16 Eylül 2018 Pazar

# günlük yazılar

Sonbahar Hüznü

Bloguma, dün yazdığım gibi yazılar yazmaktan kaçınıyorum aslında. Biliyorum ki yazdığım zaman kafamdan kolay atamayacağım. Nitekim de öyle oldu. O olayı ilk düşündüğümde kalbime bildirdiği ağırlık 1 kg ise, yazdıktan sonra 10 kg oldu. Defalarca andım, 10 dakika üzülüp geçeceğim şeye 2 gün üzüldüm. Hep sonbaharın yüzünden. Gerçekten ilkbaharda nasıl kıpır kıpır olup, yeni heveslere yelken açıyorsa yüreğim, sonbaharda da içine kapanmak istiyor, herşeyden nem kapıp hüzünleniyor.

Başlıyorum anlatmaya hayalimdeki arkadaşıma. Tabi içimden. Vay efendim ben burda neler çekiyorum, aynı anda bin tane şeyle uğraşıyorum, akşamları nasıl yattığımı bilemiyorum, kızımın okulda öğrendiği, yeni okuma alıştırmalarından zorlandıklarına yardım edemiyorum, sen bilmiyorsun anne diyip beni dışlıyor, yapamayınca ağlıyor, yardım etmeme izin vermiyor, yüreğim sıkışıyor, bana nasıl güvenmesini sağlarım? Jimnastikte de ondan sonra başlayan bir kız üst seviyeye alındı, bizimki anne ben niye olmadım diye ağlıyor. Halbuki bizimkinin kondisyonu daha ileride. O kızın anne babası her derste sınıfta bekliyorlar, bizde baba işte, ben kardeşinin peşinde. Acaba yeterli ilgi göstermedik mi, konuşmam mı lazımdı?  Ne yapmam lazım? Herşey yolunda giderken oğlan yine bana düştü, yine birşeye içlendi herhalde, bulup çözmeli. Hayatımız yoğun, hayatımız kolay değil. Sanıyorlar ki yurtdışındayız diye herşey güllük gülistanlık, herkesin yaşamında zorluklar var, benim de var. Ama bak ben bunları anlatıp dertlenmiyorum, anlatsam çözülmez ki, en iyisi akşama Cem’le konuşup ne yapacağımızı düşünelim.....

Gün içinde yeme, içme, ev düzenleme dışında  o kadar çok farklı konuyla meşgul oluyorum ki, çocuklar sağolsun, ah anam garip anam diye içlenecek vaktim olmuyor. Son okuduğum kitaplardan birinde (uçan tabut) şahane bir tespit vardı. Suriye’den göçmüş sokaklarda yaşayan bir çocuğun dilinden yazılmış. Diyor ki “insanlar bana bakıp empati kurduklarını zannediyor ve hayatımın zorluklarından ötürü benim için üzülüp, acı çekiyorlar. Gerçekte ben üzgün değilim. Hayatta kalmak için o kadar çok şey yapmam gerekiyor ki üzülecek, kendime acıyacak vaktim olmuyor.” Ah dedim okuyunca aynı ben, yoğunluktan nelerden yoksun olduğumu (aile, akrabalar ve onların destekleri gibi) ve neleri başarıp başaramadığımı farkında değilim. Bunları değerlendirecek üçüncü bir kişi de yok, kendi kendime değerlendirsem referans alacak kimsem de yok. Burdaki göçmen arkadaşlar hepimiz benzer şartlardayız, yalnız başımıza her şeye yetişmeye çalışıyoruz ve bu durum bizim artık normalimiz haline gelmiş. 

Düşünüyorum da çocuklu iken gurbetçi olmak bu açıdan daha kolay sanırım. Çocuklar için yapılması gereken o kadar çok şey var ki, ben iki hüzünlenip gelicem deme şansın yok. Anneni bile haftada bir arayabiliyorsun o derece. Bu koşturmaca içinde bir bakıyorsun zaman uçmuş gitmiş.

İşte bütün bunlara rağmen bu sonbahar nedense birikmiş hüzünlerimi eteklerimden dökecek fırsatlar arıyorum. Olur da bloğuma dökülürse kızmayın olur mu? Hem bakın ortancalarım bile benimle hemfikir. Onlar da sonbahara direnmiyor...





15 yorum:

  1. Gurbette yasayan anneler aslında öyle güçlü ki,dediğin gibi dışarıdan goren sanıyor ki hayat daha rahat daha kolay eğlenceli ve konfor dolu ama öyle değil,günleri değil mevsimleri bile takip etmek imkansız buralarda ve o hüzün hepimizde az veya çok var bir yanımız analı hep eksik ama tüm bunlara rağmen ayakta kalmaya çalışıyoruz devam etmek için binlerce neden üretmek zorunda kalıyoruz çoğunlukla da eşimizin bile haberi olamıyor zorluklarimizdan.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Aynen eşimle bile paylaşacak fırsat olmuyor. Diğer yandan gerçekten anlık üzüntüler dışında genelde mutluyum. Fakat biliyorum ki Türkiye’de de olsam yine mutlu olacak şeyler peşinde koşacaktım

      Sil
    2. Ne Turkiye ne de memlekettim olan Yunmaistanda yapamam artık,geçen yıl fark ettim ki buradaki düzeni arıyorum orada..nasıl desem;burasını övmek vatanımdan üstün tutmak asla değil amacım bizim insanımız gibisi yok ama öyle bir düzen kurduk ki artık oralarda sararıp solacağız,kurs için park için kısaca aktivite için çırpınıp duracağız,evet sevdiklerimiz daha çok olacak belki ama bir çok konuda da müdahaleye mariz kalacağız.
      Bak,her gulun bir dikeni her dikenin de bir dikeni var.
      Hayat böyle.

