 2017 Cuma

Günün Özeti-19 mayıs 2017 cuma

Mayıs 19, 2017 9 Comments

 
Her günümüz bu kadar yoğun değil ama bugün gerçekten çılgın bir gündü. Üstelik daha bitmedi. Biraz önce eşim geldi çocukların akşam yemeği işini ona devrettim (normalde hep beraber yeriz ama ayakta duramıyorum uzanmam lazım) ben odama kaçtım. Biraz soluklanıp gideceğim. Bu saatten sonra yemek ve uyutma faslı oluyor tabi ki ancak en azından onlarda eşimin desteği oluyor. 

Sabah, gece uykum kaçtığı için 7 yerine 7,30 kadar uyudum ve uyanınca hızlı bir duş alıp 7.45 de çocukların yanına gittim. Kahvaltıya oturmuşlardı. Hemen Helo'nun beslenmesini hazırlayıp kendim de birşeyler yedim ve 8 de okul için hazırlanmaya başladık. Kıyafet ve saç faslı 15 dakika sürüyor ama bu sabah oğlumun da gelmek istemesiyle (normalde onu almayıp bir koşu bırakıp geliyorum) onu hazırlayıp çıkmak 8.20 yi buldu. 8.28 de çalan zili okulun bahçesinde karşıladık ve aceleyle içeri gönderdim. Kapıda öğrendim ki kızımın haftaya salı olacak olan okul gösterisinin bir provası bugün herkese açık halde saat 10.30 da olacakmış. Tabi ki gitmeliydim. 

Okuldan çıkınca oğlum ne yöne yürüyeceğine karar verir ve bu sabahki rotası, son dönemdeki takıntısı tavuskuşuna bakmak için çiftlik oldu . Çiftlik 9.30 da açılıyor, tabi ki açık değildi ama civarında dolanıp tavuskuşunu aradık. Bulamadık. Ağır ağır eve döndüğümüzde saat 9 u biraz geçiyordu. Eve dönerken yüzme havuzunun yanından geçiyoruz ve bugün yüzmeye gitmek ister misin diye sordum oğluma (tamam ben kaşındım biliyorum fakat onun yaşındayken ablası o kadar çok aktiviteye gitmişti ki bu konuda biraz vicdan azabım var, bu yüzden fırsatları kaçırmamaya çalışıyorum). İsterim dedi. Birkaç kez gitmiştik daha önce, sonra da uzun bir ara vermiştik. Her hafta soruyordum istemiyordu hiç. En son geçen hafta ablasının dersinde o da havuza atlamak isteyince yeniden başlamalı dedim. Bebek ve toddler saati saat 9-10.30 arası. Hemen gerekli malzemeleri çantaya attım ve 9.20 gibi havuza vardık. Nova bugün çok cesurdu gerçekten, kendi kendine suda durmayı denedi ve başardı. Defalarca yaptı. Ağzını kapatıp suyun içine sokmayı öğrendi. Artık dudakları morardığında hala çıkmak istememesine rağmen zorla çıkardım, hızlıca giyinip hemen gösteriye gittik. (Bunların hepsi yanyana, bir kare otopark alanının bir tarafında Helonun okul, bir tarafında çiftlik bir tarafında yüzme havuzu diğer tarafında Novanın okulunun ve gösteri yapılacak yerin olduğu bina var). Neyse ki bizimkilere sıra gelmemiş, fakat kalabalıktan kıza kendimi gösteremiyorum. Geldiğimi bilmeli, herkesin anneesi oradayken benimki yok diye üzülmesin. En son artık sahnenin yan tarafına geçip epeyce yaklaşıp gözüne girmeye çalışıyordum ki kızım öğretmeniyle bana yürüdü, çişi gelmiş :) Koşa koşa wc ye gittik, o sırada oğlum da sallanıyor biliyorum çişi geldi ancak inadı tuttu ısrarla yapmak istemedi. Tam kızı bıraktım gösteri başlamak üzere oğlum kucağımda başladı işemeye. Haydi koş yine tuvalete. Neyse ki fazla kaçırmadan yakaladık. Kalabalığı defalarca yardığım için belki küfür yedim ama napıyım. Geldiğimde bizimkiler sahnedeydi, neyse ki müzik başlamamıştı. Oh yetiştim.

