11 Ağustos 2018 Cumartesi

# Düşünceler # günlük yazılar

Neyle Beslenirsen O’sun





Bir süredir sosyal medyadan takip ettiğim Kafka Okur dergisini aldım Türkiye’ye gelince. Mest olmuş şekilde okuyorum, eski sayılarına ulaşmak için can atıyorum. Dergi hakkındaki yorumlara bakılırsa, seveni de var sevmeyeni de. Edebi açıdan yetersiz bulanlar, illüstrasyonlarla desteklenmiş yazıları beğenmeyenler... Edebiyatın içinde olanlar için belki zayıf kalıyordur ama benim gibi edebiyatı seven ama gündelik yaşamımda hiç bulamayan insanlar için ilaç gibi bir dergi. Üstelik illustrasyona da ayrıca ilgim var. Her detayına bayılıdım.

Üstüste böyle şeyler okuyunca, kalemim de süslenmeye başladı. Dümdüz cümlelerimin yerine daha dikkat çekici şekilde nasıl söylesem diye düşünür oldum. Bu sebep sonuç ilişkisi gerçekten hayret verici. Beynime günlük hayat akışından bir tık yüksek bir akış geldiğinde şarıl şarıl çağlamaya başlıyor. Aslında aynı şeyi daha önceleri birçok farklı konuda da tecrübe ediyordum. Fizik çalışırken yeni fikirler üretmek istediğimde, bol bol araştırıp okuyordum; yeni bir logo veya Web sitesi tasarlamadan önce o konseptteki diğer çalışmaları inceliyordum. İncelemeden, okumadan, araştırmadan beynimizdeki ilgili kısımları çalıştırmak, düşünceleri harekete geçirmek ve bunların sonucunda da ilham perisini çağırmak söz konusu değil. En azından benim için öyle, sanıyorum ki birçok insanın da aynı.

Pek kötü bir alıntılama olacak, kimin söylediğini (sanırım eski abd başkanlarından biriydi) ve tam cümleyi unuttum ama geleceğin en büyük sorunu vasatlık olacak demiş bu kişi. Okuyunca yürekten katıldım bu fikre. İnsanlar sıradanlaşmaya başladıkça yaratıcı zeka köreliyor. Yukarıda bahsettiğim gibi beynimize, alıştığının üzerinde bir besleme yaptığında daha üretken oluyor.

Tabi işin bir de şu yüzü var. Şimdilerde insanlar neyle besleniyor? Toplumdaki huzursuzluk, stres, kolayca ateş almaya hazır bir gerilim... Çocuklar daha hırçın, insanlar daha sabırsız, yürekler daha hoşgörüsüz. Yazdıkça uzayacak bu örnekler siz de biliyorsunuz. Bu yüzden yazmak istemiyorum.

Çocuklarımız için en azından ev içinde dikkat etmeli. Onlara huzurlu bir yuva sunmalı, mümkünse ufak ufak bilimle, sanatla, kültürle tanıştırmalı. Sorular sormayı, düşünmeyi tetikleyici davranışlarda bulunmalı. Şefkati, affetmeyi, barışı öğretmeli. Sadece bir lokma beslesek yeter, tadını alınca çocuk kendisi de isteyecek, büyük bir iştahla zaten üretecek. Bakın burada çok önemli bir fark var. Bir beyni ve ruhu beslediğimizde, verdiğimiz şeyi tüketmiş olmuyoruz; aksine geri dönüşlerini de göz önüne alınca çoğaltmış oluyoruz. Bu iyilik de olsa kötülük de olsa böyle. Ve eğer hep kötülük ile devam ederse dünyanın sonunun nereye varacağını tahmin etmek zor değil :/

4 yorum:

  1. merhaba , geçen hafta çınarlıdaydınız sanırım marmara adasında. 1 haftayla kaçırdım sizi :) tanışmayı çok isterdim.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Bir günlüğüne gitmiştik ams çok beğendik keşke daha çok kalmalı bir gezi ayarlansaymışız diye pişman oldum. Kısmet olursa başka zaman inşallah

      Sil
  2. Gelecek nesilleri sevgiyle, bilimle, hoşgörü ile yoğurmalıyız. Kindar yapıyı ancak sevgi ile yenebiliriz. Geleceğe dair hep bir umut var.

    YanıtlayınSil