      Sil
  2. Anne olmak zor, yalnız anne olmak daha zor. Arada insan kendisini kötü hissediyor. Benim hiç arkadaşım yok diye ağlayan çocuğumla ağladığım geceler çok uzakta değil. Şimdi her arkadaşlarıyla konuştukça şükrediyorum . Bazı konulara yetmemiz imkânsız, sadece dinleyip sarılmak gerekiyor.

    Dur ben de sana kocaman sarılayım. Kendime çay alıp dışarı bahar havası içime çekmeye çıkıyorum, hadi gel. Biz annelerin de kendimize vakit ayırmamız gerekiyor :) Günün aydın olsun.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Öyle iyi geldi ki bu sarılma Handan abla çok teşekkür ederim. Biz de öyle yapıyoruz çocuklarla, toplaşıp ağlaşıp sarılıyoruz birbirimize. Allah beterinden saklasın hepimizi

      Sil
  3. Canım gececim <3
    Ne kadar yorulduğunu, ne kadar yalnız bazen çaresiz hissettiğini, bazen ne kadar bunaldığını ben biliyorum!
    Sen bütün gün yaptığınız aktivitelerden, koşturmalarınızdan bahsederken ben o anların perde arkasında, satır arasında yaşananları biliyorum :))
    Senin zaten en çok bu özelliğini seviyorum <3
    Çünkü ağlanmıyorsun :))) bugün şunları bunları yaptık ama dolu dolu bir gün oldu, her şeye değdi diyorsun günün sonunda!
    Bu enerjini ve pozitif bakışını seviyorum. Çünkü anlattıklarını “bakın burda böyle imkanlar var, bakın çocuklar ne kadar da güzel kurslardan/doğadan faydalanıyor, hayatımız çok süper” diye okumlayıp hava atmak olarak görmüyorum; aksine yaşadığı yere entegre olan, çocuklarını “yaşıtları neler yapıyorsa, benimkiler de yapsın, eksik kalmasın” diye bin bir emek yetiştiren bir anne görüyorum.

    Yaptığımız “en iyisini, en fazlasını, en janjanlısını biz yapalım” diye kasmak, sivrilmek değil, aksine herkes ne yapıyorsa o kadarını yapmak aslında :)))

    Sonbaharda birazcık hüzün iyidir boşver. hüznün, duygusallığın, kırılganlığın, yalnızlığın, eksik yanlarımıza odaklanıp içsel hesaplar yapmanın da ruhumuzu beslemek için yeri var. Bu sezonda iyi gider :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Tam da anlatmak istediklerimi benden daha güzel anlatmışsın başakçım. Doğrusu buranın normal hayatına uyum sağlamaya çalışmak tüm yaptığımız. Çünkü hadi biz neyse de çocuklar daha sosyal bir hayata sahip ve o ortam içinde normal kalsınlar tek derdimiz. Onlar etkilenmesin, dışlanmasın.

      Doğrusu hüznümden hep kaçmaya çalışıyordum ama yazıyı yazıp yorumlardan sonra bunu yapmamaya karar verdim. Belki ilk defa doya doya yaşayacağım sonbaharı :)

      Sil
  4. O kadar tanidik, bildik duygular ki, yazmadan edemedim. Londra'da yasiyorum, annemler de kizkardesim de pek gelemiyorlar. Neyse ki ben gidiyorum ama burada tek basinayim. Esim de evde ki sorumluluklari bana devretmis durumda. Ilkokul oncesi benim bilgisizligimden kaynaklanan bir okul problemi yasamistik, nerdeyse hic bir okula kayit edemiyorduk, o sikintiyi hic unutmadim, gecen sene ortaokul zamani geldiginde o kadar cok okul ziyaret ettim ki. Benim eksikligim, buradaki sistemi bilmememden kaynaklanip da kizim hak ettigini kaybetmesin diye. O zaman demek ki boyle olacakmis deyip, hamilelik ve dogum sonrasi tek basima her seyi halledip, lohusayken market alisverislerini yaptim, uzulmedim. Simdi internette anneleri gorunce bazen eger kendimi kaptiracak zamanim varsa, ahlaniyorum ama dediginiz gibi fazla da vaktim yok :) Icimi dokesim varmis benim de. ISte insane bazen boyle geliyor huzun. Yeni okul yiliniz da, binicilik dersleri de hayirli olsun. Sevgiler. Banu