Gösteriden sonra bir on dakika kadar durup çıktık. Bu sefer sabah göremediğimiz tavuskuşuna bakmaya yine. Baktık ki çiftliğin çitinden atlayıp dışarı çıkmış (arada geziyor öyle serbest bir kuş bizimki) biraz onu izledik ve yine ağır ağır zorla eve geldik. Oğlum bu sabah erken kalktığı (6 dan beri uyanıktı) ve yüzmede yorulduğu için uykusu gelmişti. 10-15 dak kadar evde oyalandıktan sonra 11.45 gibi uyudu (normalde 13 civarı uyur). Hemen makinaya çamaşır attım, ortalığı topladım. Bir çorba ve yemek koydum, bir yemeğin de malzemelerini hazırladım. Yemekler pişerken dağınık oyuncakları topladım, mutfağı masayı falan sildim. Yerdeki kırıntıları süpürdüm. Birka arkadaşımla WhatsApp dan yazıştım ve 1 saat sonra oğlum pıtır pıtır yanıma geldi. Yorgun diye belki iki saat uyur hayallerim suya düştü. O biraz arabalarıyla oynarken çorbayı blenderdan geçirdim yağını tuzunu ekledim ve beraber bir kase çorba içtik. Saat 2 olmuş ve Helo'yu okuldan almak için evden çıkma vaktimiz gelmişti. 14.15 de çıkış zili çalıyor ama sınıflar sırayla çıktığından 5-10 dakka gecikebiliyor çıkışları. Çıkınca yine okulun bahçesinden ayrılamadılar. Saat 15 te yine zorla eve girebildik.

Bir sonraki dışarı çıkış için yarım saatimiz kalmış. Kızımın üstünü çıkardım, çorbasını verdim ve o bu arada biraz dinlenme videosu seyretti. Ben de önceden hazırladığım yarım yemeği pişmeye bıraktım (allahtan saati ayarlanan ocağım var, kurup bırakıyorum) kurumuş çamaşırları katladım, bu sefer de onun yüzme dersi için çantasını hazırladım ve 3.45 deki ders için 3.35 de evden çıkabildik. Koşa koşa gittik başlamasına 2 dakka kala yetişmiştik ama mayosunu unutmuşum. Normalde çantasına hep fazla mayo koyarım var sanıyordum yokmuş. Bir posta ağladı, öğretmene sordum atlet kilotla yüzmesine izin vermedi. Unutulmuş eşyalardan oluşan bir ihtiyaç dolabı varmış ordan bul giydir dedi. Bir koşu gittim aradım tarafım neyse uygun birşey buldum. Eve de giderim ama çocukla git gel en az 15 dak ve ders zaten 45 dakika geriye ne kalacak. 

Neyse kızı postaladıktan sonra yüzme havuzunun cafesine oturduk (ilk defa oturuyorum) ve bir cappucino içtim nihayet. Oğlum da biraz oturdu sağolsun, arabalarıyla falan oynadı masada. Fakat yarım saat çabucak bitti (45 dakikanın bir kısmı mayo arama bir kısmı kahve sipariş ver bekle ile zaten geçmişti). Hemen havuzun kenarına gittik, kızım çıktı duş aldı, giydirdim ve eve gideceğiz ancak her zamanki gibi cafeden birşey alalım sızlanması başladı. Bu sefer açlar diye patates kızartması ve içecek aldım. Birazcık oturup yediler sonra cafenin bahçesine kaçtılar. (Bir sınıf arkadaşı da bahçedeydi) Bahçe de çok büyük ve göl kenarında. Oturduğum yerden gözümle göremiyorum diye mecburen peşlerine gittim. Bunlar bir oyuna başladılar hadi kızım hadi oğlum yok gelmiyorlar. 5.30 da artık oğlanın kakası gelmiş olduğu için (normalde yüzme dersi 4.30 da bitiyor) ben gidiyorum istersen kal diye blöf yaparak eve geldik. Ayağımda bir tırnağım çatlayıp derinden kopmuştu orası acımaya başladı. Eve gelince baktım şişmiş. Hemen oturmak isterdim ama ne mümkün, bahçedeki çalılıkta onlarca buluna tırtıllardan bir kavanoza koyup okula götürme sözü vermiştim önceden. Tutturdu toplayalım diye. Bir kavanoza birkaç tane topladık, eve girdik, oğlum kaka yaptı, biraz fazla batırdı, onu temizledim, kızın üstünü değiştirdim ve tam oturdum ki kapıdan kocam girdi (saat 17.45). Görünce sanki hep oturuyormuşum gibi oldu. He he ne demezsin. Öyle çok oturdum ki kalçam uyuştu  😂 

