bebek eşyaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bebek eşyaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Kasım 2014 Pazartesi

Tığ İşi Bebek Beresi

Kasım 10, 2014 3 Comments

Daha önce blogumda bu bereleri yazmıştım sanırım, kızıma birkaç tane örmüştüm çünkü. Şimdi de bir tane Nova için ördüm tabi. Bu sefer biraz renk kattım. 

Bebek beresi örerken yüzde yüz pamuk ipleri tercih ediyorum. Diğer örgüler doğrudan cildine temas etmeyebilir ama bere öyle değil. Özellikle yenidoğan bebek için örmeyi düşünüyorsanız, böyle iplikleri  tercih edin. Çoğu markanın artık bebek ipliği diye satılan, genellikle soft renklerde doğal ipleri var.

3 numara tığ ile ördüğüm bu bereyi, düz renk veya renkli, kulaklı veya kulaksız, istenirse üzerine sonradan göz ağız vs yaparak karakterli şekilde hazırlamak mümkün. Ben bir çok kişinin aksine kulak kısımlarını ayrıca değil hiç koparmadan yapıyorum. Bu yaptığım bere için sayısal bilgiler vereceğim ancak önce bazı püf noktaları yazayım.

1)Berenin başlangıç sırasındaki trabzan sayısı, berenin büyük/küçük oluşunu etkiler. Bu yüzden büyük boy berelerde ilk sırada daha çok trabzan olmalı (dolayısıyla ilk halka daha çok zincirle başlamalı)
2)Kafanın tepesini oluşturacak ilk 5-6 sırada, örgü dümdüz bir örtü gibi değil de çok hafif çanak şeklini alacak şekilde ilerlemeli. Fakat tam çanak şekline de asla dönmesin.
3) yine tepe kısmı yaparken marullanmamaya dikkat edilmeli (fırfırlı olmamalı).
4) tepe kısmı yeterli genişliğe ulaştıktan sonra hiç arttırma yapmadan örmeye devam ediyoruz. Bu sayede tam bir çanak şeklini alacak. 
5) çocuğun kafasına uyacak kadar sıra ördükten sonra bereyi bitiriyoruz ancak, eğer benim yaptığım gibi kulaklı yapılacaksa biraz daha kısa seviyede tutmak gerekiyor. Çünkü kulakla birlikte örerken, alın ve ensede bir miktar sık iğne örgüsü daha olacak.

2. ve 3. maddelere dikkat edecek şekilde, tepe kısmını oluşturan sıralarda yapılacak arttırma miktarını keyfi olarak belirleyebilirsiniz. Ben genelde öyle yapıyorum ancak çok sayıda ördüğüm için üç aşağı beş yukarı bir düzen oturmuş oldu. Buna göre aşağıya yazacağım arttırma düzenini, başlangıçtaki trabzan sayısını ve kafanın tepesini oluşturacak sıra sayısını değiştirerek her ebatta bere için uygulayabilirsiniz.

Resimde görülen berenin ebatı 0-3 ay bebeklere uyan boyutta. Pek tabi ki kullanılan ipin kalınlığı, elin sıkı veya gevşek örmesi gibi sebeplerden verdiğim ölçüler bire bir tutmayabilir. Bunun için en iyisi model olarak bir penye şapkayı kullanmak veya doğrudan çocuğun başına ölçerek ilerlemek.
  •  4-5 zincir çekip bir halka yapıyoruz ve içine 12 trabzan dolduruyoruz. (1.sıra)
  • sonraki sırada her trabzanın üzerine çift batarak iki trabzan yapıyoruz (2.sıra)
  • 3. sırada bir trabzana tek, bir trabzana çift trabzan yapıyoruz. Yani bir atla bir çift yap.
  • 4. sırada iki trabzana tek, 3. ye çift doldur. Yani iki atla bir çift yap.
  • 5. sırada aynı mantık üç atla dördüncüye çift doldur.
  • 6. sırada dört atla, beşinciye çift doldur

ve böylece arttırmalarımız bitiyor. Genelde sıra sonunda bu atlama düzeni denk geliyor ama gelmese de sorun değil, yettiği kadar bırakıyoruz.

Bundan sonra 4 sıra daha düz hiç arttırmadan örünce berenin kulaktan önceki sonuna gelmiş oluyoruz (resimdeki bere için konuşuyorum). Fakat ben fotoğrafta görüldüğü üzere renkli şeritler yaptım onu da anlatayım:
  • 7. sırayı arttırmadan düz beyaz ördüm
  • 8. sırayı arttırmadan mavi ördüm
  • 9. sırada trabzan değil sık iğneye geçtim. Bir beyaz bir yeşil ve yine bir beyazdan oluşan üç sık iğne sırası bir trabzan sırasına eşit yükseklikte oldu. Bu yüzden onu tek sıra gibi düşünebiliriz.
  • 10. sırada yine mavi bir trabzan yaptım.

