oyuncak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
oyuncak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Temmuz 2017 Cuma

Evde Oyun Alanları

Temmuz 28, 2017 4 Comments
Çocuklu evlerin en büyük problemlerinden biri, gitgide büyüyen oyuncak nüfusu, bu oyuncakları koyacak yer sıkıntısı ve tabi ki oyuncakların sebep olduğu dağınıklık. İki çocuklu bir ev için oyuncak sayımız çok az olmasa da gördüğüm bazı evlere göre fazla da değil. En azından oyuncakların dağılımı dengeli ve çoğu özel amaca yönelik.

Bir yıl önce salonu yeniden dekore ederken oyuncakların gruplanmasını ve yerleşimini yeniden düzenledim ve bir yıldır düzenimiz aynı şekilde devam ediyor. Bizim evimiz katlı olduğu için oyun alanı olarak üst kattaki çocuk odasını değil salonu kullanıyoruz. Bir yıl önce henüz onları odalarında bırakacak yaşta değillerdi ve eğer onlar orada kalırsa benim de başlarında durmam gerekecekti. Salonda olunca hem ben işlerimi yapıyor hem de onları gözetebiliyorum. Bu düzenleme zamanlarında okuduğum bir makale şöyle diyordu. Oyuncakların dağınık ve gruplanmamış olduğu bir odada çocuklar en fazla 5 dakikalık oyunlar kurabiliyorken, oyuncakların kategorilendiği, yeterli boş alanın olduğu ve toplu bir odada saatlerce oynayabiliyorlar ve yaratıcı oyunlar türetebiliyorlarmış. Gerçekten de benzer etkiyi ben de düzenlemeden sonra gözlemledim. Neler yaptım yapıyorum madde madde yazmak istiyorum.


Salonu mutlaka toplu, ferah ve aydınlık tutmaya çalışıyorum. Bir grup oyuncak yere dökülüp oynandıktan sonra tekrar yerine konulur ve ancak bu şartla diğer oyuna geçilir. Bazen iki farklı grup oyuncak da dökülüyor (salon büyük olduğu için yer sorunum yok ama) oyunlar sonunda mutlaka toplanıyor. Çocuklar bu döngüye alıştıkları için artık kendi topluyorlar veya bazen zorlanırlarsa beraber topluyoruz.

İkinci olarak oyuncaklar mutlaka gruplanmış haldedir. Bu gruplana oyuncak türüne göre de olabilir, onların oynayış şekline göre de (mesela birkaç araba ve birkaç insan figürünü beraber oynamayı seviyorsa aynı kutuya koymak gibi). Bizde bu gruplar şöyle, legolar, ahşap ve metal trenler, arabalar, minik oyuncaklar (hepsi grubuna göre şeffaf zipli poşetlerde), müzik aletleri, puzzle bölümü, boyalar, oyun hamurları... gibi.

Üçüncü mevzu bu oyuncaklar çocuğun kendi alabileceği yerlerde, kendi açabileceği kutularda ve her oyuncak her zaman aynı yerde olması. Yerlerini hep aynı tutunca, çocuk istediği zaman istediği oyuncağı alır ve işi bitince yeniden ona koyar. Bizim iki tane içinde birden fazla grubun bulunduğu karışık oyuncak kutumuz var. Bazen onlar karışıyor, ayda bir falan yeniden ayıklıyor ve herşeyi yerine koyuyorum. 

Oyuncakların çoğunu çocuğun yaratıcılığına imkan veren oyuncaklar olarak seçiyorum ama zaman geçtikçe okullardan hediye olarak gelen, restoranlardan verilen gibi genelde ucuz ve pek bir işe yaramayan oyuncak stoğu oluşuyor. Bu tip oyuncakların oynanma ömürleri genelde kısa oluyor. Bunları ara sıra ayıklayıp çöpe atıyor veya çevremizde isteyen çocuk olursa onlara dağıtıyorum. Bunları kontrol altında tutmak önemli. Gün geliyor hiç bir işe yaramayan bir kutu plastik oyuncak doluyor ev.

Bir diğer dikkat ettiğim konu ise evin boş ve düzenli olması kadar bazı oyunlar için çocuğa hazır alanlar sunmak. Bazı annelere göre bu dağınıklık olarak kabul edilebilir tabi ama ben o kadarını göze alıyorum. Salondaki çocuk masasının yakınında boya kalemlerinin ve boş temiz kağıtlarının olmasına özen gösteririm. Kızım piyanoya gittiği için evde çalıştığı org, ortada kolayca erişebilecekleri yerde (oğlum aklına estikçe gider çalar). Duvara yapıştırdığım kara tahtanın yanında hep bir kutu tebeşir vardır, bunu görmezlerse yazmak akıllarına gelmez. O dönem favori olan oyuncakları da ortadadır (mesela oğlumun araba kaydırdığı otopark oyuncağı bir köşede yerdedir, kızımın Littlest pet shop oyuncaklarının evi oyun masasının üstündedir ). Bu ortadaki oyuncaklar onlara ilham olur diğer parçaları alıp oynarlar. 



 Bazen ben de oynuyorum tabi 😉


Bazen oynayacak şey bulamazlar hadi derim bütün oyuncakların olduğu yerlere sırayla bakın, sonra bulup birini seçerler.

Asla yapmamaya çalıştığım şey ise büyük bir kutuya tüm oyuncakları yığmak, kutuları üstüste istiflemek ve tamamen bomboş bir oda bırakmak. Bu durumda benim çocuklar tablet ve telefonlara saldırıyor. Tabi onları da oynuyorlar ara sıra ama, kızım boyaların cazibesine kapılıp resim yapmaya, oğlum kitap dolabına gidip kitaplara bakmaya daldığında kurduğum düzenin en azından şimdilik bizim için işe yaradığını görünce mutlu oluyorum. 