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bizim bu yollardan geçen ilk aile olmadığımızı bilmek rahatlatıyor bazen. Evet kolay değil ama bir şekilde yoluna giriyor zamanla. Arada sırada isyan etmekte sakınca yok tabi. :)

      Sil
  5. Kızmak mı??? Tam tersine, ben kendimden çok şey buluyorum.
    Öncelikle, sonhabar hüznü bende de çok oluyor ve normalde ilkbaharda gülüp geçeceğim şeylere kafamı takabiliyorum. Sanırım bu bilincin kendini kış rutinine hazırlarken duyduğu endişeden.. Bol bol dışarı çıkıyorum ben, mümkünse güneş almaya çalışıyorum, öyle olunca daha iyi geliyor, doğanın onarıcı etkisi. Saatleri ayarlamak gibi vücut da kendini ayarlıyor sanırım.
    Kızın konusunda ne diyebilirim bilmiyorum, hırslı olmak aslında başarının önemli bir koşulu Gece, belki şu an zorlanıyor ama eminim kendi içinde çözecek bir yolunu bulacak ve daha güçlü çıkacak. Senin hiç bir şey yapmana gerek yok, son derece ilgili bir annesin, yeterlisin ve o bunu hissediyor. Büyük olasılıkla herşey yeni olduğu için, alışma evresi bu.. Düşünsene hiç hırsı olmasa, yapamıyorum diye vazgeçiverse, daha fena değil mi? Bence çok doğru bir yolda..
    Bu "yoğunluktan mızmızlanmaya vakit ve enerji olmaması" durumu çok ilginç. Evet anı kurtarıyor ama travma sonrası stres bozukluğunda da gördüğümüz gibi, ortam yumuşayınca birden geçirilenlerin ağırlığı üstüne çullanabiliyor. O nedenle mızmızlanmak bence önemli ve güzel, çekinme yap :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Burdaki arkadaşlarla da konuşuyoruz, her yeni süreçte olduğu gibi bunda da çocuk alışma aşamasında şu anda. Ben ise zaman zaman nerede ne kadar müdahale edeceğimi kestiremiyorum. Bol bol sarılıp sevişiyoruz, geçeceğini anlatıyorum ama o da yaşayınca daha iyi anlayacak.

      Nedende dün bugün o hüznüm geçti, ben de bol bol dışardaydım. Aslında dAha önce de belirtmişimdir, içimi çok kanartan meseleleri çözmeden bırakmıyorum, basit şeylerin ise unutulması iyi oluyor aslında.

      Sil
  6. Size dualarımı gönderiyorum. Allah her işinizi kolaylaştırsın. Ben de kısa süreli yurtdışında yalnız acemi annelik maceramda "türkiye'yi özledin mi?" Diye soranlara bi süre bön bön bakıyordum. Aklım ne yedirsem, ne giydirsem, kimseyi tanımıyoruz sosyalleşmesi için nasıl ortam bulsam sorularıyla doluyken gerçekten istanbul aklıma çok çok az geliyordu. Sizin yoğunluğunuzu okuyunca, düşününce hepsinin altından tek başınıza kalkmanızı çok takdir ediyorum. Bence bunda devamlı bir şekilde blog tutmanın, yazmaya tutunmanın da payı büyüktür. Ben de oradayken blog yazmaya başlamıştım, biraz da sizin sayenizde ve çok iyi gelmişti. Şimdi de devam etmeye çalışıyorum.Eğer iş güç arasında vakit bulursanız kısa süreli maceramız sizle de paylaşmak isterim. mervenurlimongur.blogspot.com

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. AA ne güzel yeni blogları ve hele de düzenli yazıyorsa çok seviyorum. Artık eskisi gibi kalmadı malesef. Hemen okuyacağım. Sevgiler

      Sil
  7. "neleri başarıp başaramadığımı farkında değilim. Bunları değerlendirecek üçüncü bir kişi de yok, kendi kendime değerlendirsem referans alacak kimsem de yok."
    Ay şimdi ağlıyacağım, sen beni anlıyorsun o zaman... Ah tam da bu dedim ,tam da bu işte... Hamdolsun iyiyiz ama yurtdışında yaşamak ne demek heves etmek kolay... Bugun ne düşündüm, benim çocuklarım akrabalarından falan hiç hediye almadan büyüyor gidiyor, bağ kurdukları ve sevildiklerini çok sık hissettikleri kaynak sayısı o kadar az ki... Yalnızlık ve tek başına mücadele kolay değil ve senin bunları paylaşıyor olman da olabilecek en normal şey...
    Sevgiler

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hepimiz dünyanın farklı köşesinde de olsak aynı şeyleri yaşıyoruz. Benzer durum bizde de var. Türkiye’ye gidince çocukları bırakıp hiç dışarı çıkamadım henüz, çünkü durmuyorlar bensiz, çekiniyorlar rahat değiller. Bayramlar, doğumgünleri falan hep yalnız geçiyor. Bizde de durum pek farklı değil.

      Sil