Bundan sonra kulak-alın-ense kısmına başlayacağımız için duruyor ve toplam trabzanları sayıyoruz önce. Kulaklara 14 x2 adet trabzan (daha büyük bıylarda 16-17 ye çıkabilir) ayırıp, geri kalan sayıyı aşağı yukarı ikiye böleceğiz, ancak alın enseye göre daha açık olmalı. Benim beremin sayıları üzerinden konuşacak olursak 72 adet trabzan vardı. Sağ ve sol kulak için 14x2=28 trabzan ayırdım. Geriye kalan 44 trabzanı neredeyse eşit iki parçaya ayırıyoruz ense ve alın için. 22-22 ayırmak da mümkün ama kulakların arkaya daha yakın olduğunu düşünürsek 20 ense 24 alın ayırmak daha uygun olacaktır.

Başlangıç çizgisinin arka ortaya gelmesi için, ense sık iğnelerine geçişte 20 trabzanın 10 tanesine sık iğne doldurup, kulak bölümüne geçerken 14 tane trabzan yapıyoruz. Sonra alın bölümü için 24 sıkiğne ve diğer kulak için 14 trabzan ardından ensenin geri kalan 10 sık iğnesini de yaparak sırayı tamamlıyoruz. Sonraki sırada kulak trabzanlarını baştan ve sondan birer azaltacağız, yani 14 yerine 12 trabzan olacak, diğer yerler yine sıkiğne şeklinde. Her sırada kulak trabzanlarını ikişer azaltmaya devam ediyorum, bu kısmı ne kadar uzatacağınız yine size kalmış ancak ben yukardaki resimde 4. sırada bitirdim. Bitireceğim son sırada alın ve ense kısımlarına sık iğne yapmak yerine ip atlatma (yani ilmeği ipi üstüne almadan çıkarıyorum) yapıyorum ki daha da kalınlığa sebep olmasın.

Umarım anlatabilmişimdir.

9 Mayıs 2012 Çarşamba

Banyo Süngeri

Mayıs 09, 2012 16 Comments

Daha hamileliğimde alışveriş listemi hazırlarken banyo filesi yerine sünger almaya karar vermiştim. 3. ayda yaptığım İstanbul ziyaretimde ise satın aldım ama sonra valizde yer kalmayınca annemde bıraktım. Sonradan gördüm ki burda da varmış (daha önce görmemiştim, kaydırak gibi aparatlar vardı ve file de hiç görmedim) ve hemen aldım. Okuduğum kadarıyla eğer lavabo büyükse, süngeri lavaboya koyup da bebeği yıkamak mümkünmüş. Ben de bebek için ayrıca küvet almayıp, bizim küvete koyup sünger üzerinde yıkarım diye düşünmüştüm.

Sonradan bizim yıkandığımız küveti pek hijyenik bulmadım. Çok eski olduğu için ne kadar temizlesem de gözüme pis geliyor. Bu yüzden ayrıca bebek banyo leğeni de aldık ama daha çok içindeki dereceye vuruldum, daha önce görmemiştim.


Plastik bir derece var. Basitçe üç kısımdan oluşuyor. Aşağıdaki resimde siyah kısımda su sıcaklığı 36-38 derece arasında ise gülen bebe simgesi, >38 ise alev sigesi çıkıyor. <36 da ise bir simge daha çıkıyor ama şimdi hatırlamıyorum, pek görmedim çünkü :)


Yaklaşık üç haftadır hergün tek başıma yıkıyorum kızımı. Sünger ise işimi çok kolaylaştırıyor. Önce küvete su dolduruyorum ve süngeri koyuyorum. Aynı deniz yatağı gibi sünger suda batmıyor ve üstünde biraz su oluyor. Hatta bebeği koyduğumda dahi batmıyor. Fileye göre sırtına sıcak su değdiği için daha iyi olduğunu düşünüyorum. Bebek süngere tamamen yatırılabilir ama ben kulaklarını daha iyi kontrol edebilmek için bir elimle başını hafif kaldırıyorum, gövdesi tamamen yatmış oluyor. Diğer elimle ise su doküyor yada sabunluyorum. Helo banyo yapmaya çok alıştı, yatınca seviniyor ve ayaklarını çırparak eşlik ediyor :)

Aşağıdaki resimde ise sıcak su torbamız :) Bazen karnını üşüttüğünde (normalden fazla kustuğunda üşüttüğünü düşünüyorum) gece ayaklarının altına koyuyoruz sabaha düzelmiş oluyor.