 
Neyse o da biliyor tabi ne kadar yorulduğumu, dedim üstünü değiştirir değiştirmez gel ben yatacağım. Evet o evden 9 da çıktı geldi rahat ev kıyafetini giydi. Ben 8 de giydiğim kıyafeti (tamam iş kıyafeti değil benimki ama normal ev kıyafeti de değil) an itibariyle hala çıkarmış değilim😣 

Ve şuan karnım acıktı fakat bu günü yazmayı tercih ettim. Çok yoğundu çok yorucuydu ama böyle çok yoğun günlerde bana bir yaşam enerjisi geliyor, keyfim yerinde hatta. Hayret bişey 😀

26 Eylül 2016 Pazartesi

Günün Özeti - 26 Eylül 2016 Pazartesi

Eylül 26, 2016 1 Comments
Şu an başka bir yazı yazmak için blogumu açmıştım ama, biraz önce whatsapp'tan ablamın ne yaptınız bugün sorusuna verdiğim cevaba ithafen bu yazıyı yazmaya karar verdim :)

Aslında çok farklı bir gün değildi, gayet sıradan ve haftaiçinin diğer günlerine oldukça benziyor. Bu yüzden not etmek istiyorum ki ilerde hoş bir tebessümle okuyayım.

Sabah her zamankinden biraz geç uyandık oğlumla (7.30), kızımla babası çoktan aşağı inmişti. Böyle olunca 8.15 de evden çıkmak için acele etmemiz gerekiyor. Oğlanı aşağı bırakıp yatakları topladım, gün boyunca üzerimden çıkmayacak dışarılık kıyafetimi giydim, saçımı başımı düzettim derken 15 dakikası bitmişti zaten. Hemen okul beslenmelerini hazırladım (meyve saati için meyve ve öğlen için toplamda iki ayrı kutu oluyor), çocukların devam eden. kahvaltılarına yardım ettim, ayakta birşeyler atıştırdım, ikisini de giydirip çıktık nihayet. Son anda kızımın krizleri yüzünden (ayakkabı kıyafet oluyor genelde) ucu ucuna yetiştik ve sonrasında bir oh çektik.

Sabahki bu yoğun koşturmadan sonraki süreçte hayat tam tersine feci yavaşlıyor bundan sonraki birkaç saatte. Okuldan çıkarken yürümek isteyen Nova aheste aheste yürür, rotayı o izler ve ben de onun minik adımlarına bebek arabasıyla eşlik ederim. Karşıdan karşıya geçmeyi çok sevdiğinden birkaç kere karşıdan geçer, kaldırımlarda otururuz falan. Bugün de market yoluna yöneldi oğlum (son günlerin yeni rotası) bu yol boyunca keşiflerini yaptı, yürürken sohbet ettik ve önce bankaya, sonra markete, sonra iki farklı kanaldaki ördekleri beslemeye derken 8.15 de çıktığımız eve saat tam 10'a 4 dak kala girebildik nihayet. Nereden biliyorum derseniz, 10 da oyun ablası gelecek diye saati kaçırmamak için acele ediyordum, bu acele edilmiş hali düşünün :)

Hemen kahvaltı sofrasını kaldırdım mutfağı temizlemeye giriştim ki kapı çaldı. Onlar oynarken ben de işlere giriştim. Mutfağı, ortalığı topla, yemek yap, çamaşır yıka/ser/topla/katla vs. Oğlum oyun ablasını çok seviyor, bir saat kadar kesintisiz ilgi ile oynayabiliyor (ki bize göre iyi bir konsantrasyon süresi) sonra azıcık anne kucağı, tatmin olunca yine oyuna dönüyor. 12 gibi hep beraber yemek yedik ve 12.30 da ablamız ayrıldı. Ben de Nova'yı uyuttum (12.45 civarı) ve ütü bekleyen dağı eritmeye giriştim ;)


Saat 14'te kızımı okuldan almak için çıkmam gerekiyordu ve oğlumu uyandırmadan bebek arabasına koymaya çalışırken uyandı, pek hoşlanmadı ama sonra sustu naapsın :( Okul çıkışında yine bahçede oynadılar, eve geldiğimizde saat 4'e çeyrek vardı ve acıkmışlardı tabi. Yemek yedirdim kızım biraz dinlendi, oğlan ortalıkta dolandı oynadı derken 5'e 20 kala kızımın saat 5'deki jimnastiği için yola çıktık. Aslında 5 dakika uzaklıkta ama bisikletleriyle gitmek istediler ve bisikletle gittiğimizde daha hızlı olacağına ne yazık ki bizimki daha yavaş oluyor iki ileri bir geri gitmekten :/

Helocum jimnastikteyken tabi ki ablasını seyretmekle yetinmeyecekti oğlum, merdivenleri inip çıktık, bahçede bisiklet sürdük, içeri dışarı derken saati tanamladık. Çıkışa eşim yetişmişti, yine binbir hadi kızım hadi oğlum eşliğinde 6.30 civarı eve dönebildik.

