16 Nisan 2014 Çarşamba

Çiçek Ruhun Gıdası

Pazar günü uçaktan inip eve doğru yola koyulduğumuzda ilk farkettiğim her yerin yemyeşil olduğu idi. Onbeş gün önce ağaçlarda doğru dürüst yaprak yoktu bile.  Ağaçlardan ilk çıkan açık yeşil, neredeyse şeffaf görünümlü yaprakları öyle çok seviyorum ki, yolda giderken bile durup seviyorum. Hatta dün yine böyle severken Helocum da bana eşlik etti ve "baby yaprak" dedi. 


Hollanda demek çiçek demek bunu herkes biliyor artık ama iş yine kişide bitiyor elbette. Baharın bu güzel günlerinde her yer çiçekli. Yol kenarlarındaki hiç açmaz sandığım yeşil çalılar bile çiçeklenmiş. Aşağıdaki fotoğrafta komşulardan birinin bahçesi görülüyor. Mini havuzu ve köprüsü kızımın favorisi. Sağdaki pembe çiçek, bütün kış yeşil olan sert bir çalıydı. Böyle harika çiçekler açacağı aklıma gelmezdi.

 
Lale zamanı geldi ve her yerde görmek mümkün, bahçemizde bile var beş altı tane. Daha lale bahçelerine gitmedik bu hafta sonu gideceğiz inşallah.


Bu fotoğraflar her gün yürüdüğüm yollardan, evin civarları. Bir sürü kanal var yakınımızda. Ördeklerin keyif yaptıkları zamanları seyretmek çok güzel oluyor. Böyle bir doğada yaşama şansına bu ördekler bile sahip ya, İstanbul'da doğadan mahrum kalmış çocuklar için üzülüyorum. 



Bence her insanın doğaya ihtiyacı var. Çiçeği yeşili görmek ruha çok iyi geliyor. Yeşili bol yerlerde yaşayanlar daha az stresli oluyor. Tabi havanın temizliğini de es geçmemek lazım. Burada gece az uyusam bile dinç hissetmemin nedenini buna bağlıyorum ben.


Bu sebeple evlerine yeşil sokmayan insanları anlayamıyorum. Dikkat ettim yine istanbul'da balkonlar çoğunlukla çiçeksiz. Burda da türklerin yaşadığı bölgelerde pencerelerindeki tüllerden anladığım kadarıyla, türk evlerinde pek çiçek yok. Herhalde toplumca çiçeği ekstra masraf olarak görüyoruz. 


Oysa öyle değil. Annem ve babam da bir çiçekseverdir ve şu an balkonları dolu. Çiçeksever insanlar bir birlerine dal, kök yaprak verip çiçeği büyütüyorlar ve çoğaltıyorlar. Böylece hiç masrafsız (yada çok ucuza demeliyim) çiçek sahibi olunabiliyor.


Benim istanbuldaki balkonsuz evimde bile vardı çiçeklerim. Şimdi annemde hala duruyorlar. Helo da evdeki ve dışarıdaki bitkilere karşı çok duyarlı. Bebekliğinde koparmamasını okşamasını söylemiştik, öğrendi. Şimdi gayet nazik davranıyor.


Saksı çiçeği ona verilen emekten kat kat fazlasını geri veriyor. Salonda duran dekoratif bir objeye göre ise çok daha güzel. Çünkü o obje size her gün aynı şekilde bakarken, çiçek her geçen gün farklı bir güzelliğini sergiliyor.

Bu yüzden çiçeksiz yaşayan insanları anlamakta zorlanıyorum ve doğrusu çok şey kaybettiklerini düşünüyorum. Günün herhangi bir anında gözüm çiçeklere takılınca yüzüm aydınlanıyor, çiçekler insana bedava terapi veriyor.

4 yorum:

  1. :) Aaaa aynı konuda yazmışız :) Piştiiii!

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. E mevsim bahar olunca sevenler kavuşunca yaşamak ne güzel

      Sil
  2. Burdada her yer yemyesil.Markete filan giderken icim aciliyor :)

    Bizim cocuklar nerde cicek papatya gorseler illa bana getiriyorlar :) Kopartmayin yazik ciceklere desem de Ahmedin bu hareketine engel olamiyorum.Anneee supyuuss diye heyecanla geliyor :))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Supyussunu yerim onun, bazen dila da koparıyor ama hırpalamıyor önemli olan o. Gecen gün gördüm bir ufak çocuk çiçeklerle bezeli bir çalıyı resmen yoldu

      Sil