Dip not:Resimde sağdaki oyuncağı da ben örmüştüm

20 Ocak 2012 Cuma

Loading Baskılı Body

Ocak 20, 2012 2 Comments

Bu baskıyı daha önce gördüğümde kesin yapacaklar listeme girmişti. Bu amaçla düz beyaz bir body almıştım ama tekstil kaleminin azizliğine uğrayıp yazının bir kısmı bozuldu. Şimdi pek içime sinmedi ama bir süre beklicem sanırım. Belki üzerine keçeden yada kumaştan aplike yaparım bilmiyorum .

Resimde de görüldüğü gibi kıyafetleri yıkayıp ütülemeye başladım yavaş yavaş. Şimdi yanımda bir askılık dolusu kıyafet daha bekliyor. 
Eğer bu baskıyı yapmak isteyenler olursa diye, yukarıdaki resmi yeni sekmede açıp kaydetmek mümkün.

29 Aralık 2011 Perşembe

Helo'nun Gardırobu

Aralık 29, 2011 20 Comments

İstanbul'dan gelirken, çoğunu oradan aldığımız eşyaları getirmiştik. Bunlar geldiğinden beri valizde duruyordu. Bir yandan içimden eşyaların gözümün önünde olması geçiyor, bir yandan da aman kirlenmesin diye kendimi tutuyordum. Minik dolabımız geldikten sonra en azından bir dökeyim, neler varmış hatırlayayım dedim. Nasılsa hepsi daha sonra yıkanıp ütülenecek, şimdiden özlemimi gidereyim diye döktüm hepsini yatağa.

Uzun bir post oldu, bol resimli, ve tabi valizden çıktığı için eşyalar da biraz kırışık.


Bu battaniye-havlu benzeri şeyi annem pazardan almış 4 liraya. Pek kaliteli birşey değil ama öyle yumuşacık ki. Bir de üzerindeki resim beni benden aldı zaten. Favorilerim arasına giriverdi.


Resimdeki battaniyelerin pembe olanını tescodan almıştım, alttaki mavi desenliyi ise annem dikti. Ordayken birgün pazara gitmiştik ve çok güzel parçalar bulduk. Bu battaniyenin kumaşı ise sanırım 5 lira idi. İki kat halinde diktik. Çok yumuşak ve pamuklu bir kumaş.


Bu da alt açma olarak geçen bir takım. İçi elyaflı kalın bir malzeme. Eminönü'nden almıştım. Takımda bir de yorgan gibi kalın battaniye var (solda). Alt açma kısmı fermuarlı cep gibi yapmışlar. Bebeği uyku tulumu gibi içine sokmak için. Tabi bunun üzerinde altını almam herhalde. Daha çok bebeği yatırmak için sanki. Zaten üniversiten hocam bir gün koca bir çanta hediye ile gelmişti. Aşağıdaki kurbağa alt açma ise ondan gelenlerden. Bunun diğer tarafı plastik olduğu için, daha kullanışlı olacak sanırsam.


Bebek beşiğini henüz almadık ama klasik beşik takımlarından istemiyordum. Aslında sonradan hoşuma gidenler de oldu ama buradakiler özellikle çok pahalı geldi bana. Belki yine dayanamam alırım bilmiyorum. Bebek odasında (tabi bizim köşemiz olacak) kullanılan eşyaların renkli olmasını seviyorum. Zaten bizim de renklerimiz mavi fıstık yeşili ve kırmızılardan oluşuyor çoğunlukla. Aşağıda kırış kırış görünüyor ama, annemle diktiğimiz nevresim + beşik takımı var. İnşallah beşiğimiz gelince ütülü ve serili halde de paylaşırım.  


Bu kumaşları ikeadan almıştım. İki çeşit aldım çizgili ve desenli. Üç tane yastık yaptık, yastıkların iki yüzü de farklı. Yani bir tarafı desenli bir tarafı çizgili. Yastıkların köşelerinde bağlamak için ipler yaptık beşiğin baş tarafına üç kenara bağlamak için. İki yüzlü olduğu için canım sıkıldıkça değiştireceğim. Zira yorgan kılıfını da iki yüzlü yaptık (bir tarafı desenli bir tarafı çizgili) ve çarşaf olarak da iki tane çarşafımız var (biri ondan biri diğerinden)


Anneme diktirdiğim bir diğer şey ise yukarıdaki cepli şey ( torba mı desem organizer mi desem bilemedim) ve kutu kılıfları. Bu daireli renkli kumaşı yine pazardan almıştık. Kocaman bir parça 2,5 tl ye. Kumaş masa örtüsü olarak kullanılan, leke tutmayan naylonumsu bir kumaş. Ben de hem bir masa örtüsü hem de bu aşağıdakileri yaptırdım. Cepli organizeri, beşiğin bir kenarına bağlamayı düşündüm. Duvara falan da asılabilir belki, yada alt açma dolabının yanına, şimdiden kestiremiyorum. İçine el altında bulunması gereken malzemeleri oyuncakları, emzik vs koyacağım.