11 Nisan 2017 Salı

Oyuncak Kütüphanesi

Nisan 11, 2017 8 Comments


Bir süredir yazmayı istediğim yazıları yazamadığım için hızlıca yayınlamak istiyorum. Bunlardan biri tesadüfen keşfettiğimiz oyuncak kütüphanesi.

Hollanda'da çocuklar toplumda öncelikli konumdadır. Mutlaka yolda selam verilir, doktora veya onunla ilgili olmayan bir mekana bile gidilse çocukla el sıkışılır mutlaka bir göz kontağı kurulur. Böyle bir yerde elbette ki yeterli çoklukta parklar ve oyun alanları var. Her mekanda çocuklar için bir oyun köşesi illa ki var, okullar oyuncak dolu olmasına rağmen ayrıca oyun odaları var falan. Gerçekten internette dolaşan En Mutlu Çocuklar Hollanda'da haberleri boş değil. 

Bunun dışında ikinci el kavramı çok yaygın olduğu için oyuncaklar ikinci el rahatça bulunuyor. Fakat buradaki ikinci el olayı Türkiye'den farklı gördüğüm kadarıyla. Orada gerçek fiyatından biraz daha ucuza belki en fazla yarı fiyatına satılır, burda ise elden çıkarma amaçlı, bedava verir gibi 50cent 1eu, çok pahalı oyuncaklar 5 eu en fazla. Mesela kızıma ses çıkarıp kafasını kulağını falan oynatan bir oyuncak atı (orijinali 100eu civarı) 3 eu ya almıştık. Yani her çocuk oyuncağa kolayca ulaşabilir.

Oyuncak bulmak kolay ama bir süre sonra ev oyuncaktan geçilmiyor. Ucuz bulunca herşey almak istiyorlar. Bir de itiraf edeyim ben bu duruma yabancı olduğum için olsa gerek onlardan çok ben almak istiyordum gördükçe. Ay bununla da oynar, ilerde bunu sever diye diye :) Elbette ki sonra buna alıştım ve kendimi durdurdum. Oyuncakların yeniden evden gönderilmesi için çaba göstermeye başladım. Şimdilik denge sağlandı diyebilirim  ama bunları ayıkla veya satmak için foto çek yazışmaları yürüt falan hep ekstra iş. Tabi çevremizdeki bizden küçük çocuklara çok verdim ve vermeye devam ediyorum.

5-6 ay önce oyuncakları kısmen ayıklamış, gruplandırmış ve evde daha ferah bir ortam hazırlanıştım. Hatta bu işe giriştikten sonra bir uzman yazısı okumuştum. Çocuklara çok oyuncak gerekli değil belli başlı oyuncaklar yeterli diyordu -ki bu aslında hep duyduğumuz şey- bir de oyun alanının karışık olmaması önemli diyordu. Karışık oyuncaklar arasında çocuk birkaç dakka oynuyorken, toplanmış ve gruplanmış oyuncaklarla saatlerce oynayabilirmiş. Ben de bunu gözlemledim. Şimdi belli başlı vazgeçilmeyen oyuncaklarımızın her biri farklı yerde ve istediklerinde alıp oynuyorlar. Diğer öbür cıvırlar ise hep attım.

Konuyu bir türlü oyuncak kütüphanesine getiremedim ama az kaldı :) Tüm anneler iyi biliyor ki oyuncakların oynanma ömrü çok uzun değildir. Özellikle belli başlı oyuncaklar dışında (legolar, bloklar, arabalar falan) fakat bir yerlerde mağazalarda falan görüp de illa ki istiyorlar. Yine kızım puzzle yapmayı çok sever ama bir süre sonra sürekli yeni puzzle almak gerekiyor ve evde kutulardan dağ oluyor. İşte oyuncak kütüphanesi bu açıdan çok cazip.

Pencereden oyuncakları görünce bir oyun alanı zannettiğimiz, içine girince oyuncak kütüphanesi olduğunu anladığımız Speel-o-theek adlı mağazalar var Hollanda'nın çeşitli yerlerinde (speel oyun demek otheek ekini de bibliotheek benzemesi için eklemişler) . Çeşitli üyelik seçenekleri var. Bunlar belediye ve gönüllülerden oluşan kurumlar olduğun için ücretler az. Her üç haftada bir çocuk başına üç oyuncak alıp götürebiliyorsunuz. Ve oyuncak başına 30cent gibi bir depozito ödüyorsunuz. Neler yok ki çok çeşitli oyuncaklar, bisikletler, arabalar... Aşağıdaki görselde neler bulabileceğimiz yazıyor.



 

Puzzle ve yaratıcı oyuncaklar açısından kızım için tam bir cennet. Oğlum da eve almadığımız kocaman kamyonlar, üzerine binip sürebileceği arabalar, yaşına uygun puzzlelardan hoşlanıyor. Şimdiye kadar üç kez oyuncak aldık, artık her gidişimizi sabırsızlıkla bekliyorlar ve işin bir diğer artısı onları geri vereceğimizi bildikleri için zarar vermeden oynamayı, oyuncağa aşırı bağlanmamayı (geri verecek ama başka alacak), bu döngünün farkında olmayı, paylaşmayı ve belki henüz farketmediğimiz bir sürü şeyi öğreniyorlar. İnstagram'da bu olaydan bahsettiğimde birkaç girişimci anne bu fikre sıcak baktı. Belki yakında ülkemizde de görürüz kim bilir?