Uyku saatleri yaklaşıyor, onlar biraz baba ile oynarken ben yemeğe ilave yaptım, salata ve sofra hazırladım derken yedik içtik, uykuya gittik. Saat 8 de Helo'nun 8.30 da Nova'nın sızması ile farkındaysanız hiç oturmamış olan bu anne dinlenmeye başladı derseniz çok yanılıyorsunuz :)) Yok hala enerjim vardı ve ertesi günkü arkadaş ziyareti için meşhur elmalı turtamı yaptım, mutfağı topladım ve sonra eşimle dizi izlerken uyuya kaldım :)

İşte dolu dolu geçen bir günümüz. Yorucu mu evet, sıkıcı mı tabi ki hayııııır.

Not: bu yazıyı pazt akşamı yazmış tamamlayamamıştım, bir gün sonra okuduğumda anlamını yitirdi ama o kadar yazmışım anısı kalsın istedim :)


26 Nisan 2016 Salı

Günün Özeti 26 Nisan 2016

Nisan 26, 2016 11 Comments
Günlerimiz öyle yoğun geçiyor ki zaman nasıl geçiyor anlamıyorum. Yine en son yazımdan sonra günler geçmiş. Günün özetini anlatan yazıları ayrı bir seviyorum ama çok da farklı şeyler olmuyor hergün, bu yüzdendir sık yazmayışım

Helo'nun okulu dün bahar tatiline girdi, iki hafta evde olacak. Bahar geldi gelmesine ama üç gündür hava öyle soğudu ki ortalama 5-8 derecelerde, aşırı rüzgarlı ve hepsini geçtim dolu yağıyor sık sık. Günde kaç posta bilmiyorum saymayı bıraktım. Ve iki haftanın neredeyse tamamı böyle olacakmış hava, yandık ki ne yandık.

Okula gitmese de çocuklar erken yatıp erken kalkıyorlar ki benim tercihim de bu yönde. Bu sabah yine 7 de ikisi de ayaktaydı. Tek fark okula yetişmesi gerekmediği için biraz daha stressiz bir sabah olmasıydı :) . Çocuklar ortalıkta gezinir, yataklarda zıplarken biraz üst katı toparladım, yatakları topladım. Sonra alt kata indik kahvaltıya.

Biz kahvaltıyı hazırlarken onlar da salonda koşturmalı bir oyun tutturdular. Sırayla topu atıp yakalayıp oyun masalarının altına saklanıyorlardı. Onları izlerken böyle sırayla yapmalarına ve sabırla beklemelerine hayret ettim. Öncesinde kızım oyunun kuralını anlatmıştı kardeşine, o da anlamış demek ki tam riayet etti. 

Kahvaltı faslımız biraz sıkıntılı. Oğlum yine 3-4 gündür diş sancılarından muzdarip. Buna bağlı olduğunu tahmin ettiğim nezlesi de var. Zorla birkaç lokma yedi yine oyuna başladılar. Bu seferki oyun kendi başlarına idi. Oğlum kitaplıktan sevdiği kitaplarını alıp incelemeye koyuldu.

Bu arada ben de kahvaltımı bitirdim, masayı ve mutfağı topladım ardından yerleri süpürdüm. Tabi bu süre içinde yüz kez çocuklarla etkinleştim, işimi bıraktım, yeniden aldım falan. Tek seferde 15 dakka sürecek iş bir saati buluyor böylelikle.

Dün akşamüstü saatlerinde hızlıca gidip geldiğimiz market dışında çocuklar evden çıkamadılar  bu hava yüzünden. Sıkılmaya  başlamışlardı. Hava tahminine göre iki saatliğine yağış durmuş görünüyordu, fırsat bu fırsat dışarı çıkalım dedim. Kat kat giyindik, ördeklere vereceğimiz ekmekleri aldık yola koyulduk. Rüzgardan uça uça 50mt ötemizdeki kanala geldik. Ördekleri beslerken çiftliğin beyaz atının dolaşmaya çıktığını gördük. Tabi hemen peşine takıldık, at delisi Helo için aksi ne mümkün. Ormana girip çiftlik yolunu yarılamıştık ki dolu başladı. Kızım geri dönmek istemedi başta. Biraz daha ilerledik ama daha da artınca çocukların ikisini de bebek arabasına istifledim, sarıp sarmalayıp koşa koşa eve geldim. İkisi de çok üşümüştü. Böyle soğuk havada dışarıdan gelince hemen banyo yaptırırım. Önce oğlumu sıcak su dolu küvetine koydum, o oynarken kızı hazırladım. Bazen aynı anda yıkanıyorlar ama bu sefer küçük hanımın kaprisi tuttu. Eren çıksın diye diretiyor, beyimiz de çıkmıcam diye. Eh arada annenin de borusu ötmesi lazım tabi. Oğlanı ağlaya ağlaya çıkardım, kıza yeni su hazırladım oynamaya bıraktım.