Bir de aynı kumaşı, yine ikeadan aldığım 6 lı kutuya kılıf olarak düşündüm. Şifonyer üstü alt açma bölümü oluşturmak istiyorum ve bir tarafında cepli organizer yer alırken, bu kutuları da raflara yada yakınlarına koyduğumda uyumlu renkli bir görüntü olacak. Kutulara şimdilik kıyafetlerini koysam da, bir kısmında bezleri, kremleri vs olacak. İşte bezlerini şimdilik yerleştirdim:


Çoraplarımız patiklerimizi döküp bu kutuların en miniğine yerleştirdim.


Badilerimizi de kutulardan bir diğerine 


S-M-I-L-E :)



Daha Helo'nun cinsiyetini bilmiyorken aldığım için hastane çıkışı takımı unisex oldu. Bu takımda ayrıca banyo havlusu da vardı o yüzden ayrıca almadım. Gerçi sonradan iki banyo havlumuz daha oldu ama :)


Bir takım hastane çıkışı daha hocamdan gelen paketteydi. O zamanlarda da cinsiyetini bilmediğimiz için bu da yeşil oldu. Bu iki hastane çıkışında da penye battaniyeler olduğu için, battaniyelerimiz bir hayli fazla oldu sanırsam. Bir de örmekte olduğum beyaz tığ işi bir battaniye var.



Yakın zamanda Egehan'dan tecrübe ettiği için, ablam tulumlardan ziyade alt üst takımları önermişti. Kustuğunda yada altı battığında komple değiştirmek yerine tek parça değiştirmek daha pratik oluyormuş. Egehan'dan ufalan bolca takım bize kaldığı için (solda, bir kısmı hala İstanbul'da gelecek) ben fazla almadım. Sağdakileri kayınvalidemle çarşıya gittiğimizde almıştık. Bir de hastane çıkışlarında böyle takımlar var. İlk üç ay için yeterli olur diye düşündük. 

 

E tabi yine tulumlarımız da var.


Yine kayınvalidemle gittiğimiz zaman aldığımız yumuşacık havlu takımlar. Buralarda Nisan ayının soğuk olacağını düşünerek kalın kıyafetler de aldık ama sanırım biraz abarttık, zira pembeden olandan iki tane aldık, bir de yelek ve alt takım yaptık. Yeleğin altındaki eşofman da, içi aynı havlu kumaştan bir katman içeriyor, kalın ve yumuşacık.


Çocuk kıyafetlerinin hep yumuşak esnek ve rahat olması gerektiğini düşünüyorum. Tabi kolay çıkarılıp giydirilen olması da lazım. 


Bunlar da yeleklerimiz, favorim kahverengi olan. Çok sevdiğim bir arkadaşım daha yeni hamile kaldığımda kız olacağını hissetmiş ve göndermişti. Kendi elleriye örmüş, modeline renklerine bayıldım. Diğer örgüler de annemden. Zamanla ben de öreceğim ama daha ilerki yaşlar için düşünüyorum.


Bu takım da aramızda 7 haftalık fark olan çocukluk arkadaşım Nes'den. Onun da bir kızı olacak ve Helo ile oynayacakları günleri iple çekiyoruz. 


Şimdilik kutulara koydum eşyaları, resimlerini eklemediğim, mendiller, şapkalar ve zıbınlar da var.


Aldığım minik dolap böyle birşey. Çok kaliteli değil ama bırakacak olduğumuz için fazla pahalı olsun istemedim. İçine biraz daha raf eklemeliyim belki, çekmeceleri yetersiz ama duvara raflar da yapacağım. Şu an tüm eşyalar dolaba sığdı, fakat elbette nevresim ve yastıklar yerleşecek, sonra bazıları raflara gelecek, bir kısmı da sürekli kirli olacak tabi :) Bir de evde hiç kullanmadığımız aşağıdaki dolap var. Dolap eski ve çok hoş bir modeli var bence. İçini iyice inceledim, oldukça pürüzsüz ve sağlam bir ahşaptan yapılmış. Yine ikedan askılığa takılan bez raflardan alacağım ve dolabı da Helo'nun kullanımına açacağım, tabi önce iyice temizleyip havalandırdıktan sonra.