Nova'yı giydirip, uykusu da geldiği için emzirip uyutmaya çalıştım ama, içerden anneee bak ne yaptım diye bağıran ablası nedeniyle çabalarım boşa gitti. Ben de uyutmaktan vazgeçip kızımın banyosunu tamamladım, onu kurulayıp giydirdikten sonra, günlük video izleme molası için odasına bıraktım. Bu arada oğlumu da uyuttum neyse ki.

Saat 12 olmuştu ve birazdan karınları acıkacaktı. Evde yemeğim var ama bir çorba yapsam fena olmayacak. Hemen koşup çorba hazırladım, bu arada banyo sonrası rehavetten canı süt çeken kızıma süt verdim, makineye çamaşır attım, oğlan uyandı biraz daha pışpışladım. Kızımın karnı acıkmış öğle yemeğini verdim. O yerken ben de biraz yedim. Bu arada Nova'nın uyanma saati yaklaştı mıkırdanıyor. Uyandığı zaman biraz memede keyif yapmak ister genelde ve yapıyor. Bu arada babysitterımız gelecek heran kapı çalabilir. Oğlum azıcık daha uyuyor aşağı iniyorum, geldiğini görüp zile basmasın diye kapıyı açıyorum, Nova uyandı, yanına koş, uyutmayı dene,yok daha fazla uyumayacakmış, haydi hep beraber aşağı.

Chanthal ile kızım oynamaya başlamışlar, biz de onlara katıldık. Chantal sabah başka bir çocuğun yanından geldi, açtır diye ona da yemek verdim. Benim beslediğim çorbayı içmeyen Nova da onun elinden onun çorbasını içecekmiş. E pekala, Chanthal besledi. Sonra yine onlarca oyun oynadık. Kah beraber, kah ayrı, kah bir işe koştum böyle üç saat geçti. Bir ara kızım parka gitmek istedi ama çıktıklarından 30sn sonra geri dönmüşlerdi, çok ama çok üşümüşler.

Chanthal üç saat sonra gittiğinde (saat 4) kızım yine video molası verdi. Oğlum acıkmıştı yine besledim. Yemeğin yanına canım kısır istemişti onun hazırlığına giriştim. Akşam yemeği için somon isteyen Helo'ya balığını pişirdim. Arada oyun vs derken eşim işten geldi. Sırayla yemekler yendi ve uyku aşamasına geçtik.

Normalde 7,30 (en geç 8 de) uyuyorlar ama tatil modu ve kararmayan hava yüzünden biraz gecikiyor birkaç gündür. Eşim 8 de spora gittiğinde hala uyumamış oldukları için hep beraber yatıp uyumaya çalıştık. Pek tabi ki bolca kudurduk ve zıpladık. Bir tane Dila ve unicorn masalı uydurduk. Perdelerimiz ışık geçirmeyen perde, içerisi epey loş oluyor kapanınca. Aşağıdaki fotoğrafı çekeyim diya açtım perdeyi. Aydınlık havayı görünce önce bi ayaklandıkar. Kızım, anne daha sabah aşağı inelim dite tutturdu ama oy birliği ile reddedildi :)) En sonunda 8.30 da uyudular nihayet.

Şu an kendimi yorgun hissediyorum ama özellikle son bir aydır çocuklarımın nasıl büyüdüğünü, bilinçlendiğini (oğlum tam bir bilinçlenme atağında bu ara her an bizi şaşırtıyor), nasıl etkileştiklerini gördükçe tüm herşeye değdiğini anlıyorum. Hayatımda hiç bu kadar güzel olmamıştım, gerçekten her anlamda kendimi çok güzel hissediyorum. 

(Fotoğrafta yatağıma yapışık olarak kullandığımız beşikte oğlum yatıyor, bu akşamlık ikisi de böyle yattı ama tabi ki bu halde uykuya dalmadılar. Yanyana uyumaları fikri yüreğimi erittiği için bu anı kaçıramazdım :))). )

Sevgiler